OOPS. Your Flash player is missing or outdated.Click here to update your player so you can see this content.

Ana Menü

Faydali Olmasi Dilegi ile...:
Otizm Tanı ve Eğitim Yazdır
OTİZİM 

Otistik çocukların ayrı bir grup olarak sınıflandırılması ilk kez 1943 yılında, Amerikalı bir çocuk psikiyatristi olan Leo Kanner tarafından yapılmıştır. Otizm kelimesi Yunanca “kendi” anlamına gelen “autos” kelimesinden gelmektedir. Kanner bu ismi, otistik çocukların kendi içlerine kapanık görünmesi ve diÄŸer insanlara ilgi göstermemeleri, onlarla iliÅŸki kuramamaları nedeni ile kullanmıştır.

GENEL BİLGİLER

Otizm, genellikle yaÅŸamın ilk üç yılı içinde ortaya çıkan ve yaÅŸam boyu devam eden bir özürlülük durumudur. Otizmin, beyin yapı ve fonksiyonlarındaki bozukluklarla birlikte olduÄŸuna dair güçlü bulgular mevcuttur. Otistik kiÅŸilerde iletiÅŸim ve sosyal etkileÅŸim ÅŸiddetli bozukluk gösterir. GeliÅŸmede bir uyumsuzluk vardır, öyle ki, müzik veya matematik gibi sınırlı alanlarda yetenekli olabilirken, diÄŸer yandan günlük yaÅŸamla ilgili basit becerilerde eksiklikler mevcuttur.
Birçok otistikse zeka özürü veya epilepsi gibi diÄŸer bozukluklar vardır. Bazı bebekler bebekliklerinin erken döneminde otizm semptomları gösterirler. Otistik kiÅŸileri tanımlamak için kullanılan birçok davranış özellikleri vardır. Genellikle, hiçbir otistikte bu özelliklerin tümü yoktur ve genellikle hepsi aynı zamanda görülmez. Amerikan Otizm DerneÄŸi’nin kriterlerine göre, bir çocukta aÅŸağıdaki listedeki semptomların en az yarısı varsa, otistik olarak teÅŸhis edilebilir.

1) DiÄŸer çocuklarla iliÅŸki kurmada güçlük
2) İşitmiyormuş gibi davranma
3) ÖÄŸrenmeye direnç gösterme
4) Gerçek tehlikelerden korkmama
5) Günlük hayattaki deÄŸiÅŸikliklere direnç gösterme
6) İhtiyaçlarına jestlerle iÅŸaret etme
7) Yersiz gülme veya kıkırdama
8) Kucaklanmaktan hoşlanmama ve karşı koyma
9) Bariz fiziksel aşırı hareketlilik
10)Göz temasından kaçınma
11)Cisimleri çevirme, döndürme
12)Cisimlere alışılmadık bağlılık
13)Tekrarlanan tekdüze oyun
14)Topluma katılmama

Otizmin rastlanma sıklığı, teÅŸhis kriterlerine göre 10.000 doÄŸumda 5 ile 15 olarak tanımlanmıştır. Bu da hemen hemen görme veya iÅŸitme özürlülerin sayısına eÅŸittir. ÖrneÄŸin klasik “otizm” veya Kanner sendromu 10.000 doÄŸumda 5’tir. İnsidans otistik benzeri davranışları olan diÄŸerlerinin de eklenmesiyle artar. Otizm erkek çocuklarda kızlara oranla 4 kat fazladır ve genellikle 3 yaşından önce ortaya çıkar. Otizmin tek bir sebebi olmadığından, bir hastalık olarak tanımlanamaz. Otizm, bir sendrom olup, atipik davranış özelliklerinin bir karışımı ile kendisini gösterir.
Otizmin çok sayıda bilinen ve ÅŸüphelenilen sebepleri vardır. AraÅŸtırmalar bazı otizm formlarından güçlü bir genetik komponent olabileceÄŸini göstermektedir. Bir ailede birkaç otistiÄŸe birden rastlanması oldukça nadir olmasına raÄŸmen, birçok böyle aile bulunmuÅŸtur. Bir ailede beÅŸ otistik çocuÄŸun tesbit edildiÄŸi dahi olmuÅŸtur. Fragile X sendromu ile otizm formu vardır.
Bazı virüs infeksiyonlarından sonra otistik davranışlar görülür. Bu, özellikle gebeliklerinde kızamıkçık ve sitomegalovirüs infeksiyonu geçiren annelerin çocuklarında görülür. Çok erken bebeklik dönemindeki ÅŸiddetli infeksiyonların da otizm ile iliÅŸkisi vardır.
Otizmin, psikojen sebeplere baÄŸlı, anne-baba problemleri ile iliÅŸkili olduÄŸuna dair geçerliliÄŸini yitirmiÅŸ çok sayıda literatür hala bulunabildiÄŸi halde, bu teorilerin yanlış olduÄŸunu bugün biliyoruz. Otizmin, bilinen psikolojik sebepleri yoktur. Anne-babaların kiÅŸilik yapılarının da saÄŸlıklı çocuklarınkinden farklılık göstermediÄŸi saptanmıştır.
Erken çocukluk otizmi kronik bir seyre sahiptir. Henüz kesin tedavisi yoktur.
Özel metodlarla, uzman kiÅŸilerce sosyal ve temel beceriler (giyim, yemek yeme) verilebilmektedir. Bazıları da okuma, yazma, matematik, el becerileri öÄŸrenebilirler.
Prognoz konusunda, önemli göstergeler 5 ile 6. yaÅŸlardaki zeka ve konuÅŸma geliÅŸimidir. Bu sürede çocukların konuÅŸmaları ve zeka geliÅŸimleri iyi ise, iletiÅŸimi kurmaya yetebilecek dil kullanımı varsa, aynı ÅŸekilde olumlu bir prognoz söz konusudur.
Otistik her 100 çocuktan 5 ile 10’u eriÅŸkinler gibi yardımsız yaÅŸamını sürdürebilecektir, 25 ile 30’u iyi bir geliÅŸme gösterebilecektir fakat hala destek ve süpervizyona gereksinimleri olacaktır. Geriye kalanların ileri derecede özürlü ve bağımlı olarak kalmaları söz konusudur.

OTİZMİN BELİRTİLERİ VE ERKEN TANI

GENEL BELİRTİLER


“Çok sakin bir bebeÄŸim vardı. Mama saatinde karnını doyuruyor, altını temizledikten sonra yatırıyordum. Ben tekrar yanına gidene kadar aÄŸlamıyordu. Dikkatimi çeken ilk ÅŸey, yanına yaklaÅŸtığımda kucaklamam için kollarını kaldırmaması, oyunlarıma hiç karşılık vermemesi oldu...”
“BebeÄŸim doÄŸduÄŸundan beri adeta bir kabus yaşıyoruz. Bütün gün akÅŸama kadar, bütün gece sabahlara kadar sürekli aÄŸlıyor. Mamasını yedirmek, altını temizlemek mümkün deÄŸil, ancak kucakta sallanırsa veya arabasında gezdirilirse biraz sakinleÅŸiyor...”
Otistik bebeklerde yukarıda ifade edildiÄŸi gibi, iki tip davranış biçimi gözlenmiÅŸtir. Birinci örnekteki gibi sakin ve bütün gününü yatakta geçiren bebeklerin bakımları kolaydır, ancak çevrelerine karşı ilgisizlikleri anne babaları endiÅŸelendirir.
İkinci tip bebekler ise sürekli aÄŸlayan, huysuz bebeklerdir, sürekli sallayarak susturulur.
Otistik çocukları olan birçok anne baba, çocuklarının bebeklik döneminde olaÄŸandışı bazı ÅŸeyler hissettiklerini, ancak bunu tam olarak yorumlayamadıklarını belirtmiÅŸlerdir. Bazıları ise bu farklılığı düÅŸünmek bile istemediklerini söylemiÅŸlerdir.

ÇEVREYİ ALGILAMA


Anne ve babanın ilk gözüne çarpan, çocuÄŸun çevresine karşı olan ilgisizliÄŸ ve kendisine yönelik oluÅŸudur. Belirli sesli uyarılara hiç reaksiyon vermez. Kulaklarının duymadığı zannedilir. DiÄŸer bazı seslere ise özel ilgisi vardır. Hışırtı, sürtünme seslerine duyduÄŸu ilgi nedeniyle çeÅŸitli yüzeyleri elleriyle kazır, tırmalar. İnsanlarla göz kontağı kurmaz, çok uzun süre boÅŸ bakışlarla oturabilir.
2. yaÅŸtan sonra bebeklik döneminde gözlenen çevreye ilgisizlik daha belirgin hale gelmiÅŸtir. Çevresindeki kiÅŸilerin, anne ve babaların yüzüne bakmama, hemen her otistik çocuÄŸun özelliÄŸidir. İnsanların gözlerine bakmadıkları veya kısa bakışlardan sonra gözlerini kaçırdıkları görülür. Kendi dünyalarında yaÅŸarlar. Uyaranlara az veya aşırı cevap verebilirler. Çocukların seslere tepki vermemesi , birçok anne babayı, iÅŸitme problemi endiÅŸesi ile doktorlara gitmeye yöneltmektedir. Yapılan muayeneler çocukların iÅŸitmelerinde organik bir sorunun olmadığını göstermektedir. Gerçekten de bazen seslere hiç tepki vermedikleri, bazen en ufak seslere aşırı tepki gösterdikleri, alışılmış seslerden rahatsız olup kulaklarını kapatabildikleri, bazı seslere de çok duyarlı oldukları gözlenmektedir. ÖrneÄŸin su, motor ve müzik gibi seslere özel ilgi gösterdikleri görülür.
Görsel uyarılara da normal dışı tepkiler görülür. İnsan yüzlerine ve çevredeki birçok nesneye bakmamalarına karşın, hareket eden, dönen ya da parlak olan cisimlere uzun süre bakabilirler. Bazen de ışıkla karşılaÅŸtıklarında kulaklarını, yüksek bir sese reaksiyon olarak da gözlerini kapama gibi ters tepkiler gözlenebilir.
Bazı çocuklar aÄŸrıyı, sıcağı ve soÄŸuÄŸu farketmede güçlük gösterirken, diÄŸer bazılarında ise soÄŸuk suyla ellerini yıkarken aÄŸlama, eline toplu iÄŸne battığında çığlıklar atma ÅŸeklinde, uyarılara aşırı tepkiler görülür. Tek bir duyu tipine dikkat edip , diÄŸerini ihmal edebilirler.

KONUŞMA VE İLETİŞİM

Otizm tanısı için gerekli olan kriterlerden biri olan, konuÅŸma ile ilgili ÅŸiddetli bozukluÄŸun erken tanıya gitmede farkedilmesi çok daha zordur. Normal bebekler 1 yaÅŸ civarında ilk kelimelerini söylerler. Sesler çıkarır, çıkardıkları sesleri farklılaÅŸtırır, bu ÅŸekilde duygularını, isteklerini ifade ederler. Ancak, normalde görülen bu “ba-ba” seslerinin otistik bebeklerde görülmediÄŸi belirlenmiÅŸtir. Ayrıca diÄŸer kiÅŸilerin kendileriyle konuÅŸmalarına ya da kendilerine seslenmelerine karşı tepkisiz kaldıkları gözlenmiÅŸtir. Bazı otistik çocuklar 0 – 2 yaÅŸ döneminde tamamen sessiz kalabilir, bazıları ise yaşıtları gibi birkaç kelime öÄŸrenebilir; hatta bazıları bu birkaç kelimeyi kullanmayı öÄŸrenebilirler ancak bunlar tekrar kaybolabilir.
Sözel iletiÅŸim ve sosyal etkileÅŸimdeki sapmalar , sözel dışı iletiÅŸim ve fantezi kurmadaki bozukluk veya eksiklikle birliktedir. Normal ilgi ve sevgi davranışını geliÅŸtiremezler.
Otistik çocuklarla yapılan çalışmalar, konuÅŸulanları anlama kapasitelerinin oldukça sınırlı olduÄŸunu göstermiÅŸtir. Tek kelimeleri anlayabilirken, kelimeler soyutlaÅŸtıkça ve cümleler karmaşıklaÅŸtıkça anlamaları da güçleÅŸir. KonuÅŸulanları anlama becerisi oldukça yavaÅŸ geliÅŸir. GeliÅŸmenin her çocuÄŸa göre farklı düzeylerde olduÄŸu gözlenir.

EKOLALİ

Ekolali, çocuÄŸun duyduÄŸu kelimeleri, cümleleri, konuÅŸmacının hemen arkasından veya daha sonra taklit etmesidir. Normalde çocuklar konuÅŸmaya duydukları kelimeleri taklit etmekle baÅŸlarlar; ancak bu taklit dönemi, 2,5 yaÅŸ civarında sona erer. Otistik çocuklar da bazen kelimeleri, bazen de cümleleri papaÄŸan gibi taklit ederek öÄŸrenirler. Kelimeleri, taklit ettikleri konuÅŸmacının aksanı ve vurgulaması ile söylerler.

GRAMER BOZUKLUKLARI

KonuÅŸabilen otistik çocuklarda gramer bozuklukları da yaygın olarak görülür. ÇoÄŸunlukla kendisinden “sen” veya “o” diye bahseder.
Bütün otistikler anne babalrı ve diÄŸer kiÅŸilerle iliÅŸkilerini geliÅŸtirmekte deÄŸiÅŸik derecelerde yetersizdirler. Göz kontağı kuramazlar, tesadüfen böyle bir kontak kurduklarında gözlerini kaçırırlar. KiÅŸilere sanki orada yokmuÅŸ gibi davranırlar. Bazen yollarını tıkayan bir mobilya parçası gibi onlara vurur ve kenara iterler. Bazen de üzerlerine tırmanarak onları oyuncak veya bir obje gibi görürler. Bu çocuklar sık sık hayatlarında çok önemli olan anne baba, kardeÅŸ, öÄŸretmen gibi kiÅŸileri tanımıyor gibi görünürler.
Otistik çocuk öpebilir, ancak bu mekaniktir ve duyguların getirdiÄŸi bir özelliÄŸi yoktur.

SOSYAL DAVRANIÅž

DiÄŸer çocukların kasine kucaÄŸa alınmaya karşı isteksizlik gösterme, kucaÄŸa alınınca huzursuz olma en belirgin özellikleridir.
Genellikle 3. ve 4. aylarda görülen reaktif gülme görülmez ve çocuÄŸun çevreyi tanıdığına dair hiçbir belirti de yoktur. Otistik bebekler, genellikle çevreleriyle iliÅŸki kurmaz, kendi kendilerine gülümserler.
Normal bir bebek yaÅŸamının ilk 3 ayında annesine bakar, annesi onunla konuÅŸurken gülümser. Daha sonraki aylarda ise her fırsatta kucaÄŸa alınmak için kollarını kaldırır. Tanıdığı kiÅŸileri görünce heyecanlanır. İnsanlarla iliÅŸki kurmaktan hoÅŸlanır. Otistik bebeklerin reaktif olarak güldükleri ancak gıdıklandıkları, havaya hoplatıldıkları zaman gözlenmiÅŸtir. Birçok otistik bebek yalnız bırakıldıklarında mutlu görünür; bazıları saatlerce yastığını veya çarÅŸafını tırmalar. Bazıları ise yataklarında oturur ve öne arkaya sallanır veya baÅŸlarını yatağın kenarına vururlar.Anneler genellikle bebeklerinin yüzlerinin ifadesiz olduÄŸunu, gülümsemekle birlikte yüzlerinde sevinç, utanç, rahatsızlık gibi duygusal ifadeler görmediklerini, bebeklerin yüzlerindeki ifadenin ve gözlerindeki bakışın hiçbir olay karşısında deÄŸiÅŸmediÄŸini belirtmiÅŸlerdir.
Otistiklerde hiperkinezi (aşırı hareketlilik) sık karşılaşılan bir problemdir. Hipokinezi (hareket azlığı) daha az görülür. DeÄŸiÅŸiklik karşısında veya ortada bir neden yokken saldırganlık ve öfke nöbetleri görülür. Kendi kendine zarar vermeye yönelik, kafasını vurmak, ısırmak, tırmalamak, saç çekmek, kendini yumruklamak gibi davranışlar vardır. Bu davranışlar zaman zaman stereotipik bir karakter gösterir. Neden ortaya çıktığı bilinmeyen, kendiliÄŸinden baÅŸlayan ve bazen kendiliÄŸinden sönen olaylardır. Kendi etrafında dönme, öne arkaya sallanma, parmakları ile havada bir takım ÅŸekiller çizme gibi davranışlardan çocuÄŸun zevk aldığı , bazılarının sallanma, dönme gibi vestibüler sistemi uyaran hareketlerden hoÅŸlandığı bilinmektedir.
Kısa süreler için dikkatini toplayabilme, bir iÅŸe tamamen konsantre olamama, beslenme problemleri, idrar ve dışkısını tutamama da sıklıkla görülür.
Eve bir misafir gelmesi, odanın farklı bir düzene sokulması, sürekli kullandığı çarÅŸafın deÄŸiÅŸtirilmesi gibi durumlar, otistik çocuÄŸun huzursuz olmasına, saatlerce aÄŸlamasına, öfke nöbetleri geçirmesine neden olabilir. Uzmanlar, çocuÄŸun yapılan her deÄŸiÅŸiklikten dolayı kendini güvensiz hisettiÄŸini, ancak çevresindeki aynılığı koruyarak rahatladığı görüÅŸünü paylaÅŸmaktadırlar.
Otistik çocukların genellikle çevrelerindeki tehlikelerin farkında olmamaları , anne babaları en çok endiÅŸelendiren özelliklerdendir. ÇocuÄŸun ince yüksek bir duvar üzerinde korkusuzca yürümesi, yoÄŸun trafik olan bir caddeye fırlayabilmesi, sıcak sobaya yaklaÅŸması gibi davranışlar örnek olarak verilebilir.
Çevrelerindeki nesnelerin, kiÅŸilerin tamamı yerine ayrıntılarına, küçük parçalarına dikkat ederler. Annenin yalnızca küpesi, oyuncak arabanın yalnızca tekerlekleri çocuÄŸun dikkatini çekebilir. Otistik çocuklarda hayal gücünün yetersizliÄŸine baÄŸlı olarak yaratıcı oyun oynama becerisinin bulunmaması yaygın olarak gözlenir. Bir oyuncakla gerçek amacına uygun olarak oynamaz, farklı bir ÅŸekilde manipüle eder. ÇoÄŸu çeÅŸitli nesnelere tutkun olabilirler ve onları kullanmakta mükemmel bir ustalık gösterebilir. Bu yeteneÄŸin bir kısmı, ÅŸüphesiz bu iÅŸlere fazla zaman ayırmaktan kaynaklanmaktadır. Normal bir çocuk bir ÅŸeyi çevirmek için saatler harcamaz.
KonuÅŸmanın olmaması veya çok az olması ve olgunlaÅŸmamış sosyal davranışlar nedeniyle diÄŸer çocukların oyunlarına katılamazlar.
Özel korkular, nedensiz gülme ve aÄŸlamalar gibi bazı duygusal tepkiler, otistik çocuklarda sıklıkla gözlenen özelliklerdendir. Bir ayakkabı ayağını sıktığı için ayakkabı giymeyi reddeden çocuk, elini küvetteki sıcak suya sokarak yaktığı için küvette yıkanmaktan korkan küçük kız, özel korkuları olan çocuklara örnektir. Zaman zaman bu korkuların nedenini bulmak oldukça güç olabilir. Çevresindekilerle iletiÅŸim kuramayan, bu nedenle de çevreden korkusu ile ilgili hiçbir yardım alamayan otistik çocukta bu korkular oldukça uzun sürebilir.

MOTOR DAVRANIÅž

Fiziksel geliÅŸimleri yaşıtlarından farklı deÄŸildir. Otistik bebeklerin büyük bir çoÄŸunluÄŸunun özel bir görünümü yoktur. ÇoÄŸu sevimli ve çekicidir. Fiziksel olarak birçok motor beceriyi olaÄŸan yaÅŸlarda kazanmaya hazırdırlar, ancak bazı otistik bebeklerin çevrelerine karşı ilgisizlikleri nedeniyle geç yaÅŸlarda oturdukları, yürüdükleri gözlenmiÅŸtir.

ÖZEL BECERİLER

Bazı otistiklerin çeÅŸitli problemlerin yanısıra bazı özel becerileri vardır. Bu beceriler genellikle konuÅŸmayı gerektirmeyen alanlardadır. ÖrneÄŸin; bu çocukların çoÄŸu müziÄŸi sever ve çok güzel ÅŸarkı söyleyebilir. Åžekillere yönelik yap-boz (puzzle) ve konstrüksiyon gerektiren oyuncaklarda baÅŸarılıdırlar. Bazıları mekanik ve elektronik konularında yeteneklidirler.
Ender olarak bazı otistik çocuklar olaÄŸanüstü becerilere sahiptirler. Bunlar büyük ve karışık rakamları zihinsel olarak büyük bir hız ve kesinlikle hesaplayabilirler. Bazıları müzik aleti çalabilir ve hatta melodi besteleyebilirler.

DİĞERLERİ


Otistik bebeklerin bu geliÅŸimsel özellikleri yanısıra, çok yaygın görülen beslenme ve uyku problemleri vardır. Bunlardan çoÄŸunun ilk altı ayda emmesi zayıftır, altıncı aydan itibaren beslenme problemleri artar. Birçok bebek, süt dışında tüm yiyecekleri reddeder, bazıları ise normalin üzerinde ve hemen herÅŸeyi yiyebilir.
Uyku problemi genellikle sürekli aÄŸlayan, susturulması kolay olmayan bebeklerde gözlenmektedir. AÄŸlamaların, bağırmaların gece gündüz aralıksız tekrarlanması , anne babayı çaresiz bırakmaktadır.
Süt çocukluÄŸu döneminde görülen bu otizm belirtilerinin toplu deÄŸerlendirilmesi için aÅŸağıdaki form önerilmektedir :

ERKEN ÇOCUKLUK OTİZMİNDE BİRİNCİ YAÅžTAKİBELİRTİLERİN DEÄžERLENDİRME FORMU

ALGILAMA


* Belirli sesli uyarılara hiç reaksiyon vermez, kulaklarının duymadığı zannedilir.
* Belirli bazı diÄŸer seslere özel ilgisi vardır.
* Yedinci ay sonunda bir ses kaynağına veya bir temasa doÄŸru dönmez, yönelmez.
* Sık olarak ve uzun süre bazı satıhları elleriyle kazır, tırmalar.
* Uzun süre ve sık sık belirli bazı görüntülere sabit bir ÅŸekilde bakar. DiÄŸer bazı görsel uyarılara hiç reaksiyon göstermez.

KONUÅžMA

* 5. ay sonunda henüz daha hiç hece yapamaz.
* 7. ay sonunda daha kendisini fark ettirecek konuÅŸma seslerini çıkarmaz (örneÄŸin; ba-ba).
* 9. ayın sonunda heceleri tekrarlama yoktur.
* 12. ayın sonunda henüz hiçbir kelime söyleyemez.

SOSYAL DAVRANIÅž

* Genellikle 3. ayın sonunda gülme yoktur, anne seslendiÄŸinde, yüzünü yaklaÅŸtırdığında tanıma belirtisi göstermez.
* 6. ayın sonunda kucaklayan kişiye kollarını uzatmaz.
* 6. ayın sonunda kucaÄŸa alınmak veya ilgilenilmek istendiÄŸine ait belirti yoktur, kendi kendine olmaktan memnundur “rahay bebek”.
* 10. ay sonunda yapabileceÄŸi halde taklit yapmaz.
* 12. ay sonunda çevredeki cisimlere az ilgi gösterir, eliyle iÅŸaret etmez.
* DiÄŸer çocuklar gibi oynamaz, daha ziyade kendi kendine oyalanır, aynı türdeki hareketleri yapar.

MOTOR DAVRANIÅžLAR

* Güçsüz, gevÅŸek veya sokulgan olmayan, sabit duruÅŸ ağırkanlılık.
* Ağır hareketler, ellerle yüzü, gözleri kapama.
* SevdiÄŸi bazı cisimleri yüz ve gözler önünde tutma, çevirme.
* DolaÅŸarak çevreyi öÄŸrenmesi yetersizdir.

DİĞERLERİ

* Besinlerin alınmasında çeÅŸitli bozukluklar.
* Buna bağlı dışkılama bozuklukları.
* Uzun süren ve izah edilemeyen aÄŸlama ve bağırmalar.
* Uzun süren taÅŸkınlıklar veya ilgisizlik halleri.
* Uyku bozuklukları.
* Genelde alışılmamış derecede rahat davranış tarzı.
* SaÄŸlıklı, çekici fiziksek dış görünüÅŸ.

ÇOCUKLARDA ERKEN OTİZMİN TANISINA GÖTÜREN BELİRTİLER :

EÄŸer çocuk doÄŸuÅŸtan otistik ise, ilk aylarda bun tespit etmek oldukça zordur. Sıklıkla erken çocukluk otizmi tanısı en erken, yaÅŸamın ikinci veya üçüncü yıllarında konur.
ÇoÄŸu çocukların birçok belirtileri, süt çocukluÄŸu döneminde farkedilir, ancak bunlar kesin bir tanı için yeterli deÄŸildir.
DeÄŸiÅŸik yaÅŸlarda, otistik çocuklara ait belirtiler farklılık gösterir, çeÅŸitli devrelerden geçer. DeÄŸiÅŸik yaÅŸlarda bizi otizmin erken tanısına götüren tipik belirtiler ÅŸöyle sıralanır :

DoÄŸum : Özel bir belirti veya bulgu yoktur.
DoÄŸumun 3 – 10. günlerinde : Özel bir belirti veya bulgu yoktur.
4 – 6. Haftalarda : Sık bağırmalar ve aÄŸlamalar görülür, ancak bunlar sebepsizdir. ÖrneÄŸin açlık gibi bir ihtiyaca iÅŸaret etmezler.
3 – 4. Aylar : Gülme yoktur veya reaktif olarak gülümseme görülmez. Annenin yüzünü tanımaz.
6 – 7. Aylar : Oyuncaklara hiçbir ilgi yoktur. Kollarını uzatmaz. Kucaklandığında hipononiktir (kasları gevÅŸektir).
10 – 12. Aylar : Çevreye ilgisi yoktur. Kendisi tek başına olmaktan memnundur. Uzun süren aÄŸlamalar ve bağırmalar, sık stereotipik hareketler (aynı hareketin tekrarlanması) saÄŸa sola sallanma, cisimleri tırmalama, kazıma ÅŸeklinde hareketler görülür. Hiç oyun oynamaz. Yalnızca oyuncaklarla stereotipik hareketler yapar. Annenin gözleri ile temas kurmaz, deÄŸiÅŸik kiÅŸileri ayırdetmez. Sesli uyarılara doÄŸru yönelme yoktur, sağır gibidir. KiÅŸi veya eÅŸyalara iÅŸaret etmez. KonuÅŸmada gecikme görülür. Monoton, garip sesler çıkarır. Bunlarda taklit ve anlam yoktur.
21 – 24. Aylar : Derin uykuya dalması zordur. Gece uykusu yoktur. ÇiÄŸneme yoktur. Sıvı veya lapa gibi besinler alır. Stereotip el hareketleri (döndürma, sallama, vurma, kazıma ve tırmalama hareketleri) hipotoni (kaslarda gevÅŸeklik), sık olarak arka üstü düÅŸme görülür. Göz teması kurmaz hemen gözlerini çevirir; merak yoktur. Çevresinin deÄŸiÅŸtirilmesini istemez ve bundan korku duyar. Ekolali (söylenenin tekrarlanması) görülmesi mümkündür, bu da gecikmiÅŸ olarak ortaya çıkar. Kimi kez doÄŸru anlamaksızın kelime ÅŸablonları kullanır.
3 – 4. YaÅŸlarda : Yersiz gülme veya gülümsemeler, ayakların ucunda yürüyüÅŸ veya sekerek yürüme, garip yeme tarzı ve ihtiyaçları, cansız varlıklarla stereotip meÅŸguliyet, oyunda perseverasyon ( aynı oyunda sebat etme), alışkanlıklara sıkı sıkıya sarılma, aÄŸrılı ve soÄŸuk uyarılara az cevap verme görülür. Kendine zarar verme eÄŸilimi vardır (Parmağını gözüne batırmak gibi). Temas kurma; koklayarak dudaklarla dokunarak ve öperek, elle dokunarak, vurup yoklayarak olur. Belirli sesli uyarılara kulaklarını tıkar. Çevre ile konuÅŸmaksızın temas kurar. KiÅŸileri aletler gibi görür. Anne baba ile teması daha iyidir (ön planda bedensel temas). Aynı yaÅŸtakilere tutumu olumsuzdur. Hareketlerinde taklit yoktur. KonuÅŸma becerisinde yetersizlik açık biçimde görülür. Mutizm (içine kapanma), kendi kendine konuÅŸmaya eÄŸilim, zamirlerin yer deÄŸiÅŸtirmesi, konuÅŸma müzikalitesinin bozukluÄŸu söz konusudur. Genel olarak konuÅŸma geriliÄŸ vardır.

DSM IV KRİTERLERİ

Amerika’da yayınlanan ve uluslararası kabul gören hastalıkların sınıflandırılması, DSM IV kiteri olarak adlandırılmaktadır (1998). Bu kriterler diÄŸer bozukluklar ile “otistik bozukluk” veya “ erken çocukluk otizmi” , İngilizce literatürüyle “ early infantile autism” ya da kısaca otizm diye adlandırılan bozukluÄŸun sınırlarını, yaygın geliÅŸim bozuklukları içinde ÅŸöyle çizmektedir.


YAYGIN GELİŞİM BOZUKLUKLARI

AÅŸağıdaki 16 maddeden en az sekizi bulunmalıdır, bunlar arasında en az iki madde A’dan, bir madde B’den, bir madde C’den olmalıdır.

Not : KiÅŸinin davranışı ancak geliÅŸim düzeyine göre olaÄŸandışı ise tanı ölçütünü karşıladığını düÅŸünürüz.

A - AÅŸağıdakilerle kendisini gösteren, karşılıklı toplumsal etkileÅŸimde nitel bozuklukların olması :
(Parantez içinde yer alan örneklerden ilk sözü edilenler, daha çok, bu bozukluÄŸu olanlardan daha ileri yaÅŸta ve daha az ağır durumda olanlarına uygulanmak üzere düzenlenmiÅŸtir.)

1. BaÅŸkalarının varlığının ya da duygularının hiç farkında olmama (örn. Bir kiÅŸiye sanki o bir eÅŸyaymış gibi davranır; diÄŸer bir kiÅŸinin sıkıntısı olduÄŸunu anlayamaz; baÅŸkalarının “mahremiyet” gereksinmelerinin olduÄŸu kavramından açıkça habersizdir)

2. Sıkıntıda olduÄŸu zamanlarda avunma arayışı içinde olmama ya da olaÄŸandışı bir biçimde avunma arayışı içinde olma (örn. İncindiÄŸi zaman aynı sözcüÄŸü yineleyerek söyler)

3. Taklit etmeme ya da bozuk bir biçimde taklit etme (örn. Bay-bay diyerek el sallamaz, annenin ev içi etkinliklerini taklit etmez, hiç yeri yokken baÅŸkalarının eylemlerini mekanik bir biçimde taklit eder)

4. Toplumsal oyunlara katılmama ya da olaÄŸandışı bir biçimde katılma (örn. Basit oyunlarda etkin bir biçimde yer almaz, tek başına oynadığı oyun etkinliklerini yeÄŸler, diÄŸer çocukların oyunlarına sadece mekanik yardımcı olarak girer)

5. Yaşıtlarıyla arkadaÅŸlık etme yetisinde büyük bir ölçüde bozukluk olması (örn. Yaşıtlarıyla arkadaÅŸlık etmeye karşı herhangi bir ilgisi yoktur. ArkadaÅŸlık kurmaya karşı ilgisi olmasına karşın, toplumsal etkileÅŸimin alışılagelen kurallarını anlamadığını gösterir; sözgelimi ilgilenmeyen bir yaşıtına telefon rehberini okur)

B - AÅŸağıdakilerle kendisini gösteren, sözel ve sözel olmayan iletiÅŸimde ve hayal kurmaya dayalı etkinliklerde nitel bozuklukların olması.

1. Anlaşılmaz da olsa iletiÅŸim kurmaya yönelik sözler söylememe, konuÅŸulan dille iletiÅŸim kurmama, ya da yüz ifadesi, el ve yüz hareketleriyle bile olsa herhangi bir iletiÅŸim tarzının olmaması.

2. Gözünü dikip bakma, yüz ifadesi, vücudun duruÅŸ biçimi ya da toplumsal etkileÅŸimi baÅŸlatan ya da düzenleyen el hareketlerinde görüldüÄŸü gibi, belirgin bir biçimde olaÄŸandışı sözel olmayan iletiÅŸimin olması (örn. Kendisine sarılınmasını beklemez, sarılındığında kendini koyvermez, gergin durur. Toplumsal bir yaklaşımda bulunurken , karşısındaki kiÅŸiye bakmaz ya da gülümsemez; anne babasını ya da konukları selamlamaz, toplumsal etkileÅŸimde bulunduÄŸu durumlarda sabit bir bakışı vardır)

3. EriÅŸkin rollerinin, düÅŸlemlerdeki karakterlerin ya da hayvanların taklidini yaparak oyun oynama gibi hayali etkinliklerin yokluÄŸu; hayali olaylar hakkındaki öykülere karşı ilgisizlik.

4. Sesin yüksekliÄŸi, perdesi, vurgulaması, hızı, ritmi ve ses tonunun yükselip alçalma biçimi (örn. Tekdüze bir ses tonu ile konuÅŸma, soru sorarmış gibi ya da yüksek perdeden ÅŸarkı söyleme ).

5. KonuÅŸmanın biçiminde ya da içeriÄŸinde belirgin olaÄŸandışılıkların görülmesi. Bunlar arasında basmakalıp ve aynı ÅŸeyi yineleyerek konuÅŸma (örn. Hemen ortaya çıkan ekolali ya da televizyon reklemlerının mekanik bir biçimde yinelenmesi). “Ben” dememk istediÄŸinde “sen” demesi (örn.”Ben bir çörek istiyorum” yerine “çörek istiyor musun ?” denmesi). Sözcükleri ya da deyiÅŸleri özel anlamlar yükleyerek kullanmak (örn. “Salıncakta sallanmaya gitmek istiyorum” demek için “yeÅŸil sürmeye git” denmesi). Sık sık konudışı yorumlarda bulunma (örn. Spor hakkında bir konuÅŸma sürdürülürken, tren tarifeleri hakkında konuÅŸmaya baÅŸlama).

6. KonuÅŸma düzeyinin yeterli olmasına karşın baÅŸkalarıyla bir konuÅŸma baÅŸlatma ya da sürdürme yetisinde belirgin bir bozukluk olması. (örn. BaÅŸkalarının söz aralarına girmelerine aldırmadan bir konu üzerinde uzun monologlara girme).

C - AÅŸağıdakilerle kendisini gösteren, belirgib bir biçimde sınırlı etkinlik ve ilgi alanlarının olması.

1. KalıplaÅŸmış yineleyici vücut hareketlerinin olması (örn. Fiske vurma, el vurma, el çırpma, fırıldak gibi dönme, kafa vurma, karmaşık tüm vücut hareketleri).

2. EÅŸyaların parçalarıyla aşırı uÄŸraşıp durma (örn. EÅŸyaları koklama, kumaÅŸların dokumasına dokunup durma, oyuncak arabaların tekerleklerini eÄŸirip, bükme) ya da alışılmadık nesnelere baÄŸlanma (örn. Bir parça ipi taşıyıp durmada ısrar etme).

3. Çevresindeki görüntülerde olan ufak ve önemsiz deÄŸiÅŸikliklerin belirgib bir sıkıntı doÄŸurması (örn. Bir vazonun her zamanki yerinden kaldırılması).

4. Bütün ayrıntılarıyla alışılageleni yapma konusunda anlamsız ısrar etme (örn. AlışveriÅŸ yaparken her zaman kesinlikle aynı yoldan gidilmesi konusunda ısra etme).

5. İlgi alanlarında belirgin darlık olması ve dar kapsamlı bir ilgi alanı içinde uÄŸraşıp durma (örn. Sadece nesneleri sıraya koyma ile ilgilenme, meteororloji hakkındaki gerçekleri toplama ya da hayali bir karakter gibi davranma).

D - Bebeklik ya da çocukluk sırasında baÅŸlamış olma

 

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile


SEO by AceSEF
Siteni Ekle
google-site-verification: google09bd85cd605c77e7.html