OOPS. Your Flash player is missing or outdated.Click here to update your player so you can see this content.

Ana Menü

Faydali Olmasi Dilegi ile...:
Başarı Yolunda 70 altın kural Yazdır

 
BaÅŸarmak, insanın maddi ve manevi kuvvetlerini bir hedefe doÄŸru yöneltip hedefi elde etme sürecidir.
  Etrafınıza, üç gün sonra bir daha hiç görmeyecekmiÅŸ gibi bakınız. Üç gün sonra bir daha hiç duymayacakmış gibi dinleyiniz sesleri... Belki o zaman her zaman bakıp da göremediÄŸiniz, iÅŸitip de güzel bulmadığınız ne harikalarla karşılaÅŸacaksınız. Belki o zaman sahip olduÄŸunuz zenginlikler karşısında ÅŸaşırıp kalacaksınız.
  Hayatınız bir duadır. Size dilinizle istediklerinizden çok hayatınızla istedikleriniz verilir. Hakkınızda bir karar verilebilmesi için dinlenecek tek meÅŸru ÅŸahit hayatınız olacaktır. EÄŸer yeterince fedakarlık yapmamışsanız, hayatınızın ÅŸahitliÄŸi pek parlak olmayacaktır. Belki aÄŸzını açıp bir-iki kelime bile etmeyecek, size boÅŸ gözlerle bakıp duracaktır.
  Olabileceklere, “birÅŸey olmaz” kadar, kötü bir baÅŸlangıç yoktur.
  Her insan kötü bir alışkanlığa, “hürriyetimi kullanıyorum” ifadesi ile ayak basar. Her halde hürriyet uÄŸruna insanın kendi kendini tıktığı daha karanlık bir zindan yoktur.
  Durgun su çabuk kirlenir ve bozulur. Nice suyu bataklık haline getiren durgunluktur. Çalışmayan insanda durgun su gibidir. Kirlenir ve bozulur.
  Sabah kaybettiÄŸimiz bir saati, deÄŸil bir yıl, ömrümüz boyunca arasak bulamayız. KaybettiÄŸimiz saatler ne kadar çoksa eserimiz o kadar eksik olacaktır.
  DaÄŸlar ne kadar vakurdur. Onlar göklerden kar dilenmezler. İlk kar yinede onlara düÅŸer.
  Hayatta önemli olan mazeretler deÄŸil, neticelerdir.
  İşimizin, amacımızın, fikrimizin isimsiz kahramanı olabilirsek, kahramanlığa isim olabiliriz. Hangi toplumun isimsiz kahramanı çoksa, o toplum diÄŸerlerine üstün gelir.
  Kırk yılını denizlerde geçiren bir kaptanın İspanya açıklarında başına gelenler herkesin ilgisini çeker. Hayatında bir defa gemiye binmemiÅŸ bir adamın anlattıkları ise, ne kadar ilgi çekici olursa olsun “vah vah” diyerek geçiÅŸtirilir.
  Küçük ruhlardan gelen bükük harfler herkesi sıkar. Büyük ruhlardan gelen küçük harfler bile bizi bütün varlığımızla seferber eder.
  Son derece iyi hazırlanmış, bilgi ve tecrübe yüklü bir konuÅŸma, küçücük bir bilgi hatası yüzünden berbat olur. Dinleyenlerde, konuÅŸmanın bütünü üzerinde tereddütler hasıl olur.
  SIFIRA ÇARPARSANIZ SIFIRLANIRSINIZ
  BaÅŸkalarının yanında yaptığınız taktirde ayıplanacak davranışları yalnız başınıza da kaldığınızda yapmamanız tesirli bir atmosfere sahip olmasını saÄŸlar.
  Güçlükleri göze alamayanların kolaylıklarla karşılaÅŸması mümkün deÄŸildir. Güçlükleri göze alarak yola çıkanlar ise güçlüklerle beraber mutlaka kolaylıklarla da karşılaşırlar.
  DoÄŸrudur; her arayan bulamaz. Ama aramadan bulan hiç olmamıştır.
  Her kötülükten sonra bir iyilik, her yanlıştan sonra bir doÄŸru, kötülüÄŸün ve yanlışın lekeleri içinde simsiyah olmamızı engeller.
  Kuvveti arttıkça ÅŸefkati artmayan bir insan her an bir haksızlığa sebep olabilir.
  DoÄŸruyu görebilmemiz için doÄŸruyu hissedebilmek, doÄŸruyu hissedebilmek için de doÄŸru yaÅŸamak gerekir. Nasıl göze kaçmış bir çöp, rüzgarın kaldırıp gözümüze doldurduÄŸu toz toprak, görme kabiliyetimizi etkiler, görüÅŸ mesafemizi kısaltırsa, kalbimize dolmuÅŸ toz ve toprak, kalbimize batmış bir çöpte kalp gözümüzün görüÅŸ kabiliyetini ve mesafesini etkiler. Kalp gözü perdelenmiÅŸ bir adam sapla samanı karıştırır, aka kara, karaya ak diyerek iddialara tutuÅŸur.
  HER SANİYENİZ GAYENİZE KİLİTLENMELİDİR
  Doktor olan filozof Halle son vuruÅŸuna kadar kendi nabzını saymıştı. Meslektaşına “dostum, nabız atmaz oldu” dedi ve öldü.
  Büyük baÅŸarılar, her saniye, tesbit edilen gayeler için yaÅŸanmakla elde edilebiliyor. Hayatımızın her saniyesi gayenizin rengi ile renklenmelidir, onunla dopdolu olmasısınız.
  Kin ve onun kışkırttığı intikam hissi sadece yöneldiÄŸi kimseyi deÄŸil, hem onun etrafını hem sizin kendinizi ve hem de etrafınızı yakıp yıkar. Bu, öyle bir yaylım ateÅŸtir ki masum insanlarda isabet alır.
  Affetmek, nefsin terbiyesi ve güçlü irade için verimli-etkili bir eÄŸitim yoludur.
  Kalbinizi hapishaneye döndürmeyin. Aksi halde size de bir baÅŸka kalpte bir hücre bulunabilir.
  Çabuk affeden birisi olursanız her zaman yanınızda birilerini bulabilirsiniz.
  Amerikalı gazeteci, Morgman, Rusların Hiyve üzerine yapacağı taarruzu görmek için Ceyhun nehrine ulaÅŸmak ister. RehberliÄŸini Polat isimli bir Türk genci yapacaktır. Polat, kendisini Ceyhun kıyılarına ulaÅŸtırmak üzere Morgman'a söz verir. Fakat bu tehlikeli bir yolculuk olacaktır. Çünkü Rus generali Kovfman eline geçirdiÄŸi bütün Türkleri iÅŸkenceyle öldürmektedir. Gece ile gündüz arasındaki ısı farkının 30 dereceye çıktığı ortaasya steplerinde yapılan zorlu yolculuk sonunda Polat, Morgman'ı Ceyhun kıyılarına getirir. Polat'ın hayatı artık tehlikededir. Nitekim çok geçmeden Albay Ivanoff tarafından yakalanır ve General Kovfman'ın emri ile idam edileceÄŸi bildirilir. Morgman isyan eder. O sadece bana rehberlik yaptı der. Polat masumdur. Bu seyahat benim isteÄŸim üzerine olmuÅŸtur. Polat, Morgman'ın kendisini kurtarmak için yaptığı mücadeleyi hayretle takip eder. Ve Morgman'ın yıllar sonra bize naklettiÄŸi ÅŸu sözleri söyler: Sizi buraya Allah'ın yardımı ile saÄŸ salim getirmeye söz verdim. Sözler yerine getirilirken hayatada mal olabilir. Ama söz mukaddestir. Yerine getirilmesi için kanda verilebilir.
  Söz bahsinde takınacağınız iki tavır vardır. İlki, olur olmaz söz vermemektir. İkincisi, söz verdikleri sonra mutlaka yerine getirmektir. Sözler cayılabilecekler, cayılamayacaklar diye ikiye ayrılmazlar. Söz sözdür.
  Sabır, zamanı lehimize çevirme sanatının adıdır. İnsanın kendisini en çok kontrol ettiÄŸi, dış etkilerden en çok koruduÄŸu andır sabırlı olduÄŸu an. Yani, sabırlı olma hali tam bir ÅŸuur halidir.
  Sabır, diÄŸer kuvvetlerinde zinde tutulması için gerekli bir kuvvettir. Sabır olmazsa, diÄŸer kuvvetler ziyan olabilir. Üstün çalışma gücüne sahip birisi, gerektiÄŸinde sabırlı davranamazsa çalışma gücü ziyan olur gider. Demek ki sabır, diÄŸer kuvvetlerimizin sevkinde önemli rol oynar. Bir bela karşısında gerekli olan sabır, bir baÅŸarı karşısında da gereklidir. Bela karşısında gösterilen sabır nasıl belanın sıkıntılarını azaltırsa, baÅŸarı karşısında gösterilen sabırda baÅŸarıyı artırır.
  Büyük belalar büyük sabır gerektirir. Büyük bela karşısında büyük sabır gösterebilenler belayı büyük bir zafere dönüÅŸtürülebilir. Çünkü sabır, zorlu kapılar karşısında bir köÅŸeye büzülmek deÄŸil, zorlu olduÄŸu ölçüde kapıyı zorlamaktır.
  BaÅŸakta, kızgın güneÅŸ altında yanabilme iradesi olmasaydı buÄŸday veremezdi. Mevla'nın dediÄŸi gibi kuru bir kütük ışık saçmaya baÅŸlar. Kuru bir kütüÄŸü ışık kaynağı haline getiren iradeden baÅŸka bir ÅŸey deÄŸildir.
  Elinize beÅŸ kiloluk bir ağırlık alıp yürümeye baÅŸlarsanız ağırlığın gittikçe arttığını görürsünüz. Öyle bir an gelirki ağırlığı bırakmak mecburiyetinde kalırsınız. Tabi ki beÅŸ kilo yine beÅŸ kilodur. Azalan sizin gücünüzdür.
  Usta kaptan, hiç tanımadığı bir limanada tehlikesizce girebilir. İskeleye yanaÅŸabilir. Her insan bir limandır. Usta bir kaptan bekler.
  İnsanlar ak kağıttır baÅŸlangıçta. Ona yazı yazarlar. Nice kalem oynar üzerinde. Kötü bir hatıra, bir ayrılık gününün derin hüznü, coÅŸkun bir nasihat, bir arkadaÅŸtan yansıyanlar, anne-baba... ona binlerce kelime yazar. Bir insanda gece vardır gündüz vardır. Bahar vardır güz vardır. Göl vardır çöl vardır. Kolay deÄŸildir o ak kağıdı okumak... anlamak. Gecesine rastlarsanız gündüzü olmayacak zannetmeyin. Gündüzüne rastlarsanız gecesi olmayacak zannetmeyin.
  Bir gördüÄŸünüz insan vardır. Birde insanda göremedikleriniz. Dalında dipdiri duran bir gül için bahçıvanın ne emekler sarfettiÄŸini bilemezsiniz. Yaprakları dökmüÅŸ boynunu bükmüÅŸ bir aÄŸacı da hemen zavallı bellemeyin. Siz onun yaÅŸadığı fırtınaları görmediniz ki...
  İnsanlarda gördüÄŸünüz birazda sizin bakmamızdır. Güzel bakanlar güzel görürler. Öyle insanlar vardık ki bakışları ile güzelleÅŸtirirler.
  Çocuklar sözle deÄŸil, iyi davranış örnekleri ile terbiye edilirler. Çocukların unutamadıkları hatıralarının çoÄŸu, büyüklerinin güzel sözlerinden ziyade güzel hareketleridir.
  Åžifa bulmaz üç kötürüm bir hastane odasında yatmaktadır. İlk gelenin yatağı pencere kenarındadır.
  Oradaki ölünce ortadaki o yataÄŸa geçer, kapının yanındaki ortaya, kapının yanına da yeni bir hastayı alırlar. Pencerenin yanına geçen hasta hergün gördüklerini arkadaÅŸlarına anlatmaya baÅŸlar.
  Karşıda aÄŸaçlarla süslenmiÅŸ bir park vardır. KuÅŸlar dallarda oynaÅŸmakta, çocuklar konuÅŸmakta, çiçekler rüzgarla dalgalanmaktadır. Aynı saatte aynı insanlar parkın yanındaki yoldan geçmektedirler. DiÄŸer iki hasta iÅŸlerine giden, evlerine dönen insanların deÄŸiÅŸmez hikayelerini dinleye dinleye onlarla adeta dost olurlar. Zaten parkın yanından gelip geçenlerin artık birer isimleri de olmuÅŸtur. Birgün ortada yatan hastanın aklına bir düÅŸünce geldi. Pencerenin yanına geçerse o güzel manzarayı dinlemek yerine kendi gözleri ile görebilecekti. Bu düÅŸünceyi günlerce kafasında geliÅŸtirdi. Nihayet bir gece pencere yanındaki hastaya kalp krizi gelince ortadaki hasta bütün gücü ile uzanıp ÅŸiÅŸeyi yere düÅŸürdü ve kırdı. Sabah olunca pencere yanındaki hastayı ölü buldular. Onu alıp götürdüler. Ortadaki hastayı da pencere kenarına geçirdiler. O, “pencereden dışarı bakmak için hastabakıcıların çıkmasını beklemeliyim” diye düÅŸündü. Yalnız kalınca başını daldırıp pencereden dışarıya baktı. Az ötede simsiyah bir duvardan baÅŸka birÅŸey yoktu.
  KonuÅŸmaya baÅŸladığınız andan itibaren andan itibaren anlattıklarınız deÄŸil anlaşılanlar önemlidir.
  Faydasız söz kalbi matlaÅŸtırır. Ruhun dengesini bozar. Daima endiÅŸeye sebep olur.
  KİBİR EMEĞİ KİRLETİR.
  GüneÅŸ gibi, durmanız gereken yerde durun. Ne fazla yaklaşıp yakın etrafınızı, ne de fazla uzaklaşıp buz kestirin...
  DaÄŸlar heybetli, denizler engin, çiçekler güzel, topak cömerttir. Fakat bunların hiç birinde kibir yoktur. Ne o dokunaklı sesi ile söyleyin duran gümüÅŸ nehirlerde, ne aceleci rüzgarlarda kibre rastlayamazsınız. Birbiri artısına yürüyen gecede ve gündüzde kibir olmadığı gibi dünyayı aydınlatan güneÅŸte de kibirden eser yoktur.
  İri dolu baÅŸaklar ne kadar mütevazidirler ki baÅŸları hep önlerindedir.
  Kibir, insanın dehÅŸetli bir unutkanlık halidir. Nereden geliÅŸ nereye gittiÄŸini unutmasıdır.
  Bedava havayı, bedava akciÄŸerlere soluyan ve bu suretle yaÅŸayabilen bir insanın, bu kadar bedava arasında övünmesinde bir mantıksızlık da vardır.   İki gözü için bir dakika çabalamamış, bir kuruÅŸ ödememiÅŸ bir insanın gördükleriyle övünmesinde mantık var mıdır?
  Her tezgahta halı dokunmaz. Halı dokunabilmesi için tezgahın bütün parçalarının tamam ve uyum içinde çalışıyor olması gerekir. Küçücük bir parçanın bile eksik olması halı dokunmasını engeller. En iyi ihtimalle ortaya defolu bir halı çıkar.
  AteÅŸe dayanmayan toprak, tuÄŸla olamaz. Öfke anında kendine hakim olan insan kazanır. HerÅŸeyden önce kendini kazanır. İnsan, kendine hakim olduÄŸu her anda kendini biraz daha güçlü hisseder. Evet, öfke gelir yüz sararır, öfke gider yüz kararır.
  Bir meselenin iyice kavranması için o meseleye kuÅŸbakışı bakılmalıdır. Havayolları karayolundan daha kısadır. KavÅŸakları, virajları, tünelleri, zaman kaybettirecek engebeleri yoktur. Öyleyse meseleler hava yolculuÄŸu ile görülmelidir.
  Nimetlerin külfetinden ÅŸikayet eden insanlar, emanete ihanet eden insanlar gibidir.
  Kazancının az olduÄŸu düÅŸüncesi ile baÅŸka insanlara ve hayırlı teÅŸebbüslere yardımı ertelemeyiniz. Zenginler bütün mallarını verseler, fakirler tek bir küpelerini, tek bir yüzüklerin vermeden bir savaÅŸ kazanılamaz.
  Hz. AyÅŸe validemiz diyor ki:
  Bir gün koyun kesmiÅŸ ve bir budunun dışında hepsini dağıtmıştık. Allah Rasulü:
  - Koyunu ne yaptınız? Diye sorduÄŸunda
  - Ya Resulullah, dedim. Bütün koyunu muhtaçlara dağıttık. Bize sadece bir budu kaldı.
  Allah Resulu'nün cevabı ÅŸudur:
  - Ya AyÅŸe, demek ki bir buddan baÅŸka hepsi bize kaldı.
 

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile


SEO by AceSEF
Siteni Ekle
google-site-verification: google09bd85cd605c77e7.html