|
Sosyal hizmet uzmanı ve engelli arasındaki iletiÅŸim çok önemlidir. Bu çalışma zihinsel engelliler ve uzman arasındaki iletiÅŸim üzerine planlanmıştır. Sosyal hizmet uzmanının engelli kiÅŸi ile kurduÄŸu hertürlü mesleki iliÅŸki iletiÅŸime dayalıdır. Uzmanın kurduÄŸu iliÅŸki ise onun engelliye nasıl baktığına göre deÄŸiÅŸmektedir. Bu nedenle çalışmanın ilk başında engellilikle ilgili olarak teorik yaklaşım ve engellilik tanımları üzerinde kısaca durulacaktır. Çalışmanın ikinci bölümünde ise sosyal hizmet uzmanı ve engellinin etkileÅŸimi ele alınacaktır. Son bölümde, zihinsel engelli ile iletiÅŸimde oyunun önemi üzerinde durulacaktır. GiriÅŸ Sosyal hizmet mesleÄŸinin en önemli uygulama alanlarından birisi engelli, engelli ailesi ve engelli nüfusu bulunan toplumdur. Engelli olmayan toplumlar hemen hemen hiç yok gibidir. Ancak engellenen nüfusu az ya da fazla olan toplumlar sözkonusudur. GeliÅŸmekte olan ya da az geliÅŸmiÅŸ toplumlarda engelli nüfus daha fazla geliÅŸmiÅŸ sanayi ülkelerinde ise daha az olarak tahmin edilmektedir. Az geliÅŸmiÅŸ ya da geliÅŸmekte olan toplumlarda engelli nüfusun artmasına yol açan faktörler daha fazladır ve engelli olmanın önlenmesi de zordur. Engellilik, doÄŸuÅŸtan ve kazanılmış olmak üzere iki ana grupta toplanabilir (BÖZİ 1999). DoÄŸuÅŸtan olan engellilikte doÄŸum öncesi, doÄŸum sırası ve anne ile ilgili faktörler çok belirleyicidir. Akraba evlilikleri, kalıtım, toplumda yaygın saÄŸlık hizmetlerinin olmaması ya da bu hizmetlerin bölgeler arası eÅŸit olmayan ÅŸekilde dağılmış olması, kadın eÄŸitiminin çok düÅŸük olması, anne olma yaşının küçüklüÄŸü, doÄŸum öncesinde annenin saÄŸlık kontrollerinin olmayışı, çok çocuk dünyaya getirme, doÄŸumun saÄŸlık personeli gözetimi altında yapılmaması,doÄŸum sırasında çocuk ve annenin bazı risklerle karşı karşıya kalması, bulaşıcı hastalıklar, çeÅŸitli çocuk hastalıkları, ateÅŸlenme ve benzerleri doÄŸum öncesi ve doÄŸum sırasında engelliliÄŸe yol açan faktörler olarak sayılırlar. DoÄŸumdan sonra kazanılmış engelliliÄŸe yol açan faktörler olarak ise kazalar, hastalıklar ve doÄŸal afetlerdir. Engelli olma durumu ile ilgili olarak öncelikle engeli bulunan kiÅŸilerin özel durumlarını belirleyici ortak isim bulmakta zorluk yaÅŸanmaktadır. Özürlülük, engellilik, sakatlık, anormallik, muhtaçlık gibi çeÅŸitli isimlendirmeler arasında ortak bir noktada buluÅŸmak mümkün olmamaktadır. İkinci olarak ise engelli yada engelliliÄŸin tanımlanması açısından bir güçlük sözkonusudur. ÇeÅŸitli kurum ve kuruluÅŸlar engelliliÄŸe bakış açılarını tanımlarına yansıtmaktadırlar. ÖrneÄŸin, 1475 Sayılı İş Kanunu, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu,506 Sayılı S.S.K. kanunu, 1479 Sayılı BaÄŸ-Kur Kanunu, 5434 Sayılı Emekli Sandığı Kanunu, 2828 Sayılı SHÇEK kanunu, 192 Sayılı gelir Vergisi Kanunu, 2916 Sayılı Özel EÄŸitime Muhtaç Çocuklar kanunu gibi. Ulusal mevzuatımızın içinde engelliler ile ilgili yaptırımların yanı sıra her kurum kendine göre engelliliÄŸi ve engelli olan kiÅŸiyi tanımlamıştır. Uluslararası mevzuat açısından bakıldığında ise, Uluslararası Çalışma Örgütü(ILO), Dünya SaÄŸlık Örgütü(WHO), BirleÅŸmiÅŸ Milletler(UN)’in engellilik ile ilgili tanımlarının olduÄŸu görülür. EngelliliÄŸin tanımlanması engelli olma durumuna nasıl bakıldığını göstermektedir. Bu nedenle engelli olma durumun tanımlanmasından önce kısaca engelliliÄŸi ele alan bazı yaklaşımlar üzerinde durulacaktır. Teorik Yaklaşımlar EngelliliÄŸi tanımlamak hiç kolay olmayan birÅŸeydir. Teorik yaklaşımların öncelikli hedefi konuya zemin oluÅŸturmak ve yine konuya hangi açıdan nasıl bakıldığını göstermektir. Engellilikle en çok bilinen teorik yaklaşımlar medikal, sosyal, politik, kültürel(Gilson ve Depoy,2000) bakış açılarıdır. Bu yaklaşımların yanısıra engelliliÄŸe ilgili olarak olumlu duygu ve düÅŸüncelerin geliÅŸtirilmesine yönelik model çalışması da bulunmaktadır(Swain, French,2000) de bulunmaktadır. Engellilikle ilgili ilk teorik yaklaşım olan medikal modelin tıpta kullanılan hastalık bakışından doÄŸduÄŸu bilinmektedir. Bu görüÅŸ engelliliÄŸi bireysel bozukluklar ve biyolojiye baÄŸlı olarak açıklamaktadır. Özellikle “normal” olmanın çok yaygın olduÄŸu bir dönemde ortaya çıkan bu görüÅŸ, engellilerin “normal” olması için gerekenler üzerinde durur(Arıkan,2001). Sosyal model ise sosyal olarak yapılandırılmıştır. Engellilere yönelik olumsuz tavırlar, engellilerin sınırlı fiziksel hareket etmeleri,sınırlı iletiÅŸimleri, ya da kaynaklardan sınırlı yararlanıyor olmaları, istedikleri ÅŸekilde rollerini yerine getirmelerine fırsat tanınmaması sosyal modelin geliÅŸmesini hızlandırmıştır. Engellilik bir insan farklılığı olarak görülüp, tedavi edilmesi ya da rehabilite edilmek zorunda olunan bir özellik olarak deÄŸerlendirilmemektedir. Bu bakış açısına göre, kiÅŸinin iletiÅŸim içinde olduÄŸu sosyal yapı ve hizmetler tarafından bu durum “problem” olarak görülmektedir. Engelli insanları deÄŸiÅŸtirmeye çalışmak ya da onu engelli olarak tutmak yerine tüm psikolojik, fiziksel,sosyal,mesleki geliÅŸimi engelleyen çevresel ve sosyal engellerin kaldırılmasını ve hizmetlerin sunulmasını öngörür(Gilson ve Depoy,2000). Politik ve kültürel yaklaşımların çıkış noktaları sosyal model olmaktadır. Politik model sosyal modele çok benzemektedir. Bu görüÅŸe göre, engellilik, bireyin çalışma ve bir sosyal gruba ekonomik katkılarda bulunma kapasitesine müdahale eden bir koÅŸul olarak görülür. Satınalma gücü olanlar tarafından elde edilen bazı ayrıcalıklar engelli kiÅŸilerden parça parça ya da tamamen uzak tutulmuÅŸtur. Çünkü engelli kiÅŸilerin deÄŸiÅŸecek ÅŸeyleri yoktur. Bu görüÅŸe göre engellinin içinde yaÅŸadığı toplum, politikalar, mevzuatlar ve hatta sosyal deÄŸiÅŸmeler engelliye uygun deÄŸildir. Ancak gelecekteki politikalar ancak engelliye uygun olacaktır(Gilson ve Depoy,2000). Kültürel olarak engelliliÄŸi tanımlamak engelliliÄŸin içsel belirleyicilerinin altında yatar. Engelli kiÅŸilerin biraraya toplanmasıyla özellik bulan bir söylevi vardır. bu görüÅŸe göre,kendini engelli olarak tanımlayan kiÅŸiler aynı söylemleri,dili,deneyimleri paylaÅŸtıkları özgün bir gruba dahildirler. Bu görüÅŸe göre engellilik fikri bir gruba ait olma ve engellilik özdeÅŸimini paylaÅŸmayan diÄŸer gruplardan ayrılmaktır. Irk, sınıf,cinsiyet ve güç bir birlik içinde sıkıca baÄŸlanan engelli kiÅŸilerin paylaÅŸtıkları deneyimlerin önemli belirleyicileridir(Gilson ve Depoy,2000). Engellilik ile ilgili teorik yaklaşımlardan kaynaklanan ya da bu yaklaşımlara yolaçan bazı engellilik tanımları ise ÅŸöyledir(BÖZİ,1999): Dünya SaÄŸlık Örgütü(WHO) engelliliÄŸi üç ayrı kategoride ele almaktadır. Yetersizlik(impairment): SaÄŸlık bakımından psikolojik,fizyolojik ve anatomik(fiziksel) yapı veya fonksiyonlardaki eksikliÄŸi ve anormalliÄŸi ifade eder. Özürlülük(Disability): Bir aktiviteyi normal tarzda veya normal kabuledilen sınırlar içinde gerçekleÅŸtirmekteki kısıtlılık veya yetersizliktir. Engellilik(Handicap): bir yetersizlik veya özür nedeni ile yaÅŸa, cinsiyete, sosyal ve kültürel faktörlere baÄŸlı olarak kiÅŸiden beklenen rollerin kısıtlanması veya yerine getirilememesidir. Dünya SaÄŸlık Örgütünün bu tanımı engelli kiÅŸilerin “kısıtlılığı” ve “normal” olmama durumunu vurgulamaktadır. Medikal modelin temelinde yatan “kısıtlılık” ve bireysel patoloji görüÅŸünün temelinde bu tanımın önemli etkileri olmuÅŸtur(Arıkan,2001). BirleÅŸmiÅŸ Milletler Genel Kurulu’nun İnsan Hakları Bildirgesi’ne ek 3447 Sayılı Sakat KiÅŸilerin Hakları Bildirisinin 1. Maddesine göre özürlü[1] “normal bir kiÅŸinin kiÅŸisel ya da sosyal yaÅŸantısında kendi kendisine yapması gereken iÅŸleri, bedensel veya ruhsal yeteneklerindeki kalıtımsal ya da sonradan olma herhangi bir noksanlık sonucu yapamayanlar sakattır” ÅŸeklinde tanımlanmaktadır(BÖZİ;1999). Uluslar arası düzeyde kullanılan bu iki tanıma bakıldığında “normal” ve “kısıtlanma” konusunun vurgulandığı görülmektedir. Türkiye’de üzerinde anlaşılmış bir genel tanım ya da içerik çalışması bulunmamaktadır. Aynı zamanda engelli ve engelliliÄŸe iliÅŸkin biden fazla da kavram kullanılmaktadır. Özellikle son zamanlarda “özel ihtiyaç grupları “kavramı kullanılmaya çalışılmaktadır. Ancak bu kavram yoksul, korunmaya muhtaç, engelli ,istismara uÄŸramış bütün ihtiyaçları da kapsadığı için çok büyük bir genelleme yapılmış olmaktadır. Engellilik bedensel, zihinsel ve ruhsal olmak üzere üç biçimde yaÅŸanmaktadır. Bu çalışmanın konusu olarak zihinsel engelliler ele alınacaktır. Sosyal Hizmet Uzmanı ve Zihinsel Engelli İletiÅŸim yaÅŸamımızın her alanında ve her anında sözlü ya da sözsüz, sesli yada sessiz kullandığımız bir araçtır. En kısa tanımı ile iletiÅŸim, bir kaynak ve alıcı arasında bilgi, duygu ve düÅŸünce aktarımıdır. İletiÅŸim sırasında bu alışveriÅŸde bir kopukluk ya da hatalı iletim söz konusu olabilir. Bu nedenle iletiÅŸim sorunları ortaya çıkar. Günümüz iletiÅŸim çağı olarak kabuledilmektedir. Uzaysal iletiÅŸimler, uydular, internet, uzaktan telefonlar, filmler, yayınlar, müzik, sanat, ve pek çok ÅŸey iletiÅŸimimizi arttırmaktadır. Ancak insanlar uzaktan bu ÅŸekilde haberleÅŸip birbirleri ile iletiÅŸim kurabildikleri halde yüzyüze iletiÅŸimlerde bir azalma ve iletim kuramama sorunu ile karşılaşıyorlar. Uzaktan iletiÅŸimlerde ve yüzyüze iletiÅŸimlerde amaç insanların birbirine duygu ve düÅŸüncelerini aktarmalarıdır. Uzaktan yüzünü görmediÄŸi, sesini duymadığı kiÅŸilerle iletiÅŸim kurarken çok fazla dikkat edilmeyen pek çok unsur yüz yüze iletiÅŸimde önemli rol oynar. Bu karşılıklı iletiÅŸimin yani etkileÅŸimin gücüdür. İletiÅŸim sırasında jest ve mimikler, dokunma, sarılma, itme, bağırma, aÄŸlama, gülme etkileÅŸimi temelde etkiler. Sosyal hizmet uzmanı mesleki iliÅŸki prensipleri dahilinde müracaatçıları ile iletiÅŸim kurar. Mesleki iliÅŸkinin temelinde müracaatçının uzman tarafından kabul edilmesi, müracaatçının kendi kaderini tayin etme hakkının varlığı ve bunu sosyal hizmet uzmanının koruması, duyguların anlamlı ifade edilmesinin saÄŸlanması gibi ilkeler bulunmaktadır. bu iliÅŸkinin geliÅŸebilmesinde ise sosyal hizmet uzmanının müracaatçısı ile kurduÄŸu iletiÅŸim önemlidir. özellikle zihinsel engelliler ile mesleki iliÅŸkide uzman çok ön plandadır. Zihinsel engelli iletiÅŸimi ve mesleki iliÅŸkiyi ihtiyaçları yönünde geliÅŸtiremez ve kendi isteklerini anlamlı ifade edemez. Bu durumda müracaatçının kendi kaderini tayin etme hakkını yaÅŸaması söz konusu olamamaktadır. Zihinsel engelliler ile çalışmada sosyal hizmet uzmanı ve aile engellinin yaÅŸamında çok önemli yer tutar. Zihinsel engelliler diÄŸer engel gruplarından çok farklı olarak bir baÅŸkasına fiziksel, duygusal ve düÅŸünsel bağımlılık yaÅŸamaktadır. Bir baÅŸkası olmadan yaÅŸamını güvenli ve saÄŸlıklı sürdürmesi mümkün deÄŸildir. Bu nedenle zihinsel engelliler ile yapılan çalışmalarda toplum, aile ve meslek grupları onların yararını en üstte tutmak durumundadır(Küçükkaraca,2000). Mesleki çalışma açısından zihinsel engelli ile iletiÅŸime bakıldığında iki önemli öge vardır. Uzman ve zihinsel engelli çok önemlidir. Zihinsel engelli ve mesleki açıdan aile ve toplum da çalışmanın temelini oluÅŸturmaktadır. Burada ele alınan iletiÅŸim uzman ve müracaatçısı olan zihinsel engellinin arasında birebir kurulan iliÅŸkidir. Sosyal hizmet uygulamaları açısından mesleki iliÅŸki ve iletiÅŸimde uzmanın ve zihinsel engellinin yeri üzerinde durulacaktır. Sosyal hizmet uzmanının temel mesleki becerileri arasında müracaatçısı ile iyi bir diyaloÄŸu geliÅŸtirebilmesi, müracaatçının ihtiyaçlarını görebilmesi, müracaatçıdan aldığı bilgileri yorumlayabilmesi çok önemlidir. Bu nedenle müracaatçının sorunun ele alınabilmesinde temel olarak sosyal hizmet uzmanın mesleki ve iletiÅŸim becerilerini çok iyi kullanıyor olması yatar. Sosyal hizmet uzmanının müracaatçısı ile karşılıklı etkileÅŸiminde önemli yer tutan ögeler ÅŸunlardır: · Yardım edebilmek için ihtiyaç duyulan bilgiyi toplamak · İhtiyaçlarla ilgili duygu ve düÅŸünceleri ortaya çıkarmak · Duygu ve düÅŸüncelerin ifade edilmesini saÄŸlamak · Çalışmayı yapılandırmak · Bilgi vermek, danışmanlık yapmak, teÅŸviketmek ve gerekli yönlendirmeleri yapmak Bu etkileÅŸimi saÄŸlamak için uzman kullanacağı iletiÅŸimde; sözel ve sözel olmayan mesajların anlamlı olmasına, mesajlarının müracaatçı tarafından anlaşılabilmesi için basit, özel ve dikkatle seçilmiÅŸ olmasına, uzmanın verdiÄŸi mesajların müracaatçı tarafından anlaşılmasına, müracaatçıyı etkileyen aile, okul, toplum gibi etmenlere özen göstermelidir. Her müracaatçı ile çalışırken uzman bunlara dikkat etmelidir. Çünkü kendini ifade edemeyen bir zihinsel engelli de kendisine yönelik kabul davranış ve duygularının farkındadır. Farklı özellikleri olan gruplarla çalışma yapan uzmanların bu gruba yönelik duygu, düÅŸünce ve tutumlarını gözden geçirmesi gerekir. Gruba yönelik duygularının farkında olan sosyal hizmet uzmanı çok daha baÅŸarılı olacaktır. Farklı gruplara yönelik duyguların her zaman olumsuz olması gerekmemektedir. Olumlu duygular da zaman zaman uzmanın çalışmalarını aksatacaktır. Çok fazla olumlu duygu ya da sempati iliÅŸkisinin kurulması uzmanı müracaatçılarına kendisini adamasına yol açacaktır. Zihinsel engelliler ile çalışma yapan uzmanın da kendisini bu grup ile ilgili olarak duygu, düÅŸünce ve tutumları açısından deÄŸerlendirmesi gerekir. Ayrıca çalışma yapılacak olan alan ile ilgili teorik bilgiler ise uzmanın her zaman ihtiyaç duyacağı bir konudur. Bilimsel çalışmalar dünyanın her yanında yapılıyor ve bunlar çok hızlı bir ÅŸekilde de yayılmaktadır. Uzmanın kendisini yeni çalışmalar ışığında geliÅŸtirmesi ve kendi deneyimlerini diÄŸer çalışanlar ile paylaÅŸması gerekir. Uzman farklı bir grup ile çalışırken mesleki uygulama becerilerini de gözden geçirmelidir. Farklı bir grubun ihtiyaçlarını anlama, onlarla iletiÅŸim kurma ve sorunların çözümlenmesine ve onların geliÅŸmesine katkıda bulunabilme becerisi nasıldır sorusunun yanıtını verebilmelidir. Her farklı grup temel mesleki iliÅŸki kurma becerisinin yanı sıra o alana özgü becerileri de gerektirir. YetiÅŸkinlerle yapılan bir çalışmada kullanılan iliÅŸki kurma becerisi ile çocukla yapılan bir çalışmada kullanılan birbirinden ayrıdır. Çocukla iletiÅŸimde oyunlar(Küçükkaraca, 2001) çok önemliyken yetiÅŸkinde doÄŸrudan ve sözel iletiÅŸim daha ön plana çıkacaktır. Sosyal hizmet uygulaması sırasında iletiÅŸimin bir parçası olan ve temel odak olan zihinsel engelli kimdir sorusunun yanıtı çok kolay verilememektedir. Zihinsel engellilik zeka yaşı bölümlerine göre birbirinden ayrılmaya çalışılan bir gruptur. Bir kiÅŸinin geri olmasını yani farklı olmasını sadece zeka yaşı bölümü ile gerçekleÅŸtirmek kolay deÄŸildir. Zeka tek başına anlama ve algılamada gerilik ya da normallik ile ifade edilemeyecek çok karmaşık bir süreçtir. Zihinsel engelli olanların aile, çevre ile iliÅŸkileri, zeka yaÅŸ bölümleri, kendi kurdukları dünyaları, etkilendikleri olaylar, algıları, korkuları, sevinçleri birbirinden çok farklı olması nedeniyle tek bir tipte zihinsel engelden yada engelli birey tipinden bahsetmek çok güçtür. EÄŸitsel amaçla çocukların eÄŸitilebilir, öÄŸretilebilir olduÄŸu ayrımı çok zor olmasına karşın yapılmaktadır. Zihinsel engelli her zaman için zeka yaşının gösterdiÄŸi yaÅŸta olmak zorunda kalan bir bireydir. Ancak büyür, anlar, bazen unutur, bazen de hiç unutmaz. Hassastır, duyarlıdır, kendisine nasıl yaklaşılırsa o da öyle davranır. Zihinsel engellinin her ÅŸeyi öÄŸrenmesi herzaman mümkün deÄŸildir. zihinsel engellinin öÄŸrenmesi gereken kendi başına yaÅŸamını sürdürebilmesine yetecek bilgiler olmalıdır. Dikkat yetenekleri kısa sürelidir ve aynı zamanda dağınıktır. Aslında bu durum aileden kaynaklanan bir güdüleme eksikliÄŸi ile de açıklanabilir.Birçok zihinsel engellinin aile özelliÄŸi, çok çocuklu, alt sosyo-ekonomik düzeyde ve yoksul olarak görülmektedir. Bu aileler günlük yaÅŸam mücadelesi içinde zihinsel engelli çocuklarına özen ve dikkat gösteremezler ve çocuÄŸun geliÅŸimi ilgisizlik nedeniyle aksar. Zihinsel engelli çocuÄŸun belleÄŸi zayıftır. Kısa süreli bellekteki bilgileri uzun süreli belleÄŸe aktarmada çeÅŸitli güçlükleri vardır. Akademik baÅŸarıları yavaÅŸtır. Okula giden zihinsel engelli çocuk, normal zekaya sahip bir çocuÄŸun bir yılda tamamladığı süreci tamamlayamaz. Zihinsel engelli çocuÄŸun dil geliÅŸimi yavaÅŸtır ve gecikmeleri vardır. Kendini tam olarak ifade edemez. Fiziksel olarak bazı devinimsel hareketler yaparlar. EÄŸitilebilir zeka düzeyinde olanlar kendi günlük bakımlarını gerçekleÅŸtirebilirler ve bağımsız yaÅŸama hazırlanabilirler. Ancak bu bağımsız yaÅŸam ve çalışma hayatları mutlaka korumalı olmak durumundadır. Zihinsel engelli olan bireylerin ihtiyaçları diÄŸerlerinden farklı deÄŸildir. temel yaÅŸam ihtiyaçları, sevgi, baÄŸlanma ve ait olma ihtiyacı, kendini gerçekleÅŸtirme ihtiyacı, sevme ve sevilme ihtiyacı, evlilik ve neslini devam ettirme ihtiyacı söz konusudur(Küçükkaraca,2000). Sosyal hizmet uzmanı müracaatçıları ile çalışırken onların temel insan haklarını göz önünde bulundurur ve bu ihtiyaçlarının karşılanmasını temel hedef olarak belirler. Sosyal devlet anlayışı ve eÅŸitlik çerçevesinde sosyal hizmet uygulamalarına bakıldığında müracaatçının kendi kaderinin kendisinin belirlemesi çok önemlidir. Ancak zihinsel engellilerin hakları ve ihtiyaçlarını kendi baÅŸlarına savunabilmeleri mümkün olmamaktadır. Bu durumda sosyal hizmet uzmanı zihinsel engellilerin sadece ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik deÄŸil aynı zamanda onların toplumda yetenekleri ölçüsünde yer almaları ve toplum kaynaklarında da ihtiyaçları kadar yararlanabilmeleri için savunuculuk rollerini yerine getirmelidir. Sosyal hizmet uzmanı sadece engellilerin deÄŸil ailelerin de savunuculuÄŸunu yapmak durumundadır. Zihinsel engelliler dışında kalan bütün engel grupları kendi kararlarını kendileri verebilir ve haklarını savunabilirken zihinsel engelliler için aileleri ve sosyal hizmet uzmanları bu görevi üstlenmek durumundadır. Zihinsel engelli, ailesi ve sosyal hizmet uzmanı arasındaki iliÅŸki, etkileÅŸim çok önemlidir ve sürekli geliÅŸtirilmesi gereken bir alandır. Zihinsel Engelli ve Oyun Oyun, bir iyileÅŸtirme amaçlanarak bir materyalle yaklaşımın genel adıdır. Resim çizmek, ÅŸiir, masal okumak, boya yapmak, kumla oynamak, saklambaç, hayvan taklitleri yapmak oyun kavramının içinde yeralır(Küçükkaraca,2001). Oyunda çocuÄŸun kendisini tam olarak ifade edebilmesi ve uzmanın hiçbir önyargı olmadan onu kabuledebilmesi gerekir. Sosyal hizmet uzmanı, zihinsel engelliyi(engellileri ve çocukları) anlamak, onun problemini aktarmasına yardımcı olmak, problemin çözümlenmesine katılmasını ve becerilerini geliÅŸtirmesini saÄŸlamak amacıyla oyun oynamalıdır. Oyunun çocuÄŸun geliÅŸimine etkileri ÅŸu ÅŸekilde genel olarak ele alınabilir(Erkan,1999). Oyun çocuÄŸun fiziksel geliÅŸimini, zihinsel iÅŸlevlerini olumlu olarak etkiler. Çocuktaki bastırılmış duygusal enerjinin, ihtiyaç ve arzuların ortaya çıkmasına yol açar. Çocuk oyun ile sosyal kuralları, ahlaki standartları, uygun cinsiyet rollerini öÄŸrenir. ÇocuÄŸun öÄŸrenmesi oyun ile çok kolaylaÅŸtırılmış olur ve çocuÄŸun yaratıcılığı geliÅŸir ve artar. Oyunda aldığı roller aracılığı ile içgörü kazanır ve arzu edilen kiÅŸilik özelliklerinin geliÅŸimi saÄŸlanır. ÇocuÄŸun oyun oynamasını etkileyen birçok faktör olmasına karşın sosyal hizmet uzmanının çocukla iletiÅŸimde mutlaka onun düzeyine uygun çeÅŸitli oyunları kurması gerekir. Çocuklar oynayarak büyürler. Oynayarak fiziksel, sosyal, kültürel bir olgunluÄŸa eriÅŸirler. Zihinsel engellilerin yaÅŸamında da oyun ve araçlı, doÄŸrudan yapılandırılmış oyunların yeri önemlidir. Zihinsel engelliler ile iletiÅŸimde kullanılacak olan oyunun türünü ve nasıl oynanacağını çocuÄŸun durumu belirler. Müracaatçının bulunduÄŸu yerden baÅŸlama ilkesine uyarak oyunun planlanması gerekir. Oyunu müracaatçı deÄŸil uzman(aile, öÄŸretmen, diÄŸer kiÅŸiler) baÅŸlatır. Çünkü oyunun basit, anlaşılır ve aktif olması gerekir. Zihinsel engelliler çoÄŸunlukla kendilerinden yaÅŸça küçük çocukların oyunlarını oynarlar çünkü onların zeka yaÅŸları, ihtiyaç ve ilgileri o yaÅŸ özelliÄŸini göstermektedir. Sosyal hizmet uzmanının zihinsel engelli ile kuracağı iletiÅŸim ve etkileÅŸimde çocuk psikolojisinden yararlanması önemlidir. Zihinsel engelliler için oyunun önemi ÅŸu ÅŸekilde ele alınabilir(Dörger,2001). 1. Oyun, zihinsel engelli bedensel alanının geliÅŸimine katkıda bulunur. Engelli çocuÄŸun bedensel yetkinlikleri artar, kemik ve kasların büyümesi saÄŸlanır. Kasların geliÅŸmesi bedensel geliÅŸmeyi, bedensel geliÅŸme ise sinir sisteminin geliÅŸimini ve motor geliÅŸimini etkiler. Bedensel ve zihinsel geliÅŸme ve kontrol birbiri ile uyumludur. 2. Oyun ile zihinsel engelli kendi bedenini ve diÄŸer bedenleri fark eder. Zihinsel engellinin bedenine genellikle dokunma azdır. Çünkü kullandıkları ilaçlar, vücut yaraları ve düzenli kendi temizliklerini yapamadıkları için vücut kokuları vardır. Zihinsel engellinin bedeni fazla kilo ya da belirli kaslarını çalıştırmadıkları için bazı farklılıklara sahiptir. Bedeni ile yaptıkları uyuÅŸmaz. YetiÅŸkin bir zihinsel engelli üç yaşında gibi davranabilir. Bu nedenle dışarıdaki kiÅŸi dokunmaya çekinir. Ayrıca bedene dokunma zihinsel engellinin aynı ÅŸekilde cevap vereceÄŸi için engelli tarafından istismara uÄŸrama ya da engellinin geçmiÅŸte yaÅŸadığı bir istismar davranışını anımsayarak farklı tepki göstermesi durumuna yol açabilir. Aslında zihinsel engelli hem kendisine dokunulmasını hem de baÅŸkalarına dokunmak ister. Ancak baÅŸkalarına dokunduÄŸunda cezalandırılır. Zihinsel engelliler ile az fiziksel temas kurulduÄŸu için kendi davranışlarını da ayarlayamaz. Aynı ÅŸekilde kendisine yönelik istismar davranışlarını da her zaman ayırtedemez. 3. Zihinsel engellinin kendi bedenini benimsemesi giysileri ile yakından ilgilidir. Özbakım becerileri geliÅŸmediÄŸi için giysilerini temiz tutamaz ve aileler sıklıkla temizliklerini yapmadan bekletirler. Aynı zamanda zihinsel engelli çocukların yeni giysi ve beden yaÅŸlarına uygun giysilerin önemi fark etmeyeceÄŸini düÅŸünen aileler onlara küçük, daralmış, eski giysileri giydirirler. Aslında zihinsel engelli zeka yaşının müsait olduÄŸu ÅŸekilde yeniyi, güzeli ve kendisine yakışan giysiyi bilir ve böyle giyindiÄŸinde mutlu olur. DiÄŸer kiÅŸilerin kendisine yaklaÅŸmadığının da farkındadır. 4. Zihinsel engelliler kendi bedenlerini tanımazlar. Bu konuda duyarlılık için oyun gereklidir. Kendi bedenlerini merak ettikleri kronolojik yaÅŸları ise oldukça ilerlemiÅŸtir. Bu durumda kendi bedenini keÅŸfetmeye çalışan “büyümüÅŸ bir bedendeki küçük çocuk” ailesi ve çevresi tarafından cezalandırılır. Aslında o anda kendi bedenini keÅŸfeden 3-4 yaÅŸ çocuÄŸudur. Ancak aile ve çevre onun geliÅŸiminden haberdar olmadığı için ceza verme davranışına yönelirler. Zihinsel engelliler ile çalışırken onların kendi bedenlerini tanımalarına fırsat verilmesi gerekir. 5. Zihinsel engelliler çevrelerinden çok kendileri ile alışveriÅŸ içindedirler. Çevreleri ile iÅŸbirliÄŸi ve alışveriÅŸlerini geliÅŸtirecekleri oyunları oynamaları ve paylaÅŸmaları onların yeni kuralları öÄŸrenmelerine yol açacaktır. Böylece daha sosyal davranabileceklerdir. 6. Zihinsel engellilerin güven duygularının geliÅŸmesi önemlidir. Bu güven duygusu hem kendilerine hem de çevreye yönelik olarak geliÅŸtirilmek zorundadır. Bunun için de zihinsel engellinin yapabileceÄŸinden fazlası istenmeden onların kendilerini gerçekleÅŸtirebileceklerini görmelerini saÄŸlayacak oyunlar düzenlenmelidir. 7. Oyun oynayan zihinsel engelli empati geliÅŸtirme fırsatı bulur. Çünkü oyunu tekbaşına oynamaz ve üstlendiÄŸi rol ile ilgili olarak annesi, babası, arkadaşı ve diÄŸerleri ile ilgili olarak onları anlamaya yönelir. Bu davranışını tam bilinçli bir ÅŸekilde anlamasa bile yeni davranış kalıbı öÄŸrenmiÅŸtir ve onu uygulamaya baÅŸlar. 8. Oyun ile zihinsel engellilerin davranışsal yetkinlikleri ve biliÅŸsel becerileri artar. Oyun ve oyunda kullanılan malzemeler engellinin yaÅŸamına bir yenilik getirir. Bu yenilikler beden hareketlerine, biliÅŸsel becerilerine mutlaka yansıyacaktır. Bir kedi gibi davranmakla ilgili oyunda kediyi tanır ve kedinin davranışları ile kendi davranışlarının farklı olduÄŸunu görür. Kedinin çıkardığı sesi, dört ayak üzerinde yürümesini biliÅŸsel olarak öÄŸrenmiÅŸtir. Yukarıda görüldüÄŸü gibi oyun ve iletiÅŸim sosyal hizmet uzmanı ve zihinsel engelli arasındaki iletiÅŸim ve zihinsel engellinin psiko-sosyal ve fiziksel geliÅŸimi için çok önemli rol oynamaktadır. Sonuç Sosyal hizmet uzmanı, zihinsel engelli müracaatçısı ile iletiÅŸim kurarken onun “kısıtlılıkları” ve “anormal” yapısını çalışmanın temeline almamalıdır. Medikal bakış açısının dışında sosyal model ve daha sonra geliÅŸtirilen yaklaşımların uygulamalarda kullanılması müracaatçıların sorunlarının çözümlenmesinde daha gerçekçi çözümler üretilmesine yol açacaktır. Zihinsel engelliler ile yapılan çalışmalarda kullanılacak olan iletiÅŸimin çoÄŸunlukla oyun aracılığı ile olmasına dikkat edilmelidir. Sosyal hizmet uzmanları oyun ile iletiÅŸim konusunda kendilerini daha yetkinleÅŸtirecek çabalar içinde bulunmalıdır. Zihinsel engellilerin ailelerinin engelli ile iletiÅŸimleri konusunda oyunu kullanmaları yönünde eÄŸitilmeleri gereklidir. Bu konuda sosyal hizmet uzmanları tarafından ailelere danışmanlık hizmeti verilmelidir. Çünkü aileler çocukları ile oyun oynamayı her zaman gerçekleÅŸtiremezler. Zihinsel engelli ile iletiÅŸimde önemli bir grup da engelli ile ilgili diÄŸer meslek elemanlarıdır. Zihinsel engelli ile çalışma bir takım çalışmasını gerektirir. Sosyal hizmet uzmanının bu takım içindeki rolü ise diÄŸerlerinden farklıdır. Zihinsel engellinin yeni sosyal davranışlar öÄŸrenmesi, kendisini geliÅŸtirmesine fırsatlar tanınması, ailelerin engelli nedeniyle karşılaÅŸtıkları sorunlarının çözümlenmesi, toplumun engelliye yönelik tutumlarının deÄŸiÅŸmesi ve onu kabuletmeleri ÅŸeklinde çok genel bir ÅŸekilde ele almak mümkündür. Sosyal hizmet uzmanı engellinin haklarının korunması ve hakları doÄŸrultusunda toplumda verimli bir birey olması yönünde çalışmaları sürdürmelidir. Yrd. Doç Dr. Nilgün KÜÇÜKKARACA http://www.ozelegitimsitesi.com http://www.ozelegitimforumu.com http://www.ozelegitimkulubu.com http://rehabilitasyon.info http://www.ozelegitimbolumu.com
|