| Otizmin Tarihi |
|
|
Söylenceler ve Gerçek: Aziz Francis’in takipçilerine yönelik söylencelerden biri saf masum sosyal sezgileri veya saÄŸ duyusu eksik birader Juniper’le ilgilidir(Frith,1989). DiÄŸer kardeÅŸleri kızdırsa da o zamanlar Juniper’in tuhaflığı onun aziz olmasına yorulmuÅŸtur. Bugün ise ona Asperger Sendromu tanısı koyulacaktır. Yazılı Tarihe bakınca otistik semptomlara sahip olduÄŸu düÅŸünülecek bir çok örnek bulmak mümkündür.Bunlardan bir tanesi 18. yüzyılın sonunda orta-güney Fransa’da Aveyron ormanlarında vahÅŸi bir ÅŸekilde yaÅŸarken bulunan Victor’dur. Victor’u eÄŸitmek üzere metodlar geliÅŸtiren hekim J.M.G. Itard, Victor’un davranışlarını ayrıntılı bir biçimde tanımlamıştır. Victor’un otistik olduÄŸuna ve Kanner sendromu taşıdığına dair en küçük bir ÅŸüphe yoktur. Erken Dönem Psikiyatri Literatürü: Bazı eski dönem yazarlarının otistik davranışa yönelik çok berrak tanımlamalarına raÄŸmen (örn:Haslam, 1809), 19.yüzyılın son yarısına kadar hiç kimse bireysel vakalar arasında bir baÄŸlantı kurmadı. İlk olarak, Maudsley(1867) çok tuhaf davranışları olan bazı çocukları “deli” olarak tanımladı. BaÅŸlangıçta ÅŸok edici bulunsa da daha sonraları Mausley’nin fikirleri-akıl saÄŸlığı ile ilgili- kabul gördü. 20.yüzyılın ilk yarısında “çocukluk psikozu” terimi kullanıma girdi ve anormal çocuk geliÅŸimi alanında çalışanlar alt-grupları tanımlamaya baÅŸladı. ÖrneÄŸin; Margaret Mahler(1952) gerçekten bir ÅŸey hissetmeksizin bakıcılarına sıkıca sarılı kalmakta ısrar eden ve baÅŸka anormal davranışları da olan çocukları tanımladı. Potter(1933) çocukluk formunda bir ÅŸizofrenisi olduÄŸunu söylediÄŸi çocuklarla ilgili yazdı. Leo Kanner ve Hans Asperger: Kanner’in küçük yaÅŸ grubundaki çocuklarla ilgili klasik tanımı ÅŸu ÅŸekilde oluÅŸmuÅŸtu: sosyal uzaklık, konuÅŸma eksikliÄŸi veya ekolalik konuÅŸma ya da kendine özgü bir konuÅŸma biçimi, kendi ayrıntı odaklı tekrar edici rutinlerini sürdürerek herhangi bir deÄŸiÅŸikliÄŸe yoÄŸun direnç gösterme, görsel-mekansal veya ezber hafızasında ayrıksı bir yetenek, ama buna karşın öÄŸrenmede genel bir gecikme. Kanner, bu çocukların çekici, atik ve zeki görünümlü hallerini özellikle vurguladı. Adını “erken çocukluk otizmi” olarak koyduÄŸu bu davranış örüntüsünün benzersiz ve çocukluktaki diÄŸer bütün bozukluklardan farklı olduÄŸunu düÅŸünüyordu. Asperger ise Viyana’da almanca yayınlanan makalesinde daha büyük yaÅŸtaki çocuklarda ve ergenlerde gördüÄŸü özellikleri ÅŸu ÅŸekilde tanımlıyordu; naif, sosyal etkileÅŸimde uygunsuzluk, iyi bir dil becerisi ama bu beceriyi kendi özel ilgi alanlarına yönelik olarak monolog biçiminde kullanma, monoton bir ses tonuyla konuÅŸma ve beden dilini kullanmama, kendi kısıtlı ilgi alanlarında yoÄŸun meÅŸguliyet ve çoÄŸunlukla zayıf motor koordinasyon, zeka düzeyleri, sınır, normal ve üstün zeka olarak görülmekle birlikte sıklıkla özel öÄŸrenme güçlükleri mevcuttu. Bugün halen Kanner ve Asperger’in makalelerinin çok ilgi çekiyor olmasının nedeni muhtemelen gördükleri çocukları çok kuvvetli detaylarla tanımlayabilmeleridir. Çocuklar onların makalelerinin sayfalarında canlandılar. Kanner ve Asperger her ikisi de kendi sendromlarının özel ve benzersiz olduÄŸunu düÅŸünmüÅŸlerse de artık biliyoruz ki bu tanımladıkları sendromlar birbirleriyle örtüÅŸmektedir ve birçok çocuk her iki duruma ait özelliklerin bir karışımına sahiptir. Fiziksel Nedenlere Dayalı Teorilerin Tekrar Gündeme Gelmesi: Çok ÅŸükür ki herkes otizmin duygusal nedenlere dayalı teorisine prim vermiyordu. Bu alanda çalışanlardan bazıları zihinsel gerilikle(öÄŸrenme bozukluÄŸu) büyük bir örtüÅŸmeden bahsediyordu. Bazıları ise dil geliÅŸimindeki anormalliklerle ilgileniyorldu. DiÄŸerleri nöropatolojinin araÅŸtırılması gerektiÄŸini düÅŸünüyorlardı. Yeni Açılımlar Yeni Fikirlere Yol Açar: 1960’lı yıllarda iÅŸler yoluna girmeye baÅŸladı. Bunun böyle olmasının baÅŸlıca iki nedeni vardı. Birincisi, psikoanalitik yaklaşıma karşı çıkan aileler biraraya gelerek aile dernekleri kurmaya baÅŸladılar. Bu kurumlar yaygınlaÅŸtı ve otizm hakkındaki düÅŸüncelerin deÄŸiÅŸmesinde, ailelerin ve çocukların ihtiyaçlarının belirlenmesinde önemli bir rol oynadı. İkincisi, daha özenli bilimsel çalışmaların ortaya konmasıydı. 1960 öncesi otizm hakkındaki makaleler çoÄŸunlukla klinik vaka analizlerine dayanmaktaydı. Otistik bozukluklarla ilgili bilimsel çalışmalara en büyük katkılardan birini Victor Lotter(1966) yapmıştır. İngiltere’de Kanner otizmine yönelik ilk epidemiyolojik çalışmayı baÅŸlatmıştır. En can alıcı tanımlayıcı özellikler(en önemli olanları)olarak kullandıkları; sosyallikten uzaklık, baÅŸkalarına kayıtsızlık ve kendi tekrarlayıcı rutinlerinin deÄŸiÅŸmesine karşı dirençtir. Michael Rutter tipik otizm çalışmalarına 1960’larda baÅŸlamıştır. O ve arkadaÅŸları çocukların klinik özelliklerini detaylı bir biçimde tanımlamış, zeka testlerindeki profillerini araÅŸtırmış ve ergenlik ve yetiÅŸkinlik dönemlerini takip etmiÅŸtir. Otistik Yelpaze Teorisi: Victor lotter’in çalışmasını takiben otizmin yaygınlığını deÄŸiÅŸik ÅŸekillerde tanımlayan çalışmalar yapılmıştır. Çalışma arkadaşım Judith Gould ve ben Londra’nın bir bölümünde deÄŸiÅŸik bozukluklara sahip çocuklarla bir çalışma yürüttük(Wing&Gold,1979). Otistik özelliklerin herhangi birini gösteren çocuklara ulaÅŸtık(sadece tipik Kanner otizmine sahip olanlarla sınırlı kalmadık). Bunun sonucunda, otistik durumları içeren geniÅŸ bir yelpaze(Kanner sendromu bunun sadece küçük bir kısmıydı) hipotezini geliÅŸtirdik. Zihinsel gerilikle birlikte(70 altında IQ) otistik yelpaze bozukluÄŸu gösteren çocukların dağılımı 10.000'de 20 olarak tespit edildi. 1980’lerde Christopher Gillberg otistik yelpazenin empati eksikliÄŸinin olduÄŸu bozukluklardan sadece biri olduÄŸu hipotezini ortaya attı. Bugün ve Gelecek: 1990’lı yıllarda otizmin nedenlerini ve buna baÄŸlı nöropatolojiyi anlamada geliÅŸmeler kaydedildi. Michael Rutter ve arkadaÅŸları otizmde genetik faktörlerin önemine iÅŸaret etmiÅŸtir. Bunun yanısıra otistik bozuklukların psikolojik yanları-iletiÅŸim ve dildeki anormallikleri de içeren- incelendi. Uta Frith ve arkadaÅŸları çocukların diÄŸer kiÅŸilerin zihinlerini anlamada güçlükler yaÅŸadığını göstermiÅŸtir. Simon-Baron Cohen ve arkadaÅŸları(1996)18 aylık çocuklarda otizmi tespit eden kısa bir tetkik geliÅŸtirmiÅŸtir. Bu incelemenin temeli ortak ilgi ve sembolik oyuna katılmadaki beceriye yaslanmaktadır. Masallar ve söylenceler çağından, psikoanalize ve sonunda bugünün pratik gerçekçiliÄŸine vardık. Artık Kanner ve Asperger sendromunu da içeren geniÅŸ bir otistik yelpazenin varlığı kabul edilmektedir. Bütün yelpaze üç psikolojik iÅŸlevdeki bozukluÄŸun(sosyal etkileÅŸim, iletiÅŸim ve hayal gücü) mevcut olmasında birleÅŸmiÅŸtir. Bu “üçlü bozukluk”un mevcudiyetinde kiÅŸinin faaliyet örüntüsü katı, dar ve tekrarlayıcıdır. AraÅŸtırmalar ve klinik çalışmalar bu üçlünün temelinde “sosyal bozukluÄŸun” olduÄŸunu göstermektedir. Åžu anda ihtiyaç duyulan otizmde ve normal geliÅŸimde sosyal içgüdünün nörolojik temeline yönelik araÅŸtırmalardır. Otistik sosyal bozukluk tekbaşına veya diÄŸe fiziksel ve psikolojik bozukluklurla bir arada olabilir. Yelpaze içinde zeka düzeyi , düÅŸük zekadan üztün zekaya farklılıklar göstermektedir. YetiÅŸkin dönemdeki durum çocukluk dönemimdeki beceri düzeyi ile yakından ilgilidir. Sadece normal ve üstün zeka düzeyine sahip olanların ilerki yaÅŸamlarını bağımsız olarak sürdürme ihtimali mevcuttur. Bununla birlikte, beceri düzeyleri ne olursa olsun bu rahatsızlıktan muzdarip olanların yaÅŸam kalitesini arttırmak için eÄŸitim gereklidir. Bu bozukluÄŸun tedavisi ÅŸu ana kadar mümkün olmasa da, eÄŸitim metodlarına, ortamın yapılandırılmasına, becerilerin arttırılmasına ve olumsuz davranışların azaltılmasına yönelik yeterince bilgiye sahibiz. Gelecekte ümidimiz ağır seyreden otistik bozuklukların önlenmesinde ve tedavisinde etkili yöntemlerin bulunması ve kesin sebeplerin tespit edilebilmesidir. Yüksek becerilere sahip olanlar içinse umudumuz onların özel yeteneklerinin geliÅŸtirilmesi ve hayatlarını tatmin edici bir biçimde yaÅŸayabilmelerinin saÄŸlanmasıdır.
|
SEO by AceSEF
En Çok Okunanlar
- Çocuklarda Motor Becerileri geliştirme çalışmaları
- Kaybolan zihinsel engelli parmak izinden bulunacak
- Kekeleyen çocuğa nasıl davranmalıyız
- Oral Motor Egzersizler- Yarık Damakta Sesletim Terapisine Etkisi
- Kaybolan zihinsel engelli parmak izinden bulunacak
- 10-16 Mayıs Engelliler Haftası Yaklaşıyor.
- Ada berard aıt eğitim ve danışmanlık merkezinden bir ilk
- Nisan Ayı Otizim Farkındalık Ayı
- ÖSYM 2012 Sınav Takvimi
- Rehabilitasyon Merkezinde Taciz İddiası haberi
- 3 yaşına kadar organik gıda tüketilmeli
- Zihinsel engelliler için memurluk sınavı kursu açıldı
- Ankara için 2012 engelliler yılı
- 8,5 milyon engellimiz var biliyor muyuz!
- Bebeklerin fiziksel ve zihinsel sağlık gelişimleri için dikkat edilmesi gerekenler
- Erken sağlık taraması, 4 bin 600 çocuğu zekâ geriliğinden kurtardı
- Sağlıklı çocuk gelişimde BABA
- Genetik hastalıklar önlenebilir mi
- YaÄŸmur Adam izle
- İstanbul Müftülüğünden Engelliler haftası hutbesi










