hd porno porno hd porno porno

YET─░┼×K─░NL─░K psko-7 ORTA YILLAR

1.408 okundu

YET─░┼×K─░NL─░KTE ORTA YILLAR

:::::::::::::::::

YET─░┼×K─░NL─░KTE ORTA YILLAR

Psikologlar─▒n uzun y─▒llar boyunca dikkatlerini yaln─▒zca ├žocukluk
ve ergenlik d├Ânemlerine y├Ânelttikleri bilinmektedir. Ya┼čam─▒n sonraki
y─▒llar─▒, sanki bu ilk d├Ânemlerin s├╝rekli yinelenmesinden ibaretmi┼č gibi
g├Âr├╝l├╝yordu. Oysa sa─čduyu ve ya┼čam deneyimi bunun do─čru olmad─▒─č─▒n─▒
s├Âylemektedir. Nitekim, 1970’lerden bu yana psikolojide yeti┼čkinlik
d├Âneminin ele al─▒nmas─▒na h─▒z verilmi┼čtir. Yeti┼čkinlik d├Ânemi
i├žinde en ├žok ilgi duyulan y─▒llar da orta y─▒llar olmu┼čtur.

:::::::::::::::::

─░. ORTA YILLARA GENEL BAKI┼×

Orta ya┼čl─▒ yeti┼čkinler geli┼čimin tepe noktas─▒na ula┼čm─▒┼č ki┼čilerdir.
Ancak, geli┼čimde orta y─▒llar─▒n ne zaman ba┼člad─▒─č─▒n─▒ saptamak ├žok zordur,
├ž├╝nk├╝ bunu saptamay─▒ sa─člayacak ├Âzel biyolojik de─či┼čimler yoktur;
bu nedenle genellikle toplumsal ├Âl├ž├╝tlerin kullan─▒lmas─▒ ye─členmektedir.
─░nsanlar─▒n ki┼čisel, toplumsal ve ekonomik y├Ânden en ├╝st d├╝zeye
eri┼čtikleri 35 ya┼člar─▒ndan ba┼člayarak bir├žok g├Ârevlerinden emekliye
ayr─▒ld─▒klar─▒ 65 ya┼č─▒na kadar olan d├Ânemi geli┼čimde “orta y─▒llar”
olarak kabul edebiliriz. Asl─▒nda bu da orta y─▒llar i├žin yapay bir
s─▒n─▒rlamad─▒r. Her ┼čeyden ├Ânce, kronolojik ya┼č─▒n ya┼čam d├Ânemlerini saptamakta
iyi bir ├Âl├ž├╝t olmad─▒─č─▒n─▒ biliyoruz. 45 ya┼č─▒nda duygular─▒n─▒ bir
gen├ž kadar taze tutan insanlar vard─▒r, 40 ya┼č─▒nda bir ba┼čkas─▒ ise hem
ki┼čili─či hem ekonomik durumu y├Ân├╝nden bir ergen kadar bunal─▒ml─▒
olabilir. ┼×u halde, hem toplumsal saat, hem de bireylerin ├že┼čitlili─či
ya┼č s─▒n─▒rlar─▒n─▒n belirsizli─čini artt─▒ran nedenlerdir.

Orta y─▒llara ili┼čkin g├Âr├╝┼čleri belirleyen bir ba┼čka neden de gen├žli─čin
├Ânemsendi─či ve vurguland─▒─č─▒ toplumlarda orta ya┼čl─▒l─▒─č─▒n g├Ârmezlikten
gelinmesidir. ├çocuklar ve gen├žler sevilir, ihtiyarl─▒─ča deh┼četle
bak─▒l─▒r, orta ya┼č ise bilmezlikten gelinir. ├çocuk ve ihtiyar i├žin
├Âzel bir ad varken, orta ya┼čl─▒ i├žin ├Âzel bir ad yoktur. Yeti┼čkinli─čin
getirdi─či sorunlar ├Âylesine abart─▒l─▒r ki, kimse bu ya┼člara ula┼čmak istemez.
Orta y─▒llar ya┼čl─▒l─▒─ča ve dolay─▒s─▒yla ├Âl├╝me giden yolun ba┼č─▒ gibi
g├Âr├╝ld├╝─č├╝nden, kimse 40 ya┼č─▒n─▒ a┼č─▒p gitmek istemez. 40 ya┼č dolaylar─▒
bunal─▒ml─▒, huzursuz, h├╝z├╝nl├╝ y─▒llar olarak alg─▒lan─▒r.

Yeti┼čkinlik psikolojisi konusunda kamuoyunda ve kitle ileti┼čim
ara├žlar─▒nda ortaya ├ž─▒kan ilgi normalin ne oldu─ču sorununu yeniden
g├╝ndeme getirmi┼čtir. Yeti┼čkin ya┼čam─▒ndaki de─či┼čimler, ister ─▒l─▒ml─▒
“ge├ži┼čler”, ister dramatik “de─či┼čimler”, ister korkun├ž “bunal─▒mlar” olsun,
neyin normal oldu─čunu tan─▒mlama sorunu ortadad─▒r. Ya┼čam─▒, bireylerin
ayn─▒ kurallara g├Âre izledi─či ve belirli ya┼člarda belirli olaylar─▒n
ortaya ├ž─▒kt─▒─č─▒ evreler olarak betimlemek her zaman ├žok akla yak─▒n
g├Âr├╝n├╝r. Oysa bug├╝n hem “biyolojik saat”imiz (erinli─čin her iki cins
i├žin de daha erken ba┼člamas─▒, menopozun daha ge├ž gelmesi, vb.), hem
de “toplumsal saat”imiz (i┼č, e─čitim, aile, sa─čl─▒k ko┼čullar─▒n─▒n iyile┼čmesi,
ileri ya┼člarda bile yeni i┼člere girme, yeni aileler kurma, vb.) de─či┼čmi┼čtir
ve giderek de─či┼čecektir. G├╝n├╝m├╝zde toplumlar geli┼čmi┼člik d├╝zeyleri
├Âl├ž├╝s├╝nde “ya┼ča ba─čl─▒” toplumlar olmaktan ├ž─▒kmaktad─▒rlar. Dolay─▒s─▒yla,
yeti┼čkin ki┼čili─činin de─či┼čmezli─či, yeti┼čkin ya┼čam─▒ndaki bunal─▒m
noktalar─▒ t├╝r├╝nden g├Âr├╝┼člerin de yeniden g├Âzden ge├žirilmesi gerekmektedir.

:::::::::::::::::

1. K─░┼×─░L─░K PS─░KOLOJ─░S─░ A├çISINDAN YET─░┼×K─░NL─░K

Bu b├Âl├╝mde ├Âzellikle, ki┼čili─čin s├╝reklili─či, yeti┼čkin ki┼čili─či ve kad─▒n
ki┼čili─či sorunlar─▒ ele al─▒nacakt─▒r. ├çocukluktan yeti┼čkinli─če kadar
giden de─či┼čmez bir ki┼čilik yap─▒s─▒ var m─▒d─▒r? Yeti┼čkin ki┼čili─činin kendine
├Âzg├╝ nitelikleri nelerdir? Cinslere ba─čl─▒ ki┼čilik ├Âzellikleri yayg─▒n
kal─▒pyarg─▒lar─▒n d─▒┼č─▒nda nas─▒l tan─▒mlanabilir?

1) Ki┼čili─čin S├╝reklili─či Sorunu.

Genellikle yeti┼čkin insan─▒n, ├Âzel ve olduk├ža tutarl─▒ bir ki┼čili─či
olan karma┼č─▒k bir varl─▒k oldu─čunu kabul ederiz. Tutarl─▒ ki┼čilik yap─▒lar─▒
insanlar─▒n d├╝zenli ili┼čkilere girebilmeleri i├žin de gereklidir. Ki┼čilik
kavram─▒, benzer durumlara verilen tepkilerdeki bireysel farkl─▒l─▒klar─▒ ve
farkl─▒ durumlarda olduk├ža tutarl─▒ olan davran─▒┼člar─▒ anlamam─▒za da yard─▒mc─▒
olur. Bir bak─▒ma ki┼čilik, birey ile ├ževresi aras─▒nda bir uyum
olu┼čturur; bireyin ge├žmi┼č deneyimlerine ├Âzel uyumunu ve ┼čimdiki
toplumsal ve fiziksel ├ževresini de─čerlendirmesini sa─člar. Sonu├ž olarak,
ki┼čili─čin ge├žmi┼čteki ve ├Âzellikle ├žocukluktaki deneyimleri yans─▒tt─▒─č─▒
ve de─či┼čik durumlar kar┼č─▒s─▒ndaki tepkide tutarl─▒ bir bi├žimde ortaya
├ž─▒kt─▒─č─▒ kabul edilir. ├ľte yandan, insanlar─▒n de─či┼čti─či de sezgisel olarak
bilinir. ─░nsanlar her ayn─▒ duruma her zaman ayn─▒ tepkiyi vermezler;
psikoterapide de─či┼čebilecekleri umulur; yeti┼čkinlik y─▒llar─▒nda yeni
deneyimler ve roller edinerek de─či┼čebilirler, vb. Dolay─▒s─▒yla, insanlar─▒n
farkl─▒ durumlarda ve ya┼čamlar─▒n─▒n de─či┼čik d├Ânemlerinde ne ├Âl├ž├╝de tutarl─▒
kald─▒klar─▒ sorulabilir. Benlik a├ž─▒s─▒ndan bak─▒ld─▒─č─▒nda, benzer durumlara
al─▒┼č─▒lm─▒┼č tepkilerin verildi─či, durumlar─▒n se├žici alg─▒lamayla
benzer k─▒l─▒nd─▒─č─▒ s├Âylenebilir. Ancak, psikologlara g├Âre benlik ile ki┼čilik
ayn─▒ ┼čeyler de─čildir. Ki┼čilik, farkl─▒ durumlara olduk├ža kestirilebilir
tepkileri veren i├žsel bir yap─▒d─▒r; benlik ise ki┼čili─čin oda─č─▒nda yer
alan bir yap─▒d─▒r. Benlikle ki┼čilik aras─▒ndaki ili┼čki ve ki┼čilikle d─▒┼č
d├╝nyan─▒n ili┼čkisi olduk├ža karma┼č─▒kt─▒r. ├ľrne─čin, bir insamn ki┼čili─činin
├žocukluk deneyimlerini yans─▒tt─▒─č─▒ d├╝┼č├╝n├╝l├╝r; ancak, ki┼čilik olu┼čtuktan
sonra d─▒┼č durumlardan ├žok i├žsel dinami─či yans─▒tt─▒─č─▒ kabul edilir. Yine
de ki┼čilik d─▒┼č durumlarla yo─črulmu┼čtur. Murphy’nin dedi─či gibi, “Seninle
ve ├ževrenle arada hi├žbir zaman kesin bir ay─▒r─▒m yoktur. ├çevren
senin ├╝zerinde, seni de─či┼čtiren, kal─▒pla┼čt─▒ran ve yeniden olu┼čturan bir
etkide bulunur.”

Gen├ž yeti┼čkinlik d├Ânemi a├ž─▒klan─▒rken ki┼čili─čin -kimlik karma┼čas─▒n─▒
├ž├Âzmede, anababa olmada, mesleki toplumsalla┼čmada- s├╝rekli
de─či┼čen y├Ânlerine de─činilmi┼čti. Klasik ki┼čilik g├Âr├╝┼č├╝ insanlar─▒n bu t├╝r
olaylarda ├Ânemli ├Âl├ž├╝de de─či┼čmedi─čini ileri s├╝rmektedir. ┼×u halde,
ki┼čilik uzun y─▒llar de─či┼čmez olarak m─▒ kalmaktad─▒r’? De─či┼čme s├Âz konusu
ise ki┼čili─čin hangi y├Ânleri de─či┼čmektedir? De─či┼čme yoksa ki┼čilik
belirli bir ya┼čta donup kalmakta m─▒d─▒r? Yirmi ya da otuz ya┼č─▒ndan
sonra ki┼čilikte hi├žbir de─či┼čiklikten s├Âz edilemez mi?

William James 1887’de ┼č├Âyle yaz─▒yordu: “├ço─čumuzda karakter
otuz ya┼č─▒n gelmesiyle birlikte al├ž─▒ gibi kat─▒la┼č─▒r ve bir daha asla
yumu┼čamaz.” Bedenimiz y─▒llarla b├╝k├╝lse ve d├╝┼č├╝ncelerimiz zamanla de─či┼čse
de, temelde de─či┼čmez kalan bir ki┼čilik, bir i├ž benlik vard─▒r.

Zick Rubin’e (1981) g├Âre, ki┼čili─čin kararl─▒l─▒─č─▒na ili┼čkin bu g├Âr├╝┼č
ge├žmi┼č y├╝zy─▒llarda psikolojik bir “dogma” olarak kabul edilmi┼čti.
1970’lerden sonra ise bu geleneksel g├Âr├╝┼č eskimeye ba┼člad─▒. Sadece
├žocuklukta de─čil ya┼čam boyunca de─či┼čme kapasitesi vard─▒r ve bug├╝n
de─či┼čim ve b├╝y├╝me s├Âzc├╝kleri atas├Âz├╝ olmu┼č gibidir. Ki┼čili─čin ya┼čam
boyunca de─či┼čimi s├╝rd├╝rd├╝─č├╝ g├Âr├╝┼č├╝ Jung ve Erikson’un kuramlar─▒ndan
destek alarak pek ├žok yanda┼č bulmakta ve b├Âylece yeni bir
“dogma” olu┼čmaktad─▒r.

Rubin’in dedi─či gibi, ki┼čilik psikolojisinde ┼čimdi yeni bir “dogmalar
sava┼č─▒”yla kar┼č─▒ kar┼č─▒yay─▒z. Bu sava┼čta yan tutman─▒n, biri metodolojik
(y├Ântemlere ba─čl─▒), di─čeri ideolojik (d├╝nya g├Âr├╝┼člerine ba─čl─▒) iki
kayna─č─▒ oldu─ču s├Âylenebilir.

a) Y├Ântembilimsel yakla┼č─▒m. Geli┼čim ara┼čt─▒rmalar─▒n─▒n ├žo─čunda
kesitsel y├Ântem kullan─▒l─▒r. Geli┼čim psikolojisinde kesitsel ara┼čt─▒rman─▒n
egemenli─či, ├žocuklar─▒n yeti┼čkinlerden, ya┼čl─▒lar─▒n gen├žlerden
farkl─▒ oldu─ču g├Âr├╝┼č├╝n├╝n yerle┼čmesine yol a├žm─▒┼čt─▒r. Berkeley’den psikolog
Jack Block, “Ki┼čilik ara┼čt─▒rmalar─▒n─▒n belki y├╝zde doksan─▒n─▒n
y├Ântembilimsel bak─▒mdan yetersiz, kavramsal i├žerikten yoksun ve hatta
aptalca oldu─ču” sav─▒n─▒ ortaya atmaktad─▒r. Ki┼čilik ara┼čt─▒rmalar─▒, yeterince
s─▒nanmam─▒┼č ├Âl├žmelerle (isteyen herkes yar─▒m g├╝nde yeni bir “ki┼čilik
├Âl├že─či” geli┼čtirebilir), k├╝├ž├╝k ├Ârneklemlerle ve rastgele hedeflenmi┼č
stratejilerle (“bilgisayara ver, korelasyonlar al!”) doludur. Dikkatli
ve ├Âzenli boylamsal ara┼čt─▒rmalar yok denecek kadar azalm─▒┼čt─▒r. ┼×u
halde, insanlar─▒n ├Ânceden kestirilemez oldu─ču g├Âr├╝┼č├╝, insan do─čas─▒n─▒n
de─čil, insan do─čas─▒n─▒ incelemekte kullan─▒lan rastgele y├Ântemlerin ├╝r├╝n├╝d├╝r.

B├Âylece, de─či┼čim ve kararl─▒l─▒k yanl─▒lar─▒ ar─▒s─▒ndaki anla┼čmazl─▒─č─▒n
├žo─čunun y├Ântembilimden kaynakland─▒─č─▒ g├Âr├╝lmektedir. ├ľzelliklerin
s├╝reklili─čini savunanlar genellikle kat─▒ ki┼čilik testlerine, de─či┼čimi
vurgulayanlar ise daha niteliksel, klinik betimlemelere dayanmaktad─▒rlar.
Psikometrisyenler klinik verileri g├╝venilmez saymakta, buna kar┼č─▒l─▒k
klinisyenler de psikometrik verileri sa├žma bulmaktad─▒rlar.

┼×imdi, her iki t├╝rden ara┼čt─▒rmalar─▒ g├Âzden ge├žirerek bir sonuca
varmaya ├žal─▒┼čal─▒m.

Jack Block, denekleri ortaokul y─▒llar─▒ndan ba┼člayarak k─▒rk ya┼č─▒na
kadar izleyen ara┼čt─▒rmas─▒nda 20 y─▒l─▒ a┼čk─▒n bir s├╝rede tutum listelerinden
g├Âr├╝┼čme kay─▒tlar─▒na kadar ├žok zengin bir veri ar┼čivi olu┼čturmu┼č,
ki┼čilik raporlar─▒n─▒ derinli─čine ├ž├Âz├╝mlemi┼čtir. B├Âylece Block
ki┼čilikte dikkate de─čer bir kararl─▒l─▒k (stability) bulmu┼čtur. Deneklerin
ortaokul y─▒llar─▒ndaki ve daha sonra k─▒rk ya┼člar─▒ndaki puanlar─▒ aras─▒nda
istatistiksel bak─▒mdan anlaml─▒ bir korelasyon vard─▒r. En ├Âzele┼čtirici
ergenler yine en ├Âzele┼čtirici yeti┼čkinler idiler, ne┼čeli gen├žler k─▒rk
ya┼č─▒nda da ne┼čeli yeti┼čkinlerdi, okuldayken huylar─▒ dalgalanma g├Âsterenler
orta ya┼člarda da hala dalgalanma g├Âsteriyorlard─▒.

Ki┼čili─čin kararl─▒l─▒─č─▒ konusunda Baltimor’lu psikologlar Paul T.
Costa ve Robert R. MeCrae’nin orta y─▒llarla ileri yeti┼čkinlik y─▒llar─▒na
ili┼čkin bulgular─▒ da ilgi ├žekicidir. Boston’da 25-82 ya┼člar─▒ aras─▒nda 400
erkek on y─▒l arayla iki kez ve Baltimor’da 20-76 ya┼člar─▒ aras─▒nda 200
erkek alt─▒ y─▒ll─▒k aralarla ├╝├ž kez testten ge├žirildi. Sonu├žlar bir ┼čark─▒
s├Âz├╝nden al─▒nan ba┼čl─▒kla yay─▒nland─▒: “Bunca Y─▒ldan Sonra Ayn─▒” (1980).
Bulgulara bir ├Ârnek olarak ┼ču verilebilir: “19 ya┼č─▒nda kendini kabul ettiren
40 ya┼č─▒nda da kendini kabul ettirmektedir, 80 ya┼č─▒nda da.”

Minnesota ├ťniversitesi’den Gloria Leon ve arkada┼člar─▒, 71 erke─čin
1947’de a┼ča─č─▒ yukar─▒ elli ya┼člar─▒ndayken ve 1977’de seksen ya┼č─▒ndayken
MMPI testi sonu├žlar─▒n─▒ ├ž├Âz├╝mlediler ve on ├╝├ž ├Âl├žekte y├╝ksek
korelasyon saptad─▒lar. Berkeley’de Paul Mussen ve arkada┼člar─▒ 53 kad─▒nla
30 ve 70 ya┼člar─▒nda yap─▒lan g├Âr├╝┼čme sonu├žlar─▒n─▒ ├ž├Âr├╝mleyerek
i├žed├Ân├╝kl├╝k-d─▒┼čad├Ân├╝kl├╝k boyutlar─▒nda y├╝ksek korelasyon buldular.
Costa ve McCrae i├žed├Ân├╝kl├╝k-d─▒┼čad├Ân├╝kl├╝k ├Âl├ž├╝mlerinde y├╝ksek derecede
kararl─▒l─▒k oldu─čunu g├Ârd├╝ler; “n├Ârotiklik” alan─▒nda da ├žok sabitlik
buldular. N├Ârotikler ya┼čam boyunca olas─▒ yak─▒nmac─▒lard─▒r. Ya┼čland─▒k├ža
farkl─▒ ┼čeylerden yak─▒n─▒yorlar (├Ârne─čin, gen├ž yeti┼čkinlikte a┼čk
konusunda, k─▒rk ya┼člar─▒nda orta ya┼č bunal─▒m─▒ndan, ileri yeti┼čkinlikte
sa─čl─▒k sorunlar─▒ndan), fakat hala yak─▒n─▒yorlar. En az n├Ârotik ki┼či ayn─▒
olaylara daha y├╝ksek bir ─▒l─▒ml─▒l─▒kla tepki g├Âsteriyor. Boylamsal ara┼čt─▒rmalar
yeti┼čkinlik boyunca insanlar─▒n co┼čkunluk, etkinlik, d├╝┼čmanl─▒k
ve i├žtepisellik d├╝zeylerinde ├žok hafif bir d├╝┼č├╝┼č oldu─čunu g├Âstermektedir.
25 ya┼č─▒nda i├žtepisel olan biri 70 ya┼č─▒nda birazc─▒k daha az
i├žtepisel olabilir, fakat hala ya┼č─▒tlar─▒ndan daha fazla i├žtepisel olmas─▒
├žok olas─▒d─▒r.

─░nsanlar belirli bir grup i├žinde ├Âl├ž├╝len ├Âzelliklerini koruyorlar.
Fakat her biri ya┼čland─▒k├ža de─či┼čiyor olabilir. E─čer herhangi biri ya┼čam─▒n─▒n
sonraki b├Âl├╝m├╝nde de a┼ča─č─▒ yukar─▒ ayn─▒ derecede i├že d├Ân├╝yorsa
i├že d├Ân├╝kl├╝k ├Âl├ž├╝mlerindeki korelasyon hala y├╝ksek olabilir,
dolay─▒s─▒yla aldat─▒c─▒ bir kararl─▒l─▒k g├Âr├╝n├╝m├╝ verebilir. Ger├žekten de,
psikolog Neugarten insanlar─▒n ya┼čam─▒n ikinci yar─▒s─▒nda daha i├že d├Ân├╝k
olmaya genel bir e─čilim g├Âsterdiklerini ileri s├╝rmektedir. Oysa
yeni boylamsal ara┼čt─▒rmalar insanlar─▒n ya┼čland─▒k├ža i├žed├Ân├╝kl├╝kte pek
az art─▒┼č g├Âsterdiklerini ortaya koymaktad─▒r. De─či┼čim o kadar azd─▒r ki,
Costa ve McCrae bunun pratik anlam─▒n─▒n ├žok az oldu─čunu d├╝┼č├╝nmektedir.

Mischel ki┼čili─čin s├╝reklili─či konusundaki ara┼čt─▒rmalar─▒ g├Âzden
ge├žirmi┼č ve belli ba┼čl─▒ bulgular─▒ ├Âzetlemi┼čtir. Ki┼čili─čin s├╝reklilik g├Âr├╝len
y├Ânlerinden biri, insan─▒n kendini tan─▒mlamas─▒nda ortaya ├ž─▒kmaktad─▒r.
Boylamsal bir ara┼čt─▒rmada, bireylerin 19,5 ya┼č─▒nda ve 44,5
ya┼č─▒nda kendilerini tan─▒mlamalar─▒nda de─či┼čiklik g├Âr├╝lm├╝yor. Mischel’in
olduk├ža tutarl─▒ buldu─ču bir alan da “bili┼čsel ├╝slup” olmu┼čtur.
├ľrne─čin, bili┼čsel ├╝slup ile ba─č─▒ml─▒l─▒k-ba─č─▒ms─▒zl─▒k ili┼čkisi y├╝ksek bir
korelasyon g├Âstermektedir. Bili┼čsel ├╝slup alan─▒n─▒n tutarl─▒l─▒─č─▒ zihinsel
s├╝re├žlerin tutarl─▒l─▒─č─▒ndan kaynaklan─▒yor olabilir. Bili┼čsel ├╝slup (cognitive
style), bireylerin alg─▒lar─▒n─▒ ├Ârg├╝tlemede ve s─▒n─▒flamada ortaya
koyduklar─▒ kararl─▒ tercihlerdir. ├çevremizin ├že┼čitli y├Ânleriyle u─čra┼č─▒rken
her birimiz ├Âzel bir bili┼čsel ├╝slup kullan─▒r─▒z. Bili┼čsel ├╝slupta insanlar─▒n
birbirinden farkl─▒la┼čt─▒─č─▒ boyutlardan biri sorun ├ž├Âzme yakla┼č─▒mlar─▒d─▒r.
Kimileri bir soruna -do─črulu─ču konusunda hi├žbir kayg─▒
duymaks─▒z─▒n- ├žok ├žabuk yan─▒t verirler, ayn─▒ zekaya sahip kimileri de
├žok zaman harcarlar; birincilere “i├žtepisel” (impulsive), ikincilere de
“d├╝┼č├╝nceli” (reflective) ki┼čiler denir. Ara┼čt─▒rmalar, sorun ├ž├Âzmede
i├žtepisel ├žocuklar─▒n d├╝┼č├╝nceli ├žocuklardan daha geri olduklar─▒n─▒ ortaya
koymaktad─▒r; ├Âte yandan, i├žtepisel ├žocuklar karma┼č─▒k g├Ârevleri
d├╝┼č├╝nceli ├žocuklardan daha ├žabuk yerine getirmektedirler. Bili┼čsel
├╝slubun bir ba┼čka boyutu da ba─č─▒ml─▒l─▒k-ba─č─▒ms─▒zl─▒k alan─▒d─▒r. “Alan-ba─č─▒ms─▒z”
ki┼čiler bir sahnenin ├Âgelerini ├ž├Âz├╝mlemeye y├Âneliyorlar,
├Âgeleri geri plan─▒ndan ay─▒rarak ele al─▒yorlar; buna kar┼č─▒l─▒k, “alan-ba─č─▒ml─▒”
ki┼čiler bir sahneyi bir b├╝t├╝n olarak ele al─▒yor ve onu olu┼čturan
bireysel ├Âgeleri g├Ârmezlikten geliyorlar. Ara┼čt─▒rmalar, alan-ba─č─▒ms─▒z
├╝niversite ├Â─črencilerinin matemati─če, do─ča bilimlerine, m├╝hendisli─če
ve y├╝ksek d├╝zeyde ├ž├Âz├╝mleyici d├╝┼č├╝nce gerektiren konulara y├Âneldiklerini;
buna kar┼č─▒l─▒k, alan-ba─č─▒ml─▒ ├Â─črencilerin insan ve toplum bilimlerine,
e─čitime ve b├╝t├╝nc├╝ bir bak─▒┼č gerektiren alanlara y├Âneldiklerini
g├Âstemmektedir.

Mischel, kendimize ili┼čkin tipolojimizin ve d├╝nyay─▒ alg─▒lay─▒┼č─▒m─▒z─▒n
da zaman i├žinde de─či┼čmedi─čini belirtmektedir. Ba┼čka bir deyi┼čle,
bireyin kendisini ve ba┼čkalar─▒n─▒ tan─▒mlamak i├žin kulland─▒─č─▒ “├Âzel
yap─▒lar” zamana dayan─▒kl─▒d─▒r. Belki de bunun nedeni, bu yap─▒lar─▒ olu┼čturan
bili┼čsel ve zihinsel s├╝re├žlerin tutarl─▒l─▒─č─▒d─▒r. Mischel, se├žici alg─▒n─▒n
s├╝reklili─činden s├Âz etmekte, zihin, ger├žek d├╝nyan─▒n karma┼č─▒kl─▒─č─▒n─▒
basite indirgeyen bir bi├žimde i┼čledi─čini s├Âylemektedir.

├ľzetle, zaman i├žinde en ├žok kararl─▒l─▒k g├Âsteren ki┼čilik ├Âzellikleri,
bireylerin bili┼čsel ├╝sluplar─▒ ve benlik tan─▒mlar─▒d─▒r. D├╝r├╝stl├╝k,
sald─▒rganl─▒k, otoriteye kar┼č─▒ tutum gibi daha psikodinamik ki┼čilik
├Âzellikleri, daha d├╝┼č├╝k d├╝zeyde olmakla birlikte istatistiksel bak─▒mdan
anlam─▒l─▒ korelasyonlar g├Âstermektedir.

Ki┼čili─či bir etkile┼čim sistemi olarak ya da bireyle durumun ortak
├╝r├╝n├╝ olarak kabul edersek bu bulgular daha da anlam kazanmaktad─▒r.
O zaman bu etkile┼čimsel sistemde bir s├╝reklilik var demektir. Kurt Lewin,
“bireyin herhangi bir durumdaki davran─▒┼č─▒, o durumun ├Âzelli─činin,
onu bireyin alg─▒lay─▒┼č bi├žiminin ve o zamanki ├Âzel davran─▒┼č e─čiliminin
ortak ├╝r├╝n├╝d├╝r” der. B├Âylece, de─či┼čim ve kararl─▒l─▒k ki┼čilikte
ayn─▒ anda yer alabilmektedir. Ayn─▒ b├╝t├╝ne Freud’├žu yakla┼č─▒mla bak─▒ld─▒─č─▒nda
s├╝reklilik, davran─▒┼č├ž─▒ yakla┼č─▒mla bak─▒ld─▒─č─▒nda de─či┼čim g├Ârmek
olanakl─▒d─▒r. Ancak sorun yaln─▒zca y├Ântem sorunu da de─čildir.

b) D├╝nya g├Âr├╝┼č├╝n├╝n etkisi. ─░nsan ya┼čam─▒ i├žin neyin daha
├Ânemli oldu─ču konusundaki temel g├Âr├╝┼č farkl─▒l─▒─č─▒ ki┼čilik tart─▒┼čmalar─▒na
da yans─▒maktad─▒r. Costa ve McCrae zaman i├žinde tutarl─▒ kalan
ki┼čili─čin de─čerini, kararl─▒ bir kimlik duygusunun temel ├Âgesi olarak
vurgulamaktad─▒r: “E─čer ki┼čilik kararl─▒ olmasayd─▒ gelecekteki ya┼čam─▒m─▒z
konusunda se├žim yapma yetene─čimiz ├žok s─▒n─▒rl─▒ olurdu.” E┼č, meslek
ya da arkada┼č konusunda ak─▒ll─▒ se├žimler yapacaksak nelerden ho┼čland─▒─č─▒m─▒z─▒
bilmek zorunday─▒z. Costa ve McCrac, kararl─▒ bir ki┼čili─čin
korunmas─▒n─▒ ya┼čam─▒n de─či┼čiklikleri kar┼č─▒s─▒nda insan─▒n ya┼čamsal bir
ba┼čar─▒s─▒ olarak g├Ârmektedir.

Sosyolog O. G. Brim ise b├╝y├╝me gizilg├╝c├╝n├╝ insanl─▒─č─▒n temelta┼č─▒
olarak g├Ârmektedir: “─░nsan, s├╝rekli olarak ├ževresine egemen olmaya
├žabalayan ve gitgide oldu─čundan daha fazlas─▒ olan dinamik bir
organizmad─▒r.” Brim, “Ben, psikolojiyi ├Âzg├╝rle┼čmenin hizmetinde g├Âr├╝yorum,
bask─▒n─▒n de─čil!” demektedir. Ge├žmi┼čte Sullivan da, insan─▒n
de─či┼čmesi gerekti─čini, aksi halde ├Âlece─čini s├Âylemekteydi. Sullivan,
insan ki┼čili─činin temellerinin Freud’un ileri s├╝rd├╝─č├╝ gibi ilk ├žocukluk
d├Âneminde at─▒ld─▒─č─▒n─▒ kabul etmez, ki┼čili─čin olu┼čumunu belirleyen ya┼čant─▒lar─▒n
bu ya┼člardan sonra ortaya ├ž─▒kt─▒─č─▒n─▒ savunur. Nitekim, geli┼čim
psikolojisinde de bug├╝n art─▒k Freud’├žu anlamda kat─▒ ve s─▒n─▒rl─▒ bir
ki┼čilik olu┼čumu g├Âr├╝┼č├╝n├╝ savunmaya olanak kalmam─▒┼čt─▒r. Yine de,
ki┼čili─čin s├╝reklili─či sorunu psikolojinin en zor sorunlar─▒ndan biri
olarak kalmaktad─▒r.

Sorunun ├ž├Âz├╝ms├╝z kalmas─▒n─▒n nedeni, Zick Rubin’in (1981)
dedi─či gibi, de─či┼čim ve kararl─▒l─▒k aras─▒ndaki gerilimin, sadece akademik
tart─▒┼čmalarda de─čil, insan olarak her birimizin i├žinde de bulunmas─▒d─▒r.
Yeti┼čkin ki┼čili─činin geli┼čimi konusunda eksiksiz bir tablo,
ayn─▒ kalma ve de─či┼čme aras─▒ndaki bu gerilimi ka├ž─▒n─▒lmaz olarak yans─▒tacakt─▒r,
Brim ve Kagan ┼č├Âyle yazmaktad─▒r: “Bir yanda kimlik duygusunu,
s├╝reklilik duygusunu koruma konusunda g├╝├žl├╝ bir d├╝rt├╝ vard─▒r,
├žok ├žabuk de─či┼čme ya da d─▒┼č g├╝├žlerce de─či┼čtirilme korkusunu yat─▒┼čt─▒ran…
├ľb├╝r yanda, her insan do─čal olarak, ┼čimdi oldu─čundan fazlas─▒n─▒
olma iste─čiyle ├žabalayan ama├žl─▒ bir organizmad─▒r.” Ku┼čkusuz,
ki┼čili─čin baz─▒ y├Ânleri (huzurlu ya da s─▒k─▒nt─▒l─▒ olmaya e─čilim gibi) di─čer
y├Ânlerinden (├ževreye egemen olma duygusu gibi) tipik olarak daha
kal─▒c─▒ ve kararl─▒ olabilir. Yine de, her birimizin zaman i├žinde hem
kararl─▒l─▒─č─▒ hem de─či┼čimi yans─▒taca─č─▒m─▒z─▒ kabul etmek gerekir. Nitekim,
akademik tart─▒┼čman─▒n her iki ucundaki ki┼čiler de ki┼čili─čin her iki
├Âzelli─či birlikte ta┼č─▒d─▒─č─▒ g├Âr├╝┼č├╝nde birle┼čmektedirler. Kendi savlar─▒n─▒
┼čiddetle savunurken bile olas─▒l─▒klar─▒ da bildirmektedirler. ├ľrne─čin
Costa, “19 ya┼č─▒nda kendini kabul ettiren 80’inde de ettirir” derken,
“bunu de─či┼čtirecek herhangi bir ┼čey olmad─▒k├ža…” diye eklemektedir.
Brim de, insanlar─▒n ki┼čiliklerinin ve ├Âzellikle ├Âzdenetim ve ├Âzsayg─▒
duygular─▒n─▒n ya┼čam boyunca de─či┼čimi s├╝rd├╝rece─čini vurgularken, “tak─▒l─▒p
kalmad─▒k├ža…” demektedir.

c) Ki┼čili─čin etkile┼čen y├Ânleri. Ki┼čilikte kal─▒c─▒ ve de─či┼čken y├Ânlerin
birlikte bulundu─čunu kabul etmek, bunlar─▒n birbirleriyle etkile┼čti─čini
de kabul etmeyi gerektirir. Allport (1961) ki┼čilik kuramlar─▒
aras─▒ndaki temel farkl─▒l─▒klar─▒ saptarken davran─▒┼č├ž─▒, derinlik├ži ve
etkile┼čimci g├Âr├╝┼čleri ay─▒rt eder. Etkile┼čimci g├Âr├╝┼č ki┼čili─či bir olu┼čum
s├╝reci olarak g├Âr├╝r. Bu g├Âr├╝┼č, di─čer iki yakla┼č─▒m─▒n katk─▒lar─▒n─▒ yads─▒mamakta
ve ki┼čili─či s├╝re├ž (de─či┼čim) ve yap─▒ (kararl─▒l─▒k) olarak ele almaktad─▒r.
Ki┼čilik ancak bu farkl─▒ y├╝nlerin etkile┼čimiyle var olabilir ve ki┼čili─čin
anla┼č─▒lmas─▒ ancak bu b├╝t├╝nl├╝─č├╝n ─▒┼č─▒─č─▒nda olanakl─▒d─▒r. G.W. Allport’un,
G.H. Mead’in, D.C. Kimmel’in payla┼čt─▒─č─▒ bu g├Âr├╝┼č, bireysel ki┼čilikleri,
say─▒s─▒z toplumsal etkile┼čimlerle yo─črulmu┼č, ├Âzel fizyolojik,
alg─▒sal ve kavramsal sistemler i├žeren bir b├╝t├╝n olarak g├Âr├╝r. Sullivan’─▒n
ki┼čilik tan─▒m─▒ da b├Âyledir: “Ki┼čilik, insan ya┼čam─▒n─▒ niteleyen
s├╝rekli ki┼čileraras─▒ durumlar─▒n olduk├ža kal─▒c─▒ bir ├Âr├╝nt├╝s├╝d├╝r.” Kar┼č─▒l─▒kl─▒
etkile┼čen bu s├╝re├žlerin ortas─▒nda insan organizmas─▒ ayn─▒ oranda
karma┼č─▒k bili┼čsel ve duygusal s├╝re├žlerle i┼člev g├Âr├╝r. ├ľrne─čin Carson,
bireyin plan yapmas─▒n─▒n, bilgiyi i┼člemesinin, geribildirimden yararlanmas─▒n─▒n
ve gelecek i┼člemler i├žin kararlar almas─▒n─▒n karma┼č─▒k yap─▒s─▒n─▒
a├ž─▒klamaya ├žal─▒┼čm─▒┼čt─▒r. Bu s├╝re├žte birey ki┼čisel bir ├╝slup geli┼čtirir ve
bu ├╝slup hep korunur. Bir ba┼čka ├Ârnek Mead’in simgesel etkile┼čim kuram─▒d─▒r.
Mead’e g├Âre benlik toplumsalla┼čma s├╝reci i├žinde ortaya ├ž─▒kmaktad─▒r.
─░nsanda do─čal olarak varolan etkile┼čim dilin ortaya ├ž─▒kmas─▒na
neden olmu┼čtur. Dil, benli─čin geli┼čmesinde ve i┼čleyi┼činde temel
bir etkendir. Dil ├Â─črenilirken, s├Âzc├╝klerin simgeledi─či d├╝┼č├╝nceler, tutumlar
ve duygular da ├Â─črenilir. ├çocuk, ancak dili ├Â─črendik├že payla┼čabildi─či
ve toplumsal anlamlar ta┼č─▒yan bir d├╝nyaya girebilir. Birey, ba┼čkalar─▒n─▒n
kendisi kar┼č─▒s─▒nda tak─▒nd─▒klar─▒ tutumlar─▒n ─▒┼č─▒─č─▒nda kendisi
├╝zerinde d├╝┼č├╝nmeye ba┼člar, b├Âylece kendi ├Âzbilincine var─▒r, toplumsal
bir benlik edinir, sonu├žta kendini ba┼čkalar─▒n─▒n yerine koyabilme ve
ba┼čkalar─▒n─▒n rollerini ├╝stlenebilme yetene─čini kazan─▒r.

Ki┼čilik konusunda ├žok ┼čey s├Âylemek olanakl─▒ olmakla birlikte,
say─▒s─▒z a├ž─▒klamalar i├žinde kaybolmamak i├žin son olarak temel bir kavramla
ilgili a├ž─▒klamalara yer vermekte yarar var. G├╝d├╝ (motivation)
kavram─▒ ni├žin sorusuna yan─▒t vermeye yarayan bir kavramd─▒r. Ni├žin
insanlar ├že┼čitli roller al─▒rlar, planlar yaparlar, bedelinden daha y├╝ksek
├Âd├╝ller umarlar? vb. Bu sorular─▒n yan─▒t─▒ i├žin ba┼čar─▒, merak, ac─▒dan
ka├ž─▒nma gibi ├že┼čitli g├╝d├╝lerden s├Âz edilmi┼čtir. Ancak, “geli┼čme s├╝recinde
olan bir varl─▒k” olarak insan i├žin en uygun g├╝d├╝ “kendini ger├žekle┼čtirme”
ve “yeterlilik” g├╝d├╝s├╝d├╝r. Rogers’a g├Âre, “Kendini ger├žekle┼čtirme
g├╝d├╝s├╝, insan organizmas─▒n─▒n kendi gizilg├╝c├╝n├╝ en ├╝st
d├╝zeyde ger├žekle┼čtirmek i├žin sahip oldu─ču e─čilimdir; belirli bir toplumsal
├ževrede organizmas─▒n─▒ ve b├╝t├╝n kapasitelerini koruma ve geli┼čtirme
aray─▒┼č─▒d─▒r.” Yeterlilik g├╝d├╝s├╝ de bireyin ├ževresiyle etkile┼čime
girmesini sa─člar. Bu g├╝d├╝lerin yeti┼čkinlik ya┼čam─▒nda ortaya ├ž─▒kmas─▒
de─či┼čik noktalarda farkl─▒l─▒k g├Âsterecektir, yine de bunlar bireyin toplumsal
ve fiziksel ├ževresiyle etkile┼čiminin ama├žlar─▒n─▒ belirler.

Sonu├ž olarak, ├Ânce ki┼čili─čin etkile┼čen y├Ânleri var: Fizyolojik s├╝re├žler,
ki┼čisel ├╝sluplar, toplumsal roller gibi. Bu y├Ânler bir bak─▒ma
i├žseldir, yani biz onlar─▒ i├žimizde ta┼č─▒r─▒z. ─░kinci olarak, ki┼čili─čin d─▒┼č
y├Ânleri var: Toplumsal durumlar, davran─▒┼člar─▒n sonu├žlar─▒, toplumsal
etkile┼čim a─č─▒ gibi. ├ť├ž├╝nc├╝ olarak, bu y├Ânlerin etkile┼čti─či yer ya da
benlik var. D├Ârd├╝nc├╝ olarak, ki┼čilik belirli bir toplumsal etkile┼čim
kal─▒b─▒ i├žerisinde kendini ger├žekle┼čtirme ve yeterlili─če ula┼čma ├žabas─▒
i├žindedir. Be┼činci olarak, ki┼čilik s├╝reklili─čini korurken de─či┼čime de
u─črar. Alt─▒nc─▒ olarak, ki┼čilik gelece─če d├Ân├╝kt├╝r, ┼čimdinin sonu├žlar─▒ndan
etkilenir, ayn─▒ zamanda ge├žmi┼čle de ba─člant─▒l─▒d─▒r, ama ge├žmi┼č taraf─▒ndan
belirlenmez. Son olarak, ki┼čilik bu de─či┼čik ├Âgelerden farkl─▒
bir b├╝t├╝nd├╝r. Bu ├Âzellikler karma┼č─▒k yeti┼čkin ki┼čili─čini de ├žer├ževeleyen
├Âzelliklerdir (D.C. Kimmel, 1974).

:::::::::::::::::

2. Yeti┼čkinlikte Ki┼čilik

Ki┼čilik, hem olu┼čum hem de i├žerik ├Âgelerini bir arada ta┼č─▒yan,
ayn─▒ ┼čekilde hem de─či┼čime hem de kararl─▒l─▒─ča olanak tan─▒yan karma┼č─▒k
ve dinamik bir sistemdir. Ki┼čilik etkile┼čen bir sistem olarak kabul
edildi─činde, herhangi bir alandaki de─či┼čimin sistemin b├╝t├╝n├╝nde de de─či┼čime
yol a├žaca─č─▒ a├ž─▒kt─▒r. ├ľrne─čin, d─▒┼č alanlardaki (toplumsal ├ževredeki)
de─či┼čim toplumsal etkile┼čimde de de─či┼čime neden olur, o da toplumsal
rol ve davran─▒┼čta de─či┼čime yol a├žar. Bu rol de─či┼čimleri bireyin
benlik alg─▒s─▒n─▒ ve kavram─▒n─▒ de─či┼čtirir, bu da ki┼čilik ├Âzelliklerinin ve
├╝sluplar─▒n─▒n de─či┼čimine neden olur. Bu de─či┼čimin derecesi toplumsal
de─či┼čimin derecesine ba─čl─▒d─▒r. ├ľte yandan, ki┼čilik sisteminin kararl─▒l─▒─č─▒
da s├Âz konusudur; ayr─▒ca en ├Âzel y├Ânler en az de─či┼čim g├Âsterirler,
├╝stelik yeti┼čkinlikteki roller de olduk├ža tutarl─▒d─▒r. D─▒┼č tutarl─▒l─▒k ki┼čilik
tutarl─▒l─▒─č─▒n─▒ da peki┼čtirir.

Yetki┼čkinin ki┼čilik sistemindeki geli┼čimsel de─či┼čimler merkezka├ž
bir ├Âzellik ta┼č─▒r, yani birey i├žerden d─▒┼čar─▒ya do─čru d├Âner. Yeni rollerin
├Â─črenilmesi, yeni ki┼čilik ├╝sluplar─▒n─▒n ve benlik kavramlar─▒n─▒n
geli┼čtirilmesi, birey ile geni┼čleyen ├ževresi aras─▒nda uygunluk sa─člama
gereksinmesinden do─čar. Kuhlen yeti┼čkinli─čin bu d├Ânemindeki geli┼čime
“geni┼čleme b├╝y├╝mesi” ad─▒n─▒ verir. Bu d├Ânem, ba┼čar─▒ya ula┼čma, g├╝├ž
kazanma, kendini ger├žekle┼čtirme ve yeterlilik e─čiliminin en ├╝st d├╝zeyde
oldu─ču d├Ânemdir.

Yeti┼čkinli─čin orta y─▒llar─▒nda ki┼čilik sistemi i├žinde bir denge durumu
s├Âz konusudur. Hem bireyin toplumsal d├╝nyas─▒ geni┼čleme h─▒z─▒n─▒
yitirmi┼čtir, hem de birey geni┼člemeyle ba┼ča ├ž─▒kabilecek beceriler
geli┼čtirmi┼čtir. Ayr─▒ca, bireyin kendine ili┼čkin deneyimi de artm─▒┼č ve birey
ki┼čili─činin i├ž ve d─▒┼č y├Ânlerini daha iyi b├╝t├╝nle┼čtirebilir duruma gelmi┼čtir.
Ancak, ya┼č─▒n ilerlemesiyle birlikte d─▒┼č toplumsal durumlar
├Ânemini yitirmeye ve i├žsel s├╝re├žler ├Ânem kazanmaya ba┼člar. Birey
ya┼čland─▒k├ža toplumsal rollerinin say─▒s─▒ ve ├že┼čitleri azalmaya, toplumsal
etkile┼čim s─▒kl─▒─č─▒ d├╝┼čmeye, ki┼čili─čin daha i├ž ├Âzellikleri a├ž─▒─ča ├ž─▒kmaya
ba┼člar. Orta y─▒llarda elde edilmi┼č yeterlilik duygusu, birey ya┼čland─▒k├ža
ya┼čanacak y─▒llar─▒n s─▒n─▒rl─▒ oldu─ču bilinciyle, giderek kendini
ger├žekle┼čtirme ├žabas─▒na yerini b─▒rak─▒r. Bu geli┼čmeyi vurgulayan yazarlardan
biri de Jung’tur (1933): “Ya┼članan insanlar art─▒k ya┼čamlar─▒n─▒n
artmad─▒─č─▒n─▒ ve geni┼člemedi─čini farketmekte ve kar┼č─▒ konulmaz
bir i├ž g├╝├ž ya┼čam─▒ gitgide daraltmaktad─▒r. Gen├ž bir insan i├žin kendi
kendisiyle fazlaca ilgilenmek neredeyse bir su├ž, en az─▒ndan bir tehlikedir.
Oysa ya┼članmakta olan bir insan i├žin kendi kendisine ciddi bir ilgi
g├Âstermek bir zorunluluk ve g├Ârevdir.”

Elli ya┼člar─▒ndan ba┼člayarak ki┼čilikte g├Âr├╝len geli┼čimsel de─či┼čimler,
daralma, merkezde yo─čunla┼čma ve i├žselli─čin artmas─▒ bi├žiminde
ortaya ├ž─▒kmaktad─▒r. Ya┼čl─▒l─▒ktaki ki┼čilik de─či┼čimi ara┼čt─▒rmalar─▒n─▒ g├Âzden
ge├žiren Riley, Foner ve arkada┼člar─▒, ya┼čl─▒lar─▒n gen├žlere oranla daha
kat─▒, de─či┼čen uyaranlara daha zor uyan, tutumlar─▒nda dogmatiklik
d├╝zeyi y├╝ksek, daha ho┼čg├Âr├╝s├╝z, toplumsal bask─▒ya daha dayan─▒kl─▒
ki┼čilikte olduklar─▒n─▒ bulmu┼člard─▒r. Ya┼čl─▒lar daha edilgin, i├ž d├╝nyalar─▒na
daha d├Ân├╝k, kendi duygular─▒ ve fiziksel i┼člevleriyle daha ilgilidirler.
Duyu ve sinir merkezlerinin uyar─▒lmas─▒ndaki d├╝┼č├╝┼č ve zihinsel yetilerin
de─či┼čimi de bu ├Âzellikleri etkiliyor olabilir.

Chicago ├ťniversitesi’nce, ├Âzel ki┼čilik ├Âzelliklerinin de─či┼čimi yerine,
b├╝t├╝n ki┼čilik sisteminde ya┼čla ortaya ├ž─▒kan de─či┼čimler ara┼čt─▒r─▒lm─▒┼čt─▒r.
Kansas kentinde 40-90 ya┼člar─▒ arasmdaki 700 denek 7 y─▒l boyunca
s├╝rekli incelenmi┼čtir. Ara┼čt─▒rmada ya┼ča ba─čl─▒ ├╝├ž ki┼čilik de─či┼čimi
bulunmu┼čtur: Cinsiyet rol├╝ alg─▒lamas─▒nda, i├že y├Ânelmenin art─▒┼č─▒nda ve
sorunlarla ba┼ča├ž─▒kma ├╝slubunda. Ki┼čili─čin fazla de─či┼čim g├Âstermeyen
y├Ânleri oldu─ču da saptanm─▒┼čt─▒r. Bulgular ki┼čilikte hem de─či┼čim hem de
kararl─▒l─▒k oldu─ču g├Âr├╝┼č├╝n├╝ desteklemektedir. Bu ara┼čt─▒rmada de─či┼čim
g├Âstermeyen ki┼čilik ├Âzelliklerinin ortak noktas─▒, bunlar─▒n ki┼čili─čin uyuma
y├Ânelik ├Âzellikleri olmas─▒yd─▒. Bunlar Neugarten’in “Ki┼čili─čin
toplumsal-uyumsal ├Âzellikleri” dedi─či ├Âzelliklerdir. Testler, ki┼čili─čin
uyum ├Âzellikleri ve genel ki┼čilik yap─▒s─▒ alanlar─▒nda bireyler aras─▒nda
farkl─▒l─▒k oldu─čunu g├Âstermekte, ama ya┼čla farkl─▒la┼čma olmad─▒─č─▒n─▒ ortaya
koymaktad─▒r. Sa─čl─▒kl─▒ ya┼čl─▒ insanlarda ya┼ča ba─čl─▒ farkl─▒la┼čma
g├Âr├╝lmemekte, buna kar┼č─▒l─▒k hastal─▒─č─▒n kronolojik ya┼čtan daha etkili
bir de─či┼čken oldu─ču anla┼č─▒lmaktad─▒r. Genel olarak, bulgular ki┼čili─čin
toplumsal-uyumsal niteliklerinde ya┼čla de─či┼čimin ├žok fazla olmad─▒─č─▒
do─črultusundad─▒r. ┼×u halde, ki┼čili─čin “i├žerik” y├Ânleri (ki┼čisel ├╝slup,
ki┼čilik ├žizgileri ve di─čerleri) orta ve ileri ya┼člarda olduk├ža kararl─▒l─▒k
g├Âstermektedir. Ayr─▒ca bulgular, birey ile toplumsal ├ževresi aras─▒ndaki
uyum ili┼čkisinin olduk├ža kararl─▒ oldu─čunu ortaya koymaktad─▒r. Ya┼čla
yeni roller edinilse bile ki┼čilik i├žeri─či ayn─▒ kalmaktad─▒r.

Buna kar┼č─▒l─▒k, Kansas City ara┼čt─▒rmas─▒ ki┼čili─čin “olu┼čum” y├Ânlerinde
ya┼čla birlikte olduk├ža ├Ânemli de─či┼čimler saptam─▒┼čt─▒r. Bu de─či┼čimlerden
biri, ya┼č ilerledik├že “ki┼čili─čin gittik├že i├žselle┼čmesi”dir. Bu
de─či┼čim orta y─▒llarda kendi kendine d├╝┼č├╝nme ve i├žebak─▒┼č olarak ortaya
├ž─▒kmaya ba┼čl─▒yor, gitgide daha belirgin hale geliyor. Ayr─▒ca ba┼čka
ara┼čt─▒rmalarda da, ya┼čla birlikte ego enerjisinde azalma ve ego ├╝slubunda
de─či┼čme oldu─ču, i├žsel d├╝rt├╝lere duyarl─▒ olma ├Âzelli─činin artt─▒─č─▒
bulunmu┼čtur. Bu bulgular projektif testlerden elde edilmi┼čtir.

Bulgular, d─▒┼č d├╝nya g├Ârevleri i├žin kullan─▒lan ego enerjisinin ya┼čla
azald─▒─č─▒n─▒ g├Âstermektedir. Ya┼čl─▒ insanlar d─▒┼č uyar─▒c─▒lar yerine i├ž
uyar─▒c─▒lara kar┼č─▒ daha duyarl─▒d─▒rlar, duygusal yat─▒r─▒mlar─▒ artmaktad─▒r. Ego
├╝slubu da de─či┼čmekte, etkin denetimden edilgin denetime y├Ânelinmektedir.
Cinsiyet rol├╝ alg─▒lamas─▒ndaki de─či┼čim TAT testi ile saptanm─▒┼čt─▒r.
Buna g├Âre, erkekler gittik├že daha boyun e─čici, kad─▒nlar ise
daha ├žok yetkeci olmaya y├Ânelmektedirler. Ayr─▒ca, kad─▒nlar ya┼čland─▒k├ža
kendi sald─▒rgan ve benmerkezci d├╝rt├╝lerine kar┼č─▒ daha ho┼čg├Âr├╝l├╝
olurken, erkekler kendi duygusall─▒k ve ba─č─▒ml─▒l─▒k d├╝rt├╝lerine
kar┼č─▒ daha ho┼čg├Âr├╝l├╝ olmaktad─▒rlar. Bu sonu├žlar Jung’un klinik g├Âzlemlerini
destekler niteliktedir.

Neugarten, bu bulgular─▒ ┼č├Âyle ├Âzetlemektedir: 40 ya┼č─▒ndakiler
├ževreyi, cesareti ve riske girmeyi ├Âd├╝llendirici olarak g├Âr├╝rken,
kendilerini de bu do─črultuda ├ž─▒kacak f─▒rsatlar─▒ de─čerlendirebilecek g├╝├žte
g├Ârmektedirler. 60 ya┼č─▒ndakiler ise ├ževreyi karma┼č─▒k ve tehlikeli olarak
g├Âr├╝rler. Ya┼čamla ba┼ča├ž─▒kma ├╝sluplar─▒ ya┼čla birlikte belirgin farkl─▒l─▒klar
g├Âstermektedir. ─░├ž d├╝nyaya ilgi artar, d─▒┼č d├╝nyadaki insan ve
nesnelere duygusal yat─▒r─▒m azal─▒r. D─▒┼č d├╝nyadan i├ž d├╝nyaya do─čru bir
ge├ži┼č s├Âz konusudur. ├çe┼čitli uyar─▒c─▒larla ve zorlu durumlarla ba┼ča├ž─▒kmada
d├╝┼č├╝┼č ve isteksizlik g├Âr├╝l├╝r. Ya┼čl─▒lar d├╝┼č├╝ncelerini aktarmada
daha dogmatik terimlere ba┼čvururlar, neden-sonu├ž ili┼čkisini a├ž─▒klamada
ba┼čar─▒s─▒zd─▒rlar, ba┼čkalar─▒n─▒n tepkilerine duyarl─▒l─▒k azal─▒r, vb.

Daha ├Ânce belirtildi─či gibi, Neugarten, evre kuramc─▒lar─▒n─▒n tek
y├Ânl├╝ ilerleme g├Âr├╝┼č├╝n├╝ reddetmekte ve ya┼čam s├╝resinde de─či┼čmez
bir kararl─▒l─▒k olmad─▒─č─▒n─▒ ileri s├╝rmektedir. Ayr─▒ca ona g├Âre ya┼čl─▒l─▒─č─▒n ya┼č
s─▒n─▒rlar─▒ da de─či┼čmektedir. Ara┼čt─▒rmac─▒lar bug├╝n gen├ž-ya┼čl─▒ (young-old)
ile ya┼čl─▒-ya┼čl─▒ (old-old) aras─▒nda ay─▒r─▒m yap─▒yorlar ve bunlar─▒ birbirinden
ay─▒ran belirli ya┼člar da yoktur. Birle┼čik Devletler’de emekliler
aras─▒nda gen├ž-ya┼čl─▒lar h─▒zla art─▒yor; bunlar, fiziksel ve zihinsel bak─▒mdan
din├ž, mali bak─▒mdan refah i├žinde, siyasal bak─▒mdan etkin, t├╝ketici
olarak da h─▒rsl─▒ ki┼čilerdir, zamanlar─▒n─▒ iyi bir bi├žimde de─čerlendiriyorlar.
Yeti┼čkinli─čin ya┼č s─▒n─▒rlar─▒ de─či┼čti─či i├žin, 30 ya┼č─▒nda fak├╝lte dekan─▒,
35 ya┼č─▒nda b├╝y├╝kanne, 50 ya┼č─▒nda emekli, 65 ya┼č─▒nda ilkokulda
├žocu─ču olan baba, 55 ya┼č─▒nda yeni bir i┼č ba┼člatan dul, 70 ya┼č─▒nda ├╝niversite
├Â─črencisi olan insanlar var. “Ya┼č─▒na g├Âre davran!” uyar─▒s─▒n─▒n
g├╝n├╝m├╝zde hi├žbir anlam─▒ kalmam─▒┼čt─▒r.

├ľte yandan, Neugarten’e g├Âre, bunal─▒m kavram─▒ da anlam─▒n─▒ yitirmektedir.
Evden ayr─▒lma, evlenme, anababa olma, menopoz, emeklilik
gibi olaylar ya┼čam─▒n normal “d├Ân├╝m noktalar─▒”d─▒r. Ku┼čkusuz,
bunlar benlik kavrammda ve kimlikte de─či┼čimlere yol a├žarlar ve insanlar
bu olaylar─▒ de─či┼čik g├╝├žl├╝k derecelerinde ya┼čarlar; ama “bunal─▒m”
yaratmazlar. ├ľrne─čin, orta ya┼čl─▒ erkeklerin ├žo─ču i├žin emeklilik
normal bir olayd─▒r. Emeklilik 65 yerine 50 ya┼č─▒nda gelirse as─▒l o zaman
bir bunal─▒m olabilir. ─░nsanlar 40, 50 ya da 60 ya┼č─▒nda olmaktan
de─čil, bu ya┼člarda ne yapacaklar─▒ konusunda kayg─▒ duyuyorlar. Yeniden
gen├ž olmak istemiyorlar, ama toplumsal bak─▒mdan kabul g├Âren ve
ki┼čisel bak─▒mdan doyum sa─člayan y├Ânlerde ya┼članmak istiyorlar (B.L.
Neugarten, 1980).

Ki┼čilik a├ž─▒s─▒ndan a├ž─▒klanmas─▒ gereken konulardan biri de ki┼čilikteki
i├ž gerilimdir. “Ki┼čilik farkl─▒la┼čmas─▒” ki┼činin benlik kavram─▒ndaki
├Âzelle┼čmenin ve karma┼č─▒kl─▒─č─▒n artmas─▒n─▒n anlat─▒m─▒d─▒r. Ki┼čiler olgunla┼čt─▒k├ža,
├Âzel ve biricik bir benlik olmalar─▒na katk─▒da bulunan ├Âzel ilgiler,
de─čerler ve roller geli┼čtirirler. “Ki┼čili─čin b├╝t├╝nle┼čmesi” ise, benli─čin
├že┼čitli boyutlar─▒n─▒n tutarl─▒ bir birlik i├žinde ├Ârg├╝tlenmesidir, benli─čin
├že┼čitli boyutlar─▒n─▒n ‘ayn─▒’ ki┼činin par├žalar─▒ olarak ‘birlikte tutulmas─▒’d─▒r.
Ba┼čka bir deyi┼čle, benlik i├žin de─či┼čik rollerde ve zaman boyunca
bir tutarl─▒l─▒k vard─▒r. Ya┼čam boyunca ki┼čilik farkl─▒la┼čmas─▒ ile
ki┼čilik b├╝t├╝nle┼čmesi aras─▒nda belirli bir gerilim ya┼čan─▒r. Ergenli─čin son
d├Ânemi ve gen├ž yeti┼čkinlik s─▒ras─▒nda bu gerilim kimlik aray─▒┼č─▒na yans─▒r.
A┼č─▒r─▒ farkl─▒la┼čma rol da─č─▒n─▒kl─▒─č─▒yla ya da uygunsuz kimlik tan─▒mlamas─▒yla
sonu├žlanabilir. Erken b├╝t├╝nle┼čme ise yanl─▒┼č kimlik kararlar─▒yla
sonu├žlanabilir. Yeti┼čkinlikteki kimlik geli┼čiminin ├Ânde gelen
sorunu, yeti┼čkinden beklenen bir├žok farkl─▒la┼čm─▒┼č rol kar┼č─▒smda b├╝t├╝nle┼čmi┼č
bir benlik duygusuna ula┼čm─▒┼č olmakt─▒r.

Knox, orta ya┼člardaki benlik geli┼čiminin belirli bir ├Âr├╝nt├╝ izledi─čini
s├Âylemektedir: a) Yirmilerin sonlar─▒ ve otuzlar─▒n ba┼člar─▒: Bu
d├Ânem bir durulma, d├╝zen ve ├žabalama d├Ânemidir. b) Otuzlar─▒n sonlar─▒
ve k─▒rklar─▒n ba┼člar─▒: Bu d├Ânem hem g├Âr├╝n├╝┼č├╝n hem de etkinli─čin
yeniden y├Ânlendirildi─či d├Ânemdir. Bu d├Ânemde yeti┼čkinlerin ├žo─ču insan
ya┼čam─▒n─▒n hazlar─▒ndan ve ac─▒lar─▒ndan pay almaya daha istekli
olurlar ve dostlu─čun kalitesi daha ├Ânem kazan─▒r. Varolan benlik duygusu
ile kat─▒l─▒m yap─▒s─▒ aras─▒ndaki uygunlu─čun yeniden g├Âzden ge├žirilmesi
orta ya┼č ge├ži┼čine yol g├Âsterir. c) K─▒rklar─▒n ortalar─▒ ve altm─▒┼člar─▒n
ba┼člar─▒: Bu d├Ânem benlik duygusunda artan bir de─či┼čkenlik i├žerir.
Bu d├Ânem boyunca pek ├žok insan kararl─▒l─▒k, yeterlilik, sorumluluk
ve olgunluk a┼čamas─▒na ula┼č─▒r (Schiamberg ve Smith, 1982).

:::::::::::::::::

3. Cinslere Ba─čl─▒ Ki┼čilik ├ľzellikleri

Bir ├žocu─čun psikolojik bak─▒mdan erkek ya da kad─▒n olmas─▒
s├╝recini a├ž─▒klamaya ├žal─▒┼čan pek ├žok kuram vard─▒r. Bunlar, psikanalitik
kuram, toplumsal ├Â─črenme kuram─▒ ve bili┼čsel geli┼čim kuram─▒ olarak
├╝├ž ana grupta toplanabilir.

a. Psikanalitik Kuram. Freud’a g├Âre ├žocuklar do─ču┼čta psikolojik
bak─▒mdan iki-cinslidirler. ├çocuklar cinse ba─čl─▒ kimliklerini, ana-babalar─▒yla
ili┼čkilerindeki ├žat─▒┼čmal─▒ sevgi ve k─▒skan├žl─▒k duygular─▒n─▒
├ž├Âzerek kazan─▒rlar. Erkek ├žocuk annesine duydu─ču erotik sevgiden
vazge├žerek babas─▒yla ├Âzde┼čle┼čmeye girdi─činde, k─▒z ├žocuk da ayn─▒ ┼čekilde
annesiyle ├Âzde┼čle┼čmeye ba┼člad─▒─č─▒nda cinsel kimli─čine kavu┼čma
yoluna girmi┼č demektir. ├çocuklar, bu ilk ad─▒mdan sonra, kendi cinslerinden
anababalar─▒n─▒n davran─▒┼člar─▒n─▒, tutumlar─▒n─▒ ve de─čerlerini benimseyerek
cinsel kimliklerini toplumsal y├Ân├╝yle de geli┼čtirirler. Ancak,
k─▒z ├žocuk i├žin sorun erkek ├žocuk i├žin oldu─čundan daha karma┼č─▒kt─▒r.

Freud’a g├Âre Oedipus ya┼čant─▒s─▒ k─▒z ├žocukta ├╝├ž t├╝r de─či┼čime yol
a├žar. ├ľnce, “erojen b├Âlge de─či┼čimi” (Oedipus s─▒ras─▒nda k─▒z ├žocuk vajinal
erojenli─či ke┼čfeder); sonra, “sevgi nesnesi kar┼č─▒s─▒nda tutum de─či┼čimi”
(├Ânceki fallik evrede k─▒z ├žocu─čun etkin ve sald─▒rgan olan sevgisi
Oedipus ya┼čant─▒s─▒ nedeniyle gitgide edilginle┼čir); son olarak, “sevgi
nesnesi de─či┼čimi” (anneye duyulan etkin sevgi, yerini babaya duyulan
edilgin sevgiye b─▒rak─▒r). ┼×u halde k─▒z ├žocu─čun kar┼č─▒ cinselli─če ula┼čmas─▒
ancak bu ├╝├žl├╝ de─či┼čimden ge├žerek olanakl─▒ olacakt─▒r. Freud’a
g├Âre erkek cinselli─či ├žocukluktan yeti┼čkinli─če kadar her zaman fallik
oldu─ču i├žin basittir. Buna kar┼č─▒l─▒k kad─▒n cinselli─či karma┼č─▒kt─▒r: ├ľnce
├žocukluk s─▒ras─▒nda erkeksidir (k├╝├ž├╝k fallus demek olan klitorisin
varl─▒─č─▒yla), sonra ergenlikte kad─▒ns─▒d─▒r (klitorisin reddedilmesi ve
erke─čin arac─▒l─▒─č─▒yla vajenin ke┼čfedilmesiyle).

Kad─▒n cinselli─čine ili┼čkin Freud’├žu a├ž─▒klama i─čdi┼č edilme (castration)
olgusuna verilen ├Âneme dayan─▒r. Freud’a g├Âre k─▒z ├žocu─čun psikoseks├╝el
geli┼čiminde en sars─▒c─▒ olay, ba┼čkalar─▒n─▒n bir penisi oldu─čunu,
oysa kendisinin ona sahip olmad─▒─č─▒n─▒ ke┼čfetmesidir. Freud, “Kendi
i─čdi┼č edilmi┼čli─čini ke┼čfetmesi k─▒z ├žocu─čun ya┼čam─▒nda en kritik and─▒r”
der. K─▒z ├žocuk bu ke┼čfe, kendisinin de bir penisi olmas─▒ iste─čiyle,
ilerde bir penisi olaca─č─▒ umuduyla ve penise sahip olan daha talihli insanlar
kar┼č─▒s─▒nda duydu─ču imrenmeyle tepki g├Âsterir. Kendi bedenini
erkek ├žocu─čunkiyle kar┼č─▒la┼čt─▒rarak eksik bulan k─▒z ├žocuk, bu ac─▒
ger├žek y├╝z├╝nden a┼ča─č─▒land─▒─č─▒n─▒ hissetmi┼čtir. ─░┼čte penis ├Âzlemi ya da
penise imrenme (penis envy) bu a┼ča─č─▒l─▒k duygusundan do─čmaktad─▒r.
Ayr─▒ca bu imrenme sevgi nesnesiyle olan ili┼čkilerden de kaynaklan─▒r;
k─▒z ├žocuk sadece ├Âzsever gururunu doyurmak i├žin de─čil, ayn─▒ zamanda
annesine duydu─ču libidinal istekleri nedeniyle de bir penise sahip
olmak ister. Ancak, penis yoklu─čundan sorumlu tutulan anneye duyulan
d├╝┼čmanl─▒k ve bu ├žok istenen organ─▒ babadan edinme iste─či k─▒z
├žocu─čun babaya y├Ânelmesine yol a├žar. B├Âylece ba┼člang─▒├žta hem erkek
hem de k─▒z ├žocuklar sadece bir tek cinsi, erkek cinsini tan─▒rlar.

Freud, penis imrenmesinin kad─▒n─▒n sonraki geli┼čiminde silinmez
izler b─▒rakt─▒─č─▒n─▒ kabul eder. ├ľrne─čin, erkeklerle ili┼čkilerdeki bozukluklar
son ├ž├Âz├╝mlemede penis imrenmesinin sonu├žlar─▒ olarak g├Âr├╝l├╝r;
kad─▒n─▒n a┼ča─č─▒l─▒k duygular─▒ penis yoklu─ču nedeniyle kendi cinsini horg├Ârme
olarak yorumlan─▒r; en g├╝zel kad─▒n olma ya da en sayg─▒n erkekle
evlenme gibi istekler de penis ├Âzleminin anlat─▒m─▒d─▒r, vb.

Karen Horney (1951), Freud’un ve di─čer psikanalizcilerin penise
imrenmeyi kad─▒n ki┼čili─činin temel ta┼č─▒ saymalar─▒n─▒n iki nedene ba─čl─▒
oldu─čunu s├Âylemektedir. Birincisi, mevcut k├╝lt├╝rel ├Ânyarg─▒larla uzla┼č─▒k
kuramsal verilere dayanan analizcilerin, kad─▒n─▒n erke─če egemen
olma, erke─či k├╝├ž├╝k d├╝┼č├╝rme, ba┼čar─▒s─▒na g─▒pta etme, erkekten yard─▒m
almay─▒ reddetme e─čilimlerini penis imrenmesine maletme acelecilikleridir.
Daha iyi incelendi─činde, bu e─čilimlerin nevrozlu kad─▒nlar─▒n
oldu─ču kadar nevrozlu erkeklerin de ├Âzellikleri oldu─ču a├ž─▒k├ža g├Âr├╝lecektir.
├ľte yandan nevrozlu kad─▒nlar─▒n g├Âzlemlenmesi, s├Âz konusu
b├╝t├╝n e─čilimlerin erkekler kar┼č─▒s─▒nda oldu─ču kadar di─čer kad─▒nlar ya
da ├žocuklar kar┼č─▒s─▒nda da duyuldu─čunu g├Âstermektedir. ─░kinci etken,
kad─▒n hastalar─▒n terapide sorunlar─▒n─▒n penis imrenmesine dayal─▒ a├ž─▒klamalarla
ele al─▒nmas─▒n─▒ kolayca kabul etme e─čilimini analizcilerin farketmemi┼č
olmas─▒d─▒r. Bir kad─▒n─▒n, do─čan─▒n haks─▒zl─▒─č─▒na u─črayarak iyi
niteliklerle donat─▒lmad─▒─č─▒n─▒ d├╝┼č├╝nmesi, ger├žekte ├ževresinden ├žok ┼čey
istedi─čini, istekleri doyurulmad─▒─č─▒nda ├žok ├Âfkelendi─čini, onu her
anla┼čmazl─▒kta ho┼čg├Âr├╝s├╝z k─▒lan bir kat─▒l─▒k ve yan─▒lmazl─▒k tutumu
geli┼čtirdi─čini kavramas─▒ndan daha kolayd─▒r.

Horney’e g├Âre, bast─▒r─▒lm─▒┼č d├╝rt├╝leri gizleyen erkeklik isteklerinin
b├Âyle bir rol oynamas─▒ k├╝lt├╝rel etkenler y├╝z├╝ndendir. Adler’in de belirtti─či
gibi, Bat─▒ k├╝lt├╝r├╝nde erkeklere ├Âzg├╝ say─▒lan g├╝├ž, ba┼čar─▒, cesaret,
ba─č─▒ms─▒zl─▒k, cinsel ├Âzg├╝rl├╝k, e┼č se├žme hakk─▒ gibi nitelikler ya da
ayr─▒cal─▒klar kad─▒nlarda erkekli─če ilgi duymaya yol a├žmaktad─▒r. Ancak
Horney, penis imrenmesinin yayg─▒n k├╝lt├╝rde erkeksi say─▒lan niteliklere
sahip olma iste─činin simgesel bir anlat─▒m─▒ndan ba┼čka bir┼čey olmad─▒─č─▒
g├Âr├╝┼č├╝nde de─čildir; ona g├Âre, penis imrenmesi ├žer├ževesinde
yap─▒lan yorumlar t├╝m ki┼čilik yap─▒sma ba─čl─▒ g├╝├žl├╝kleri anlamay─▒
engellemektedir.

Freud kad─▒n ki┼čili─či konusunda birbirine ba─čl─▒ iki g├Âr├╝┼č daha ileri
s├╝rmektedir. Birincisi kad─▒nl─▒─č─▒n “mazo┼čizm”le yak─▒n ili┼čkisi oldu─ču,
ikincisi de kad─▒nda temel korkunun “sevgiyi yitirme korkusu” oldu─čudur.
Horney, kad─▒nl─▒k mazo┼čizmi g├Âr├╝┼č├╝n├╝ geli┼čtiren Helene
Deutsch ve Sandor Rado gibi psikanalizcilerin, temel olarak penis
yoklu─čunu almalar─▒n─▒ ve mazo┼čizmi ├Âzde cinsel saymalar─▒n─▒ ele┼čtirerek,
mazo┼čizmin ├Âncelikle cinsel bir olgu olmad─▒─č─▒n─▒ vurgulamaktad─▒r.
Horney’e g├Âre mazo┼čizm biyolojik de─čil k├╝lt├╝rel nedenlere ba─čl─▒d─▒r:
Mazo┼čizm, kendini silme ve ba─č─▒ml─▒ k─▒lma yoluyla ya┼čamda bir g├╝venlik
ve doyum sa─člama giri┼čimini temsil eder. Bu tutumun temelindeki
k├╝lt├╝rel etken de, kad─▒n─▒n zay─▒fl─▒─č─▒n─▒, birine dayanmas─▒ gerekti─čini,
ya┼čam─▒n─▒n ancak kocas─▒ ve ├žocuklar─▒ gibi ba┼čkalar─▒yla bir i├žerik
ve anlam kazanabilece─čini vurgulayan erkek ideolojisidir. Asl─▒nda bu
etkenler de kendi ba┼člar─▒na mazo┼čist tutumlar yaratmazlar, fakat nevroz
ger├žekten olu┼čtu─čunda kad─▒nda mazo┼čist tutumlar─▒n egemen olmas─▒ndan
bu etkenler sorumludur. Sevgiyi yitirme korkusu da, mazo┼čist
ara├žlardan birinin sevgi kazanma olmas─▒ ├Âl├ž├╝s├╝nde, mazo┼čist niteliklerden
biridir. Ancak, k├╝lt├╝rel etkenlere ba─čl─▒ olarak, bu korku
sa─čl─▒kl─▒ kad─▒n a├ž─▒s─▒ndan da ├Ânem ta┼č─▒maktad─▒r. ├ç├╝nk├╝ kad─▒n y├╝zy─▒llar
boyunca ekonomik ve siyasal sorumluluklar─▒n d─▒┼č─▒da tutulmu┼č ve
ya┼čam─▒n─▒ ├Âzel bir duygusal alanla s─▒n─▒rl─▒ tutmak zorunda b─▒rak─▒lm─▒┼čt─▒r.
Bu durumun ba┼čka bir y├Ân├╝ de, a┼čk─▒n ve ba─čl─▒l─▒─č─▒n salt kad─▒na ├Âzg├╝
erdemler ve idealler olarak g├Âr├╝lmesidir. Sevgiyi ya┼čamda ├Ânemi olan
biricik de─čer saymaya sevkeden k├╝lt├╝rel ko┼čullar, kad─▒ndaki “ya┼članma
korkusu”nu da belirlemektedir. Kad─▒n─▒n elde edebilece─či doyumlar
-a┼čk, seks, aile, ├žocuk- hep erkekler taraf─▒ndan sunuldu─ču i├žin erkeklerin
ho┼čuna gitmek ya┼čamsal bir zorunluluk olmu┼čtur. Erotik ├žekicili─če
verilen a┼č─▒r─▒ ├Ânem, kad─▒n─▒n ├žekici y├Ânleri yitip gitmeye ba┼člad─▒─č─▒nda
derin bir ac─▒ kayna─č─▒ olmaktad─▒r. Bu korku kad─▒nda ├žekicili─čin
sonunu belirliyor g├Âr├╝nen ya┼čla da s─▒n─▒rlanmaz, kad─▒n─▒n t├╝m ya┼čam─▒n─▒
g├Âlgeler ve zorunlu olarak ya┼čam kar┼č─▒s─▒nda b├╝y├╝k bir g├╝vensizlik
duygusu yarat─▒r. Bu korku, kad─▒n─▒n erotizm alan─▒ d─▒┼č─▒nda kalan
olgunluk, ba─č─▒ms─▒zl─▒k, d├╝┼č├╝nce ├Âzerkli─či gibi nitelikleri de─čerlendirmesini
de engeller. Kad─▒n, olgunluk y─▒llar─▒na kar┼č─▒ s├╝rekli bir k├Ât├╝leme
tutumu geli┼čtirirse ve bunlar─▒ ├ž├Âk├╝┼č y─▒llar─▒ olarak g├Âr├╝rse, ki┼čili─čini
eli┼čtirme g├Ârevini a┼čk ya┼čam─▒yla ilgilendi─či ├Âl├ž├╝de ├╝stlenemez art─▒k.

Sonu├ž olarak, Horney (1951) ┼č├Âyle demektedir: “Bizim k├╝lt├╝r├╝m├╝zde
bir kad─▒n─▒n sevgiyi a┼č─▒r─▒ de─čerlendirmek, sevgiden verebilece─činin
fazlas─▒n─▒ beklemek ve bu nedenle de sevgi yitiminden erkekten
daha fazla korkmak zorunda kalmas─▒n─▒n ger├žek├ži nedenleri bunlar
olmu┼čtur, bir ├Âl├ž├╝de de hala bunlard─▒r.”

Psikanalizin kad─▒n kar┼č─▒s─▒ndaki tutumunu de─čerlendirirken
unutulmamas─▒ gereken iki nokta vard─▒r. Birincisi, b├╝t├╝n psikanalitik
kuramlar─▒n ayn─▒ olmad─▒─č─▒, ├žo─čunun geleneksel psikanalitik g├Âr├╝┼čten
h─▒zla uzakla┼čt─▒─č─▒ ve onu ┼čiddetle ele┼čtirdi─čidir. ─░kinci nokta, klasik
psikanalizin temsilcisi olan Freud’un bile kad─▒n konusudaki -biyolojiye
s─▒k─▒ca ba─čl─▒- ilk g├Âr├╝┼člerini zamanla yumu┼čatt─▒─č─▒ ve toplumsal-k├╝lt├╝rel
ko┼čullar─▒n ├Ânemini giderek teslim etti─čidir. Daha sonraki ve
g├╝n├╝m├╝zdeki feminist ak─▒mlar─▒n d├╝┼č├╝nce kaynaklar─▒ndan birinin psikanaliz
olmas─▒ da bunu g├Âstermektedir.

b. Toplumsal ├ľ─črenme Kuram─▒. Bu kurama g├Âre, ├žocuklar
do─ču┼čta esas olarak yans─▒zd─▒rlar ve ba┼člang─▒├žtaki biyolojik farkl─▒l─▒klar─▒
daha sonraki cinsel kimlik farkl─▒l─▒klar─▒n─▒ a├ž─▒klamaya yetmez. Cinse
ba─čl─▒ kimli─čin kazan─▒lmas─▒ s├╝recinde se├žici peki┼čtirme ve taklit temel
rol├╝ oynar. Bu a├ž─▒dan bak─▒ld─▒─č─▒nda, ├žocuklar ayn─▒ cinsten anababan─▒n
davran─▒┼č─▒n─▒ model ald─▒klar─▒ i├žin ├Âd├╝llendirilirler; toplum da daha sonra
sistemli ├Âd├╝l ve cezalarla bu t├╝r takliti peki┼čtirir. K─▒zlar ve o─članlar,
yeti┼čkinler ve ya┼č─▒tlar─▒ taraf─▒ndan toplumun cinsine uygun sayd─▒─č─▒ davran─▒┼č
i├žin ├Âd├╝llendirilir, uymayan davran─▒┼č i├žin de cezaland─▒r─▒l─▒rlar.
Walter Mischel (1970), ├žocuklar─▒n ayn─▒ cinsten modelleri kar┼č─▒ cinsten
modellerden daha fazla taklit ettiklerini, ├ž├╝nk├╝ ayn─▒ cinsten modellerin
onlar─▒ daha fazla sevdi─čini d├╝┼č├╝nd├╝klerini ileri s├╝rmektedir.
├çocuklar ayn─▒ cinsten anababay─▒ sevecen ve ├Âd├╝llendirici g├Ârd├╝klerinde
bu etken ├Ânem kazanmaktad─▒r. Albert Bandura, toplumsal ├Â─črenme
kuram─▒na yeni bir boyut katarak, ├žocuklar─▒n, b├╝y├╝klerin davran─▒┼č─▒n─▒
taklit etmeye (imitation) ek olarak, “g├Âzlemsel ├Â─črenmeye” de (observational
learning) y├Âneldiklerini ileri s├╝rmektedir. Bandura’ya g├Âre,
├žocuklar bir modelin davran─▒┼č─▒n─▒ zihinlerinde ├ž├Âz├╝mlerler ve kendileri
i├žin olumlu bir sonucu oldu─čuna inanmad─▒k├ža davran─▒┼č─▒ taklit etmezler.

Sonu├ž olarak, toplumsal ├Â─črenme yakla┼č─▒m─▒, cinsiyet rollerinin
kazan─▒lmas─▒nda ├Âd├╝l├╝n, cezan─▒n ve g├Âzlemsel ├Â─črenmenin ├Ânemini
vurgulamaktad─▒r. Genellikle, g├Âzlemsel ├Â─črenmenin en az─▒ndan peki┼čtirme
kadar ├Ânemli oldu─čuna inan─▒lmaktad─▒r. Bili┼čsel etkenlerin g├Âzlemsel
├Â─črenmeye arac─▒l─▒k etti─či kabul edilmektedir.

c. Bili┼čsel Geli┼čim Kuram─▒. Bu kurama g├Âre, ├žocuklar ilk olarak
kendilerini erkek ya da di┼či olarak etiketlemeyi ├Â─črenirler ve sonra
kendi cins kategorilerine uygun d├╝┼čen davran─▒┼člar─▒ kazanmaya y├Ânelirler.
Bu s├╝re├ž “kendi kendini toplumsalla┼čt─▒rma” (self-socialization)
olarak adland─▒r─▒l─▒r. Kohlberg’e g├Âre, ├žocuklar kal─▒pla┼čt─▒r─▒lm─▒┼č bir erkeklik
ve di┼čilik anlay─▒┼č─▒ (a┼č─▒r─▒ basitle┼čtirilmi┼č, abart─▒lm─▒┼č, karikat├╝rle┼čtirilmi┼č
bir imge) olu┼čtururlar. Daha sonra bu kal─▒p imgeyi kendi
├ževrelerini ├Ârg├╝tlemede kullan─▒rlar. Kendi cins kavramlar─▒yla uyu┼čan
davran─▒┼člar─▒ se├žer ve geli┼čtirirler.

Toplumsal ├Â─črenme kuram─▒n─▒n g├Âr├╝┼č├╝ ┼ču s─▒rayla ├Âzetlenebilir:
“├ľd├╝l istiyorum. O─članlara ├Âzg├╝ ┼čeyleri yapt─▒─č─▒m i├žin ├Âd├╝llendirildim.
Dolay─▒s─▒yla, bir o─član olmak istiyorum.” Oysa Kohlberg ┼ču s─▒ran─▒n
izlendi─čini ileri s├╝rmektedir: “Ben bir o─član─▒m. Dolay─▒s─▒yla, o─članlara
├Âzg├╝ ┼čeyleri yapmak istiyorum. ├ç├╝nk├╝ o─članlara ├Âzg├╝ ┼čeyleri
yapmak ├Âd├╝llendirilmektedir.”

K├╝├ž├╝k ├žocuklar─▒n cinsiyet farkl─▒l─▒klar─▒na ili┼čkin d├╝┼č├╝ncelerinde
genital anatomi g├Ârece ├žok az bir rol oynamaktad─▒r. ├çocuklar, 2-6
ya┼člar aras─▒nda, her bireyin ya erkek ya da di┼či oldu─čunu, de─či┼čmez
bi├žimde o─članlar─▒n erkek k─▒zlar─▒n kad─▒n olaca─č─▒n─▒, erkek ya da di┼či olmaya
ili┼čkin nitelemenin duruma ya da ki┼čisel g├╝d├╝lere g├Âre de─či┼čmeyece─čini
kavramaya ba┼člamaktad─▒rlar. ┼×u halde, bili┼čsel geli┼čim kuram─▒nda
cinsel kimli─čin kazan─▒lmas─▒ ├╝├ž evrede ortaya ├ž─▒k─▒yor demektir.
├çocuk ├╝├ž ya┼č─▒nda (birinci evre: cinsin ├Âzde┼čli─či) kendini do─čru
olarak etiketleyebilir ve ba┼čkalar─▒n─▒n cinsini de belirli bir do─črulukla
belirleyebilir. D├Ârt ya┼č─▒nda (ikinci evre: cinsin kararl─▒l─▒─č─▒) cinsin
de─či┼čmeyece─či ger├že─čine ili┼čkin k─▒smi bir bilin├ž vard─▒r. Bununla birlikte,
a┼ča─č─▒ yukar─▒ alt─▒ ya┼č─▒na kadar, ├Âncelikle fiziksel cins farkl─▒l─▒klar─▒na
dayanan kesin bir cinsel kimlik kavram─▒ kurulmu┼č de─čildir (├╝├ž├╝nc├╝
evre: cinsin tutarl─▒l─▒─č─▒). Bu ilerleme genel bili┼čsel geli┼čim ├Âr├╝nt├╝s├╝n├╝
izler ve cinsin de─či┼čmezli─či nesnenin s├╝reklili─činin ├Âzel bir y├Ân├╝ olabilir.

Kuramlar─▒n topluca de─čerlendirilmesinde yarar var.

Çocukların cinsel kimliklerini nasıl kazandıkları konusunda tüm
yay─▒nlar─▒ inceleyen E. E. Maccoby ve C. N. Jacklin, bili┼čsel geli┼čim
kuram─▒n─▒n olgulara en uygun d├╝┼čen kuram oldu─ču sonucuna varmaktad─▒r.
Psikanaliz ve toplumsal ├Â─črenme kuramlar─▒n─▒n ├╝├ž temel g├╝├žl├╝─č├╝
vard─▒r. Birincisi, ara┼čt─▒rmalar─▒n, ├žocuklar─▒n davran─▒┼člar─▒nda ayn─▒ cinsten
anababaya tam tam─▒na benzediklerini g├Âstermemesidir. ├ľrne─čin,
o─član ├žocuklar, en az─▒ndan ├Âl├ž├╝len davran─▒┼člar─▒n ├žo─čunda, kendi babalar─▒na
benzemekten ├žok, di─čer ├žocuklar─▒n babalar─▒na benziyor g├Âr├╝n├╝yorlar.
Maccoby ve Jacklin, toplumsal ├Â─črenme kuram─▒n─▒n, cinse ba─čl─▒
davran─▒┼člarda erkeklerin ve kad─▒nlar─▒n farkl─▒ peki┼čtirmelere u─črad─▒klar─▒
say─▒lt─▒s─▒n─▒ sorgulayarak, iki cinsin toplumsalla┼čmas─▒nda y├╝ksek derecede
bir ├Âzde┼člik oldu─čunu vurgulamaktad─▒r. Anababalar ├žocuklar─▒n─▒
ayn─▒ bi├žimde yeti┼čtirdiklerini, cinse g├Âre farkl─▒la┼čan bir i┼člemde
bulunmad─▒klar─▒n─▒ ─▒srarla belirtiyorlar. Bununla birlikte, anababalar
o─članlar─▒n ve k─▒zlar─▒n do─čal olarak farkl─▒ oldu─čuna inand─▒klar─▒ i├žin,
o─čullar─▒n─▒ ve k─▒zlar─▒n─▒ ayn─▒ bi├žimde yeti┼čtirdikleri iddialar─▒n─▒ kabul etmek
zordur.

Psikanalizin ve toplumsal ├Â─črenme kuram─▒n─▒n ikinci g├╝├žl├╝─č├╝, erkek
ya da di┼či modeli taklit etme olana─č─▒ sunulmu┼č ├žocuklar─▒n mutlaka
kendi cinslerine uygun d├╝┼čen modeli se├žmemeleridir. ├çocuklar─▒n se├žimleri
olduk├ža rastlant─▒sald─▒r. Ancak, Bandura’n─▒n ├Â─črenme ile uygulama
aras─▒da yapt─▒─č─▒ ay─▒r─▒m bu ele┼čtiriyi a┼čabilmektedir. Bandura’ya
g├Âre, ├žocuklar her iki modelden de ├Â─črenebilirler, ama sonu├žlar─▒n ne
olaca─č─▒ ve davran─▒┼č─▒n kendi cinslerine uygun d├╝┼č├╝p d├╝┼čmeyece─či konusundaki
d├╝┼č├╝ncelerine ba─čl─▒ olarak, ├Â─črendiklerini uygulayabilir ya
da uygulamayabilirler.

Maccoby ve Jacklin’in psikanaliz ve ├Â─črenme kuramlar─▒nda saptad─▒─č─▒
├╝├ž├╝nc├╝ g├╝├žl├╝k, ├žocuklar cinse ba─čl─▒ davran─▒┼ča girdiklerinde ├žo─ču
zaman, g├Âzlemledikleri cinse ba─čl─▒ davran─▒┼čla ├žok az bir do─črudan
ili┼čki g├Âr├╝lmesidir. O─članlar, aile arabas─▒n─▒ annelerinin babalar─▒ndan
daha fazla kulland─▒─č─▒n─▒ g├Ârseler bile arabalarla ve kamyonlarla oynamay─▒
se├žiyorlar; k─▒zlar, anneleri ayn─▒n─▒ yap─▒yor olmasa bile, seksek ve
ip atlama gibi y├╝ksek derecede cinse ba─čl─▒ oyunlar─▒ oynuyorlar.

Geli┼čim psikologlar─▒n─▒n ├žo─ču bili┼čsel geli┼čim kuram─▒n─▒ ├╝st├╝n tutmakla
birlikte, kimileri her ├╝├ž kuram─▒ da dikkate de─čer bulmaktad─▒r. J.
S. Hyde ve B. G. Rosenberg bu konuda ┼č├Âyle demektedir: “T├╝m├╝yle
do─čru kuram yoktur, herbiri anlay─▒┼č─▒m─▒za bir ┼čeyler katar. Freud’├žu kuram, ,
bireyin cinsel kimli─činin ve davran─▒┼čm─▒n k├Âklerinin ├Ânceki ya┼čant─▒larda
oldu─čunu a├ž─▒klayan psikoseks├╝el geli┼čim kavram─▒n─▒n vurgulanmas─▒nda
tarihsel bak─▒mdan ├Ânemlidir… Toplumsal ├Â─črenme kuram─▒,
cinsel rol de─či┼čiminin toplumsal ve k├╝lt├╝rel ├Âgelerini, cinse
ba─čl─▒ davran─▒┼člar─▒n olu┼čumunda toplumun ├Ânemini vurgulamas─▒ bak─▒m─▒ndan
├Ânemlidir… Bili┼čsel geli┼čim kuram─▒ da, cinse ba─čl─▒ rol├╝n ├Â─črenilmesinin
├žocuklu─čun ak─▒lc─▒ ├Â─črenme s├╝recinin bir b├Âl├╝m├╝ oldu─čunu
vurgulamaktad─▒r, ├žocuklar cinsiyet rollerini kazanmaya etkin bi├žimde
├žaba g├Âstermektedirler” (Vander Zanden, 1981).

Freud’un kuram─▒n─▒n temellerinden biri olan Oedipus karma┼čas─▒n─▒n
olu┼čumuna ve evrenselli─čine ili┼čkin a├ž─▒klamalar bug├╝n ku┼čkuyla
kar┼č─▒lanmaktad─▒r. Erich Formm’a (1979) g├Âre, Freud Oedipus’u ke┼čfederek
b├╝y├╝k bir hizmette bulunmu┼č, ama bu ya┼čant─▒y─▒ cinsel bir olgu
olarak g├Ârmesi y├╝z├╝nden anlam─▒n─▒ ├žarp─▒tm─▒┼čt─▒r. Oedipus, temelde anneye
cinsel ba─čl─▒l─▒─č─▒n de─čil, cennetsi ortama duyulan ├Âzlemin, g├╝venlik
gereksinmesinin ve korunma iste─činin anlat─▒m─▒d─▒r. ├ľte yandan, kad─▒n─▒n
ki┼čilik geli┼čiminde penis ├Âzlemine ba┼čyerin verilmesi de ┼čiddetle
ele┼čtirilmi┼čtir. Kad─▒n─▒ do─čas─▒ gere─či ba─č─▒ml─▒, ├Âzsever, mazo┼čist, i├žtenlikle
sevme yetene─či olmayan, cinsel bak─▒mdan da so─čuk bir varl─▒k
olarak tan─▒mlamak en az─▒ndan tarihsel bir s─▒n─▒rl─▒l─▒k i├žermektedir. Freud,
kendi zaman─▒n─▒n orta s─▒n─▒f kad─▒n─▒n─▒n, ataerkil erke─čin cinsel tutumunun
ka├ž─▒n─▒lmaz sonucu olan bu ├Âzelliklerini evrenselle┼čtirmek yanl─▒┼č─▒na
d├╝┼čm├╝┼čt├╝r. B├╝t├╝n kuramlar─▒n, i├žinde ortaya ├ž─▒kt─▒klar─▒ ├ža─č─▒n ya da
d├Ânemin bilimsel verilerini oldu─ču kadar k├╝lt├╝rel ├Ânyarg─▒lar─▒n─▒ da
yans─▒tmak durumunda -hatta belki zorunda- olduklar─▒ ger├že─či kuramlar─▒
incelerken g├Âzden ka├ž─▒r─▒lmamas─▒ gereken ├Ânemli bir noktad─▒r. ├ľte
yandan, bir kuram─▒n b├╝t├╝n y├Ânleriyle do─čru ya da yanl─▒┼č olamayaca─č─▒
ger├že─či de ayn─▒ derecede ├Ânemlidir. Freud, Fromm’un deyi┼čiyle, devrimci
bir kuram yaratmaya ├žal─▒┼čm─▒┼č, ama ├ža─č─▒n─▒n tutucu g├Âr├╝┼člerinin
etkisinden kendini kurtarmay─▒ ba┼čaramam─▒┼čt─▒r. ├ľzellikle cinsel
kal─▒pyarg─▒lar─▒n ka├ž─▒n─▒lmas─▒ g├╝├ž etkileri bu g├Âr├╝┼č├╝ do─črulamaktad─▒r.

:::::::::::::::::

4. Cinslere ─░li┼čkin Kal─▒pyarg─▒lar

Kal─▒pyarg─▒lar (stereotyps), g├╝ncel olarak kullan─▒lsalar bile belirlenmi┼č
buyruklar, normlar, standartlar olarak etkide bulunurlar. Toplumsalla┼čma
├žabalar─▒ toplumun b├╝t├╝n ├╝yelerini kal─▒pyarg─▒lara uygun
olarak geli┼čtirmeyi ama├žlar. ├ľrne─čin, o─član ├žocuklar etkin, yar─▒┼čmac─▒
ve ak─▒lc─▒, k─▒z ├žocuklar ise ba─č─▒ml─▒, duygusal ve edilgin olacak bi├žimde
yeti┼čtirilirler. Ayr─▒ca, Tresemer ve Pleck’in belirtti─či gibi, cinsler
aras─▒ndaki s─▒n─▒rlar bireylerin ├Ânceden belirlenmi┼č cinsiyet rollerinde
ilerleyebilece─či bi├žimde belirgin ve kat─▒ tutulmal─▒d─▒r, vb.

Cinsler aras─▒nda varolan farkl─▒l─▒klar─▒ saptamaya tarih boyunca
├žaba g├Âsterilmi┼čtir. Fiziksel ├Âzelliklerin farkl─▒l─▒─č─▒ konusunda a┼ča─č─▒
yukar─▒ bir uzla┼čma vard─▒r, oysa psikolojik niteliklerin saptanmas─▒nda
ayn─▒ a├ž─▒k-se├žiklik yoktur. Maccoby ve Jacklin cinslerin farkl─▒l─▒─č─▒
konusundaki y├╝zlerce ara┼čt─▒rman─▒n sonu├žlar─▒n─▒ ├Âzetleyerek, pek ├žok
farkl─▒l─▒─č─▒n ger├žeklikte temeli olmayan g├╝ncel k├╝lt├╝rel s├Âylenceler oldu─ču
sonucuna varm─▒┼člard─▒r. Maccoby ve Jacklin’e g├Âre yanl─▒┼č olan
s├Âylenceler ┼čunlard─▒r: K─▒zlar─▒n o─članlardan daha “toplumsal” oldu─ču;
k─▒zlar─▒n o─članlardan daha “telkin edilebilir” oldu─ču; k─▒zlar─▒n ba┼čar─▒
g├╝d├╝s├╝nden yoksun oldu─ču; k─▒zlar─▒n kat─▒l─▒mdan daha ├žok etkilendi─či;
o─članlar─▒n ├ževreye daha ├žok yan─▒t verdi─či; k─▒zlar─▒n ├Âzsayg─▒lar─▒n─▒n daha
d├╝┼č├╝k oldu─ču; k─▒zlar─▒n ezberden ├Â─črenmede ve tekrarl─▒ g├Ârevlerde,
o─članlar─▒n y├╝ksek bili┼čsel s├╝re├žler gerektiren g├Ârevlerde daha iyi oldu─ču;
o─članlar─▒n daha “├ž├Âz├╝mleyici” oldu─ču; k─▒zlar─▒n daha i┼čitsel,
o─članlar─▒n daha g├Ârsel oldu─ču… Maccoby ve Jacklin, bu alandaki ara┼čt─▒rma
bulgular─▒n─▒n ├žok kar─▒┼č─▒k, belirsiz ve yarg─▒ geli┼čtirmeye elveri┼čsiz
oldu─čunu da saptad─▒lar. Sonu├žta yaln─▒zca d├Ârt alanda belirtilmi┼č cinsiyet
farkl─▒l─▒klar─▒n─▒ kabul ettiler (Tablo 16). Ancak, daha sonra bu ├žal─▒┼čmaya
da y├Âneltilen ele┼čtirilerin ─▒┼č─▒─č─▒nda, bug├╝n, cinsler aras─▒ndaki
farkl─▒l─▒klar─▒n ├Ânceleri g├Âr├╝ld├╝─č├╝nden daha az, ama belki Maccoby ve
Jacklin’in belirtti─činden daha ├Âzl├╝ ve ├Ânemli oldu─ču kabul edilmektedir.

├ľte yandan, cinsel rol (sex role) ile cinsel kimlik (sex identity)
aras─▒ndaki ay─▒r─▒m da ├žok ├Ânemlidir. Cinsel (ya da cinse ba─čl─▒) kimlik, bir
cinsten ya da ├Âb├╝r├╝nden olman─▒n fark─▒nda olmaya, ├Âzbilincine dayan─▒r,
bir insan─▒n erkek ya da di┼či olmls─▒na ili┼čkin i├ž ya┼čant─▒d─▒r. Cinsel (ya da
cinse ba─čl─▒) rol, toplumun cinsler i├žin ├Ânceden belirledi─či davran─▒┼člar ve
rollerdir. Bir cinsel rol├╝n kazan─▒lmas─▒ s├╝reci bazen “cinsel tiple┼čme”
(sex typing) olarak adland─▒r─▒l─▒r. Bu kavramlar─▒ birbirinden her zaman kesin
bi├žimde ay─▒rmak olanakl─▒ de─čildir. Cinsel tiple┼čme bir cinsel kimli─čin
kurulmas─▒na tabi olabilir ya da cinsel kimlik k─▒smen cinsel rol
davran─▒┼člar─▒n─▒n kabul edilmesine dayanabilir. Ne olursa olsun, geli┼čim
kuramlar─▒ bazen biri ya da ├Âb├╝r├╝ ├╝zerinde odakla┼čt─▒─č─▒ i├žin, b├Âyle bir ay─▒r─▒m
yapmakta yarar vard─▒r (Liebert ve Wick-Nelson. 1981 ).

Tablo 16

Yerle┼čik Cins Farkl─▒l─▒klar─▒ Alanlar─▒ ve Ortaya ├ç─▒kt─▒─č─▒ Ya┼člar

Alanlar – Ya┼člar

K─▒zlar─▒n s├Âzel yetenekleri daha fazlad─▒r. – Olas─▒l─▒kla ya┼čam─▒n erken
y─▒llar─▒nda ├želi┼čen bu ├Âzellik. okul├Âncesi y─▒llarla ergenlik aras─▒nda
pek az belirgindir, yeti┼čkinli─če girildikten sonra gitgide g├╝├žlenmektedir.

O─članlar g├Ârsel-uzamsal yetenekte ├╝st├╝nd├╝rler. – Bu ├Âzellik ergenli─če
kadar olu┼čmaz ve yeti┼čkinlikte s├╝rer.

O─članlar matematiksel yetenekte ├╝st├╝nd├╝rler. – Bu ├Âzellik ergenli─čin
ilk y─▒llar─▒nda ba┼člar ve yeti┼čkinlikte geli┼čir.

O─članlar daha sald─▒rgand─▒r. – Bu ├Âzellik 2 ya┼člar─▒nda ba┼člar ve ├╝niversite
y─▒llar─▒nda s├╝rer. Yeti┼čkinler a├ž─▒s─▒ndan daha fazla bilgi yok.

Kaynak: Maccoby ve Jacklin, The Psychology of Sex Differences,
1974, aktaran Liebert ve Wicks-Nelson, 1981.

:::::::::::::::::

5. Cinse Ba─čl─▒ ├ľzelliklerin S├╝reklili─či

Ki┼čili─čin s├╝reklili─či tart─▒┼čmalar─▒nda g├Âr├╝ld├╝─č├╝ gibi, baz─▒ ara┼čt─▒rmalar,
erkeklerin ve kad─▒nlar─▒n ya┼čam s├╝resi boyunca kar┼č─▒t y├Ânlerde
ilerledikleri sonucuna varmaktad─▒rlar. David Gutmann, Neugarten’in
Kansas City ara┼čt─▒rmas─▒ndaki erkek denekler ile d├Ârt ayr─▒ k├╝lt├╝rdeki
erkekleri kar┼č─▒la┼čt─▒rarak bu sav─▒n do─črulu─čunu ara┼čt─▒rd─▒. Gutmann, bu
d├Ârt k├╝lt├╝rdeki 35-44 ya┼člar─▒ndaki erkeklerin i├ž enerjilerine ve yarat─▒c─▒
yeteneklerine g├╝vendiklerini ve bundan ho┼čland─▒klar─▒n─▒ buldu. Bu erkekler
yar─▒┼čmac─▒, sald─▒rgan ve ba─č─▒ms─▒z olmaya y├Âneliyorlard─▒. 45 ve
daha yukar─▒ ya┼čtaki erkekler ise daha edilgin ve kendine d├Ân├╝k olmaya
y├Âneliyorlard─▒, ba┼čkalar─▒n─▒ etkilemek i├žin yalvar─▒c─▒ ve uymac─▒
tekniklere ba┼čvuruyorlard─▒. Gutmann, etkin egemenlikten edilgin egemenli─če
do─čru ortaya ├ž─▒kan bu de─či┼čimin k├╝lt├╝rden ├žok ya┼ča ba─čl─▒ olabilece─či
sonucuna varmaktad─▒r. Gutmann, ├žok say─▒da k├╝lt├╝rde s├╝rd├╝rd├╝─č├╝
sonraki ara┼čt─▒rmas─▒nda ilk bulgular─▒n─▒n onayland─▒─č─▒n─▒ g├Ârd├╝. 55
ya┼č dolay─▒ndaki erkekler ├ževrelerinin istemleriyle ba┼ča ├ž─▒kmada etkin
teknikler yerine edilgin teknikler kullanmaya ba┼člamaktad─▒rlar. Kad─▒nlar
ise edilgin egemenlikten etkin egemenli─če do─čru kar┼č─▒t y├╝nde
ilerlemektedirler. Kad─▒nlar daha g├╝├žl├╝, ba┼čat ve ba─č─▒ms─▒z olmaya
y├Ânelmektedirler. Gutmann, “Ger├žekte ‘eril’ ve ‘di┼čil’ ├Âzellikler sadece
cinsiyetle de─čil, ya┼čam d├Ânemiyle de payla┼čt─▒r─▒lmaktad─▒r. Erkekler sonsuza
dek ‘eril’ de─čildir; erkekler s├Âzde ‘di┼čil’ ├Âr├╝nt├╝den ├Ânce ‘eril’ ├Âzellikler
g├Âsteren bir cins olarak tan─▒mlanabilir. Bunun tersi de kad─▒nlar i├žin
ge├žerlidir” sonucuna varmaktad─▒r. Bu cinsiyet farkl─▒l─▒klar─▒n─▒ a├ž─▒klama
giri┼čiminde Gutmann, anababa olma zorunluluklar─▒n─▒n cinsleri gen├ž
yeti┼čkinlikte farkl─▒ gereklerle kar┼č─▒ kar┼č─▒ya b─▒rakt─▒─č─▒na inanmaktad─▒r.
E─čer kad─▒nlar (i┼č b├Âl├╝m├╝ndeki geleneksel ├Âr├╝nt├╝ye g├Âre) ├žocuklar─▒n─▒n
ilk bak─▒c─▒lar─▒ olarak ba┼čar─▒l─▒ olmak istiyorlarsa, ki┼čiliklerindeki sald─▒rgan
├Âgeleri bast─▒rma gere─čini duymaktad─▒rlar. E─čer erkekler de ekonomik
gelir sa─člayan ki┼či olarak geleneksel rollerinde ba┼čar─▒l─▒ olmak istiyorlarsa,
ki┼čiliklerinin sald─▒rgan y├Ânlerini bast─▒rma gere─čini duymaktad─▒rlar.
Ama ├žocuklar─▒ b├╝y├╝d├╝─č├╝nde ve kendileri yeti┼čkinlikte ilerlediklerinde
her iki anababa da ki┼čiliklerinin t├╝m gizilg├╝c├╝n├╝ ortaya
koyma f─▒rsat─▒n─▒ bulmaktad─▒r. Erkek, ├Ânceleri ekonomik yar─▒┼čma yarar─▒na
bast─▒rd─▒─č─▒ “di┼čilli─či”, kad─▒n ├žocuklar─▒na duygusal g├╝venlik sa─člama
u─čruna bast─▒rd─▒─č─▒ “erilli─či” tekrar ele ge├žirebilir.

S. S. Feldman ve S. C. Nash, kendi ara┼čt─▒rmalar─▒nda Gutmann’─▒n
kuram─▒n─▒ destekleyen ya da yanl─▒┼člayan bulgular elde ettiler. Gutmann’─▒n
bekledi─či gibi, b├╝y├╝kbabalar bebeklere kar┼č─▒ erkeklerin ya┼čamlar─▒n─▒n
hi├žbir d├Âneminde duymad─▒klar─▒ b├╝y├╝k bir sorumluluk duyuyorlard─▒.
Fakat Gutmann’─▒n beklentisinin tersine, erkeklerin erillik puanlar─▒
ya┼čam─▒n ileri evrelerinde anlaml─▒ bir de─či┼čim g├Âstermiyordu. Erkeklerin
ileri y─▒llarda tipik “di┼čil” ├Âzellikler g├Âsterme olas─▒l─▒─č─▒ artmakla
birlikte, bunu yerle┼čik erilliklerinin gerilemesi pahas─▒na yapm─▒yorlard─▒.
Ayn─▒ ┼čekilde, kad─▒nlar da di┼čilliklerinde bir d├╝┼č├╝┼č olmaks─▒z─▒n
erillik puanlar─▒nda y├╝kselme g├Âsteriyorlard─▒.

Erkeklerin ve kad─▒nlar─▒n birbirine kar┼č─▒t ki┼čilik ve davran─▒┼č ├Âzellikleri
oldu─ču g├Âr├╝┼č├╝n├╝n kar┼č─▒s─▒na, bug├╝n tek bir ki┼čide her iki cinsin
├Âzelliklerinin birle┼čti─čini savunan androjenlik kavram─▒ ├ž─▒kart─▒lmaktad─▒r.
Bireylerin cinse ba─čl─▒ tutum ve davran─▒┼člarda farkl─▒la┼čmas─▒ cinse
ba─čl─▒ rollerin s├╝rekli ├žizgisi ├╝zerinde olmaktad─▒r. “Androjen” bireyler,
ki┼čiliklerini ve davran─▒┼člar─▒n─▒ erillik ve di┼čilikle ilgili k├╝lt├╝rel
kal─▒pyarg─▒larla s─▒n─▒rlamazlar. S. L. Ben, ├╝niversite ├Â─črencileri ├╝zerinde
yapt─▒─č─▒ bir ara┼čt─▒rmada, erkek ve kad─▒nlar─▒n % 35’inin, kendi ki┼čiliklerinde
hem eril hem di┼čil ├Âzellikleri toplad─▒─č─▒n─▒ buldu. Bu insanlar, gerekti─činde
ba─č─▒ms─▒z ve kendini kabul ettiren, gerekti─činde de s─▒cak ve sorumlu
ki┼čiler olabilmektedir. Bireylerin kendi cinsinin ve kar┼č─▒ cinsin
rollerine sahip olmas─▒n─▒n ya┼čam─▒n ├Âzel durumlar─▒na g├Âre dalgalanma
g├Âsterece─či de savunulmaktad─▒r. Cinslerden birinin egemenli─čine ba─čl─▒
toplumsal d├╝zenlemelerin cinse g├Âre tiple┼čmi┼č davran─▒┼člar─▒ ├Âne ├ž─▒karaca─č─▒,
e┼čitlik├ži d├╝zenlemelerde ise “androjen” davran─▒┼člar─▒n artaca─č─▒
s├Âylenebilir (Vander Zanden, 1981).

:::::::::::::::::

─░─░. ORTA YILLARDA B─░REYSEL GEL─░┼×─░M

Bireysel a├ž─▒dan orta y─▒llar geli┼čimde ini┼če ge├ži┼čin belirtilerini
ta┼č─▒yan y─▒llard─▒r. Derinin k─▒r─▒┼čmaya, sa├žlar─▒n akla┼čmaya, cinsel g├╝c├╝n
azalmaya ba┼člad─▒─č─▒, i├ž organlar─▒n ├žal─▒┼čmas─▒nda aksaman─▒n g├Âr├╝ld├╝─č├╝,
damar sertli─či ve buna ba─čl─▒ y├╝ksek tansiyon ve kalp hastal─▒klar─▒n─▒n
ki┼čiyi her an alt edebildi─či, kilo alman─▒n s├╝reklilik kazand─▒─č─▒ bir d├Ânem
s├Âz konusudur. Ergenlikteki ileriye do─čru fiziksel ve cinsel de─či┼čimlerin
yerini burada gerileyen fiziksel ve cinsel de─či┼čimler al─▒r. Bireysel
g├╝├žlerin ini┼če ge├žti─či bu d├Ânem, ayn─▒ zamanda ya┼čama bir “yeniden
de─čerlendirme” a├ž─▒s─▒ndan bakma gereksinmesinin duyuldu─ču
d├Ânemdir. ─░┼čte ve meslekte en y├╝ksek noktaya ├ž─▒k─▒lm─▒┼č olmas─▒na kar┼č─▒n,
birey bundan b├Âyle ya┼čam─▒n─▒ ayn─▒ bi├žimde s├╝rd├╝r├╝p s├╝rd├╝remeyece─čini
sorma noktas─▒ndad─▒r. Ancak bu d├Ânemi bir “bunal─▒m” d├Ânemi olarak g├Ârmek
de do─čru de─čildir.

:::::::::::::::::

1. Bedensel de─či┼čimler

Gen├ž yeti┼čkinlikte d─▒┼č g├Âr├╝n├╝mde ├žok az bir de─či┼čme varken,
orta ya┼čl─▒l─▒kta d─▒┼č g├Âr├╝n├╝m’de belirgin ve dramatik de─či┼čimler s├Âz
konusudur. Kilo alma e─čilimi g├╝├žlenmi┼čtir. Psikiyatrist Robert N. Butler
(1977) orta y─▒llar─▒ ikinci bir “oral ba─č─▒ml─▒l─▒k” d├Ânemi olarak
nitelemektedir. ─░nsanlar bu d├Ânemde yeme─če d├╝┼čk├╝nd├╝rler, ┼či┼čmanlad─▒klar─▒n─▒
ve hatta sa─čl─▒klar─▒n─▒ yitirdiklerini g├Ârseler bile yemekten kendilerini
al─▒koymazlar. Ergenlikte ya─člar bedenin t├╝m a─č─▒rl─▒─č─▒n─▒n % 10’u kadarken,
bu oran orta y─▒llarda % 20’ye ├ž─▒kmaktad─▒r. ├ťstelik ya─članmada
g├Â─č├╝s ve omuzlar daral─▒p k├╝├ž├╝lm├╝┼č gibi g├Âr├╝n├╝r. Ayr─▒ca bedenin
genel duru┼č bi├žimi de de─či┼čmi┼č, hareketler yava┼člam─▒┼čt─▒r. ├ľzellikle
erkeklerde sa├žlar─▒n de─či┼čimi orta ya┼člarda belirgindir.

Duyu i┼člevleri i├žinde g├Ârme ya┼ča ba─čl─▒ de─či┼čimleri en ├žok belli
eden aland─▒r. 40 ya┼č dolaylar─▒nda yeti┼čkinler g├Ârmede aniden ortaya
├ž─▒kan de─či┼čimlerin (G├Âz bebe─činin k├╝├ž├╝lmesi, ─▒┼č─▒─ča uyum, g├Âz merce─či
uyumu, vb.) fark─▒na var─▒rlar. 65 ya┼č─▒ndan ├Ânce yeti┼čkinlerin yakla┼č─▒k
yar─▒s─▒ g├Âzl├╝k kullanmak zorunda kal─▒r, 65’ten sonra on yeti┼čkinden
dokuzu g├Âzl├╝k takar.

─░┼čitme alan─▒nda 25 ya┼č─▒ndan ├Ânce azalma ├žok enderdir (y├╝z ki┼čiden
birinde), 45 ya┼č─▒ndan sonra bu oran y├╝kselmeye ba┼člar. ─░┼čitme
yitiminin ├žo─ču y├╝ksek ses frekans─▒nda olur. Erkekler d├╝┼č├╝k frekans─▒
kad─▒nlardan, kad─▒nlar da y├╝ksek frekans─▒ erkeklerden daha iyi duyarlar.
Elli ya┼č─▒ndan sonraki i┼čitme yitimi erkeklerde kad─▒nlardakinden
daha fazlad─▒r.

Tat duyusundaki azalma ├Âzellikle 50 ya┼č─▒ndan sonra belirginle┼čir.
├ľnce yanaklardaki, sonra dil k├Âk├╝ndeki tat duyusu al─▒c─▒lar─▒ azalmaya
ba┼člar. Tatl─▒lara kar┼č─▒ duyarl─▒l─▒k ya┼čl─▒l─▒kta gen├ž yeti┼čkinli─če oranla ├╝├ž
kez daha azd─▒r. 40 ya┼č─▒ndan sonra koku duyarl─▒l─▒─č─▒ da ├Ânemli ├Âl├ž├╝de
azalmaktad─▒r. 60 ya┼č─▒ndaki ki┼činin kokular─▒ ay─▒rt etme yetene─či 20
ya┼č─▒ndakinden % 50 daha azd─▒r. Ac─▒ duyarl─▒l─▒─č─▒ ise yakla┼č─▒k 45 ya┼člar─▒nda
artmakta ve art─▒┼č─▒n─▒ 60 ya┼č─▒n ├Âtesine kadar s├╝rd├╝rmektedir.

Hareket alan─▒nda yeti┼čkinlik y─▒llar─▒nda ├Ânemli bir azalma vard─▒r.
Olgunluk ve ya┼čl─▒l─▒k y─▒llar─▒ndaki i┼č ve ba┼čar─▒ya ili┼čkin ara┼čt─▒rmalar,
ya┼čl─▒l─▒k de─či┼čimlerinin olumsuz ve gerileyici oldu─čunu belirterek, b├╝t├╝n
davran─▒┼čsal i┼člevlerdeki ya┼čl─▒l─▒k belirtilerini vurgulamaktad─▒r. Welford’un
s├Âz├╝n├╝ etti─či de─či┼čimler ┼čunlard─▒r: a) Tepki zaman─▒nda art─▒┼č.
Tepki zaman─▒ bir bireyin bir duyu uyar─▒s─▒n─▒ al─▒┼č─▒ ile yan─▒t veri┼či aras─▒ndaki
s├╝redir. Ayr─▒ca bir i┼či yapma s├╝resinde de ya┼čla art─▒┼č vard─▒r. b)
Bir i┼či ba┼čarma de─či┼čkenli─činde ya┼čla art─▒┼č. c) Daha karma┼č─▒k i┼člerin
yap─▒lmas─▒nda ya┼čla ortaya ├ž─▒kan ├Ânemli ba┼čar─▒ d├╝┼č├╝┼č├╝. Beynin bilgi biriktirme
ve iletme kapasitesinde ya┼članmaya ba─čl─▒ bir azalma vard─▒r.
Sonu├ž olarak ya┼čl─▒ ki┼čiler gen├žler kadar h─▒zl─▒ tepki veremezler. Orta
ya┼člar─▒n sonlar─▒na do─čru ├žabuk yap─▒lmas─▒ gereken i┼člerde h─▒z azalmas─▒
artar. ├ľrne─čin, baz─▒ yeti┼čkinler bir dizi uzun ve karma┼č─▒k hareketi
gerektiren m├╝zik aleti ├žalmada g├╝├žl├╝k duymaktad─▒rlar. Ancak, hareket
becerilerindeki d├╝┼č├╝┼č a├ž─▒k olmakla birlikte, bu d├╝┼č├╝┼č├╝n meslek ba┼čar─▒s─▒nda
da d├╝┼č├╝┼če yol a├žaca─č─▒ konusunda kesinlik yoktur. Ba┼čka bir
deyi┼čle, ya┼čl─▒ ki┼čilerin birikmi┼č deneyim ve bilgileri hareketteki
yava┼člamay─▒ ├Âd├╝nleyici niteliktedir.

Beden sa─čl─▒y─▒ orta ya┼člar─▒n ├Ânemli bir sorunu olarak ortaya ├ž─▒kar.
McCammon’un belirtti─či gibi, insanlar yeti┼čkinlik y─▒llar─▒nda daha fazla
kronik ve daha az akut hastal─▒k ya┼čamaya e─čilim g├Âsterirler. Akut
hastal─▒klar k─▒sa s├╝reli ve tedavi edilebilir hastal─▒klard─▒r, buna kar┼č─▒l─▒k
kronik hastal─▒klar (mafsal iltihab─▒ ve ┼čeker hastal─▒─č─▒ gibi) uzun s├╝reli
ve tedavi edilemez hastal─▒klard─▒r.

Baz─▒ kronik hastal─▒klar orta yeti┼čkinlik y─▒llar─▒nda ortaya ├ž─▒kmaya
ba┼člar. 50-60 ya┼člar─▒ aras─▒nda -├Âzellikle erkeklerde- ┼čeker hastal─▒─č─▒
(diabete) son derece artar, 40 ya┼člar─▒ndan hemen sonra mafsal iltihab─▒
(arthirit) daha s─▒k g├Âr├╝lmeye ba┼člar. Kalp ve dola┼č─▒m sistemiyle ilgili
dola┼č─▒m sorunlar─▒ da orta ya┼člarda artar. Damar sertli─či (arteriosclerosis)
atardamar duvarlar─▒nda kolesterol gibi maddelerin birikmesiyle
ortaya ├ž─▒kar. B├╝y├╝k olas─▒l─▒kla ├žocukluk gibi erken d├Ânemlerde ba┼člayan
bu s├╝re├ž yeti┼čkinlik boyunca s├╝rer ve atardamar duvarlar─▒n─▒n esnekli─čini
giderek s─▒n─▒rlar. Damar duvar─▒nda biriken maddeler sert plakalara
d├Ân├╝┼čebilir ve hatta damar─▒n y─▒rt─▒lmas─▒na yol a├žabilir. Genellikle
i├ž ├žeperi bozulmu┼č olan damarlarda kan p─▒ht─▒lar─▒ toplan─▒r (tromboz)
ve t─▒kanmalara neden olabilir; bu durum kol ve bacaklarda olursa
gangrenle, beyinde olursa fel├žle sonu├žlanabilir. Gen├ž yeti┼čkinlikle orta
ya┼člar aras─▒nda kalp atardamarlar─▒n─▒n (koroner arterleri) yakla┼č─▒k %
25’i bu nedenle g├Ârevini iyi yapamaz ve koroner kalp hastal─▒klar─▒ ortaya
├ž─▒kar. Bu hastal─▒klar bazen sigaraya, kolesterol d├╝zeyine, y├╝ksek
kan bas─▒nc─▒na ve ki┼čilik ├Âzelliklerine de ba─čl─▒ olabilir. Y├╝ksek tansiyon
(y├╝ksek kan bas─▒nc─▒) Birle┼čik Devletler’de her y─▒l yakla┼č─▒k altm─▒┼č bin
erkek ve kad─▒n─▒n ├Âl├╝m├╝nde do─črudan etkili olmaktad─▒r, bu insanlar─▒n
├žo─ču k─▒rk ya┼člar─▒ndad─▒r. Y├╝ksek tansiyon f─▒ziksel ve duygusal etkenlerin
etkile┼čimine ba─čl─▒ bir hastal─▒kt─▒r. Atardamar duvarlar─▒nda madde
birikimi fiziksel bir etkendir, bireyin streslere tepki g├Âstermesi de
duygusal bir etkendir. S├╝rekli gerginlik ve stres bazen kan bas─▒nc─▒ d├╝zeyinin
artmas─▒na neden olabilir. Kan bas─▒nc─▒ d├╝zeyinin ya┼čla artmas─▒
y├Ân├╝nde bir e─čilim de vard─▒r. Baz─▒ ki┼čiler stresle ba┼ča├ž─▒kmada gen├žlik
y─▒llar─▒nda sa─čl─▒kl─▒ teknikler geli┼čtirirler, bu ├Âzellik onlara yeti┼čkinlikte
de yard─▒mc─▒ olur.

:::::::::::::::::

2. Zihinsel de─či┼čimler

Yeti┼čkinlikte zekan─▒n azald─▒─č─▒ ya da yeti┼čkinlerin yeni ┼čeyler
├Â─črenemeyecekleri t├╝r├╝nden s├Âylenceler, insanlar─▒n yeti┼čkinlikteki zihinsel
de─či┼čimleri do─čru bir bi├žimde de─čerlendirmesini engellemektedir.
Zekan─▒n ve bili┼čsel yeteneklerin yeti┼čkinlik boyunca de─či┼čmez
kald─▒─č─▒ ger├že─či daha ├Ânce belirtilmi┼čti. Ger├žekte, ak─▒ly├╝r├╝tme ve s├Âzel
beceriler yeti┼čkinlikte geli┼čebilmektedir. Orta ya┼čl─▒ bireylerin d├╝┼č├╝nme
yetenekleri b├╝y├╝k olas─▒l─▒kla gen├ž yeti┼čkinliktekinden daha iyi olmaktad─▒r.
Ayr─▒ca, yarat─▒c─▒l─▒k da orta yeti┼čkinlik y─▒llar─▒nda belirgin bir
azalma g├Âstermemektedir. Yarat─▒c─▒ ki┼čilerin toplam ├╝r├╝nlerinin incelenmesi,
bu insanlar─▒n ba┼čar─▒n─▒n doru─čuna orta ya┼člarda, bazen de ileri
yeti┼čkinlikte ula┼čt─▒klar─▒n─▒ g├Âstermektedir. Bilim adamlar─▒ i├žin yakla┼č─▒k
40-60 ya┼člar─▒ aras─▒ bilimsel ├╝retimin olduk├ža s├╝rekli bir ak─▒┼č g├Âsterdi─či
d├Ânemdir, g├Âreli bir azalma ancak 60-70 ya┼člar─▒ aras─▒nda ortaya
├ž─▒kmaktad─▒r. Bilim adamlar─▒ i├žin 20-29 ya┼člar─▒ aras─▒n─▒n en az ├╝r├╝n verdikleri
d├Ânem oldu─ču da belirtilmektedir. Sadece sanat├ž─▒lar─▒n 60-70
ya┼člar─▒ aras─▒nda 20-29 ya┼člar─▒ aras─▒ndakinden daha az ├╝r├╝n verdikleri
bulunmu┼čtur. ─░nsan bilimlerinde yarat─▒c─▒l─▒k yakla┼č─▒k 30-70 ya┼člar─▒
aras─▒nda s├╝rekli geli┼čme g├Âstermektedir. Orta ya┼člarda doruk noktas─▒na
ula┼čan yarat─▒c─▒ ki┼čiler baz─▒ yarat─▒c─▒ etkinliklerini ileri yeti┼čkinlik
y─▒llar─▒na kadar s├╝rd├╝rebilirler. ├ç├╝nk├╝ doruk noktas─▒na ula┼čmak bundan
sonra b├╝t├╝n i┼člerin duraca─č─▒ anlam─▒na gelmez. Ayr─▒ca, azalma ya
da d├╝┼č├╝┼č mutlaka yeteneklerde de─či┼čme oldu─čunu da g├Âstermez. Kimmel’e
g├Âre, d├╝┼čme belki de zihinsel de─či┼čimlerden ├žok bili┼čsel olmayan
etkenlerin sonucudur. Nitekim, bilim adamlar─▒ -b├╝y├╝k yarat─▒c─▒ ├žal─▒┼čman─▒n
ard─▒ndan- birtak─▒m sorumluluklar ├╝stlenerek (y├Âneticilik, vb.)
yarat─▒c─▒ ├╝retime daha az zaman ve enerji ay─▒rmak durumunda kalmaktad─▒rlar.

A┼ča─č─▒ yukar─▒ her yeti┼čkin yeterli zaman verildi─činde her t├╝rl├╝ konuyu
├Â─črenmeye ve beceriyi edinmeye yeteneklidir. Yeti┼čkinlikte bireysel
farkl─▒l─▒klar ├Ânemli ├Âl├ž├╝de artmakla birlikte, kendilerine g├╝venlerinin
azalmamas─▒ ko┼čuluyla, yeti┼čkinler hala yeni ┼čeyler ├Â─črenebilirler.
Kendine g├╝ven ├Âzellikle ├Ânemlidir; ├ž├╝nk├╝ baz─▒ yeti┼čkinler, ├Â─črenim
ya┼čamlar─▒n─▒n s─▒n─▒rl─▒l─▒─č─▒n─▒ a┼č─▒r─▒ vurgulayarak ├Â─črenme yeteneklerini
oldu─čundan daha az g├Ârme e─čilimindedirler. Pratik yolla ve ├Âzel
deneyimle elde ettikleri bilgileri de k├╝├ž├╝mserler. Oysa yeti┼čkinler ya┼čamlar─▒
boyunca i┼č, aile ve toplum ya┼čamlar─▒nda -informel olarak-
pek ├žok ┼čey ├Â─črenirler. Bir├žok yeti┼čkin kendi y├Ânetti─či ├Â─črenme
etkinliklerine girer. Yeti┼čkinler genellikle ├Â─črendiklerini kullanmak da
isterler. Knox’a g├Âre, yeti┼čkinlikteki ├Â─črenmeyi etkileyen belliba┼čl─▒
etkenler ┼čunlard─▒r: a) Ko┼čullar. Fizyolojik ko┼čullar ve fiziksel sa─čl─▒k
├Â─črenmeyi ├že┼čitli y├Ânlerden etkileyebilir. Duyusal k─▒s─▒tlanmalar (g├Ârmenin,
i┼čitmenin azalmas─▒ gibi) duyusal girdileri s─▒n─▒rlayabilir. Sa─čl─▒─č─▒n
bozulmas─▒ dikkatin d─▒┼č olaylara y├Âneltilmesini ├Ânleyebilir. b) Uyum.
├ľ─črenme durumunda ki┼čisel ya da toplumsal bir uyumsuzluk oldu─čunda
bireyin ├Â─črenmeyi de─čerlendirmesi ya da kolayla┼čt─▒rmas─▒ daha
az olanakl─▒d─▒r. Toplumsal uyumsuzluk genellikle ├Â─črenen ki┼činin savunma
ve anksiyetesiyle ilgilidir ve ki┼činin g├╝d├╝lenme ve canl─▒l─▒k d├╝zeyiyle
kar─▒┼čt─▒r─▒lmamal─▒d─▒r. Ki┼či bir durumla u─čra┼čabilece─čine inan─▒rsa
ona meydan okuyabilir, e─čer inanmazsa durumu tehdit edici olarak
alg─▒layabilir. Daha ├Ânce pek ├žok ba┼čar─▒s─▒ olan bir ki┼či ba┼čar─▒s─▒zl─▒─č─▒ ├žok
rahat g├Â─č├╝sleyebilir. Yeni e─čitim deneyimlerinde destek ve yard─▒m yeti┼čkinler
i├žin ├žok ├Ânemlidir. c) Uygunluk. ─░┼č anlaml─▒ ise ve ├Â─črenme
yarar sa─člayacaksa yeti┼čkinin ├Â─črenme etkinli─čindeki g├╝d├╝s├╝ ve i┼čbirli─či
de artar. Belirgin ve se├žilmi┼č ├Â─črenme g├Ârevleri ve anla┼č─▒l─▒r y├Ântemler
s├Âz konusu oldu─čunda yeti┼čkin daha etkin bir ilgi ve kat─▒l─▒m
g├Âstermektedir. d) H─▒z. ├ľzellikle ya┼čl─▒ yeti┼čkinler i├žin zaman s─▒n─▒rlamalar─▒
ve bask─▒lar ├Â─črenme ba┼čar─▒s─▒n─▒ azaltmaktad─▒r. Yeti┼čkin kendi
ritmine b─▒rak─▒l─▒rsa ├Â─črenme ba┼čar─▒s─▒ daha y├╝ksek olur. e) Stat├╝.
Sosyoekonomik durumlar, ├Â─črenme yetene─čini etkileyebilecek de─čerler,
istemler, bask─▒lar ve kaynaklarla yak─▒ndan ili┼čkilidir. Resmi ├Â─črenim
d├╝zeyi yeti┼čkinin ├Â─črenmesiyle yak─▒ndan ba─člant─▒l─▒ bir stat├╝ belirtisi
olmaktad─▒r. Stat├╝n├╝n ├Â─črenmeye etkisi ├Â─črenme etkinli─činin t├╝r├╝ne
ba─čl─▒d─▒r. ├ľrne─čin, ├Âl├žme sisteminin ├Â─črenilmesinde s├Âzel ileti┼čim mavi
yakal─▒ yeti┼čkinler i├žin daha etkili olurken, beyaz yakal─▒ yeti┼čkinler
soyut kavramlar─▒ yaz─▒l─▒ ileti┼čimle daha kolay ├Â─črenmektedirler. f)
G├Âr├╝n├╝┼č. Ki┼čisel g├Âr├╝n├╝┼č ve ki┼čilik ├Âzellikleri (a├ž─▒k g├Âr├╝┼čl├╝l├╝k ya da
savunmac─▒l─▒k gibi), yeti┼čkinin ├Âzel ├Â─črenim t├╝rleriyle u─čra┼čma yollar─▒n─▒
etkileyebilmektedir (Schiamberg ve Smith, 1982).

─░lerde ya┼čl─▒l─▒k b├Âl├╝m├╝nde de tart─▒┼č─▒laca─č─▒ gibi, zekan─▒n yeti┼čkinlikteki
durumu (artma, azalma, de─či┼čmeme) her zaman merak konusu
olmu┼čtur. Bir yanda, yeti┼čkinlik boyunca zekada d├╝┼č├╝┼č├╝n ka├ž─▒n─▒lmaz
oldu─čunu, bilgi ve deneyim art─▒┼č─▒ gizlese bile ├Â─črenme g├╝c├╝nde ya┼čla
birlikte yads─▒namaz bir azal─▒┼č─▒n ortaya ├ž─▒kt─▒─č─▒n─▒ ileri s├╝renler vard─▒r.
├ľb├╝r yanda, zekan─▒n ya┼čam boyunca esnekli─čini korudu─čunu, sa─čl─▒k,
e─čitim, ya┼čam deneyimleri gibi etkenlerle yo─čuruldu─čunu, dolay─▒s─▒yla
azalabilece─čini de, artabilece─čini de d├╝┼č├╝nenler bulunmaktad─▒r. Bu
g├Âr├╝┼člerden hangisi do─črudur ya da bunlar─▒ uzla┼čt─▒rman─▒n yolu var m─▒d─▒r?

Yirminci y├╝zy─▒l boyunca psikologlar zekan─▒n ergenlikte tepe
noktas─▒na ula┼čt─▒─č─▒na, sonra yeti┼čkinlik boyunca derece derece azald─▒─č─▒na
inanm─▒┼člard─▒r. 1950’lerin ortalar─▒nda ilk kez bu say─▒lt─▒dan ku┼čku
duyulmaya ba┼članm─▒┼čt─▒r. ├ľzellikle boylamsal ara┼čt─▒rmalar zekan─▒n yeti┼čkinlik
s├╝resince de geli┼čebildi─čini g├Âstermi┼čtir. Ku┼čak ya da b├Âl├╝k
fark─▒l─▒klar─▒n─▒n bozucu etkilerini ilk kez farkedenlerden biri K. Warner
Schaie’dir. Schaie ayn─▒ denekleri 1963’de, 1970’de, 1977’de yeniden
test edince sorunun kesitsel ara┼čt─▒rma yakla┼č─▒m─▒ndan kaynakland─▒─č─▒n─▒
ortaya ├ž─▒karm─▒┼čt─▒r. Ancak boylamsal y├Ântemin de bu haliyle birtak─▒m
sak─▒ncalar i├žerdi─či g├Âr├╝lm├╝┼čt├╝r. Bunlardan biri, hep ayn─▒ testi bir├žok
kez alman─▒n ki┼činin ba┼čar─▒s─▒n─▒ y├╝kseltebilece─či ger├že─čidir. Schaie bu
sak─▒ncay─▒ a┼čabilmek i├žin daha ├Ânce s├Âz├╝n├╝ etti─čimiz “s─▒rasal d├╝zen”
yakla┼č─▒m─▒n─▒ geli┼čtirmi┼čtir. Kesitsel ve boylamsal verilerin birlikte
kullan─▒lmas─▒ ku┼čak farkl─▒l─▒klar─▒ engelini a┼čmay─▒ sa─člamaktad─▒r.

Konuyla ilgili b├╝t├╝n ara┼čt─▒rmalar bize yeti┼čkinlikteki bili┼čsel geli┼čim
i├žin iki genel sonu├ž vermektedir:

– De─či┼čik ya┼člardaki yeti┼čkinleri kar┼č─▒la┼čt─▒ran kesitsel ara┼čt─▒rmalar
zihinsel yeteneklerde derece derece ortaya ├ž─▒kan bir d├╝┼č├╝┼č g├Âsterdi─či
halde boylamsal ara┼čt─▒rmalar ilk yeti┼čkinlik ve genellikle orta
ya┼člarda pek ├žok yetenekte bir art─▒┼č g├Âstermektedir.

– Ku┼čak farkl─▒l─▒klar─▒ test sonu├žlar─▒n─▒ yakla┼č─▒k 60 ya┼č─▒na kadar
ya┼č farkl─▒l─▒klar─▒ndan daha g├╝├žl├╝ bi├žimde etkilemektedir.

John Horn, Cattell’in daha ├Ânce s├Âz├╝n├╝ etti─čimiz iki t├╝r zeka anlay─▒┼č─▒n─▒
yeniden ele alm─▒┼čt─▒r. Ak─▒c─▒ zeka her y├Âne do─čru hareket edebilir.
K─▒sa s├╝reli bellek, soyut d├╝┼č├╝nce, i┼člem h─▒z─▒ gibi temel zihinsel yetenekleri
i├žeren bu zeka t├╝r├╝nde ki┼či s├Âzc├╝k, say─▒, bilmece gibi konularda
h─▒zl─▒ ve yarat─▒c─▒d─▒r. Birikimli zeka daha sa─člamd─▒r; e─čitimle ve
deneyimle gelen olgu, bilgi, ├Â─črenme stratejisi birikimiyle olu┼čmu┼čtur.
Uzun s├╝reli bellek, s├Âzc├╝k da─čarc─▒─č─▒ geni┼čli─či bu zeka t├╝r├╝n├╝n
├Âzellikleridir. Ak─▒c─▒ zekan─▒n temelde genetik; birikimli zekan─▒n ise temelde
├Â─črenilmi┼č oldu─ču kabul edilmi┼čtir ├Ânceleri. Ancak John Horn bug├╝n
bu do─ča-kazan─▒m ay─▒r─▒m─▒n─▒n ge├žersiz oldu─čunu d├╝┼č├╝nmektedir.
├ç├╝nk├╝ birikimli zekan─▒n kazan─▒lmas─▒ k─▒smen ak─▒c─▒ zekan─▒n niteli─činden
etkilenmektedir. ├ľrne─čin, bir ki┼činin s├Âzc├╝k da─čarc─▒─č─▒n─▒n g├╝c├╝,
k─▒smen okuma h─▒z─▒n─▒n ve s├Âzc├╝kler aras─▒nda mant─▒ksal ├ža─čr─▒┼č─▒mlar
kurma yetene─činin sonucudur; bu ikisi de ak─▒c─▒ zekayla ilgilidir. Horn
yeti┼čkinlikte ak─▒c─▒ zekan─▒n ├Ânemli ├Âl├ž├╝de azald─▒─č─▒na inanmaktad─▒r. Bu
d├╝┼č├╝┼č birikimli zekadaki art─▒┼čla ge├žici olarak gizlenmektedir.

D├╝┼č├╝nme h─▒z─▒ ak─▒c─▒ zekan─▒n ├Ânemli bir ├Âgesidir. Standart zeka
testlerinin ├žo─čunun tepki h─▒z─▒na ├Ânem verdi─či de bilinmektedir.
Yeti┼čkin geli┼čimi uzmanlar─▒ zeka testlerinin bu y├Ân├╝n├╝ hak├ža
bulmamaktad─▒rlar. Yeti┼čkinler hemen her ┼čeyde gen├žlerden daha yava┼čt─▒rlar.
20 ya┼č ile 60 ya┼č aras─▒nda tepki zaman─▒nda ortalama % 20’lik bir yava┼člama
s├Âz konusudur. Karma┼č─▒k etkinliklerde bu yava┼člama daha da
fazlad─▒r. ├ľrne─čin elyaz─▒s─▒ 60 ya┼č─▒nda 30 ya┼č─▒ndakinin iki kat─▒ zaman
almaktad─▒r. Ancak d├╝┼č├╝nme h─▒z─▒n─▒ d├╝┼č├╝nme kalitesi ile kar─▒┼čt─▒rmamak
gerekmektedir. Hatta yava┼č d├╝┼č├╝nmenin daha derin ve daha iyi bir d├╝┼č├╝nme
oldu─čunu ileri s├╝renler vard─▒r. Buna kar┼č─▒l─▒k, yava┼č d├╝┼č├╝nmenin
etkisiz bir d├╝┼č├╝nme oldu─čunu ileri s├╝renler de vard─▒r. Sonu├žta, zihinsel
s├╝re├žlerin yava┼čl─▒─č─▒n─▒n d├╝┼č├╝nmenin kalitesini nas─▒l etkiledi─či
konusunda g├Âr├╝┼č birli─čine var─▒labilmi┼č de─čildir. Ancak, geli┼čim
psikologlar─▒n─▒n ├žo─ču Schaie’nin hedefe Horn’dan daha fazla ula┼čt─▒─č─▒n─▒
d├╝┼č├╝nmektedir. Yeti┼čkin zekas─▒nda en az─▒ndan orta y─▒llarda ─▒l─▒ml─▒ bir
art─▒┼č norm olabilir g├Âr├╝nmektedir.

Bug├╝n bir├žok ara┼čt─▒rmac─▒ zeka diye bir b├╝t├╝n├╝n varl─▒─č─▒ndan ├žok,
bir├žok de─či┼čik zekalar─▒n var oldu─čunu kabul etmektedir. Her zihinsel
yetenek, e─čitim, deneyim gibi de─či┼čkenlere ba─čl─▒ olarak, ya┼čla birlikte
artabilir, azalabilir, sabit kalabilir. Yeti┼čkinin zihinsel yeterli─či
├žok-boyutlu ve ├žok-y├Ânl├╝d├╝r. ─░nsanlar ya┼čland─▒k├ža geli┼čtirmeyi se├žtikleri
zeka t├╝rlerinde ya da becerilerde daha uzmanla┼č─▒rlar; kullan─▒lmayan
yeteneklerde de d├╝┼č├╝┼č g├Âr├╝l├╝r. (K. S. Berger, 1988)

:::::::::::::::::

3. Cinsel De─či┼čimler

Orta yeti┼čkinlik y─▒llar─▒nda hem erkeklerde hem de kad─▒nlarda birtak─▒m
cinsel de─či┼čimler olmaktad─▒r; bu de─či┼čimler kimi yazarlarca “ya┼čam
de─či┼čimi” kavram─▒yla dile getirilmektedir. Ya┼čam de─či┼čimi, orta
ya┼člarda erkeklerde ve kad─▒nlarda ortaya ├ž─▒kan cinsel de─či┼čikliklere
uygulanan genel bir terimdir ve ├Ânemli bir d├Ân├╝m noktas─▒ olarak ya┼čam─▒n
bir d├Âneminin terkedilmesi, bir di─čerinin ba┼člamas─▒ anlam─▒na
gelir. Bu de─či┼čikliklerden en ├Ânemlisi erkek ve kad─▒nlarda ├╝retim yetene─činin
gitgide azalmas─▒d─▒r. “Ya┼č d├Ân├╝m├╝”n├╝n (climacteric) sonu
kad─▒nlar i├žin daha dramatiktir, ├ž├╝nk├╝ ayhalinin durmas─▒ gibi ├žok belirgin
bir i┼čaretle ortaya ├ž─▒kar. “Menopoz” kad─▒n ya┼č d├Ân├╝m├╝n├╝n son
noktas─▒d─▒r; ├Âstrojen hormonunun durmas─▒ yumurtlama s├╝recini sona
erdirir, dolay─▒s─▒yla ayl─▒k kanamalar da durur. Erkek ya┼č d├Ân├╝m├╝ ise
erkek ├╝retkenli─činin derece derece azalmas─▒n─▒ dile getirir. Ya┼članan
bedende hem sperm ├╝retimi, hem de erkeklik hormonu (testosteron)
├╝retimi azalmaktad─▒r. Ancak bu azalma, erkek ├╝retkenli─čini hi├žbir zaman
bitirmeyecek bi├žimde derece derece olur. Kad─▒n─▒n menopozundan
farkl─▒ olarak, erke─čin ├╝retim i┼člevi sona ermez ve genellikle
– testosteron ve spermin azalmas─▒na kar┼č─▒n- ileri ya┼člara dek s├╝rer.

a. Menopoz

Kad─▒nda ya┼č d├Ân├╝m├╝n├╝n en kolay tan─▒nan belirtilerinden biri
menopozdur. Ayl─▒k kanamalar─▒n durmas─▒ genellikle 2-3 y─▒lda tamamlan─▒r.
Kad─▒nlar─▒n sadece d├Ârtte biri menopozun geleneksel belirtilerini
g├Âstermekte ve sadece % 10-15’i bu d├Ânemde doktor yard─▒m─▒na gereksinme
duymaktad─▒r. En belirgin belirtiler s─▒cakl─▒k basmas─▒ ve a┼č─▒r─▒ terlemedir;
y├╝z k─▒zarmas─▒, yorgunluk, ba┼č d├Ânmesi, ba┼č a─čr─▒s─▒, uykusuzluk,
sinirlilik, a─člama ve depresyon da g├Âr├╝lebilir. Bu can s─▒k─▒c─▒ belirtiler
genellikle menopozun bitimine kadar s├╝rer. Bu d├Ânemde kad─▒nlarda
baz─▒ ruhsal de─či┼čiklikler de g├Âr├╝l├╝r. Kad─▒nlar, e─čer menopozu
├žekiciliklerinin, cinselliklerinin, yararl─▒l─▒klar─▒n─▒n sona ermesinin
belirtisi olarak g├Âr├╝rlerse daha fazla ├╝z├╝nt├╝ duymaktad─▒rlar. Bu duygular
ya┼čl─▒ ki┼čileri de─čersizleyen gen├žlik odakl─▒ bir k├╝lt├╝r taraf─▒ndan daha da
yo─čunla┼čt─▒r─▒labilir. Bu t├╝r duygularla depresyona giren kad─▒nlar yaln─▒zca
k├╝├ž├╝k bir gruptur. Menopoz ge├žiren kad─▒nlar─▒n en az─▒ndan ├╝├žte
ikisi kendilerini menopozdan sonra ├Âncekinden ├žok daha iyi hissettiklerini
s├Âylemektedir. Bir bak─▒ma bu t├╝r belirtiler menopoza giren
kad─▒n─▒n ya┼č─▒ ile de ili┼čkilidir. Erken ya┼čta menopoza girenlerde belirtiler
sars─▒c─▒ olurken, 45 ya┼č ve sonras─▒nda girenler i├žin bu d├Ânem daha
sakin ge├žmektedir. Ortaya┼čl─▒ bir kad─▒n menopozun ya┼čam─▒nda ├Ânemli
de─či┼čikliklere neden olmad─▒─č─▒n─▒ kolayca g├Ârebilir.

Menopoz genellikle cinsel etkinlikleri etkilemez. Bir ara┼čt─▒rmada
kad─▒nlar─▒n % 65’i menopozun cinsel ili┼čkileri ├╝zerinde hi├žbir etkisi
olmad─▒─č─▒n─▒ belirtmi┼čtir; ancak vajen duvar─▒n─▒n incelmesi, ├╝retim organlar─▒n─▒n
zay─▒flamas─▒, uyar─▒lma s─▒ras─▒nda vajen ─▒slakl─▒─č─▒n─▒n (lubrication)
azalmas─▒ kimi kad─▒nlarda cinsle ili┼čkiyi zorla┼čt─▒rabilir. 1960’larda menopoz
belirtilerini denetim alt─▒nda tutmak i├žin ├Âstrojen hormonu kullan─▒lmas─▒
yayg─▒n bir y├Ântemdi. Ancak bug├╝n bu y├Ântemin rahim kanseri
olas─▒l─▒─č─▒n─▒ 4-7 kat artt─▒rd─▒─č─▒ bilinmektedir.

b. Erkeklerde ya┼č d├Ân├╝m├╝

Dramatik bir de─či┼čimle ortaya ├ž─▒kmad─▒─č─▒ i├žin erkeklerde ya┼č d├Ân├╝m├╝n├╝
belirlemek g├╝├žt├╝r. Ya┼čl─▒ erkekler cinsel yeterlilikte birtak─▒m
de─či┼čimler g├Âsterebilirler. Sertle┼čme (erection) eskisi kadar ├žabuk olmaz
ve bo┼čalma (ejaculation) s├╝resi ve g├╝c├╝ azalm─▒┼čt─▒r (Masters ve
Johnson, 1966). Kimi erkeklerin yak─▒nmalar─▒ (sinirlilik, k─▒zg─▒nl─▒k,
depresyon, dikkatini yo─čunla┼čt─▒rma g├╝├žl├╝─č├╝, istek yoklu─ču) ile ya┼č d├Ân├╝m├╝
aras─▒nda do─črudan bir ili┼čki kurmak kolay de─čildir. Masters ve
Johnson (1966), erke─čin cinsel tepki yetene─činin azalmas─▒nda a┼ča─č─▒daki
psikososyal etkenlerin etkisinden s├Âz etmektedir:

(1) Kad─▒na ilginin, kad─▒n─▒n ├žekicili─činin yitmesine yol a├žan
uzun s├╝reli ili┼čkiye ba─čl─▒ tekd├╝zelik.

(2) Erke─čin mesleki u─čra┼člar─▒.

(3) Fiziksel ya da zihinsel yorgunluk.

(4) A┼č─▒r─▒ alkol kullan─▒m─▒.

(5) E┼člerden birinin fiziksel ya da ruhsal rahats─▒zl─▒─č─▒.

(6) Ba┼čar─▒s─▒zl─▒─ča u─črama korkusu.

K├╝lt├╝rel kal─▒pyarg─▒lar erkeklerin 40-50 ya┼člar─▒nda birden bire
ciddi bir psikolojik bunal─▒ma gireceklerini ileri s├╝rmektedir. Erkeklerin
bu ya┼člarda u─črad─▒klar─▒ g├╝├žl├╝kler bir t├╝r “erkek menopozu”na mal
edilmektedir. T─▒p adamlar─▒ erkeklerde cinsel hormon ├╝retimi azalmas─▒ndan
s├Âz ediyorlar, buna kar┼č─▒l─▒k psikolog ve sosyologlar biyolojik
olmayan a├ž─▒klamalar─▒ ye─čliyorlar.

D.J. Levinson erkeklerin genellikle 35-45 ya┼člar─▒nda bir d├Ân├╝m
noktas─▒ ya┼čad─▒─č─▒n─▒ belirtiyordu. Levinson’a g├Âre erkek bu d├Ânemi
de─či┼čmeden ge├žiremez, ├ž├╝nk├╝ ya┼čam─▒n─▒n bu d├Âneminde de─či┼čik ko┼čullarla
kar┼č─▒la┼čmak durumundad─▒r. Ya┼članman─▒n tart─▒┼č─▒lamaz ilk i┼čaretlerini
g├Âr├╝r, kendisi konusunda sahip oldu─ču d├╝┼čleri ve imgeleri yeniden
de─čerlendirmek zorunda oldu─ču bir noktaya ula┼č─▒r. ├ľl├╝m ger├že─či
de bir erke─či orta ya┼člar─▒nda yeni d├╝┼č├╝nme yollar─▒na zorlar. Yale
ara┼čt─▒rmac─▒lar─▒ b├╝t├╝n bu geli┼čmelerin ortas─▒nda cinselli─čin de ├Ânemli
bir sorun alan─▒ oldu─čunu buldular: Erkekli─čin azalmas─▒ olas─▒l─▒─č─▒ndan
ve fiziksel ├žekicili─čin azalmas─▒ndan duyulan kayg─▒.

Masters ve Johnson’a (1966) g├Âre, erkekler 50 ya┼člar─▒n─▒ ge├žtikten
sonra penisin dikle┼čmesi daha fazla zaman almaktad─▒r. Ayr─▒ca ├Âzellikle
60’─▒ndan sonraki erkeklerde sertle┼čme gen├žliklerinde oldu─ču gibi
tam ve g├╝├žl├╝ de─čildir, maksimum dikle┼čme ancak orgazmdan az ├Ânce
ger├žekle┼čmektedir. Ya┼č─▒n ilerlemesiyle spermde, seminal s─▒v─▒da ve
sertle┼čme g├╝c├╝nde azalma olmaktad─▒r. E─čer erkek cinsel ya┼čam─▒nda
gen├žli─činden beri y├╝ksek bir etkinlik d├╝zeyini korumu┼čsa ve akut ya
da kronik bir hastal─▒─č─▒ yoksa, cinsel etkinli─čini ileri ya┼člara kadar
s├╝rd├╝rebilmektedir. Yine de ya┼čl─▒ erkekler ├žok uzun s├╝re uyar─▒lmam─▒┼člarsa
cinsel tepki verme yetenekleri s├╝rekli olarak azalabilmektedir.

c) Cinsel ya┼čam

Sa─čl─▒kl─▒ erkek ve kad─▒nlar, cinsel iste─čin yok edilmemesi ya da
cinsel eylemin engellenmemesi ko┼čuluyla ileri ya┼člara kadar cinsel
i┼člevlerini koruyabilmektedirler. Ya┼čl─▒lar, kendi ya┼člar─▒ndaki insanlar─▒n
“sekssiz” olmas─▒ gerekti─či konusundaki toplumsal tan─▒mlar─▒ benimsediklerinde
haks─▒z bir s├Âylencenin kurban─▒ olmaktad─▒rlar.

Kinsey’e ve Westoff’a g├Âre, evli ├žiftler yirmi ya┼člar─▒nda haftada
yakla┼č─▒k ├╝├ž kez, otuzlar─▒nda yakla┼č─▒k iki kez, k─▒rklar─▒nda bir bu├žuk
kez, ellilerinde bir kez ve altm─▒┼člar─▒nda yakla┼č─▒k on iki g├╝nde bir kez
cinsel ili┼čkide bulunmaktad─▒rlar. Ancak, genel n├╝fusta d├Ârt haftal─▒k bir
d├Ânemde g├Âr├╝len ili┼čki say─▒s─▒ 1965’te 6,8 iken, 1980’de 8.2’ye y├╝kselmi┼čtir.
Bu de─či┼čimin temel nedeni, gebeli─či ├Ânleyici yeni y├Ântemlerin
bulunmas─▒ ve yasal k├╝rtaj hakk─▒n─▒n kullan─▒lmas─▒, dolay─▒s─▒yla istenmeyen
gebeliklere ba─čl─▒ anksiyetenin azalmas─▒d─▒r. Toplumsal ├Âzg├╝rl├╝klerin
artmas─▒, kad─▒nlar─▒n beklentilerinin de─či┼čmesi ve kitle ileti┼čiminde
cinselli─čin geni┼č ├Âl├ž├╝de tart─▒┼č─▒lmas─▒ da geli┼čmelere katk─▒da bulunmaktad─▒r.

ABD’li erkekler yay─▒nlar yoluyla cinsellikle daha fazla ilgilenmeye
y├Âneltilmektedirler. Louis Harris’in 18-49 ya┼člar─▒ndaki erkekler
aras─▒nda yapt─▒─č─▒ bir ara┼čt─▒rma, erkeklerin % 49’unun cinselli─či ki┼čisel
mutluluklar─▒ i├žin “├žok ├Ânemli” buldu─čunu g├Âsterdi; yeti┼čkin mutlulu─čuna
ba─članan etkenler listesinde erkeklerin % 17’si cinselli─či en az
├Ânemliler aras─▒nda sayd─▒. Erkeklerden ya┼čamlar─▒nda ki┼čisel olarak en
├Ânemli ├╝├ž de─čeri se├žmeleri istendi─činde en ├žok belirtilenler ┼čunlard─▒r:
% 56 aile ya┼čam─▒, % 35 sa─čl─▒k, % 32 i├ž huzur, % 25 a┼čk, % 19 i┼č, %
16 din, % 10 sayg─▒nl─▒k, % 9 e─čitim, % 8 seks. Amerikal─▒ erkekler kendi
duyarl─▒l─▒k ve insanl─▒klar─▒n─▒n daha fazla fark─▒na varmaya ba┼člam─▒┼člard─▒r.
Sevecenlik, ba─č─▒ml─▒l─▒k, zay─▒fl─▒k, ac─▒ gibi duygular─▒ gittik├že artan
bi├žimde daha fazla tan─▒maya ba┼čl─▒yorlar. Yine de, erkeklerin ├žo─ču ve
├Âzellikle ya┼čl─▒ erkekler bu t├╝r “erkek├že olmayan” duygular─▒ rahat├ža
konu┼čmaktan hen├╝z ├žok uzakta.

Kad─▒nlar ise kendi cinselliklerini g├╝n├╝m├╝zde daha fazla farketmeye
ba┼člam─▒┼člard─▒r. Bug├╝n kad─▒nlar cinsellikten daha fazla ho┼član─▒yor
ve e┼člerinden bunu istiyorlar. Hite’in ara┼čt─▒rmas─▒ kad─▒nlar─▒n %
95’inin (“frijit” olduklar─▒n─▒ d├╝┼č├╝nenlerin bile) mast├╝rbasyon yapt─▒klar─▒nda
orgazm olmaya yetenekli olduklar─▒n─▒ g├Âstermektedir. Tutumlardaki
bu de─či┼čimin kad─▒n hareketlerinden etkilendi─či de ku┼čkusuzdur.
Ancak, ara┼čt─▒rmalar, erkeklerin cinsel etkinli─če daha fazla ilgi duyduklar─▒n─▒
ve daha fazla kat─▒ld─▒klar─▒n─▒ ortaya koymaktad─▒r. Evli olmayan
kad─▒nlar─▒n % 92’si cinsel etkinlikten s├╝rekli olarak yoksun olduklar─▒n─▒
ve % 45’i hi├ž cinsel ilgi duymad─▒klar─▒n─▒ belirtmi┼čler; oysa evli olmayan
erkeklerin sadece % 18’i cinsel ili┼čkiden uzak ve sadece %15’i cinsel
ili┼čkiden yoksun. Bununla birlikte, g├╝n├╝m├╝z├╝n gen├ž kad─▒nlar─▒ cinsel
ya┼čamla ├žok daha fazla ilgililer ve bu ilgi b├╝y├╝k olas─▒l─▒kla ya┼čamlar─▒
boyunca s├╝recektir. Dolay─▒s─▒yla, ya┼čl─▒ yeti┼čkinlerin cinsel tutum ve
davran─▒┼člar─▒n─▒n gelecekte bug├╝nk├╝nden farkl─▒ olaca─č─▒ s├Âylenebilir.

Ya┼čl─▒l─▒k ara┼čt─▒rmalar─▒, cinsel ilgide ve etkinlikte azalma olsa bile,
ya┼čam─▒n ileri d├Ânemlerinin hi├ž de “sekssiz” olmad─▒─č─▒n─▒ g├Âstermektedir.
├ľrne─čin, Newman ve Nichols’un ara┼čt─▒rmas─▒, e┼čleriyle ya┼čayan
60-93 ya┼člar─▒ aras─▒ndaki 149 erkek ve kad─▒ndan % 54’├╝n├╝n cinsel
ili┼čkiyi hala s├╝rd├╝rd├╝─č├╝n├╝ g├Âstermektedir. Cinsel ili┼čkilerin ya┼čam
boyunca ├Ânemli ve haz verici oldu─ču saptanmaktad─▒r. Deneklerini 67
ya┼č─▒ndan 77 ya┼č─▒na kadar izleyen bir ba┼čka ara┼čt─▒rma, deneklerde cinsel
ilginin hi├ž azalmad─▒─č─▒n─▒ g├Âstermi┼čtir. Ayr─▒ca ara┼čt─▒rmac─▒lar, ileri
ya┼člardaki cinsel ilginin -cinsel ba┼čar─▒ gibi-, cinsel etkinli─čin
d├╝zenlili─čine ba─čl─▒ oldu─ču ve erken y─▒llardaki cinsel etkinlikle ba─člant─▒l─▒
oldu─ču konusunda g├Âr├╝┼č birli─či i├žindedirler (Masters ve Johnson, 1966).

Yeti┼čkinlerin cinsel sorunlar─▒ bilimsel ara┼čt─▒rmaya daha yeni yeni
konu olmaktad─▒r. Pittsburg ├ťniversitesi’nin orta s─▒n─▒ftan y├╝z ├žift ├╝zerinde
yapt─▒─č─▒ bir ara┼čt─▒rmada, kad─▒nlar─▒n yakla┼č─▒k yar─▒s─▒ ve erkeklerin
├╝├žte biri cinsellikle ilgili sorunlar bildirdiler. Uyar─▒lma g├╝├žl├╝─č├╝ bir
kad─▒n─▒n cinsel doyumsuzlu─čunda en ├žok bildirilen sorundur, kad─▒nlar─▒n
yakla┼č─▒k yar─▒s─▒ bu g├╝├žl├╝─če sahiptir ve % 46’s─▒ orgazma ula┼čma
g├╝├žl├╝─č├╝ g├Âstermektedir. Bu kad─▒nlar─▒n ├žo─ču sevi┼čme s─▒ras─▒nda rahat
(relax) olmad─▒klar─▒n─▒ s├Âylemekte ve sevi┼čmeden sonra en k├╝├ž├╝k bir
sevecenlik g├Ârmediklerinden yak─▒nmaktad─▒rlar. Erkeklerin en ├žok belirtti─či
sorun (% 36) erken bo┼čalmad─▒r ve % 16’s─▒ da ereksiyon olma ya
da s├╝rd├╝rme g├╝├žl├╝─č├╝ bildirmektedir. Master ve Johnson (1970), ya┼čl─▒
erkeklerin avantaj─▒n─▒n, genellikle bo┼čal─▒m denetiminin 50-70 ya┼č grubunda
30-40 ya┼č grubundakinden daha iyi olmas─▒ oldu─čunu ileri
s├╝rmektedir. Her iki e┼č de her cinsel ili┼čkide bo┼čalman─▒n mutlaka gerekli
olmad─▒─č─▒ ger├že─čini kabul ettiklerinde cinsel ili┼čki daha doyurucu
olabilmektedir. Ayr─▒ca, penisin sertle┼čmesinin gecikmesiyle vajenin
nemlenmesinin gecikmesi de birbirine denk d├╝┼čmektedir.

Sonu├ž olarak, doyumlu cinsel ili┼čki kapasitesinin sa─čl─▒kl─▒ ki┼čilerde
ileri ya┼člara kadar korundu─ču s├Âylenebilir. Ya┼članan erkek i├žin cinsel
etkinli─či korumada en ├Ânemli etken cinselli─čin gen├ž ya┼člardan itibaren
kararl─▒l─▒─č─▒d─▒r. Ne t├╝r bir cinsel etkinli─čin ya┼čand─▒─č─▒ ├Ânemli de─čildir,
├Ânemli olan cinsel etkinli─čin ba┼č─▒ndan beri s├╝rekli ve ├╝st d├╝zeyde
tutulmas─▒d─▒r. Ayn─▒ ┼čekilde, kad─▒nlar i├žin de sonsuz bir cinsel etkinlik
ve anlat─▒m kapasitesinden s├Âz edilebilir. Etkin cinsellik kad─▒n─▒n
menopoz ├Âncesi y─▒llar─▒yla s─▒n─▒rl─▒ de─čildir; kad─▒n, d├╝zenli ve etkili bir
uyar─▒mla kar┼č─▒ kar┼č─▒ya oldu─ču s├╝rece, tam cinsel etkinli─če ve orgazm
tepkisine her zaman yeteneklidir. Her iki cins i├žin de cinsel kapasitenin
yitirilmesi genellikle cinsel etkinlik yoklu─čundan kaynaklanmaktad─▒r.

%d blogcu bunu be─čendi: