hd porno porno hd porno porno

Tag: dil konuşma

Joyetech Likit

Joyetech Likit Elektronik sigara kadar da onem tasiyan joyetech likitleri satin alarak saglinizi hic bir sekilde riske atmazsiniz

Dil ve Konuşma gelişimini destekleyici etkinlikler

Çocuğa ilk sözlü ifadeleri öğretirken onun her gün içinde bulunduğu ortamdaki olaylar ve nesneler dikkate alınmalıdır. Sözcük, çocuğa ait günlük işler, sevdiği oyuncaklar, yiyecekler ve hayvanlar göz önüne alınarak seçilmelidir. Devamını Oku

Çocuklardaki konuşma bozukluğu için ‘kendiliğinden geçer’ demeyin!

Konuşurken heyecanlanma, hata yapma, kekeleme, tutukluk; çocukluk ve gençlik çağında sıklıkla karşılaşılan problemler arasındadır. Bazı konuşma bozuklukları düşme, yaralanma, havale gibi sebeplere bağlı organik kaynaklı olsa da konuşma bozukluklarının büyük bir kısmının psikolojik olduğunu unutmayın! Devamını Oku

Dil ve Konuşma Bozuklukları Bilgilendirme Semineri

27.05.2013  Speech Academy ve Bağcılar Belediyesi Ortaklaşa Dil ve Konuşma Semineri Düzenledi.
Seminer Hafta İçin Olmasına Rağmen İlgi Gördü.
Türkiye’nin Değişik illerinden gelen 40 katılımcı ile seminerden mutlu ayrıldılar. Devamını Oku

Dil ve Konuşma Terapi Seti

Oral Motor Kapak0-6 Oral Motor Ön Kapak

Seti  Güneş Yayıncılık’tan Temin Edebilirsiniz.
http://www.rehabilitasyonkitaplari.com/index.php?route=product/product&product_id=505
FOTOĞRAF VE VİDEO DESTEKLİ DİL VE KONUŞMA TERAPİ SETİ

Ülkemiz Nüfusunun %2 ve Farklı Gelişim Gösteren Bireylerin %70’inde Dil ve Konuşma Bozuklukları Görülmektedir.
Bu Bozuklukların Nedenleri Arasında Konuşma Bölgesinin Gelişmemesidir. Konuşma Bölgesi Gelişmeyen Birey Sesleri Çıkaramaz, Anlamlı Kelimeler Çıkarmakta Zorlanır, Artikülasyon Problemi Yaşar, Nefes Problemi Yaşar, Kekeleyemeye Başlar.Konuşma Problemi Yaşayan Birey Aynı Zamanda Psikolojik Olarak Kendini İyi Hissetmez.
Setin Amacı:
Dil ve Konuşma Seti; Konuşma Problemi Olan Bireylerde Sesin Oluşumunda Görev Yapan Diyafram, Gırtlak, Dil, Yanak, Dudak, Çene ve Diğer Konuşmaya Etkisi Olan Bölgelerin Uygun Masaj ve Egzersizler İle Geliştirilmesini Amaçlar.

Setin Kullanımı:
Set Konuşmanın Gerçekleşmesinde Birbirini Tamamlayan Bölgelerin Sırasına Uygun Olarak Hazırlanmıştır. Çalışmayı Yapacak Olan Kişi Set İçeriğindeki Çalışmaların Sırasına Uyması Tavsiye Edilir. Masaj ve Egzersizlerin Süre ve Sayıları Kitaplarda ‘Dikkat’ Bölümünde Belirtilmiştir. Bu Sayı ve Süreye Özellikle Dikkat Edilmesi Gerekmektedir. Masaj ve Egzersizlerin Uygulanmasında Size Yardımcı Olması İçin Örnek Videolar Hazırlanmıştır.
Videoları İzleyebilmek İçin Size Gönderilen CD İle Otomatik Olarak Web Sitemize Bağlanıp Videoları İzleyebilirsiniz. Web Sitemiz Linki: http://www.speechacademy.gen.tr/

Kazanımlar:
Oral Motor Masajlar, Egzersizler ve Etkinlikler Kitaplardaki Gibi Uygulandığında Konuşma Bölgesinde Görünür Şekilde İyileşme Olacaktır. Birey Konuşma Bölgesini Daha İyi Kullanabilecek ve Seslerin Çıkarılması Çok Kolay Olacaktır.
Dil ve Konuşma Setimiz Hakkında Soru ve Düşünceleriniz Uzmanlarımızla Paylaşabilirsiniz
http://speechacademy.gen.tr/iletisim

Seti Hazırlayanlar
Dil ve Konuşma Terapisti DR Sima ARSLAN
Dil ve Konuşma Terapisti Ali YILDIRIM
Dil ve Konuşma Terapisti Marhaba BOBOCHOLOVA
Özel Eğitim Uzmanı Mehmet ONGUN

Kekemelik Nedir Tedavisi Hakkında

kekemelik


Kekemelik
, konusma sirasinda normal disi duraklar yaparak, sesleri ve heceleri uzatarak ya da tekrarlayarak konusma akiciliginin bozulmasi olarak tanimlanabilir.
Nedenleri
Kekemeligin neden olustuguna iliskin görüslerde beraberlik yoktur. Kimilerine göre kekemelik örgensel nedenlere bagli olarak ortaya çikan bir sorundur. Bunlar kekemeligi, fizyolojik ve nörolojik nedenlere baglamaya çalisirlar. Diger bir görüse göre ise; kekemelik ögrenilmis bir davranistir ve aslinda konusmanin kendisi ögrenilen bir davranis oldugundan, kekemelik organik bir özre baglanamaz. Baska bir görüs kekemeligin bir kisilik bozuklugu oldugu seklindedir. Onlara göre kekemeler, kekeleyerek konusmakla, normal sekilde konustugunda doyuramadigi bir takim gereksinimleri doyurmaktadir. Kekemelik bir direnme belirtisi olarak da görülmektedir. Degisik fizyolojik-organik olabilecegi gibi, psikolojik ve soysalda olabilir. Eger birey direnme davranisina neden olan bir durumun etkisi altinda iken konusmaya zorlanir veya kendini konusmak için zorunlu hissederse, direnme etkisini konusmasinda kekeleyerek gösterir. Diger bir görüs, kekemeligin tek bir nedene baglanamayacagidir.

Kekemeligi Artiran Durumlar:
Telefon görüsmeleri, bir isim söylerken, önemli bir sey söylemek isterken, zaman yetersizliginde, kekeleyen kisiyi zor anlayacagi düsünülen birileri ile konusuldugunda, önemli bir sahis ile konusuldugunda ve genis bir dinleyici kitlesine konusuldugunda ortaya çikmaktadir.

Sinif Ögretmenine Düsen Görevler
A) Birinci Dönem Kekemeliginde Ögretmen Sunlara Dikkat Etmelidir:
• Çocugu kekeme diye damgalamayiniz.
• Çocugun konusmasi üzerine asiri titizlik göstermeyiniz.
• Çocugu konusmada acele ettirmeyiniz.
• Hiç bir zaman çocuga “dur, acele etme”,”yeniden basla”,”önce derin bir nefes al” gibi uyarilarda bulunmayiniz. Bütün bu uyarilar çocugun dikkatini konusmasi üzerine toplar.
• Çocuk konusurken onun dudak hareketlerine degil gözünün içine bakiniz.
• Sinifta rahat bir hava olusturun.
• Hizli konusmaktan, askerce emirler vermekten sakinin.
• Alayi ve aci sakalari disiplin yolu olarak kullanmayiniz.
• Çocukla samimi ve candan ilgilenin.
• Çocuktan yapabileceginin üzerinde sorumluluklar beklemeyin.
• Sinifin kekeme çocuga karsi durumunu kontrol edin ve sinifi bu duruma hazirlayin.
• Sinifta yapilacak koro çalismalari, toplu söylenen marslar, ritmik
5 etkinliklere kekemenin de katilimi saglanmalidir.
• Çocugun basarili oldugu islerle kendini sinifa kabul ettirmesine yardimci olunuz.
• Sinifta yapilan küme çalismalarinda ona görev veriniz.
• Kisisel kusurlarini azaltmaya yardim ediniz.
• Çocuklarin yaninda baskalariyla onun özrü hakkinda konusmayiniz.
• Ona konusmaya yönelik özel ödevler veriniz.
• Aileyi taniyip onlarla is birligi yapiniz.

B) Ikinci Dönem Kekemeliginde Ögretmen Sunlara Dikkat Etmelidir:
• Kekeme, kekemelik gibi sözcükleri kullanmaktan sakininiz.
• Onun konusmasini oldugu gibi kabul ediniz. Siz kabul ederseniz bunu çocuk da kabul eder.
• Çocugun en az kekeledigi durum ve kosullari saptayiniz.
• Çocukla problemi hakkinda konusunuz ve saglikli kabullenmesini saglayin.
• Çocugun kekemeligine kendinin gülebilmesini saglayiniz.
• Çocuk kekelemeden konustugunda farkina variniz ve begeninizi belli ediniz.
• Konusurken çocuk belli bir tutulma gösterirse çocugun dikkati baska yöne çekilmelidir.
• Çocuk konusurken bir sözcük ya da seste tutulursa onu tamamlamak için yardim etmeyiniz.
• Her türlü konusma pekistirme etkinliklerine sinifta yer veriniz.

Kekeme Çocugu Olan Ailelere Düsen Görevler:
• Her çocugun kendine özgü konusma gelisim hizi vardir. Bazi çocuklarin konusma hizi akranlarindan biraz daha yavas gelisebilir bu onun konusmasinin geç kalacagi geri olacagi anlamina gelmez
• Dikkatli, sabirli ve güçlü ana-babalar telasli, heyecanli ana-babalardan daha yararlidir.
• Iyi konusma çogunlukla iyi model almayla gelisir. Ailede veya yakin yetiskinler arasinda iyi örneklere sahip olmayan çocuklardan iyi konusma beklemek haksizlik olur.
• Akici konusma zaman ister. Zaman isteyen bir sey sabirli olmayi gerektirir.
• Çocugun yaninda iki dil kullanilmamali.
• Daha akici konusan kardesleri veya akranlariyla asla kiyaslanmamali.
• Onu dinlerken asla gözünüzü dikip bocaladigi veya takildigi kelimeyi sabirsizlikla bekler gibi görünüm almayiniz.
• Onu sevdiginizi hissettirin.
• Esinizle olan sorunlari ona yansitmayin ve güven veren ortamlar olusturun vb.

kaynak:  speech academy

AĞIZ ANATOMİSİ

ağız anatomisiSİNDİRİM SİSTEMİ (APPARATUS DIGESTORIUS)

 

            Sindirim sistemi ağzımıza aldığımız besinlerin çiğnenmesi, parçalanıp kimyasal moleküllerine ayrılması, bunların kana karışması, kana karışmayan atıkların vücuttan atılması işlemini yapan sistemdir. Yak­la­şık 9 m uzun­lu­ğun­da­dır.

Sin­di­rim or­gan­la­rı: Ağız, yu­tak, oe­sop­ha­gus, mi­de, in­ce bar­sak­lar (Duodenum, Jejinum, İleum), ka­lın bar­sak­lar (Caecum, Colon ascendens, Colon transversum, Colon descendens, Colon sigmoideum), rec­tum ve anüs­ten olu­şur.

Bun­la­rın ya­nın­da yar­dım­cı or­gan­lar diş­ler, tük­rük bez­le­ri, ka­ra­ci­ğer ve pank­re­as’­tır.

AĞIZ ( CA­VITAS ORIS )

Ağız sin­di­rim sis­te­mi­nin ilk kıs­mı­nı mey­da­na ge­ti­rir alı­nan lok­ma­la­rın çiğ­nen­di­ği, tük­rük bez­le­ri­nin sal­gı­la­rı ile be­sin­le­rin moleküllerine ayrıldığı sindirim başladığı ilk yerdir.

Ağız Du­dar­ka­lar­ (Ri­ma oris) ile pharynx gi­ri­şi olan ist­hmus fa­u­ce­um (Bo­ğaz ge­çi­di) arasında bulunur.

Ağız ves­ti­bu­lum oris ve ca­vi­tas oris prop­ria de­ni­len i­ki kı­sım­da in­ce­le­nir.

 

VES­Tİ­BU­LUM ORİS (Ağız gi­ri­şi)

Dış­tan du­dak­lar, ya­nak­lar iç­ten di­şe­ti ve diş­ler ara­sın­da bu­lu­nan kıs­ma de­nir. Du­dak­la­rın ara­sın­da­ki ağı­za ilk gi­ri­len kıs­ma ri­ma oris de­nir. Vestibulum oris diş­ler ka­pan­dı­ğı za­man ca­vum oris prop­ria’ya  diş­le­rin arasındaki boşluklar ve  spa­ti­um ret­ro­mo­la­re ara­cı­lı­ğı ile açı­lır. Spatium retromolare büyük azı dişlerinin arkasında dişlerin bulunmadığı yerdir. Herhangi bir rahatsızlık sonucu hastanın ağzını açamıyorsanız buradan sokabileceğiniz sonda ile hastaya müdahele edebilirsiniz.

 

LA­BIA ORIS (DU­DAK­LAR)

Ağız gi­ri­şi­ni  (ri­ma oris )‚ çev­re­le­yen du­dak­lar üst du­dak (la­bi­um su­pe­ri­or) ve alt du­dak (la­bi­um in­fe­ri­or) ol­mak üze­re iki ta­ne­dir­ler. İki dudağın arasındaki açıklığa rima oris denir.  Dudaklar dış­ta de­ri iç­te mu­ko­za ve bun­la­rın ara­sın­da­ki m. or­bi­cu­la­ris oris, da­mar­lar, si­nir­ler ve du­dak tük­rük bez­le­rin­den (g­lan­du­la la­bi­a­les) ya­pıl­mış­tır. Alt ve üst du­da­ğın yan­lar­da bir­bir­le­ri ile bir­leş­tik­le­ri yer com­mis­su­ra la­bi­o­rum de­nir. Bu köşedeki açıyaan­gu­lus oris denir. Com­mis­su­ra la­bi­o­rum 1. pre­mo­lar di­şin önün­de bu­lu­nur. Üst du­da­ğın üze­rin­de or­ta­da bu­lu­nan olu­ğa philt­rum de­nir. Philt­rum aşa­ğı­da kü­çük bir ka­bar­tı ile son­la­nır bu­na tu­ber­cu­lum de­nir. Üst du­da­ğı ya­nak­tan sul­cus na­so­la­bi­a­lis ayı­rır. Sul­cus men­to­la­bi­a­lis ise alt du­dak ile çe­ne­yi bir­bi­rin­den ayı­rır.

Dudağın dış kısmı deri, vestibulum’a bakan kısmı mukosa yapısındadır. Du­dak mu­ko­za­sı ke­ra­tin­leş­me­miş epi­tel­den ya­pıl­mış­tır. Du­dak de­ri­si ise ke­ra­tin­leş­miş epi­tel­den ya­pıl­mış­tır. Du­dak ke­nar­la­rı iki do­ku­nun bir­bi­ri­ne ge­çiş ye­ri­dir. De­ri­nin mu­ko­za­ya dö­nüş­tü­ğü ye­re ser­best ke­nar Lim­bus cu­ta­nea oris  de­nir.

Dudak mukozası: Dudakların iç yüzünü ve birbirine bakan yüzünü meydana getiren mukoza çok katlı yassı epiteldir. Du­da­ğın mu­ko­za­nın in­ce ol­ma­sın­dan do­la­yı kan­da­mar­la­rı­nın ren­gi bu­ra­ya pem­be renk ve­rir. Bebeklerde mukozanın bibirine bakan kısımlarında transvers yönde bir oluk bulunur. Bu oluk memeyi iyi kavramaya ve emme sırasında hava yutmamaya yardım eder. Dudaktaki bezlere g­lan­du­la la­bi­a­les­ denir.Bu bezlerm. or­bi­cu­la­ris oris ve du­dak mu­ko­za­sı ara­sın­da bu­lu­nur. Kü­çük mü­köz tük­rük bez­le­ri­dir. Ka­nal­la­rı ves­ti­bu­lum oris’e açı­lır. Dudakların mukozasını dişlerimizin arasına alırsak bu bezleri hissedebiliriz. Bu bez­le­rin ara­sın­da ba­zen yağ bez­le­ri glan­du­la se­ba­cea’ler bu­lu­nur. Dudakların birbirine bakan yüzlerindeki yağ bezlerinin salgısı buranın kurumamasını sağlar. Üst dudağın mukozasının dış ke­me­ri­ne at­la­dı­ğı ye­re for­nix la­bii su­pe­ri­or, alt dudağın mukozasının dış ke­me­ri­ne at­la­dı­ğı ye­re for­nix la­bii in­fe­ri­or de­nir. Üst ve alt dudak mukozasının diş kemerine atlaması sırasında ortada bir kabartı meydana getirir. Bunların üst du­daktakine fre­ni­lum la­bii su­pe­ri­o­ris, alt du­daktakine fre­ni­lum la­bii in­fe­ri­o­ris de­ni­r. Dudaklar bu pli­ka­la­rla diş et­le­ri­ne (gin­gi­va)  bağ­lı­dır. Eğer üst du­da­ğı yu­ka­rı alt du­da­ğı aşa­ğı iter­sek bu fre­ni­lum­la­rı gö­re­bi­li­riz.

Dudak derisi: Dudakların dış yüzü deri özelliğindedir. Burada kıl­lar yağ ve ter­bez­le­ri bu­lu­nur. Buradaki kıllar daha çok erkeklerde görülür, eğer bayanlardada bulunuyorsa klinik sebeplerinin araştırılması lazımdır. Bilindiği gibi üst dudaktaki kıllara bıyık, alt dudaktaki kıllara ise sakal diyoruz.

Du­da­ğın ar­ter­le­ri: A. fa­ci­a­li­s’in dal­la­rı olan a. la­bi­a­lis su­pe­ri­or ve a.la­bi­a­lis in­fe­ri­or’dur. Du­da­ğın sa­ğın­da­ki ve so­lun­da­ki a. la­bi­a­lis­’ler bir­bir­le­ri ile anas­to­moz ya­par­lar (circulus arteriosus labiorum). Baş­par­ma­ğı­mız ve işa­ret par­ma­ğı­mı­zın ara­sı­na du­da­ğı­mı­zı alıp sı­kış­tır­dı­ğı­mız­da ar­te­ri­el na­bzı his­se­de­bi­li­riz.

Ven­le­ri: Üst du­dak ven­le­ri v. fa­ci­a­li­s’e alt du­dak ven­le­ri v.sub­men­ta­li­s’e dö­kü­lür.

Si­nir­le­ri :M. or­bii­cu­la­ris ori­sin mo­tor si­ni­ri n. fa­ci­a­lis’­tir. Sen­si­tif si­nir­le­ri üst du­da­ğın­ki n. ma­xil­la­ris’’n dalları, alt du­da­ğın­ki n. man­di­bu­la­ris’in dalları. Pa­rasempa­tik si­nir­le­ri n. glos­sop­hary­nge­us’­tan, sempa­tik si­nir­le­ri da­mar­la­rın çev­re­sin­de bo­yun sem­pa­tik si­nir­le­rin­den ge­lir­ler.

Du­da­ğın len­fa­sı: Sub­man­di­bu­lar lenf nod­la­rı­na dre­ne olur.. Bunlarda nody cervicales profudi’ye dökülür. Alt du­da­ğın or­ta kıs­mı­nın­ lenfası ise sub­men­tal lenf nod­la­rı­na dre­ne olur, buradan nodus jugulo-omohyoideus’a gider. Dudak kanserleri lenf yolunu izleyerek metastaz yapar.

KLİ­NİK: Üst du­da­ğın in­fek­si­yon­la­rı v. la­bi­a­lis su­pe­ri­or v. fa­ci­a­lis.v. an­gu­la­ris, v. sub­ra­or­bi­ta­lis, yo­lu ile be­yin­de­ki si­nus ca­ver­no­su­sa ge­çe­bi­lir. Bu du­ru­ma si­nus ca­ver­no­su­su­sun trom­bof­le­bi­ti de­nir.

Yü­zün Teh­li­ke üç­ge­ni: Du­da­ğın kö­şe­le­rin­den 2 cm dı­şar­da­ki iki nok­ta­nın  üst du­da­ğın alt ke­na­rın­dan ge­çen bir çiz­gi ile bir­leş­tir­di­ği­miz­de bu çiz­gi­nin uç­la­rı­nı gla­bel­la­ya  bir­leş­ti­ren iki çiz­gi da­ha çiz­di­ği­miz­de bir üç­gen el­de de­riz bu üç­gen için­de olan en­fek­si­yon­la­rın ven­ler yo­lu ile v.oph­tal­mi­ca’ya ge­çer­ler bu­ra­dan­da si­nus ca­ver­no­su­sa ge­çer bu­ra­dan du­ra­ma­ter si­nus­la­rı­na ge­çe­bi­lir. Bu böl­ge­ye yü­zün teh­li­ke üç­ge­ni de­nir.

FA­SİAL PAL­Sİ: Fa­si­al si­ni­rin fel­ci­dir. Bu du­rum­da m. or­bi­cu­la­ris oris ve m. la­va­tor la­bii su­pe­ri­or bu si­nir­le iner­ve ol­du­ğu için felç­li olan si­ni­rin ta­ra­fın­da sul­cus na­so­la­bi­a­lis düz­le­şir. Du­dak di­ğer ta­ra­fa çe­ki­lir ki­şi ıs­lık ça­la­maz. Ki­şi­nin du­dak kö­şe­le­ri lez­yon­lu ta­ra­fın ak­si­ne çe­kil­me gös­te­rir. Bu­na de­nir.

DU­DAK YA­RIK­LA­RI:  Kon­je­ni­tal bir mal­for­mas­yon olan du­du­ak ya­rık­la­rı 1/100 ora­nın­da gö­rü­lür. Ya­rık tek ta­raf­lı ve­ya çift ta­raf­lı ola­bi­lir. Ya­rık ba­zen da­mak ya­rı­ğı ile bir­lik­te ola­bi­lir. Tek ta­raf­lı olan­lar sık gö­rü­lür­ler. Ma­xil­la­nın ve du­dak­la­rın emb­ryo­lo­jik ge­li­şim­le­ri­nin nor­mal ol­ma­ma­sı so­nu­cu or­ta­ya çı­kar­lar (Bak emb­ryo­lo­ji ki­ta­bı). Bu ano­ma­li­ler ma­xil­ler ve na­zal çı­kın­tı­la­rın kıs­men ya­da ta­ma­men ek­sik ol­ma­sı so­nu­cu or­ta­ya çı­kar. Bu ano­ma­li er­kek­ler­de kız­lar­dan çok rast­la­nır, çev­re­sel fak­tör­ler­den çok ge­ne­tik fak­tör­ler­den kay­nak­la­nır. An­ne ya­şı­nın art­ma­sı ile sık­lı­ğı ar­tar. De­ği­şik ırk­lar­da fark­lı­lık gös­te­rir. Ya­rık da­mak 1/2500 dir. Bu ko­nu­yu emb­ryo­lo­ji ki­ta­bı­nız­dan ge­niş bir şe­kil­de oku­yu­nuz . önem­li­dir. !

DU­DAK KAN­SER­LE­Rİ: Ço­ğun­luk­la er­kek­ler­de alt du­dak­lar­da gö­rü­lür­ler. Bun­lar lez­yon­lu ta­ra­fa bağ­lı ola­rak sub­men­tal ve­ya sub­man­di­bu­lar böl­ge­ye me­tas­taz ya­par­lar  iler­le­me­si ha­lin­de bo­yun lenf nod­la­rı­na ka­dar ya­yı­la­bilir­ler. Bu­ra­nın lenf do­la­şı­mı­nın iyi bi­lin­me­si ge­re­ki­yor.

 

YA­NAK­LAR (BUC­CA)     

Yü­zün ve ağı­zın yan ta­ra­fı­nın bü­yük kıs­mı­nı ya­par.  Ön kısmını sul­cus na­so­la­bi­a­lis, (Bu oluk bu­ru­nun yan kıs­mın­dan ağız kö­şe­si­ne doğ­ru uza­nır.) üst kıs­mı­nı ar­cus zygo­ma­ti­cus, ar­ka­sı­nı ku­lak önü, aşa­ğı­sı­nı man­di­bu­la alt ke­na­rı ya­par. Dış­ta de­ri iç­te mu­ko­za ile kap­lı­dır. Bun­la­rın ara­sın­da yü­zün mi­mik kas­la­rı ve yağ do­ku­su (cor­pus adi­po­sum buc­cae),  bağ do­ku­su ve da­mar­lar si­nir­ler bulunur. Dış­ta de­ri al­tın­da m. mas­set­te­r’in üs­tün­den pa­ro­tis be­zi­nin ka­na­lı olan duc­tus pa­ro­ti­de­us ar­cus zygo­ma­ti­cu­sa pa­ra­lel ola­rak (arcus zygomaticutan bir parmak genişliğinde aşağıdan geçer) ge­çe­rek m. mas­set­te­r’in ön ke­na­rın­da ağız içi­ne m. buc­ci­na­to­ri­u­s’u de­le­rek üst 2. mo­lar diş hi­za­sın­da ağı­za gi­rer. Buradaki mukozada pa­pil­la pa­ro­ti­dea de­ni­len  pa­pil­la bu­lu­nur bu­ra­ya duc­tus pa­ro­ti­de­us açı­lır.

M. mas­set­te­r’in ön ke­na­rı ile m. buc­ci­na­to­ri­u­s’un ara­sın­da­ki boş­luk­ta bu­lu­nan yağ do­ku­su­nacor­pus adi­po­sum buc­cae de­nir. Cor­pus adi­po­sum buc­cae ya­na­ğın dış yü­zü­nün düz­leş­me­si­ni sağ­lar. Çocuklarda emme sırasında yanağın kollabe olmasını önler.

Yanak derisi erkeklerde kıllıdır, bu kıllara sakal diyoruz.

Ya­na­ğın asıl ka­sı m. buc­ci­na­to­ri­us­’tur. Bu kasın dışında burada bulunan yüze ait mimik kaslarda vardır ( M. Massetter, m. Risorius, m. zygomaticus majör – minör, m.

platisma) M. Buccinatorius’un üzerini örten fasiaya fa­cia buc­cop­hary­ngea de­nir. Bu fasianın ağız köşelerinden başlayıp m. Buccinatorius’u ve farinksin konstriktor kaslarını sararak farinksin arkasında Raphe pharyngis’te sonlandığını biliyorsunuz.

Ya­nak için­de mu­ko­za ile yanak kasları ara­sın­da bu­lu­nan bez­le­re glan­du­la buc­ca­lesde­nir. Bunlar mü­köz bez­ler­dir. Bun­la­rın 4-5 ta­ne­si duc­tus pa­ro­ti­de­u­s’un son kıs­mı çev­re­sin­de m. buc­ci­na­to­ri­u­s’un dı­şın­da bu­lu­nur­lar bun­la­ra glan­du­la mo­la­res de­nir, bun­la­rın ka­nal­la­rı ikinci mo­lar diş hi­za­sın­da m. buc­ci­na­to­ri­u­s’u de­le­rek ağız içi­ne açı­lır­lar. Yanağın içini döşeyen mukoza diş kemerine atlayarak gigivayı yapar. Arkada damağa geçerek damak mukozasını yapar.

Vestibulum oris ve ya­nak lok­ma­nın asıl ağız boş­lu­ğu­na (ca­vum oris phrop­ri­um) geş­me­si­ni sağ­la­yan bir sfink­ter gö­re­vi gö­rür. Yanak dudaklarla birlikte emme, üfleme, öpme, ve yeme fonsiyonlarında ortak çalışır. Çiğneme sırasında lokmaların dil ile diş arasında kalmasını sağlar.

Ya­na­ğın ar­ter­le­ri: A. fa­ci­a­lis, a.infraorbitalis (a. ma­xil­la­ri­s’in dal­ı), A. transversa faciei (a. temporalis superficialis’in dalı) ge­lir.

Ya­na­ğın ven­le­ri: Ar­ter­le­r ile ayni isimlidir.

Si­nir­le­ri: Sensitif sinirleri n. man­di­bu­la­ris ve n. ma­xil­la­ris­ten ge­lir­ler. Kas­la­rı­nın Mo­tor si­ni­ri n. fa­ci­a­lis’­tir. M. mas­se­te­r’in mo­tor si­ni­ri  n. man­di­bu­la­ris­’tir .

Lefası: Nody submandibularis ve Nody parotidei’ye gider.

KLİNİK : Fa­si­al si­ni­rin fel­cin­de ağız kö­şe­si­nin bir ta­ra­fa çe­kil­me­si so­nu­cu ağız için­de­ki tük­rük ve yi­ye­cek­ler dı­şa­rı çı­kar.

 

ASIL AĞIZ BOŞ­LU­ĞU    ( CA­VI­TAS ORIS PROP­RIA )

            Buranın ön ve yanlarında arcus dentalis (Alveolaris) (diş kemeri), Tavanında damak, tabanında dil ve bununla ilgili oluşumlar, arkasında ıst­hmus fa­u­ce­um (boğaz geçidi bulunur.

            Arcus dentalis (diş kemeri): Bilindiği gibi burayı üstte maxilla altta mandibula yapar. Bu kemiklerin üzerindeki alveoli dentalis’lerde dişler bulunur. Arcus dentalis’in vestibulum oris’e bakan ön yüzü, cavum oris proprium’a bakan arka yüzünü ve dişlerin aralarını örten mukozaya gingiva (diş eti) diyoruz.

GIN­GIVA  (DİŞ ETİ )

Diş­le­rin ara­sı­nı dol­du­ra­rak diş ke­mer­le­ri­nin üze­ri­ni ör­ten çok kat­lı yas­sı epi­te­le de­nir. Diş eti dişlerin aralarına sokularak dişlerin boyunlarını sıkı sıkı sararak diş köklerini her türlü enfensiyona karşı korur. Diş eti­nin ser­best bö­lü­münün dişlere yaslanan kısmına  mar­go gin­gi­va­lis diş­le­rin ara­sı­na so­ku­lan kı­sım­la­rı­na pa­pil­la gin­gi­va­lis (interdentalis) de­nir. Di­şe­ti­ al­tın­da­ki fib­röz do­ku vasıtası ile üst ve alt çe­ne ke­mik­le­ri­nin periosteum’una sı­kı sı­kı­ya ya­pış­mış­tır.

Arterleri: Üst gin­gi­va­nın ar­ter­le­ri : a. inf­ra­or­bi­ta­lis, a.ptery­go­pa­la­ti­na, a. al­ve­o­la­ris su­pe­ri­or, a. pa­la­ti­na. Alt gin­gi­va­nın ar­ter­le­ri : a. sub­men­ta­lis, a. sub­lin­gu­a­lis, a. al­ve­o­la­ris in­fe­ri­or­dan ge­lir.

ven­le­ri: V. lin­gu­a­lis, v. fa­ci­a­lis, ple­xus ptery­go­i­de­u­sa dö­kı­lır.

Si­nir­le­ri: Üst çe­ne di­şe­ti­ne: N. ma­xil­la­ri­s’in dal­la­rı olan n. pa­la­ti­nus ma­jör, n. na­so­pa­la­ti­nus ve n. al­ve­o­la­ris su­pe­ri­or­dan ge­lir. Alt çe­ne di­şe­ti­ne n. man­di­bu­la­ri­s’in dal­la­rın­dan n. al­ve­o­la­ris in­fe­ri­or, n. lin­gu­a­lis, n. buc­ca­lis iner­ve eder.

Lenfası: Nody lymphatici submandibulares, submentales’lere drene olur.

GIN­GI­VI­TIS: Gin­gi­va­nın il­ti­ha­bı­na de­nir. Bu il­ti­hap gin­gi­va­nın kı­zar­ma­sı ile ken­di­ni gös­te­rir. Eğer te­da­vi­si ya­pıl­maz­sa en­fek­si­yon diş­le­re ya­yı­lır (pe­ri­don­ti­tis). Bu du­rum diş­le­rin kay­bı­na se­bep ola­bi­lir.

 

DİŞ­LER ( DEN­TES )

Diş­ler ağı­za alı­nan gı­da­la­rın kesilmesini, par­ça­lan­ma­sı­nı sağ­la­yan sert ya­pı­lar­dır. Üst çenede 16 alt çenede 16 tane olmak üzere 32 tanedir. Ba­zı hay­van­lar­da diş­ler sık sık düşer ye­ri­ne ye­ni­le­ri ge­lir bu­na poly­pho­don­ti­da de­nir. Me­me­li­li­ler­de ise diş­ler ya­şam bo­yun­ca bir de­fa de­ği­şir bu­na diph­yo­don­ti­da de­nir. İn­san­lar­da kıs­men bu gru­ba gi­rer. Me­me­li­ler­de diş­ler ay­ni gö­re­ve sa­hip­tir­ler bu­na ho­mo­i­don­ti­da de­nir. İn­san­lar­da ise diş­ler fark­lı iş­le­ri yap­mak üze­re fark­lı şe­kil­ler al­mış­lar­dır bu­na he­te­ro­don­ti­da de­nir. Bu­na gö­re diş­ler ke­si­ci diş­ler (den­tes in­cis­si­vi), kö­pek diş­le­ri (den­tes can­ni­ni), Küçük azı diş­le­ri (den­tes pre­mo­la­res) , Büyük azı diş­le­ri (den­tes mo­la­res) ol­mak üze­re 4 kı­sım­da in­ce­le­nir­ler. ilk çı­kan ge­çi­ci diş­le­re den­tes de­ci­dui, ya­şam bo­yun­ca ka­lı­cı diş­le­re den­tes per­ma­nen­tes de­nir.

Den­tes de­ci­dui: Ye­ni­do­ğan ço­cuk­ta diş bu­lun­maz iki ya­şı­na ka­dar alt ve üst çe­ne­de 20 ta­ne diş çı­kar bun­la­ra de­nir. Bun­lar her ya­rım çe­ne­de 2 ke­si­ci , 1 kö­pek , 2 büyük azı di­şi çı­kar. Bunu formülü 2 1 2 olarak yazılır.

Den­tes per­ma­nen­tes:  6 ya­şın­dan iti­ba­ren süt diş­le­ri dö­kül­me­ye ye­ri­ni ka­lı­cı diş­ler al­ma­ya baş­lar. Her ya­rım çe­ne­de 8 diş ol­mak üze­re eriş­kin bir in­san­da 32 ka­lı­cı diş bu­lu­nur. Bun­lar: 2 ke­si­ci diş( I ), 1 kö­pek di­şi( C ), 2 pre­mo­lar diş( PM ), 3 mo­lar diş( M ) dir. Diş ta­ba­be­tin­de diş­ler aşa­ğı­da­ki gi­bi oku­nur.

3 M   2 PM    1 C    2 İ       2İ     1 C    2 PM   3 M

3 M   2 PM    1 C    2 İ       2İ     1 C    2 PM   3 M

Kesici dişler (dentes incissivi)(İ): Ön dişlerin kenarlarının kesici olması lokmaları kesmesi sebebi ile bunlara kesici diş denir. Her yarım çenede 2 şer tane olmak üzere 8 tanedir. Tek kökü vardır.

Köpek dişleri (dentas cannini) (C): Her yarım çenede birer tane olmak üzere 4 tanedir. Tek kökü vardır.

Küçük azı dişleri (dentes premolares) (PM): Her yarım çenede 2 tane olmak üzere 8 tanedir. Genellikle tek kökü vardır.

Büyük azı dişleri (dentes molares) (M): Her yarım çenede 3 tane olmak üzere 12 tanedir. Dişlerin en büyüğüdürler. Bundan dolayı facies masticatorius denilen yüzlerindeki çıkıntılar bulunur. Bunlar 4-5 adet olabilir.Bu dişlerin üst çenede 3, alt çenede 2 tane kökleri olur. 3. mo­lar di­şe akıl di­şi ( den­tes se­ro­ti­nus, dens molares tertius ) ve­ya 20 yaş di­şi de­nir. Bu diş 17-25 yaş­la­rı ara­sın­da çı­kar ba­zen geç ka­la­bil­di­ği hiç çık­ma­dı­ğı­da ola­bi­lir.

Diş­le­rin ge­nel özel­lik­le­ri: Her diş corona dentis, cervix dentis ve radix dentis olmak üzere üç kısımda incelenir.

1-Co­ro­na den­tis : Di­şin gin­gi­va­nın dı­şın­da ka­lan görünen kıs­mı­na de­nir.

Bu­ra­nın 5 yüzü var­dır.

Fa­ci­es ves­ti­bu­la­ris: Di­şin ves­ti­bu­lum ori­se ba­kan yüzüdür. Bu yüz komşu olduğu oluşumlara göre ikiye eyrılır.

a-Facies labialis: Dişin dudaklara yanağa bakan yüzüne denir.

b-Facies buccalis: Yanağa bakan yüzüne denir.

Fa­ci­es lin­gu­a­lis: Di­şin dil ile kom­şu olan yüzü­ne de­nir.

Fa­ci­es con­tac­tus an­te­ri­or (Fa­ci­es me­di­a­lis ): Di­şin önün­de­ki diş­le kom­şu olan yü­zü­ne de­nir.

Fa­ci­es con­tac­tus pos­te­ri­or  (fa­ci­es dis­ta­lis ): Di­şin ar­ka­sın­da­ki diş ile kom­şu olan yüzü­ne de­nir.

Fa­ci­es Mas­ti­ca­to­ri­us (Fa­ci­es occ­lu­si­a­lis): Çiğ­ne­me yüzüne de­nir. Üst ve alt diş­le­rin bu yüz­le­ri çiğ­ne­me es­na­sın­da bir­bi­ri­ne de­ğer­ler. Bu yüz­le­rin üze­rin­de tüm­sek­ler bu­lu­nur bun­la­ra cus­pis den­tis de­nir, bun­la­rın­da en çı­kır­tı­lı ye­ri­ne apex cus­pi­dis de­nir. Cus­pus den­tis­le­rin ara­sın­da­ki eni­ne çı­kın­tı­la­ra cris­ta trans­ver­sa­lis, üç­gen çı­kın­tı­la­ra cris­ta tri­an­gu­la­ris de­nir.

2-Cer­vix den­tis: Di­şin boy­nu­na, dişetinin dişe tutunduğu bölüme de­nir.

3-Ra­dix Den­tis: Di­şin al­ve­o­li den­ta­li­s’in için­de bu­lu­nan kıs­mı­na de­nir. Bu alveollerin içi periosteumla döşelidir. Bu­ra­nın te­pe­si­ne apex ra­di­cis den­tis de­nir, bu­ra­nın üze­rin­de bu­lu­nan de­li­ğe fo­ra­men api­cis den­tis de­nir.

Ca­vi­tas den­tis: Di­şin için­de­ki boş­lu­ğa de­nir bu­ra­nın i­çin­de­ki diş özüne pul­pa den­tis de­nir. Pul­pa­nın için­de zen­gin da­mar­lar ve bağ do­ku­su bu­lu­nur. Pulpanın kök içindeki kısmına canalis radicis dentis denir. Pulpaya damarlar fo­ra­men api­cis den­tis’’en girerler.

Diş­ler ile diş­le­rin otur­du­ğu al­ve­o­li den­ta­les­ler ara­sın­da bu­lu­nan boş­lu­ğa spa­ti­um pe­ri­o­don­ta­le de­nir. Bu boş­lu­ğu dol­du­ran bağ do­ku­su­na pe­ri­o­don­ti­um de­nir. Bu bağ do­ku­su kol­la­gen ip­lik­ler­den ya­pı­lı olup di­şin al­ve­ol du­va­rı­na sı­kı­ca tu­tun­ma­sı­nı sağ­lar. Bu ip­lik­le­re Fib­ria al­ve­o­li­den­ta­les de­nir.

Dişlerin çıkma zamanları:

Süt dişleri         Kesici dişler 6-10 aylarda

Köpek dişleri 16-20 aylarda

Molar dişler 15-24 aylarda

Kalıcı dişler      Medial kesici 7 yaşında

Lateral kesici 8 yaşında

Köpek dişleri 11-12 yaşında

Birinci premolar  9 yaşında

İkinci premolar 10 yaşında

Birinci molar 6 yaşında

İkinci molar 12-13 yaşında

Üçüncü molar 17-25 yaşında (akıl di­şi)

 

Da­mar­la­rı :

Ar­ter­le­ri: Alt çe­ne diş­le­ri­ni bes­le­yen a. al­ve­o­la­ris in­fe­ri­or a. ma­xil­la­ri­s’in da­lı­dır. Fo­ra­men man­di­bu­la­e’dan ca­na­lis man­di­bu­la­e’ya gi­rer bu­ra­da ple­xus den­ta­lis de­ni­len ple­xu­su ya­par. Bu ple­xus­lar­dan çı­kan ra­mi den­ta­les’­ler alt çe­ne diş­le­ri­ne da­ğı­lır. Üst çe­ne diş­le­ri­ne a. ma­xil­la­ri­s’in dal­la­rın­dan Aa. al­ve­o­la­ris su­pe­ri­o­res an­te­ri­o­res ve pos­te­ri­o­res’­ler bes­ler­ler.8u

Ven­le­ri: Alt çe­ne­nin ven­le­ri v. al­ve­o­la­ris in­fe­ri­o­ra dö­külür bun­lar­da ple­xus ve­no­sus p­tery­go­i­de­u­sa açı­lır. Üst çe­ne ven­le­ri ön­de v. fa­ci­a­li­s’e , ar­ka­da ple­xus ve­no­sus ptery­go­i­de­u­s’a dö­külür­ler.

Len­fa­sı: Diş­le­rin len­fa­sı nody lympha­ti­ci sub­men­ta­lis­’le­re ora­dan­da nody lympha­ti­ci sub­man­di­bu­la­ris’­le­re ve­ya nody lympha­ti­ci cer­vi­ca­lis pro­fun­di­a­e’­ye dö­külür­ler.

Si­nir­le­ri: üst çe­ne­nin si­nir­le­ri n.maxillaris’in dalı olan rr. al­ve­o­la­ris su­pe­ri­or  an­te­ri­or,  rr. al­ve­o­la­ris su­pe­ri­or me­di­us,  rr. al­ve­o­la­ris su­pe­ri­or posteriores ler­den ge­lir­ler. Alt çe­ne­nin si­nir­le­ri n.mandibularis’in dalı olan n. al­ve­o­la­ris in­fe­ri­or ta­ra­fın­dan iner­ve edi­lir. Bu si­nir ca­na­lis man­di­bu­la­ris için­de iler­ler­ken diş­le­re dal­la­rı­nı verir sonunda uç dalı fo­ra­men men­ta­le­den n.mentalis olarak çı­kar.

 

PA­LA­TUM ( DA­MAK )

Ağzın ta­va­nı­na damak denir. Burası ön­de sert da­mak ar­ka­da yu­mu­şak da­mak ol­mak üze­re iki kı­sım­da in­ce­le­nir.Damak burun boşluğu ile ağız boşluğunu birbirinden ayırır.

Pa­la­tum du­rum (Sert da­mak):

Os ma­xil­lae’nin pro­ces­sus pa­la­ti­nu­s’u (2/3 kısmı) ile os pa­la­ti­nu­m’un la­mi­na ho­ri­zon­ta­li­s’i (1/3 kısmı) ta­ra­fın­dan mey­da­na ge­ti­ril­miş­tir. Ön ve yan­lar­da ar­cus al­ve­o­la­ris­ler ta­ra­fın­dan çev­ril­miş­tir. Ar­ka­da yu­mu­şak da­mak ile de­vam eder. Bu kemiklerin üze­ri­ in­ce bir mu­ko­za ile kap­lıdır. Or­ta­sın­da­ ön­den ar­ka­ya doğ­ru uza­nan ka­bar­tı­ya rap­he pa­la­ti­ni de­nir. Rap­he pa­la­ti­nin ön tarafındaki canalis incissivus’un bulunduğu yerde  (pa­pil­la in­cis­si­va) vardır. Ön­de her iki yan­da yan­la­ra doğ­ru uza­nan eni­ne mu­ko­za kıv­rım­la­rı­na pli­ca pa­la­ti­na trans­ver­sa de­nir. Çok katlı yassı epitelden meydana gelen  damak mu­ko­zası ile damak ke­mi­ğiklerinin pe­ri­os­te­u­m’u  bağ do­ku­su ile birbirine sıkıca bağlanmıştır. Bu bağ doku içinde çok sa­yı­da glan­du­la pa­la­ti­na denilen tükrük bezleri bu­lu­nur. Sert damağın ön ve yanlarında diş eti ve arcus alveolaris bulunur.

Pa­la­tum mol­le (yu­mu­şak da­mak ):

Damağın arka kısmına denir. İçin­de kas­lar bağ do­ku­su da­mar ve si­nir­ler bu­lu­nduğundan, üst ve al­tı­nı mu­ko­zanın kapladığından dolayı yumuşak damak denir. Sert damak gibi ağız ile bu­run ara­sın­dadır. Yumuşak damağın ön kısmı sert damağa yan kısımları ise pharynx’in yan duvarlarına tutunur.Yu­mu­şak da­ma­ğın ar­ka ke­na­rı aşa­ğı doğ­ru sar­kar. Bu­nun or­ta­sın­da­ki aşa­ğı doğ­ru olan uzan­tı­ya uvu­la de­nir. Bu­nun için­de m. uvu­lae de­ni­len kas var­dır. Uvu­la­nın ta­ba­nın­dan yan­la­ra doğ­ru uza­nanan kemerlere ar­cus pa­la­tog­los­sus ve ar­cus pa­la­top­hary­nge­us denir. Bunların içinde m. palatoglossus ve m. palatopharyngeusbulunur. Bu ar­kus­lar uvu­la­nın yan­la­rın­dan aşa­ğı­ya dı­şa doğ­ru uza­na­rak di­lin kö­künün yan­la­rın­da son­la­nır­lar. Bu arcusların aralarındaki çukura fossa tonsillaris denir, burada tonsilla palatina (damak bademciği) bulunur. Yu­mu­şak da­mak mu­ko­za­sı çok ka­tlı yas­sı epi­tel­le dö­şe­li­dir. Yutma emme sırasında Pharynx’in contrictor kaslarının kasılması ile yumuşak damak pharynx arka duvarına yapışır. Bunun sonucu ağızdaki sıvı veya katı gıdalar burun boşluğuna kaçmaz. Yumuşak damağın kaslarının tutunduğu bir aponevrozu vardır, bunaaponeurosis palatinae denir, bu aponevroz sert damağın periosteumuna yapışarak sonlanır. Bu apo­nev­ros m. ten­sor ve­li pa­la­ti­ni’­nin ge­niş­le­miş ki­ri­şi­dir

Da­ma­ğın da­mar­la­rı:

Ar­ter­le­ri: A. ma­xil­la­ris’­ten ge­len a. pa­la­ti­na ma­jör, a. fa­ci­a­li­s’in da­lı olan a. pa­la­ti­na as­cen­dens’tir. A. sphenopalatina’nın dalı a. nasopalatina

Ven­le­ri: Ple­xus ton­sil­la­ri­s’e ve­ya ple­xus ptery­go­i­de­u­s’a dö­külür.

Si­nir­le­ri: N. pa­la­ti­nus ma­jör – mi­nör ve n. na­so­pa­la­ti­nus , n. glos­sop­hary­nge­us’­tan dal alır.

Damağın lenfası: Boyun derin lenf nodüllerine gider.

 

DA­MA­ĞIN KAS­LA­RI

1-M. ten­sor ve­li pa­la­ti­ni: Pro­ces­sus ptery­go­i­de­u­s’un fos­sa scap­ho­i­de­a­‘sın­dan, tu­bae au­di­ti­va­’nın kı­kır­dak kıs­mın­dan baş­lar. Her iki kasın kirişi aponeurosis palatinae’yi meydana getirerek sonlanır.

Ka­sı­lın­ca yu­mu­şak da­ma­ğı kaldırır ve gerer.

2-M. le­va­tor ve­li pa­la­ti­ni: Tem­po­ral ke­mi­ğin pars pet­ro­sa’sı­nın alt yüzü ve tu­ba au­di­ti­va’­nın kı­kır­dak kıs­mın­dan baş­lar. Yu­mu­şak da­ma­ğın için­de da­ğı­lır.

Ka­sı­lın­ca yu­mu­şak da­ma­ğı yu­ka­rı kal­dı­rır, pharynx ar­ka du­va­rı­na doğ­ru yak­laş­tı­rır,

3-M. uvu­lae: Apo­ne­u­ro­sis pa­la­ti­ni ve spi­na na­sa­lis pos­te­ri­or­’dan baş­lar. Uvu­la­nın alt ucun­da mu­ko­za­ya ya­pı­şa­rak son­la­nır.

Ka­sı­lın­ca uvu­la­yı yu­ka­rı çe­ker.

            4-M. pa­la­tog­los­sus: Apo­ne­u­ro­sis pa­la­ti­na’­nın yan­la­rın­dan baş­lar ist­hmus fa­u­ce­u­m’un yan du­va­rı­nı ya­par ar­cus pa­la­tog­los­su­s’u mey­da­na ge­ti­rir. Ton­sil­la pa­la­ti­na­nın önün­den ge­çer. Di­lin içi­ne gi­re­rek da­ğı­lır.

Ka­sı­lın­ca di­lin kö­künü arkaya, yu­ka­rı kal­dı­rır, ist­hmus fa­u­ce­u­m’u da­ral­tır. Ar­cus pa­la­tog­los­sus­la­rı bir­bir­le­ri­ne yak­laş­tı­rır.  Böylece oropharynx’i cavum oris propriumdan ayırır

5-M. pa­la­top­hary­nge­us: Yu­mu­şak da­ma­ğın ar­ka ke­na­rın­dan apo­ne­u­ro­sis pa­la­ti­ni­’den baş­lar. Yan­la­ra doğ­ru uza­na­rak ar­cus pa­la­top­hary­nge­u­s’u mey­da­na ge­tir­dik­ten son­ra car­ti­la­go thyro­i­de­a’­ya ka­dar uza­nan bir hat­ta fa­rinks kas­la­rı­nın içi­ne ka­rı­şa­rak son­la­nır.

Ka­sı­lın­ca fa­rink­si yu­ka­rı öne doğ­ru çe­ke­rek yut­ma sı­ra­sın­da fa­rink­sin da­ral­ma­sı­nı sağ­lar.

Bu kas­la­rın si­nir­le­ri: M.Ten­sor ve­li pa­la­ti­ni n. man­di­bu­la­ris ta­ra­fın­dan di­ğer­le­ri Plexus pharyngeus ta­ra­fın­dan iner­ve olur

Prof. Dr. Kenan AYCAN

tip.erciyes.edu.tr/Anabilim/Temel/cv/Anatomi/kenanaycan.htm

STETESKOP NET e teşekkürler
http://www.steteskop.net

%d blogcu bunu beğendi: