|
Brezilya’da yaÅŸayan bir yerli halkın hiçbir üyesi ona kadar bile sayamıyor. Dillerinde sadece bir ve iki sayısı var. Hatta onlar için renklerin bile önemi yok. Bu Brezilya yerlilerinin tuhaf yaÅŸam biçimleri, bilim insanları arasında hararetli tartışmalara neden oldu.
Brezilya’nın yaÄŸmur ormanlarında, Amazon havzasını sulayan Maici ırmağı kenarında küçük bir topluluk yaşıyor. Küçük yerleÅŸme yerlerinde on ila yirmi kiÅŸilik gruplara bölünmüÅŸ olan Piraha halkının toplam nüfusu topu topu iki yüz, üç yüz kiÅŸi.
Avcı ve toplayıcılıkla geçinen yerliler, avcılık konusunda ustalar ve müthiÅŸ bir konumlama yetisine sahipler.
Piraha insanları dış dünyadan neredeyse tümüyle kopuk yaşıyorlar ve hiç ilgilenmedikleri Brezilya kültürüyle kaynaÅŸmak gibi bir niyetleri de yok.
Buraya kadar her ÅŸey olaÄŸan gibi. Sonuçta yerli halkların birçoÄŸu aÅŸağı yukarı benzer bir yaÅŸam sürüyor.
Parmak sayısı da yok
Fakat Piraha halkını diÄŸerlerinden eÅŸsiz kılan, konuÅŸtukları dil. Piraha dilinde sayı kavramı yok. Sayı sistemi sadece bir ve iki sayısının yerine geçen "hoi" (sözcük sonuna doÄŸru kısık sesle okunduÄŸunda bir, yüksek sesle okunduÄŸunda iki anlamını alıyor) sayısı ve üç ya da çok için kullanılan baagi sayısından ibaret.
Piraha dilindeki bu eksikliÄŸi fark eden Columbia Üniversitesi psikolinguist Peter Gordon, dilbilimci Daniel Everett ile bazı testler yapmıştı.
Testlere katılanlardan örneÄŸin fındık fıstık gibi objeleri belli sayılara göre sıralamaları istenmiÅŸti. Bu testler sayıların kavranışını gösterecekti.
Gordon, Science dergisinde yayımlamış olduÄŸu makalesinde, yetiÅŸkinlerin üç objeye kadar sorun yaÅŸamadıklarını söylüyor. Fakat obje oranı sekiz ila ona çıktığı zaman hatalar da önemli ölçüde çoÄŸalıyordu. Hatta onun üzerindeki objelerde hata payı %100’ün üzerindeydi diyor uzman.
İkinci bir testte, üzerinde birkaç balık resminin bulunduÄŸu bir kutu ve bunun içinde bir obje gösterildikten sonra kutu kaldırılmış ve onun yerine iki kutu konmuÅŸ masaya.
İkinci kutunun üzerindeki balık sayısı birinci kutudakinden bir eksik veya bir fazla olduÄŸu için bilim adamları, insanların objenin hangi kutuda bulunduÄŸunu bileceklerini düÅŸünmüÅŸler.
Fakat ne var ki kutuların üzerindeki balık sayısı üçü veya dördü geçmediÄŸi zaman bile katılımcıların sadece %50’si baÅŸarılı olmuÅŸ.
Pirahalarda parmak hesabı da iÅŸe yaramıyor. Çünkü katılımcılar saymak için parmaklarını kullandıkları zaman bile genelde hatalı yanıtlar vermiÅŸler.
Bununla birlikte Piraha dilindeki eksiklik sadece sayılar deÄŸil, insanlar sadece üç zamir kullanıyor, fiillerinde geçmiÅŸ zaman yok. Hatta renkler bile onlar için pek önem taşımıyor. Fakat dilbilimcileri en fazla hayrete düÅŸüren nokta, Piraha dilinde yan cümlelerin bulunmayışı.
Gordon, gerçekleÅŸtirmiÅŸ olduÄŸu testlerle, sayı kavramı bilmeyen bir halkın sayı saymayı öÄŸrenemeyeceÄŸi sonucuna varmıştı. Dilbilimci böylece bir zamanlar Benjamin Worf tarafından ortaya atılan tartışmalı bir hipotezi de yeniden canlandırmı? oldu.
Whorf’un ilgi alanı Amerikan ve Orta Amerikan dilleriydi. Bilim adamı Hopi dili üzerinde yaptığı ara?tırmalarla ve lingüistik görelilik ilkesiyle ünlendi. Bu ilkeyi daha sonra Edward Sapir’in çalışmalarıyla geliÅŸtirip Sapir-Whorf hipotezi olarak sunacaktı.
Sapir-Whorf hipotezi en baÅŸta dillerin, düÅŸünceleri ne ÅŸekilde etkilediÄŸiyle ilgili açıklamalar getirir.
Hipoteze göre, bir insanın konuÅŸtuÄŸu dil, içinde yaÅŸadığı kültürden bağımsız olarak, düÅŸüncesini etkilemekte. Yani diÄŸer sözlerle, dil yapısının çevreyi algılamada etkili olduÄŸu söylenebilir.
BaÅŸarısız çaba
O halde yerliler, en azından aritmetiÄŸin temel kurallarını anlayabilmeliydiler. Avustralya’da yaÅŸayan ve Pirahalar gibi sadece bir, iki ve çok sayılarını kullanan Aborjinler, kısa bir süre içinde fazla zorlanmadan İngilizce ona kadar saymayı öÄŸrenebilmiÅŸler.
Ancak Pirahalarda durum farklı. Daniel Everett yıllar önce sekiz ay boyunca Pirahalara hesap yapmayı öÄŸretmeye çalıştıysa da kesinlikle ba?arılı olamamı?. Brezilya yerlilerinin hiçbir ona kadar saymasını bile öÄŸrenememiÅŸler.
Ama insanların bu yüzden "geri kaldıkları" söylenemez. KonuÅŸma, mekansal algılama, balık ve kara avcılığı konusunda gerçekten de becerikliler. Demek ki sayılar önem taşımıyor onlar için. Yakaladıkları balıklar ya az ya da çok. Karada avladıkları hayvanların sayısı ikiyi geçmiyor. SavaÅŸtaki düÅŸmanlar bir ya da iki kiÅŸi veyahut da çoklar.
Anlık yaÅŸama kültürü
Neredeyse otuz yıldır Piraha insanlarını inceleyen Everett, sonunda Piraha dili için ilginç bir açıklama getirdi: "Dil, kültürle geliÅŸiyor". Ve Everett’e göre Piraha kültürünün temeli "anlık yaÅŸama" dayanıyor.
Burada sadece o anda yaÅŸananlar önemli. Tüm olaylar o anki konuÅŸmalarla iliÅŸkili. Bu yaÅŸam tarzı ise geçmiÅŸle ilgili karmaşık baÄŸlantılar kurmayı engellemekte, dolayısıyla da dili kısıtlamakta.
Birbirlerine anlatacak çok ÅŸeyleri olsa bile konuÅŸmaları bizimkinden farklı. KonuÅŸulanlar sadece güncel olaylardan ve güncel deneyimlerden ibaret. Sözcükler, peÅŸ peÅŸe sıralanıyor ve hiçbir zaman birbirleriyle karmaşık bir ÅŸekilde iliÅŸkilendirilmiyor.
Piraha insanlarının günü gününe yaÅŸamları bireysel veya kolektif düÅŸüncenin iki jenerasyonla sınırlı olmasına neden olmakta. Dillerinde sadece kız çocuk ve erkek çocuk için bir iki terim var. Bu düzlemden uzanan ailevi iliÅŸkiler "yaÅŸlılar" ve "genç nesiller" gibi genel tanımlar alıyor.
Chomsky’nin tezi
Everett çalışmasında, bu tuhaf kültürün Piraha dili ve düÅŸünce tarzını ne ÅŸekilde etkilediÄŸini gösteren kanıtlar sunuyor. Bu ÅŸekilde hem Sapir-Whorf Hipotezi yanlılarını hem de "evrensel grameri" savunan Noam Chomsky’yi kışkırtmış oldu.
Chomsky’nin tezine göre her dil evrensel bir gramere dayanmakta. Yani her çocuk beyninde en ilkel kural sistemiyle dünyaya gelmekte ve bu kurallarla ilk bağırışlarına bile sözdizimi (sentax) ve anlam katmaya baÅŸlıyor.
Bu evrensel gramerle tam olarak neyin açıklanmaya çalışıldığı tartışmalıysa da, Chomsky, insan dilinin en önemli noktasından birinin rekürsiyon olduÄŸunu söyler.
Bu fenomen, insan düÅŸüncesinde yer alan yapının kendiliÄŸinden tekrarlanması ÅŸeklinde açıklanmakta.
Rekürsiyon olmadan ne matematik, ne bilgisayar, ne felsefe ne de senfoniler üretilebilirdi.
Hatta insan, ayrı ayrı düÅŸünceleri, düzenlenmiÅŸ parçalar olarak görme ve bunlardan karmaşık düÅŸünceler üretme yetisine sahip olamazdı. Ve tabii ki yan cümleler de kuramazdı. Çünkü insan bunu ancak rekürsif düÅŸünebildiÄŸi zaman yapabilir.
Dil-kültür baÄŸlılığı
Dil ve kültürün birbirine baÄŸlı olduÄŸu, çok önceleri kültür bilimi araÅŸtırmalarıyla da kanıtlanmıştı. Çok çeÅŸitli dış etkenlere raÄŸmen Pirahalar özel yaÅŸam biçimlerini ve dillerini iki yüz yıldan bu yana korumuÅŸlardır.
Hatta dillerini öÄŸrenen ve onların yaÅŸam biçimini benimseyenler de topluluÄŸa kabul edilmi?tir. Everett yine de yerleÅŸimlerin geniÅŸlemesi ve küreselleÅŸmeyle ortaya çıkacak farklı sonuçların, Piraha halkının yaÅŸam biçimini olumsuz yönde etkilemesinden endiÅŸeli.
İlginç bir tez
Birkaç yüz kiÅŸilik yerli halkın dili üzerine hararetli tartışmalar sürerken Amerikalı psikolog Steven Pinker ilginç bir tez attı ortaya. Pinker diyorki eÄŸer Pirahalarda yan cümleler yok ise rekürsiyon, insan dilinin eÅŸsizliliÄŸini açıklayan bir kaynak olamaz. Ve bu durumda da evrensel gramerin bir parçası deÄŸildir.
O halde bu sorunun çözülmesi için Pirahaların da diÄŸer yerli halklar gibi rekürsif düÅŸünebildiklerinin kanıtlanması gerek. Fakat Everett’e göre Pirahalar bu yetiye sırf kültürleri izin vermediÄŸi için sahip deÄŸiller.
Ve ortada baÅŸka bir sorun daha var. Pirahaların dilini ÅŸimdilik Everett’ten baÅŸka hiç kimse bilmiyor. Dolayısıyla da dilbilimcinin tezini ne çürütmek ne de kanıtlamak mümkün.
Konu birçok dilbilimcinin, psikologun, etnografyacının ve diÄŸer birçok bilim adamının ilgisini çekti. Bu yıl içinde birçok araÅŸtırmacının bölgeye gidip Piraha dilinin gizlerin incelemeleri bekleniyor. Tabii bunların arasında en baÅŸta Chomsky’nin çevresinden iki dilbilimci de bulunuyor. rehabilitasyon.com www.ozelegitimsitesi.com www.ozelegitimforumu.com
|