Faydali Olmasi Dilegi ile...:
| Öğretmen Yetiştirme Tarihine bakış |
|
|
1923-1981 DÖNEMİ Türkiye’de öÄŸretmen yetiÅŸtirme konusu 16 Mart 1848’de Darülmuallimin adıyla İstanbul’da kurulan öÄŸretmen okulu temel alındığında, yaklaşık 160 yıllık bir tarihsel geçmiÅŸe sahiptir (Akyüz, 2005:162). Bu okulun açılışı Türk eÄŸitim tarihi açısından çok önemli bir olay olarak deÄŸerlendirilmektedir. Öztürk’e (1996:4) göre, öÄŸretmen okullarının kuruluÅŸu, Tanzimatçıların, öÄŸretmensiz eÄŸitim olmayacağını, bir baÅŸka anlatımla, çaÄŸdaÅŸ eÄŸitim ve öÄŸretimin medreseler yoluyla deÄŸil, ancak mesleÄŸin gereklerine göre modern yöntemlerle yetiÅŸtirilecek öÄŸretmenlerle mümkün olacağına inandıklarını göstermektedir. ÖÄŸretmen yetiÅŸtirme konusu, Cumhuriyetin baÅŸlangıç yıllarından beri hükümetler tarafından eÄŸitim sistemimizin en öncelikli konularından biri olarak algılanmıştır. EÄŸitim hizmetlerinin topluma yaygınlaÅŸtırılması politikası kapsamında özellikle ilkokullara öÄŸretmen yetiÅŸtirme sorunu hükümetlerin her dönem üzerinde önemle durdukları eÄŸitim alanı olma özelliÄŸini korumuÅŸtur. Bu bölümde, 1923-1981 dönemini kapsayan öÄŸretmen yetiÅŸtirme politika ve uygulamalarının bir özeti sunulmaktadır. Bu baÄŸlamda öÄŸretmen yetiÅŸtiren kurumlar üç kategoride incelenecektir. Bunlar; ilkokullara öÄŸretmen yetiÅŸtirme, ortaokullara öÄŸretmen yetiÅŸtirme ve liselere öÄŸretmen yetiÅŸtirme doÄŸrultusundaki politika ve uygulamalardır.2 2 Türk eÄŸitim sistemi içinde ortaokullar, 14.06.1973 tarih ve 1739 sayılı Yasadan önceki dönemde ortaöÄŸretimin birinci kademesi olarak yapılanmıştır. Söz konusu Yasa ile “temel eÄŸitim kurumları” arasında yer alması, 14.06.1983 tarih ve 2842 sayılı Yasa ile de “temel eÄŸitim kurumları” kavramının “ilköÄŸretim kurumları” olarak deÄŸiÅŸtirilmesiyle “ilkokullar” ve “ortaokullar” olarak “ilköÄŸretim kurumları” arasında yer almışlardır. İlköÄŸretimi (aynı zamanda zorunlu eÄŸitimi) sekiz yıllık bir bütünlük içinde düzenleyen 16.08.1997 tarih ve 4306 sayılı Yasa ile de “ilkokul’ ve “ortaokul” ayrımına son verilmiÅŸtir. 28 ÖÄŸretmen YetiÅŸtirme ve EÄŸitim Fakülteleri 2.1. İlkokullara ÖÄŸretmen YetiÅŸtirme 1923-81 döneminde, Türkiye’de ilkokullara öÄŸretmen yetiÅŸtirmenin temel kaynağı; İlköÄŸretmen Okulları, Köy Enstitüleri ve İki Yıllık EÄŸitim Enstitüleri olmuÅŸtur. 2.1.1. İlköÄŸretmen Okulları İlköÄŸretmen okulları Cumhuriyetin baÅŸlangıcından 1974 yılına kadar ilkokullara öÄŸretmen yetiÅŸtirme iÅŸlevini sürdürmüÅŸlerdir. Yukarıda deÄŸinilen hukuksal düzenlemeler ilkokullara öÄŸretmen yetiÅŸtirme konusunda devletin köklü ve kapsamlı politikalar geliÅŸtirmesini zorunlu kılmıştır. 1923–1924 öÄŸretim yılında bina, araç-gereç gibi en temel donanımlardan yoksun olan bazı ÖÄŸretmen Okulları kapatılarak az sayıda tam donanımlı ve kadrolu ÖÄŸretmen Okulları oluÅŸturma yoluna gidilmiÅŸtir. Bu amaçla ÖÄŸretmen Okullarının bazıları daha elveriÅŸli durumlarda olanlarla birleÅŸtirilerek Kız ÖÄŸretmen Okullarının sayısı yediye, Erkek ÖÄŸretmen Okullarının sayısı 13’e indirilmiÅŸtir (MEB, 1995). 22 Mart 1926 tarih ve 789 sayılı Maarif TeÅŸkilatına Dair Kanun ile iki tip ÖÄŸretmen Okulu getirilmiÅŸtir. Bunlardan birincisi Muallim Mektepleri (ÖÄŸretmen Okulları) diÄŸeri ise Köy Muallim Mektepleridir (Köy ÖÄŸretmen Okulları). Ancak, beklenen amaç saÄŸlanamadığından Köy Muallim Mektepleri dört yıl sonra kapatılmıştır (Ataünal, 1994:16). 1923–1924 öÄŸretim yılı başında Türkiye’de toplam 20 İbtidâ-i Darülmuallimin ve Darülmuallimat, baÅŸka bir anlatımla İlköÄŸretmen Okulu bulunmaktadır. ÖÄŸretim süreleri beÅŸ yıl olan bu okullar 1931–1932 öÄŸretim yılından itibaren altı yıllık okullar haline getirilmiÅŸtir. Bu tarihten baÅŸlayarak ortaokul düzeyindeki birinci devreler aÅŸamalı bir biçimde kaldırılmıştır. Böylece İlköÄŸretmen Okulları lise dengi üç yıllık meslek okullarına dönüÅŸtürülmüÅŸtür (Öztürk, 1996). 1932–1933 öÄŸretim yılından itibaren ilk devreye öÄŸrenci alınmamış, üç yıl sonra ortaokul mezunları doÄŸrudan mesleki devreye alınmış ve bu sistem uzun bir dönem boyunca uygulanmıştır. İlköÄŸretmen Okullarını geliÅŸtirme ve yaygınlaÅŸtırma çabaları, Köy Enstitüleri uygulamasının yoÄŸun bir biçimde devam ettiÄŸi dönemde de sürmüÅŸtür. Bu baÄŸlamda, İlköÄŸretmen Okullarının sayısı 1940-41 öÄŸretim yılında 27 iken, 1950-51 öÄŸretim yılında 31’e, 1972-73 öÄŸretim yılında ise 89’a çıkmıştır. Aynı dönemde öÄŸrenci sayısı, sırasıyla 8 176, 16 306 ve 58 857 olmuÅŸtur. ÖÄŸretmen sayısı ise 749’dan 2758’e yükselmiÅŸtir (Öztürk, 2006:9). Milli EÄŸitim Bakanlığı, 1970-71 öÄŸretim yılından itibaren İlköÄŸretmen Okullarının öÄŸretim süresini kademeli olarak, ilkokul üzerine yedi yıla, ortaokul üzerine dört yıla çıkarılmasını kararlaÅŸtırmıştır (Öztürk, 2005). Daha önce genel lise mezunu sayılabilmek için fark derslerini tamamlamak zorunda olan İlköÄŸretmen Okulu mezunu öÄŸrenciler bu uygulamayla genel lise mezunlarına denk sayılmışlar ve üniversite giriÅŸ sınavlarına baÅŸvurma hakkını elde etmiÅŸlerdir. Hem yapıda hem de programlarda deÄŸiÅŸiklik getiren bu düzenleme ile İlköÄŸretmen Okullarının statüsü yükseltilmiÅŸ ve programlar daha kapsamlı hale getirilmiÅŸtir. Ayrıca İlköÄŸretmen Okullarının eÄŸitim sürelerinin arttırılması, birkaç yıl sonra gerçekleÅŸecek olan ilkokul öÄŸretmeni yetiÅŸtirme iÅŸlevini yükseköÄŸrenim düzeyine taşıma giriÅŸimleri için de önemli bir baÅŸlangıç olmuÅŸtur (YÖK, 1998a:4). 14 Haziran 1973 tarih ve 1739 sayılı Milli EÄŸitim Temel Yasası, “Hangi öÄŸretim kademesinde olursa olsun, bütün öÄŸretmen adaylarının yükseköÄŸrenim görmeleri esastır” hükmünü getirmiÅŸtir. Böylece 1973-1974 öÄŸretim yılından itibaren kademeli olarak öÄŸretmen okullarında lise programları aynen uygulanmaya baÅŸlanmıştır. Bu dönemde öÄŸretmen liseleri adını alan okullar, hem hayata, hem yükseköÄŸretime hazırlanma amacına dönük bir program anlayışıyla sürdürülmüÅŸtür (Özalp ve Ataünal, 1977). 1974-1975 öÄŸretim yılında köklü bir geçmiÅŸe ve deneyime sahip olan ilköÄŸretmen okulları29 ÖÄŸretmen YetiÅŸtirme ve EÄŸitim Fakülteleri nın bir bölümü öÄŸretmen yetiÅŸtirme iÅŸlevini yitirerek üç yıllık öÄŸretmen lisesi haline getirilmiÅŸ, diÄŸerleri ise kapatılmıştır. Bu okullar, günümüzde “Anadolu ÖÄŸretmen Lisesi” adıyla eÄŸitimöÄŸretim faaliyetlerini sürdürmektedirler.3 2.1.2. İki Yıllık EÄŸitim Enstitüleri 1739 Sayılı Yasanın, her düzeydeki öÄŸretmenlerin yükseköÄŸrenim yoluyla yetiÅŸtirilmesi hükmü gereÄŸince, 1974-75 öÄŸretim yılından itibaren İki Yıllık EÄŸitim Enstitüleri açılmıştır. Böylece, ilkokula öÄŸretmen yetiÅŸtirme de dahil olmak üzere, Türkiye’de 32 yıl önce öÄŸretmen yetiÅŸtirme konusu yükseköÄŸrenim düzeyinde ele alınmaya baÅŸlamıştır. 1974-82 yılları arasında iÅŸler durumda bulunan bu kurumların amacı öÄŸretmeni yetiÅŸtirmekti. Bu okulların sayısı 1976 yılında 50’yi bulmuÅŸ, 1980 yılında sayıları 13’e düÅŸmüÅŸ ve 1982’de tekrar 17’ye yükselmiÅŸtir (Ataünal, 1987). ÖÄŸretmen lisesi mezunu öÄŸrencilere İki Yıllık EÄŸitim Enstitüsüne giriÅŸte çeÅŸitli avantajlar saÄŸlanarak bu iki kurum arasında zayıf da olsa bir devamlılık kurulmaya çalışılmıştır. Hızla kurulan bu İki Yıllık EÄŸitim Enstitüleri 1975-1980 yılları arasında öÄŸretim elemanı eksikliÄŸi, politik olaylar ve baskılar gibi ağır sorunlarla yüz yüze gelmiÅŸler ve normal programın dışında hızlandırılmış eÄŸitim yoluyla öÄŸretmen yetiÅŸtirmek durumunda kalmışlardır. 20 Temmuz 1982 tarihinde bu enstitüler eÄŸitim yüksekokulu adıyla üniversite çatısı altına alınmıştır (YÖK,1998a:5).4 2.1.3. Köylere ÖÄŸretmen YetiÅŸtirme Cumhuriyetin baÅŸlangıç yıllarında köylerdeki okullaÅŸma oranının çok düÅŸük olması ve geçmiÅŸten beri köye öÄŸretmen götürmede karşılaşılan güçlükler, Cumhuriyet hükümetlerini köyler için ayrı öÄŸretmen yetiÅŸtiren kurumlar açmaya yöneltmiÅŸtir. Bu süreç, 1927’de Köy Muallim Mekteplerinin açılmasıyla baÅŸlamış, 1954 yılında Köy Enstitülerinin kapanmasıyla tamamlanmıştır (Öztürk, 2006:9). 2.1.3.1. Köy Muallim Mektepleri 22 Mart 1926’da yürürlüÄŸe giren 789 sayılı Maarif TeÅŸkilatına Dair Kanun’un 7. maddesi, köy muallim mekteplerinin açılmasını öngörmektedir. Bu amaçla 1927-28 öÄŸretim yılında Kayseri ve Denizli’de iki “Köy Muallim Mektebi” açılmıştır. İlkokul üzerine iki yıl öÄŸrenim süreli olan bu okullar, Türkiye’nin ilk özgün pedagojik deneyimi olarak görülebilir (Öztürk,1996). CicioÄŸlu’na (1983) göre bu okullarda ziraat ve iÅŸ derslerine ağırlık veren bir program uygulanmaktadır. Dolayısıyla bu okullar klasik öÄŸretmen okullarından farklı bir müfredat anlayışına sahiptir. Koçer’e (1967:96) göre 1932–1933 öÄŸretim yılında bazı noksanlıkları görülen Köy Muallim Mektepleri kapatılmıştır. Ancak bu yöndeki çabalara yeni bir uygulama eklenerek devam edilmiÅŸ ve bu arayış Köy EÄŸitmen Kurslarını gündeme getirmiÅŸtir. 2.1.3.2. Köy EÄŸitmen Kursları 1930’ların ortalarına doÄŸru, dönemin Milli EÄŸitim Bakanı Saffet Arıkan ve İlköÄŸretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç’un önderliÄŸinde köyleri okula kavuÅŸturma konusunda bir atılım baÅŸlatılmıştır. Bunlardan biri de köy eÄŸitmen kurslarıdır. 3 EK.I’de İlköÄŸretmen Okullarının farklı dönemlerine iliÅŸkin programlarından örnekler verilmektedir. 4 EK.II’de İki Yıllık EÄŸitim Enstitülerinden ve Dört Yıllık EÄŸitim Yüksekokullarından program örnekleri verilmektedir. 30 ÖÄŸretmen YetiÅŸtirme ve EÄŸitim Fakülteleri Dönemin yöneticileri, sayısı 40.000’i bulan ve önemli bir bölümünün nüfusu 400’den az olan köylere, kısa zamanda öÄŸretmen gönderilemeyeceÄŸi gerçeÄŸini dikkate alarak, Ziraat Bakanlığı ile iÅŸbirliÄŸi yaparak pratik bir çözüm yolu aramışlardır. Böylece askerliÄŸini yapmış, okuma yazma bilen, tarım iÅŸleri ile uÄŸraÅŸan köylü gençler bir öÄŸretim yılı süren kurslardan geçirilerek sınavda baÅŸarılı olanlara “eÄŸitmenlik” yetkisi verilmiÅŸtir. 11 Haziran 1937 tarihinde kabul edilen 3238 sayılı Köy EÄŸitmenler Kanunu’nun amacı ÅŸöyle açıklanmaktadır: “Nüfusları öÄŸretmen gönderilmesine elveriÅŸli olmayan köylerin öÄŸretim ve eÄŸitim iÅŸlerini görmek, ziraat iÅŸlerinin fenni bir ÅŸekilde yapılması için köylülere rehberlik etmek üzere köy eÄŸitmenleri istihdam edilir” (Altunya, 2005). Böylece 1936 yılının Temmuz ayında deneme niteliÄŸinde ilk eÄŸitmen kursu EskiÅŸehir’in Mahmudiye köyünde açılır. Deneme niteliÄŸindeki bu program baÅŸarılı olunca ertesi yıl yasa çıkarılır ve eÄŸitmen kurslarının sayısı arttırılır. Bu kursların çoÄŸu, daha sonra aynı bölgelerde açılacak köy enstitülerinin bulundukları yerlerde kurulmuÅŸtur. Tonguç’a (1947) göre daha sonra bazıları Köy Enstitüleri ile birleÅŸtirilen bu kurslardan elde edilen bilgi ve deneyimler, Köy Enstitülerinin yolunu aydınlatmıştır. Üç sınıflı köy okullarında çalışan öÄŸretmenlerin görevleri köy eÄŸitmenleri talimatnamesinde ÅŸöyle ifade edilmektedir: “EÄŸitmenler köyde hem öÄŸrencilerin, hem de yetiÅŸkinlerin genel eÄŸitiminde, ayrıca köylüye modern tarım tekniklerinin öÄŸretilmesinde görevlidirler. EÄŸitmenleri iÅŸ başında yetiÅŸtirmek ve onların iÅŸleyemediÄŸi zor konuları iÅŸlemek üzere 8-10 eÄŸitmen çalışan köylerden oluÅŸan her eÄŸitim bölgesi için bir gezici baÅŸöÄŸretmen görevlendirilir” (Altunya, 2005:19). 2.1.3.3. Köy ÖÄŸretmen Okulları Köy Muallim Mektepleri denemesinden sonra köye öÄŸretmen gönderme çalışmaları “eÄŸitmen” gönderme biçimine dönüÅŸmüÅŸ ve eÄŸitmen yetiÅŸtirmek amacıyla 1937’den itibaren Köy ÖÄŸretmen Okulları açılmıştır (CicioÄŸlu,1983). Bu okullar ve Köy EÄŸitmen Kursları, 1940 yılında açılacak Köy Enstitülerinin temelini oluÅŸturacaktır. Köy ÖÄŸretmen Okullarının örgütsel yapısı içerisinde üç bölüm yer almaktadır. Bunlar sırasıyla ilkokul kısmı, orta kısım ve öÄŸretmen okulları bölümleridir. İlkokul kısmı Köy ÖÄŸretmen Okulları bünyesinde yer alan beÅŸ sınıflı uygulama okullarından oluÅŸmaktadır. Orta kısım; bu bölüme tam devreli köy okullarını bitirmiÅŸ öÄŸrencilerle Köy ÖÄŸretmen Okullarının ilk kısmını tamamlamış öÄŸrenciler kabul edilmektedir. ÖÄŸretmen okullarına geçen öÄŸrenciler orta kısımda edindikleri mesleki becerilerden birinde uygulama ve staj yaparken aynı zamanda öÄŸretmenlik meslek bilgilerini geliÅŸtiriyor ve mezuniyetlerinde köy öÄŸretmeni olarak atanıyorlardı (Öztürk, 1996). 2.1.3.4. Köy Enstitüleri Köy Enstitüleri, 17 Nisan 1940 tarih ve 3803 Sayılı Yasaya dayanarak kurulmuÅŸtur. Ayas’a göre (Öztürk,1998:298), Köy Enstitüleri, Türkiye’nin 1930’lu yıllardaki kültürel ve sosyoekonomik gerçeÄŸinden doÄŸan eÄŸitmen kursları ve Köy ÖÄŸretmen Okulları geleneÄŸinin bir devamıydı ve onların yüklenmiÅŸ olduÄŸu misyonu taşıyordu. İlgili yasanın birinci maddesi ile Köy Enstitüsü açmanın koÅŸullarından biri ÅŸöyle ifade edilmektedir: “Köy eÄŸitmeni ve köye yarayan diÄŸer meslek erbabını yetiÅŸtirmek üzere ziraat iÅŸlerine elveriÅŸli arazisi bulunan yerlerde Maarif VekilliÄŸince köy enstitüleri açılır.” ÖÄŸretim süreleri ilkokul üzerine 5 yıl olan Köy Enstitülerinin görevi sadece köylere öÄŸretmen yetiÅŸtirmek deÄŸil, aynı zamanda saÄŸlık memuru ve ebe yetiÅŸtirmekti. Öte yandan, 19.06.1942 tarih ve 4274 sayılı Köy Okulları ve Enstitüleri Yasası da bu yasayı tamamlayıcı niteliktedir. 31 ÖÄŸretmen YetiÅŸtirme ve EÄŸitim Fakülteleri 1940-53 yılları arasında, özellikle köy ilkokullarına öÄŸretmen yetiÅŸtirme bakımından büyük bir ihtiyacı karşılayan ve Türkiye’nin öÄŸretmen yetiÅŸtirme tarihinde özgün bir model oluÅŸturan Köy Enstitüleri (toplam 21 okul), söz konusu dönemde 15 bine yakın öÄŸretmen ve 2000 civarında saÄŸlık elemanı yetiÅŸtirmiÅŸtir (Öztürk, 1998:299). Türkiye’ye özgü bir model olan, Köy Enstitülerinin baÅŸarısında dönemin Milli EÄŸitim Bakanı, Hasan Âli Yücel ve İlköÄŸretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç ikilisinin payı büyüktür. Tütengil’e (1948) göre Köy Enstitüleri örgütsel yapısı, iÅŸleyiÅŸi ve müfredatı açısından diÄŸer kurumlardan farklı özellikler gösterir. Köy Enstitülerinde oldukça demokratik ve katılımcı bir eÄŸitim ortamı bulunduÄŸunu savunan Tütengil, bu okullarda kümebaşılık, eÄŸitimbaşılık, talebe teÅŸekkülleri (öÄŸrenci birlikleri) umumi tenkit ve konuÅŸmalar gibi etkinliklere dikkat çekerek, öÄŸretme-öÄŸrenme sürecinde gerçekleÅŸen paylaşım ve dayanışma anlayışının önemini iÅŸaret etmektedir. Altunya’ya (2005) göre ise Köy Enstitüleri; kuram-uygulama bütünlüÄŸü, üretkenlik, çok yönlülük, karma eÄŸitim, bilimsellik, özyönetim ve toplumsal bütünleÅŸme gibi ilkeler açısından örnek okullardır. Meslek eÄŸitimini yaÅŸamın gerekleri ve toplumun gereksinimleriyle tutarlı ve uygun hale getirme anlayışı bu okulların temel misyonunu oluÅŸturur. Köy Enstitülerinin en önemli sorunlarından biri kendi öÄŸretmen ve yönetici kadrosunu oluÅŸturmaktır. Nitekim 1942-1943 öÄŸretim yılında, hem Köy Enstitülerine öÄŸretmen, yönetici ve denetim elemanı yetiÅŸtirmek hem de köye yönelik hizmetleri etkinleÅŸtirmek ve geliÅŸtirmek amacıyla bir araÅŸtırma merkezi niteliÄŸi de taşıyan HasanoÄŸlan Yüksek Köy Enstitüsü kurulmuÅŸtur. Bu okul mezunlarının bir kısmı Köy Enstitülerine öÄŸretmen, bölge müfettiÅŸi, gezici baÅŸöÄŸretmen, bölge okul müdürü olarak atanmış, az sayıdaki mezun da okulda asistan olarak görev almıştır. Ancak 27 Kasım 1947 tarihli Bakanlık yazısıyla HasanoÄŸlan Yüksek Köy Enstitüsü kapatılmıştır. Köy Enstitüleri de 1954 yılında kapatılmıştır. BaÅŸarılı ve özgün bir öÄŸretmen yetiÅŸtirme modeli olan Köy Enstitüleri, dönemin iktidarının siyasi yaklaşımı nedeniyle 1954 yılında kapatılarak altı yıllık ilköÄŸretmen okulu adı altında yeniden düzenlenmiÅŸtir. Bu dönemden itibaren ilköÄŸretmen okulları, yine ağırlıklı olarak köy ilkokulu mezunu öÄŸrencileri almaya devam etmiÅŸ ve diÄŸer üç yıllık ilköÄŸretmen okulları ile birlikte lise seviyesinde program bütünlüÄŸü saÄŸlanmıştır. Böylece köy ve ÅŸehir okullarına farklı kaynaktan öÄŸretmen yetiÅŸtirme uygulaması sona ermiÅŸ ve ilköÄŸretmen okulları mezunlarının hem köy hem de ÅŸehir ilkokullarında öÄŸretmenlik yapabilecek ÅŸekilde yetiÅŸtirilmeleri öngörülmüÅŸtür (YÖK, 1998a:4). Türkiye’de öÄŸretmen yetiÅŸtirme tarihinin önemli bir kilometre taşı olan Köy Enstitülerinin kapatılmasıyla, özgün bir öÄŸretmen yetiÅŸtirme geleneÄŸi yok edilmiÅŸtir. Özellikle yoksul köy çocuklarının eÄŸitimi yoluyla önemli toplumsal hareketlilik dalgası yaratan Köy Enstitülerinin, toplumda Cumhuriyet bilincinin kökleÅŸmesine ve Atatürk devrimlerinin benimsenmesine önemli katkılar saÄŸladığı açıktır. 2.2. Ortaokullara ÖÄŸretmen YetiÅŸtirme Ortaokullara öÄŸretmen yetiÅŸtirmede temel kaynak Üç Yıllık EÄŸitim Enstitüleri olmuÅŸtur. Bu okullar, 1978-79 öÄŸretim yılından 1981-82 öÄŸretim yılı sonuna kadar “Yüksek ÖÄŸretmen Okulu” adıyla iÅŸlevlerini sürdürmüÅŸlerdir. 2.2.1.Üç Yıllık EÄŸitim Enstitüleri “Cumhuriyet döneminde ortaokul öÄŸretmeni yetiÅŸtirilmesinde en büyük görevin eÄŸitim enstitülerine düÅŸtüÄŸü bir gerçektir” (OÄŸuzkan, 1983:605). Bu tür öÄŸretmen okullarının kaynağı, Türkçe öÄŸretmeni yetiÅŸtirmek amacıyla 1926-27 öÄŸretim yılında Konya’da açılan “Orta 32 ÖÄŸretmen YetiÅŸtirme ve EÄŸitim Fakülteleri Muallim Mektebi” olmuÅŸtur. Bir yıl sonra Ankara’ya nakledilen okulun adı 1929-30 öÄŸretim yılında “Gazi Orta Muallim Mektebi ve Terbiye Enstitüsü” olarak deÄŸiÅŸtirilmiÅŸtir. Daha sonraki yıllarda Türkçe bölümüne pedagoji, matematik, fiziki ve tabii ilimler, tarih-coÄŸrafya, iÅŸ dersi ve resim, beden terbiyesi, müzik, Fransızca, İngilizce ve Almanca bölümlerinin de eklenmesiyle bu öÄŸretmen okulu, ortaokullarda okutulan genel eÄŸitim derslerinin tümü için öÄŸretmen yetiÅŸtirir bir duruma gelmiÅŸti. İlk yıllarda okulun öÄŸretim süresi üç buçuk yıldı. Bunun iki yılı hazırlık, bir buçuk yılı da meslek eÄŸitimine ayrılmıştı. 1937-48 yılları arasında açılan müzik bölümünün öÄŸretim süresi üç yıl, Almanca ve İngilizce bölümlerinin öÄŸretim süresi ise iki yıldı. 1967-68 öÄŸretim yılından itibaren bütün bölümlerin öÄŸretim süreleri üç yıla çıkarılmıştır (CicioÄŸlu, 1983:307; Uçan, 1982:9). 1940’larda çok ciddi bir sorun haline gelen ortaokul öÄŸretmen açığını kapatmak amacıyla yurdun çeÅŸitli yerlerinde yeni enstitüler açılmıştır. 1969’a kadar sayıları 10’a yükselen bu kurumlar 1977-78 öÄŸretim yılında 18’e ulaÅŸmıştır. EÄŸitim Enstitülerinin üç yıl süreli olarak ortaokullara dal öÄŸretmeni yetiÅŸtirme iÅŸlevi 1978-79 öÄŸretim yılına kadar sürmüÅŸtür. Bu tarihten itibaren bunlara “Yüksek ÖÄŸretmen Okulu” denmiÅŸ, sayıları azaltılmış ve programları lise öÄŸretmeni de yetiÅŸtirebilecek biçimde dört yıl olarak yeniden düzenlenmiÅŸtir.5 1967–1968 öÄŸretim yılından itibaren geliÅŸimini tamamlayan enstitülerde sosyal bilgiler, matematik, fen bilgisi, Türkçe, İngilizce, tarım, eÄŸitim, Fransızca, Almanca, beden eÄŸitimi, resim-iÅŸ, müzik olmak üzere on iki bölümde öÄŸretmen yetiÅŸtiriliyordu (Öztürk, 2006:14). Yüksek ÖÄŸretmen Okulu adını alan Gazi, Necati, Bursa, Diyarbakır, Kazım Karabekir, Atatürk, Buca, Selçuk, Samsun, Fatih EÄŸitim Enstitüleri 1982 yılı Temmuz ayı itibariyle yaklaşık 16 bölümde öÄŸretmen yetiÅŸtirmekte iken, 1982 yılında mevcut üniversitelere veya yeni açılan üniversitelere baÄŸlanıp EÄŸitim Fakülteleri adını almışlardır. Yeni düzenleme sonucu, “Cumhuriyet döneminde öÄŸretmen yetiÅŸtirme açısından çok önemli bir rol oynamış bulunan bu eÄŸitim kurumları ad olarak da olsa artık eÄŸitim tarihimizin malı olmuÅŸlardır” (OÄŸuzkan, 1983:608). 2.3. Liselere ÖÄŸretmen YetiÅŸtirme 1923-1981 yılları arasında liselere öÄŸretmen yetiÅŸtirmede iki kaynaktan söz edilebilir. Bunlar “Yüksek ÖÄŸretmen Okulları” ve “Üniversiteler”dir. 2.3.1. Yüksek ÖÄŸretmen Okulları Cumhuriyet döneminde ortaöÄŸretim öÄŸretmenlerinin, özellikle lise ve dengi okulların genel kültür dersleri öÄŸretmenlerinin yetiÅŸtirilmesinde önemli katkısı olan kurumlardan birisi de yüksek öÄŸretmen okullarıdır. 1891 yılında İstanbul’da kurulan “Darülmuallimin-i Aliye” Yüksek ÖÄŸretmen Okulu’nun baÅŸlangıcı sayılır (OÄŸuzkan, 1983:609). Cumhuriyetin ilk yıllarında karşılaşılan sorunlardan birisi, istenilen sayı ve nitelikte öÄŸretmenin bulunamayışı idi. Bir çalışmada (Akyüz, 1978:221) 1923 yılında ülkemizde 513 lise öÄŸretmeni bulunduÄŸu belirtilmektedir. ÖÄŸretmen ihtiyacının karşılanması amacıyla Milli EÄŸitim Bakanlığı, bu okulun geliÅŸmesi için gerekli önlemleri almış, bu eÄŸitim kurumu 1954-55 öÄŸretim yılına kadar kendi türünde tek okul olarak öÄŸretmen yetiÅŸtirme iÅŸlevini sürdürmüÅŸtür. Kavcar’a (1982:198) göre bu okulun öÄŸrenci sayısını arttırmak için alınan önlemlere karşın, buraya girmek için sınırlı sayıda öÄŸrenci baÅŸvuruyor, dolayısıyla yeterli sayıda öÄŸretmen yetiÅŸti- 5 Yeni “Yüksek ÖÄŸretmen Okulları”, tarihi “Yüksek ÖÄŸretmen Okulları”’ndan farklı bir yapı ve iÅŸleyiÅŸe sahip idi. 33 ÖÄŸretmen YetiÅŸtirme ve EÄŸitim Fakülteleri rilemiyordu. Okul, 1923-63 yılları arasında ancak 630 mezun verebilmiÅŸtir. Lise öÄŸretmenlerine duyulan ihtiyacın giderek artması karşısında 1959 yılında Ankara’da, 1964 yılında da İzmir’de birer yüksek öÄŸretmen okulu daha açılmıştır. Bu iki okul, ilköÄŸretmen okullarının en baÅŸarılı ve seçkin öÄŸrencilerini alma esasına dayalı yeni bir yaklaşımdı. İlk uygulamadan çok verimli sonuçlar alınması üzerine Milli EÄŸitim Bakanlığı İstanbul’daki tarihsel yüksek öÄŸretmen okulunu da aynı modele dönüÅŸtürmüÅŸtür. Bu geliÅŸmelerin ardından Kavcar’a göre (2003), Türk milli eÄŸitiminde nitelikli öÄŸretmen bakımından büyük bir canlılık saÄŸlanmıştır. Yüksek ÖÄŸretmen Okullarının mezun sayısı, Ankara Yüksek ÖÄŸretmen Okulu’nun ilk mezunlarını verdiÄŸi 1962-63 yılında 66’ya, bir sonraki yıl 102’ye yükselmiÅŸtir. Kaya’ya göre (1984); mezunların büyük çoÄŸunluÄŸu akademik kariyere devam ettikleri için, yüksek öÄŸretmen okullarının lise öÄŸretmeni gereksinimini kısa sürede karşılaması beklenemezdi. Öte yandan MEB, ilerleyen yıllarda felsefe deÄŸiÅŸtirmiÅŸ ve yüksek öÄŸretmen okulu öÄŸrencilerini üniversite giriÅŸ sınavları yoluyla almayı kararlaÅŸtırmıştır. Bunun anlamı, yetenekli ilkokul öÄŸretmenlerinin ileri öÄŸrenim olanaklarının sınırlanmasıydı (Kaya, 1984). Ne var ki Yüksek ÖÄŸretmen Okulları, yönetmelik ve programlarında yapılan deÄŸiÅŸikliklere ve öÄŸrenci kontenjanlarının arttırılması yönünde giriÅŸilen tüm çabalara karşın, lise öÄŸretmen açığının kapatılmasında Bakanlığın öngördüÄŸü ölçüde yeterli olamıyorlardı (OÄŸuzkan, 1983:610). MEB’in tutarlı bir öÄŸretmen yetiÅŸtirme politikasından yoksun oluÅŸu nedeniyle Yüksek ÖÄŸretmen Okulları etkinliklerini giderek yitiriyorlardı (Kaya, 1984). Nitekim, 130 yıl gibi oldukça uzun bir süre lise öÄŸretmeni yetiÅŸtirmede ülkenin en köklü eÄŸitim kurumu olma özelliÄŸini koruyan Yüksek ÖÄŸretmen Okulları, çeÅŸitli nedenlerle iÅŸlevlerini yerine getiremez olduÄŸu gerekçesiyle, ÖÄŸretmen Okulları Genel MüdürlüÄŸü tarafından hazırlanan bir rapor (Kavcar, 1982:205) sonucu 1978 yılında kapatılmış ve Türkiye’nin öÄŸretmen yetiÅŸtirme tarihinde önemli bir iÅŸlev yüklenmiÅŸ olan bu özgün model de tarihe mal olmuÅŸtur. EÅŸme’ye (2003:347) göre Yüksek ÖÄŸretmen Okullarının kapatılmasıyla yalnızca bu kurumların sonu getirilmiyor ayrıca köy çocuklarının bu yolla üniversitelere geçiÅŸi bir bakıma kapatılıyor, ülkemiz nitelikli öÄŸretmen yetiÅŸtirme açısından önemli bir fırsatı yitiriyor, öte yandan üniversitelere öÄŸretim üyesi yetiÅŸtirme konusunda da ciddi bir daralmaya neden olunuyordu. 2.3.2. Deneme Yüksek ÖÄŸretmen Okulu Mayıs 1974’te Ankara Yüksek ÖÄŸretmen Okulu YerleÅŸkesi’nde Deneme Yüksek ÖÄŸretmen Okulu adıyla yeni bir okul kurulmuÅŸtur. 6 Mayıs 1975 tarih ve 313 Sayılı Talim ve Terbiye Kurulu’nca kabul edilen okulun geçici yönetmeliÄŸine göre; okulun amaçları ÅŸöyle sıralanmaktadır (MEB, 1995): 1. OrtaöÄŸretim kurumlarının fizik, kimya, biyoloji ve matematik dallarında lisans düzeyinde öÄŸretmen yetiÅŸtirmek. 2. Milli EÄŸitim Bakanlığı’nca öngörülen alanlarda deneme niteliÄŸinde ve teknolojiye dayalı eÄŸitim programları geliÅŸtirip, uygulamak ve uygulama sonuçlarının sistemin bütünlüÄŸü içinde yaygınlaÅŸtırılmasına yardımcı olmak. 3. EÄŸitim sistemleri için saptanmış olan temel politika ve hedefler çerçevesi içinde çaÄŸdaÅŸ eÄŸitim kurumlarının ışığında, eÄŸitimin etkinliÄŸini artırarak teknolojik uygulama modellerini geliÅŸtirmek. 4. GeliÅŸtirilecek modelleri sistem bütünlüÄŸü içinde uygulamaya dönüÅŸtürerek araÅŸtırma ve planlama çalışmaları yapmak. Ne var ki eÄŸitim teknolojilerindeki son geliÅŸmelerden yararlanarak deneysel bir yaklaşımla ve kapsamlı bir program yapısıyla öÄŸretime baÅŸlayan bu deneme okulu yeterli hazırlıklar yapılmadığı ve gerekli kaynaklar saÄŸlanamadığı gerekçesiyle 1975 yılında kapatılmıştır. 34 ÖÄŸretmen YetiÅŸtirme ve EÄŸitim Fakülteleri 2.3.3. Üniversiteler 1982 yılına deÄŸin öÄŸretmen yetiÅŸtirme görevi bütünüyle Milli EÄŸitim Bakanlığı’na verilmiÅŸ ise de, üniversitelerimiz de öÄŸretmen yetiÅŸtirmede sürekli olarak önemli bir kaynak olmuÅŸtur. BaÅŸta İstanbul Üniversitesi Edebiyat ve Fen Fakülteleri olmak üzere, Ankara Üniversitesi Dil, Tarih ve CoÄŸrafya ile Fen Fakülteleri lise ve dengi okullara Türk dili ve edebiyatı, matematik, fen bilimleri, tarih, coÄŸrafya ve yabancı diller gibi alanlarda çok sayıda öÄŸretmen yetiÅŸtirmiÅŸlerdir. Özellikle, 1970’li yılların ortalarından itibaren bazı üniversitelerimizde eÄŸitim bölümleri açılarak “pedagojik formasyon” programı yoluyla öÄŸretmen yetiÅŸtirilmiÅŸ, hatta, bir sonraki bölümde görüleceÄŸi gibi, bazı üniversitelerimizde (ÖrneÄŸin İnönü Üniversitesi Temel Bilimler Fakültesi, ODTÜ Fen-Edebiyat Fakültesi) lisans düzeyinde öÄŸretmenlik programları açılmıştır. Küçükahmet’e (1976:47) göre “Son yıllarda üniversite çatısı altında öÄŸretmen yetiÅŸtirme çabaları yoÄŸunluk kazanmış, Orta DoÄŸu Teknik Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi, Ege Üniversitesi, BoÄŸaziçi Üniversitesi, Selçuk Üniversitesi, İnönü Üniversitesi ve Diyarbakır Üniversitesi gibi üniversiteler de öÄŸretmen olmak isteyen öÄŸrenciler için özel programlar düzenlemiÅŸlerdir. Bu programlara yazılma ÅŸartlarının da üniversite ve fakültelere göre deÄŸiÅŸmekte olduÄŸu görülmektedir. ÖrneÄŸin, Ankara Üniversitesi EÄŸitim Fakültesi ile Hacettepe Üniversitesi belli bir kontenjana göre dışarıdan öÄŸrenci kabul ederken, Dil ve Tarih-CoÄŸrafya Fakültesi, Orta DoÄŸu Teknik Üniversitesi ve BoÄŸaziçi Üniversitesi yalnız kendi öÄŸrencilerine böyle bir programa yazılma olanağı tanımaktaydı.” Üniversitelerde düzenlenen sertifika programları arasında gerek derslerin sayısı ve dağılımı, gerekse içeriÄŸi açısından oldukça önemli farklılıklar olmuÅŸtur. Bu farklılığın en önemli nedenlerinden biri, ilgili kurumlar arasında iÅŸbirliÄŸi ve eÅŸgüdüm eksikliÄŸi olarak gösterilmektedir. Bu amaçla MEB’in zaman zaman sonuçları etkili olmasa da bazı giriÅŸimleri olmuÅŸtur. Ancak ders programlarını standardize ederek, öÄŸretmen eÄŸitiminin gereklerine uygun bir yapıya kavuÅŸturulması bir yana, öÄŸretmenlik programlarına öÄŸrenci kayıt kabul koÅŸullarında bile anlayış birliÄŸi saÄŸlanamamıştır (MEB, 1995:34). 2.4. ÖÄŸretmen YetiÅŸtirme Görevinin Üniversitelere GeçiÅŸi (1982) ÖÄŸretmen yetiÅŸtirme iÅŸlevi üniversitelere devredilmeden önceki dönem olan 1982-1983 öÄŸretim yılında, Türkiye’de öÄŸretmen yetiÅŸtirmeye iliÅŸkin bilgiler Tablo 1 ve Tablo 2’de verilmiÅŸtir. Buna göre, öÄŸretmen yetiÅŸtirme iÅŸlevi bir taraftan Milli EÄŸitim Bakanlığı’na baÄŸlı yükseköÄŸretim kurumlarında, diÄŸer taraftan da üniversiteler bünyesinde yürütülmekte idi. 35 ÖÄŸretmen YetiÅŸtirme ve EÄŸitim Fakülteleri Tablo 1: Milli EÄŸitim Bakanlığı’na BaÄŸlı ÖÄŸretmen YetiÅŸtiren YükseköÄŸretim Kurumları (1982-83 ÖÄŸretim Yılı) Kaynak: ÖSYM (1982). İkinci Basamak Sınav Kılavuzu. 1982. (1) Üç yıllık EÄŸitim Enstitüleri 1978-79 öÄŸretim yılında “Yüksek ÖÄŸretmen Okulları” adı altında yeniden düzenlenmiÅŸtir. Milli EÄŸitim Bakanlığı bünyesinde, üç ayrı okul türü bulunuyordu. Bunlar: Yüksek ÖÄŸretmen Okulları (Son Dönem): Dört yıl süreli ve ağırlıklı olarak liselere öÄŸretmen yetiÅŸtirmeye yönelik olarak tasarlanmış programlara sahip kurumlardı. Yabancı Diller Yüksek Okulları: Üç yıl süreli ve yabancı dil öÄŸretmeni yetiÅŸtirmeye yönelik okullar. EÄŸitim Enstitüleri: İki yıl süreli ve sınıf öÄŸretmeni yetiÅŸtirmeye yönelik kurumlardı. Üniversiteler boyutunda ise; yaygın uygulama, çeÅŸitli fakülte ve yüksekokul öÄŸrencilerine, lisans öÄŸrenimlerine paralel olarak Fen ve/veya Edebiyat Fakülteleri bünyelerindeki eÄŸitim bölümleri tarafından “öÄŸretmenlik sertifikası” programının sunulmasıydı. Bu uygulamada, isteyen öÄŸrenciler, bir yandan lisans programlarına devam ederken öte yandan kendi programlarının dışında “öÄŸretmenlik sertifikası” programına kaydolmakta ve bu programdaki dersleri de almaktaydı. Üniversite bünyesinde öÄŸretmen yetiÅŸtirme konusundaki bu yaygın uygulamanın dışında bazı istisnai uygulamalar da bulunmakta idi. Tablo 2’de de görüldüÄŸü gibi, ODTÜ ve İnönü Üniversiteleri’ndeki matematik, fizik ve kimya öÄŸretmeni yetiÅŸtirme programları ile İstanbul ve Ankara Üniversitesi (DTCF) pedagoji bölümleri ve eÄŸitim bilimleri uzmanı yetiÅŸtirmeye yönelik Ankara Üniversitesi EÄŸitim Fakültesi uygulamaları bunlara örnek olarak verilebilir. 19 Kurum Ö??retim Süresi (y?l?) Program Kurum Say?s? Yüksek Ö??retmen Okulu (1) 4 Türk Dili ve Ed. 10 okul Tarih-Co??rafya Co??rafya-Tarih Matematik-Fizik Fizik - Matematik Fizik-Kimya Kimya-Fizik Kimya-Biyoloji Biyoloji-Kimya Almanca Frans?zca ??ngilizce E??itim Resim-???? Müzik Beden E??itimi E??itim Enstitüsü 2 l 17 Enstitü Yabanc? Diller YO 3 l 16 okul 36 ÖÄŸretmen YetiÅŸtirme ve EÄŸitim Fakülteleri Tablo 2: Üniversitelerde EÄŸitim Uzmanı ve ÖÄŸretmen YetiÅŸtirme (1982-83 ÖÄŸretim Yılı) Üniversite Fakülte Bölüm /Program Ankara Üniversitesi EÄŸitim - Ankara Üniversitesi DTCF Pedagoji İnönü Üniversitesi Temel Bil. Fak. Matematik ÖÄŸretmenlik Lisansı Fizik ÖÄŸretmenlik Lisansı Kimya ÖÄŸretmenlik Lisansı İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Pedagoji ODTÜ Fen ve Edebiyat Fakültesi Matematik EÄŸitimi Fizik EÄŸitimi Kimya EÄŸitimi Kaynak: ÖSYM (1982). İkinci Basamak Sınav Kılavuzu. 1982. Sonuç olarak, buraya kadar yapılan açıklamalardan da anlaşılacağı gibi, Cumhuriyet döneminde öÄŸretmen yetiÅŸtirme konusunda önemli geliÅŸmeler kaydedilmiÅŸtir. Bunlar ÅŸöyle özetlenebilir: 1. İlk yıllarda tip ve programlar bakımından sınırlı olan öÄŸretmen kaynakları giderek çoÄŸalmış ve çeÅŸitlilik göstermeye baÅŸlamıştır. 2. Türkiye, daha iyi ve daha uygun öÄŸretmeni yetiÅŸtirme konusunda sürekli arayış içinde olmuÅŸtur. 3. Köye öÄŸretmen yetiÅŸtirme konusu, ayrı bir politika olarak uzun yıllar sürdürülmüÅŸtür. 4. ÖÄŸretmen yetiÅŸtiren okullar, Cumhuriyetin ilk yıllarında büyük kentlerde veya yurdun daha çok batı bölgelerinde açılmış iken zamanla bu tür okullar yurdumuzun her yöresinde açılmaya baÅŸlanmıştır. 5. ÖÄŸretmen gereksiniminin karşılanamaması nedeniyle, sık sık geçici çözüm yollarına gidilmiÅŸtir. (Hızlandırılmış eÄŸitim, geçici vekil öÄŸretmen, mektupla öÄŸretim vb. bu uygulamalar arasındadır. 1970’li yılların ikinci yarısında eÄŸitim enstitülerinde uygulanan hızlandırılmış eÄŸitim, öÄŸretmen yetiÅŸtirme tarihinde en olumsuz yöntem olarak bilinmektedir. 6. ÖÄŸretmen yetiÅŸtiren kurumların öÄŸretim süreleri sürekli olarak uzatılmış ve 1739 sayılı yasa ile yükseköÄŸrenim düzeyine çekilmiÅŸtir. 7. Milli EÄŸitim Temel Kanunu ile her düzeydeki okul öÄŸretmenlerinin genel kültür, özel alan bilgisi ve meslek formasyonu bakımından dengeli biçimde yetiÅŸtirilmeleri yasal bir esasa baÄŸlanmıştır. Bununla birlikte öÄŸretmen eÄŸitiminde hem niceliÄŸi hem de niteliÄŸi artırma yönündeki çabalar bugün de eÄŸitim kamuoyunun önünde önemli bir gündem maddesi olarak yerini korumaktadır. 37 ÖÄŸretmen YetiÅŸtirme ve EÄŸitim Fakülteleri
|
SEO by AceSEF
En Çok Okunanlar
- Ankara için 2012 engelliler yılı
- 8,5 milyon engellimiz var biliyor muyuz!
- Bebeklerin fiziksel ve zihinsel sağlık gelişimleri için dikkat edilmesi gerekenler
- Erken sağlık taraması, 4 bin 600 çocuğu zekâ geriliğinden kurtardı
- Sağlıklı çocuk gelişimde BABA
- Genetik hastalıklar önlenebilir mi
- YaÄŸmur Adam izle
- İstanbul Müftülüğünden Engelliler haftası hutbesi
- Görme engellilere sesli göz
- Senelerce çifte sabır
- Süper çocuk yetiştirme
- Gebelikte diyabet, hem anne hem de bebek için tehlikeli
- Pepee ve Çizgi Filmlerin Çocuklar Üzerindeki Etkileri
- Kuru Erik Hafızayı Güçlendiriyor
- Haber- Otizmin sırrı yüzde saklı
- Bakanlığın özel eğitim inleme sonuçları
- Çocuğunuz engelli doğarsa
- 21. Ulusal Özel Eğitim Kongresi
- Zekâ Gelişimini Etkileyen Besinler
- Yaratıcı Drama Uygulaması










