20. Yüzyılın en büyük buluÅŸları arasında kitle iletiÅŸim araçları yer almaktadır. Bunlar içerisinde ÅŸüphesiz en önemli yeri de Televizyon almaktadır. TV insanlık tarihi adına büyük geliÅŸmelere vesile olmuÅŸ ve halada etkileri açısından insanlık adına tartışılmaz bir noktada yerini korumaktadır. TV evlerde yerini almadan önce ve aldıktan sonra diye aile hayatını ikiye ayırmak belki de pek fazla yanlış olmaz. Bizim konu baÅŸlığımızdan da anlaşılacağı üzere bu yazımızda TV nin eriÅŸkin birey, aile veya toplumsal yönlerini incelemek yönünde bir amacımız yok. Bu deÄŸerlendirmeleri ÅŸimdilik daha ileri tarihlere erteleme gerekliliÄŸini düÅŸünüyoruz. Gerek klinik görüÅŸmelerimiz sırasında karşılaÅŸtığımız anne babalardan, gerek deÄŸiÅŸik yollar ile bize gelen sorularda sıkça karşılaÅŸtığımız sorulardan biri de ''TV nin çocuÄŸumuza etkisi nedir? '' ÅŸeklinde olan sorudur. Bu konuda anne babalara söylediÄŸimiz genel ÅŸey her yaÅŸ için ÅŸüphesiz bu sihirli kutunun çocuÄŸa etkileri farklı farklı olmaktadır. Bunu iyi veya istenen etkiler ve kötü veya istenmeyen etkiler ÅŸeklinde ikiye ayırabiliriz. Ama TV nin en büyük etkisi ÅŸüphesiz 0-3 yaÅŸları arasında olmaktadır. Çünkü bu yaÅŸlar hayat boyu kullanılacak bazı psikososyal ve psikomotor özelliklerin kazanıldığı çok önemli bir devredir. Bu devrede oluÅŸabilecek herhangi bir sorun bütün hayatı etkilemektedir. Bu nedenle yaÅŸlara göre TV nin etkileri konusunda anne babaları bilgilendirmek gerektiÄŸini düÅŸünerek bu türlü bir yazı yazma ihtiyacı hissettik. 0-3 yaÅŸ gurubuna etkiler 0-3 yaÅŸ için TV bazı durumlarda ciddi sıkıntıların kaynağı olabilmektedir. Ailelerin sosyoekonomik zorlukları, çalışan annelerin durumu, çocuÄŸun-ilgilenilmesi gereken - ek kardeÅŸ durumu, anne babaların kendilerine ait sorunları, yapılması gereken ev iÅŸleri , anne babaların sosyoekonomik zorluklardan dolayı ek iÅŸlerde çalışmaları , anne babalardan birinin veya ev içerisindeki bireylerden birinin kronik hastalığı , ailelerin kendi psikososyal ihtiyaçları için zaman ayıramaması , anne babaların kendilerinin psikiyatrik sorunları , istenmyen hamilelik sonucu bebeÄŸin doÄŸmuÅŸ olması , çocuÄŸun bedensel bir hastalığının olması ve buna benzer sayacağımız onlarca etken nedeni ile anne ve babalar çocuklarına yeterince zaman ayırmamakta veya ayıramamaktadırlar. Bu nedenlerden dolayı anne babalar isteyerek veya istemeyerek çocuÄŸu ile fazla ilgilinememekte çocuÄŸu ile ilgilenme fiziksel bakım ( karnını doyurma, altını temizleme vb. ) ötesine çok fazla geçememektedir. Bu dönemde çocukların duygusal doyum saÄŸlaması ve onun ile her bakımdan ilgilenilmesi onun saÄŸlam ve güçlü bir psikolojik yapısının oluÅŸmasına zemin hazırlar. Bu dönem için bebeÄŸi okÅŸamak, kucaklamak, onun ile konuÅŸmak, sevildiÄŸini hissettirmek, onun ile oynamak, onun ile birlikte vakit geçirmek, onu gezdirmek, psikomotor ve psikososyal yönünün geliÅŸimine çok büyük katkılarda bulunur. Bebek ile birlikte vakit geçirmek, onun insanlar arası iliÅŸkilere yabancılaÅŸmasını engeller ve ilgilenen bakıcısı vasıtası ile önce karşısındaki bireyi, aile ortamını ve yavaÅŸ yavaÅŸ sosyal çevresini tanımasına yol açar. Bu baÄŸlanma yolu ile önce anneye karşı bir iliÅŸki geliÅŸir. Bu durum anne karnında baÅŸlar ve bebeklik döneminde devam eder. Çocuk bu bakım veren aracılığı ile iletiÅŸim geliÅŸtirmeye, kendini ifade etmeye, ihtiyaçlarını anlatmaya çalışmaya, kısacası sosyal ortamın gereklerini yaparak yanında ve çevresinde bulunan insanlar ile iletiÅŸim ve etkileÅŸim içerisine girmeye baÅŸlar. Çocuk sosyal ortamda iletiÅŸimin temel esası konuÅŸma olduÄŸu için konuÅŸmayı öÄŸrenmek zorundadır. İnsanlar tarafından sevilmek için onları anlamak onların duygusal uyarılarına cevap vermek zorundadır. Çocuk sosyalleÅŸmek ve iletiÅŸimini kurmak için etrafındakilerden özelliklede bakım veren kiÅŸiden teÅŸvik almak zorundadır. Bu çocuÄŸun ihtiyaçlarını karşılamak ( yiyecek, giyecek, temizlik, koruma vb) , onun dertleri ile ilgilenmek, onun ile birlikte vakit geçirmek, onu öpmek, okÅŸamak, konuÅŸmak, oynamak vb gibi yapılan giriÅŸimler ile çocuk sevildiÄŸini hissettirerek, onun için, psikososyal geliÅŸim için bir teÅŸvik oluÅŸturmalıdır. KonuÅŸma, etraf ile ilgilenme, sosyal ortamların gereklerini yerine getirme, insanlar ve yaşıtları ile ilgilenme, ihtiyaçlarını insanlara anlatma, insanlara duygusal yakınlık kurma, cansız varlıklardan çok canlı varlıklar ile ilgilenme gibi bir çok psikososyal faktör çocuklarda bu iletiÅŸim ve etkileÅŸim ortamında kendiliÄŸinden meydana gelmeye baÅŸlar. Bütün bunlardan bahsetmemizin nedeni, bizim meselemiz ile yakından ilgili olmasından dolayıdır. Çocuk cansız bir varlığın karşısında, duygusal ve sosyal uyarıdan mahrum, sevgiden ve baÄŸlandığı kiÅŸiden uzak, çocuÄŸun konuÅŸmasına, bakışına, gülümsemesine karşılık vermeyen, gönderdiÄŸi iletiÅŸim ve etkileÅŸim mesajlarına cevap vermeyen, sert, soÄŸuk bir cismin karşısında kaldığında ( ne kadar ses ve görüntü olursa olsun çocuk onları yorumlayacak ve kabul edecek durumda ve psikososyal seviyede deÄŸildir ) biraz önce saydığımız sosyalleÅŸme ve bireyselleÅŸme ve kendiliÄŸinden geliÅŸecek olan psikososyal yönlerin hepsi eksik veya yetersiz kalacaktır. Neden küçük çocuklar için bu biraz daha sıkıntılı bir durum? çünkü çocuÄŸun bu sosyal ve duygusal eksikliÄŸi telafi edeceÄŸi arkadaÅŸ ve sosyal ortamı, konuÅŸmak veya vakit geçirmek için gideceÄŸi ikinci bir ortam ve bunu telafi edebilecek psikomotor ,psikososyal yeterlilik henüz geliÅŸmemiÅŸtir ayrıca alternatif bir geliÅŸim ortamı yoktur . TV karşısında 0-3 yaÅŸ arasında aşırı miktarda kalan (günlük 1-2 saatin üzerinde ) çocuk, ailede ve özellikle de bakım veren kiÅŸide eÅŸlik eden yukarıda saydığımız diÄŸer etkenler de varsa, sosyal geliÅŸim (duygusal etkileÅŸim ve karşılık verme, sosyal ortamlara uyum, insanlar ile ilgilenme, onlara yakınlık gösterme, yaşıtlarına ilgi vb) , ve iletiÅŸim ( konuÅŸma, anlamlı jest ve mimikler, heceleme, agulama, ses çıkarma, cümle kurma vb.) için gerekli olan fonksiyonların geliÅŸiminde gecikmeler veya yetersizlikler görülür. Bu duruma yani iletiÅŸim ve etkileÅŸim bozukluÄŸuna yol açabilecek diÄŸer nedenlerin olup olmadığı incelenmelidir. Bütün bu nedenlerden dolayı bebekler için sevgi, duygusal ilgi ve birlikte geçirilecek vakit yerine çocuÄŸun TV karşısında kalması son derece sakıncalıdır. Bu dönemde uzun süre çok aşırı miktarda TV karşısında kalan çocuklarda baÅŸka hazırlayıcı nedenler yok ise, baÅŸka nedenler de eklenerek bazı psikiyatrik tablolar geliÅŸebilir. Bu tür çocuklarda etrafa karşı ilgisizlik, seslenince bakmama, göz kontağı kurmama, insanlara ve yaşıtlarına ilgisizlik, onlarla duygusal ve sosyal iletiÅŸime geçmeme, kendi halinde olmaya çalışma, kendi etrafında dönme, sallanma, aşırı derecede cansız nesneler ile ilgilenme, konuÅŸmama, cümle kurmama, iletiÅŸim ve etkileÅŸimde problemler, duygusal olarak karşılık verememe vb. bir çok belirti görülebilir. Bu nedenle anne babaların özellikle bu yaÅŸ için TV izleme konusunda sınırlamalar ile birlikte durumu yönlendirmeleri, normal psikomotor ve psikososyal geliÅŸim için uygun olur. Aynı zamanda bu yaÅŸ içindeki bir bebek veya küçük çocuk ile hem anne hem babanın, mümkün olduÄŸunca fazla vakit geçirme, onunla oyun oynama , konuÅŸma , sevdiÄŸini belli etme , duygusal yakınlık gösterme , onun ile gezme , onun fiziksel bakımını ihmal etmeme , onun normal geliÅŸim basamakları konusunda dikkatli olma , onun diÄŸer çocuklar ile etkileÅŸim ve iletiÅŸimine zemin hazırlama , sadece onun için belli zamanlar ayırma , ona masal anlatma vb. bir çok faaliyeti günlük hayat içerisinde yapmaları uygun olur. 4 -7 yaÅŸ çocuklar ve TV Bu yaÅŸ grubunda çocuÄŸun geliÅŸimi ile ilgili önemli adımlar atılır. 0-3 yaÅŸ grubunda olduÄŸu gibi çocuÄŸun geliÅŸimi bu dönemde de çok hızlı bir ÅŸekilde devam eder. Bu dönemde anne baba, arkadaÅŸ ve sosyal çevre ile etkileÅŸim ve iletiÅŸim belirgin olarak artmış ve artık eriÅŸkinlerle birlikte belirgin olarak uyum saÄŸlanmıştır. Bu dönemde gerek dil geliÅŸimi, gerek motor geliÅŸim de önemli aÅŸamalar kaydedilir. Bu dönemde çocukta ki etkilenmeler hayat boyu çocuk için çok önemli olmaktadır. TV nin bu dönemde çok aşırı izlenmesi çocuÄŸun dil ve sosyal geliÅŸiminde bazı sıkıntıların ve eksikliklerin oluÅŸmasına neden olabilir. Bu dönemde çocuklar TV de gördükleri görüntüleri tamamen somut olarak yorumlarlar yani çocuklarda tam olarak soyut düÅŸünce geliÅŸmediÄŸi için gerek çizgi filmler gerek filmler de görülen görüntüler olduÄŸu gibi algılanır. Çocuk bütün bunları olduÄŸu gibi uygulamaya çalışabilir. Yani çizgi filmde gördüÄŸü bir hareket veya sahneyi olduÄŸu gibi yapmaya çalışabilir. Çocuk için bu dönemde ÅŸiddet içeren ve aşırı abartılı konulardan oluÅŸan çizgi filmler oldukça sakıncalı olabilir. Bilinçaltı ÅŸiddet duygularının yerleÅŸmesine neden olabilir. Aynı zamanda çocuÄŸun bu dönemde izleyeceÄŸi gerilim, korku veya aşırı ÅŸiddet içeren görüntülerden çocuklar oldukça aşırı etkilenebilir, bu durum onları akla gelen görüntüler ve düÅŸünceler ile günlerce rahatsız edebilir. Ek olarak çocukta uyku bozukluÄŸu, yalnız kalmak istememe, korku ve endiÅŸe duyguları yerleÅŸebilir ( klinik ortamda bunun örneklerini görmekteyiz ) . O nedenle anne babaların bu dönede izlenen programlara özellikle dikkat etmesi gerekir. ÇocuÄŸun sosyalleÅŸmesi, yakınları ile diyalog kurması, sosyal adaptasyonu, dil geliÅŸimi ve buna benzer konular TV izleme ( aşırı miktarlarda ) ile eksik kalabilir. Bu yaÅŸlardaki çocukların eÄŸitici programlar harici özellikle ÅŸiddet içeren ve çocuklar için travmatik olacak görüntülerden uzak kalmaları uygun olur. Bu hazırlıksız karşılaşılan görüntüler onlarda bilinçaltı kaygı, gerilim, korku, ÅŸiddete eÄŸilim gibi sıkıntılara yol açabilir. Amerika ve Avrupa’da uzmanlar küçük yaÅŸlarda gösterilen ÅŸiddet davranışlarının önüne geçmek için çok büyük gayretler sarfetmekte, özellikle son zamanlarda okullarda gösterilen ÅŸiddet olaylarından sonra meselenin öneminin daha da arttığı anlaşılmaktadır. Mühim olan ve yapılması daha basit olan ÅŸey çocukların ruh saÄŸlığı bozulmadan koruyucu önlemlerin alınması gerekliliÄŸidir. Unutulmamalıdır ki çocukluk çağında görülen her görüntünün, duyulan her sesin , karşılaşılan her iyi ve kötü muamelenin muhakkak ileriki yıllarda bir yansıması olacaktır. Bu nedenle TV gibi iletiÅŸim araçları eÄŸitim amaçlı olarak kullanılmalı , eÄŸlence amaçlı ise belli sınırlarda kullanılmalıdır. Özellikle anne babalar, aile olarak birlikte izledikleri programlar konusunda oldukça seçici davranmalıdırlar . Bütün bunlara ek olarak, aşırı ve uygunsuz TV izleme durumunda, daha çok geç saatlerde izlenmesine müsade edilen programlar ile çocukların uyku ritmi bozulmakta , vakit ve motivasyon eksikliÄŸinden dolayı çocukların oyunlar ve deÄŸiÅŸik aktiviteler ile kazanacakları motor beceriler yetersiz kalmakta , çocukların arkadaÅŸ ortamlarında kazanacakları sosyal adaptasyon yeteneÄŸi istenen seviyede olmamakta , ince motor becerilerin geliÅŸimine ve anne babanın eÄŸitimi için gerekli vakit azalmakta , bu yaÅŸ için gerekli olan fiziksel hareketlilik ile enerji atımı eksik kalmakta , TV nin çocuklar için bir miktar katkısı olsa bile genel olarak dil , sosyal ve motor geliÅŸimde sıkıntılar gözlenmektedir. Bu durum eÄŸer anne babanın çocuÄŸu için yeterli vakit bulmasında sorun varsa , çocukta ek olarak psikiyatrik sıkıntılar varsa , çocuÄŸun geliÅŸimini destekleyecek diÄŸer faktörler eksik ise daha da büyük sıkıntı olmaktadır. 7-12 yaÅŸ arası çocukların durumu Bu dönemdeki çocuklar genelde ağır eÄŸitim ÅŸartları içinde olan grubu oluÅŸturmaktadır. Aynı zamanda TV nin eÄŸitim amaçlı kullanımından daha fazla yararlanacak bir yaÅŸ grubunu oluÅŸturmaktadır. Yukarıda saydıklarımıza ek olarak bu yaÅŸ grubunda soyut düÅŸünce yerleÅŸmeye baÅŸlamış olmasının etkileri görülür. Çocuklar TV deki görüntülerden etriÅŸkin düzeyinde etkilenmeye baÅŸlarlar. Yukarıda deÄŸindiÄŸimiz gibi bu yaÅŸ grubunda da ÅŸiddet içeren , korku ve gerilime neden olan sahnelerin çocuÄŸun geliÅŸiminde problem oluÅŸturacağını söylemek gerekir. Yukarıda bahsettiÄŸimiz iletiÅŸim ve sosyal adaptasyon üzerine etkileri 0-3 yaÅŸ ve 4-7 yaÅŸ grubundaki kadar negatif ÅŸekilde olmaz . Çocukların bu yaÅŸlardan itibaren TV üzerinden kazanımları eÄŸer iyi yönlendirilir ve seçici davranılırsa devam eder. Bu yaÅŸtaki çocukların ders ve okul saatleri de göz önüne alınarak TV izleme saatleri uygun bir ÅŸekilde saÄŸlanmalıdır. TV izlemenin aşırılığı durumunda çocuÄŸun sosyal aktivitelerinde , arkadaÅŸ iliÅŸkilerinde , ders baÅŸarısında , sportif faaliyetlerinde , yaÅŸa uygun becerilerin geliÅŸtirilmesinde sorunlar yaÅŸanabilir. 3- ZAMANINDA KONUÅžMAYAN ÇOCUKLAR KonuÅŸma ve dil geliÅŸimi iletiÅŸim ve sosyal hayatın en önemli öÄŸesidir. KiÅŸi iletiÅŸim araçları ile kendini ifade eder ve hayatını devam ettirir. KonuÅŸma ve iletiÅŸimin eksik kaldığı bir hayatta bir çok sıkıntının geliÅŸmesi açısından zemin hazırlanmış olur. Çocuk ilk doÄŸduÄŸu günden beri sürekli olarak psikososyal ve psikomotor geliÅŸim süreci içerisindedir. Dil geliÅŸimi de belli ölçüde doÄŸumdan itibaren geliÅŸmeye baÅŸlar. En ideal olanı çocuÄŸun yaşına uygun konuÅŸma becerisine kavuÅŸması ve bu yönde herhangi bir geliÅŸimsel bir sıkıntı oluÅŸmamasıdır. ÇocuÄŸun zamanında konuÅŸması, psikososyal geliÅŸimin aÅŸamalarının düzenli olması , çocuÄŸun sosyal iliÅŸkilerinin ve geliÅŸiminin normal olması , zeka ve öÄŸrenme kapasitesinin normal seviyeye gelmesi , ulaÅŸması gereken geliÅŸimsel dönemlere varması için gereklidir. KonuÅŸma bu kadar önemli olduÄŸuna göre isterseniz konuÅŸmanın zamanı ve bunu pozitif ve negatif yönde etkileyen etkenleri gözden geçirelim. Genelde bütün çocukların konuÅŸması ve dil geliÅŸiminin olması için yapısal olarak sinir sistemi , sinir sistemi ile dil kasları arası yollar , ağız -damak -dudak -diÅŸ yapısının doÄŸuÅŸtan normal olması gerekmektedir. Bunlarda ki herhangi bir doÄŸumsal sıkıntı ve eksiklik veya sonradan oluÅŸabilecek bozukluk, çocuÄŸun konuÅŸmasını negatif yönde etkileyecektir. Bu normal anatomik yapıyı kötü yönde etkileyebilecek bir çok hastalık mevcuttur. Bu hastalıkların hamilelik döneminde annede ve çocukta geliÅŸmesi veya doÄŸum sonrası çocukta geliÅŸmesi ile bu normal anatomik yapı bozulabilecektir. Bu hastalıkları tek tek saymak oldukça uzun ve geniÅŸ kapsamlı olduÄŸundan , ÅŸu anda fazla ayrıntıya girmeden temel konuları aktarmak istiyorum. Çocukların genelde ilk altı ayında yavaÅŸ yavaÅŸ heceler çıkmaya baÅŸlar ( ma ma , ba ba , da da vb ) , 12 aydan itibaren kelimeler çıkmaya baÅŸlar ( anne , baba, mama , dede vb ) , 18 aydan itibaren de cümle kurmaya baÅŸlar (anne gel , baba ver vb ). Bu geliÅŸim dönemlerinin çok gerisinde kalan çocukların genel olarak konuÅŸma yönünden incelenmesi gereklidir. Zira gözden kaçırılacak bir durum çocuÄŸun iletiÅŸim sorununa ikincil olarak, normal zeka geliÅŸimini, sosyal geliÅŸimini kötü yönde etkileyecektir. Bu arada bazı çocuklar hiçbir problemi ( anatomik ve psikiyatrik ) olmadığı halde geç konuÅŸmaya baÅŸlamakta ve konuÅŸma geç olmaktadır. Ama anne babalara tavsiyemiz, belli bir dönem beklendikten sonra hala konuÅŸmayan çocuklar için gerekli incelemeleri saÄŸlamaları uygun olur. KonuÅŸmaya negatif etki eden, yani geç konuÅŸmaya neden olan yada istenen konuÅŸma seviyesini engelleyen durumları belirtmek yerinde olur. Bunun en sık karşılaşılan nedenleri arasında zeka sorunlarını saymak yerinde olur. Zeka olarak yaşıtlarına göre geri olan çocuklar, yaşıtlarından daha geç konuÅŸmaya baÅŸlayacaklardır. İşitme sorunu olan çocuklar dış dünyadan hiç bir ses iÅŸitmedikleri ve uyaran almadıkları için konuÅŸma sorunu onlarda da yoÄŸun bir ÅŸekilde olacaktır. ÇocuÄŸun konuÅŸma mekanizmasının ve yeteneÄŸinin geliÅŸmesi için dış dünyadan ses olarak uyarı alması, bunları algılaması, yorumlaması, ayırt etmesi ve bunun sonucunda ona benzer sesleri çıkartması süreci gereklidir. O nedenle konuÅŸmayan çocuklarda iÅŸitme yönünün incelenmesi uygun olur, özellikle sık olarak otitis media ( orta kulak infeksiyonu ) geçiren çocuklar için bu konuda dikkatli olunmalıdır. KonuÅŸma ya negatif etki edecek diÄŸer bir durum ise çocuÄŸun görme sorunu olmasıdır. Bu durum iÅŸitme sorunu kadar probleme yol açmasa da çocuÄŸun etrafında olup bitenleri görmesi, nesneleri tanıması, isimlerini öÄŸrenmesi, diÄŸer çocuklara uyum saÄŸlaması açısından , görme özrünün olması ,konuÅŸma açısından sorun olabilmektedir. Bir baÅŸka neden olarak sık havale ve epilepsi geçiren çocukları örnek olarak verebiliriz. Bazı çocuklar normal konuÅŸmaya baÅŸladıkları halde, hatta bazı cümleler kurmalarına karşın geçirdikleri havaleler ve epileptik nöbetler çocukların beynindeki iÅŸitme merkezi veya ilgili bölümlerde zarara yol açarak, konuÅŸma açısından ciddi sorunlara yol açabilmektedir. Bu nedenle anne babaların çocuklarının havale geçirmesini engellemeleri önemlidir. Bu durumu olan çocuklarda EEG (elektroensefalografi) çekilerek kolaylıkla havale ye baÄŸlı sorunlar tespit edilebilir. Bir diÄŸer neden olarak kendi halinde olan, çok fazla uyarı almayan çocuklarda, geç konuÅŸma ve iletiÅŸim sorunları olabilmektedir. ÇocuÄŸun doÄŸduÄŸu andan itibaren insanlar arasında olması, onunla konuÅŸulması, sevilmesi, oyun oynanması onun gerekli çevresel uyarıları alarak konuÅŸmasını hızlandıracaktır. DiÄŸer yandan etrafında fazla insan bulamayan, kendi halinde kalan çocuklarda bu geliÅŸim geri olabilmektedir. Yukarıda bahsedilen soruna paralel olarak özellikle 0-3 yaÅŸta izlenen TV ye (saatlerce müzik, reklam izleme ) baÄŸlı olarak çocuklarda dış dünyadan kopma, kendi halinde olma eÄŸilimi, insanlardan ve insanlar arası iliÅŸkilerden uzaklaÅŸma, nesneler ile daha fazla ilgilenme, duygusal alışveriÅŸten vazgeçme, konuÅŸmama, yaşıtları ile ilgilenmeme, seslenince bakmama gibi bir durumun olduÄŸu bir psikiyatrik tablo geliÅŸebilir. Buna baÄŸlı olarak çocukların konuÅŸması geliÅŸmez veya geliÅŸtikten sonra gerileyebilir. Bu durum geç fark edildiÄŸi zaman konuÅŸma sorununun yanı sıra bir çok sorunun eÅŸlik ettiÄŸi otistik özellikler geliÅŸebilir . Anne babaların bu kritik yaÅŸam evresinde ( 0-4 yaÅŸ ) çok fazla TV izlettirmekten kaçınmaları yerinde olur. Ayrıca düzenleme bozuklukları, yaygın geliÅŸimsel gerilikler, kronik depresyon, çocukluk çağı psikozları gibi bir çok hastalıkta ve çok merkezi sinir sistemini tutan hastalıklarda konuÅŸma sorunları yaÅŸanmaktadır. ÇocuÄŸun konuÅŸma ve iletiÅŸim yönünde geliÅŸimini hızlandırmak için yapılabilecekler.( yukarıda bahsedilen hastalıklar ve bedensel sorunlar dışlandıktan sonra ) 1- ÇocuÄŸa sevgi ve huzur dolu bir aile ortamı hazırlamak 2- Çocuk ile ilgilenmek ve sevildiÄŸini hissettirmek 3- ÇocuÄŸun bedensel ihtiyaçlarına ( yemek, uyku, koruma vb ) cevap vermek 4- Çocuk ile yaşı ne olursa olsun sık sık konuÅŸmaya çalışmak 5- Yaşına uygun bir ÅŸekilde onun ile oyun oynamak 6- Çocuk ile birlikte vakit geçirmek 7- Onun dengeli ve çeÅŸitli beslenmesini saÄŸlamak 8- Onun kendi haline kalmasına izin vermemek 9- Mümkün olduÄŸunca yaşıtları ile birlikte oyun oynamasını saÄŸlamak 10- İnsanlar arasında sık sık bulundurmak 11- Ona hikaye masal anlatmak, ninni söylemek 12- Onun size gönderdiÄŸi konuÅŸma ve ses mesajlarına cevap vermek 13- Bir nesneyi eline aldığında onun ile ilgili ona bir ÅŸeyler anlatmak ( çocuk 3- 4 aylık bir bebek olsa bile ) 14- TV karşısında çok uzun süre kalmasını engellemek (0-4 yaÅŸ ) 15- Onun ile konuÅŸurken ses tonunu iyi ayarlamak 16- Onun iÅŸaret ile gösterdiÄŸi istekleri onunla konuÅŸarak yönlendirmek, anlatmasını saÄŸlamak (yaşına uygun olarak) 17- Onun fikirlerine deÄŸer vermek onun ile sık sık dertleÅŸmek ( yaşına uygun olarak ) 18- Onun kendine güvenini artırmak (bakınız özgüveni artırma yolları ) 19- Onun sık sık sosyal ortamlarda bulunmasını saÄŸlamak 20- Kalabalık içinde onun konuÅŸmasını teÅŸvik etmek 21- O konuÅŸtuÄŸunda onu cesaretlendirmek, teÅŸvik etmek 22- Onun yaşına uygun bir eÄŸitim almasını saÄŸlamak 23- Günlük belli bir zaman ayırarak onun ile resimler üzerinde bol bol konuÅŸmak 24- Ondan yaşına uygun olarak hikaye, masal anlatmasını istemek 25- KonuÅŸma zorlukları gördüÄŸünüzde onun dikkatini konuÅŸma zorlukları üzerine çekmemek |