| ANOMALİLER |
|
|
FETAL ANOMALİ TARAMASI
 Varolan problemlerin tanınması birkaç açıdan önemlidir: 2-Doğduğunda bebeğin sekelli kalmasına neden olma riski yüksek olan anomali türlerinin tanınması: Burada dikkat edilmesi gereken husus şudur: Prenatal tanı, yaşam sınırına henüz ulaşmamış bir dönemde bebeklerinde yaşamla bağdaşır anomalisi saptanan çiftlere gebeliği devam ettirip ettirmeme özgürlüğü tanımaktadır. Çeşitli inançları nedeniyle,saptanan bu anomalilere rağmen bebeği dünyaya getirmekte kararlı olan çiftler de mevcuttur ve yasalar bu kararı onlara bırakmıştır. 3-Bebekte doğmadan saptanan bazı anomaliler bebek doğduktan sonraki erken dönemlerde müdahale yapıldığında bebeğin tedavi sonrası şifa ile yaşamını sağlamasına imkan tanıyacak türden olabilir:
ANOMALİ TARAMA TESTLERİ Ense kalınlığı Fetusun ense kalınlığı trizomi dışında çok çeşitli nedenlere bağlı olarak artabilir. Bunlar arasında kistik higroma adı verilen sıvı birikimi yıllardan beri Turner sendromu (45 XO şeklindeki kromozom anomalisi) ile ilişkili olduğu bilinen bir durumdur. Gerçekten de kistik higroma tanısı konan ve bu nedenle ileri inceleme yapılan bebeklerde %70 oranında Turner sendromu adı verilen kromozom anomalisine rastlanmaktadır. Fetusta kalp hastalıkları, akciğer hastalıkları, iskelet yapısıyla ilgili hastalıklar, konjenital enfeksiyon ve diğer hastalıklara bağlı olarak da ense kalınlığı artmış bulunabilmektedir. Beta HCG ve PAPP-A PAPP-A adı verilen madde ise gebelik ilerledikçe artan bir maddedir. Yine trizomili bebeklerde bu artışın normalden daha yavaş olduğu gözlenmiştir. Henüz yeni olan bu yöntemin uygulanmasında temel sorun ense kalınlığının doğru ölçülmesidir. Bu ölçüm ise sanıldığı kadar kolay değildir. Ense pilisi kalınlığını milimetrenin onda birini ölçecek hassasiyette ultrason aletleri kullanılmalı ve ölçüm esnasında gebelik haftasındaki normal anatomik yapılar (amnios zarı) fetusun ense pilisinden ayırtedilebilmelidir. Bu da tecrübe gerektirmektedir. Yine fetusun bu gebelik haftalarında hareketlenmeye başlamış olması, ölçümün hassas bir şekilde yapılabilmesi için bazen 20 dakika ve hatta daha uzun süren sabırlı bir bekleyişi zorunlu kılmaktadır. Sonuç olarak, incelemede bebeğin BPM'si, ense kalınlığı, anne adayıyla ilgili bazı bilgiler, kan ölçüm sonuçları bilgisayara girilmekte ve bilgisayar programı bu verileri aynen üçlü testteki gibi Down sendromu oluşma riskine dönüştürmektedir. Bu incelemeye tabi tutulan anne adaylarında risk yüksek bulunduğunda amniyosentez ya da koryon villus biyopsisi gibi invaziv girişimle kromozom analizi önerilmektedir. İncelemeyi yaptıran anne adaylarının az ihtimalle de olsa böyle bir ileri inceleme gerekebileceğini bilmeleri önemlidir.İncelemeye katılan anne adaylarındaki kromozom anomalileri %90'lık bir oranda kalınabilmektedir. Bu haliyle bu yeni değerlendirme yöntemi, %60'lık bir trizomi yakalama oranı olan üçlü teste göre daha üstündür. İncelemenin diğer önemli bir özelliği de bu haftalarda fetusun anomaliler açısından ayrıntılı bir şekilde incelenebilmesidir. Bu haftalarda elbette tüm anomaliler saptanamaz. Ancak anensefali, ekstremite problemleri gibi bu haftalarda belirti veren anomaliler bu inceleme sayesinde daha erken tanınmaktadır. Bu inceleme yapıldığında yine de Üçlü test yapılması gerekir mi? Üçlü test tüm anne adaylarına 16.-18. gebelik haftaları arasında önerilen bir kan testidir. Anne adayından alınan kanda üç ayrı hormon ölçümü yapılır. Hormon ölçüm sonuçları, anne adayının yaşı, kilosu, sigara kullanıp kullanmadığı gibi değişkenler ve gebelik haftasıyla birlikte özel bir bilgisayar programına girilerek işleme tabi tutulur. Bu işlem neticesinde anne adayının bebeğinde Trisomi 21 (Down sendromu), Trisomi 18 ve nöral tüp defekti (NTD) varolma olasılığı belirlenir.Hazırlanan üçlü test raporunda bu üç anormal durum için risk ayrı ayrı belirtilir Anne adayından uygun gebelik haftasında alınan kanda ölçülen hormonlar hCG (human chorionic gonadotropin) hormonu, büyük kısmı bebeğin karaciğerinden salgılanarak anne adayının kanına geçen AFP (alfa fetoprotein) hormonu ve uE3 (konjuge olmayan estriol) adlı hormondur. Bu hormonların anne adayı kanındaki değerleri gebelik haftalarına göre önemli değişiklikler gösterir.
Üçlü testin geliştirilmesi aşamasında gebelik haftası kesin olarak bilinen çok sayıda anne adayından alınan kanlarda bu üç hormonun ölçümleri yapılmış ve normal değerler alt ve üst sınır olarak belirlenmiştir. Bu normal değerler kolaylık ve birimlerde eşitleme sağlama açısından MoM (multiple of median-ortalamanın katları) olarak belirtilir. Ölçüm yapılan bu anne adaylarından daha sonra Down sendromlu, Trizomi 18'li ve NTD'li doğum yapanların hormon değerlerinde MoM değerinden sapma dereceleri hesaplanarak, ne kadar sapmanın riski ne derece artırdığı istatistiksel olarak belirlenmiş ve risk belirleme sistemi bir bilgisayar programı yardımıyla otomatize edilmiştir. Özet olarak; alınan kanda belirlenen MoM değerleri, yaş, kilo, gebelik haftası gibi değişkenlerle birlikte bilgisayar programına girilmekte ve bu program altyapısında bulunan verilerle karşılaştırma yaparak normalden sapmanın derecesine göre riski rakamsal olarak vermektedir Üçlü testin doğruluğu Unutulmaması gereken en önemli nokta üçlü testin tanı koymadığı yalnızca tarama yaptığıdır. Tarama testlerinin amacı belli bir hastalık açısından riski yüksek olan kişileri belirlemek, yani bir hastalığın esas tanısını koyduracak testin kimlere uygulanmasının gerekli olduğunu belirlemektir. Down sendromunun kesin tanısı amniosentez ile elde edilen fetal hücrelerin kromozomlarının incelenmesiyle konur. Amniosentezi her anne adayına uygulayamayacağımnıza göre, kimlere uygulamamız gerektiğini bilmeliyiz. İşte üçlü test bunun ayrımını yapmada bize yardımcı olur. Üçlü testin doğruluğunu kısıtlayıcı en büyük faktör bebeğin gebelik haftasının yanlış değerlendirilmesi, kilonun hesaba katılmaması ve çoğul gebelik olgularının gözardı edilmesidir.Gebelik haftası belirlenirken anne adayının belirttiği son adet tarihi ultrasonla mutlaka teyid edilmelidir. Üçlü testte patoloji çıktığında ne olur? Down sendromu riskinin yüksek çıkması: Üçlü test sonucuna göre amniosentez uygulanmasının tavsiye edildiği rakam doktorlararası farklılıklar gösterebilir. Bazı doktorlar 1:270 rakamından itibaren amniosentez önerirler. Amniosentez uygulanması gereken ya da uygulanmasının gerekmediği durumlar için ultrasonda bebekte Down sendromu düşündürecek bulguların gözlenmesi ya da gözlenmemesi de önemlidir.
 Sinir sistemi anomalileri
Hidrosefali: Normalde beyin dokusunda içinde beyin omurilik sıvısı adı verilen bir sıvı bulunan ‘ventrikül’ adını verdiğimiz boşluklar yeralır.Kısaca BOS olarak adlandırılan beyin omurilik sıvısı beyinde koroid plexus adı verilen yapı tarafından oluşturulur ve omuriliği de içine alan bir sistem içinde kendine ait bir döngüsü vardır.İnce kanallar aracılığıyla ventriküller ve omurilik çevresinde kendi döngüsünü tamamlar. Hdrosefali bu boşluklardaki beyin-omurilik sıvısının (BOS) artması durumudur.Görülme sıklığı binde 0,3-0,5 arasında kabul edilir. Hidrosefali çeşitli nedenlerle ortaya çıkabilir ve vakaların yarısına yakın kısmında sinir sistemine ve diğer sistemlere başka anomaliler de bulunur. Ultrasonografide lateral ventriküllerin genişlemesiyle tespit edilir. Hidrosefali ile birlikte seyreden problemler: ** Holoprosensefali : Beyin gelişiminin erken safhasında ortaya çıkan çok ağır bir anomalidir.14. gebelik haftasından önce dahi tespit edilmesi mümkünüdür. Beyinde ve genelde gözlerde de çok ağır gelişim bozukluğr vardır. Hayatla bağdaşması ve tedavisi mümkün olmayan bu anomalinin erken teşhis edilmesi önemlidir.Aileye gebeliğin sonlandırılması önerilir. ** Akuaduktal Kanal Darlığı (Aquaductal Stenoz) :Beyinomurilik sıvısının yukarıda anlatılan dolaşımının engellenmesi nedeniyle ortaya çıkar.hidrosefalilerin büyük bölümünü oluşturur. Enfeksiyona ,gebetik nedenlere ya da tümöral oluşumlara bağlı olabilir .Gebeliğin daha ileri dönemlerinde de ortaya çıkabilir. Bu problemle doğan bebekler doğum sonrası BOS dolaşımını düzenleyen Shunt operasyonundan genelde fayda görürler ve belli sınırı aşmayan hidrosefalilerde tamamen normal bir hayat sürebilirler.Ancak prognozu önceden belirleyebilmek genelde mümkün değildir. ** Dandy Walker Sendromu : Beyinciğin gelişimini etkileyen ve genelde prognozu kötü olan bir anomalidir.Beyinciğin vermis adı verilen bölümü izlenemez ve 4 ventrikülde belirgin genişleme izlenir.18. haftadan önce tanı konması genelde mümkün değildir.Bazı vakalar doğumda da bulgu vermeyebilir ancak vakaların %75 inde 3 yaşa gelene kadar ağır hidrosefali oluşur.Bu bebeklerin normal bir yaşam sürmesi mümkün olmadığından Dandy Walker malformasyonu saptandığında gebeliğin sonlandırılması en uygun seçenektir. ** Arnold Chiari Malformasyonu: Beyinciğin kafatasının altkısmındaki ‘foramen magnum’ adı verilen boşluğa doğru yer değiştirmesisonucu ortaya çıkar.Ağır bir anomalidir.Genelde omuriliği ilgilendiren ek anomaliler de vardır.Saptandığında gebeliğin sonlandırılması önerilmelidir. ** Corpus Callosum Agenesisi: Corpus callosum beyinin iki yarısını birleştiren bir yapıdır.Koordinasyon ve sinirsel uyarıların her iki beyin yarısına iletilmesini sağlar.Oluşumu kısmen daha geç evrede gerçekleştiğinden erken gebelikte saptanması mümkün değildir.Genelde tek başına ortaya çıkan bir anomali olmasına karşın bazen bir sendromun parçası da olabilir. Tam olmayan şekillerinin teşhis edilmesi zor olabilir.
katlanarak bir borucuğa dönüşür.Nöral tüp terimi buradan kaynaklanır. Nöral tüp defektleri farklı bölgelerde farklı ağırlıktaki anomalileri içerir. ** Anensefali : Hayatla bağdaşmayan ağır bir anomalidir.Beyinin büyük kısmı ve kafatası gelişmemiştir.Bebekler doğumdan birkaç saat sonra ölmeye mahkumdur.Bu nedenle problemin erken tanısı önemlidir.Ultrasonografi ile ilk trimesterde saptanması mümkündür. ** Ansefalosel : Kafatası kemiklerinde normalde bulunmaması gereken açıklıklardan nöral dokunun dışarı fıtıklaşması durumudur. Genelde diğer başka anomalilerle birliktedir.Tablonun prognozunu olaydan etkilenen beyin dokusunun büyüklüğübelirler.Ufak ve izole formları cerrahi tedaviye aday olabirir ancak bunlar oran olarak ufak bir bölümü oluşturur ** Spina Bifida: Embriyolojik gelişim sırasında nöral dokunun korumasını sağlayan omurga ve ek dokuların gelişmesindeki sorun nedeniyle omurilik ve çevresindeki zarların kısmen omurga içindeki normal yerinden dışarıda yerleşmesi durumudur.Doğumsal kusurun derecesine göre farklı şekillerde ortaya çıkabilir. Okkült form: Omurgadaki defekt çok küçüktür.Defektin üzerindeki cildin koruyucu etkisi nedeniyle enfeksiyon riski yoktur ve genelde bebeklerde herhangi bir probleme neden olmaz
 Meningosel: Omurgadaki defektten dışarı çıkan kistik bir yapı söz konusudur .Üzerinde ince bir deri bulunabilir.Kistik yapının içinde omuriliğe ait doku bulunmaması nedeniyle cerahi düzeltme başarılı olabilir.Ancak bebeklerin önemli bir kısmında çeşitli derecelerde sekel bulunur. Meningomyelosel: Defektten dışarıya çıkan bölümde omuriliğe ait doku da vardır. En ağır şekil budur.Omurga boyunca herhangibir bölgede ancak en sık kuyruk sokumu kısmında görülür.Cerrahi olarak düzeltilse bile genelde ağır sekel kalır.
Doğmatik anomaliler Anne karnında günden güne, doğuncaya dek büyüyen bebek, çeşitli etkenlerin etkisi altındadır. Bu etkenler ebeveyinden bebeğe geçen kalıtsal kökenli olabileceği gibi, dış etkenlerde olabilir. Her bebek anne-babasından eşit oranda kalıtsal yetenekler alır. Bu nedenle anne ve babada belirgin ya da örtülü kalıtsal organ-sistem bozuklukları bebekte ortaya çıkabilir veya bebek bu sorunun taşıyıcı olarak yaşamını sürdürebilir. Örneğin bazı ailelerde nesiller boyu el ve ayaklarda 6 tane parmak görülmektedir. Bu hal kalıtsal etkenlere bağlıdır. Bunun yanında bazen normal görünen anne ve babadan çeşitli anormalliklere sahip bebekler doğmaktadır. Bu durum sıklıkla anne-babanın gizli taşıyıcı olmasına bağlıdır. Böyle ailelerin kökeni araştırıldığında nesiller önce benzer anormalikleri taşıyan bir bebeğin dünyaya geldiği saptanır. Bozukluğu taşıycı aileler arasındaki yakın evlenmeler anormal bebeklerin dünyaya gelmesi olasılığını çok artırmaktadır. Aile içi evlenmelerin bu İyi olmayan ve toplumumuza maddi ve manevi ağır yükler yükleyen sonuçlar, tıbbın yıllar önce dikkatini çekmiş, çeşitli yöntemlerle, çağlar boyu aile içi evlenmelerin sakıncaları anlatılmağa çalışılmıştır. Bununla birlikte bölgesel ve dinsel nedenlerle dar bir çevrede evlenme yapmak zorunda kalan toplumlarda diğer bölgelere oranla kalıtsal hastalık ve onormallikler daha sıklıkla görülmektedir. Sayıları yüzleri aşan doğmalık bozuklukların büyük bir bölümü bebeğin yaşamını yakından etkiler. Bunların neler olduğunu bilmekte sayısız faydalar vardır. Bazen normal görünümünde ve sağlıklı doğmuş bir bebek, kısa sürede göze çarpmayan bir bozukluk nedeniyle de, hızla değişebilir, ve bir bozukluk, bebeğin yaşamını kısa zamanda yitirebilir. Diğer yönden aileyi çok telaşlandıran belirgin bir şekil bozukluğu cerrahi bir yöntemle düzeltilerek bebek normal yaşamını sürdürür. Bunun yanında iç organların tam çalışmasını bozan bir diğer neden, doğumda normal görünen bebeği kısa zamanda hasta duruma sokabilir. Önce dıştan görülebilen şekil bozukluklarını özetleyelim: Diğer bir anormali bebeğin başının normalden küçük olmasıdır (Mikrosefal), Kranlyoslnostoz). Genellikle doğumda göze çarpmayacak kadar olan küçüklük, daha sonraki aylarda istenen ölçüye ulaşılmayınca ortaya çıkar. Bu durum kafa içindeki beyin dokusunun gelişmemesine bağlı ufak kafalı hal (Mikrosefali) annenin hamileliği sırasında, özellikle ilk aylarda yakalandığı özel bulaşıcı hastalıklar sonucu olur. ön ve arka bıngıldakların, kafa kemiklerinin aralıklarının doğumda beynin 2 yaşına kadar gelişmesine, büyümesine izin vermeyecek şekilde kapalı olan, birbiri üzerine binmiş (Kraniyosinostoz) olan bebeklerin başı da ufaktır. Doğumda ve yaşamın ilk 3 ayında çocuk hekimi tarafından tanımlanabilirse, başarılı bir operasyonla beyinin büyümesine, bebeğin yaşamını sağlıklı sürdürmesine olanak sağlar.
Karın duvarının bazı yerlerde zayıf oluşu çeşitli irilikte fıtıklara sebep olur. En sık rastlanan göbek fıtıklarıdır. Bazen karın duvarından aşağı doğru uzanan karın ön duvarı kaslarının arasındaki açıklıktan karı içi basıncına bağlı olarak karın organları oturma durumunda daha belirgin hale gelir Diğer bir fıtık şekli ise, kasık ve torba fıtıklarıdır. Kasık ve torba fıtıkları ayakta, ya da ağlarken daha da belirgin hale gelirler. Karın içi basıncın artması sonucu bu fıtıklarda, sıkışma ya da boğulma, bebekler için ciddi sorunlar yaratabilir. Bu nedenle kasık ve torba fıtıkları acil durumlar ortaya çıkmadan doğumdan sonra ailenin ve bebeğin hazır olduğu en uygun bir zamanda ameliyatla düzeltilmelidir. Göbek fıtıklarında ise daha ileri yaşlara kadar beklemek, belki de ameliyata gerek görmeden kendiliğinden kapanmasını sağlar. Yenidoğan bebekte deride görülen benler genellikle zararsız olarak kabul edilir. Ancak benlerin, damar genişlemesi niteliğinde olan ve vücudun değişik bölgelerinde çilek kırmızı, şarabi renkte değişik irilikte olan hemongiomalardan ayırt etmek gerekir. Bunlar hafif zedelenmelerde bile şiddetle kanamaya yol açarlar. Çoğu kez ilk yaşlarda kaybolan bu lekeler, zararsızdır. Deri üzerinde bunlardan ayrı olarak açık sütlü kahverenginde, irili ufaklı lekelerde genellikle zararsızdır. Ancak bu lekeler, diğer bazı bulgularla birlikte önem kazanırlar. Dıştan doğmalık anomalili bebeklerin yanında iç organlara ait anomalilerle doğan bebeklere de sıklıkla rastlanmaktadır. İç organlara ait doğumsal anomalilerin erkenden tanınması bebeğin hayatta kalmasını ve geleceğini etkiler. Birçok bebek sindirim sistemine ait anomalilerle doğar. Buna en tipik örnek yemek borusunun tıkanıklığı, ya da yemek borusunun, solunum borusu ile iştirakidir. Böyle bir bebek yaşamın ilk saatlerinden sonra aldığı test mamasını kusar, veya besinlerin solunum sistemine kaçması sonucu morarır. Bu durumda anne bebeği tekrar beslemeden çocuk hekimine danışmalıdır. Yine sıklıkla rastlanan doğumsal anomalilerden birisi mide İle oniki parmak barsagı arasındaki geçişteki (Pllordakl) dairevi kasların aşırı gelişmesine bağlı (Pilor Stenozu) besinlerin ince barsaklara geçmemesidir. Bu olay doğumda genellikle belirtiler vermez. Bebek doğduktan 2. ve 3. haftada, beslenme sonuna doğru, ani fışkırır şeklide kusmalarla ortaya çıkar. Bebeğin tartısında duraklama olur. Kesin tanı yine çocuk hekimi tarafından konur ve nadiren röntgen muayenesine ihtiyaç gösterir.
Kalp anomalileri arasında sıklıkla rastlananlar kalbin boşlukları ve damarlar arasındaki açıklıklar ya da damarların yer değiştirmeleridir. Bu durumlarda temiz ve kirli kan birbiri ile karışır. Kirli kanın bulunduğu (kalbin sağ taraf boşlukları) tarafın basıncı, diğer taraftan yüksek olması sonucunda, bebeklerde devamlı kalıcı veya bazı hallerde ortaya çıkan morarma; (slyanoz) görülür. Bu karışım kalp boşlukları arasındaki açıklıklarda kalbin sol tarafındaki basınçlar yüksekse, temiz kan, soldan, sağa kirli tarafa geçeceğinden morarma görülmez. Bu durumlarda yaş ilerledikçe kalpte büyüme oluşur. Yeterince oksijenlenmemiş kanla dokular yeterince beslenemediğinden bebeklerde ve ileri yaşlarda çocuklarda büyümede duraklama ve gerileme görülür. Genellikle doğmalık kalp anomalilerinin çoğu cerrahi yöntemlerle giderilebilir. Bu nedenle doğumdan itibaren, her bebeğin belli aralıklarla çocuk hekimi tarafından yaşamın ilk yıllarında kontrollerden geçirilmesi gereğinin, toplumumuza benimsetilmesi, modern çocuk sağlığı ve hastalıkları bilim dalının asil görevlerindendir. Şekil bozuklukları ile birlikte olan anomalliler yanında, doğumsal olarak insan bünyesi için bazı biyokimyasal ve fizyolojik görevlerin yerine getirilmesinde bünyede üretilen hormon, enzim vb. gibi maddelerin yokluğu ya da hatalı üretimleri sonucunda organ ve sistemlerde yapısal, görevsel anomaliler ortaya çıkar. Bu gibi maddelerin eksikliğine veya hatalı üretimine ait görünümler bazı durumlarda doğumdan hemen sonra izlendiği halde, diğer hallerde yaşamın başka evrelerinde ortaya çıkarlar. Bazı hormon, enzim ve diğer hayatsal maddelerin eksiklikleri yaşama izin vermediği halde, diğerleri organ ve sistemlerin sadece sınırlı görevlerini etkiler; örneğin zeka geriliği, büyümede duraklama, ses kalınlığı, ciltte kuruluk ve hatta cücelik yapabilir. Kalkan bezinin (tiroit bezi) hormonu olan tiroksinyetersizliğindeki kreten beneklerdeki mental ve fiziki gerilik ile, hipofiz bezinin gelişme hormonu yetersizliğine bağlı sadece cücelik halini bunlara örnek olarak verebiliriz.
Bu nedenle yaşamın ilk aylarında sesi az çıkan, az ağlayan, hareketlerinde yavaşlama olan, gittikçe cilt kuruluğu dikkati çeken ağız içinde kalın ve kaba bir dile sahip bebeklerde anne ve anne adayları dikkatli olmalı, bu durumun yorumu için, çocuk hekiminin vakit kaybetmeden yardımını istemelidirler.
|
SEO by AceSEF
En Çok Okunanlar
- Çocuklarda Motor Becerileri geliştirme çalışmaları
- Kaybolan zihinsel engelli parmak izinden bulunacak
- Kekeleyen çocuğa nasıl davranmalıyız
- Oral Motor Egzersizler- Yarık Damakta Sesletim Terapisine Etkisi
- Kaybolan zihinsel engelli parmak izinden bulunacak
- 10-16 Mayıs Engelliler Haftası Yaklaşıyor.
- Ada berard aıt eğitim ve danışmanlık merkezinden bir ilk
- Nisan Ayı Otizim Farkındalık Ayı
- ÖSYM 2012 Sınav Takvimi
- Rehabilitasyon Merkezinde Taciz İddiası haberi
- 3 yaşına kadar organik gıda tüketilmeli
- Zihinsel engelliler için memurluk sınavı kursu açıldı
- Ankara için 2012 engelliler yılı
- 8,5 milyon engellimiz var biliyor muyuz!
- Bebeklerin fiziksel ve zihinsel sağlık gelişimleri için dikkat edilmesi gerekenler
- Erken sağlık taraması, 4 bin 600 çocuğu zekâ geriliğinden kurtardı
- Sağlıklı çocuk gelişimde BABA
- Genetik hastalıklar önlenebilir mi
- YaÄŸmur Adam izle
- İstanbul Müftülüğünden Engelliler haftası hutbesi











