|
İSLAMDA EĞİTİM Yazar : Bayraktar BAYRAKLIYayınevi : M.Ü. İlahiyat FakültesiBaskı : İstanbul / 1989 / 304 shf. Milli EÄŸitimimiz, bir bunalım devri geçirmekte; ilkokuldan üniversiteye kadar bütün eÄŸitim kurumlarında bir dejene-rasyon havası esmektedir. Bütün müesseselerde eÄŸitim iyice gevÅŸemiÅŸ, öÄŸretmenlerle öÄŸrenciler çok yerde birbi-rinden kopmuÅŸ, hatta birbirine düÅŸman olmuÅŸ, bazı okullarda eÄŸitim görevi hiç yapılmaz hale gelmiÅŸtir. Tarihimizin hiçbir devrinde eÄŸitimin bu kadar yozlaÅŸmaya yüz tuttuÄŸu görülmemiÅŸtir. Bu durumdan kurtulmamızın çaresi nedir? EÄŸitimcilerimizin çoÄŸu çareyi Batı eÄŸitim sistemlerinde aramakta; Avrupa’lı, Amerika’lı pedagogların fikirlerini savun maktadırlar. Yakın tarihimizde Batı eÄŸitim sistemi istikametinde geçirdiÄŸimiz tecrübelerden, giriÅŸtiÄŸimiz uygulama-lardan beklediÄŸimiz müsbet sonuç elde edilememiÅŸtir. Aksine, öÄŸretmen-öÄŸrenci çatışmaları, genç nesillerin birbiri-ne düÅŸman olmaları gibi eÄŸitim tarihimizde hiç görülmemiÅŸ felaketler ortaya çıkmıştır. O halde, nazariyeyi deÄŸiÅŸtir-mek, tarihimizi yapan fikir ve kültür sistemine, kendi eserimize, kendi benliÄŸimize dönmek mecburiyetindeyiz.Bizim kültürümüzün, terbiye sistemimizin mayası İslamiyet’tir, İslamiyet’in getirdiÄŸi deÄŸerlerdir. Bütün dünyayı etkileyen eÄŸitim sistemlerinde, eÄŸitim nazariyelerinde ve eÄŸitim felsefelerinde fazilet namına ne kadar müsbet ilke, fikir ve iddia varsa hepsi İslamiyetin eÄŸitimimize getirdiÄŸi deÄŸerlerde mevcuttur.İslam terbiyesi rasyonel bir iÅŸleyiÅŸtir. Bu terbiye dünya eÄŸitimcilerini bir noktada toplayacak, birleÅŸtirecek ilmi gerçeklerle doludur. Terbiyede, hareket noktasını ve geliÅŸme sürecini; terbiye ilminin stratejisini, mekanizmasını, ahlaki boyutlarını İs-lam eÄŸitimcileri ortaya koymuÅŸlardır. Gazali, Farabi, Burhaneddin Zernuci, İbn Sina, İbn RüÅŸd, Yusuf Has Hacib, Muhammed Kutub gibi filozof ve bilginler İslam terbiye sistemi içinde yetiÅŸmiÅŸler, hür düÅŸünceyi ve ilmi müdafaa etmiÅŸlerdir.Dünya eÄŸitimcileri terbiyenin nihai amacını “iyi vatandaÅŸ yetiÅŸtirmek” ÅŸeklinde ifade ederler. İslam’da terbiyenin nihai amacı iyi insan yetiÅŸtirmektir. İslami eÄŸitim ilkelerinde kiÅŸiyi bütünüyle ve her yönüyle ele almak ve çoÄŸunun fıtratına uygun bir eÄŸitim usulü uygula-mak öngörülmüÅŸtür. ÇaÄŸdaÅŸ psikolojinin görüÅŸü ve modern pedagojinin iddiası da bu istikamettedir. İslam terbiye-cilerinin görüÅŸlerine göre ruhi hayat zaman içinde deÄŸiÅŸken ve esnek bir özellik gösterir. İşte ruhun bu özelliÄŸidir ki; eÄŸitime imkan kazandırır. EÄŸitim dünyasında bu fikri benimsemeyen yoktur.İnsanı yalnız maddi yapısı, fizyolojik özellikleri ile niteleyenler eÄŸitimin yarım kalmasına sebep olmuÅŸlardır. Maddeci idealizmde de eÄŸitim açısından yarım kalmış bir uygulama egemendir. “üretim için eÄŸitim”,”Üretim içinde eÄŸitim”,”Zihni mükemmeliyet yerine ekonomik verim” ilkelerini ileri sürenler aynı ÅŸekilde hataya düÅŸmüÅŸler, eÄŸitimin kültürel ve ahlaki boyutlarını çiÄŸnemiÅŸlerdir. İslam terbiyesi, bütün teferruatı ile müsbet bir bütünlük arzeder. İslam terbiyesinde boÅŸ zaman yoktur. İslam terbiye usulü, zamanı bedenin ve ruhun ihtiyaçlarına göre doldurmuÅŸ ve deÄŸerlendirmiÅŸtir. İslamiyet insanı yalnız ibadetle görevlendirmez; insan hayatında ibadet kadar iÅŸin, iÅŸ kadar dinlenmenin ve eÄŸlenmenin de yeri vardır. İslam terbiyesindeki hedeflere göre, Allah adı ile yapılan her meÅŸru iÅŸ, Allah yoluna götüren her hareket ve ahlaki davranış ibadettir. Allah’la, dinle ilgisi kesilmiÅŸ kimselerin ruhunda öyle bir ağırlaÅŸma, soÄŸuma ve taÅŸlaÅŸma olur ki, bu hal giderek kiÅŸiyi adi bir yaratık haline getirir ve intihar psikolojisinin içine sokar. İnsan ruh ve beden unsurlarından oluÅŸan bir terkiptir. Bu terkip, kainatı temsil eden bir özelliÄŸe ve dünyayı etkileyecek bir güce sahiptir.”İnsan kainatın en mükemmel sentezidir.” Zira: “İnsan en güzel surette yaratılmıştır.”EÅŸref-i mahlukattır. İslam, insana en yüksek deÄŸeri vermiÅŸtir ve insan sevgisini eÄŸitimde prensip olarak vermiÅŸtir.İslam terbiyesinde faaliyet (aktiflik) esas alınmıştır. Hayatın devamı, geliÅŸmesi ve yükselmesi faaliyet ve mücadele ile mümkündür. “Hayat mücadeleden ibarettir.”İnsan içinde yaÅŸadığı dünyayı ve kainatı tanıyacak, öÄŸrenecektir. Nimet ve hikmetlerden istifade edecektir. EÄŸitimin en muteber hedeflerinden biri de budur. Tembellik, uyuÅŸukluk, zamanı boÅŸ geçirmek Allah’ın nimetlerine sırt çevirmektir. Kainatın kanunlarını ve sırlarını araÅŸtıran, tanıtan, hayat ÅŸartlarını kolaylaÅŸtıran ve yükselten kiÅŸiler, Allah’ın nimetlerini insanlığın istifadesine arzetmiÅŸ olmanın bahtiyarlığı içinde mesutturlar.Allah’ın insana verdiÄŸi ruh ve beden gücü öyle bir nimettir ki, insan bu nimet ve himmetle dünyayı idare etme ve yükselme payesini kazanmıştır.İslam eÄŸitiminde itidal, ahenk ve denge hakimdir. KiÅŸinin birbirine zıt çeÅŸitli arzularıyla sosyal talep ve idealler arasında ilgiler bulması, yetiÅŸen nesillerin, yetiÅŸmekte olan nesillerle ve bütün devirlerle iliÅŸki kurması, ahenk, itidal ve denge nizamının gereÄŸidir.Toplum içinde birbiriyle çatışan fertler, gruplar ve nesiller, ahenk, itidal ve denge nizamından uzaklaÅŸmanın huzursuzluÄŸu içinde periÅŸan olmaya mahkumdurlar. İslam terbiyesinde hareket noktası gerçeklerdir. Varış noktası, yani gaye ideallerdir. Gerçeklerden ideallerle yürüyen ve böylece hayatı sürdürerek yükseliÅŸe hazırlayan çok ileri ve ÅŸümullü bir sistemdir İslam terbiyesi…İslam terbiyesinde mahalli hususiyetlerin üstüne çıkılmış evrensel deÄŸerler öngörülmüÅŸtür. İslam terbiyesi ile yetiÅŸen insan, dünyanın her yerinde fazilet, ÅŸeref ve onurunu koruyacak bir ÅŸahsiyete, üstün bir davranış özelliÄŸine sahiptir. İslam terbiyesinde insanı sonsuz gerçeÄŸe, Allah’a baÄŸlayan, yücelten ebedileÅŸtiren, fanilik hissinin karamsarlığını izale eden bir huzur motifi hakimdir. İslam terbiyesi, insanı tabiatın ve kainatın esrarını sezmeye çağırarak ve alıştırarak muammalar karşısında aklı tedirginlikten kurtarır.İslam terbiyesinin deÄŸiÅŸmez ilkeleri ve temel felsefesi; sevgi, ÅŸefkat, doÄŸruluk, iyilik ve iyimserliktir. Af ve beÅŸarettir. Allah’a, Resulü’ne ve emir sahiplerine itaattir.1.TARİFİToplumların ve insan zekasının geliÅŸmesi ile ilimler de sayı ve hacim bakımından geliÅŸmiÅŸtir. Sosyal ilimler, toplumların geliÅŸmesi müsbet ilimler ise zeka geliÅŸmesinin ürünleridir. Bütün bunların kaynaklandığı bir nokta vardır. Oda eÄŸitimdir. Yirminci asırda, insanı geçmiÅŸteki gibi tesadüfi bir eÄŸitime terketmek imkansızdır. Belli sistemler ve belli kurallar doÄŸrultusunda onu, zamanın icaplarına göre yeniden eÄŸitmek gereklidir. Din bir eÄŸitim istemi olduÄŸuna göre o bile toplumun ve insan ÅŸahsiyetinin geliÅŸimine paralel olarak yenilenmiÅŸtir. İslam’a kadar bütün dinler, insanın çocukluk dönemindeki eÄŸitimi andırır. İnsan olgunlaşınca artık kendi kendini eÄŸitebilir. İnsan zekası ve aklı, gerideki İslam’ın ilkelerinden faydalanacak olgunluÄŸa gelmiÅŸtir. Bunun için yeni bir dine ihtiyaç yoktur. EÄŸitim belli kurallar ve ebediyen deÄŸiÅŸmeyecek prensiplere ulaÅŸmıştır. Ama, insan her zaman, biyolojik ve psikolojik yapısı gereÄŸi eÄŸitime muhtaçtır. EÄŸer insan, hayvan gibi doÄŸuÅŸtan bütün organ ve kabiliyetlerini kullanabilseydi, eÄŸitime ihtiyaç olmayacaktı. Oysa ki; insan, doÄŸuÅŸtan ne bedeni ne de manevi güçlerini kullanmaya müsait deÄŸildir. EÄŸitim, onun bu eksikliÄŸini tamamlamaktadır.Bu bakımdan eÄŸitim, bağımsız bir ilim olma yolunda büyük mesafeler almıştır. Çünkü o, yerini insan hayatında bulmuÅŸ, hammadde olarak insanı ele almış ve genel prensiplerine kavuÅŸmuÅŸ durumdadır. Yani, artık eÄŸitim kendi konu ve kanunlarını koyarak, ilimler arasında yerini almakta yeterince mesafe kaydetti.“İnsan hazır olmayan ham kabiliyetlerle dünyaya geldiÄŸi için, hayatın sonuna kadar bir öÄŸrenci, bir çırak olarak kalıyor. Bunun için insanın eÄŸitime, eÄŸilmeye ihtiyacı vardır.”İnsan ancak eÄŸitim sayesinde insan olabilir; insan eÄŸitimin meydana getirdiÄŸinden baÅŸka birÅŸey deÄŸildir. İnsan kendi kabiliyetlerini kendi kendine geliÅŸtirme yeteneÄŸine sahip deÄŸildir. Onların geliÅŸmesi için eÄŸitime muhtaçtır. Çünkü kabiliyetler öÄŸrenimle geliÅŸir. İnsan bu yönü ile baÅŸkalarının yardımına her zaman muhtaçtır. İşte eÄŸitim bu ihtiyaçta temelini kurar. “O, öÄŸrenmesinde daima bir çırak olarak kalır. Bunun için insan, hayatının sonuna kadar öÄŸrenmek, kendisinin ve baÅŸkasının tecrübelerini toplamak, onları deÄŸerlendirmek onlardan faydalanmak zorunda olan bir varlıktır.”Oysa ki hayvanın; kendisinden yaÅŸlı olanlarından birÅŸeyler öÄŸrenmeye ihtiyacı yoktur. Kendisine has faaliyetleri yapmak için doÄŸuÅŸtan yeteneklidir. Onun bir önceki neslinden alacağı bir kültür hazinesi olmadığı gibi kendinden sonrakine bırakacağı birÅŸeyi de yoktur.İnsanın, yaratılış gayesini öÄŸrenmesi, bu gayenin uÄŸruna yola çıkması ve ona ulaÅŸması için eÄŸitime ihtiyacı vardır. Onun için, İmam Azam eÄŸitimi, ”İnsan ÅŸahsiyetini yıkan ve yapan ÅŸeylerin bilinmesidir.” diye tanımlamaktadır.EÄŸitim, süreç bakımından da tanımlanır. Zira, eÄŸitim bir anda gerçekleÅŸemez. İnsan tabiatı buna müsait deÄŸildir. Öyle ise, eÄŸitim, insan açısından bakıp tanımlanınca; ”Bir ÅŸeyi kademe kademe, tedric ile kemaline eriÅŸmektir.”EÄŸitim, karşılıklı etkileÅŸim açısından da tanımlanabilir. EÄŸer cemiyetle insan, insanla insan, tabiatla insan arasında etkileÅŸim olmasaydı eÄŸitimden bahsedilemezdi.Adem(AS)’ın yaratılış vakasında, Allah’a ÅŸeytan arasında geçen konuÅŸmaya “eÄŸitim etkileÅŸimi” yönünden bakarsak, dinlerin insanları kötü etkilerden kurtarmak için geldiÄŸini görürüz: ”Ey Rabbim! O halde dirilecekleri güne kadar beni geri bırak”(Sad, 38/79) “Buyurdu: Haydi geri bırakılanlardansın, katımda belli olan kıyamet gününe kadar.”(Sad 38/80-81) “Öyle ise, izzet ve kudretine yemin ederim ki, onların hepsini azdıracağım. Ancak içlerinden ihlas sahibi kulların müstesna.”(Sad,38/82-83)Gerçekten eÄŸitilmiÅŸ, ÅŸahsiyeti saÄŸlam olan ihlaslı kiÅŸilere ÅŸeytanın bir etkisi olmamaktadır. Din, insanı, menfi yönden etkilenmez (veya çok az etkilenir) hale getirinceye kadar etkiler. Artık o insan, cemiyetin, diÄŸer insanların ya da ÅŸeytanın elinde cansız oyuncak gibi deÄŸildir. EÄŸitimin etkileme faaliyetinin nihai gayesi, etkilenmeyen insanı yetiÅŸtirmektir. “EÄŸitim yaÅŸayan bir organizmanın kendi normal çevresi ile karşılıklı etkileÅŸimi denen tecrübeye muadildir.”“EÄŸitim hem gaye hem de vasıtadır. İnsanı geliÅŸtirmeyi hedef aldığı için gaye, bu geliÅŸtirmenin bir metodu olduÄŸu için de vasıtadır.“ EÄŸitimin gayesi ameldir.”EÄŸitim gaye olarak ele alındığında pratik uygulama göz önünde bulundurulmalıdır.” EÄŸitim, nazari neticeleri gaye edinen bir faaliyettir. Kant ise ,”insanı insan yapan terbiyedir. İnsan terbiyenin meydana getirdiÄŸinden baÅŸka birÅŸey deÄŸildir.” demektedir.2. PSİKOLOJİ VE EĞİTİMPsikoloji bilgisi, hayatın her cephesini, kendimizi, diÄŸer insanları, çocukları daha iyi anlamak ve durmadan deÄŸiÅŸen muhit ÅŸartlarına daha iyi uymak, diÄŸer insanlarla olan münasebetlerimizden doÄŸan güç ve çeÅŸitli problemleri daha iyi çözebilmek için yardım eder.Psikolojik yönden eÄŸitimin tanımını yaparsak: “Kontrol altına alınmış çevrede temelli olarak insanın geliÅŸmesidir.” diyebiliriz.3. BİYOLOJİ VE EĞİTİM İnsanın psikolojik yapısı biyolojik yapısı ile aynı paralelde geliÅŸmektedir. İnsanın biyolojik geliÅŸimi, insanın psikolojik yapısının hangi noktasını etkiliyorsa, eÄŸitimle biyoloji orada birleÅŸmektedir. ”Madem ki ruh ve zihin geliÅŸmesi esas itibariyle biyolojik kanunlara baÄŸlıdır, ÅŸu halde pedagojinin ilmi temelini, biyoloji teÅŸkil edebilir.”ÖÄŸrenimin, biyolojik büyüme ile yakinen alakası vardır. “Yusuf tam kemal çağına varınca, kendisine hikmet ve ilim verdik.”(Yusuf,12/22) “Musa, tam kemal çağına erip de dengini bulunca, biz ona peygamberlik ve ilim verdik.”(Kasas,28/14)İslam, insanın biyolojik büyümesi ile, zihni eÄŸitim arasında menfi yönde bir irtibat da kurar. YaÅŸamanın insan hafızasındaki gerilemedeki bağını gösterir. “Bununla beraber, içinizden kimi öldürülüyor, kimi de önceki bilgisinden sonra, hiçbirÅŸey bilmemek üzere, kuvvetten düÅŸürülüp ihtiyarlık haline çevriliyor.”(Hac,22/5),”Kimin ömrünü uzatırsak onu yaratılış bakımından azaltırız.”(Yasin,36/68)Biyolojik büyüme öÄŸretimi o kadar etkiler ki, belli bir yaÅŸa kadar neyin ve nasıl öÄŸretileceÄŸini tayin eder. Peygamberimiz biyolojik geliÅŸme ile eÄŸitim arasındaki iliÅŸkiyi gayet iyi görerek “Çocuklara yedi yaşında namaz kılmayı öÄŸretin. On yaşında kılmazlarsa dövün.”(Ebu Davud) buyurmuÅŸlardır.Biyolojik büyüme ile eÄŸitim arasındaki bağı ilk teÅŸhis eden İslamdır. Daha sonraları Batı dünyasında bu alanda çalışmalar görüldü. Amerika’da Stanly Hall, William James, H.S. Jennigs bu cereyanın mümessilidirler, İngiltere’de ise Perry Nunn’un pedagojisi, biyolojik görüÅŸlerin tamamen tesirleri altındadır. Almanya’da Wilhelm Preyer, Hugo Goring, Ewald Hanfe, Arthur Schulz, A.W. Lay Herman Lietz gibi eÄŸitimciler buna örnek olarak gösterilebilir.“Terbiyenin bir de münferit insan üzerinde cereyan eden ÅŸekli vardır. DoÄŸumla baÅŸlayan ölümle biten her hayat muayyen geliÅŸme ile safhalarına, kanunlarına malik olduÄŸu için terbiye, bu geliÅŸme ile yakından ilgilenmek onun kaide ve kanunlarına uymak zorundadır.”4. SOSYOLOJİ VE EĞİTİMSosyoloji bir cemiyet ilmi olduÄŸuna göre, eÄŸitimle ilgilenmemesine imkan yoktur. Cemiyetin kendisi bir eÄŸitimcidir. Biz farkına varmadan cemiyetin damgasını taşırız. DoÄŸuÅŸumuzla, örf, adet, lisan gibi kültür müesseselerini toplumda hazır buluruz. KonuÅŸmamızdaki kelimeleri, toplumun bir hücresi olan aile bize öÄŸretir. Sosyoloji, eÄŸitimin amaçlarında yerine göre deÄŸiÅŸiklik olacağını ortaya koyar. Bununla beraber, sosyoloji eÄŸitimin deÄŸiÅŸmeyen amaçlarını da göstermektedir. “Åžüphesiz eÄŸitim her yer ve zaman için deÄŸiÅŸmeyen amacı, toplumsal mirası bir kuÅŸaktan diÄŸerine iletmek olmuÅŸtur.“EÄŸitimin bir de eleme görevi vardır. Emanetin ehline verilmesi için, kabiliyetli ile kabiliyetsiz, bilenle bilmeyen ayrılmalıdır. “EÄŸitim sistemi bütün nüfus içinde, daha yetenekli kiÅŸilerin seçilip ayrılmasını saÄŸlayan faaliyetin merkezidir.”Ayrıca, eÄŸitimin ekonomik görevi de vardır. Vasıflı iÅŸçi yetiÅŸtirmek, eÄŸitilmiÅŸ insan gücünü temin etmek, günümüzün ekonomik hayatı için geçerlidir. EÄŸitim bu görevi karşılamalıdır.“EÄŸitim genel veya mesleki bir yetiÅŸtirme ile bizi hayatımızı kazanacak bir duruma getirmelidir, bizi insanları ve kainatı tanıtmalıdır; tamamen geliÅŸmiÅŸ fertler haline gelmemize bize yardım etmelidir. “Sosyolojik açıdan eÄŸitimin saklı görevlerinden biri de dost edinmektir. İnsanların manevi kardeÅŸ olması, toplumun mutlu bir hayat yaÅŸaması için gereklidir. Bütün dini meseleler bu kardeÅŸliÄŸin üzerine kurulur. İslam bir yönü ile eÄŸitim sistemidir. Onun da en önemli vazifelerinden biri, eÄŸittiÄŸi kiÅŸileri kardeÅŸ haline getirmektir. Kalplerin kaynaÅŸması, kaynaÅŸan kalplerin kardeÅŸ olması İslami eÄŸitimin en önemli gayesini teÅŸkil eder. “EÄŸer sana hile yapmak isterlerse, muhakkak Allah sana kafidir. O’dur seni yardımıyla ve mü’minlerle kuvvetlendiren.”(Enfal,8/62) “Ve kalplerin arasını sevgi ile birleÅŸtirdi. Yoksa yeryüzünde ne varsa harcasaydın, yine onların kalplerini birleÅŸtiremezdin. Fakat onların kalplerini sevgi ile birleÅŸtirdi..”(Enfal,8/63)”Mü’minler ancak kardeÅŸtirler. Onun için iki kardeÅŸinizin arasını düzeltin.”(Hucurat,49/10)Sosyolojik açıdan bakınca eÄŸitim ÅŸöyle tarif edilir: “Tabiatın sosyal müesseselerin ve diÄŸer insanların bizim zeka ve irademiz üzerine icra ettikleri tesirlerden ibarettir.”5.FENOMENOLOJİ VE EĞİTİM6. DEÄžERLER İLMİ VE EĞİTİM7. AHLAK VE EĞİTİMAhlak ilmi neyin iyi neyin kötü olduÄŸunu ortaya koyar. İyi bize göre mi yoksa bizim dışımızdaki bir varlığa göre mi tesbit edilir? Evrensel ve mutlak bir iyi var mıdır? Hareketi yöneten nedir?Bu sorulara bakanlar, çeÅŸitli cevaplar aramışlardır. Ahlak üzerindeki farklı görüÅŸler eÄŸitime de sıçramış, eÄŸitim alanında da farklı uygulamalara sebep olmuÅŸtur. Mesela; ahlakın ilahi bir kaynaÄŸa dayanmadığını ileri sürenler, eÄŸitimin de ilahi prensiplere göre yapılmasını kabul etmiÅŸlerdir.Görülüyor ki, eÄŸitimle ahlak içiçedir. Ahlak, iyiyi ve yapılması gerekeni gösterir. EÄŸitim de bu yönde cereyan etmesine raÄŸmen o aynı zamanda zihin eÄŸitimi ile de meÅŸgul olur. Yani eÄŸitim daha geniÅŸ bir alanı içine alır. Ahlak bilgi ile uÄŸraÅŸmaz. ÖÄŸretim tamamen eÄŸitimin bir cephesidir. Zihinle, ahlak deÄŸil eÄŸitim uÄŸraşır. Ahlak imanla da uÄŸraÅŸmaz. Kalbin eÄŸitimi de eÄŸitimin görevidir. Demek ki, ahlak, davranış, iyi ve kötünün ilmidir.“EÄŸitim geniÅŸ çapta bir ahlaki faaliyet olarak kabul edilir. ÖÄŸretmenler daima ne söylenmesi, ne yapılması gerektiÄŸi ve öÄŸrencilerin nasıl davranacaklarına dikkat çekerler. Ahlak deÄŸerlerini aşılamak, ferdin ve sosyal davranışın geliÅŸmesi ile ilgilenirler.”FELSEFE VE EĞİTİM“Genel felsefe, en genel ve sistematik tarzda realiteyi bir bütün olarak izah edip anlamaya teÅŸebbüs ettiÄŸi gibi, eÄŸitim felsefesi de, eÄŸitimin gaye ve hareket tarzlarını seçmemize rehberlik eden genel kavramlar vasıtasıyla eÄŸitimin bütünlüÄŸünü yorumlayarak anlamaya çalışır. Genel felsefe, farklı bilimlerin buluÅŸlarını tanzim ettiÄŸi gibi eÄŸitim felsefesi de bu buluÅŸların eÄŸitimle alakaları nisbetinde yorumlarını yapar. Bilim nazariyelerinin eÄŸitim istidlalleri ile direkt bir alakası yoktur. Onlar ilk önce felsefi bir deneyimden geçmeksizin eÄŸitime uygulanamazlar.”Bu izahlardan sonra diyebiliriz ki; bir eÄŸitim felsefesi vardır. EÄŸitimle felsefe, eÄŸitim felsefesinde buluÅŸmakta ve ortak meselelerini çözmektedirler. ”EÄŸitim felsefesi, eÄŸitim meselelerinin genel felsefi nitelikte olduÄŸu nisbette genel felsefeye dayanır. Mevcut eÄŸitim hareket veya fikirlerini ÅŸu genel felsefi meseleleri tetkik etmediÄŸi müddetçe, yenileri ile kritize edemeyiz:1.EÄŸitimin önderlik etmesi gereken iyi hayatın niteliÄŸi,2.EÄŸittiÄŸimiz insan olduÄŸu için insanın kendi tabiatı,3.EÄŸitim bir içtimai ameliye olduÄŸu için, toplumun tabiatı,4.Bütün ilimlerin anlamaya çalıştığı, nihai realitenin özelliÄŸi. 1)Perennialism2)Essentialism3)Realist EÄŸitim4)Progressivizm5)İdealist Felsefe ve EÄŸitim“FaÅŸist eÄŸitim felsefesinin idealizmle bir alakası olduÄŸu gibi, muhtemelen komünist felsefenin, realizmle daha yakın bir alakası vardır.“ Fakat komünist felsefenin de temelinde idealizm yatar. Hegel, Marx’ı ne kadar etkilemiÅŸse komünist felsefe de idealizme o nisbette dayanır. Fakat biz buna, maddeci idealizm diyoruz. Öyle ise, idealizm eÄŸitiminin iki kısma ayrılması gereklidir.1)Maddeci İdealizm 2)Mücerret İdealizm Komünist eÄŸitim felsefesi idealizmden ne kadar kaçarsa, o kadar ona yaklaşıyor. “Komünizmin ilk teorisyeni olan Marx, kendi sistemindeki fikir tohumlarından dolayı, idealisti olan Hegel’e minnettardır. Fakat komünizmin bazı doktrinleri kesinlikle realistliktir.” 6)Komünist EÄŸitim FelsefesiKomünizmin felsefesi, nasıl ki ekonomiyi merkeze alıp, diÄŸer müesseseleri onun üzerine bina ediyorsa, baÅŸka bir deyimle, ekonomi alt yapıyı, din ahlak, hukuk, sanat ve eÄŸitim gibi müesseseler üst yapıyı teÅŸkil ediyor. Alt yapıda meydana gelen deÄŸiÅŸmeler üst yapıyı da etkiliyor. Böylece eÄŸitim de ekonomiye göre ÅŸekil almaktadır.Fiziki çevrenin, öÄŸrenciyi etkileyen en önemli yönü ekonomidir. Komünist felsefenin ana ilkesi, maddi üretim ÅŸekli, sosyal ve siyasi müesseselerin niteliÄŸini tayin etme meselesidir. EÄŸer insan, kurduÄŸu müesseselerin, saf aklın mahsulleri olduÄŸuna inanırsa aldanır. Binaenaleyh, komünist, İyi ÅŸeylerin deÄŸeri onlara harcanan emekle ölçüleceÄŸine inandığı gibi, emeÄŸin eÄŸitimde önemli rol oynaması gerektiÄŸine de inanır.7)Maddeci İdealist GörüÅŸün EÄŸitimdeki Temel Özellikleri8)İdealist EÄŸitim9)Mücerret İdealizm EÄŸitimi10)Reconstructionism(Yeniden İnÅŸacı EÄŸitim)11)FaÅŸizm12)DemokrasiİSLAM’DA EĞİTİM ANLAYIÅžIA-İslam’da EÄŸitimin Hareket NoktasıFelsefi sistemlerin anlayışlarında temel bazı ayrılıklar görülmektedir. Bu ayrılıkların en keskin nedeni, insan aklının bir eÄŸitim görüÅŸü kurmakta yetersiz kalışı, hatta dünyaya ve onun zübdesi olan insana belli bir açıdan bakıp bağımsız bir düÅŸünceyle inceleyememiÅŸ olmasıdır. İnsanı insanla eÄŸitiyoruz ama, insanı yine insanın fikirleri doÄŸrultusunda eÄŸitmek çok zor ve tehlikelidir. Batıda bu eÄŸitim görüÅŸlerinin doÄŸması normaldir. Zira Hıristiyan ve YahudiliÄŸin esasta bir eÄŸitim görüÅŸü yoktur. Orada dinin dolduramadığı bu sahayı insanların fikirleri dolduracaktı. Neticede bu böyle oldu. Bazı eÄŸitim görüÅŸleri merkeze çocuÄŸu, bazısı öÄŸretmeni, bazısı da geçmiÅŸi almıştır. Manevi deÄŸerlere kulak asmayanları da vardır. Hangi açıdan ele alırlarsa alsınlar, eksiktirler.Yine onlar, düÅŸündükleri fikirleri insana elbise gibi giydirdikleri takdirde onu eÄŸiteceklerini sandılar. Yani, eÄŸitmek demek baÅŸkasının düÅŸündüÄŸü tarzda insanı ele almak demektir. İnsanı, kendi psikolojik yapısına göre deÄŸil, baÅŸkasının istediÄŸi tarzda eÄŸitmek istediler.Kendi metodlarımızla insan psikolojisini incelediÄŸimizde onu bazı ÅŸartlar altında gözleyebiliyoruz. Bu metodla hiçbir etki altında kalmadan, insan ÅŸahsiyetindeki temel taÅŸları tesbit etmemiz imkansızdır. En iyi tetkik veya gözlem, insan ÅŸahsiyeti fıtrat halinde iken onun özelliklerini tesbit etmektir. ÇeÅŸitli olay ve tutumlara karşı tavırlarıyla onun gerçek bilgisine ulaÅŸamayız. Onu bizim elimizde deÄŸil, Allah’ın iradesinde tanımalıyız. İnsan psikolojisini coÄŸrafi, sosyal ve iktisadi ÅŸartlar altında inceleme yerine, ilahi fıtrat düzeyinde incelememiz gerekir.En üst eÄŸitici (“Rab” eÄŸitici manasına gelir.) Allah olduÄŸuna göre, insan psikolojisini de en iyi bilen O’dur. İnsan ÅŸahsiyetindeki temel özellikleri en iyi bilen O’dur. İnsanı neyin nasıl motive ettiÄŸini en iyi bilen onu yaratandır. ”Andolsun Biz insanı yarattık ve nefsinin ona ne vermek istediÄŸini de biliriz, biz ona ÅŸah damarından daha yakınız.”(Kaf,50/16)İnsanın eÄŸitilebilmesi için nefsindeki özelliklerin anlaşılması zaruridir. Madem ki; eÄŸitim, insan üzerinde bir tasarruftur. Öyleyse bu tasarruf, bilmeden yapılmaz. İnsan, insan elinde bir oyuncak olmaktan çıkması için onu iyi tanımalıyız. Onun ÅŸahsiyetindeki ilahi unsurları zedelemeden, birini diÄŸerine kurban etmeden eÄŸitebilmemiz için onu iyi bilmeliyiz.Görülüyor ki İslam, eÄŸitimi insan fıtratı (tabiatı) üzerine bina etmektedir. EÄŸitim ilkelerini o fıtratın niteliÄŸine göre koymaktadır: “Bir insanın iyisini kötüsünü bırakıp, onun ÅŸahsiyetinin aslına nüfuz etmek lazımdır ki, bakalım o kimsenin nasıl bir cevher ve özü vardır, anlaşılsın. İşte görmek ve bilmek böyle olur.” ( Mevlânâ - fihi mafih)İnsanın insana vereceÄŸi özelliklerin iÄŸreti olduÄŸunu, bu vasıfların aslî vasıflar olmadığını ileri süren Mevlânâ: “Birini iyice görmek ve her insanda iÄŸreti olarak bulunan iyi ve kötü sıfatlardan geçerek özüne varmak ve iyiden iyiye görmek lazımdır. İnsanların birbirine verdikleri bu vasıflar onların alî vasıfları deÄŸildir.” 1. İslam EÄŸitiminin Tarifi: İslamî eÄŸitim, insan hayatında takip edeceÄŸi yolu, nazari olarak çizip hayata uygulamak, nasıl hareket edeceÄŸini göstermektir. Bu manada ‘’Rab’’ yaratanın, yaratığına doÄŸru yolu göstermesi (irÅŸad, ihda) demektir: ‘’Firavun ÅŸöyle dedi: O halde sizin Rabbiniz kimdir; Ey Musa? Musa: Bizim Rabbimiz, herÅŸeye suret ve ÅŸeklini veren, sonra da yolu gösterendir, dedi’’ (Tâhâ 20/49-50). EÄŸitimi, peygamber düzeyinde ele aldığımızda da, ’’tebliÄŸ’’ etmek manasına gelir. Böylece öÄŸretim de eÄŸitim içine girmektedir. TebliÄŸ, hem eÄŸitimi hem de öÄŸretimi içine alır.Mâverdî, eÄŸitimi ele alınca insanın aklıyla ÅŸahsiyetini düÅŸünmektedir. “EÄŸitim bir direktir. Allah onunla akılları kuvvetlendirir. Bir süstür, nesebi kaybolmuÅŸ olanları Allah onunla süsler.” Bir taraftan insanın istidat ve kabiliyetlerini kuvvetlendiren, bir yönden de insanın pespayeliklerini örten bir süs olur.2.İslam EÄŸitiminin Hareket Noktası: Genel olarak İslam insanın doÄŸuÅŸtan iyi olduÄŸunu kabul eder. Bozulma sonradandır. “Biz, gerçekten insanı en güzel biçimde yarattık.” (Tîn - 95/4) Aslı güzel olan, insanı hayrete düÅŸüren bir biyolojik yapı ve bu yapının içinde esrarengiz bir manevi ilme sahip insanın eÄŸitime müsait olması, fıtratının gereÄŸidir. Hristiyanların belirttiÄŸi gibi, insan doÄŸuÅŸtan günahkar deÄŸildir. Bozulma insanda fıtri deÄŸil, arızidir. “Sonra onu aÅŸağıların aÅŸağısına çevirdik.” (Tîn - 95/5) insan iyidir ki eÄŸitilmeye müsaittir. Bu eÄŸitimin gerçekleÅŸmesi, için dinler gelmiÅŸtir. EÄŸer insan eÄŸitilmeye müsait olmasaydı, peygamberler gibi eÄŸiticilere ihtiyaç kalmayacaktı. İnsan yaratılışı gereÄŸi fiillerini, huylarını iyileÅŸtirmek, doÄŸru olanı yanlış olandan ayırt etmek veya bunları bozmak, yeteneÄŸi ve kabiliyeti üzerine yaratılmıştır.3.İNSAN FITRATININ ÖZELLİKLERİ:1. Hakimiyet-bozmak-savaÅŸmak 2. Nankörlük 3. Cahillik 4. Zalimlik (yanlış yapma) 5. Azgınlık (tepki gösterme) 6. Kıskançlık (hırs, tamah) 7. Zayıflık (acz) 8. Cimrilik 9. Sevgi 10. Acelecilik 11. Mücadele 12. Korku 13. Cinsel arzu 14. İnanma B-İslam EÄŸitiminin Prensipleri1. İrsiyet prensibi 2. Çevre prensibi 3. Hürriyet prensibi 4. Tekamül prensibi Batı eÄŸitim sistemleri, onların maddeci felsefelerinden kaynaklandığı için eÄŸitimi doÄŸumdan sonra ele alırlar. İnsanın yaratılışını dikkate almazlar. Çünkü kafalarını yaratılışa çevirselerdi ilahi kudreti göreceklerdi. Åžimdi İslamın dinlerin tekamülünü deÄŸerlendirmesine bir göz atalım. Çünkü dinler aynı zamanda bir eÄŸitim sistemini kapsarlar. İnsanın yaratılışı gibi, kurduÄŸu toplumlar da tekamül geçirmiÅŸtir. Toplumlar, kültür miraslarını nesilden nesile aktardığı için bir sonraki nesil bir önceki nesilden daha büyük imkanlarla karşılaÅŸtı. Bu imkanlar, yeteneklerini oldukça metodlu ve verimli kullanmasına yol açtı. Bir yandan, içtimai hayatı pekiÅŸtiriyor, bir yandan da yeteneklerinin ürünü çoÄŸalıyordu. İlk dini bir aile eÄŸitimine sonraki dinlerin bir topluluÄŸun eÄŸitim sistemine, islamın da bütün insanlığın eÄŸitim sistemine benzetebiliriz. Demek ki dinler, aile eÄŸitimi, toplum eÄŸitimi ve insanlık eÄŸitimi ÅŸeklinde gösterebilirler.“Ben ve diÄŸer peygamberler, bir ev yapmaya baÅŸlayıp, onu tam ve mükemmel olarak tamamlayan adama benzeriz. Ancak o evin bir tuÄŸlası eksiktir. İnsanlar o eve girince hayrete düÅŸerek, ‘keÅŸke ÅŸu eksik tuÄŸla olmasaydı’ derler.” (Tirmizi) Bütün peygamberler, bir binanın tuÄŸlaları gibidir. Peygamberimiz de o binayı tamamlayan en son tuÄŸladır.İnsanın yeteneklerindeki geliÅŸme ve bu geliÅŸmenin yansıdığı toplum hayatındaki geliÅŸmenin doÄŸurduÄŸu ihtiyaca göre Allah dinleri göndermiÅŸtir. Demek ki ilahi eÄŸitim, insan ve onun toplumunun tekamülünü takip etmiÅŸtir. İnsan yaratılışında, onun ilahi eÄŸitimindeki tekamül sistemi insanın hayatında da dikkate alınmalıdır. İslam, bir ferdin tekamülünü eÄŸitim açısından ÅŸu merhalelerle ayırır: 0-2 yaÅŸ/2-7 yaÅŸ/7-10 yaÅŸ/10-buluÄŸ yaşı.EÄŸitim ve öÄŸretim bu yaÅŸ kesimlerine göre ayrılır. İki yaşına kadar çocuk hürdür. Yaşına göre hiç kayıt altında deÄŸildir. ÖÄŸrendiklerini hiç ÅŸuursuz öÄŸrenir. Mesela; yürüme, ilk konuÅŸma gibi. Fakat süt kesimi onun ÅŸahsiyetinde önemli bir dönemdir. Çünkü dışarıdan zorla müdahale yapılır.7 yaşında da öÄŸretim safhası baÅŸlar. Artık zihin tekamül etmiÅŸtir. ÖÄŸretime hazırdır. “Çocuklara yedi yaşında namaz kılmayı öÄŸretin” hadisi bunu bize açıkça belirtmektedir. 10 yaÅŸ ise öÄŸretilenlerin uygulanmaya baÅŸlatılacağı yaÅŸtır. “On yaşında kılmazlarsa dövün.” hadisi de bize bu çizgiyi belirlemektedir. Bu yaÅŸa kadar çocuk psikolojisi, tasavvuf açısından bakanlar ÅŸöyle anlatmaktadırlar. Son mutasavvıflardan İbn Tufeyl, ÅŸu ifadeyi kullanıyor: “Veli olmak istersen, küçük çocukların bazı özelliklerini benimse. Çocukların beÅŸ psikolojik özelliÄŸi vardır. Bunlar bir yetiÅŸkinde bulunursa veli olur: a)Çocuklar kendi maiÅŸetlerini merak etmezler. b)Hastalandıklarında Yaratıcı’dan ÅŸikayette bulunmazlar.c)Yiyeceklerini diÄŸerleriyle paylaşırlar.d)MünakaÅŸa ettiklerinde kin beslemezler. Barışmak için can atarlar.e)Korktuklarında gözlerinden yaÅŸlar akar.”5. Zaruret prensibi İslam eÄŸitiminin diÄŸer bir ilkesi de eÄŸitimde uyulması gerekli olanı göstermektedir. EÄŸitimci ve eÄŸitilen her an hür deÄŸillerdir. Her uygulamaları kendi baÅŸlarına yapamazlar. Bazı kayıtlar altındadırlar. İstese de istemese de bu kurallar doÄŸrultusunda hareket etmek mecburiyetindedirler. Aslında zaruret prensibi diÄŸer prensipleri içine alır. Mesela; eÄŸitimci, irsiyet, çevre, hürriyet, tekamül, dengeleme, hidayet ve örnekleme ilkelerine uymak mecburiyetindedir. Bizi biz deÄŸil, fıtrat sınırlandırıyor. “Fıtrat bize ÅŸöyle yapmak mecburiyetindesin” diyor. “Benim müsaade etmediÄŸim ÅŸeyi yapamazsın” çaÄŸrısında bulunuyor. Bunu derken, insan kabiliyet ve kapasitesini bilinmesini istiyor. Gerek insanın sosyal düzen içinde alacağı yer bakımından ve gerekse dini görevlerini yerine getirmek bakımından bu çaÄŸrıya uymak mecburidir. İnsan ÅŸahsiyetinin belli bir kapasite noktası ve yönü vardır. Ondan fazla yük yüklenirse ÅŸahsiyet çözülür. İyi bir netice almamız beklenirken zararlı neticelere varırız. İslam yeteneklerin ve onların çalışma yönünün bilinmesini ister.6. Muvazene (Dengeleme) prensibi1. Örnekleme prensibi 2. Ceza prensibi 3. Sevgi ve merhamet prensibi 4. Hidayet EÄŸitim prensibi C-İslami EÄŸitim Metodlarıİslami eÄŸitim metodları, bir bütün olarak insan ÅŸahsiyetine uygundur. Yani metodlar insan yapısına göre vaz edilir. Ölçü, insanın yapısıdır. Metod olarak lüzumsuz ve yüzeyde olan ÅŸeylerle uÄŸraÅŸmaz. Metodun esaslarını, insan davranışını idare eden merkezlere göre koyar.İslamın eÄŸitim metodları, yalnız öÄŸretim metodları deÄŸildir. O yalnız zihni doyurmak istemez. Çünkü yalnız zihni ele alarak yapılacak eÄŸitim tek yönlü ve eksiktir. Bu yönüyle batı eÄŸitim sisteminden ayrılır. Çünkü onlar eÄŸitimi fayda ve maddeci yönde uygulamaktadırlar. Fayda ile madde arasındaki münasebeti dikkate alıyorlar. Oysa, faydanın bir de mana ile alakası vardır. 4-ZİHİN EĞİTİMİ VE DAVRANIÅžLARİnsan davranışlarını yöneten merkezleri dikkate alınca, İslam eÄŸitim metodlarını ilk planda üçe ayıracağız:I. Zihni EÄŸitim Metodları1. Bilginin kaynağı 2. Bilginin sınırı 3. Metodların uygulanması 4. İç gözlem 5. Dış gözlem 6. Kıssa ile eÄŸitme 7. Sebep-sonuç iliÅŸkisi 8. Misal ve benzetmelerle bilgi verme 9. DüÅŸünceyi harekete getirecek zihni eÄŸitme 10. Tedrici eÄŸitim 11. İsticvab usulü 12. Zihni eÄŸitmede ilahi irade 13. Ana lisanla öÄŸretim II. Kalbin EÄŸitim Yolları1. Kalbi bilgiyle eÄŸitme usulü 2. Kalpteki inanma duygusunu eÄŸitme usulü 3. Korku ve ümit duygusunu eÄŸiterek kalbi eÄŸitme usulü 4. Ekonomik usulde kalbi eÄŸitme 5. Kalbi uyanık tutarak eÄŸitme usulü (Kalp eÄŸitimi ve davranışlar)III.Nefsi EÄŸitme Yolları 1. İç gözlem (nefsi bilme- tanıma) 2. Kendi kusurlarını tesbit etmek 3. Haya duygusunu çalıştırarak nefsi eÄŸitme 4. Ekonomik usulle nefsi eÄŸitme 5. Mücadele metoduyla nefsi eÄŸitme 6. Nefsin güçlerini mevcut ideallere yöneltme metodu 7. Tezkiye ile nefsi eÄŸitme D-İslam EÄŸitiminin Gayeleriİslam eÄŸitiminin prensip ve usulleri belli hedeflere ulaÅŸmak için uygulanır. Bu hedefler olmasaydı, eÄŸitimciler planlama ve uygulama zahmetlerine katlanmazlardı. EÄŸitimin baÅŸlangıcında bu gayeler beklenti halindedir. EÄŸitimin tamamlanması ile bu hedeflere ulaşılır. Hedeflere ulaşılmış ise eÄŸitimin konusu olan insan devamlı üreme halinde olduÄŸu için eÄŸitimde de bir devamlılık vardır. Kur’an-ı Kerim’e bakarsak, peygamberlerin dini eÄŸitimlerini gerçekleÅŸtirmek için çektikleri zahmetler bu gayelere ulaÅŸmak içindir. Allah, peygamberlerine bu zahmeti onların uÄŸruna çektirmiÅŸtir. Demek ki, mücadeleler gayeleri ile büyürler. Bütün eÄŸitim faaliyetleri beklentilerini gerçekleÅŸtirmek için büyük zahmetlere katlanırlar.I. İslam eÄŸitiminin kısa vadeli gayeleri: 1. İnsandaki gizli güçlerin ortaya çıkarılması 2. Günlük ihtiyaçlarını giderme 3. İyi insan yetiÅŸtirmek 4. İnsanları istikamette tutmak 5. Karanlıktan aydınlığa çıkarmak 6. Sözle davranışı birleÅŸtirmek 7. Taklidi kaldırmak 8. Evrensel ahlak 9. Tevhid II. İslam eÄŸitiminin uzun vadeli gayesi SONUÇEÄŸitim, mutlak bir deÄŸerdir. Dini ve milleti ne olursa olsun, bütün insanlık eÄŸitimin mutlak bir deÄŸer olduÄŸunu kabul etmektedir. Ancak eÄŸitimde faydalanma yolları farklıdır. EÄŸitim hem gaye hem de vasıta olduÄŸuna göre, onun gayeleri hususunda insanlar arasında farklılıklar görülür. Halbuki, eÄŸitim insanların ömrü kadar uzun olmasına raÄŸmen kiÅŸiler ona gayeler tayin etmektedirler. İnsan eÄŸitiminin gayelerini anlamakla sorumludur. Hangi gayelerin doÄŸrultusunda eÄŸitim yapılacağını kendisi tesbit etmez. Çünkü insan çoÄŸu zaman inanç ve fikirlerinin esiridir. Onlara göre ÅŸartlanmıştır. Zamanla deÄŸiÅŸen geçici fikirlerle eÄŸitime gaye tayin edilmez. Çünkü eÄŸitim tarih ve ideal alemine baÄŸlı bir vakıadır. Yani bir yönüyle ezelden geliyor. Bir yönüyle de ebede doÄŸru akmaktadır. Bu akıntı içerisinde, her devirde insan ondan nasibini almak için olanca gayretini sarfeder. Demek ki, insanın görevi, eÄŸitimden nasibini almaktır, ona hedef tayin etmek deÄŸildir. Felsefi sistemler, eÄŸitim gayelerini tayin etmeye çalışırken bu hatanın içinde bulunuyorlardı. Çünkü onların görevi eÄŸitime gaye tayin etmek deÄŸil, ondan nasıl istifade edileceÄŸini göstermektir. İşte bu hatadır ki, insanlar eÄŸitime çok kısa vadeli suni gayeler gösterdiler. Kısa ve suni gayelere suni usullerle ulaÅŸma hatasına da düÅŸmekten kendilerini kurtaramadılar. İnsanın, suni vasıtalarla sonsuz gayelere ulaÅŸması mümkün deÄŸildir. Batı dünyası insanın ortaya koyduÄŸu metodlarla insanı eÄŸitmek istediÄŸinden, eÄŸitimin hareket noktasını tesbit edememiÅŸtir. EÄŸitimin hareket noktası, insanın dışında deÄŸildir. Aksine, insanın yaratılışındadır. Yanı insan tabiatı eÄŸitimin hareket noktası olarak alınır. İnsan tabiatının özellikleri dikkate alınmadan eÄŸitime bir hareket noktası tayin edilemez. Bundan dolayı metodlar suni olarak tesbit ediliyor, insan tabiatı bu metodlara hapsedilerek eÄŸitilmek isteniyordu. Halbuki metodlar insan tabiatına bakarak tesbit edilebilirdi.İslam “Muttaki” insanı yetiÅŸtirmeyi gaye alırken, iyi ile kötünün tesbit edilmesinde yeterli ÅŸahsiyetlerin tesbit edilmesini hedef almak ister.”Ey mü’minler…Allah’tan korkarsanız, O size Hak ile batılı ayırdedecek bir anlayış ve nur verir. “(Enfal,8/29)İslam eÄŸitimine göre iyi ile kötüyü tesbit etmenin bir ucu da ilahi iradeye baÄŸlıdır. Bu özellik içinde muttaki insanın yetiÅŸtirilmesi istenir.İnsanı ahlaklı yapmak isterken, ahlakın ilkelerine suni ve geçici temeller aramaktadırlar. Bir tarafta ahlakı yıkan davranışları serbest bırakıyor, bir taraftan da ahlaklı insan yetiÅŸtirmek istemektedir. İnsan saÄŸlığını gaye alıyor, fakat saÄŸlığı yıkan kötü alışkanlıkların neler olduÄŸu meselesini eÄŸitim de ele almaktadır. BeÅŸeri eÄŸitim sistemleri, insan tabiatını ihmal ediyor. Onun yalnız zihin yönünü ve toplumdaki iliÅŸkilerini ele almaktadırlar. Müsbet ilimlerin ilkelerini en ince noktasına kadar öÄŸretirken aklın manevi alanda hüküm yürütmesini engellemektedir.EÄŸer akla, manevi alanda nasıl yürüyeceÄŸi öÄŸretilseydi, asırlardır batı alemi batıl inançta kalmayacaktı… Çünkü orada inanç akla deÄŸil, hakka karşı nefrete dayanmaktadır. Zihinden manevi gerçekleri gizlemek için ona daima ilmin bulgularını nihai gerçek olarak veriyorlar. Bir nevi uyanmasını istememektedirler. Batı eÄŸitim sistemleri, maddi ilimlerde zihni alabildiÄŸine serbest bırakırken manevi alanda taklitten ayrılmasını istememektedir. Zira, inançlarını aklın süzgecinden geçirip, tenkidini yapacak kiÅŸilerin yetiÅŸmesini istememektedir. Akla sınırlı bir alan verdiklerinden, onun tabiatına aykırı hareket etmektedirler.Zihin faaliyetlerinin bazısına böylesine bir ambargo koyarken, kalp ve nefis eÄŸitimini de hemen hemen bütünüyle ihmal etmektedirler. Manevi alanda gezintisine dahi müsaade edilmeyen aklın ötesindeki kalpte iman aÄŸacı nasıl yeÅŸerir? İhya edilmemiÅŸ kalbin düÅŸmanı nefis, nasıl temizlenip arındırılır? Aklın manevi alandaki radarından insan ÅŸahsiyetinin merkezleri olan kalp ve nefse bakmadıkça, ne onun hastalığını anlayacak ve ne de onların hastalığını tedavi edecek ilaçlara sahip olunacaktır. İşte o zaman eÄŸitim, insan deÄŸil ölü yetiÅŸtirmektir. “Åžüphesiz sen, ölü olanlara iÅŸittiremezsin ve arkalarını dönmüÅŸ kaçarlarken sağırlara hak çaÄŸrını duyuramazsın.”(Neml,27/80) “Bunun için sen arkalarını dönmüÅŸ giderlerken, o daveti ölülere duyuramazsın ve sağırlara da iÅŸittiremezsin.” (Rum, 30/52)Ölü dışarıdan duyu almaz. Ne iÅŸitir ne de akıl yürütür. Gerçek dine kulak vermeyenleri Allah ölüye benzetmektedir. İslam, insanın yaÅŸayan ölü olmasını önlemek için bütün eÄŸitim metodlarını seferber eder. Yola gelmeyenleri de eÄŸitmek için fırsat tanımaz. Zira, yukarıdaki ayetler aynı zamanda kimlerin eÄŸitilmeyeceÄŸini de belirtmektedir.
|