OOPS. Your Flash player is missing or outdated.Click here to update your player so you can see this content.

Ana Menü

Faydali Olmasi Dilegi ile...:
Aile tedavileri (teorik) Yazdır

Aile Tedavilerinin Tarihçesi:

 Aile tedavisi aile gruplarının tedavisidir. Tedavi ailelerin iÅŸleyiÅŸ biçimi, aile üyelerinin birbirleriyle iliÅŸkisini ve iletiÅŸimini ele alır. Aile tedavileri yaklaşım biçimleri ve temel aldıkları noktaların neler olduÄŸuna göre farklılıklar gösterir. 

Aile tedavisi 2.Dünya savaşı sonrasında geliÅŸmeye baÅŸlamıştır. Tedavide tüm aile bireylerini birlikte görme giriÅŸimlerinde bulunan ilk kiÅŸi 1940’da Bowlby olmuÅŸtur.Hoffman aile tedavisi hareketinin insanların semptomatik davranışlarının klinisyenin ofisi yerine doÄŸal ortamında yani aile içinde incelenmeye baÅŸlamasıyla doÄŸduÄŸunu söyler. Aile tedavisinin bir babası yoktur, birden bire kendiliÄŸinden büyüdüÄŸü söylenebilir. Aile tedavisine iliÅŸkin ilk çalışmalar ÅŸizofrenlerin ailelerinde yapılmıştır. Bu ailelerde görülen çeÅŸitli farklı etkileÅŸimler sonucu nedensel baÄŸlantılar kurma eÄŸilimi doÄŸmuÅŸtur.O dönemlerde psikiyatride psikanalitik yaklaşım egemen olduÄŸundan ve psikanalitik yaklaşım aileyi anlamada yetersiz kaldığından yeni bakış açıları geliÅŸtirilmiÅŸtir. Yine de aile terapisinin öncüllerinin psikanalitik teoriden, fen bilimlerinde o dönemlerde geçerli olan sibernetik ve sistem teorilerinden etkilendiÄŸi görülmektedir.  Psikanalitik Yaklaşımlar Psikanalizin aile tedavisine uygulanmasına öncülük eden Nathan Ackerman olmuÅŸtur.

Çocuk psikiyatristi olan Ackerman sosyal baÄŸlamın duygusal problemler açısından önemli bir faktör olduÄŸu görüÅŸünü ileri sürmekteydi. “Aile YaÅŸamının Psikodinamikleri” adlı kitabında bu düÅŸüncelerine yer vermiÅŸtir. Kitap Ackerman’ın aile tedavisine psikanalitik yaklaşımdan geldiÄŸinin açık bir göstergesidir. Zamanla görüÅŸleri deÄŸiÅŸen yazarın ikinci kitabı olan “Sorunları Olan Ailenin Tedavisi”nde ailenin bir bütün olarak tedavisine yer vermiÅŸtir. Ackerman bu konuda öncülük yapanlardan sadece biridir. 1950lerde ABD’de aile konusunda çalışan birden fazla grup olup, bunlardan biri Palo Alto grubudur.  Ä°letiÅŸim Temelli Yaklaşımlar 1950lerde Gregory Bateson, John Weaklend, Don Jackson ve Jey Haley iletiÅŸimi düzeylerine göre sınıflamaya yönelik bir araÅŸtırma yürütmekteydiler.

Ele aldıkları konular arsında iletiÅŸimdeki anlama düzeyleri, mantıksal düÅŸünce düzeyleri, öÄŸrenme düzeyleri sayılabilir. Bu çalışmanın bir parçası olarak ÅŸizofrenlerdeki iletiÅŸim örüntülerini ele almışlardır. Kendisi bir antropolog olan Bateson, Weiner’in sibernetik kavramlarını aile sistemlerinin çalışmasına uygulamaktaydı. DeÄŸiÅŸime karşı aile içindeki direnci gören Jackson, bu durumu “aile homeostazı” ÅŸeklinde kavramsallaÅŸtırdı. Bu çalışmaların sonucunda 1957de “Bir Åžizofreni Kuramına DoÄŸru” yayınlandı ve çifte çıkmaz (doble bind) kavramı ilk kez ortaya kondu. Bu kavram bir iliÅŸkiler sistemi içinde bir bireyin diÄŸerine sürekli uyguladığı iletiÅŸimdeki çıkmaz stili anlatıyordu. Çifte çıkmaz için gerekli koÅŸullar ÅŸöyle sıralanabilir.

1-       İki kiÅŸinin varlığı

2-       Sıklıkla tekrarlanan bir yaÅŸantı

3-       Emre uyulmadığında ceza tehdidi olacak ÅŸekilde verilen birincil bir emir

4-       Birinci ile ters düÅŸen genellikle soyut düzeyde verilen ve sıklıkla sözel olamayan biçimde iletilen ve yine ceza tehdidi içeren ikincil bir emir

5-       Kurbanın kaçamayacağı bir durum Bu çalışma önemli bulgular ortaya çıkarmıştır ancak çifte çıkmaz teorisi yapısı gereÄŸi iki kiÅŸiyi içeren bir teoridir. 

Teorinin yaratıcıları kendileri de tek sekanslarda bireysel davranışlar üzerine yoÄŸunlaÅŸmanın doÄŸru olmadığını ve sirküler sistemler  üzerinde durma gereÄŸini kabul ederler.Foley, iletiÅŸim okulundan geliÅŸen yaklaşımları, ailedeki iletiÅŸimin en çok üzerinde durulan yönüne göre üç grupta toplamıştır.

1-İletiÅŸim ve biliÅŸ: Öncüsü Don Jackson’dur. Dünyadaki ilk aile tedavisi merkezini (Mental Research Institute) kurmuÅŸtur. O ve arkadaÅŸları, insan iletiÅŸiminin basit özelliklerinin çok önemli kiÅŸiler arası anlamları olduÄŸunu öne sürdüler. Bu temel noktalar ÅŸunlardır

:a- İletiÅŸimsizlik mümkün deÄŸildir

b- İletiÅŸimin içeriksel yönü gibi, iliÅŸkileri tanımlayan yönü de vardırc- Bir dizi karşılıklı davranışta sebep ve sonucu ayırt etmek her zaman mümkün deÄŸildir

d- İki iletiÅŸim türü tanımlanmıştır. Dijital iletiÅŸimde mesajlar sözlü veya yazılı kelimeler halindedir. Analojik iletiÅŸim tüm sözel olmayan iletiÅŸimleri kapsar.

e- Simetrik ve tamamlayıcı etkileşim

 2- İletiÅŸim ve güç iliÅŸkileri: Haley iliÅŸkilerin aynı zamanda iktidar mücadelesi içerdiÄŸini öne sürmüÅŸtür. Birlikte bir geçmiÅŸi ve geleceÄŸi olan tüm insan gruplarında bir hiyerarÅŸi vardır.  

3- İletiÅŸim ve duygular: Virginia Satir, iletiÅŸim teorilerini kabul ederken duyguların iletimine daha fazla önem verir.  Yapısal Terapi Salvadon Minuchin yapısal okulu kurmuÅŸtur. 1968 yılında von Bertalanffy tarafından ileri sürülen Genel Sistemler Teorisi tüm aile terapistlerince kısmen benimsenmiÅŸ olmakla birlikte bu teoriyi en sıkı biçimde kendi aile terapisi yöntemine uygulayan Minuchin olmuÅŸtur. 

Genel Sistemler Teorisi, canlı ve cansız sistemlere uygulanabilir ve sistemi açıklayan bir dizi matematiksel iÅŸlemi içerir. Yapısal aile tedavisinde amaç sistemin çalışmasını deÄŸiÅŸtirmektir.  

Sistemik Terapi 1967de Milano’da Aile Çalışmaları Enstitüsü kuruldu. 1972 ve 74 yıllarından itibaren paradox ve karşıt paradox konusundaki görüÅŸlerini geliÅŸtirmiÅŸlerdir. 75ten itibaren ise hiyerarÅŸi kavramını reddetmiÅŸler, aile ve kiÅŸilerin birbirlerine döngüsel bir yapı içerisinde nasıl farklı düzeylerde anlam aktardığını incelemiÅŸlerdir. Yapı yerine örüntüler ve bilgilenme üzerinde durdular. Bu grup sistemik ya da Milano grubu olarak tanındı.  Calgary Modeli Tomm 1980 yılında aileyi bir sistem olarak kabul eden ancak sibernetik düzenleyici mekanizmalara özellikle önem veren bir model tanımlamıştır.  

Davranışçı Yaklaşımlar Bu yaklaşım genel sistemler teorisine dayalı yaklaşımdan daha sonra ortaya çıkmıştır. Davranışçıların aileyi bir sistem olarak ele almak yerine ikili üçlü grupları ve bu gruplarda karşılıklı çocuk ebeveyn iliÅŸkilerini ele aldıkları belirtilmektedir.  

MINUCHIN:

 Aile Yapısı-Altsistemler- Sınırlar Teorik Çerçeve:

Aile sistemi karşılıklı etkileÅŸimlerin çeÅŸitli ve karmaşık davranış örüntülerinin olduÄŸu bir bütündür. Yapısal Aile Tedavisi yaklaşımı bu karmaşık davranış örüntülerinin sürecini anlamaya yardımcı olan bir teoridir. Teorinin üç temel kavramı vardır: 1- aile yapısı

2- altsistemler

3-sınırlardır.

Aile yapısı ailenin tekrarlanan davranış örüntüleri sonucunda oluÅŸan, aile üyelerinin etkileÅŸimini saÄŸlayan, bu etkileÅŸimle ilgili düzenlemeler koyan yerleÅŸmiÅŸ davranış örüntüleridir. EtkileÅŸimler içinde bu yapı genel veya özel sınırlamalarla ÅŸekillenir. Genel sınırlamalar her ailede vardır; bunlara  bir hiyerarÅŸik yapının olduÄŸu, anne baba ve çocukların deÄŸiÅŸik ölçülerde otoriteye sahip olduÄŸu, eÅŸlerin iÅŸlevsel açıdan birbirlerini tamamlamaları gerektiÄŸi örnek olarak verilebilir. Özel sınırlamalar ise her ailenin kendine özgüdür. Aile sistemi iÅŸlevlerini bireylerin oluÅŸturduÄŸu altsistemlerle yerine getirir.

Üç genel altsistemden söz edilebilir: karı-koca altsistemleri, ana-baba altsistemleri, kardeÅŸ altsistemleri. Her altsistemin ayrı iÅŸlevi ve bireyler yüklediÄŸi ayrı sorumlulukları vardır.Sınırların görevi sistemlerin ve altsistemlerin farklılığını korumaktır. Özellikleri açısından katı, belirsiz ve belirgin olmak üzere sınırlar üçe ayrılır. 

 Normal Aile GeliÅŸimi Minuchin’e göre normal aile her ÅŸeyin yolunda gittiÄŸi, her üyesinin mutlu olduÄŸu aile deÄŸildir. Normal ailelerde de kaygı, geliÅŸim evrelerinde ve durumsal krizlerde yaÅŸanan zorluklar, problemler ve bunlarla devamlı bir mücadele söz konusudur. Bir bireyi normal yapan özellik problemin olmaması deÄŸil, iÅŸlevsel aile yapısının olmasıdır.

  Ailede İşlev BozukluÄŸunun OluÅŸumu Her aile stres ve kaygı yaratan problemlerle karşılaşır. Bunlar içinde bazılarında iÅŸlev bozukluÄŸunun oluÅŸmasının nedeni ailelerin durumsal ve geliÅŸimsel sorunlar karşısında esnek olmayan yapılara sahip olmalarındandır. Katı veya belirsiz sınır özelliklerinin aile için iÅŸlevsel bozukluÄŸa neden olması, bu sınırların aşırı ölçüde ve devamlı kullanılmasındandır.

Yapısal bozukluÄŸu olan aile örüntülerine ÅŸu ÅŸekilde örnekler verilebilir:

1-çatışmanın yönünü/yolunu deÄŸiÅŸtirmek2- anne-çocuk ortaklığı

3- anne-baba ve çocuk iç içe geçmiÅŸliÄŸi

4- okul korkusu Tedavi Amacı Amaç ailenin var olan yapısında deÄŸiÅŸiklik yapmaktır. Yapıdaki deÄŸiÅŸiklik ve problemin çözümü birbirine baÄŸlı iki amaç olmakla birlikte tedavinin asıl hedefi problemin çözümü deÄŸildir. Aile sistemi içinde altsistemlerdeki/sınırlardaki düzenlemeler ailenin davranış ve yaÅŸantılarında deÄŸiÅŸiklik yaratacaktır.  Yapısal DeÄŸiÅŸikliÄŸin OluÅŸturulması Yapısal deÄŸiÅŸikliÄŸi saÄŸlamak için aile içi alternatif etkileÅŸim örüntüleri devreye sokulabilir.

Bu değişikliği oluşturmanın 3 evresi vardır: 1

- Terapistin aileye lider konumunda katılması,

 2- Aile yapısının haritasının çıkarılması, 

3- Var olan yapının deÄŸiÅŸimi için müdahalelerde bulunmak 

STRATEJİK AİLE TEDAVİSİ

 Bateson’un 1952-62 yılları arasındaki araÅŸtırma projesinden üç aile terapisi yaklaşımım ortaya çıkmıştır: Kısa Terapi Modeli, Stratejik Model ve Sistemik Model.Stratejik model Jay Hayley tarafından ortaya atılmıştır. Ona göre aile sistemlerinde belirlenmiÅŸi olan hasta ailenin diÄŸer bireylerini çaresizlik içine düÅŸürerek kontrol etmektedir. Terapistin buradaki rolü sınırların yeniden düzenlenmesi ve sistemin yeniden yapılandırılmasıdır. Bunu yapabilmek için de terapist stratejiler kullanır. Bu modelde yedi temel öÄŸe vardır: 

1-                      Birim: Hayleye göre insan davranışını yönlendiren nedenin kendi çinde olmadığ, davranışların dışarıdaki güçler tarafından yönlendirildiÄŸi tartışmasının öneminden söz eder. Böylece birim olarak insanın odak olduÄŸu düÅŸüncesinden ailenin ve toplumun diÄŸer birimlerinin odak noktası olduÄŸu düÅŸüncesi ön plana çıkmıştır. 

2-                       Güç: Güç, stratejik yaklaşıma göre insan iliÅŸkilerinde önemli bir etkendir. Güç nasıl kullanıldığına baÄŸlı olarak benign ya da malign olabilir.

3-                      KiÅŸiler arası EtkileÅŸim: Güç konusu kiÅŸiler arası etkiler konusu ile ilgilidir.

4-                      Yardımseverlik: Aile bireylerinin yardım etmek amacı ile birbirlerini etkilemesi genelde ÅŸanssızlıklara yol açabilmektedir. Sorunu çözmek  yerine sorundan uzaklaÅŸmaya ve çözümü engellemeye neden olabilirler. 

5-                      İleriye Dönük Plan Yapmak

6-                      HiyerarÅŸi: Üst konumlardaki insanların iÅŸlevi ve amacı bakış açılarına göre deÄŸiÅŸmektedir. Aile içinde birkaç tür hiyerarÅŸiden söz edilebilir. EÅŸlerden biri diÄŸerine göre belli alanlarda üst, belli alanlarda ast konumundadır. Aynı ÅŸekilde hem anne baba hem de çocuk birbirlerine göre aynı anda hem ast hem de üst konumunda yer almaktadır. Stratejik yaklaşıma göre semptom ailede iyi iÅŸlev görmeyen hiyerarÅŸi düzeni adına bir mesajdır.

7-                       Metefor: İnsanlar analojik biçimde iletiÅŸim kurarlar. Her türlü davranışa farklı biçimlerde ve farklı soyutlama düzeylerinde analojik ve meteforik bakış açısıyla bakılabilir.  Özet olarak stratejik aile tedavisi yaklaşımında odak aile sistemidir ve bugüne odaklıdır. Sorun davranış, bugünkü etkileÅŸimin bir meteforudur.  DeÄŸiÅŸim, hiyerarÅŸik düzenin yeniden saÄŸlanmasına baÄŸlıdır. GiriÅŸim yöntemi, pragmatik ve yönlendiricidir. Öneriler doÄŸrudan ya da paradoksaldır. 

SİSTEMİK AİLE TEDAVİSİ Sistemik terapi terimi öncelikle Milan grubu tarafından kullanılmıştır. Sistemik modelde temel teorik kavramlar genel sistemler teorisi, sibernetik ve enformasyon teorisinden geliÅŸmiÅŸtir. Milan yaklaşımını belirleyen önemli sayıtlılardan biri, aklın sosyal olduÄŸu, mental olgunun sosyal olguyu yansıttığıdır. Yani ruhsal sorunlar intrapsiÅŸik deÄŸil, kiÅŸiler arsı sorunları yansıtmaktadır. Olgu ile bunun yer aldığı ortam, organizma ile çevresi arasında sürekli, karşılıklı bir iliÅŸki söz konusudur. Günümüzde psikiyatri hala büyük ölçüde klasik medikal modele dayanmaktadır. Klasik medikal model batı kültüründe yaygın olarak benimsenen doÄŸrusal düÅŸünceye dayanmaktadır. DoÄŸrusal düÅŸünce gözlemciyi olayların oluÅŸ sırasına odaklanmaya ve arada tarihsel bir nedensellik kurmaya götürmektedir.

  A        B      C Genel tıpta topluma çok iyi hizmet vermiÅŸ olan klasik medikal model, fonksiyonel bozukluklara uygulandığında bir dilemma ortaya çıkmaktadır. Aile çalışmalarında etkileÅŸimlerin gözlenen resiprokal fonksiyonu, döngüsel görüÅŸe geçiÅŸe yol açmıştır. A;B;C;D bir sistemin üyeleri olarak kabul edilirlerse, her bir üye diÄŸer tüm üyelerin davranışında bir ÅŸekilde etkili olur ve her birinin davranışından etkilenir. Bu görüÅŸ döngüsel görüÅŸ olarak tanımlanmaktadır. Özetleyecek olursak, aile bireyinde görülen semptom, sistemin semptomudur. Sistemik görüÅŸmenin ana amacı semptomun direk olarak ortadan kaldırılması deÄŸil, sistemik baÄŸlantılarının bulunması, sistemdeki döngüsel etkileÅŸimlerin kavranması ve semptomun bu durumda geçici olarak var oluÅŸunun zorunluluÄŸunu açıklamaktır.  Kaynak: AÜTF Çocuk psikiyatrisi Bilim Dalı, Aile Tedavileri, 1996

Ankara ______________________________________________________________  Bikameral Model Ekran olarak tanımlanan teknolojik icatla baÅŸlayalım. Antropolojist Gregory Bateson Zihin ve DoÄŸa’da bir bikameral formatın yararlarından söz eder- bu beynini iki bölmesini, iki elini, iki gözünü bir araya yerleÅŸtirmeyi izleyen yeni olanakların geliÅŸimine ya da yeni perspektife bir atlamadır. Bu format ayrıca tek yönlü ekrana da uygulanır.

 Ekran psikoterapiye yeni bir boyutu araÅŸtırmak için benzer bir ÅŸans sunan bir bikameral etkileÅŸime dönüÅŸmüÅŸtür. Biri oturacak iki yere sahip olmuÅŸtur. Biri bir pozisyon alabilir ve baÅŸka biri o pozisyonu deÄŸerlendiren ya da yorumlayan baÅŸka bir yere sahiptir. Bu yabancı/tuhaf deÄŸildir,  daima bizden önce olduÄŸu için hiçbir zaman gerçekten görülmeyen bir etkinlik alanı faunasının görünüÅŸünün bir stake out(?) yeri haline gelir. Erken keÅŸiflerden biri ilk olarak akıl hastalığına sahip olduÄŸu düÅŸünülen bireylerin medikal anlamda hasta olmayabileceÄŸi ÅŸizofreniklerin ailelerini izleyenler tarafından yapılmıştır. Gerçekte, hastalıklar olmayabilir. Daha ziyade, ortaya çıktıları sosyal düzende ya da aile içinde anlamlı olan düzenli manifestasyonlar olarak görülebilirler.

Yalnızca deÄŸerlendirme süreci deÄŸil fakat terapi süreci de iki bölümlü yapıdan yarar saÄŸlar. Terapi iÅŸini bölmek için iki odanın kullanımı- bu bölmenin nasıl tariflendiÄŸi önemsenmeksizin- sistem deÄŸiÅŸikliklerini düzenlemenin yeni ve daha güçlü bir yoluna öncülük eder. Bu formatla pek çok ÅŸeyin modası geçmiÅŸ kavramlar haline gelerek yarıda kalması olasıdır: bağımsız durumdaki nesne, müÅŸteri, aile üzerine etki eden bağımsız durumdaki bir madde ÅŸeklindeki terapist kavramı gibi.Neden bu kavramın modası geçmiÅŸtir? Açıklamak için, vizyonu geniÅŸleteceÄŸim ve uzun zamandır var olan bizim Aristotelian evrenimizi sarsan bir düÅŸünce kümesi tarif edeceÄŸim. Bu düÅŸüncelere geçiÅŸ oldukça yavaÅŸ birleÅŸmiÅŸtir, ilk olarak fizik, biyoloji, matematik gibi alanlardaki geliÅŸmelere, ikinci olarak bilgisayar teknolojisinden çıkmış olan biliÅŸsel bilimlerle.  

 Aile alanının erken döneminde en çok etkiye sahipmiÅŸ gibi görünen figürlerden, psikoterapistler çok fazla deÄŸil fakat bilgi teorisyeni Claude Shannon sibernetikçi Norbert Wiener ve genel sistem teorisyeni Ludwig von Bertalanffy gibi bilimciler yeterince tuhaftı. Biri bu listeye sentezi, ayrı kaynaklardan gelen düÅŸüncelerin  psikopatalojiyle ilgili olanlar da dahil olmak üzere iletiÅŸim süreçlerini nasıl içerdiÄŸini anlamada nasıl faydalı olduÄŸunu dahice gösteren Gregory Bateson’u da eklemelidir. Ayrıca Bateson bir ailenin homeostatik ya da sibernetik bir sistemin analoÄŸu olabileceÄŸi görüÅŸünü ilk olarak tanıtanlardan biridir. Bununla birlikte maalesef, aile alanı bu erken düÅŸünürlerin görüÅŸlerinin doÄŸrultusunda geliÅŸmemiÅŸtir. Günümüzde aile terapisinde iki ayrı düÅŸünce kuÅŸağı vardır.

 Sibernetik model üzerine kurulanda, Kaliforniya Palo Alto’daki Mental AraÅŸtrıma Enstitüsünden psikiyatrist Don Jackson gibi teorisyenler ailelerdeki semptomatik davranışların denge sürdürücü niteliklerini, homeostatik elementlerin analoÄŸuymuÅŸ gibi vurgulamışlardır. Yeni olarak, Teksas Üniversitesi’nden psikolog Paul Dell gibi teorisyenler homeostatikten çok evrimsel bir model geliÅŸtirdiler. 1970lerde ün kazanan fizikçi Ilya Prigogine ya da biyolojist Humberto Maturana gibi bir grup bilimcinin çalışmasından devrimsel epistemolojisini ortaya çıkarırken Dell, aileleri geliÅŸen, ani dönüÅŸüm yeteneÄŸine sahip yaÅŸayan sistemler olarak kavramlaÅŸtırmıştır. Dell bu evrimsel paradigmayı erken aile düÅŸünürlerinin homeostatik paradigmasının aksine aile sistemlerine uygulamıştır.  

DoÄŸrusal DüÅŸünceye Karşı Döngüsel DüÅŸünce Yeni epistemolojinin – hem homeostatik hem evrimsel paradigmalar-  merkezi kavramı sirkülarite fikridir. Akıl saÄŸlığı alanında Batı düÅŸüncesinin doÄŸrusal nedenselliÄŸi ile geliÅŸen bir uyanma söz konusu olmuÅŸtur. Akıl hastalıkları geleneksel olarak rahatsızlık için tarihi, nedensel açıklamalarla çizgisel anlamda düÅŸünülmüÅŸtür. Semptomatik davranışı açıklama çabası genellikle medikal ya da psikodinamik modeller üzerine temellenmiÅŸtir. Emosyonel ya da mental sıkıntılar biyolojik iÅŸlev bozukluÄŸu ya da hastalıkla karşılaÅŸtırılmıştır.

Tedavi hastalığa bir etyoloji bulmak    ( tipik bir doÄŸrusal yapı) ve sonra ilaç uygulamak ya da hastanın durumundan sorumlu olduÄŸu düÅŸünülen beden süreçlerini durdurmak ya da deÄŸiÅŸtirmek anlamında diÄŸer yollarını düzenlemek gibi tedaviyi oluÅŸturmayı içerir. Bu tedaviden sorumlu kiÅŸiler elbette ki doktorlar olacaktır ve düzenleme sıklıkla hastanede yapılacaktır.

Psikodinamik model 19. yy.ın elektrik ve buhar gibi enerji formlarının keÅŸfinden etkilenmiÅŸtir. Medikal modelle olduÄŸu gibi etyoloji de lineer ifadelerle düÅŸünülmüÅŸtür. Belirtilerin hastanın geçmiÅŸinde yer alan travma ya da çatışmalardan kaynaklandığı ve bilinçdışı pek çok sebeplerin bulunduÄŸu söylenmiÅŸtir. Tedavi hastanın bir fantezi ya da kabul edilemeyen bir istek olan bastırılmış olayın anısını yeniden oluÅŸturmasına ve bunun içinde gömülmüÅŸ olan duyguları ortaya çıkarmasına yardım etmeyi içerir. 

Bir kez gizli materyal hasta tarafından bilinir hale geldikten ve gömülü duygular terapötik iliÅŸkinin güvenli sınırları içinde “worked through” olduktan sonra hasta herhalde hasta semptoma daha fazla gerek duymaz.Bu iki model tipik olarak semptom veren rahatsızlığı biyolojik ya da psikolojik sebeplerden ya da bastırılmış geçmiÅŸteki bir olaydan ortaya çıkan bir iÅŸlev bozukluÄŸu olarak görürler. Her iki modelde de birey iÅŸlev bozukluÄŸunun merkezindedir  ve etyoloji bireyin genlerinin, biyokimyasının ya da intrapsiÅŸik geliÅŸiminin kusurluluÄŸuyla baÄŸlantılıdır. Bu modellere sıkı baÄŸlılığın olduÄŸu dekatlardan sonra yeni bir kavramlaÅŸtırma oluÅŸmaya baÅŸladı.

Ekranın ardındaki izleyicilerden saÄŸlanan deliller doÄŸrusal, tarihi bakışla büyüyen ayrımı desteklediler. EÄŸer biri bir klinisyenin odasında psikiyatrik sıkıntısı olan birini görürse, bu kiÅŸinin geçmiÅŸten ortaya çıkan bir intrapsiÅŸik bozukluktan muzdarip olduÄŸunu ileri sürmek kolay olabilir.

Fakat eÄŸer biri aynı kiÅŸiyi ailesi ile birlikte görürse , güncel iliÅŸkiler baÄŸlamında, farklı bir ÅŸeyler görmeye baÅŸlar. Bulunan  herkesin pek çok sirküler nedensel halkalar oluÅŸturan, geri ve ileri oynayan ve sıkıntılı bireyin bu geniÅŸ ve yineleyici dansın yalnızca bir parçası olduÄŸu iletiÅŸimlerini ve davranışlarını görecektir. Gregory Bateson Akıl ve DoÄŸa’da fiziksel nesnelerin dünyası ile yaÅŸayan formların dünyası arasında bir ayrım yapmıştır.

Fiziksel dünya, Newton’un dünyası, nedenselliÄŸin doÄŸrusal olduÄŸu ve kuvvetlerin ÅŸeyler üzerinde dolaylı olarak etki ettiÄŸi bir bilardo modelini doÄŸru kabul eder. Bateson yaÅŸayan formların dünyasının onu bir bilardo masası ile karşılaÅŸtırarak zayıf bir ÅŸekilde açıklanacağına karşı çıkar. YaÅŸayan formların dünyasında sadece kuvvet deÄŸil bilgi ve iliÅŸki de önemli hale gelir.Bu bakış açısının klasik örneÄŸi bir taÅŸa vurmakla bir köpeÄŸe vurmak arasındaki farklılıktır. TaÅŸa vurma durumunda vurma ile aktarılan enerji taşı, taşın ağırlığı, vurmanın kuvveti ile ve benzeri bilgilerle öngörülebilecek belirli bir uzaklığa hareket ettirir.

Fakat bir adam köpeÄŸe vurursa köpeÄŸin reaksiyonu, köpek kendi enerji kaynağına sahip olduÄŸundan, bütünüyle adamın enerjisine baÄŸlı deÄŸildir ve sonuç öngörülemez. Aktarılan ÅŸey bir iliÅŸki ile ilgilidir- köpek ve adam arasındaki iliÅŸki. Köpek iliÅŸkiye vurmayı nasıl yorumladığına baÄŸlı olarak bir kaç yolla yanıt verecektir. Bu da korkup kaçmak ya da adamı ısırmaya çalışmak ÅŸeklinde olabilir.

Fakat köpeÄŸin davranışı, adamın izleyen yanıtını modifiye edecek bilgi haline gelir. ÖrneÄŸini eÄŸer adam ısırılırsa o köpeÄŸe tekrar vurmadan önce iki kez düÅŸünebilir.Bu nedenle Bateson yaÅŸayan dünyada neler olduÄŸunu  betimlemek için yeni bir gramere, yeni bir tanımlayıcı dile gereksinimimiz olduÄŸunu tanıtlar. Bu gramerin özellikleri nelerdir? İlkin bekleyebileceÄŸimiz gibi, verilmiÅŸ bir sürecin tüm elementlerinin birlikte hareket ettiÄŸi yineleyici bir dil tercihi ile doÄŸrusal neden sonuç kavramından geliÅŸen “ÅŸey” diline karşı çıkar. “İnsan tarlayı biçmek için bir tırpan kullanır” ifadesi ÅŸey dilidir ve doÄŸrusaldır. İşaretli bir kısmın (insan) baÅŸka bir iÅŸaretli segmenti (tırpan) aldığı ve bunu baÅŸka bir segmenti (bir tarla)etkilemek için kullandığı görülebilir. DoÄŸrusal ilerleme ÅŸu ÅŸekilde belirtilebilir: A B’yi kullanıyor, C üzerine etkiyor ve D’yi etkiliyor. YaÅŸayan sistemler durumunda, bir kısım nedensel etkiyi bir diÄŸerine karşı belirlemek ya da herhangi bir doÄŸrusal belirteç içine koymak mümkün deÄŸildir. Bateson’un dediÄŸi gibi, bir beyin “düÅŸünmez”. DüÅŸünen, çevresiyle uyum içinde yaÅŸayan geniÅŸ sistemlerin bir parçası olan bir adamın beynidir. Bir parçası düÅŸünen, diÄŸer parçası düÅŸünmekten yararlanmaya iÅŸaret eden bir doÄŸru çizilemez. “ DüÅŸünmek total bir döngüdür”. Yineleyici tanımlamalar bir baÅŸlığı diÄŸer baÅŸlıklarla olan iliÅŸkileri anlamında tanımlar. 

Bateson: “Åžu keÅŸifle bütünüyle büyülendim ve etkilenmeye devam ediyorum, öyle ki çiçeklenen bir bitkiyi tarif etmek için dili kullandığınızda, bir yaprağın bir kök üzerindeki lateral bir organ olduÄŸunu, bebek kök olarak adlandırılan bir tomurcaÄŸa sahip olduÄŸunu söyleyeceksinizdir. Böylelikle tarif ÅŸu hale gelir: Bir kök, dallar taşıyan bir ÅŸeydir; bir yaprak köÅŸesnde kökü olan bir ÅŸeydir…ve böyle devam eder” diye yazmıştır.Bunlar gibi fikirler sıra dışı etkilere sahiptir, psikoterapi alanına uygulandıklarında da etkileri daha az deÄŸildir. Terapist bir madde deÄŸildir ve müÅŸteri de bir nesne deÄŸildir. 

Her ikisi de terapistin, ailenin ve diÄŸer elementlerin birbirlerini öngörülemez ÅŸekillerde etkilediÄŸi geniÅŸ bir alanın parçalarıdır; öngörülemez çünkü her etki ve tepki sürekli olarak alanın, yaÅŸayan bu yeni terapötik sistemin bileÅŸenlerinin doÄŸasını deÄŸiÅŸtirir. Döngüsel bir epistemiyoloji terapisti kendisinin bu geniÅŸ alanın kaçınılmaz bir parçası olduÄŸu gerçeÄŸini hesaba katması için zorlar.    

Serüvenin BaÅŸlangıcı Bu kitap düÅŸünüldüÄŸü zaman ÅŸu an erken aile terapisi araÅŸtırmacılarının  homeostatik modeli olarak adlandırabildiÄŸimiz model, henüz çocukluk dönemlerindeydi  ve diÄŸer bilim alanlarındaki yeni fikirler üzerine temellenen evrimsel model zorlukla oluÅŸmuÅŸtu. 1970’de deviation- amplifying süreçleri üzerine bir yazı yazmıştım, orijinal baÅŸlığı “Homeostazın Ardında” idi, içerdiÄŸi fikirler ÅŸu an bana iki durum arasında bir köprü kurma ya da ilkinden ileri hareket etme çabası gibi görünüyor. Benzer bir makale olan, homeostatik modele kapılıp kalma durumunu bozan Albert Speer’in “Aile Sistemleri: Morfostaz ve Morfogenez” i ile eÅŸ zamanlı basılmıştı.Bu kitap her iki model içindeki kavramların nereden geldiÄŸini, bu modellerin diÄŸer pek çok düÅŸünceyle birlikte birbirlerini nasıl tamamladıklarını, ve hala aile terapisi alanı dışında nasıl kaynamaya devam ettiklerini açıklayacak bir çerçeve oluÅŸturmaya zorlu bir gereksinimden ortaya çıkmıştır. ( Aile terapisi geçmiÅŸte ve hala günümüzde, içindeki insanların farklı dillerde konuÅŸtuÄŸu harika bir Babil Kulesidir.)

 Ek olarak, aileyle çalışan klinisyenlerin gözlemlerini destekleyebilecek, sosyal ve davranış bilimlerindeki diÄŸer araÅŸtırmaları birleÅŸtirmeye çalıştım.Sosyal alanlardan ve sistematik tariflerden etkilenmem bu kitapta sonuçlanan araÅŸtırmalarda da bir parça rol oynamıştır. Deneyimim, hava sistemlerinin lokal olarak anlaşılamayacağını fark eden erken dönem meterolojistlerininkini andırır; birilerinin seli, ötekilerinin kuraklığı olabilir.

Hava sistemleri ile çalışan biri, çeÅŸitli bileÅŸenlerin kesiÅŸtiÄŸi beklenmedik bir fazlalıklar karmaÅŸası ile karşılaÅŸabilir: rüzgar, vektör akımları, bulutlar, nem, soÄŸuk ve ılık cepheler, zaman alanları, enlem ve boylamlar, ayın çekiminin etkisi ya da güneÅŸin alevleri. Bu deÄŸiÅŸkenler arasındaki deÄŸiÅŸen farklılıkları hesaba katmanın bir yolu olmalıdır. Büyümek ve geliÅŸmek için meteroloji bilimi o bölgedeki görülen havanın sadece belirli parçaları olarak görmekten çok zamanla aynı ya da farklı yolda hareket eden paternlerini izlemenin mümkün olacağı bir tür karga yuvası bulmuÅŸtur. Kısaca, fark edilmiÅŸ olması gereken modern hava kartlarımızı oluÅŸturan geniÅŸ konfigürasyonlardır.

 Uydu fotoÄŸrafları bu hava sistemlerinin spirallerini göstermektedir, dünyayı çevreleyen bulut oluÅŸumlarını grafiksel olarak göstermektedir.İnsan davranışı çalışmaları benzer deÄŸiÅŸmeleri geçirmiÅŸtir. Yeryüzünde bir kiÅŸi olduÄŸu, konuÅŸtuÄŸu, bir gün yaÄŸmuru diÄŸer gün güneÅŸi hissettiÄŸi sürece, bu farklı manifestasyonları kontrol etmek için bir demonoloji icat edilmiÅŸtir.

 Benzer ÅŸey sıra dışı davranışlar için de geçerlidir. Yine insan grupları tarafından ruhun deÄŸiÅŸik hava durumların açıklamak için  irrasyonel davranışları açıklayan bir demonoloji, zamanı icat etmiÅŸtir: (anlamadım) Bazı dönemlerde, güçlü ruhların bir kiÅŸiyi dışarıdan etkilediÄŸine, diÄŸer zamanlarda güçlü uyaranların kiÅŸiyi içeriden etkilediÄŸine inanılmıştır. Hava durumunun geniÅŸ, hareket eden sistemler olarak görülebildiÄŸi gibi, belki de insan davranışlarının zaman içinde hareket eden geniÅŸ iliÅŸki konfigürasyonlarından kaynaklanabileceÄŸi, sadece son zamanlarda kabul görmüÅŸtür. “Bu ÅŸizofrenik” demekle bir kinin akıl hastalığı olduÄŸunu öne sürmek, ancak “YaÄŸmurlu bir gün” demek kadar anlamlıdır. Åžizofrenik olarak adlandırmak, insan rahatsızlıklarındaki geniÅŸ hava durumu sistemlerinin bir manifestasyonu kadar tarif edebilir. Bir sonraki adım, bize bu tür davranışlar için, en azından küçük gruplar içinde, hava durumu kartları saÄŸlayacak örüntüleri ve sekansları hayali bir uydu bulmaktır.

Elbette ki, sorun budur. Davranışlar ortaya çıktıkları alanların dışında çalışılamazlar, alanlar çalışmaya izin vermeye yetecek ÅŸekilde bütünleÅŸtirilmelidir. Karıncaların hareketlerini ya da arıların danslarını izlemek ne kadar kolaydır. Sadece geniÅŸ insan yapıları- uluslar, topluluklar, kültürler- homojen ya da öngörülebilirdir.

 Ailede, hava durumunda olduÄŸu gibi, bir kez bireyi terk etse ve aileyi geniÅŸ alanlar içinde yaÅŸayan sistematik bir bütünlük olarak incelese, açık zorunlulukları ve ayrı örüntüleri görmeye baÅŸlar.Bu yüzden güçlü cazibeye sahip  aile araÅŸtırmasının, sosyal alanları sistematik bir bakışla araÅŸtırmaya istekli birini yakalamasını anlamak zor deÄŸildir. Ben aile araÅŸtırması ile ilk kez 1963’te Palo Alto’da sarsıldım. Mental ArÅŸtrırma Enstiüsünde Gregory Bateson’un 1952-1962 arasındaki bazı aile çalışmaları ile ilgili dersler alarak baÅŸladım. Ayrıca düÅŸünülebileceÄŸi gibi negatif bir ÅŸey olmayan deviasyon düÅŸüncesinden de heyecanlandım. Deviasyon ( her çeÅŸit semptomatik ve irrasyonel davranışları içeren) büyük ölçüde önemli olabilir.

 Her ne kadar homeostaz Palo Alto’daki aile araÅŸtırmacılarının merkezi ilgi alanı olsa da, çalışmalarını okuduÄŸumda, kendimi homeostaz karşıtı olarak çalışanlarla ki bunlar çeÅŸitliliÄŸi, yabancılığı/tuhaflığı, yeniliÄŸi tanıtıyorlardı, daha fazla ilgilenirken buldum. Bu bana paradoksik göründü.

Semptomatik üyeleri olan ailelerin patolojik olduÄŸu düÅŸünüldüÄŸünden;  sadece biri ya da bir ÅŸey aile normlarından saptığında ailenin yeni bilgiler elde ettiÄŸinden ve yeni yapılar geliÅŸtirdiÄŸinden ÅŸüphelenmeye baÅŸladım. DeÄŸiÅŸkenliÄŸin girebileceÄŸi bazı çatlaklar olmaksızın bir sistemin temel yapısal deÄŸiÅŸikliklere ulaÅŸması olanaksız gibi görünmektedir. ÇoÄŸu  aile, nesillerin doÄŸması, yaÅŸlanması, ölmesi gibi yeniden organize olmalıdır.

EÄŸer bir aile böyle bir deÄŸiÅŸikliÄŸe ulaÅŸamazsa, çoÄŸunlukla yaÅŸamını sürdüremez. Böylelikle semptomatik üyeleri olan ailelerde deÄŸiÅŸiklik sorunu en yoÄŸun ÅŸekilde vurgulandığından, bu aileler çalışma için ünlü malzemeler haline geldi. Böylelikle, yeni bilgi ve deÄŸiÅŸimin güçlükle girebildiÄŸi aile alanlarının özelliklerinin neler olduÄŸunu sormaya baÅŸladım. Her ailenin karşılaÅŸması gereken periodik yeniden düzenlenme gereksinimine raÄŸmen göreceli olarak aynı kalıyorlarmış gibi görünüyordu. BaÅŸka alanlarda bu gizeme ışık tutabilecek çalışmalar var mıydı? Hatta bizim eski dilimiz bunları gizleyecek bir yapıda üretildiÄŸinden, bu kaygıları ifade edecek bir dil var mıydı? SorduÄŸum bu tür sorular eÄŸer yanıtlanamazlarsa bile en azından nereye bakmam gerektiÄŸini söyleyecek iÅŸaretlerdi. Kitabın Düzenlenmesi Bu öykü, ÅŸizofrenik üyeleri olan ailelerle ilgili ÅŸüphelere ilk kez yönelen ve gördüklerini kaydeden erken dönme aile araÅŸtırmacılarının çalışmalarını açığa çıkarmıştır.

Dell’in yeni bir makalede ortaya koyduÄŸu gibi, ÅŸizofreni ve aile üzerine çok erken çalışmalar yalnızca ÅŸizofrenojenik anne ya da diÄŸer bazı faktörler gibi, nedenlere yönelik yeni bir teori saÄŸlamayı gözetmiÅŸtir.  Ben temel olarak yeni bir etyoloji öneren deÄŸil, izini sürdüÄŸüm epistemolojik yolda bizimle birlikte hareket edecek çalışmalar üzerine odaklanacağım.

Bölüm 2de Bateson’un schimogenesis üzerine  seminel düÅŸünceleri tarafından ortaya atılan sibernetik modele geçeceÄŸim. Bu, ayrıca özellikle sosyal etkileÅŸimlerde yer alan pek çok yükselme iÅŸlemlerine de uygulanabilen bir kavramdır. Erken dönem klinisyenleri ailelerde fark ettikleri süregiden duruma devam etme eÄŸiliminden etkilenmiÅŸler ve sorumlu oldukları homeostatik mekanizmalara benzer ÅŸeyleri iÅŸaret etmiÅŸlerdir. Beni ilgilendiren antihomeostatik iÅŸlemler olarak alınabilecek karşıt süreçlerdir. Sistem deÄŸiÅŸiklikleri üzerine bu iÅŸlemlerin etkileri 3. Blm.de ele alınmıştrı.

Bazı ufak deviasyonlar/sapmalar elden kaçabilir ve bir “kaçak” ya da pozitif geri bildirim zinciri yaratabilir. Herhangi biri, sistemin orijinal organizasyonunun deÄŸiÅŸebileceÄŸi, yıkılabileceÄŸi ya da aynı kalabileceÄŸini tahmin edebilir. Fakat bana öyle geliyor ki, ÅŸeylerin ana ÅŸemasında sapma sosyal grupların evrimi ve yaÅŸamlarının sürmesi için gerekli yeni bir bilgi kaynağıydı ve erken dönem aile teorisyenleri iÅŸin bu yönünü yeterince vurgulamadılar.

Bölüm 4 ve 5’te aile tipolojisi sorunu daha ayrıntılı olarak araÅŸtırmaya baÅŸladım. İlk olarak, aile araÅŸtırmacıları semptomatolojiyi aile tipleriyle iliÅŸkilendirmeye çalışmışlardır: ÅŸizofreni lale, alkolik aile, ve benzeri gibi. Fakat, özellikle de bir aile farklı semptomlar ortaya çıkaran üyelere sahip olabileceÄŸinden bu tür tipolojinin kurulması zordu. Ayrıca diÄŸer tipoloji yaratma çabalarını da araÅŸtırdım:, ailelerin her bir sonun organizasyonun karşıt bir formunu temsil ettiÄŸi bir continuum içinde yer alan bipolar olanlar; farklı sekans tiplerine göre organize olan ailelerle açıklanan iÅŸlem modelleri; birden fazla boyutu temsile eden grid modeller; ve patolojiden normale doÄŸru bir kontinum gösteren geliÅŸimsel modeller. Bununla birlikte düzenlenen tipoloji farklı kategorilerdeki aileleri farklı hastalık sınıflarıyla iliÅŸkilendirir. Aynı zamanda, tipoloji sorununun tümünün prematür ya da ölü uçlu olma olasılığı vardır ve bilgi ve deÄŸiÅŸimi iÅŸlemek için aile paradigmalarına ya da geniÅŸ sistem formüllerine odaklamak daha yararlı olabilir. 

Bölüm 6, 7 ve 8’de belirli türde bir aile dokusunu mikroskop altına yatırmaya çalıştım: ağır psikiyatrik hastalıklar üreten aileyi. Bu tipte bir ailede araÅŸtırmacılar, normal ailelerde görülen formlardan daha yoÄŸun ya da daha farklı organizasyonlar bulmuÅŸlardır. Bateson topluluÄŸunun üyeleri tarafından koalisyon teorisinin “bozulmuÅŸ” ailelerde bulunan tipik yapılara uygulanması bana koalisyon teorisine ve onun ilk kuzeni olan yapısal denge teorisine yönelik daha geniÅŸ bir bakış açısı kazandırdı. Sosyal psikolojinin araÅŸtırdığım tüm alanlarında yapısal denge teorisi, semptomatik üyeleri olan aileleri iÅŸleyen birinin görebileceÄŸi formal etkileÅŸim sekansları için herhangi bir ÅŸekilde öngörüsel olan tek teoriydi.

Sonuç olarak, bu bölümlerde, “bozulmuÅŸ” ailelerde görülmesi beklenilebilen üçgenlerin karakteristikleri üzerine odaklanılmıştır. Bu üçgenler nesil hatlarını/çizgilerini daraltır, aile alt grupları arsındaki uygun sınırları karıştırır ve verilen kültür tarafından belirlenmiÅŸ aile hiyerarÅŸisini alt üst eder Aynı zamanda, bunların organizasyondaki herhangi bir deÄŸiÅŸikliÄŸin - özellikle de çocukların yetiÅŸtirilmesi ile ilgili deÄŸiÅŸikliklerin sorun haline geleceÄŸi ÅŸekilde, ailelerle çok sıkı bir iliÅŸkide olduÄŸunu buluruz.

Hem ailelerdeki hem de organizasyonlardaki araÅŸtırmalar bu uygunsuz üçgenlerin sebat ediÅŸini açıklayabilecek olası tek bir neden öne sürmüÅŸtür; çocuk (ya da diÄŸer üçüncü parça) üstü örtülü güçlükleri ya da yüzeydeki önemli yürütücü çiftlerdeki çatışmaları saklayan bir sorunu temsil eder. Bu noktada odağımızı aile teorisi üzerinden, deÄŸiÅŸiklik teorisine kaydıracağız. YaÅŸayan sistemlerin sıklıkla ailenin yaÅŸam döngüsünde doÄŸal dönüm noktalarında ani evrimsel geçiÅŸler yaptığı düÅŸüncesi, Bölüm 9’un konusudur. Bu zamanlarda semptomların görünüÅŸü aile tarafından sorun hatta tehlike olarak algılanan belirli bir geçiÅŸe iÅŸaret edebilir. Tüm aileler bu deÄŸiÅŸimlerin üstesinden gelemeyebilirler. Bir semptom geliÅŸtiÄŸinde, bu sembolik formda deÄŸiÅŸim ihtiyacının kalıcı bir hatırlatıcısı olarak görülebilir fakat aynı zamanda da bunu açık bir ÅŸekilde engeller.

Bölüm 10, terapistlerin çoÄŸunun yineleyici döngüler ya da sekanslar anlamında yakalandığı hedefi araÅŸtırır. Bu sekanslar disfonksiyonel olarak deÄŸil fakat aile sistemi düzeyinde bir mantık ve anlama sahip , hatta aile üyeleri tarafından acı verici ya da stresli ÅŸekilde deneyimlenen durumlar olarak gösterilmiÅŸtir.

Bölüm 11 bu tür sekansların terapistler tarafından dört farklı modelle çalışarak nasıl kırılabileceÄŸi ya da bozulabileceÄŸi incelenmiÅŸtir. Daha sonra yeni bir geliÅŸmeyi incelemeye yöneldim: Mara Selvini Palazzoli ve onun Milan’daki meslektaÅŸlarının sistemik yaklaşımı. Köken olarak Bateson grubunun erken formülasyonlarından etkilenmiÅŸlerdir. Milan üyeleri Batesonyan döngüsel nedensellik çerçevesine daha yakın olarak çalışmaya devam etmiÅŸlerdir. Hem teorilerinde, hem de terapilerinde Palo Alto meslektaÅŸlarından oldukça farklı olan idiosinkratik ve orijinal bir modele yönelmiÅŸlerdir.  Son iki bölüm spekülatiftir ve yanıtlayabildiklerinden daha çok soru üretirler. Bölüm 16’da terapötik çift körün ve bu yöntemin neden iÅŸe yaradığıyla ilgili  çeÅŸitli teorilerin tartışması yapılmaktadır.Daha kiÅŸisel bir düzeyde, bu evrimsel epistemiyoloji, benim kendi serüvenime uygulanabilir.

Bir evrimsel modelin mantığı, baÅŸarısız denemeleri atmayı yasaklar. Tek yasaklama bu denemeleri tekrarlamaya karşıdır. Bu koÅŸul altında aile terapisi hareketinin öncüleri, klinisyenler ve erken dönem sistem düÅŸünürlerinin çalışmaları ile tanıştığım 1960’lara ve onların keÅŸiflerinin benim düÅŸüncelerim, çalışmalarım ve aile alanının geliÅŸimi üzerine olan büyük etkilerine dönmeme izin verin.  Kaynak: “Foundations of the Family Therapy” isimli makale. (yazarını ve alındığı kitabı bilmiyorum)    

 

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile


SEO by AceSEF
Siteni Ekle
google-site-verification: google09bd85cd605c77e7.html