|
Otistik Çocukların, DüÅŸünme, Anlama ve ÖÄŸrenme Özellikleri (1) Otizm, sözel (konuÅŸma) ve sözel olmayan iletiÅŸim (jest, mimik, beden dili), sosyal etkileÅŸim, yaratıcılık ve sembolizasyona dayalı oyunlarda yetersizlikler; takıntılı, tekrarlayan davranış örüntüleriyle tanımlanan bir nörogeliÅŸimsel bozukluktur. Bu alanların her birindeki özelliklere pek çok kaynaktan ulaÅŸtığınızı, genel olarak otizmi tanıdığınızı düÅŸünerek burada tekrar açıklamadım. Ayrıca otistik çocuklarla birlikte oldukça, oynadıkça, çalıştıkça bu özellikleri sık sık hatırlamak gereksinimi de duyacağımız için yeri geldikçe daha derinlemesine irdeleyeceÄŸiz. Otistik özellikleri olanlar için eÄŸitim programı hazırlarken, onlarla çalışırken bu tanısal özellikleri /farklılıkları bilmek gerekli ancak yeterli deÄŸildir. Çünkü tanısal özellikler, bize nelerin yetersiz olduÄŸunu, nelerin farklı olduÄŸunu açıklar/anlatır; ancak bunları nasıl giderebileceÄŸimizi açıklamaz. Bizim bu nedenle, bu bilgilerin yanı sıra otistik bir bireyin dünyayı nasıl anladığı, çevresinde olan biteni nasıl anlamlandırdığı, anladıkları karşısında nasıl davrandığı, nasıl düÅŸündüÄŸü ve nasıl öÄŸrendiÄŸini bilmemiz de gereklidir. Ancak bunları kavradığımızda, “nasıl bir program” deÄŸil, “otistikler için nasıl bir program,?” sorusuna cevap verebiliriz. Otistik özellikleri olanları diÄŸerlerinden ayıran/farklılaÅŸtıran, düÅŸünme, anlama özellikleri; 1. ANLAMIN ANLAÅžILMASINDA YETERSİZDİRLER: Davranışlar, olaylar, beceriler, düÅŸünceler arasındaki baÄŸlantıları anlamakta güçlük çekerler. Kendi dünyaları birbiriyle iliÅŸkisiz bir sürü deneyim ve istekten oluÅŸur. Bunlar arasındaki iliÅŸkiler, altta yatan temalar, nedenler veya prensipler onlar için belirsizdir. Davranışlar arasındaki neden sonuç iliÅŸkisini kavramakta zorluk çeker. Özellikle kendilerinden ne istendiÄŸini, ne beklendiÄŸini ve çevrede olup biteni anlamada güçlük çekerler. Bu nedenle sosyal ortamın gerektirdiÄŸi kuralların altında yatan mantığı kavramakta zorlanırlar ve sosyal becerileri kazanmaları, çevrelerini gözlemleyerek, kendiliÄŸinden geliÅŸmez. Her bir sosyal davranışı tek tek öÄŸrenmeleri gerekir. ÖrneÄŸin merhaba demek için öÄŸretmenine elini uzatmayı öÄŸrenen bir çocuk baÅŸka bir kiÅŸiye merhaba demek için elini uzatmaz. Birisiyle karşılaÅŸtığımızda merhabalaÅŸmamız gerektiÄŸini, bunun en basit sosyal iletiÅŸim davranışlarından biri olduÄŸu baÄŸlantısını kuramaz, çünkü bu davranışının altında yatan temayı kavrayamaz, sadece öÄŸretmeniyle iliÅŸkisi için gerekli bir davranış olduÄŸunu düÅŸünür. Zeka düzeyi çok yüksek otistikler bile kültüre ait beklentileri, görenekleri anlamada karmaÅŸa yaÅŸarlar. Sosyal, kültürel çevrenin isteklerini, onlardan ne talep ettiÄŸini anlamakta çok zorlanırlar. 2. DETAYLARA AÅžIRI ODAKLANMA NEDENİYLE, BÜTÜNÜ ALGILAMAKTA ZORLUK ÇEKERLER Çok ufak ayrıntıları, özellikle görsel ayrıntıları fark etmede çok baÅŸarılıdırlar. ÖrneÄŸin bir oyuncak arabanın kenarındaki minicik bir yazıyı görebilirler. Bu detaya takılıp arabayla ilgilenip onunla oynamaya baÅŸlamazlar. Bazıları ise farklı duyusal detayları fark etme özelliÄŸine sahiptirler. Bu nedenle yemek odasına girdiklerinde masadaki yemeÄŸe yönelmeyip, vantilatörün sesi hakkında yorum yapabilirler. Arabada radyo dinlerken dinledikleri müziÄŸe deÄŸil, radyonun istasyonuna veya markasına odaklanıp bundan söz edebilirler. Sorun, ilgi gösterdikleri detayın o andaki durum/ olay/ beklenti vb açısından önemli olup olmadığını deÄŸerlendirememeleridir. Bulundukları ortamda, o anda yapılan etkinlik/iÅŸ vb. için önemli olan özelliklere ve yapılana deÄŸil, kendileri için önemli olana saplanıp kalırlar, bu nedenle algılamaları gerekeni algılayamazlar. 3. İSTENİLEN NOKTAYA DİKKATLERİNİ VERMEZLER Otistik bireyler istenilen noktaya dikkatlerini yöneltmekte zorlanırlar. Bunun yerine kendileri için önemli ya da eÄŸlenceli gelen ÅŸeylere odaklanırlar. Bir konudan diÄŸerine odaklanmaları da çabuk deÄŸiÅŸir. Odada sizin söylediÄŸiniz kelime yerine uzaktan gelen bir sese odaklanabilirler. Dışarıda dalları rüzgarla hareket eden bir aÄŸaca odaklanıp masanın üzerindeki nesneye yönelmekte zorluk çekebilirler. Bulundukları ortamdaki pek çok uyarandan hangisini seçeceklerini, neye dikkat etmeleri gerektiÄŸini ayırt etmekte zorluk çekerler. Bu nedenle ya hepsiyle aynı anda ilgilenir, bir ona bir buna giderek bakarlar, araÅŸtırırlar ya da sınırlı bir ÅŸekilde bir nesne ile ilgilenerek, diÄŸerlerine kendilerini kapatırlar. Sadece dıştan gelen uyaranları sıraya koyma, öncelik/önem sırasına koymada zorluk çekmezler, aynı zamanda kendilerini bombardımana tutan düÅŸünceleri de yorumlamada/ sıraya koymada zorluk çekerler. 4. SOMUT DÜÅžÜNÜRLER Soyut ve kavramsal düÅŸünme süreçlerinde problemler vardır. Bazıları soyut kavramları çalışmalarla kazanabilirken, bazıları asla kazanamazlar. ÖrneÄŸin kızdığı için kitabı yere atan birine, “bunu neden yaptın?” yerine, “kitabı atmandan hoÅŸlanmadım, dışarıya çıkmak istemiyorsan istemiyorum demelisin, kitabı atmamalısın” gibi açık ve net bir ÅŸekilde ne yaptığı sorulmalı, isteÄŸini nasıl ifade edeceÄŸi somutlaÅŸtırılmalıdır. Otistik bireyler için kelimelerin tek bir anlamı vardır, ikinci bir anlamı veya mecazi anlamı yoktur. Bu nedenle soyut kelimeleri, sembolik anlatımları, atasözlerini, deyimleri, mecazi anlamı olan kelimeleri anlamakta zorluk çekerler. ÖrneÄŸin, “damlaya damlaya göl olur” ata sözünün, para biriktirmekle ilgili bir anlamı olduÄŸunu kavraması otistik bir birey için çok zordur. Bizi kızdıran bir çocuÄŸa “kafanı koparırım” dediÄŸimizde çocuk kendisine kızdığımızı anlar ama kafasını koparmayacağımızı bilir. Oysa otistik bir çocuk gerçekten kafasını koparacağımızı düÅŸünerek çok korkar. Bilginin soyutlanmasında, muhakeme etme, kavramsal problem çözmede, yorumlamada zorluk çekerler. 5. FİKİRLERİ BİRLEÅžTİRMEDE ZORLUK ÇEKERLER Otistikler için olayları, kavramları tek tek öÄŸrenmek, anlamak kolaydır. Olaylar, fikirler arasındaki baÄŸlantıyı kurmakta zorluk çekerler. Özellikle birbiriyle zıt görünen kavramlarla iliÅŸkili bilgileri anlamada / birleÅŸtirmede sıkıntı yaÅŸarlar. ÖrneÄŸin çiçekleri seven birinin, arkadaşı için çiçek toplamasını anlamayabilirler. “Çiçekleri seviyorsa niye kopardı?” diye sorarak sevme ve koparma kavramlarının zıtlığı nedeniyle bir arada olamayacağını bunu anlamadıklarını ortaya koyarlar. Çiçekleri koparmak kötü bir ÅŸey olduÄŸu için koparan kiÅŸinin çiçekleri sevmediÄŸini düÅŸünürler. 6. DÜZENLEME VE BİR SIRA İZLEMEDE ZORLUK YAÅžARLAR Bir iÅŸi organize ederken istenilen sonuca ulaÅŸmak için çeÅŸitli elemanların bir araya getirilmesi gereklidir. ÖrneÄŸin sandviç yapacağımız zaman gereken malzemelerin alınıp bir araya getirilmesi gereklidir. Otistik bir birey çoÄŸul bilgileri bir araya getirmede zorluk yaÅŸadığı için, hangi malzemeler var, hangi aletler kullanılacak, eksik olanların önceden temin edilmesi vb pek çok bilgiyi bir araya getirme, gerekli hazırlığı yapma yani organizasyon yapmada güçlük çeker. Sırayla yapılması gereken iÅŸleri yaparken de zorluk yaÅŸarlar. Basamaklar arasındaki iliÅŸkiyi veya sonuçla kalan basamaklar arasındaki iliÅŸkiyi kurmada baÅŸarılı olamazlar. ÖrneÄŸin giyinirken izlenmesi gereken sırayı atlayabilirler. Organizasyon gerektiren ve sırayla yapılması gereken iÅŸler hem o anda olana, hem de sonuca odaklanmayı gerektirdiÄŸi için zorlanırlar. 7. GENELLEME YAPMADA ZORLUKLARI VARDIR ÖÄŸrendikleri bir beceri ya da davranışı genelde bir durumda öÄŸrenir ve bunu baÅŸka durumlara genelleyemezler. ÖrneÄŸin merdiven basamaklarını çıkarken 10 kadar sayan bir çocuk masanın üzerine konan oyuncakları sayamayabilir. ÖÄŸrendiÄŸi bir beceriyi farklı materyallerle, farklı ortamlarla ve farklı kiÅŸilerle çalıştıkça bu beceriyi genellemeyi öÄŸrenir. Genelleme sürecine ulaÅŸtıktan sonra gereksinim duyduÄŸunda bu beceriyi kullanabilir. Pek çok otistik çocuk annesiyle iletiÅŸiminde kullandığı bazı kelimeleri bir baÅŸkası ile iletiÅŸimde kullanmaz. Okulda gayet iyi yaptığı eÅŸleÅŸtirmeyi evde yapmaz. Bu nedenle bazı beceriler ağır otistik özellikleri olan çocuklarda her ortamda, herkesle, her durumda ve her materyalle denerek çok uzun bir sürede ve çok tekrarla kazanılabilirler. Bu özelliklerin bazıları, hatta birçoÄŸu öÄŸrenme güçlüÄŸü, zihinsel yetersizlik gösteren bireylerde de görülmektedir. Ancak otistik özellikleri olanlarda, hepsinin bir arada ve karşılıklı etkileÅŸim içinde olması anlaşılması daha güç ve karmaşık sorunlara yol açmaktadır. Bu özelliklerin ve etkileÅŸimlerinin iyi kavranması bundan sonraki yazıda anlatılacak olan “otistiklerin öÄŸrenme özellikleri”ni anlamayı kolaylaÅŸtıracaktır. Hepimize kolay gelsin… Kaynak: Yardımcı Doçent Doktor Alev Girli - ABA-Turkce grubundan alıntıdır Otistik Çocukların DüÅŸünme, Anlama ve ÖÄŸrenme Özellikleri (2) Yardımcı Doçent Doktor Alev Girli Bundan önceki yazıda anlatılan otistiklerin anlama, düÅŸünme öÄŸrenme özelliklerini etkileyen diÄŸer faktörler; 1-Becerilerin geliÅŸim alanlarına göre farklılık göstermesi, 2-Taklit/ becerileri model almada yetersizlik, 3-Merak duygusunun ve öÄŸrenmeye yönelik motivasyonun yetersizliÄŸi, 4-Bellek mekanizmasındaki farklılıklar, 5-Katı ve tekrarlayıcı davranışlar, 6-Oyun azlığı veya tekdüze oyunlar, 7-Duyusal/algısal farklılıklar 8-Aşırı anksiyetedir. 1-Becerilerin geliÅŸim alanlarına göre farklılıklar göstermesi: Normal çocuklarda her geliÅŸim alanındaki beceri düzeyi birbirine yakındır. Oysa otistik birey bir alanda “yetenek adacığı”, ama diÄŸer pek çok alanda yaşının çok altında beceri düzeyine sahip olabilir. ÖrneÄŸin arabaların markalarını, modellerini tanıma konusunda son derece baÅŸarılı olurken, araba resmi çizemeyebilir veya sabah ne yediÄŸini hatırlamayabilir. Temel pek çok kavramı öÄŸrenmekte güçlük çekerken, okumada çok iyi olabilir. Otistik çocukların geliÅŸim alanlarındaki bu çok büyük farklılıklar eÄŸitimin içeriÄŸini, niteliÄŸini etkiler. 2-Taklit, becerileri model almada yetersizlik: Normal bir çocuÄŸun çevresindeki kiÅŸileri gözlemleyerek ve taklit ederek öÄŸrendiÄŸi pek çok beceri, by by yapma, el yıkama vb otistik çocuk için özel olarak öÄŸretilmesi gereken becerilerdir. Otistik birey çevresindeki kiÅŸilerden çok nesnelere ilgi duyar, bu nedenle insanların davranışlarına dikkat etmez. Bu davranışlar onun için anlamlı olmadığından onları taklit etmez. Bu nedenle diÄŸer çocukların kendiliÄŸinden, çevresindeki kiÅŸileri gözlemleyerek, taklit ederek öÄŸrendiÄŸi pek çok beceriyi, otistik çocukların eÄŸitimle öÄŸrenmeleri gerekir. 3-Merak duygusunun olmayışı ve öÄŸrenmeye yönelik motivasyonda yetersizlik: Merak duydukları alanlar, ilgileri son derece sınırlıdır. Bir veya birkaç alanla ilgili motivasyonları ve konsantrasyonları yüksektir. Ancak, ilgilendikleri alan dışında bir etkinliÄŸe yönlendirildiklerinde, bir ÅŸey yapmaları istendiÄŸinde yapmak istemezler ve çoÄŸu zaman direnç gösterirler. İlgi alanlarının sınırlılığı nedeniyle öÄŸrendikleri de sınırlıdır. Çevrelerinde olup bitene ilgisizlikleri, öÄŸrenmeye yönelik motivasyonlarının olmayışları, nasıl bir öÄŸrenme stratejisi belirlememiz gerektiÄŸini etkileyen temel faktörlerdendir. 4-Bellek mekanizmasındaki farlılıklar. İlgi duydukları konuları öÄŸrenmelerindeki hız ve ezberledikleri sayıların, isimlerin, metinlerin, ÅŸarkıların vb çokluÄŸu ÅŸaşırtıcı düzeyde olabilir. Ancak bu ezbere bildikleri bilginin ne anlama geldiÄŸini ve içeriÄŸini kavrama konusunda güçlüklere sahiptirler. Yapılan bellek çalışmalarında, bir sayı veya sözcük dizisini ezberleyen otistik çocukların bunları aynı sırada hatırladıkları, normal çocukların ise ezberlenenler arasındaki iliÅŸkiyi kurarak hatırladıkları belirlenmiÅŸtir. Bu ise, otistiklerin öÄŸrenilecek bilgiyi birbiriyle iliÅŸkisi olan bir bütünün parçaları olarak deÄŸil, ayrı ayrı/ kopuk bilgiler olarak algıladıklarını ve böyle öÄŸrendiklerini; öÄŸrendikleri sırada hatırladıklarını yani kodlama yetersizliÄŸi gösterdikleri anlamına gelmektedir. Bilgileri, birbirleriyle iliÅŸkisiz parçalar halinde öÄŸrenmeleri nedeniyle anlamını kavramakta yetersiz kalırlar. ÖrneÄŸin “yaÄŸmur yaÄŸdı, ÅŸemsiyeni aç” cümlesini iliÅŸkisiz dört ayrı kelime olarak bellerler ve size aynen tekrar edebilirler. Ancak “neden ÅŸemsiyeni açtın?” sorusuna cevap veremezler. Çünkü yaÄŸmur yaÄŸması ile ÅŸemsiye açılması arasındaki baÄŸlantıyı kuramamış, sadece arka arkaya gelen bir dizi kelime olarak öÄŸrenmiÅŸ ve tekrar etmiÅŸlerdir. 5-Katı ve tekrarlayıcı davranışlar: Otistik bireyler aynı ÅŸeyleri takıntılı bir ÅŸekilde tekrar tekrar yapmaktan hoÅŸlanırlar. Bu nedenle öÄŸrendiklerini, yeni ve biraz farklı bir duruma transfer etmekte güçlük çekerler. Masada öÄŸrendikleri bir beceriyi yerde oturunca veya baÅŸka odaya gidince yapamayabilirler. Çubuklarla 10’a kadar sayabilirken, toplarla sayamayabilirler. İşte bu aynılığı koruma isteÄŸi, davranışlardaki katılık ve tekrarcılık hem yeni ÅŸeyleri öÄŸrenmelerini zorlaÅŸtırır, hem de öÄŸrendiklerini yeni durumlara uygulamada/genellemede sorunlara yol açar. 6-Oyun azlığı veya tekdüze oyunlar: Bir etkinliÄŸi, oyunu, bir oyuncağı hep aynı biçimde oynamaktan hoÅŸlanırlar veya hiçbir oyuncakla ilgilenmeyip etrafta amaçsızca dolaÅŸabilirler Yap-bozlar, legolar gibi takılıp çıkarılıp, dizilen oyuncaklarla tekdüze oyunlar oynarlar. Ya da oyuncaklarla aÄŸza sokma, atma, bir yere vurma gibi amacına uygun olmayan bir ÅŸekilde oynarlar. Bu nedenle oyunla öÄŸrenecekleri, keÅŸfedecekleri pek çok beceriyi kazanmakta zorluk çekerler. Özellikle oyun taklidi ile kazanacakları, geliÅŸtirecekleri becerileri, kavramları kazanamazlar. ÖrneÄŸin kendilerinin yalnızca üst üste dizdikleri küplerle yol, köprü, ev yapan birini taklit ederekaynı ÅŸeyleri yapamazlar. Bu nedenle yeni, daha geliÅŸmiÅŸ oyunları, oyuna katılıp diÄŸer insanları taklit etmedikleri için öÄŸrenemezler. Ya da yeni ÅŸeyler deneme yerine, hep aynı ÅŸekilde oynadıkları için deneme yanılma yoluyla, yeni oyunlar geliÅŸtiremezler. Bir ayakkabı kutusunu garaj olarak kullanmak gibi, yaratıcı, hayali oyunlar oynayamadıkları için, iliÅŸkilendirme, akıl yürütme gibi biliÅŸsel beceri geliÅŸimleri ve oyunla öÄŸrenmeleri sınırlıdır. 7-Duyusal/Algısal farklılıklar Otistik özellikleri olan bireylerin görme, iÅŸitme, dokunma, tatma, koklama, hareket ve acıyı hissetme duyularında iÅŸlemleme farklılıkları vardır. Bu nedenle tuhaf sesleri dinlemek, dönen bir nesneyi seyretmek, titreÅŸimleri duymak için cisimlere yanağını dayamak, kendini dolapla duvar arasına sıkıştırmak, acı verebilecek bir çarpmadan rahatsız olmamak, tuhaf yiyecekleri tercih etmek vb. gibi farklı duyusal tepkileri vardır. Otistiklerin uyaranlara yönelik farklı duyusal tepkileri, öÄŸrenme biçimlerini etkiler. 8- Aşırı anksiyete Otistik bireyler çoÄŸunlukla aşırı anksiyete, kaygı, ajitasyon gösterirler. Bu davranışlarının çevrelerinde ne olup bittiÄŸinin anlaşılamaması, kendilerinden ne beklendiÄŸinin anlaşılamaması ile ilgili olduÄŸu düÅŸünülmektedir. Otistik bireyler bulundukları ortamda, gürültü, düzensizlik olduÄŸunda, beklemek gereken durumlarda, yanlış yapan birinin olduÄŸu durumlarda, “hayır” dendiÄŸinde, bir eÅŸya kaybettiklerinde ve engellenmeye yönelik toleranslarının düÅŸük olması nedeniyle, engellendiklerinde stres yaÅŸarlar; bağırma, kendine veya baÅŸkasına yönelik saldırganlık, stereotipik hareketler vb yaparlar. EÄŸitim sürecinde alıştıkları dışında, yeni davranışlara yönlendirildikçe kaygılı, endiÅŸeli ve ajite olurlar. Yukarıda birinci ve ikinci bölümde anlatılan anlama, düÅŸünme ve öÄŸrenme özelliklerini belirleyen üç temel faktör ise; zihinsel yeteneÄŸin düzeyi (zeka kapasitesi), otizmin derecesi ve dil becerilerinin düzeyidir. 1-Zihinsel yeteneÄŸin seviyesi: Otistik bireylerin % 10- 15′i normal ve normal üstü zeka, % 25-35′i sınır zeka ile hafif zeka geriliÄŸi, geriye kalanlar ise orta ve ağır düzeyde zeka geriliÄŸi grubundandır. Zeka kapasitesi, NEYİ, NE KADAR? öÄŸreneceÄŸimizi belirler. Zeka kapasitesi bireyin sembolik, kavramsal bilgiyi kazanabilme düzeyini, yani algılama, akıl yürütme, belleme, hatırlama gibi biliÅŸsel süreçlerindeki kapasiteyi, NE KADAR öÄŸrenebileceÄŸini belirleyen temel faktördür. 2-Otizmin derecesi: Otizm, hafif otistik davranış özelliklerinden, ağır otistik özelliklere kadar geniÅŸ bir yelpazedir. Otistik özelliklerin düzeyi, birinci bölümde anlatılan algılama, anlama, akıl yürütme, belleme, hatırlama gibi biliÅŸsel süreçlerin NASIL iÅŸleyeceÄŸini ve NASIL öÄŸreneceÄŸini etkiler. Otistik bireyler bilgiyi “normal”lere göre farklı bir bilgi iÅŸleme sürecinden geçirirler. 3-Dil becerileri: Nasıl düÅŸündüÄŸümüzü, ne hissettiÄŸimizi anlatmanın aracı olan sözel dildeki ve konuÅŸmanın/iletiÅŸimin diÄŸer formları olan yüz ifadeleri, mimikler ve beden dilindeki güçlükler otistik bireyi diÄŸerlerinden ayıran temel özelliklerdendir. Alıcı dil düzeyi, eÄŸitimde kullanılacak dil düzeyini, ifade edici dil düzeyi kendini ifade edebilme, sözel iletiÅŸimi eÄŸitimde kullanabilme kapasitesini etkiler. Her bireyin bu alandaki güçlüÄŸünün derecesi anlama, düÅŸünme ve öÄŸrenme düzeyini etkiler. Her otistik çocuÄŸun zeka düzeyi, otizminin derecesi ve dil düzeyi farklıdır. Bu nedenle, bu üç faktörün etkileÅŸimi ve dengesi her bir bireyin nasıl düÅŸüneceÄŸini ve öÄŸreneceÄŸini etkiler. Zihinsel kapasitesi normal ve normal üstü çocuklar kavramsal /biliÅŸsel becerileri öÄŸrenme konusunda daha az zorluk yaÅŸarlar, otistik özellikleri daha hafif çocuklar sosyal becerileri ve dilin iletiÅŸim amaçlı kullanımını daha kolay kazanırlar. Bu nedenle zeka düzeyi 70 ve üzeri olan, otistik özellikleri hafif (deÄŸiÅŸikliklere karşı dirençleri çabuk kırılan, agresif davranışları olmayan, stereotipik davranışları sosyal bir ortamı bozmayacak düzeyde olan ve sınırlı da olsa sosyal etkileÅŸime giren) yüksek iÅŸlevli otistikler eÄŸitimden maksimum düzeyde yararlanırlar, okul yıllarında çoÄŸu formal eÄŸitim sürecine adapte olabilirler. Çok hafif otistik özellikleri olan ancak daha ağır derece zihinsel yetersizliÄŸi olan çocuklar sosyal beceriler konusunda iyi düzeye ulaÅŸarak arkadaÅŸlık becerilerini geliÅŸtirebilirken, biliÅŸsel alanda soyut kavramları ve akademik becerileri öÄŸrenme düzeyine ulaÅŸamazlar. Hem ağır otistik özellikleri olan hem de ağır düzeyde zihinsel yetersizliÄŸi olan çocuklar özbakım becerileri gibi temel günlük yaÅŸam becerilerini iyi bir eÄŸitimle kazanabilirler. Bundan sonraki yazıda, otistiklerin bu özelliklerinin eÄŸitime yansımasını, NASIL BİR PROGRAM’la daha iyi öÄŸrenebileceklerini, TEACCH ve HANEN programlarından yararlanarak otistiklerin eÄŸitimini anlatmaya çalışacağım. Hepimize kolay gelsin. Kaynak: Yardımcı Doçent Doktor Alev Girli - ABA-Turkce grubundan alıntıdır
|