|
Zekânın tanımı konusunda çeşitli görüşler vardır. Bunları kısaca özetleyecek olursak zekâ: i. Bireyin çevreye uyumudur: Buna göre zekâ yeni durumlara, yeni problemlere uyabilme yeteneğidir. ii. Öğrenebilme yeteneğidir: Zekâ bireyin öğrenim yeteneğinin genişliği ve çeşitliliği ile ilgilidir. iii. Soyut düşünebilme yeteneğidir: Zekâ bireyin sözel ve sayısal sembolleri kolayca ve uygun şekilde kullanabilme ve bu sembollerle ifade edilmiş problemleri çözebilme yeteneğidir. Modern anlamda zekâ konusundaki ilk çalışmalar Alfred Binet’in 1904 yılında yaptığı zekâ testi çalışmasından sonra ortaya çıkmıştır. Bundan önce Eflatun’a kadar uzanan çeşitli çalışmalardan söz edebiliriz. Bunun yanında Enderun Okulları örneğinde olduğu gibi Osmanlı Devleti’nde üstün zekâlılar için çeşitli tarama, seçme usulleri geliştirildiği, bunların özel bir eğitimden geçirilerek devlet kadrolarına yerleştirildiği görülmektedir. Alfred Binet’ten sonra zekâ konusunda çeşitli görüşler ve kuramlar ortaya atılmıştır. Gardner’a kadar zekâ ile ilgili genel anlamda IQ sayısal değerinin kutsandığı görüş ve kuramlar hâkim olmuştur. Zekâ klasik anlamda genel yetenek, sayısal, sözel yetenekler ve bunların etrafın diğer bazı yeteneklerden oluşmaktadır. Bu anlamda bireyler genel zekâlarına göre toplumda çan eğrisi dediğimiz bir dağılım gösterirler. IQ zekânın tek ve değişmez belirleyicisidir. Zekâ klasik görüşlere göre kalıtsal niteliktedir. Gardner, zekânın tek bir faktörle açıklanamayacak kadar çok sayıda yetenekleri içerdiğini belirtmektedir. Önceki zekâ kuramlarının ve bu doğrultuda hazırlan zekâ testlerinin daha çok akademik yetenekleri ölçtüğü eleştirisi içerisindeki Gardner en altı (bura sekiz tür incelenecektir) türde zekâ olduğunu ortaya koymuştur. Gardner’a göre zekâ kişinin: i. Bir veya birden fazla kültürde değer bulan bir ürün ortaya koyabilme kapasitesi ii. Gerçek hayatta karşılaştığı problemlere etkili ve verimli çözümler üretebilme becerisi iii. Çözüme kavuşturulması gereken yeni veya karmaşık yapılı problemleri keşfetme yeteneği olarak tanımlanmaktadır. Gardner’a göre zekâ çok yönlüdür. Bireyin doğuştan getirdiği zekâsı iyileştirilebilir, geliştirilebilir ve değiştirilebilir. Yani birey zeki olmayı öğrenebilir. Selçuk (2002), çoklu zekâyı dengeli beslenmeye benzetmektedir. Çocukların sadece matematiksel ve dilsel alanlarda beslenmesi onların tek yönlü uyarılmasına neden olduğunu ve böylelikle çocukların zihin gelişiminin olumsuz etkilendiğini belirtmektedir. Gardner’ın Çoklu Zekâ Kuramı insanın, zekânın 8 boyutuna göre uyarılması üzerine kurulu bir eğitim sistemiyle eğitilmesini öneriyor. Gardner’ın bu kuramı sonucunda insanları salt IQ’larına göre sınıflama çalışmaları özellikle okullarda uygulama dışı kalmış ve toplumda zeki olarak nitelendirilebilecek insan sayısının önceden ortaya konan oranlardan oldukça fazla olduğu görüşü yaygınlık kazanmıştır. Çoklu Zekâ Kuramının anahtar kavramı “çoğul” kelimesidir. Çünkü zekâ çok yönlüdür, kalıtsaldır, geliştirilebilir ve öğrenilebilir. Gardner’a göre zekânın özellikleri şunlardır: 1. Her insan kendi zekâsını artırma ve geliştirme yeteneğine sahiptir. 2. Zekâ sadece değişmekle kalmaz aynı zamanda başkalarına da öğretilebilir 3. Zekâ insandaki beyin ve zihin sistemlerinin birbirleriyle etkileşimi sonucu ortaya çıkan çok yönlü bir olgudur. 4. Zekâ çok yönlülük göstermesine rağmen kendi içinde bir bütündür. 5. Her insan, çeşitli zekâ alanlarının tümüne sahiptir. 6. Her insan, zekâ alanlarında her birini belli düzeyde değiştirebilir. 7. Çeşitli zekâ alanları, genellikle bir arada belli bir uyum içinde çalışırlar. 8. Bir insanın her alanda zeki olabilmesinin birçok yolu bulunmaktadır. Gardner’ın Çoklu Zekâ Kuramı büyük ölçüde beyin araştırmalarına ve nöro-psikolojiye dayanmıştır. Beyin araştırmaları her bir zekânın beyinde belirli bir yerde bulunmadığını göstermiştir. Beynin yapısı incelendiğinde Çoklu Zekâ Kuramının tartışmasız kabul edilmesinin nedenleri görülebilecektir. B. Beynin İşleyişi İnsan beyninde yaklaşık 100 milyar hücre vardır. İnsanın doğduğunda bütün hayatı boyunca sahip olduğu beyin hücrelerine sahiptir. Yani beyin hücreleri sonradan çoğalmaz, doğuştan getirilen hücrelerden ibarettir. Beyin hücreleri yani nöronlar hücre gövdesi dendrit ve akson olmak üzere üç kısımdan oluşur. Yeni doğanda dendrit ağları seyrek ve az gelişmiştir. Beyin, insanın diğer kişilerle ve nesnelerle etkileşimde bulunmasıyla gelişmektedir. Beyin hücrelerine eşlik eden sinir bağlantılarının (dendritler ve aksonlar) yapılaşması, doğrudan çocuğun yaşantıları ile ilgilidir. Çocuğun aktif yaşantısı, zihinsel çabası ve zengin çevresel uyarıcılar nöronlardaki dendritlerin dallanıp budaklanmasına yol açar. Dolayısı ile yaşantısal etkileşimlerin olmadığı durumlarda kullan ya da at prensibi çerçevesinde beyin gelişimi ya da diğer bir ifadeyle beyin hücrelerinin yaşaması devam etmez. Beynin büyümesi daha fazla nöron oluşturmasından değil, zaten yerlerinde olan bu nöronların genişlemesinden, akson sayınsın ve dendritlerin bağlantılarının artmasından dolayı büyür. İnsan vücudunda ihtiyacının iki katı nöron vardır. Tıpkı bir ormanın seyreltilmesi gibi ihtiyaç duyulmayan ve kullanılmayan nöronlar ölür. Beyin hücrelerinin hayatta kalmasını nöraptik faktör denilen proteinlerin gönderdiği uyaranlar sağlar. Çocuklar, beyinlerini kullanmaları için fırsatlarla karşı karşıya kalmadıklarında dendritler uyarılmazlar. Okul çağındaki çocukların baskın oldukları zekâ alanları aktif olarak uyarılmadığında beyin hücrelerinde nöral budanma gerçekleşir yani o alanla ilgili beyin hücreleri ölür. Nöral dallanma dediğimiz dendritlerin çoğalması, aksonlara bağlı sinapsların artması için okullarda müziksel uyaranlar, hipotetik düşünme egzersizleri örneğin “Atatürk 80 yaşına kadar yaşasaydı ülkemizde şu anda nasıl değişiklikler olurdu”, “burnumuz duysa, kulağımız koklasa ne olurdu” “niçin, niçin değil” gibi sorular ve konularla ters düşünme stratejileri işlenebilir.
C. Çoklu Zekâ Alanları Anne babalar çocuklarının zeki olmalarını isterler. Bu onlar için hem guru kaynağı, hem de bir güven unsurudur. Zeki çocuklar gelecek daha başarılı olur yargısının genel kabul gördüğü söylenebilir. Öğretmenler de sınıflarındaki çocukların zeki olmalarını isterler. Böylelikle, öğretmek istedikleri şeyleri daha çabuk öğretir, mesleki doyum ve başarı duygusu yüksek hissedilebilir. Klasik anlamda zeki çocuklar IQ testleri ile belirlenirdi. IQ testleri zekânın sınırlı alanlarını ölçtüğünden tartışılmaktadır. IQ’su yüksek çıkan bir çocukla ilgili beklentiler de yükseldiği gibi, düşük çıkan çocukla ilgili beklentiler de azalmaktadır. Birçok uzman anne babalara IQ testlerine itibar edilmemesini, çocuklarına yapacakları en iyi şeyin zengin fırsatlar oluşturmak ve içsel motivasyonlarını desteklemektir. Çoklu Zekâ Kuramına göre zekâ alanları en az sekiz tane olarak gözlenmektedir. Bu alanlar klasik IQ testleri ile tam olarak ölçülememektedir. Çoklu Zekâ alanları anne babalara ve öğretmenlere yeni şeyler yapma konusunda yol göstermektedir. Çoklu Zekâ Alanları Nasıl Belirlenir Çoklu zekâ alanları test dışı tekniklerle belirlenmektedir. Bu tekniklerden bazıları: • Gözlem • İşaretleme listeleri ve dereceleme ölçekleri (Envanterler) • Anekdot kaydı • Kimdir bu • Görüşme
1. Sözel – Dil Zekâ Örnek Kişi: Hz. Mevlana Sözel dilsel zekâsı yüksek olan kişilerde genel olarak aşağıdaki beceriler gözlenir: Dinleme becerisi yüksektir Kelime oyunlarını sever İyi bir fıkra anlatıcısıdır Kitaplarla iç içedir İyi bir kelime hazinesi vardır Sözel olarak iyi iletişim kurar Yazmaktan hoşlanır İyi bir hafızası vardır
Meslek Eylem Ders Ders Dışı Öğretmen Gazeteci Yazar Şair Çevirmen Avukat Edebiyatçı Oyun Yazarı Yayıncı Hatip Eğitim bilimci Komedyen Romancı Tanımla Listele Görüş Formüle et Yeniden İfade et Tartış Şiir yaz Makale yaz Sunu yap Slogan bul Röportaj yap Mektup yaz Talk-show sun Türkçe Yabancı dil Dilbilgisi Sosyal bilgiler Dil kulübü Okul gazetesi Yıllık Kütüphane Hikâyeler Dergiler Çizgi roman Kelime oyunları Senaryo yazma
Sözel-dil zekâsı, bir bireyin kendi diline ait kavramları bir masalcı, bir konuşmacı veya bir politikacı gibi sözlü olarak veya bir şair, bir yazar, bir editör veya bir gazeteci gibi yazılı olarak etkili biçimde kullanabilmesi kapasitesidir. Sözel dil zekâsına sahip insanlar kendi anadilleri yanında başka bir dilde de kendi düşünüce ve duygularını etkili bir şekilde ifade etme kabiliyetine sahiptirler. Sözel dil zekâsı kuvvetli olan bireyler, işiterek, konuşarak, okuyarak, tartışarak ve başkaları ile karşılıklı iletişime ve etkileşime girerek en iyi öğrenirler. Sözel-dilsel zekâ matematik, fen gibi birçok akademik konu için pasaport görevi görmektedir. Geleneksel öğretimde girdiler büyük oranda okumaya ve işitsel girdilere dayandığı için akademik konularda zayıf olan çocukların öncelikle sözel-dilsel becerileri (okuma, anlama gibi) ölçülmelidir.
2. Mantıksal-Matematiksel Zekâ: Örnek Kişi: Leonardo of Pisa: Fibonacci sayılarının keşfedicisi. Mantıksal-matematiksel zekâsı yüksek olan kişilerde genel olarak aşağıdaki beceriler gözlenir: Zihinden işlemleri kolayca yapar Güçlü bir muhakemesi vardır Kategorileri, ilişkileri fark eder, açıklar Bilgiler arasında bağlantı kurar Rakamlarla ilgili işlemleri yapmaktan hoşlanır Matematik oyunlarından zevk alır Satranç ve dama gibi oyunlardan zevk alır Soyut ve kavramsal düşünebilir Sebep-sonuç ilişkilerini kolayca anlar
Meslek Eylem Ders Ders Dışı Bilim Adamı Mühendis Bilgisayar programcısı İstatistikçi Yargıç Mucit Matematikçi Muhasebeci Polisiye roman yazarı Eleştirmen Ekonomist Satın alma görevlisi Tahmin et Uygula Karşılaştır Hipotez kur Problem yaz Şifrele Sınıfla Çözümle Hesapla Keşfet Dene Sor Akıl yürüt Matematik Hayat bilgisi Fen ve Teknoloji Dilbilgisi Bilgisayar kulübü Ölçme birimi Legolar Hesap makineleri Bilmeceler Oyun kartları Oyuncak paralar Bulmacalar Strateji oyunları Deney yapma Yap-boz
Mantıksal-matematiksel zekâ, bir bireyin sayıları etkili bir şekilde kullanabilmesi ya da sebep-sonuç ilişkisi kurarak olayların oluşumu ve işleyişi hakkında etkili bir şekilde mantık yürütebilme kapasitesidir. Mantıksal-matematiksel zekâsı güçlü olan bireyler, nesneleri belli kategorilere ayırarak, olaylar arasında mantıksal ilişkiler kurarak, nesnelerin belli özelliklerini niceliksel olarak sayısallaştırarak ve hesaplayarak ve olaylar arasındaki bir takım soyut ilişkiler üzerinde kafa yorarak en iyi öğrenirler.
3. Görsel-Uzaysal Zekâ Örnek Kişi: Atatürk Görsel-uzaysal zekâsı yüksek olan kişilerde genel olarak aşağıdaki beceriler gözlenir: Harita, tablo ve diyagramları kolay okur Arkadaşlarına oranla daha çok hayal kurar Resim, Sanat etkinliklerinden hoşlanır Yaşına oranla daha iyi şekil çizer Görsel sunuları tercih eder Bulmaca çözmekten hoşlanır Resimlerden daha fazla öğrenirler Kitap ve defterleri çizer Nesnelerin yerini bilir
Meslek Eylem Ders Ders Dışı Kâşif Mimar Mühendis Mekanik Heykeltıraş Gemici Satranç uzmanı Gezgin Fotoğrafçı Ressam Topolojist Dekoratör Geometri Uzmanı Çiz Hayal et Şekil ver İnşa et Resmini yap Poster yap Örnekle Boya Düzenle Görsel ayrıntı Hatırla Rotasyon yap Dekore et Renklendir Sanat Resim Teknoloji-tasarım Fen ve teknoloji Satranç kulübü Fotoğrafçılık Resim kursu El sanatları Koleksiyonlar Legolar Bloklar Haritalar Renkli kalemler Kuklalar Bilgisayar oyunu Karikatür Model yapma
Görsel-uzaysal zekâ, bir insanın bir avcı, bir izci ya da bir rehber gibi görsel ve uzaysal dünyayı doğru bir şekilde algılaması veya bir dekoratör, bir mimar ya da bir ressam gibi dış dünyadan edindiği izlenimler üzerine değişik şekiller uygulama kapasitesidir.Görsel-uzaysal zekâya sahip insanlar, yer, zaman, renk, çizgi, şekil, biçim ve desen gibi olgulara ve bu olgular arasındaki ilişkilere karşı aşırı hassas ve duyarlıdırlar. Dolayısıyla, görsel-uzaysal zekâsı güçlü olan kişiler, varlıkları, olayları veya olguları görselleştirerek ya da resimlerle, çizgilerle ve renklerle çalışarak en iyi öğrenirler.
4. Müziksel-Ritmik Zekâ Örnek Kişi: Sezen Aksu Müziksel-ritmik zekâsı yüksek olan kişilerde genel olarak aşağıdaki beceriler gözlenir: Şarkıların melodilerini hatırlar Güzel şarkı söyler Müzik aleti çalar Ritmik konuşur ya da hareket eder Farkında olmadan mırıldanır Çalışırken masaya vurarak ritim tutar Çevresel gürültülere duyarlıdır Müzik dinleyerek çalışmayı sever Öğrendiği şarkıları sınıfta söyler
Meslek Eylem Ders Ders Dışı Kompozitör Korist Müzik öğretmeni Besteci Bando elemanı Disk jokey Tiyatrocu Şarkıcı Söz yazarı Müzik aleti yapımcısı Udi, gitarist vs. Müzik market sahibi Bestele Kaydet Şarkı sözü yaz Ritim tut Mırıldan Şarkı söyle Nota yaz Islık çal Ayaklarını vur Melodi tanı Enstrüman tanı Müzik Drama Fen ve teknoloji Beden eğitimi Matematik Orff programı Bando Orkestra Müzik kolu Koro Gitar kulübü Müzik zamanı Aerobik Şarkılar Müzikal geziler Konser
Müziksel-ritmik zekânın üç öğesi bulunmaktadır: a.sesin perdesi b. ritim c. Sesin ayırıcı tonuna karşı duyarlı olmak Gardner, müziksel-ritmik zekânın dille ilişkili olduğunu belirtmektedir. Çünkü müziksel-ritmik zekâ, anlamı belirtmede kullandığımız işaret sistemlerine dayanmaktadır. Bundan dolayı öğrenme etkinliklerinde ses çeşitlerine ve ses tonuna karşı duyarlı olmak gerekir. Örneğin ritmik sayılar ya da elementler işlenirken el çırpma tekniği kullanmak, öğrencilerin bilişsel içeriği beyne ritmik bir yolla olmalarına imkân sağlar.
5. Bedensel-Kinestetik Zekâ Örnek Kişi: Naim Süleymanoğlu, Muhammed Ali Clay Bedensel-kinestetik zekâsı yüksek olan kişilerde genel olarak aşağıdaki beceriler gözlenir: Duygularını vücut diliyle ifade eder Boya ve hamurla oynamayı sever Nesneleri parçalayıp bütünleştirmeyi sever Küçük kas gelişimi mükemmeldir Bir veya daha fazla sporla uğraşır Otururken elleri ve ayaklarıyla oynar, yerinde duramaz
Meslek Eylem Ders Ders Dışı Atlet Dansçı Balerin Heykeltıraş Pandomimci Balet Mim sanatçısı Cerrah Koreograf Sihirbaz Göster Öğret Ayarla Parçalara ayır Dene Rol oyna Yapı oluştur Alan gezisi yap Modelini yap Jimnastik Beden eğitim Yüzme Folklor Tiyatro Drama Spor takımı Kukla oyunu aerobik Kil çalışmaları Mim sanatı Beden dili Vücut geliştirme El sanatları
Gardner kinestezinin altıncı duyumuz olduğunu söyler. Kinestezi, nazikçe hareket edebilme, diğer insanların ve nesnelerin hareketlerini doğrudan kavrayabilmek ilgilidir. Bir başka sınıflamaya göre; görsel ve işitsel öğrencilerin yanı sıra üçüncü gurubu kinestetik öğrenciler oluşturmaktadır. Bu guruptaki öğrenciler akademik yönden çok düşük başarı gösterenlerdir. Bunun başlıca nedeni bu gurup çocukların akademik konulara yatkınlığı az oluşu ve derslerin daha çok işitsel ve görsel olarak işlenip kinestetik etkinliklerin ihmal edilmesidir. Bedensel-kinestetik zekânın üç ana boyutu vardır; bunlar: a. Beden hareketlerini ustalıkla denetleyebilme b. Nesneleri yetkin bir şekilde yönlendirebilme c. Beden ve akıl arasında bir uyum ve ahenk oluşturmaktır 6. Doğa Zekâsı Örnek Kişi: Jacques Kusto, Nasuh Mahruki, Hayrettin Karacan Doğa zekâsı yüksek olan kişilerde genel olarak aşağıdaki beceriler gözlenir: Hayvanlara karşı çok meraklıdır Açık havada olmaktan hoşlanır Bahçe işlerini sever Varlıklarını sınıflandırmaya meraklıdır Çevre kirliliğine duyarlıdır Doğa dergilerini ve belgesellerini izler Doğa olaylarına meraklıdır Doğayla baş başa kalmayı sever Meslek Eylem Ders Ders Dışı Ziraat mühendisi Çiçekçi Zoolog Bahçıvan Ziraat teknisyeni Biyolog Pey shop işletmecisi Jeolog Veteriner Çevre bilimci Peyzaj mimarı Bitki bilimci Astronom Hayvan terbiyecisi Çiftçi Dağcı Gözle Tahmin et Sınıflandır Kategorize et Çözümle Fotoğraf çek Seyahat et İzle Bitki yetiştir Hayvan eğit Koleksiyon yap Araştır Keşfet Hayat bilgisi Fen ve teknoloji Matematik Sağlık Türkçe Doğa gezisi Müze gezisi Piknik yapma İzcilik Dağcılık Kamp yapma Su altı İnceleme Akvaryum bakımı Fotoğrafçılık
Doğa zekâsı her türlü doğal olgu üzerinde hissetmeyi, düşünmeyi ve eylem yapmayı içerir. Mantıksal matematiksel ve içsel zekâ ile bağlantılıdır. Doğa zekâsı gelişmiş bir kişi doğal kaynaklara ve sağlıklı bir çevreye yoğun ilgilidir. Bitki ve hayvan varlığını tanır, canlı cansız varlıkların yeteneklerini üretken olarak kullanabilir. Doğacı zekâsı gelişmiş bir çocuğu açık havada, çamurla, toprakla iç içe oyun oynarken, çeşitli hayvan ve bitkilerle meşgul olurken ya da bulduğu bir taşın ne olduğunu size sorarken görebilirsiniz.
7. Kişilerarası Zekâ Örnek Kişi: Barış Manço Kişilerarası zekâsı yüksek olan kişilerde genel olarak aşağıdaki beceriler gözlenir: Sosyal ilişki kurmaktan hoşlanır Doğal bir lider olarak görülür Problemi olan arkadaşlarına öğütler verir Organizasyonların baş elemanıdır İki ya da daha fazla arkadaşı vardır Başkalarını düşünür, diğerleri onu arkadaşlık için arar
Meslek Eylem Ders Ders Dışı İş adamı Dini lider Öğretmen Organizatör Politikacı Satıcı Danışman Antropolog Sosyolog Doktor Parti lideri Talk showcu Pazarlamacı Hemşire Sosyal çalışmacı Gözle Paylaş Değiştir Tartış Katıl Görüş İşbirliği yap Yardım et Öğret Takım kur Yönlendir Arabulucu ol Empati kur Çatışma çöz İkna et Hayat bilgisi Sosyal bilgiler Halk oyunları Beden eğitimi Öğrenci konseyi Kol çalışmaları Takım oyunları İzci kampları Grup projeleri Kukla gösterisi Tartışma grubu Mektup arkadaşı Gezi Yarışmaya katılma Tiyatro Ders çalışma Beyin fırtınası Kulüp kurma
Kişilerarası zekâ diğer insanları tanımak ve onlarla başarılı bir etkileşim kurmak için kullanılır. İnsanlarla ilgilenmek, birlikte çalışmak, onlarla öğrenmek, onlara öğretmek bu zekâsı yüksek olanların en belirgin özelliğidir. Kişilerarası zeka alanı gelişmiş olanlar, insanları kolayca okuyabilir, empati yapabilirler. Çatışmaları çözümlemede ve aile içi anlaşmazlıkları çözmede başarılıdırlar. İyi etkileşime girerler ve bulundukları ortamlarda doğal bir lider gibidirler.
8. İçsel Zekâ Örnek Kişi: Mehmet Akif Ersoy İçsel zekâsı yüksek olan kişilerde genel olarak aşağıdaki beceriler gözlenir: Bağımsızlık duygusu güçlüdür Güçlü ve zayıf yönlerini bilir Gerçekçi amaçlar oluşturur Kendini iyi motive eder Hobileri vardır Kendi başına çalışmayı tercih eder Ne hissettiğini doğru bir şekilde söyler Hatalarından ve başarılarından öğrenebilir Öz saygısı yüksektir
Meslek Eylem Ders Ders Dışı Psikolog Dini lider Araştırmacı Kuramcı Felsefeci Şair İlahiyatçı Politik lider Zanaatçı Yazar Dinle Anla Ölç Değerlendir Eleştir İfade et Günlük yaz Amaç belirle Hayal et Bireysel çalış Düşün Duyumsa Planla Sessiz kal Kompozisyon Matematik Türkçe Din bilgisi Resim
İlgi gurupları Bilgisayar Bulmacalar Filmler Okuma köşeleri Kişisel öğretim El sanatları
Gardner’ın açıklamalarına göre, içsel zekânın üç temel öğesi vardır: a. kişinin kendi iç dünyasının ve sahip olduğu kaynakların farkında olmak b. düşünce ve duyguları ayırt etmek c. bütün bunları davranışları anlam ve yönlendirme amacıyla kullanmak İçsel zekâ, kişinin hedeflerini belirleme, bağımsız çalışma, motive etme, sağlıklı seçimler yapabilme, duygusal sağlığa sahip olma, olaylar karşısında yıkılmama, geri çekilebilme ve tepki verebilme yeteneklerini etkiler. Büyük yapıtların ve buluşların temelinde yatan sezgi yeteneği içsel zekânın eseridir. İçsel zekâya sahip kişilerin, durup düşünmeye, yoğunlaşmaya ihtiyaçları vardır. İçsel zekâsı gelişmiş bir çocuk doğal olarak bağımsız ve yalnız kalma isteği duyacaktır. Bazı çocukların yalnız kalma istekleri anti sosyal kişilik bozukluğu olarak algılanabilir. Anti sosyal bozukluğu çocuklar başkaları veya akranları ile sağlık ilişki kuramazlar. Hâlbuki içsel zekâsı gelişmiş bir çocuk başkaları ile kolayca iletişim kurar ve beraber olur. Çocukların yalnız kalma istekleri konusunda duyarlı ve anlayışlı olmak gereklidir.
|