Faydali Olmasi Dilegi ile...:
| Sorumluluk Bilinçli Midir? |
|
|
Sorumluluk Bilinçli Midir? Günlük yaÅŸamda sürekli karşımıza çıkan bir kavramdır sorumluluk. Özellikle de toplumsal yaÅŸamın gereÄŸi olarak, bireyleri yakından ilgilendiren bir olgudur. Sorumluluk kelimesinin ardına zihinsel aktiviteyi de anımsatan bilinç kelimesi eklenerek, sorumluluk toplumsal anlamdan bireysel anlama indirgenmektedir. Bireylerin sorumluluk bilinci olmamasından yakınılmakta aynı zamanda ne düzeyde ve ne amaçla yakınıldığı bireye söylenmektedir. SorumluluÄŸun nasıl kazanıldığı anlatılmamakla birlikte, bunu gerçekleÅŸtirmek için çaba sarf edilmemektedir. Bireylerin sorumluluk almaması, ne zaman ki ailenin ve çevrenin çıkarına dokunur, o andan itibaren aile ve çevre, bireylerin sorumluluk almamasından yakınmaya baÅŸlamaktadır. Hatta ne gibi sorumluluk almaları gerektiÄŸi bireylere anlatılmaktadır. Gerekçe ise topluma uyum saÄŸlamak deÄŸil çıkarlarına negatif etki eden durumun ortadan kaldırılmasıdır. Uzunca bir süre sorun oluÅŸturmayan bu durum, belli bir süreden sonra sorun oluÅŸturmakta ve bu sorun bireyin toplum ve aile tarafından olumsuz algılanmasına neden olmaktadır. Birey o andan itibaren çevresinden tepki görmeye ve tenkit edilmeye baÅŸlamaktadır. Bu durum da çocukta bir ÅŸaÅŸkınlık durumu oluÅŸturmaktadır. O zamana kadar çocuktan beklenmeyen davranışlar, birden istenmekte görülmediÄŸinde ise sıkıntı yaÅŸatmaktadır. Çocuk ortalama 1.5 yaÅŸlarında sorumluluÄŸun ilk adımlarını atmaya baÅŸlamaktadır. Bu yaÅŸ erken gözükse de çocuÄŸun ilk sorumluluÄŸu; düÅŸtüÄŸünde kendi başına yerden kalkabilmesi ve istekli ÅŸekilde attığı oyuncağı, kendi başına alması ya da almaması ile baÅŸlamaktadır. Bu dönemde, aileler çocuklarına yardım etmeyi bir görev bilerek çocuÄŸun her hareketine yanlış ya da doÄŸru olması fark etmeden müdahale etmektedirler. Hal böyle olunca çocuk da istemli ya da istemsiz yaptığı her davranışın, aile tarafından telafisinin olduÄŸunu düÅŸünür. Hiçbir davranışının sorumluluÄŸunu üstlenme gereÄŸi duymaz. Bu denli basit bir durum ile baÅŸlayan sorumluluk algısı, kademeli olarak devam etmektedir. ÇocuÄŸun düÅŸünce sisteminin temelleri atılmakta, edinilen deneyimler de bu temellerin üzerine yerleÅŸtirilmektedir. Anaokulu döneminde çocuÄŸun hala kendi yemeÄŸini yiyememesiyle baÅŸlayan bu süreç, ilkokul sıralarında çocuÄŸun yapması gereken ödevleri, baÅŸkası tarafından yapılmasıyla devam etmektedir. Ayrıca bu dönem içerisinde ince kas becerileri kazanılmış olmasına raÄŸmen bunun gereÄŸi olan ayakkabı baÄŸcığı baÄŸlama gibi davranışlar gecikmektedir. Keza bu görevleri aile daha küçük ÅŸiarından hareketle çocuÄŸa bırakılmamaktadır. ÇocuÄŸun hayatını ÅŸekillendirecek olan durumlarda, tek başına kalması halinde sorumluluk, kaygı verici ÅŸekilde gündeme getirilmektedir. Bu durum sonucunda aile ve toplum, bireyin sorumluluk bilincinin yetersiz oluÅŸundan yakınmaktadır. Yakınmasının asıl nedeni; çocukta bu yetinin az oluÅŸundan deÄŸil, o durumda çocuÄŸa yardım edilemeyecek ya da sorumluluÄŸun çocuk yerine üstlenilemeyecek olmasıdır. Asıl sorun, çocuÄŸun sorumluluk almasından ziyade ailenin mevcut sorundan uzak olmasından, müdahale edememesinden kaynaklanmaktadır. Aile panik yapıp, ne yapacağını ÅŸaşırarak psikologa baÅŸvurmakta fakat çare bulamamaktan yakınmaktadır. Aslında psikologdan istenilen, çocuÄŸun sorumluluk alması deÄŸil, gizliden gizliye nasıl yardım edebileceÄŸinin anlatılmasıdır. Bunun mümkün olmadığını anlayan aile, daha çok kaygı yaÅŸamaktadır. Bu kaygılar sonucunda; çocuÄŸa yüklenilmekte, ÅŸimdiye kadar kademeli olarak yapılması gereken davranışlar, hemen o an da istenmektedir. Bu yük çocuÄŸa ağır gelmekte ve istenmeyen sonuçlar doÄŸurmaktadır. Son zamanlarda psikologlara yönlendirilen çocukların çoÄŸunluÄŸunda, somatik semptomlar gözlenmektedir. ÇocuÄŸun üzerindeki yük ağır gelmekte, bu nedenle de sivilce, kaşıntı, karın aÄŸrısı gibi belirtiler göstermektedir. Temeline inildiÄŸinde bunun nedeni de sorumluluk kazandırmak için yüklenen ağır yük olarak gözlenmektedir. Keza çoÄŸu zaman dikkat eksikliÄŸi ve benzeri odaklanamama problemleri de bu temellere dayanmaktadır. AÅŸamalı olarak çocuÄŸa kazandırılması gereken sorumluluk bilinci, çocuktan senelerce uzak tutulmaktadır. Çocuk hayatın önemli basamaklarına adım atmaya baÅŸladığında sorun yaÅŸamaktadır. Psikolojik problemler de beraberinde gelmektedir. En önemlisi de aile ve çevre çocuÄŸun geliÅŸim gereklerinden biri olan sorumluluk alma ihtiyacını engellemektedir. Engellenenler, seneler sonra aniden beklenti olarak sunulmakta, gerçekleÅŸtirilmediÄŸinde ise çocuÄŸa baskı yapılmaktadır. Verilmeyen bir davranışın sonuçları, kusursuz olarak istenmektedir. Fakat aileler bunu isterken, çocuk yetiÅŸtirmenin gerektirdiÄŸi sorumlulukları yerine getirmeden onları sorgulamaktadır. Kaynaklar Halil İbrahim Yıldız ( PDR. )
|
SEO by AceSEF
En Çok Okunanlar
- Ankara için 2012 engelliler yılı
- 8,5 milyon engellimiz var biliyor muyuz!
- Bebeklerin fiziksel ve zihinsel sağlık gelişimleri için dikkat edilmesi gerekenler
- Erken sağlık taraması, 4 bin 600 çocuğu zekâ geriliğinden kurtardı
- Sağlıklı çocuk gelişimde BABA
- Genetik hastalıklar önlenebilir mi
- YaÄŸmur Adam izle
- İstanbul Müftülüğünden Engelliler haftası hutbesi
- Görme engellilere sesli göz
- Senelerce çifte sabır
- Süper çocuk yetiştirme
- Gebelikte diyabet, hem anne hem de bebek için tehlikeli
- Pepee ve Çizgi Filmlerin Çocuklar Üzerindeki Etkileri
- Kuru Erik Hafızayı Güçlendiriyor
- Haber- Otizmin sırrı yüzde saklı
- Bakanlığın özel eğitim inleme sonuçları
- Çocuğunuz engelli doğarsa
- 21. Ulusal Özel Eğitim Kongresi
- Zekâ Gelişimini Etkileyen Besinler
- Yaratıcı Drama Uygulaması










