hd porno porno hd porno porno

YET─░┼×K─░NL─░K PS─░KOLOJ─░S─░-6

1.439 okundu

─░─░. TOPLUMSAL BA─×LAMDA GEN├ç YET─░┼×K─░NL─░K

Gen├ž yeti┼čkin, ├žocukluk ve ergenlik ba─člar─▒ndan kurtulmu┼č ├Âzerk
bir bireydir. Bu ├Âzerklik, bireyin, ya┼čam─▒n─▒n ├Ânceki y─▒llar─▒nda kazand─▒─č─▒
fiziksel, zihinsel, toplumsal geli┼čiminin ve birikiminin bir sonucudur.
B├╝t├╝n bu kazan─▒mlar bireyi d─▒┼č d├╝nyaya y├Âneltmektedir. Gen├ž
yeti┼čkinlikte bireyin temel ├žabalar─▒ toplumsal d├╝nyaya y├Ânelmi┼čtir.
Yeti┼čkinlikte geli┼čim s├╝recini ├Âzellikle toplumsal etkile┼čimler sa─člar.
Gen├ž yeti┼čkin aile i├žinde, i┼č d├╝nyas─▒nda ve arkada┼č toplulu─čunda yeni
bir ili┼čkiler ├Âr├╝nt├╝s├╝ i├žindedir. Bu ili┼čkiler toplumsal bir a─č olu┼čturur
ve geli┼čimin s├╝rmesini sa─člar. T├╝m yeti┼čkinler, olduk├ža karma┼č─▒k, ├že┼čitli
ya┼čam bi├žimleri ve kat─▒lma olanaklar─▒ sunan toplumsal bir ├žer├ževede
ya┼čarlar. Ancak yine de, yeti┼čkinlerin hemen hepsi zamanlar─▒n─▒n
ve enerjilerinin ├žo─čunu toplumsal kurumlardan biri olan aileye ay─▒r─▒rlar.
Bu nedenle ├Ânce aile ya┼čam─▒ incelenecektir.

:::::::::::::::::

1. Aile

Psikolojik d├╝zeyde aile, aile yap─▒lar─▒, ailedeki etkile┼čim ve ailedeki
ya┼čam d├Âng├╝s├╝ a├ž─▒lar─▒ndan incelenebilir. ├ľte yandan, ailenin, anlaml─▒
yak─▒n ili┼čkilerin, b├╝t├╝n doyumlar─▒n, geli┼čim olanaklar─▒n─▒n kayna─č─▒
oldu─ču bi├žimindeki g├Âr├╝┼čler sadece felsefi ideallerdir. Aile, kimi
zaman en b├╝y├╝k duygusal rahats─▒zl─▒klar─▒n, gerilim ve ├žat─▒┼čmalar─▒n
kayna─č─▒ da olabilir. Aile i├ži polisiye olaylar, k├Ât├╝ muamele g├Âren ve
d├Âv├╝len ├žocuklar, yatma ve yeme olana─č─▒yla s─▒n─▒rl─▒ ili┼čkiler, i┼čteki
engellenme ve ba┼čar─▒s─▒zl─▒klar─▒n yans─▒malar─▒, duygusal ya da cinsel
doyumsuzluklar da aile ya┼čam─▒n─▒n ger├žek y├Ânleridir. B├╝ylece aile t├╝m
y├Ânleriyle incelenmesi son derece g├╝├ž bir ya┼čam alan─▒ olu┼čturmaktad─▒r;
bu nedenle aile sadece yap─▒lar─▒, etkile┼čimleri ve ya┼čam d├Âng├╝s├╝
a├ž─▒s─▒ndan k─▒saca ele al─▒nacakt─▒r.

A. Aile Yap─▒lar─▒

Aile yap─▒lar─▒n─▒, geleneksel “b├╝y├╝k aile” ve ├ža─čda┼č “├žekirdek aile”
olarak s─▒n─▒flamak ├žok bilinen bir yoldur; ancak bu s─▒n─▒flama bi├žiminin
g├╝n├╝m├╝zdeki aile yap─▒lar─▒n─▒ tam anlam─▒yla yans─▒tt─▒─č─▒ s├Âylenemez.
G├╝n├╝m├╝zde aileler ana, baba ve ├žocuklardan olu┼čan ├žekirdek birimler
halinde g├Âz├╝kseler bile, b├╝y├╝k aile ile ba─člar─▒n─▒ ├že┼čitli bi├žimlerde
s├╝rd├╝rmektedirler. Tipik olarak gen├ž ├žift anababas─▒ndan ayr─▒ bir ev kurar,
ama aile ba─člar─▒ korunur, akrabal─▒k ┼čebekesi i├žinde kar┼č─▒l─▒kl─▒ yard─▒mla┼čma
ve ili┼čki s├╝rd├╝r├╝l├╝r. Anababalar yeni ├žiftlere yard─▒m ederler,
daha sonra yeni ├žiftler de emeklilik ve hastal─▒kta anababalara yard─▒ma
ko┼čarlar. ├ť├ž ku┼čak aile ├╝zerinde yap─▒lan bir ara┼čt─▒rmada en gen├ž ku┼ča─č─▒n
anababalarla ├žocuklar─▒n kendi yollar─▒na gitmeleri gerekti─čini “en
az” s├Âyleyen ve anababalar─▒ ile ili┼čki kurma sorumlulu─čunu “en fazla”
duyan ku┼čak oldu─ču ortaya konmu┼čtur. Bu de─či┼čik aile yap─▒s─▒, geleneksel
geni┼č aileden farkl─▒ oldu─ču gibi, ├ža─čda┼č ├žekirdek aileden de
farkl─▒d─▒r. ├ç├╝nk├╝ eski ku┼čaklarla ve ├žocuklarla ili┼čkiler ba─č─▒ms─▒zl─▒k ve
hareketlilik korunarak s├╝rd├╝r├╝lmektedir.

Aile yap─▒lar─▒nda ku┼čaklararas─▒ ili┼čkiler d─▒┼č─▒nda da farkl─▒l─▒klar
g├Âr├╝lmektedir. ├ľrne─čin, baz─▒ aileler, bo┼čanma, dulluk ya da terkedilmi┼člik
nedeniyle tek anababal─▒d─▒r. Baz─▒ ailelerin yanlar─▒nda ya┼čl─▒ ana ya
da baba, evlenmemi┼č bir akraba, bir bak─▒c─▒ gibi fazladan birileri vard─▒r.
Baz─▒ aileler de bo┼čanma ve yeniden evlenme sonucu inan─▒lmaz derecede
karma┼č─▒k g├Âr├╝nt├╝ler verirler. Bazen ├žekirdek aileler hafta sonlar─▒nda,
bayram g├╝nlerinde geni┼č aile ├Âzellikleri g├Âsterirler. Sonu├ž olarak
sadece ├žekirdek ve geni┼č aile tipleri ├žer├ževesinde bile ├že┼čitli aile
yap─▒lar─▒ ya da bi├žimleri s├Âz konusudur.

G├╝n├╝m├╝zde en yayg─▒n aile bi├žiminin, “geni┼člemi┼č ├žekirdek aile”
(extented nuclear family) oldu─ču s├Âylenebilir. Bu aile yap─▒s─▒, ├že┼čitli
se├ženeklere olanak verdi─či, co─črafi hareketlilik sa─člad─▒─č─▒, de─čer ve
tutumlar─▒ yeni ku┼čaklara iletmede arac─▒ oldu─ču, h─▒zl─▒ toplumsal de─či┼čimlerin
yol a├žt─▒─č─▒ gerilimlere kar┼č─▒ bireylere duygusal destek sa─člad─▒─č─▒
i├žin yayg─▒nd─▒r. Ancak bu aile yap─▒s─▒n─▒n her zaman olumlu bi├žimde
i┼čledi─či de s├Âylenemez. Dolay─▒s─▒yla, geni┼člemi┼č ├žekirdek aileler
de toplumlar─▒n gereksinmeleri do─črultusunda de─či┼čime u─črayacaklard─▒r.
├ľrne─čin, geli┼čmi┼č toplumlarda farkl─▒ ya┼č kesimlerinden insanlar
“kom├╝n” ya┼čam─▒ gibi farkl─▒ aile bi├žimlerini denemektedirler. Bununla
birlikte, gelecekte bu t├╝r bir aile yap─▒s─▒n─▒n yayg─▒nl─▒k kazan─▒p kazanmayaca─č─▒
bilinememektedir. Ne olursa olsun, geli┼čmi┼č toplumlar─▒n
├žo─čulcu yap─▒s─▒n─▒n ├že┼čitli aile yap─▒lar─▒n─▒n geli┼čmesine olanak tan─▒yaca─č─▒
ku┼čkusuzdur.

B. Ailede Etkile┼čim

Aile, yeti┼čkin ve ├žocuklar─▒n etkile┼čimde bulunduklar─▒, dolay─▒s─▒yla
birbirlerini etkiledikleri bir birimdir. Aile etkile┼čim ├╝zerine kurulu
bir sistem oldu─čundan, bir y├Ân├╝n i┼člevini yerine getirmemesi sistemin
di─čer y├Ânlerini de etkiler. ┼×u halde, aileyi anlamak i├žin ana, baba
ya da ├žocuklar─▒ ayr─▒ ayr─▒ incelemek yeterli olamaz; ├ž├╝nk├╝ aile, par├žalar─▒n
bir araya gelmesinden farkl─▒ bir b├╝t├╝nd├╝r.

Ailenin “etkile┼čen ki┼čilikler birimi” olarak kabul edilmesi simgesel
etkile┼čim kuram─▒ndan kaynaklanan bir g├Âr├╝┼čt├╝r. Aile bireyleri
aras─▒ndaki etkile┼čimin anlam─▒, bireylerin etkile┼čimde ald─▒klar─▒ yerden
├žok, etkile┼čimin kendi i├žindedir. ├ľrne─čin, baban─▒n alkolik olu┼ču aile
etkile┼čimi i├žinde d─▒┼čardakinden ├žok farkl─▒ bir anlam ta┼č─▒r; ailenin her
bireyi baban─▒n bu ├Âzelli─čine farkl─▒ tepki g├Âsterir, aile i├žinde bu ├Âzelli─čin
bir geli┼čim tarihi vard─▒r, aile sistemini bir b├╝t├╝n olarak etkiler ve
bireylerin aile alg─▒s─▒n─▒ farkl─▒la┼čt─▒r─▒r. Etkile┼čim yakla┼č─▒m─▒n─▒n uygulamadaki
en tan─▒nm─▒┼č ├Ârne─či “aile terapisi” (family therapy)dir. Aile terapisinin
temel ilkesi, asl─▒nda “hasta”n─▒n yaln─▒zca “belirlenmi┼č hasta” oldu─ču
ve etkile┼čen b├╝t├╝n aile bireylerince payla┼č─▒lan ac─▒y─▒ en fazla dile
getiren ki┼či oldu─čudur. Yani bir bireyin rahats─▒zl─▒─č─▒, asl─▒nda i├žinde
ya┼čad─▒─č─▒ rahats─▒z bir ailenin ve k├Ât├╝ i┼čleyen bir aile etkile┼čiminin
belirtisidir; ailede bir ┼čeyler ters gitmektedir ve b├╝t├╝n ailenin bir
terapistle g├Âr├╝┼čmeye gereksinmesi vard─▒r. ├ľrne─čin, bir ├žocuk ┼čamar o─član─▒
olarak se├žilmi┼č ve ailece kendisine “problem ├žocuk” olma g├Ârevi verimi┼čtir;
b├Âylece anababa, y├╝zle┼čemedikleri evlilik sorunlar─▒ndan kaynaklanan
anksiyetelerini ├žocuk ├╝zerinde yo─čunla┼čt─▒rarak daha az tehdit
edici bir ├ž─▒k─▒┼č yolu bulmaktad─▒rlar.

Aile terapisi ilkeleri ve uygulamalar─▒ olduk├ža yenidir ve eski
psikopatoloji yakla┼č─▒mlar─▒yla -en az─▒ndan y├╝zeyde- ├želi┼čmektedir. Eski
yakla┼č─▒mlar, bireysel problemin bireysel dinamikle ili┼čkili oldu─ču ve
bireysel terapi gerektirdi─či do─črultusundad─▒r. Ancak bireysel terapistler
bile, hastalar─▒n─▒n geli┼čiminin aileleri taraf─▒ndan engellendi─čini ve
terapide kazan─▒lan de─či┼čikliklere ailenin uyamad─▒─č─▒n─▒ g├Ârmektedirler.
Bu bulgular aile terapisinin geli┼čmesine katk─▒da bulunurken, aile i├žindeki
etkile┼čimin ├Ânemine de dikkati ├žekmi┼čtir. Ayr─▒ca bu yakla┼č─▒m bireyin
i├žsel dinamiklerini de reddetmemektedir. Aile terapisi sayesinde
“as─▒l” sorunlu birey saptanabilir -├ž├╝nk├╝ ├žo─čunlukla ailede hasta olarak
belirlenen ki┼čiden ba┼čka bir ├╝yedir- ve daha sonra bireysel terapiye
al─▒nabilir. Bireyin rahats─▒zl─▒─č─▒n─▒ ba┼člatan ne olursa olsun, bu rahats─▒zl─▒k
ba┼člay─▒nca yo─čun aile etkile┼čiminde her birey bununla bir bi├žimde
ba┼ča ├ž─▒kmak zorunda kalacakt─▒r.

┼×u halde, temel nokta, ailenin etkile┼čen ki┼čilikler birimi oldu─čudur.
Bu ki┼čiliklerden birinde ya da ili┼čkilerde ortaya ├ž─▒karak bir bozukluk
aile sisteminin di─čer y├Ânlerini de bozacakt─▒r. Kimmel’in bir
ara┼čt─▒rmas─▒nda, evlilik ili┼čkisinin kalitesi, anababan─▒n ├žocuk davran─▒┼č─▒n─▒
alg─▒lay─▒┼č─▒, anababan─▒n aile birimini alg─▒lay─▒┼č─▒ ├Âl├ž├╝lm├╝┼č, evlilik
ili┼čkisindeki bozuklu─čun (d├╝┼č├╝k evlilik doyumu), ├žocu─čun davran─▒┼č
bozuklu─čuyla (y├╝ksek derecede sald─▒rganl─▒k) ili┼čkili oldu─ču, bu iki
alandaki bozuklu─čun da olumsuz aile birimi alg─▒lamas─▒ ile ili┼čkili oldu─ču
bulunmu┼čtur.

Etkile┼čim yakla┼č─▒m─▒n─▒n ├Ânemli bir noktas─▒ da, ailenin farkl─▒ y├Ânlerini
anlamada aile bireylerinin alg─▒lar─▒n─▒n, o aile sisteminin de─či┼čkenlerini
d─▒┼čardan izleyen birinin g├Âzleminden daha belirgin olaca─č─▒d─▒r.
├ľrne─čin, bir ├žocuk aileyi bir├žok nedenle karde┼člerinden ├žok
farkl─▒ alg─▒layabilir, sonu├ž olarak da o ├žocuk ayn─▒ ailede ya┼čayan
karde┼člerinden farkl─▒ ya da olumsuz etkilenebilir, ├ž├╝nk├╝ alg─▒lay─▒┼člar─▒
farkl─▒d─▒r. Ferdinand Vander Veen, aile bireylerinin aile birimini nas─▒l
alg─▒lad─▒klar─▒n─▒ ortaya ├ž─▒karmak ve ├Âl├žmek i├žin “aile-kavram─▒” ad─▒n─▒
verdi─či bir yap─▒ geli┼čtirmi┼čtir. Aile bireylerinin, t─▒pk─▒ benlik-kavramlar─▒
gibi, aileye ili┼čkin kavramlar─▒ vard─▒r ve aile-kavram─▒ da benlik-kavram─▒
gibi ├Âl├ž├╝lebilir. Sonu├ž olarak bir bireyin kendi ailesine ili┼čkin
alg─▒s─▒, ailenin di─čer bireylerine ve d─▒┼č bask─▒lara uyum sa─članmas─▒nda
son derece ├Ânemli bir etkendir.

C. Aile d├Âng├╝s├╝

Gen├ž yeti┼čkinlikte b├╝t├╝n toplumsal ├ževreler i├žinde yine aile ├ževresi
a─č─▒rl─▒─č─▒n─▒ korur. Geli┼čimsel a├ž─▒dan bak─▒lacak olursa, ergenlikten
yeti┼čkinli─če ge├ži┼čte ├Ânemli b├╝t├╝n d├Ân├╝m noktalar─▒ aile ile ilgilidir. Bu
d├Ân├╝m noktalar─▒n─▒ ge├žmek toplumda normatif olarak yeti┼čkinli─če ge├ži┼či
belirler.

Aile ya┼čam d├Âng├╝s├╝ (family life cycle), yeti┼čkin rollerinde birtak─▒m
ge├ži┼čler ve evrelerle belirlenir. Aile d├Âng├╝s├╝ i├žinde en ├Ânemli
d├Ân├╝m noktalar─▒, evlenme, ilk ├žocu─čun do─čumu, son ├žocu─čun do─čumu,
son ├žocu─čun evden ayr─▒lmas─▒ (bo┼č yuva) ve dulluktur. Sosyolog
Reuben Hill dokuz d├Ân├╝m noktas─▒ saptam─▒┼čt─▒r.

1. Kurulu┼č: yeni evlenmi┼č, ├žocuksuz.

2. Yeni anababalar: ilk ├žocuk ├╝├ž ya┼č─▒na gelinceye kadar.

3. Okul ├Âncesi: ilk ├žocuk 3-6 ya┼člar─▒nda, belki yeni bir karde┼č.

4. Okul├ža─č─▒ ailesi: ilk ├žocuk 6-12 ya┼č─▒nda, belki yeni bir karde┼č.

5. Ergen ├žocuklu aile: ilk ├žocuk 13-19 ya┼č─▒nda, belki yeni bir
karde┼č.

6. Gen├ž yeti┼čkinli aile: ilk ├žocuk 22 ya┼č─▒nda ya da daha b├╝y├╝k,
ilk ├žocuk evden ayr─▒l─▒ncaya kadar.

7. Yerle┼čtirme yeri olarak aile: ilk ├žocu─čun ayr─▒lmas─▒ndan son
├žocu─čun ayr─▒lmas─▒na kadar.

8. Anababal─▒k sonras─▒ aile: ├žocuklar evden ayr─▒ld─▒ktan sonra,
baba emekliye ayr─▒l─▒ncaya kadar.

9. Ya┼čl─▒l─▒k ailesi: baban─▒n emekliye ayr─▒lmas─▒ndan sonra.

Hill’in bu evre g├Âr├╝┼č├╝ s─▒n─▒rl─▒d─▒r; ├ž├╝nk├╝ evlenmeden birlikte ya┼čayan,
bo┼čanm─▒┼č ya da yeniden evlenmi┼č ├žiftlere uygulanamaz, ├žal─▒┼čan
kad─▒n─▒ dikkate almay─▒┼č─▒ a├ž─▒s─▒ndan da eksiktir. Ayr─▒ca, ├ža─čda┼č karma┼č─▒k
toplumlarda insanlar ya┼čam ├╝sluplar─▒n─▒ se├žme ve de─či┼čtirme
hakk─▒na sahip olmak istemektedirler. “Ya┼čam ├╝slubu”, bir bireyin biyolojik,
toplumsal ve duygusal gereksinmelerini gidermeye ├žal─▒┼čt─▒─č─▒
ya┼čam ├Âr├╝nt├╝lerinin t├╝m├╝d├╝r. Bir aile kurmak b├╝t├╝n toplumlarda varolan
bir ya┼čam ├╝slubudur. Ancak aile d├Âng├╝s├╝n├╝ olu┼čturan olaylar
toplumsal ve k├╝lt├╝rel de─či┼čimlerin etkisi alt─▒ndad─▒r. ├ľrne─čin, evlilikten
son ├žocu─čun yeti┼čtirilmesine kadar ge├žen s├╝re son y├╝zy─▒l i├žerisinde
gitgide k─▒salm─▒┼čt─▒r. Aile d├Âng├╝s├╝ndeki bu tarihsel de─či┼čimler
aile d├Âng├╝s├╝n├╝n de de─či┼čmesine neden olmu┼čtur; ortaya┼čl─▒ b├╝y├╝k anababalar,
d├Ârt ku┼čakl─▒ aileler ortaya ├ž─▒km─▒┼č, ├žiftlerin anababal─▒k sonras─▒
d├Ânemi uzam─▒┼čt─▒r. Aile d├Âng├╝s├╝ndeki bu t├╝r olaylar, bunlar─▒n birey
├╝zerindeki toplumsal ve psikolojik etkilerine de dikkati ├žekmi┼čtir. ├ľrne─čin,
ilk ├žocu─čun do─ču┼ču yaln─▒zca “e┼č” olu┼čtan “anababa” olu┼ča
do─čru bir rol de─či┼čikli─či getirmez, ayn─▒ zamanda benlik kavram─▒ ve
g├╝d├╝lenme ile anababalarda ├ž├Âz├╝lmemi┼č ├žocukluk ├žat─▒┼čmalar─▒n─▒ da
uyand─▒r─▒r.

Aile d├Âng├╝s├╝n├╝n d├Ân├╝m noktalar─▒ ailenin s─▒rasal d├Ânemler i├žinde
ilerleyici geli┼čimini i├žerir. Bu d├Ânemlerin ayr─▒lmas─▒ yazarlara ba─čl─▒ bir
keyfilik g├Âstermektedir, yine de bu ayr─▒mm konuyu a├ž─▒klamak a├ž─▒s─▒ndan
yararl─▒ oldu─ču s├Âylenebilir. A┼ča─č─▒daki a├ž─▒klamada Kimmel’in
(1974), Hill ve Duvall’a dayanarak geli┼čtirdi─či ┼čema izlenecektir.
Ayr─▒ca bu ┼čemaya evlilik ├Âncesi d├Âneminin de kat─▒lmas─▒ uygun bulunmu┼čtur.
Evlilik ├Âncesi ba┼čl─▒─č─▒ alt─▒nda genellikle iki sorun incelenir: E┼č
se├žimi ve sevgi ili┼čkisi.

(0) Evlilik ├Âncesi. Genellikle evlilikler bir se├žme s├╝reci sonucunda
ger├žekle┼čir. “E┼č se├žimi”nde iki temel ilke vard─▒r. “Benzerlik ilkesi”ne
g├Âre, s─▒n─▒rl─▒ bir bireyler grubu i├žinde, ya┼č, ─▒rk, din, etnik k├Âken,
toplumsal s─▒n─▒f, e─čitim ve ki┼čilik benzerli─čine dayan─▒larak se├žim
yap─▒l─▒r. Benzerlik (homogami) ilkesi benzerlerin birbirini ├žekti─či ger├že─či
├╝zerine kurulmu┼čtur. Buna kar┼č─▒l─▒k “b├╝t├╝nlenme ilkesi”, e┼člerin
├Âzellikle ki┼čilik a├ž─▒s─▒ndan farkl─▒ ve tamamlay─▒c─▒ ├Âzellikleri nedeniyle
se├žildi─čini savunur. Bu ilke kar┼č─▒tlar─▒n birbirini ├žekti─či ger├že─čine
dayanmaktad─▒r. Ara┼čt─▒rmalar hangi ilkenin daha ├žok uyguland─▒─č─▒n─▒ ortaya
koyamam─▒┼čt─▒r, ancak benzerlik ilkesinin daha ge├žerli oldu─ču yolunda
belirtiler vard─▒r. Benzerlik ilkesinin daha ge├žerli olmas─▒, b├Âyle bir
se├žimin sosyoekonomik s─▒n─▒f, din, e─čitim gibi alanlarda daha az ├žat─▒┼čmaya
yol a├žmas─▒, ├Âzellikle evlili─čin ilk y─▒llar─▒nda kar┼č─▒l─▒kl─▒ toplumsalla┼čma
s├╝recinin daha kolay olmas─▒ nedeniyle olabilir. Ayr─▒ca, anababa
iste─či ve toplumsal bask─▒ da benzerlik ilkesi do─črultusundad─▒r.

E┼č se├žimi konusundan ├Ânce ara┼čt─▒r─▒lmas─▒ gereken temel bir sorun,
insanlar─▒n neden evlendi─či sorunudur. Her ┼čeyden ├Ânce, evlenme y├Ân├╝nde
yo─čun bir toplumsal bask─▒ vard─▒r. Bireyin evlenmesi gereken
an─▒ belirleyen bir “toplumsal saat” bile vard─▒r. Bu an geldi─činde bireyin
ailesi ve ├ževresi onun evlenmesini bekler. Psikolojik geli┼čimi, cinsel
├žekim ve a┼čk etkenleri de evlili─či ├ža─čr─▒┼čt─▒r─▒r. Ancak psikoloji ve
sosyoloji kitaplar─▒ a┼čk konusuyla do─črudan ilgilenmemi┼člerdir. McCurdy,
cinselli─čin t├╝m├╝yle tart─▒┼č─▒lmas─▒na kar┼č─▒l─▒k, iki konunun, yani
dinin ve a┼čk─▒n tart─▒┼č─▒lmas─▒nda g├Âsterilen ├žekingenli─če dikkati ├žekmektedir.
Ku┼čkusuz, Maslow ve Fromm gibi yazarlar bu konuda ├Ânemli
bir istisna olu┼čturmaktad─▒rlar; ayr─▒ca, kad─▒n-erkek ili┼čkilerinde tabu
konu tan─▒mayan g├╝n├╝m├╝z├╝n feminist yazarlar─▒n─▒ da unutmamak gerekir.
A┼čk konusundaki di─čer bir ilgin├ž tart─▒┼čma da Bat─▒ k├╝lt├╝r├╝ndeki romantik
mitos ├╝zerindedir. Rougemont’a g├Âre romantik a┼čk ile H─▒ristiyanl─▒k
inanc─▒ aras─▒nda do─črudan bir ili┼čki vard─▒r ve bunun en g├╝zel
├Ârne─či de “Tristan ve ─░zolde” s├Âylencesinde g├Âr├╝l├╝r: A┼čk, kirletilmekten
ancak ├Âl├╝m├╝n sonsuzlu─ču i├žinde korunabilir! Romantik mitos
“Romeo ve J├╝lyet”de oldu─ču gibi say─▒s─▒z edebiyat ├╝r├╝n├╝ne temel olu┼čturmu┼čtur.
Hepsinin ortak y├Ân├╝, iki a┼č─▒─č─▒n ├Ân├╝ne ge├žilemez ve de─či┼čtirilemez
bir nedenle birbirlerine ula┼čamamalar─▒d─▒r. Rougemont,
a┼č─▒k olman─▒n her zaman sevmek anlam─▒na gelmedi─čini de ileri s├╝rmektedir;
a┼č─▒k olmak bir durumdur, sevmek ise bir eylemdir; h─▒ristiyanl─▒─ča
ba─čl─▒ a┼čk anlay─▒┼č─▒ sadece bir durumu belirtmektedir ve sevme
eylemi de─čildir. ├ç├╝nk├╝ romantik a┼čk─▒n ├Âz├╝, sevilen ki┼čiyi son derece
de─čerli ve ula┼č─▒lamaz bir varl─▒k olarak g├Ârmektir. D├╝nya ya┼čam─▒n─▒
horg├Âren Orta├ža─č H─▒ristiyanl─▒k inanc─▒na g├Âre insanca i├žg├╝d├╝ler k├Ât├╝d├╝r,
g├╝nah kayna─č─▒d─▒r, ahlaks─▒zl─▒k belirtisidir. Cinselli─či kirli sayan
bu inan├žta sevilen ki┼čiyle cinsel ili┼čkiye girmek olanaks─▒zd─▒. R├Ânesansta
ise a┼čk platonik y├Ân├╝n├╝ yitirmi┼č, ama ┼čiirselli─čini s├╝rd├╝rm├╝┼čt├╝r.
Daha sonra Romantizm hareketi romantik a┼čk anlay─▒┼č─▒n─▒ doruk noktas─▒na
ula┼čt─▒rm─▒┼čt─▒r. Frans─▒z Devrimi’nden sonra da, evlili─čin romantik
a┼čka dayanmas─▒ gerekti─či g├Âr├╝┼č├╝ geli┼čmeye ba┼člam─▒┼č ve yak─▒n zamanlara
kadar gelmi┼čtir.

Sevgi, psikologlar─▒n sistematik ara┼čt─▒rmalara ancak yeni yeni
giri┼čtikleri bir konudur. Zimbardo’ya (1979) g├Âre bu gecikmenin nedeni,
konunun tart─▒┼č─▒lamayaca─č─▒na ili┼čkin tabular, sevginin ak─▒lc─▒ a├ž─▒klamalara
konu olamayaca─č─▒na ili┼čkin yayg─▒n inan├žlard─▒r. Ara┼čt─▒rmay─▒
engelleyen bir ba┼čka neden de, sevgiyi tan─▒mlama g├╝├žl├╝─č├╝yd├╝. Filozoflar
ve toplum bilimciler sevginin bi├žimleri ve ├Âgeleri konusunda
farkl─▒ d├╝┼č├╝n├╝yorlard─▒. Bilimsel ara┼čt─▒rma a├ž─▒s─▒nda ├Ânemli bir g├╝├žl├╝k
de, sevgi ile ho┼članma, a┼čk ile s─▒radan sevgi aras─▒nda ay─▒r─▒m yapmak
konusunda ortaya ├ž─▒km─▒┼čt─▒. Hatfield ve Walster (1978) a┼čktan s├Âz etmek
i├žin ├╝├ž temel ko┼čulun olmas─▒ gerekti─čini belirtmektedir. Her ┼čeyden
├Ânce, ki┼činin bu kavrama inand─▒─č─▒ ve gen├žlerin d├╝┼čsel ve ger├žek
ya┼čam betimlemelerinde buna g├Âre e─čitildi─či bir k├╝lt├╝rde yeti┼čmi┼č olmak
gerekmektedir. A┼čk─▒n ortaya ├ž─▒kmas─▒ i├žin ikinci ko┼čul uygun ki┼činin
varl─▒─č─▒d─▒r. ─░nsanlar─▒n ├žo─ču i├žin bu, kar┼č─▒ cinsten, a┼ča─č─▒ yukar─▒
ayn─▒ ya┼čta, fiziksel ├žekicili─či olan, ba┼čka bir derin ili┼čkiye girmemi┼č
biri demektir. ├ť├ž├╝nc├╝ ko┼čul a┼č─▒k olmakla ilgilidir. Herhangi bir heyecansal
uyan─▒┼č a┼čk olarak “yorumlanabilir”. Bu heyecansal uyan─▒┼č bir
insan─▒n potansiyel sevgi objesine nas─▒l tepki verece─čini belirlemektedir.
Ba┼čka bir deyi┼čle a┼čk, uygun bir etiketlemenin e┼člik etti─či fizyolojik
bir uyan─▒┼čtan ibarettir. Hatfield erkeklerin ve kad─▒nlar─▒n bir ili┼čkiden
beklentilerinin ayn─▒ oldu─čunu saptamaktad─▒r. Her iki cins de sevgi
‘ve’ seks istiyor, her ikisi de yak─▒nl─▒k ‘ve’ ili┼čkiyi denetleme g├╝c├╝
istiyor. Ne var ki, erkekler kad─▒nlardan daha kolay a┼č─▒k oluyorlar, kad─▒nlar
ise a┼čktan erkeklerden daha kolay ├ž─▒k─▒yorlar.

Hendrick ve Hendrick (1986), t├╝mel bir sevgi kavram─▒na dayanan
ilk kuramlar─▒n yerini bug├╝n ├žok boyutlu yap─▒lar kullanan kuramlar─▒n
ald─▒─č─▒n─▒ belirtmektedir. Onlara g├Âre, psikolojide sevgi konusunda
ilk ├žal─▒┼čmalar kuram geli┼čtirme y├Ân├╝nde olmu┼čtu, daha s─▒n─▒rl─▒ ikinci
yakla┼č─▒m ise ├Âl├žme arac─▒ geli┼čtirme y├╝n├╝ndeydi. 1970’lerde Rubin,
sevme ile ho┼članma aras─▒ndaki benzerlik ve farkl─▒l─▒klar─▒ ilk kez ele
alm─▒┼č ve bunlar─▒ ├Âl├žecek bir ara├ž geli┼čtirmeye ├žal─▒┼čm─▒┼čt─▒r. Rubin’in “Sevgi
├ľl├že─či”nde ├╝├ž ana ├Âge vard─▒r: Yak─▒nl─▒k kurucu ve ba─člay─▒c─▒ gereksinmeler,
yard─▒m etme e─čilimi, tekelcilik ve kendine mal etme. “Ho┼članma
├ľl├že─či” ise benzerlik, olgunluk, zeka gibi ├Âgeleri i├žermektedir.
├ľte yandan, Dion sevgide be┼č de─či┼čik ├╝slup oldu─čunu saptamaktad─▒r:
U├žar─▒, ihtiyatl─▒, ak─▒lc─▒, tutkulu, co┼čkulu. Lee’nin a┼čk ├╝sluplar─▒ tipolojisi
daha karma┼č─▒kt─▒r. ├ť├ž birincil a┼čk ├╝slubu: Eros (tutkulu a┼čk), Ludus
(oyun gibi a┼čk), Storge (arkada┼č├ža a┼čk) ve ├╝├ž ikincil a┼čk ├╝slubu: Mania
(sahiplenici. ba─č─▒ml─▒ a┼čk), Pragma (mant─▒ksal, al─▒┼čveri┼č gibi a┼čk),
Agape (├Âzgeci, verici a┼čk). Bu ikincil ├╝sluplar birincillerin ikili
bile┼čimlerinden olu┼čmaktad─▒r. ├ľrne─čin, “mania” eros ve ludusun, “pragma”
storge ve ludusun, “agape” eros ve storgenin bile┼čimidir; ama herbirinin
kendine ├Âzg├╝ nitelikleri ├žok farkl─▒d─▒r. Hendrick’in Lee’nin tipolojisine
dayanarak geli┼čtirdi─či ├Âl├žme arac─▒ndan madde ├Ârnekleri verebiliriz.
Tutkulu a┼čk: “Ben ve sevgilim birbirimize ilk g├Âr├╝┼čte vurulduk.”
Oyun gibi a┼čk: “A┼čk sorunlar─▒mdan kolayca ve ├žabucak s─▒yr─▒labilirim”
Arkada┼č├ža a┼čk: “En g├╝zel sevgi uzun bir dostlukta ye┼čerir.”
Mant─▒ksal a┼čk: “En iyisi ayn─▒ ├Âzelliklere sahip birini sevmektir.”
Sahiplenici a┼čk: “Sevdi─čim bana ilgi g├Âstermezse hasta olurum.” ├ľzgeci
a┼čk: “Sevdi─čimin yerine ben ac─▒ ├žekmeyi ye─člerim.” Bu ara├žla yap─▒lan
ara┼čt─▒rmalar─▒n ilk bulgular─▒, erkeklerin a┼čkta kad─▒nlardan daha fazla
oyun pe┼činde (ludic) olduklar─▒n─▒, kad─▒nlar─▒n ise erkeklerden daha fazla
pragmatik, daha arkada┼č├ža, daha manik olduklar─▒n─▒ g├Âstermektedir.

Perlmutter ve Hall’a (1992) g├Âre, ara┼čt─▒rmac─▒lar a┼čkta genellikle
iki temel t├╝r ay─▒t etmektedirler. Tutkulu a┼čk (passionate love) heyecansal
yo─čunluk, e┼čle derinli─čine birle┼čme ve ate┼čli cinsel tutku i├žerir. Arkada┼č├ža
a┼čk (companionate love) ise, e┼člerin birbirine g├╝ven duydu─ču
ve ba─čl─▒ oldu─ču, bir arada olmaktan zevk ald─▒─č─▒, huzurlu, kararl─▒ bir
ili┼čkidir. Tutkulu a┼čk─▒n do─čal ├Âmr├╝n├╝n yakla┼č─▒k iki y─▒l oldu─ču g├Âr├╝lmektedir.
Ancak, tutkulu a┼čk baz─▒ ili┼čkilerde ya┼čamsal bir ├Âge olarak
s├╝rebilmektedir. ├ľrne─čin, ├žo─ču otuz y─▒ll─▒k evli bir grup orta ya┼čl─▒ kad─▒nda
tutkulu a┼čk─▒n evlilik ili┼čkilerinde ├Ânemli bir rol oynad─▒─č─▒, evlilik
doyumuyla ve cinsel doyumla g├╝├žl├╝ bir ba─č─▒ oldu─ču saptanm─▒┼čt─▒r. Baz─▒
ara┼čt─▒rmalar da arkada┼č├ža a┼čk─▒n evlendikten sonra derinle┼čti─čini, romantik
a┼čk─▒n evlili─čin ilk on be┼č-yirmi y─▒l─▒ s─▒ras─▒nda azald─▒─č─▒n─▒ g├Âstermektedir.

Evlilikteki sevgide romantik a┼čka benzeyen duygusal bir y├Ân varsa
da, daha ├žok etkin (aktif) sevgi s├Âz konusudur. Evlenme karar─▒ romantik
a┼čka ba─čl─▒ olarak al─▒nmaz, mutlu ya da mutsuz sonu├žlara katlanmay─▒
i├žeren sevme karar─▒na dayan─▒larak al─▒n─▒r. Psikolojide sevgi
konusunda en ger├žek├ži tan─▒mlardan biri Adler’e ( 1984) aittir: “Sevgi,
dost├ža bir i┼čbirli─čidir.”‘

“Sevgi ve evlilik ya┼čam─▒nda kar┼č─▒m─▒za ├ž─▒kan sorunlar,
ilke olarak genel toplumsal sorunlardan de─či┼čik bir yap─▒
g├Âstermez. Bu konuda da bizi ayn─▒ g├╝├žl├╝kler ve ayn─▒ g├Ârevler
bekler. Sevgi ve evlili─če her ┼čeyin insan─▒n g├Ânl├╝nce ger├žekle┼čti─či
bir cennet g├Âz├╝yle bakmak yanl─▒┼čt─▒r. D├Ârt bir yanda
yap─▒lacak i┼čler bizi bekler, bizimle birlikte kar┼č─▒m─▒zdaki
bir ba┼čka ki┼činin ├ž─▒karlar─▒n─▒ d├╝┼č├╝nerek s├Âz konusu i┼čleri
yapmam─▒z gerekir. Toplumsal uyumla ilgili normal sorunlar─▒n
d─▒┼č─▒nda sevgi ve evlilik, her iki taraftan da ola─čan├╝st├╝
bir duyguda┼čl─▒k, kar┼č─▒s─▒ndakiyle ├Âzde┼čle┼čme bak─▒m─▒ndan
ola─čan├╝st├╝ bir yetenek ister. Toplumsal ilginin i├žy├╝z├╝n├╝
kavrayan bir kimse, sevgi ve evlilik sorunlar─▒n─▒n da, ancak
tam bir e┼čitlik ve ayn─▒ haklara sahip olma ilkesi temel al─▒narak
doyurucu bi├žimde ├ž├Âz├╝lebilece─čini bilir. Tek ba┼č─▒na
sevgi sorunlar─▒ ├ž├Âzemez; ancak sa─člam bir temele dayanan
e┼čitlik ilkesi, sevginin gereken yolu izlemesini sa─člayacak
ve evlili─či ba┼čar─▒ya g├Ât├╝recektir”. (Adler, 1984)

(1) Kurulu┼č: Bu d├Ânem evlilikle ba┼člar ve ilk ├žocu─čun do─ču┼čuna
kadar s├╝rer. Evlilik, bekarl─▒k rollerinden evli ├žift rollerine ge├ži┼či
g├Âsterir. Bu yeni rol ├žiftin hirbiri ile, kendi anababalar─▒ ile, di─čer
├žiftlerle ve bir b├╝t├╝n olarak toplumla olan ili┼čkilerini etkiler. Evlilik
bir bak─▒ma eski rollerden gelecek rollere ge├ži┼či simgeler. Evlili─čin ilk
d├Âneminin en ├Ânemli g├Ârevi, her iki ki┼čiyi de mutlu edecek ortak bir ya┼čam
bi├žimi bulmak, doyurucu cinsel etkile┼čim─▒ ├Âr├╝nt├╝lerini ke┼čfetmektir.
Ortak kararlar alma, aile sorumluluklar─▒n─▒ payla┼čma, ├žat─▒┼čmalar─▒
├ž├Âzme yollar─▒n─▒ ├Â─črenme g├Ârevleri de yeni ├žift i├žin ├žok ├Ânemlidir.
Romantik g├Âr├╝┼člere kar┼č─▒n evlili─čin ilk y─▒llar─▒ en ├žetin y─▒llard─▒r, bu
y─▒llardaki d├╝┼čk─▒r─▒kl─▒─č─▒ ve kar┼č─▒l─▒kl─▒ toplumsalla┼čma ba┼čar─▒s─▒zl─▒─č─▒ erken
bo┼čanmalar─▒n nedenidir. Bo┼čanmalar─▒n ├Âzellikle ikinci ve d├Ârd├╝nc├╝
y─▒llarda en ├╝st d├╝zeyde oldu─ču, bo┼čanma olas─▒l─▒─č─▒n─▒n evlili─čin uzunlu─ču
ile d├╝┼č├╝┼č g├Âsterdi─či bulunmu┼čtur. Evlili─čin ilk y─▒llar─▒ndaki sorunlar
├žo─čunlukla ya┼čam ko┼čullar─▒, maddi durum. seks, genel uyumsuzluk,
anabaha m├╝dahalesi olarak belirmektedir. Koller, ilk y─▒llarda bo┼čanman─▒n
b├╝y├╝k ├Âl├ž├╝de ├žiftlerin evlilikten ger├žek olmayan beklentileri
sonucu ortaya ├ž─▒kt─▒─č─▒n─▒ belirtmektedir. Birdwhitsell, sorunun ├žiftlerden
├žok toplumdan kaynakland─▒─č─▒n─▒, toplumun evlilik kurumunu
idealle┼čtirdi─čini ve sorunu olmayan bir ya┼čant─▒ olarak sundu─čunu ileri
s├╝rmektedir.

Evlili─čin ilk y─▒llar─▒nda cinsel ili┼čki s─▒kl─▒─č─▒ y├╝ksektir ve Kinsey
verilerine g├Âre ya┼čla d├╝┼čmektedir. Ya┼ča ba─čl─▒ d├╝┼č├╝┼č daha ├žok erkek
├Âr├╝nt├╝s├╝n├╝ yans─▒tmaktad─▒r; ├ž├╝nk├╝ evli ve bekar erkeklerde orgazm
s─▒kl─▒─č─▒ d├╝┼č├╝┼čleri ko┼čutluk g├Âsterirken, bekar kad─▒nlarda ya┼čla ├žok az
de─či┼čim g├Âsterdi─či g├Âr├╝lmektedir. Genel orgazm s─▒kl─▒─č─▒ kad─▒nlarda 31-35
ya┼člar─▒ aras─▒nda, erkeklerde ise 21-30 ya┼člar─▒ aras─▒nda en y├╝ksek
d├╝zeye ├ž─▒kmaktad─▒r.

(2) Yeni anababalar: Evlilikte ikinci d├Ânem anababal─▒kt─▒r;
gebelik ve ilk ├žocu─čun do─čumuyla ba┼člar ve kar─▒kocal─▒ktan anababal─▒─ča
do─čru bir rol de─či┼čimini i├žerir. Bu noktaya kadar ├žift olduk├ža
oturmu┼č bir ili┼čki ger├žekle┼čtirmi┼čtir, ancak ├╝├ž├╝nc├╝ ki┼či olan bebe─čin
aileye kat─▒lmas─▒ eski dengeyi bozabilir ve bu kesinti de k─▒zg─▒nl─▒k ve
k─▒skan├žl─▒k yaratabilir. Le Masters evlili─čin bu d├Ânemini incelemi┼č ve
ailelerin % 83’├╝n├╝n ilk ├žocu─čun do─čumu ile yo─čun bir bunal─▒m ya┼čad─▒klar─▒n─▒
bulmu┼čtur. Le Masters’a g├Âre bu bunal─▒m evresinin nedeni,
k├Ât├╝ evlilik, ki┼čilik uyumsuzlu─ču, bebe─čin istenmemesi de─čil, ├žiftin bu
yeni rol i├žin haz─▒rl─▒─ča sahip olmamas─▒d─▒r. Anababa olmay─▒ romantikle┼čtiren
├žiftler, bebek al─▒┼č─▒lagelen d├╝zeni bozan biri olarak ortaya ├ž─▒k─▒nca
bunal─▒m ya┼čamaktad─▒rlar. Bu bunal─▒ma, anababa olu┼čla birlikte
yeti┼čkinli─če en son ad─▒m─▒n at─▒lm─▒┼č olmas─▒ ve yeti┼čkin sorumluluklar─▒n─▒n
bilinci de katk─▒da bulunuyor olabilir. Knox anababa rol├╝ne uyumsuzluk
nedenlerini ┼č├Âyle ├Âzetlemektedir: Gebeli─če kar┼č─▒ olumsuz tutumlar,
anababal─▒─ča ili┼čkin yetersizlik duygular─▒, bebekle deneyim
yoksunlu─ču, rol de─či┼čimini kabule istekli olmamak.

(3) Okul├Âncesi ailesi: Ailedeki ilk ├žocuk ┼čimdi ├╝├ž ile alt─▒ ya┼člar─▒
aras─▒ndad─▒r. ─░kinci bir ├žocuk do─čmu┼č olabilir ve onunla ilgili sorunlar
da ├Ânemli olabilir (ama her d├Ânemde ailenin ilk deneyimine dayanmakta
a├ž─▒klama a├ž─▒s─▒ndan kolayl─▒k vard─▒r). Bu d├Ânemin g├Ârevleri,
e┼čler aras─▒ndaki yak─▒n ili┼čkiyi s├╝rd├╝r├╝rken, geni┼čleyen aile i├žin yer,
maddi olanak bulmak ve ├žocuklar─▒ yeti┼čtirmektir. ├çocuk yeti┼čtirme
g├Ârevi ├Âzellikle ├Ânemlidir; besleme, toplumsalla┼čt─▒rma, en ├╝st d├╝zeyde
duygusal geli┼čime olanak sa─člama g├Ârevlerini i├žerir. Anababalar,
├žocuklar─▒yla tam bir insan olarak etkile┼čime girebilmek i├žin b├╝y├╝yen
├žocuklar─▒yla birlikte de─či┼čebilmelidirler. Toplumsalla┼čma s├╝reci i├žinde
anababalar ├žocuklar─▒na toplumun de─čer ve kurallar─▒n─▒ ├Â─čretirken,
kendileri de ├žocuklar─▒ taraf─▒ndan toplumsalla┼čt─▒r─▒l─▒rlar. Nas─▒l anababa
olunaca─č─▒n─▒ ├Â─črenmenin karma┼č─▒k s├╝reci i├žinde ├žocuklar ve anababalar
birlikte b├╝y├╝rler. Bazen anababalar ├žocuklar─▒n─▒ en do─čru bi├žimde
yeti┼čtirme konusunda kayg─▒ duyarlar, bu do─čal ve ger├žek├ži bir kayg─▒d─▒r.
Ancak ├žocuklar─▒n da olduk├ža dayan─▒kl─▒ varl─▒klar olduklar─▒n─▒ ve
g├╝├ž ko┼čullarda bile b├╝y├╝y├╝p geli┼čmeyi ba┼čard─▒klarm─▒ unutmamak gerekir.
├çocuklara mutlaka m├╝kemmel anababalar gerekti─čini s├Âylemek
do─čru olmaz. Belki anababalar i├žin en iyi y├Ântem, kendileri ve ├žocuklar─▒
i├žin en ger├žek├ži ve etkili yolu kendilerinin se├žmesidir.

(4) Okul├ža─č─▒ ailesi: Bu d├Ânem ailenin en b├╝y├╝k ├žocu─čunun
okula ba┼člamas─▒yla ba┼člar. Bu d├Ânemde s─▒kl─▒kla g├Âr├╝len bir de─či┼čim
annenin yeniden i┼če d├Ânmesidir. Hoffman, annenin ├žal─▒┼čmas─▒n─▒n anne-├žocuk
ili┼čkisi ├╝zerindeki etkilerini ara┼čt─▒rm─▒┼č ve annenin ├žal─▒┼čma kar┼č─▒s─▒ndaki
tutumunun, ├žocu─čun anneye olan tepkisini ve annenin ├žocu─ča
kar┼č─▒ davran─▒┼č─▒n─▒, ├žal─▒┼č─▒p ├žal─▒┼čmamas─▒ndan daha fazla etkiledi─čini
bulmu┼čtur. Ba┼čka bir deyi┼čle, ├žal─▒┼čan ve i┼člerini seven anneler, ├žocuklar─▒na
daha iyi davranmakta, buna kar┼č─▒l─▒k ├žal─▒┼čan ve i┼člerini sevmeyen
anneler ├žocuklar─▒yla daha az ilgilenmekte, ├žocuklar da anneye
d├╝┼čman olmaktad─▒rlar. Ayn─▒ ger├žek ├žal─▒┼čmayan anneler i├žin de ge├žerlidir,
├ž├╝nk├╝ ├žal─▒┼čmad─▒klar─▒ i├žin kendilerini kapana k─▒s─▒lm─▒┼č hissediyorlarsa
├žocuklar─▒ da bundan olumsuz etkilenmektedir.

(5) Ergen ├žocuklu aile: Bu d├Ânem en b├╝y├╝k ├žocu─čun erinli─če
ula┼čmas─▒yla ba┼člar. Bu d├Ânemde aile ekonomik y├Ânden olduk├ža dengelenmi┼čtir,
aile genellikle b├╝y├╝kl├╝k s─▒n─▒rlar─▒na ula┼čm─▒┼čt─▒r, b├╝t├╝n ├╝yeler
ayn─▒ evde ya┼čamaktad─▒r. Bu d├Ânemin temel konular─▒, ├žocuklar i├žin
okul, meslek ve e┼č se├žimi ├╝zerinde yo─čunla┼č─▒r; ├žocuklarda cinsellik,
ba─č─▒ms─▒zl─▒k ve hareketlilik gitgide artar; sigara, alkol, uyu┼čturucu kullanma
kayg─▒lar─▒ ortaya ├ž─▒kar. Bu sorunlar ailede bunal─▒mlara yol a├žabilir,
ergenlerle birlikte anababalar da bundan etkilenir. Aile i├žindeki
ku┼čak ├žat─▒┼čmas─▒ toplumdaki ku┼čaklar ├žat─▒┼čmas─▒ndan daha k├╝├ž├╝k ├žapl─▒d─▒r,
├ž├╝nk├╝ ailedeki ku┼čaklar birbirlerine daha fazla benzerler. Ara┼čt─▒rmalarda
gen├žler genellikle hem kendi ku┼čaklar─▒yla, hem de aileleriyle
dayan─▒┼čma duygusu i├žinde olduklar─▒n─▒ belirtmektedirler. Aile i├žindeki
ku┼čak farkl─▒l─▒─č─▒, -ailenin toplumsalla┼čma ve k├╝lt├╝rel aktar─▒m konular─▒ndaki
g├╝├žl├╝klerini yans─▒tmaktad─▒r. Bengston’a g├Âre, gen├žler ku┼čaklar
aras─▒nda alg─▒lad─▒klar─▒ farkl─▒l─▒klar─▒ abart─▒rken, anababalar -├Âzellikle b├╝y├╝k
anababalar- ayn─▒ farkl─▒l─▒klar─▒ k├╝├ž├╝msemek e─čilimindedirler.

(6) Yerle┼čtirme yeri olarak aile: Bu d├Ânem ├žocuklar─▒n evlenme
ya da ayr─▒ ya┼čama yoluyla evden ayr─▒lmalar─▒n─▒ i├žerir. Bu d├Ânemde
aileler ├žocuklar─▒n─▒ b─▒rakmakta, d├╝nyaya yerle┼čtirmekte, ├žocuklar da
daha fazla ba─č─▒ms─▒zl─▒k ve ├Âzerklik kazanmaktad─▒rlar. Bu d├Ânem anababalar
i├žin, ├Âzellikle, ilgisini o zamana kadar ailesi ├╝zerinde odakla┼čt─▒rm─▒┼čsa
anneler i├žin s─▒k─▒nt─▒l─▒ ve zor bir d├Ânemdir. ├çocuklar─▒n ayr─▒lmas─▒
anneler i├žin ├Ânemli bir rol de─či┼čimini gerekli k─▒lar. ├ťstelik bu
durum ├žo─čunlukla annenin menopoz s─▒k─▒nt─▒lar─▒ d├Ânemine rastlar. Bu
biyolojik de─či┼čim “bo┼č yuva” olgusuyla birle┼čince kad─▒nlar i├žin bunal─▒m
ba┼člar. ├ťstelik bu d├Ânemde koca da mesle─činin tepe noktas─▒na
├ž─▒kmak i├žin u─čra┼č─▒p durmakta ve kar─▒s─▒ndan uzak kalmaktad─▒r. Bu
olaylar─▒n etkile┼čimi kar─▒koca i├žin psikolojik bir bunal─▒m kayna─č─▒ olabilir.
Di─čer bir etken de kad─▒nlar─▒n cinsel ilgilerindeki art─▒┼čt─▒r, oysa kocalar
i┼čleri nedeniyle cinsel yak─▒nl─▒─ča daha az ilgi duyarlar.

(7) Anababal─▒k sonras─▒ aile: Son ├žocu─čun aileden ayr─▒lmas─▒ndan
sonra ortaya ├ž─▒kan d├Ânemdir. Pineo, evlilik mutlulu─čunun 20-25
y─▒ll─▒k ├žocuk yeti┼čtirme s├╝resince ilk y─▒llara g├Âre gitgide azald─▒─č─▒n─▒
bulmu┼čtur; Deutscher ise, anababal─▒k sonras─▒ evlilik mutlulu─čunun ├Ânceki
d├Ânemlerden daha az olmad─▒─č─▒n─▒ belirtmektedir. Rollins ve Feldman,
evlilik mutlulu─čunun ├žocuklar─▒ yerle┼čtirme d├Âneminde azald─▒─č─▒n─▒, ama
anababal─▒k sonras─▒ d├Ânemde artt─▒─č─▒n─▒ saptamaktad─▒r. Bu d├Ânemde kar┼č─▒la┼č─▒lan
sorunlar─▒n ba┼č─▒nda, ├žiftlerin ya┼članan anababalar─▒na bakmalar─▒,
daha sonra da onlar─▒n ├Âl├╝m├╝n├╝n yaratt─▒─č─▒ duygularla ba┼ča ├ž─▒kmalar─▒
sorunu gelmektedir. Bir ba┼čka sorun da, anababalar─▒n art─▒k
b├╝y├╝kanne ya da b├╝y├╝kbaba olmalar─▒ ve bunun gerektirdi─či rol de─či┼čimini
g├Âstermeleridir.

(8) Ya┼čl─▒l─▒k ailesi: Bu son d├Ânem kocan─▒n emekli olmas─▒yla
ba┼člar, kar─▒s─▒ ├žal─▒┼č─▒yorsa o da a┼ča─č─▒ yukar─▒ ayn─▒ zamanlarda emekli
olacakt─▒r. Emeklilik ve ortaya ├ž─▒kan bo┼č zaman─▒n de─čerlendirilmesi bu
d├Ânemin en ├Ânemli sorunlar─▒d─▒r. Gelir d├╝┼č├╝┼č├╝ ya┼čam d├╝zeyinde de d├╝┼č├╝┼če
neden olmaktad─▒r, sa─čl─▒k sorunlar─▒ da b├╝t├╝n bu sorunlara eklenmektedir.

Buraya kadar yap─▒lan a├ž─▒klama ya┼čam d├Âng├╝s├╝n├╝n t├╝m├╝n├╝ kapsamakla
birlikte, orta y─▒llara ve ya┼čl─▒l─▒─ča ili┼čkin a├ž─▒klamalar k─▒sa tutulmu┼č
ve ayr─▒nt─▒lar ilgili b├Âl├╝mlere b─▒rak─▒lm─▒┼čt─▒r. B├╝t├╝n bu a├ž─▒klamalar─▒n
aile olgusu ├žer├ževesinde yer ald─▒─č─▒ a├ž─▒k├ža g├Âr├╝lmektedir. Oysa
yeti┼čkinler i├žin aile d─▒┼č─▒nda da birtak─▒m ya┼čama bi├žimleri olabilece─či
ku┼čkusuzdur.

:::::::::::::::::

2. Se├ženek Ya┼čam Bi├žimleri

Gen├ž yeti┼čkini aile ya┼čam─▒ d├Âng├╝s├╝ i├žinde d├╝┼č├╝nmek al─▒┼č─▒lagelmi┼č
bir yoldur. Oysa bundan farkl─▒ ve en az─▒ndan s├Âz├╝ edilen aile
ya┼čam bi├žimleri kadar ge├žerli olan ya┼čam bi├žimleri de vard─▒r. Hi├ž evlenmemi┼č
yeti┼čkinler (bekarlar), ├Ânceden evli olanlar (dullar, bo┼čanm─▒┼člar,
ayr─▒ ya┼čayanlar), ├žocuksuz ├žiftler, kom├╝n ya┼čam─▒ s├╝rd├╝renler
bu se├ženek ya┼čam bi├žimlerini olu┼čtururlar.

A. Tek ya┼čayanlar. Tek ya┼čayan yeti┼čkinler, hi├ž evlenmemi┼č,
dul kalm─▒┼č, bo┼čanm─▒┼č ya da ayr─▒ ya┼čayan ki┼čilerdir. Ancak bu insanlar
├╝zerinde fazlaca ara┼čt─▒rma yoktur, bilgilerin ├žo─ču n├╝fus say─▒m─▒ verilerinden
derlenmektedir. ├ťstelik tek ya┼čayan ki┼čiler konusunda olumsuz
bir s├Âylence de geli┼čtirilmi┼čtir. ├ľrne─čin, tek ya┼čayan kad─▒nlar─▒n kad─▒nl─▒k
y├Ân├╝nden yetersiz, duygusal a├ž─▒dan sorunlu olduklar─▒ s├Âylenegelmi┼čtir.
Oysa Bernard’─▒n ara┼čt─▒rmas─▒, bekar kad─▒nlar─▒n evli kad─▒nlara
oranla daha ├╝st d├╝zeyde ruh sa─čl─▒─č─▒na sahip olduklar─▒n─▒ g├Âstermektedir;
otuz ya┼č─▒n ├╝st├╝ndeki kad─▒nlar i├žinde evli olanlar─▒n bekar olanlardan
daha fazla psikolojik sorunlar─▒ vard─▒r. Bekar kad─▒nlarla ilgili bir
ba┼čka s├Âylence de, h─▒zl─▒ ve seks dolu bir ya┼čam ya┼čad─▒klar─▒ y├Ân├╝ndedir.
Oysa Starr ve Carns’a g├Âre, bir├žok bekar kad─▒n daha geleneksel bir
ya┼čam s├╝rd├╝rmektedir, iyi bir ev ve iyi bir i┼č gibi geleneksel de─čerler
pe┼čindedir. Ayn─▒ ┼čekilde bekar erkekler konusunda da ├že┼čitli kal─▒pyarg─▒lar
s├Âz konusudur. Ancak birinciler i├žin olumsuz olan s├Âylenceler,
ikinciler i├žin olumludur: Bekar kad─▒n g├╝├žs├╝z, yitirmi┼č bir ki┼čidir, bekar
erkek ise g├╝├žl├╝d├╝r, ├Âzg├╝rd├╝r, kazan├žl─▒d─▒r. Buna kar┼č─▒l─▒k ara┼čt─▒rmalar
bekar erkeklerin evlilere oranla daha fazla fiziksel ve psikolojik
sorunlardan yak─▒nd─▒klar─▒n─▒ ortaya koymaktad─▒r (Schiamberg ve Smith, 1982).

Ara┼čt─▒rmalar hi├ž evlenmeyen insanlar─▒n son y─▒llarda artt─▒─č─▒n─▒
g├Âstermektedir. Sonu├žta mutlaka evlenecek ki┼čiler bunu k─▒rk ya┼č─▒ndan
├Ânce yapmaktad─▒rlar. Hi├ž evlenmeyen erkeklerin gelirleri daha b├╝y├╝k
bulunmu┼čtur. Gelir ve e─čitim d├╝zeyi y├╝ksek kad─▒nlarda hi├ž evlenmeme
oran─▒ daha y├╝ksektir. Erkekler genellikle daha d├╝┼č├╝k sosyoekonomik
d├╝zeyden kad─▒nlarla evlendikleri halde, kad─▒nlar daha d├╝┼č├╝k e─čitim
ve sosyoekonomik d├╝zeyden erkeklerle evlenmiyorlar. Evlilik i├žin
toplumsal bask─▒ yo─čun oldu─ču i├žin, hi├ž evlenmeyenlerin ne kadar─▒n─▒n
bunu kendi se├žimleriyle belirledikleri bilinemiyor.

Geli┼čimsel a├ž─▒dan ├Ânemli olan nokta, evli olmayan yeti┼čkinlerin
ya┼čam─▒ndaki d├Ân├╝m noktalar─▒n─▒ belirlemektir. Kesin veriler olmamakla
birlikte, belki de bu d├Ân├╝m noktalar─▒n─▒ meslek ya da a┼čk ili┼čkileri
olu┼čturmaktad─▒r. Bo┼čanma ve dulluk gibi olaylar daha ├Ânce evli olanlar
i├žin d├Ân├╝m noktas─▒ olarak kabul edilebilir.

Evlili─čin bo┼čanma ya da ayr─▒lma ile sona ermesi ki┼čisel ve toplumsal
nedenlere ba─čl─▒ olarak ortaya ├ž─▒kar. Duvall’e g├Âre, evlili─če iyi
haz─▒rlanmam─▒┼č, anababas─▒ndan kurtulmak i├žin evlenmi┼č, farkl─▒l─▒klar─▒
ho┼čg├Âr├╝yle kar┼č─▒layamayan, mutsuz ya da bo┼čanm─▒┼č anababas─▒ olan
ki┼čiler, ├žocuksuz olanlar ve gebe gelinler aras─▒nda daha fazla bo┼čanma
g├Âr├╝lmektedir. ├ľte yandan, e─čitim, ─▒rk, din, ya┼č, gelir d├╝zeyi gibi toplumsal
farkl─▒l─▒klar da bo┼čanmay─▒ kolayla┼čt─▒rmaktad─▒r. En fazla evlilik
sorunu olan y─▒llar do─čal olarak bo┼čanman─▒n da en yo─čun oldu─ču y─▒llard─▒r.
20 ya┼č─▒ndan ├Ânce evlenenlerde bo┼čanma oran─▒ daha y├╝ksektir. En
fazla bo┼čanma evlili─čin ├╝├ž├╝nc├╝ y─▒l─▒nda yer almaktad─▒r, ayr─▒lmalar─▒n en
y├╝ksek noktas─▒ da evlili─čin ilk y─▒l─▒d─▒r. B├╝t├╝n bo┼čanmalar─▒n % 40’─▒ be┼č
y─▒ldan daha az evli ├žiftlerde g├Âr├╝lmektedir (A.B.D. N├╝fus B├╝rosu,
1975). Bo┼čanma nedenleri konusunda b├╝y├╝k fark─▒l─▒klar g├Âr├╝lmektedir.
En ├Ânemli nedenin mutsuzluk oldu─ču ileri s├╝r├╝lmektedir. Bazen tedirgin
ve mutsuz insanlar evlili─če bu sorunlar─▒n─▒ ├ž├Âzme beklentisiyle
girmektedirler, oysa evlilik duygusal y├Ânden yerle┼čmi┼č ve kimli─čini sa─člam
bir bi├žimde kurmu┼č insanlar gerektirmektedir. Pinard’a g├Âre, bo┼čanm─▒┼č
insanlar─▒n ├žo─ču gergin, sinirli, depresyonlu, a┼č─▒r─▒ ele┼čtirici ve
genelde uyum sorunlar─▒ olan ki┼čilerdir. Bo┼čanmada bir di─čer etken de
anababal─▒k evresinde rol de─či┼čimini benimseyememe sorunudur. E┼čle
birlikte ya┼čamaya yeterince uyum g├Âsterememi┼č yeti┼čkinler anababal─▒k
rollerinden olumsuz y├Ânde etkilenmektedirler.

Ara┼čt─▒rmalar bo┼čanm─▒┼č insan─▒n ya┼čam bi├žimi konusunda ├žok az
bilgi vermektedir. Erkeklerin yar─▒s─▒ yaln─▒z, kad─▒nlar─▒n yar─▒s─▒ da
├žocuklar─▒yla ya┼č─▒yor, gen├ž olanlar kendi ailelerine d├Ân├╝yorlar, orta
ya┼čl─▒lar yaln─▒z ya┼čamay─▒ se├žiyorlar. Ancak bu bilgiler birey i├žin bo┼čanman─▒n
anlam─▒n─▒n ne oldu─ču konusunda yetersiz kal─▒yor. Bo┼čanma yeniden
toplumsalla┼čmay─▒ gerektiriyor ya da yeniden evlenmeyi i├žeriyor olabilir.
Bo┼čanma duygusal ve fiziksel zorluklar i├žerebilir ya da yeni ya┼čam
bi├žimi bu zorluklara neden olabilir. Evlenmenin rol de─či┼čimini gerektirmesi
gibi, bo┼čanma da rollerde ve stat├╝de belirgin de─či┼čikliklere yol
a├žar. Bu durumda b├╝t├╝n toplumsal ba─člar─▒n yeniden d├╝zenlenmesi gerekmektedir.
Evlili─čin aksine bo┼čanma, toplumsal normlarla belirlenmi┼č
kurumsal bir ge├ži┼č de─čildir. Birey normatif ipu├žlar─▒ olmadan ve
d─▒┼čardan pek yard─▒m g├Ârmeden yeni rollerini kendisi d├╝zenlemek zorundad─▒r.
├ço─ču zaman bo┼čanmayla birlikte bir t├╝r ba┼čar─▒s─▒zl─▒k duygusu
da ya┼čan─▒r. Yeni ili┼čkiler kurmada ve bunlar─▒ -varsa- ├žocuklara a├ž─▒klamada
birtak─▒m zorluklar vard─▒r. Gluck’un ara┼čt─▒rmas─▒, bo┼čanm─▒┼člar─▒n
% 75’inin be┼č y─▒l i├žinde yeniden evlendi─čini ve % 60’─▒n─▒n bo┼čanm─▒┼člarla
evlendi─čini g├Âstermektedir. Genellikle ikinci evlilikler daha mutlu
olarak nitelendirilmektedir.

Evlilikler bo┼čanma ya da ├Âl├╝mle, sonu├ž olarak ├žiftlerden biri i├žin
dullukla sonu├žlan─▒r. Ya┼čam s├╝resinin uzamas─▒ dulluk s├╝resini de uzatm─▒┼čt─▒r.
Kad─▒nlar erkeklerden daha uzun ya┼čad─▒klar─▒ndan ve genellikle
kendilerinden daha ya┼čl─▒ erkeklerle evlendiklerinden dulluk s├╝releri de
daha uzundur. Dullar─▒n b├╝y├╝k ├žo─čunlu─ču 65 ya┼č─▒n ├╝st├╝ndedir ve bu
ya┼čtan sonra evlenmeleri onaylanmad─▒─č─▒ i├žin yaln─▒zl─▒k en b├╝y├╝k sorunlar─▒d─▒r.

B. Birlikte ya┼čayanlar: Geli┼čmi┼č ├╝lkelerde ├Âzellikle 1960’lar─▒n
sonlar─▒na do─čru birlikte oturma e─čilimi yayg─▒nla┼čm─▒┼čt─▒r. 1980’lere
gelindi─činde 15-44 ya┼člar aras─▒ndaki her ├╝├ž Amerikan kad─▒n─▒ndan birinin
bir erkekle evlenmeksizin birlikte ya┼čad─▒─č─▒ g├Âr├╝lmektedir. Bu t├╝r ili┼čki,
ge├žici birliktelikten evlili─če giden s├╝rekli birlikteli─če kadar de─či┼čik
bi├žimler g├Âsterebilmektedir. Birlikte ya┼čayanlar─▒n ├žo─ču bir y─▒l i├žinde
evlenmekte ya da ili┼čkiyi bitirmektedir. Birlikte ya┼čama, ili┼čkinin evlilik
i├žin yeterince g├╝├žl├╝ olup olmad─▒─č─▒n─▒ s─▒nama yolu olarak g├Âr├╝lebilir.

C. ├çocuksuz ├žiftler: Se├ženek ya┼čam bi├žimlerinden biri de ├žocuksuz
├žiftlerle ilgilidir. Bu grup istemedi─či ya da sahip olamad─▒─č─▒
i├žin ├žocuksuz olan ├žiftleri i├žerir. Bu grup da t─▒pk─▒ bekarlar, dullar ya
da evlenmeden birlikte ya┼čayanlar gibi toplumsal bask─▒ alt─▒ndad─▒r;
├ž├╝nk├╝ toplum evlili─či ancak ├žocukla birlikte d├╝┼č├╝nmektedir. ├çiftler
├žocuk sahibi olmamaya ├že┼čitli nedenlerle karar vermi┼č olabilirler. E┼člerden
her ikisi de ├žocukla kesintiye u─čramas─▒n─▒ istemedi─či i┼člere sahip
olabilir; ├žocuk yeti┼čtirmenin sorumlulu─čunu istemeyebilir; ├žocuklar─▒na
ge├žirmek istemedikleri genetik bir ├Âz├╝rleri olabilir; anababal─▒k
rol├╝yle ilgilenmiyor ya da bu role uygun olmad─▒klar─▒n─▒ d├╝┼č├╝n├╝yor
olabilirler vb.

D. E┼čcinseller: Freud bir e┼čcinselin annesine yazd─▒─č─▒ mektupta
┼č├Âyle demektedir: “E┼čcinsellik elbette bir avantaj de─čildir, ama utan─▒lacak
bir kusur, bir a┼ča─č─▒lanma da de─čildir, bir hastal─▒k olarak da
s─▒n─▒flanamaz. Eskilerde ve g├╝n├╝m├╝zde pek ├žok sayg─▒de─čer ki┼či e┼čcinseldi,
aralar─▒nda (Platon, Michelangelo, Leonardo da Vinci, vb.) say─▒s─▒z
b├╝y├╝k adam vard─▒. E┼čcinselli─či bir su├ž gibi cezaland─▒rmak ├žok b├╝y├╝k
bir adaletsizliktir ve de zalimlik…

Kamuoyunda, kar┼č─▒cinseller ve e┼čcinseller olmak ├╝zere iki t├╝r insan
oldu─ču kan─▒s─▒ yayg─▒nd─▒r. Ger├žekte ise, kar┼č─▒cinselli─či ve e┼čcinselli─či
ayn─▒ s├╝reklilik ├╝zerinde kutuplar olarak g├Ârmek daha do─črudur.
├ço─ču bilim adam─▒, kar┼č─▒cinsel ya da e┼čcinsel “bireyler” de─čil, kar┼č─▒cinsel
ya da e┼čcinsel “uygulamalar” oldu─čunu kabul etme e─čilimindedir.

Psikanalizci ─░rving Bieber’e g├Âre, e┼čcinsellik raydan ├ž─▒km─▒┼č
kar┼č─▒cinselliktir, temelinde de baban─▒n etkisiz, annenin egemen oldu─ču aile
yap─▒s─▒ vard─▒r. Buna kar┼č─▒l─▒k Michael Schofield, bu ├žok yayg─▒n varsay─▒m─▒n
do─čru olmad─▒─č─▒n─▒, e┼čcinsellerin ge├žmi┼činin ├žok b├╝y├╝k bir
farkl─▒l─▒k g├Âsterdi─čini s├Âylemektedir. Schofield’e g├Âre, e┼čcinseller
aras─▒ndaki farkl─▒l─▒k, e┼čcinsellerle kar┼č─▒cinseller aras─▒ndaki farkl─▒l─▒ktan
├žok daha b├╝y├╝kt├╝r. E┼čcinselli─či a├ž─▒klamaya ├žal─▒┼čan di─čer kuramlar da
(fiziksel yap─▒ ve miza├ž kuramlar─▒, biyolojik ve hormonal yap─▒ kuramlar─▒,
├Â─črenme kuramlar─▒) ba┼čar─▒l─▒ bir sonuca ula┼čabilmi┼č de─čildir. Sonu├ž
olarak, uzmanlar─▒n hepsi ┼čimdilik en iyi yolun e┼čcinsellik kar┼č─▒s─▒nda
a├ž─▒k g├Âr├╝┼čl├╝ olmak ve gelecekteki ara┼čt─▒rmalar─▒ beklemek oldu─čunda
birle┼čmektedir.

Bu b├Âl├╝m├╝n sonuna b─▒rakt─▒─č─▒m─▒z temel bir tart─▒┼čma konusu da,
teke┼člilik, (monogamy) sorunudur. Kimmel’in (1974) dedi─či gibi, “Hemen
hemen b├╝t├╝n insanlar g├Âr├╝n├╝┼čte aile denemesine giri┼čmekle birlikte,
├žo─ču e─čer olanaklar─▒ olsayd─▒ ailenin de─čerli bir kurum olup olmad─▒─č─▒n─▒
ve bu denemeye giri┼čerek, de─či┼čimlere u─čramaya ve ├Âlmeye
de─čip de─čmedi─čini tart─▒┼č─▒rlard─▒.”

Murdock’a g├Âre, teke┼člilik b├╝t├╝n toplumlarda var g├Âr├╝n├╝yorsa
da, onun inceledi─či 238 toplumdan a┼ča─č─▒ yukar─▒ sadece be┼čte biri tam
anlam─▒yla teke┼člidir. Dolay─▒s─▒yla teke┼čli ya┼čam─▒n b├╝t├╝n insanlar i├žin
en uygun ya┼čam bi├žimi oldu─ču s├Âylenemez. G├╝n├╝m├╝zde n├╝fus patlamas─▒yla
birlikte “deneysel” ya┼čam bi├žimlerine duyulan ilgi ve ho┼čg├Âr├╝n├╝n
de artt─▒─č─▒ g├Âr├╝lmektedir. ├ťstelik, evlili─če uygun olup olmad─▒─č─▒na
bak─▒lmaks─▒z─▒n, herkesin evlenmesi i├žin yap─▒lan toplumsal bask─▒
azal─▒rsa bo┼čanma oran─▒n─▒n da b├╝y├╝k ├Âl├ž├╝de d├╝┼čece─či s├Âylenebilir.

─░nsanlar genellikle evlili─če girerken de, evlili─či bozarken de teke┼člili─či
tart─▒┼čmaktansa ki┼čileri tart─▒┼čmay─▒ ye─člemektedirler. Evlili─čin
kurulmas─▒nda ve y─▒k─▒lmas─▒nda bireysel etkenlerin varl─▒─č─▒ ve rol├╝ ku┼čku
g├Ât├╝rmez, evlilikte ortaya ├ž─▒kan mutlulu─ču ya da mutsuzlu─ču kendi
psikolojik geli┼čimimiz ├Âl├ž├╝s├╝nde biz yarat─▒r─▒z. Ancak ├Âte yandan, evlilik
ve aile toplumsal kurumlard─▒r ve bizi bireysel irademiz d─▒┼č─▒nda
y├Ânetmektedirler. Kurumla┼čm─▒┼č teke┼člilik bireysel sevgi temeline dayan─▒yor
gibi g├Âr├╝nse de, asl─▒nda cinsel i├žg├╝d├╝y├╝ denetim alt─▒nda tutmak,
├╝retim g├╝├žlerini g├╝vence alt─▒na almak, kad─▒n─▒ erke─če ba─č─▒ml─▒
k─▒lmak t├╝r├╝nden toplumsal gerek├želere dayand─▒─č─▒ d├╝┼č├╝n├╝lmektedir.
Ancak bu t├╝r yorumlar─▒n somut de─či┼čimlere d├Ân├╝┼čemedi─či de a├ž─▒kt─▒r.

Amerika Birle┼čik Devletleri N├╝fus B├╝rosu’nun belirtti─čine g├Âre,
bu ├╝lkede 1960’da kad─▒nlar─▒n y├╝zde 72’si ve erkeklerin y├╝zde 47’si 20-24
ya┼člar aras─▒nda evleniyordu; 1990’da ise kad─▒nlar─▒n y├╝zde 34’├╝ ve
erkeklerin y├╝zde 21’i ayn─▒ ya┼člar aras─▒nda evlenmektedir. Bu durum
g├╝n├╝m├╝zde evlili─či erteleme konusunda g├╝├žl├╝ bir e─čilim oldu─čunu
g├Âstermektedir. Evlili─či erteleme e─čilimi k─▒smen ├╝niversiteye gitme
oran─▒ndaki art─▒┼čla ilgilidir. Gcli┼čmi┼č ├╝lkelerde evlilik olmadan birlikte
ya┼čama olana─č─▒ da evlenmeyi ertelemeye yol a├žmaktad─▒r. Bo┼čanma
oran─▒n─▒n artmas─▒ ve tek ya┼čaman─▒n gitgide kabul g├Ârmesi de evlenmeyi
geciktiren nedenler aras─▒ndad─▒r (se├ženek ya┼čam bi├žimleri burada
an─▒msanabilir). Sonu├ž olarak, g├╝n├╝m├╝zde evlili─če daha ger├žek├ži ve
ak─▒lc─▒ nedenlerle yakla┼č─▒ld─▒─č─▒ s├Âylenebilir.

:::::::::::::::::

3. ─░┼č ve Meslek

─░nsan ya┼čam─▒n─▒n di─čer d├Ânemleri gibi yeti┼čkinlik de ancak i├žinde
ortaya ├ž─▒kt─▒─č─▒ toplumsal ba─člamlarda anla┼č─▒labilir; i┼č ve meslek ya┼čam─▒
da bunlardan biridir. Hem kad─▒n─▒n hem de erke─čin ya┼čam s├╝resinde
├žal─▒┼čma en ├Ânemli yeri tutar (ancak, ├žal─▒┼čma konusunda bilinenlerin
├žo─čunun erke─čin ├žal─▒┼čmas─▒na ili┼čkin oldu─čunu hemen belirtmek gerek).

─░nsanlar─▒n neden ├žal─▒┼čt─▒klar─▒ konusunda pek ├žok neden ileri s├╝r├╝lebilir
ve bu soru┼čturman─▒n sonu gelmez. Ancak ├žal─▒┼čman─▒n insan mutlulu─čunun,
ya┼čam doyumunun, ruh sa─čl─▒─č─▒n─▒n temellerinden biri oldu─čuna
da hi├ž ku┼čku yoktur. Nitekim Freud bir konu┼čmas─▒nda ruh sa─čl─▒─č─▒n─▒n
temeli olarak “sevme ve ├žal─▒┼čma”y─▒ g├Âstermi┼čtir.Ya┼čam─▒n bu
iki alan─▒ yeti┼čkinlik y─▒llar─▒n─▒n temelini olu┼čturur.

A. ├çal─▒┼čman─▒n Anlam─▒

Erikson’un geli┼čim kuram─▒nda “yak─▒nl─▒─ča kar┼č─▒ yal─▒t─▒lm─▒┼čl─▒k” ve
“├╝retkenli─če kar┼č─▒ durgunluk” evreleri ├žal─▒┼čma ya┼čam─▒na da denk d├╝┼čer.
Uzun s├╝ren bu evreler sadece i┼č alan─▒ndaki ├╝retkenlik ve yarat─▒c─▒l─▒─č─▒
de─čil, ayn─▒ zamanda yeni ku┼čaklar ├╝retmeyi, onlar─▒ yeti┼čtirmeyi ve
sorunlar─▒yla ilgilenmeyi de i├žerir. B├Âylece bireysel ├žal─▒┼čma, i┼č
ili┼čkilerine, aile ya┼čam─▒na ve t├╝m topluma uzanan ├žok geni┼č bir etkile┼čim
alan─▒n─▒ kapsar.

1) Kimlik ve ├╝retkenlik: Erkekler ve kad─▒nlar i├žin “i┼č” uzun
s├╝ren bir fiziksel ve duygusal enerji yat─▒r─▒m─▒n─▒ gerektirmektedir. Erkek
i├žin de kad─▒n i├žin de bu yo─čun u─čra┼č, ergenlik y─▒llar─▒n─▒n kimlik
bunal─▒m─▒n─▒n ├ž├Âz├╝ld├╝─č├╝n├╝ ve art─▒k gen├ž yeti┼čkinli─če ge├žildi─čini g├Âsterir.
Meslek ve aile ya┼čam─▒ndaki ba┼čar─▒ bireyin kimlik duygusunu
g├╝├žlendirdi─či gibi bu kimli─če toplumsal bir temel de sa─člar. Bireyin
i┼či onun kimli─činin belirgin bir par├žas─▒d─▒r ve ad─▒, cinsiyeti ve uyru─čuyla
birlikte kimli─čini belirtmede ├Ânemli bir rol oynar. Kimlikle meslek
aras─▒ndaki bu s─▒k─▒ ba─č ├Âzellikle “doktorum”, “avukat─▒m”, “polisim”,
“sanat├ž─▒y─▒m” gibi anlat─▒mlarda daha da belirgindir. Meslek ayn─▒
zamanda toplumsal s─▒n─▒f─▒ ve e─čitim d├╝zeyini de g├Âsterir. Meslek rollerine
girmek yeti┼čkinli─če girmeyi belirtti─či gibi, i┼čten al─▒nan doyumu
da belirtir. ─░┼č rol├╝ndeki s─▒k─▒nt─▒ ve doyumsuzluklar, bir t├╝r ketlenme ve
Erikson’un deyi┼čiyle “├╝retkenlik bunal─▒m─▒” olarak g├Âr├╝lebilir. Bu duygusal
bunal─▒m daha ├Ânceki y─▒llara ili┼čkin kimlik bunal─▒m─▒yla ili┼čkilidir,
ancak yeti┼čkinlik d├Âneminde “ben kimim?” sorusu yerine, “ben
ne yap─▒yorum?” sorusu sorulur.

Derin doyum ve ba┼čar─▒ duygusu ya da s─▒k─▒nt─▒ ve yetersizlik duygusu
bireyin ya┼čam─▒n─▒n di─čer alanlar─▒n─▒ da etkiler. Aile ile i┼č aras─▒ndaki
etkile┼čim ├žo─čunluk├ža bilinen ve ya┼čanan bir olgudur. Ba┼čka bir
deyi┼čle, i┼čteki s─▒k─▒nt─▒ ailenin ├Ânemini artt─▒r─▒r. ─░┼čteki doyumsuzluk aile
ya┼čam─▒nda ├Âd├╝nlenmek istenir, sonu├žta s─▒k─▒nt─▒ b├╝t├╝n aile bireylerine
yans─▒r, aile bu y├╝k├╝ kald─▒ramaz hale gelir ve aile bunal─▒mlar─▒ ya┼čan─▒r.
├ľte yandan, doyumsuz bir aile ili┼čkisi ve uyumsuz evlilik de i┼čin doyum
yeri olarak g├Âr├╝lmesine yol a├žabilir. Bu durumda i┼č, aile s─▒k─▒nt─▒lar─▒ndan
uzakla┼čmak i├žin ba┼čvurulan bir ka├ž─▒┼č yeridir. ─░kinci bir i┼č edinerek,
ge├ž saatlere kadar ├žal─▒┼čarak, i┼č yolculuklar─▒na ├ž─▒karak i┼či doyum
kayna─č─▒ yapmaya ├žal─▒┼č─▒l─▒r. Bazen de i┼činde y├╝kselmek isteyen
biri i┼č ve aileyi rekabet alan─▒ haline getirebilir, bu da aile i├ži gerilimi
art─▒rabilir. ├ľzellikle kad─▒n─▒n ├žal─▒┼čmad─▒─č─▒ ailelerde, bu durumda kad─▒n
ihmal edildi─čini ve eve hapsedildi─čini, erkek de kar─▒s─▒ ve ailesi taraf─▒ndan
engellendi─čini ileri s├╝rer; sonu├ž, e┼člerin birbirine yabanc─▒la┼čmas─▒d─▒r.
Asl─▒nda ailedeki bu yabanc─▒la┼čma bireyin i┼čteki yabanc─▒la┼čmas─▒n─▒n
bir uzant─▒s─▒d─▒r.

2) Yabanc─▒la┼čma: ─░┼č ve yabanc─▒la┼čma olgusuna ili┼čkin a├ž─▒klamalar
├Âzelliklc Erich Fromm’un yap─▒tlar─▒nda yer almaktad─▒r. Fromm’a
g├Âre yabanc─▒la┼čma, “ki┼činin kendisini bir yabanc─▒ gibi hissetti─či ya┼čant─▒
bi├žimidir. ki┼či kendisiyle ve d─▒┼č d├╝nyayla ├╝retici bir ili┼čki i├žinde
de─čildir”. Yabanc─▒la┼čma durumunda, “insan─▒n kendi eylemleri, onun taraf─▒ndan
y├Ânetilmek yerine, onun ├╝st├╝nde, ona kar┼č─▒ i┼čleyen yabanc─▒
bir g├╝├ž olup ├ž─▒kar.” B├Âylece insan, kendini kendi zenginli─činin etkin
yarat─▒c─▒s─▒ olarak de─čil de, kendini kendi d─▒┼č─▒ndaki g├╝├žlere kapt─▒rm─▒┼č
zavall─▒ bir nesne olarak alg─▒lar. Fromm’a g├Âre ├ža─čda┼č toplumda yabanc─▒la┼čma
hemen her yeri kaplam─▒┼č bir olgudur, ├Âzellikle ├žal─▒┼čma ve
i┼č ya┼čam─▒ etkilenmektedir bundan. Fromm (1982) bu durumu ┼č├Âyle
betimlemektedir:

“Hem ki┼čili─čin hem de mallar─▒n sat─▒ld─▒─č─▒ pazarda de─čerlendirme
ilkesi ayn─▒d─▒r. Birinde sat─▒┼ča sunulan, ki┼čilikler;
├Âtekinde ise, mallard─▒r. (…) Ba┼čar─▒ b├╝y├╝k ├Âl├ž├╝de, insan─▒n
kendisini pazarda ne kadar iyi satt─▒─č─▒na, ki┼čili─či ile ne kadar
iyi rol yapt─▒─č─▒na, d─▒┼č g├Âr├╝n├╝┼č├╝n├╝n etkilili─čine, ├Ârne─čin ‘ne┼čeli’,
‘sa─čduyulu’, ‘sald─▒rgan’, ‘g├╝venilir’, ‘tutkulu’ olup olmad─▒─č─▒na
ba─čl─▒d─▒r. (…) Ba┼čar─▒ b├╝y├╝k ├Âl├ž├╝de insan─▒n ki┼čili─čini
ne kadar iyi satt─▒─č─▒na dayand─▒─č─▒na g├Âre, birey kendisini
bir mal ya da daha ├žok, hem sat─▒c─▒ hem de sat─▒lacak mal olarak
g├Âr├╝r. (…) ├ça─čda┼č insan kendini ayn─▒ zamanda hem pazardaki
sat─▒c─▒ hem de sat─▒lacak mal olarak g├Ârd├╝─č├╝nde, ├Âzsayg─▒s─▒,
denetiminin d─▒┼č─▒daki ko┼čullara dayan─▒r. E─čer ba┼čar─▒l─▒ysa
de─čerli, ba┼čar─▒s─▒zsa de─čersizdir.” (Fromm, 1982).

├çal─▒┼čmaya y├╝klenen anlam─▒n ve i┼č doyumunun en g├╝venilir belirtilerinden
biri ┼ču soruya verilen yan─▒tta ortaya ├ž─▒kar: “Her┼čeye yeniden
ba┼člayabilecek olsayd─▒n─▒z hangi i┼če girmek istersiniz?” 1972’de
ABD’nde i┼če yabanc─▒la┼čma konusunda ├╝lke ├žap─▒nda yap─▒lan bir ara┼čt─▒rmada,
beyaz yakal─▒ i┼č├žilerin sadece % 43’├╝ ve mavi yakal─▒ i┼č├žilerin
sadece % 24’├╝ ayn─▒ i┼či se├žeceklerini s├Âylemi┼člerdir. 1979’da Michigan
├ťniversitesi’nce yap─▒lan ba┼čka bir ara┼čt─▒rmada i┼č├žilerin sadece % 46,7’si
i┼člerinde “├žok doyumlu” olduklar─▒n─▒, % 60’─▒ ba┼čka bir i┼či ye─čleyeceklerini,
% 61’i yapt─▒klar─▒ i┼či arkada┼člar─▒na tavsiye edebileceklerini
belirtmi┼člerdir. Sonu├ž olarak, hemen hemen her i┼čin kimi insanlara
s─▒k─▒c─▒ geldi─či s├Âylenebilir. ─░┼č doyumunun, i┼či tutkuyla yapmak gibi bireysel,
kararlara kat─▒lmak gibi toplumsal etkenlere ba─čl─▒ oldu─ču da
anla┼č─▒lmaktad─▒r. Ayr─▒ca, ya┼čl─▒ ki┼čilerin gen├ž ki┼čilerden daha fazla
i┼člerinde doyum bulduklar─▒ ara┼čt─▒rmalarda ortaya ├ž─▒kmaktad─▒r (Vander
Zanden, 1981).

├çal─▒┼čman─▒n anlam─▒ ile ilgili bir sorun da, kad─▒nlar─▒n ev i┼činin
“ger├žek i┼č” say─▒lmamas─▒yla ilgilidir. Her┼čeyin de─čerini paran─▒n belirledi─či
bir toplumda kad─▒nlar─▒n ev i┼či k├╝├ž├╝msenmektedir, ├ž├╝nk├╝ parasal
girdisi olmayan bir i┼čtir. ├ľte yandan, her ┼čeyi erkeklerin belirledi─či bir
toplumda kad─▒nlar─▒n ev i┼či onlar─▒n “do─čal” bir g├Ârevi, varolu┼člar─▒n─▒n
vazge├žilmez bir y├Ân├╝ olarak g├Âr├╝lmektedir. G├╝n├╝m├╝zde bu t├╝r geleneksel
kal─▒pyarg─▒lar─▒ a┼čmaya ├žal─▒┼čan toplumlarda, kad─▒nlar─▒n ev i┼čine
de ├╝cret ├Âdenmesi, evde ├žal─▒┼čan kad─▒nlar─▒n da i┼č sigortas─▒na ba─članmas─▒
ve emeklilik hakk─▒na kavu┼čmas─▒ s├Âz konusu edilmektedir.

3) Kad─▒nlar─▒n ├žal─▒┼čmas─▒. Yak─▒n zamanlara kadar evinde oturmas─▒
gerekti─či d├╝┼č├╝n├╝len kad─▒nlar, bug├╝n bir├žok ├╝lkede ulusal
i┼čg├╝c├╝n├╝n yakla┼č─▒k yar─▒s─▒n─▒ olu┼čturmaktad─▒rlar. Amerikal─▒ ekonomist
Eli Ginzberg, kad─▒nlar─▒n son birka├ž y─▒lda i┼čg├╝c├╝ne h─▒zla kat─▒l─▒┼č─▒n─▒
“y├╝zy─▒l─▒m─▒z─▒n en ├Ânemli olgusu” olarak nitelemektedir. Ancak, kad─▒n
i┼čg├╝c├╝n├╝n geni┼člemesi ekonominin geleneksel yap─▒s─▒nda hala ├ž├Âz├╝m
bekleyen bir y─▒─č─▒n sorunu da birlikte getirmi┼čtir. 1984’te Fransa Kad─▒n
Haklar─▒ Bakan─▒ Yvette Roudy, “Kad─▒nlar daha ├Ânce de pek ├žok sanayi
devrimiyle randevuyu ka├ž─▒rm─▒┼člard─▒r. Umar─▒m, birkez daha yolun kenar─▒nda
durup geli┼čime seyirci kalmazlar. Fakat ├Âyle bir d├Ânemde bulunuyoruz ki,
erkeklerle kad─▒nlar aras─▒ndaki rol ve g├Ârev b├Âl├╝┼č├╝m├╝
k├╝lt├╝rlere yerle┼čmi┼čtir. Erkek ├žocuklar i├žin 300 meslek varken, k─▒z
├žocuklar i├žin sadece 30 meslek yolu bulunmaktad─▒r” demektedir.

Kad─▒nlar─▒n i┼č d├╝nyas─▒nda kar┼č─▒la┼čt─▒klar─▒ ilk sorunlardan biri, her
zaman, ├╝cret d├╝zeyinin en d├╝┼č├╝k oldu─ču sekt├Ârlerde ├žal─▒┼čmak zorunda
kalmalar─▒d─▒r. Bunun temel nedeni, daha ba┼člang─▒├žta kad─▒nlar─▒n ileride
y├╝ksek ├╝cret getirmeyecek ve y├╝kselme olana─č─▒ sa─člamayacak ├Â─črenim
dallar─▒na ve mesleklere y├Âneltilmeleridir. Kad─▒nlar, dil, edebiyat, tarih
gibi insan bilimleri dallar─▒na, ├Â─čretmenlik, hem┼čirelik, sekreterlik gibi
hizmet kollar─▒na itilmektedirler; m├╝hendislik, diplomatl─▒k, y├╝ksek d├╝zeyde
y├Âneticilik, ├╝niversite ├Â─čretim ├╝yeli─či, parlamenterlik, sendika
liderli─či gibi alanlara kad─▒nlar hala yakla┼čamamakta ya da pek az ve
g├╝├žl├╝kle girebilmektedirler. Sorumluluk gerektiren y├╝ksek g├Ârevlerde
bulunan kad─▒nlar─▒n oran─▒n─▒n geli┼čmi┼č Bat─▒ ├╝lkelerinde bile hen├╝z
├žok a─č─▒r bir tempoyla de─či┼čti─či bilinmektedir (bk. Tablo 14).

Tablo 14

Kad─▒nlar─▒n ├çal─▒┼čt─▒─č─▒ Sekt├Ârler

(1982 verileri, %)

├ťlkeler – Tar─▒m – End├╝stri – Hizmet

Alm. Fed. Cumhuriyeti – 7,0 – 25,5 – 65,5

Fransa – 6,0 – 21.1 – 78,8

─░talya – 13,3 – 26.9 – 59,9

Hollanda – 2,5 – 12.1 – 85,4

Bel├žika – 1,7 – 16.0 – 82,3

L├╝ksemburg – 5,2 – 12.6 – 79,1

─░ngiltere – 1,2 – 19,7 – 79,1

─░rlanda – 5,6 – 20,1 – 74,3

Danimarka – 5,5 – 13.5 – 81,0

Yunanistan – 41,6 – 18,2 – 40,2

AET 10 ├╝ye – 7,0 – 22,5 – 70,5

Kaynak: Avrupa Dergisi, No. 93, 1984.

Kad─▒nlar─▒n i┼č d├╝nyas─▒nda ya┼čad─▒klar─▒ bir ba┼čka sorun, i┼čsizlik bunal─▒m─▒
kar┼č─▒s─▒nda kad─▒nlar─▒n daha elveri┼čsiz durumda bulunmalar─▒d─▒r.
Erkekler i├žin i┼čsizlik oran─▒ % 10 iken, kad─▒nlar i├žin % 15′ tir. Avrupa’da
kad─▒n i┼čsizlik oran─▒ erkek i┼čsizlik oran─▒ndan ─░talya’da ├╝├ž, Fransa,
Hollanda ve Bel├žika’da iki kat y├╝ksektir. Avrupa Ekonomik Toplulu─čunda
i┼čsizlikten en ├žok etkilenen grubu gen├ž kad─▒nlar olu┼čturmaktad─▒r.
─░talya’da 25 ya┼č─▒n alt─▒ndaki her iki kad─▒ndan biri i┼čsizdir; bu oran
Bel├žikada % 40’a, Hollanda ve Fransa’da % 35’e yakla┼čmaktad─▒r.

Kad─▒nlar─▒n ├žal─▒┼čma ya┼čam─▒nda kar┼č─▒ kar┼č─▒ya kald─▒klar─▒ en ciddi
sorun ise, ├╝cret e┼čitsizli─čidir. 1975 ve 1976 y─▒llar─▒nda AET d├╝zeyinde
kabul edilen iki genelge, ayn─▒ i┼č i├žin ya da e┼čit de─čer verilen i┼č i├žin
cinsiyete dayal─▒ her t├╝rl├╝ ayr─▒ma son verilmesi ilkesini i├žeriyordu;
├╝cretlerin belirlenmesi i├žin kurulacak mesleki s─▒n─▒fland─▒rma sistemi
erkek ve kad─▒n i┼č├žiler i├žin ortak ├Âl├ž├╝tlere dayand─▒r─▒lmal─▒ ve cinsiyet
ayr─▒m─▒n─▒ ortadan kald─▒rmal─▒yd─▒, ├╝ye devletler bu genelgeye g├Âre gereken
hukuksal d├╝zenlemeleri ├╝lkelerinde hemen yapmal─▒yd─▒lar. Oysa
bug├╝n hi├žbir AET ├╝lkesinde ger├žek anlamda bir ├╝cret e┼čitli─čine hala
ula┼č─▒labilmi┼č de─čildir. Kad─▒n ve erkeklerin ald─▒─č─▒ ├╝cretler aras─▒ndaki
fark─▒n en y├╝ksek oldu─ču ├╝lkeler L├╝ksemburg, Yunanistan ve ─░rlanda
(% 30’u a┼č─▒yor), en d├╝┼č├╝k oldu─ču ├╝lke ise ─░talyad─▒r (% 20’den az).
A┼ča─č─▒daki tablo, sanayideki ├╝cret e┼čitsizli─činin AET ├╝lkelerindeki durumunu
y─▒llara g├Âre g├Âstermektedir (Tablo 15).

B├╝t├╝n bu olumsuz g├Âr├╝n├╝mlere kar┼č─▒n, Anne Wahl’─▒n (1984) dedi─či
gibi, “Kad─▒nlar─▒n ├žal─▒┼čma alan─▒nda g├Âsterdi─či geli┼čme, ├ža─č─▒m─▒z─▒n
en belirgin olgular─▒ndan biridir. Avrupa Toplulu─ču’nda, 15-64 ya┼člar
aras─▒ndaki kad─▒n n├╝fusu i├žinde ├žal─▒┼čan kad─▒nlar─▒n oran─▒, 1970’de % 44
iken, 1982’de % 50’ye y├╝kselmi┼čtir. Daha ┼čimdiden, ┼ču basit fakat
├Ânemli sonuca var─▒labilir: Herhangi bir sosyolojik e─čilim de─či┼čikli─či
olmad─▒─č─▒ takdirde, 21’nci y├╝zy─▒l─▒n ba┼č─▒nda, kad─▒nlar─▒n ├žal─▒┼čma ya┼čam─▒
kar┼č─▒s─▒ndaki davran─▒┼č─▒ erkeklerinkiyle ayn─▒ olacakt─▒r.” (Avrupa Dergisi,
1984)

B. Meslek se├žimi

Meslek se├žimi s├╝reci bireyin ger├žek i┼čini se├žiminden ├žok ├Ânce
ba┼člar. Meslek se├žimi, sadece varolan i┼čler aras─▒nda en uygununa karar
vermekten ibaret de─čildir. Bireyin ge├žmi┼či ve temelleri, rol modelleri,
deneyimleri, ilgileri ve ki┼čili─či meslek se├žimini etkileyen en
├Ânemli etkenlerdir.

1) Bireysel temeller: Toplumsal s─▒n─▒f, etnik k├Âken, cinsiyet,
zeka gibi karma┼č─▒k etkenler bireyin meslek se├žimini etkilerler. Bu etkenlerin
etkile┼čimi, bireyin evlenmesinde oldu─ču gibi, i┼č se├žimini ve
┼čans─▒n─▒ etkiler. S├Âz gelimi, kad─▒nlar─▒n mesle─če y├Ânelmesinde cinsiyetin,
zencilerin i┼č bulmas─▒nda ─▒rk─▒n engelleyici bir etken oldu─ču, buna
kar┼č─▒l─▒k y├╝ksek sosyoekonomik d├╝zeyin, yarat─▒c─▒ zekan─▒n olumlu bir
rol oynad─▒─č─▒ bilinmektedir.

Tablo 15

Sanayide ├ťcret E┼čitsizli─či

D├╝z Sanayi ─░┼č├žilerinin Br├╝t Ortalama Saat ├ťcretleri

(Endeks: Erkekler = 100)

├ťlkeler Y─▒llar

Almanya Fed. Cumhuriyeti 1972 (69,65), 1975 (72,55), 1977 (72,81),
1978 (73,02), 1979 (72,69), 1980 (72,63), 1981 (72,78)

Fransa 1972 (78,67), 1975 (78,47), 1977 (77,43), 1978 (78,32),
1979 (78,29), 1980 (78,28), 1981 (79,48)

─░talya 1972 (76,29), 1975 (79,71), 1977 (84,64), 1978 (83,06),
1979 (84,12), 1980 (84,13), 1981 (84,87)

Hollanda 1972 (64,64), 1975 (72,41), 1977 (73,48), 1978 (73,49),
1979 (72,29), 1980 (73,27), 1981 (72,64)

Bel├žika 1972 (68,42), 1975 (71,52), 1977 (70,98), 1978 (70,73),
1979 (70,27), 1980 (70,25), 1981 (71,59)

L├╝ksemburg 1972 (62,50), 1975 (63,19), 1977 (65,02), 1978 (63,55),
1979 (61,88), 1980 (64,71), 1981 (63,35)

─░ngiltere 1972 (60,26), 1975 (67,91), 1977 (71,60), 1978 (69,89),
1979 (70,83), 1980 (69,65), 1981 (69,96)

─░rlanda 1972 (-), 1975 (60,94), 1977 (62,13), 1978 (64,10),
1979 (66,96), 1980 (68,70), 1981 (67,20)

Danimarka 1972 (-), 1975 (84,31), 1977 (86,50), 1978 (86,14),
1979 (86,36), 1980 (86,05), 1981 (85,76)

Yunanistan 1972 (-), 1975 (69,86), 1977 (68,36), 1978 (68,00),
1979 (68,00), 1980 (67,38), 1981 (66,65)

Kaynak:Avrupa Dergisi, No: 93, 1984.

2) Rol modelleri: ─░nsanlar mesleklerini ├žo─čunlukla o meslekten
birisiyle ├Âzde┼čle┼čerek se├žerler. Rol modeli olan ki┼či geleneksel
toplumlarda baba ya da amcad─▒r. Ancak, g├╝n├╝m├╝zde kitle ileti┼čim
ara├žlar─▒ bireye yak─▒n ├ževresinde bulunmayan rol modellerini de iletmektedir;
b├Âylece bir gencin kendi temel ├Âzelliklerinin d─▒┼č─▒nda olan
birini model almas─▒ da olanakl─▒ olmaktad─▒r.

3) Deneyim: Bir insan mesle─čini daha ├Ânce ya┼čad─▒klar─▒na g├Âre
de se├žebilir. A─čabeyi ├Âld├╝r├╝len birinin polis olmay─▒, b├╝y├╝kbabas─▒n─▒n
evi yanan birinin itfaiyeci olmay─▒ istemesi gibi. Burada da
ya┼č─▒tlar─▒n─▒nkinden farkl─▒ bir mesle─či ├Âzel bir deneyim sonucu se├žmek
s├Âzkonusudur.

4) ─░lgiler: Ger├žekten se├žme ┼čans─▒ varsa, bireyin ilgileri, tercihleri
ve de─čerleri meslek se├žiminde ├Ânemli bir rol oynar. ├ľrne─čin psikologlar
ya da ├Âzel e─čitimciler insanlar─▒ anlamaya ve onlara yard─▒m etmeye
ilgi duyan ki┼čilerdir. Ancak bu ilgi bireysel farkl─▒l─▒klara g├Âre
de─či┼čik mesleklerde de anlat─▒m yolunu bulabilir. Genel olarak bir insan─▒n
ilgileri k─▒smen deneyimlerini, k─▒smen de rol modellerini yans─▒t─▒r;
ayn─▒ zamanda, ge├žmi┼čteki ba┼čar─▒lar─▒n─▒ ve yeteneklerinin ne oldu─čuna
ili┼čkin kan─▒s─▒n─▒ da dile getirir.

5) Ki┼čilik: Meslek se├žimi birey ile i┼či aras─▒ndaki uygunlu─ču da
yans─▒t─▒r. Yeti┼čkinlerde ki┼čilik ├Âzellikleri ile ├že┼čitli i┼člerin ├Âzellikleri
aras─▒ndaki ili┼čkiyi soru┼čturan pek ├žok ara┼čt─▒rma yap─▒lm─▒┼čt─▒r. J. L.
Holland’─▒n i┼č ve meslek se├žimi kuram─▒nda ki┼čilik farkl─▒l─▒klar─▒ en ├Ânemli
yeri tutmaktad─▒r; bu kuramda alt─▒ temel ki┼čilik boyutu uygun meslek
se├žimleriyle ili┼čki i├žindedir. Temel boyutlara sahip (ger├žek├ži, ara┼čt─▒r─▒c─▒,
sanatsal, toplumsal, geleneksel, giri┼čimci) ki┼čiler bunlarla ba─čda┼čan
mesleklere y├Ânelirler. ├ľrne─čin, bir ├žift├ži hem ger├žek├ži (g├╝├žl├╝ ve pratik),
hem de gelenekseldir (yap─▒lanm─▒┼č etkinlikleri ye─čler). Meslek ile ki┼čilik
uyu┼čtu─čunda insan doyum bulur, i┼čini s├╝rd├╝r├╝r ve mesle─činde ilerler.

Sonu├ž olarak, meslek se├žiminin ├žok karma┼č─▒k birtak─▒m etkenlerin
etkile┼čimine ba─čl─▒ oldu─ču s├Âylenebilir. Meslek se├žiminin ergenlik sonlar─▒nda
ya da gen├ž yeti┼čkinlikte tek bir karar sonucu yap─▒ld─▒─č─▒ yolundaki
geleneksel g├Âr├╝┼č, bug├╝n yerini meslek se├žimi ve geli┼čiminin yeti┼čkinlik
boyunca s├╝rd├╝─č├╝ g├Âr├╝┼č├╝ne b─▒rakm─▒┼čt─▒r.

C. Meslek ├ľr├╝nt├╝leri

Meslekler aras─▒nda b├╝y├╝k farkl─▒l─▒klar oIdu─ču gibi, meslek ├Âr├╝nt├╝leri
aras─▒nda da ├Ânemli farkl─▒l─▒klar vard─▒r. S├Âz gelimi, belirli ilerleme
basamaklar─▒ olan ve bireyin ba┼čar─▒s─▒ ├Âl├ž├╝s├╝nde bu basamaklar─▒ t─▒rmand─▒─č─▒
bir i┼č d├╝┼č├╝nelim. Bu ├Âr├╝nt├╝, d├╝zenli bir ilerleyi┼čle stat├╝ merdiveninde
dikey bir t─▒rmanmay─▒ belirler, ├žo─čunlukla da ayn─▒ yerde
uzun y─▒llar ├žal─▒┼čmay─▒ gerektirir. ┼×imdi de, bireyin yapt─▒─č─▒ i┼člerin s─▒rasal
bir ├Âr├╝nt├╝s├╝n├╝n olmad─▒─č─▒ d├╝zensiz bir i┼č ge├žmi┼čini d├╝┼č├╝nelim.
Bu durumda, i┼člevsel olarak birbirine benzeyen i┼člerde stat├╝ sa─člayan
ne dikey ne de yatay bir ilerleme vard─▒r. Wilensky, bu ├Âl├ž├╝tleri i┼č
ge├žmi┼člerini ├ž├Âz├╝mlemede kullanm─▒┼čt─▒r. Wilensky, meslek ya┼čam─▒nda
(kariyer) d├╝zenli grubun d├╝zensiz gruba oranla i┼čte ve i┼č d─▒┼č─▒nda daha
├žok toplumsal etkile┼čim gerektirdi─čini s├Âylemektedir. Sonu├ž olarak,
insan─▒n ├žal─▒┼čt─▒─č─▒ i┼č kategorisinin d├╝zenli ya da d├╝zensiz olmas─▒ onun
toplumsal ya┼čam─▒n─▒ da b├╝y├╝k ├Âl├ž├╝de etkilemektedir. ├ľte yandan, insanla
meslek aras─▒ndaki etkile┼čimi belirleyen ba┼čka etkenler de vard─▒r.
Bu etkenler, g├╝d├╝lenme, (para, stat├╝, hizmet, yarat─▒c─▒l─▒k vb.) ve doyum
kaynaklar (para, stat├╝, ba┼čar─▒, ├╝n, vb.)d─▒r. B├Âylece, doktorluk,
m├╝hendislik gibi potansiyel olarak d├╝zenli meslekler, g├╝d├╝leri ve doyumlar─▒
gibi de─či┼čik etkenlerle di─čer d├╝zenli mesleklerden ayr─▒l─▒rlar;
bu ├Âzel d├╝zenli mesleklerin farkl─▒l─▒klar─▒ benzerliklerinden ├Ânemlidir.

Meslekte ilerlemenin di─čer bir t├╝r├╝ de, d├╝zenli mesleklerde bireyin
olduk├ža ani ve ├Ânemli i┼č de─či┼čikli─či yapmas─▒d─▒r. Bu de─či┼čikli─čin
nedeni, i┼č s─▒k─▒nt─▒s─▒ndan daha doyurucu bir i┼čle kurtulma ├žabas─▒ ya da
ba┼čar─▒ sonucu yeni olanaklar yaratma iste─či olabilir. Bu ani de─či┼čiklik
d├╝zensiz i┼č ├Âr├╝nt├╝s├╝nden farkl─▒d─▒r, ├ž├╝nk├╝ d├╝zenli bir sistem i├žindedir
ve en fazla iki de─či┼čikli─či i├žerir (ba┼čar─▒l─▒ y├Âneticinin ┼čirket de─či┼čtirmesi
gibi). Bu t├╝r de─či┼čiklik yapan ki┼čiler, yaln─▒zca d├╝zenli i┼člerde
├žal─▒┼čanlardan, daha ├žok risk alma yetene─či, g├╝vensizli─če kar┼č─▒ koyma g├╝c├╝
ve zorluklarla ba┼ča ├ž─▒kabilme kapasitesi ile ayr─▒l─▒rlar. ├ľte yandan,
bu de─či┼čiklik bireyin meslek (kariyer) geli┼čiminde bir bunal─▒m─▒ da ortaya
koyabilir. Aile ya┼čam─▒ d├Âng├╝s├╝nde oldu─ču gibi meslek ya┼čam─▒
d├Âng├╝s├╝nde de bunal─▒m noktalar─▒ ├Ânemli bir rol oynarlar.

D. Meslekte D├Ân├╝m Noktalar─▒

Geli┼čimsel a├ž─▒dan meslek ya┼čam─▒nda bunal─▒m noktalar─▒ ya da d├Ân├╝m
noktalar─▒ vard─▒r. Bu noktalar d├╝zenli mesleklerde daha belirgindir;
d├╝zensiz mesleklerde ise her i┼čten ayr─▒lma ve yeni i┼če girme bir
bunal─▒m noktas─▒ say─▒l─▒r. D├╝zensiz mesleklerde her yeni i┼č yeni bir
uyum ve yeni bir toplumsalla┼čma s├╝reci demektir. ├ťstelik, d├╝zensiz
mesleklerde birey ya ya┼č─▒ ilerledi─či ya da art─▒k yapt─▒─č─▒ i┼č otomatikle┼čti─či
i├žin, ayn─▒ t├╝rden i┼č bulamazsa, d├╝zenli i┼čte zorunlu emeklili─čin
neden olaca─č─▒ t├╝rden bir bunal─▒mla kar┼č─▒la┼č─▒r.

─░┼č d├Âng├╝s├╝nde ilk d├Ân├╝m noktalar─▒ndan biri, bir i┼če girme’dir. Bu
s├╝re├ž, meslek se├žimi s├╝recinin sonu, ayn─▒ zamanda yeti┼čkinlik ya┼čam─▒n─▒n
ba┼člang─▒├ž noktas─▒d─▒r. Birey i┼čin gerektirdi─či rolleri tan─▒yarak ┼čimdi
ger├žek i┼če girer, art─▒k i┼čin ger├žek gerekleriyle, beklentileriyle ve
├Âd├╝lleriyle kar┼č─▒ kar┼č─▒yad─▒r. Bu etkenler b├╝y├╝k olas─▒l─▒kla bireyin daha
├Ânceki ideal beklentileriyle ├žat─▒┼čacak ve birey bu nedenle bir ├žat─▒┼čma
ya┼čayabilecektir. B├╝t├╝n mesleklerde bireyler yeni i┼člerinin ger├žek
gerekleriyle yeniden toplumsalla┼čt─▒r─▒l─▒r ve bir uyum d├Âneminden ge├žerler;
bu arada i┼čin ilk haftalar─▒ ya da aylar─▒nda duygusal bir rahats─▒zl─▒k
da ya┼čarlar. Bu yeniden toplumsalla┼čma s├╝recinde birey yeni bir “benlik”
geli┼čtirmektedir. Kendisi kar┼č─▒s─▒nda ba┼čkalar─▒n─▒n (i┼čveren, i┼č arkada┼člar─▒,
m├╝┼čteriler) rol├╝n├╝ alarak kendisinden beklenen rol davran─▒┼č─▒n─▒
├Â─črenmektedir; ayn─▒ zamanda kendisini bu rolde g├Âr├╝r ve bu rolde tepki
verir. E─čer i├žsel benlik ile i┼čteki benlik aras─▒nda b├╝y├╝k farkl─▒l─▒klar
varsa, birey i┼čteki benli─či i├žsel benli─či do─črultusunda de─či┼čtirmeye ├žal─▒┼č─▒r,
bunu yapamazsa ya┼čanan bunal─▒m da o oranda artar. Birey i┼če
girmesiyle ge├žirdi─či toplumsalla┼čma s├╝recinde i┼čin gerekleri ve de─čerleri
do─črultusunda bir benlik geli┼čtirir ve bunu i├žsel benli─čine de uygun
hale getirmeye ├žal─▒┼č─▒r (D.C. Kimmel, 1974).

─░┼č d├Âng├╝s├╝ndeki di─čer ├Ânemli bunal─▒m ya da d├Ân├╝m noktalar─▒ orta
ya┼člarla ve emeklilikle ilgilidir; bunlar ilgili b├Âl├╝mlerde ayr─▒nt─▒l─▒
bi├žimde ele al─▒nacakt─▒r.

:::::::::::::::::

4. Toplumsal ├çevre, ─░li┼čkiler ve Kat─▒l─▒m

Gen├ž yeti┼čkinlikte ├Ânemli bir geli┼čim boyutu da, aile ve i┼č ili┼čkileri
yan─▒s─▒ra ortaya ├ž─▒kan toplumsal ili┼čkiler a─č─▒d─▒r. Toplumsal ili┼čkiler
a─č─▒ bireylerin ve ailelerin ko┼čullar─▒na g├Âre de─či┼čiklik g├Âsterir. ├ľrne─čin,
Amerikal─▒ yeti┼čkinler cinsiyetlerine, ya┼člar─▒na, evlilik durumlar─▒na
ve sosyoekonomik d├╝zeylerine g├Âre geni┼č toplumsal etkinliklere
girerler. Bu etkinlikler, halk e─čitimi u─čra┼člar─▒n─▒, dinsel u─čra┼člar─▒,
okulla i┼čbirli─čine girmeyi, siyasal etkinlikler d├╝zenlemeyi i├žerir. Evlilik
├Âncesinde ve evlili─čin ilk y─▒llar─▒nda erkek ve kad─▒n─▒n toplumsal kat─▒l─▒m─▒
birbirine benzer, benzemedi─či durumlarda da daha ├žok kad─▒nlar─▒n
se├žimi a─č─▒r basar. ├çocuklar─▒n k├╝├ž├╝k oldu─ču ya┼člarda ├žocuk merkezli
etkinlikler ├Âncelik ta┼č─▒r. Orta ya┼člarda kad─▒n─▒n etkinlikleri aile
merkezli olurken, erke─činki i┼č merkezli olma e─čilimindedir. Kat─▒l─▒mlar─▒n
farkl─▒l─▒─č─▒na kar┼č─▒n, erken yeti┼čkinlikte ba┼člayan ve g├╝├žl├╝ bir
bi├žimde orta ya┼ča do─čru ilerleyen geli┼čimsel bir de─či┼čimden s├Âz edilebilir.
Bu de─či┼čim, fiziksel g├╝├ž etkinliklerinden ki┼čileraras─▒ ili┼čkiye
a─č─▒rl─▒k veren etkinliklere do─čru olmaktad─▒r.

Geli┼čimsel a├ž─▒dan, insan─▒n b├╝y├╝mesi ve olgunla┼čmas─▒, anababadan
-aileden- koparak yeni insan ili┼čkilerine girmesi ve giderek toplumsal
kat─▒l─▒ma y├Ânelmesi demektir. Bu geli┼čimin temelleri, ├žocu─čun
mutlak ba─č─▒ml─▒l─▒─č─▒ evresinden sonra, ergenin ba─č─▒ms─▒zl─▒─č─▒ deneme
u─čra┼člar─▒yla at─▒lmaktad─▒r. Gen├ž yeti┼čkin ise, art─▒k ba─č─▒ms─▒zl─▒─č─▒n─▒ kazanm─▒┼č
bir ki┼či olarak, ki┼čileraras─▒ ili┼čkilere girebilen, toplumsal, k├╝lt├╝rel,
siyasal etkinliklere kat─▒labilen ki┼čidir.

Toplumsal ve k├╝lt├╝rel kat─▒lma, g├╝nl├╝k ya┼čam─▒n s─▒radanl─▒─č─▒na ve
s─▒k─▒c─▒l─▒─č─▒na kar┼č─▒ bir ├ž─▒k─▒┼č yoludur. G├╝nl├╝k ya┼čam─▒n dar, k─▒s─▒r ve
yabanc─▒la┼čt─▒r─▒c─▒ ├ževreleri ancak k├╝lt├╝rel kat─▒l─▒m ve etkinlik arac─▒l─▒─č─▒yla
a┼č─▒labilir. Bununla birlikte, k├╝lt├╝r├╝ bir bo┼č zaman u─čra┼č─▒s─▒, bir oyun,
bir d├╝┼č gibi alg─▒lamamak da gerekmektedir. K├╝lt├╝r pazarlar─▒n─▒n y├Ânlendirdi─či
ticarile┼čmi┼č k├╝lt├╝r ├╝r├╝nleriyle yetinmenin uyu┼čturucu al─▒┼čkanl─▒─č─▒
edinmekten hi├žbir fark─▒ yoktur. Maurice Duverger’in, kitle ileti┼čim
bombard─▒man─▒ alt─▒ndaki g├╝n├╝m├╝z insanlar─▒ i├žin, “bir s├╝r├╝ ┼čey biliyorlar,
ama k├╝lt├╝rden yoksunlar” demesi bo┼čuna de─čildir.

:::::::::::::::::

5. Ahlak Geli┼čimi

Toplum i├žinde ya┼čayan bireyler olarak belirli do─čru ve yanl─▒┼č
kavramlar─▒n─▒ ba┼čkalar─▒yla payla┼čmak ve birlikte ya┼čaman─▒n gere─či
olan birtak─▒m kurallar─▒ izlemeye yetenekli olmak zorunda oldu─čumuz
bilinir. Bizim ki┼čisel mutlulu─čumuz da, toplumda e┼čitlik ve adaletin
varl─▒─č─▒ da, birtak─▒m ahlak standartlar─▒n─▒n herkes├že kabul edilmesine
ba─čl─▒d─▒r. Ahlak geli┼čimi, ├žocuklar─▒n, belirli davran─▒┼člar─▒ “do─čru” ya da
“yanl─▒┼č” olarak de─čerlendirmelerine rehberlik eden ve kendi eylemlerini
y├Ânetmelerini sa─člayan ilkeleri kazanmalar─▒ s├╝recidir.

├çocuklar─▒n ahlak geli┼čimi konusunda tarihte ├╝├ž b├╝y├╝k felsefe
├Â─čretisi vard─▒r. Birincisi, St. Augustine gibi teologlar─▒n savundu─ču “ilk
g├╝nah” ├Â─čretisidir; buna g├Âre, ├žocuklar do─čal olarak g├╝nahkar yarat─▒klard─▒r,
dolay─▒s─▒yla yeti┼čkinlerin m├╝dahalesine gereksinmeleri vard─▒r.
John Locke’un ba┼člatt─▒─č─▒ ikinci g├Âr├╝┼č, ├žocu─čun ahlak a├ž─▒s─▒ndan yans─▒z
(n├Âtr) oldu─čunu, e─čitim ve ya┼čant─▒n─▒n ├žocu─ču do─čru ya da g├╝nahkar
bir ki┼či yapaca─č─▒n─▒ ileri s├╝rer. Jean Jaques Rousseau’nun temsil etti─či
├╝├ž├╝nc├╝ ├Â─čretiye g├Âre, ├žocuklar “do─ču┼čtan saf ve temiz” yarat─▒klard─▒r
ve ahlakd─▒┼č─▒ davran─▒┼člar yeti┼čkinlerin bozucu etkisinden kaynaklan─▒r.

Bu g├Âr├╝┼člerden herbiri ahlak geli┼čimi konusundaki ├╝├ž b├╝y├╝k ├ža─čda┼č
psikolojik yakla┼č─▒mda yeniden ortaya ├ž─▒kar. Birinci g├Âr├╝┼č, de─či┼čtirilmi┼č
bir bi├žimde Sigmund Freud’un kuram─▒nda g├Âr├╝l├╝r. ─░kinci g├Âr├╝┼č,
ahlak geli┼čimini ko┼čullanman─▒n ve ya┼čant─▒lar─▒n bir sonucu olarak g├Âren
toplumsal ├Â─črenme kuram─▒nda temsil edilir. ├ť├ž├╝nc├╝ g├Âr├╝┼č, Jean
Piaget ve Lawrence Kohlberg’in geli┼čtirdi─či bili┼čsel geli┼čim kuram─▒nda
yans─▒t─▒l─▒r. Ahlak geli┼čimi konusunda ilk psikolojik modeli getiren
psikanalitik kurama g├Âre ahlak geli┼čimi, s├╝peregonun ortaya ├ž─▒kmas─▒ ve
anahaba yasaklar─▒n─▒n i├žselle┼čtirilmesi s├╝recinden ibarettir. Toplumsal
├Â─črenme kuramc─▒lar─▒ ahlak geli┼čimini, ani hi├žbir de─či┼čim olmadan derece
derece ve s├╝rekli bi├žimde ilerleyen birikimli bir toplumsalla┼čma
olarak g├Âr├╝rler. Buna kar┼č─▒l─▒k, bili┼čsel geli┼čim kuramc─▒lar─▒ ahlak
geli┼čimini, belirgin de─či┼čimlerle ilerleyen ve birbirinden temel
farkl─▒l─▒klarla ayr─▒lan evrelere dayand─▒r─▒rlar.

Piaget’in kuram─▒n─▒ yeniden ele alan ve geni┼čleten Kohlberg, ahlak
geli┼čimi a├ž─▒klamas─▒n─▒ -t─▒pk─▒ Piaget gibi- ahlaki eylemden ├žok ahlaki
yarg─▒n─▒n geli┼čimine dayand─▒rmaktad─▒r. (Bu yakla┼č─▒mda ├žocuk bir “ahlak
filozofu” olarak g├Âr├╝l├╝r.) Kohlberg’e g├Âre, ahlak yarg─▒s─▒n─▒n geli┼čiminde
alt─▒ evre vard─▒r ve bunlar ├╝├ž temel d├╝zeyde toplan─▒r. Her d├╝zey,
bireyin benli─či ile toplumun kurallar─▒ ve beklentileri aras─▒ndaki
farkl─▒ ili┼čki t├╝r├╝n├╝ yans─▒t─▒r. “Gelenek-├Âncesi d├╝zey”, daha ├žok dokuz
ya┼č─▒n alt─▒ndaki ├žocuklar─▒n, baz─▒ ergenlerin ve su├žlular─▒n ├žo─čunun bulundu─ču
d├╝zeydir; bu d├╝zeyde kurallar ve beklentiler benli─če d─▒┼čardan
y├Âneltilmektedir. “Geleneksel d├╝zey”, ergenlerin ve yeti┼čkinlerin ├žo─ču
i├žin tipik d├╝zeydir; bu d├╝zeyde benlik geni┼č toplumun kural ve beklentilerini
i├žselle┼čtirmi┼čtir. ─░nsanlar─▒n ancak ├žok az─▒n─▒n ula┼čabildi─či
“gelenek-├Âtesi d├╝zey” de ise bireyler, kendileri ile ba┼čkalar─▒n─▒n kurallar─▒
ve beklentileri aras─▒nda farkl─▒l─▒k olu┼čturmakta ve kendi ahlaki de─čerlerini
kendilerinin se├žti─či ilkelere g├Âre ak─▒lc─▒ yollardan tan─▒mlamay─▒
ye─člemektedirler.

Kohlberg’e g├Âre, b├╝t├╝n k├╝lt├╝rlerdeki insanlar adalet, e┼čitlik, sevgi,
sayg─▒, otorite gibi ayn─▒ temel ahlaki kavramlar─▒ kullan─▒rlar. Ayr─▒ca
b├╝t├╝n bireyler, k├╝lt├╝r farkl─▒l─▒─č─▒na bakmaks─▒z─▒n, bu kavramlara ba─čl─▒
olarak ve ayn─▒ d├╝zen i├žinde ayn─▒ ak─▒ly├╝r├╝tme evrelerinden ge├žerler.
Bireyler aras─▒ndaki farkl─▒l─▒k, yaln─▒zca, evreleri ne h─▒zla ge├žtikleri ve
nereye kadar ilerledikleri a├ž─▒s─▒ndan ortaya ├ž─▒kar. Kohlberg ve yard─▒mc─▒lar─▒
bu g├Âr├╝┼člerini Birle┼čik Devletler’de, ─░ngiltere’de, ─░srail’de,
Bahama’da, Meksika’da, Tayvan’da, Malezya’da ve T├╝rkiye’de s─▒nam─▒┼člar
ve kuram─▒n evrenselli─čini vurgulam─▒┼člard─▒r.

Kohlberg’in ara┼čt─▒rma y├Ânteminin temelini olu┼čturan varsay─▒ml─▒
ikilemler yeti┼čkinleri ele alan ahlak ├Âyk├╝lerine dayanmaktad─▒r. Buna
kar┼č─▒l─▒k, kendisi de bir evre kuramc─▒s─▒ olan William Damon, ahlak
ikilemlerini ├žocuklar─▒n ya┼čant─▒lar─▒ alan─▒nda olu┼čturmu┼č ve ├žocuklar─▒n
hi├žbir ak─▒ly├╝r├╝tme t├╝r├╝n├╝ sonuna kadar kullanmad─▒klar─▒ sonucuna
varm─▒┼čt─▒r; ancak, ├žocuklar ya┼člar─▒ ilerledik├že daha ileri ak─▒l y├╝r├╝tme
d├╝zeylerini daha s─▒kl─▒kla kullanmaya e─čilim g├Âstermektedirler. ├ľte
yandan, toplumsal ├Â─črenme kuramc─▒lar─▒, ├žocuklar─▒n, yeti┼čkinlerin ahlak
standartlar─▒n─▒, ├Âncelikle, g├Âzlemledikleri davran─▒┼člar─▒ ve de─čerleri
dereceli bir taklit etme s├╝reciyle kazand─▒klar─▒n─▒ savunmaktad─▒rlar. Onlara
g├Âre, e─čer Piaget ve Kohlberg’in savundu─ču gibi ahlak yarg─▒lar─▒
bili┼čsel yap─▒lara ba─čl─▒ evreleri s─▒k─▒ s─▒k─▒ya izleseydi, bu yarg─▒lar─▒ k─▒sa
s├╝reli deneysel durumlarda de─či┼čtirmek ├žok g├╝├ž olurdu. Oysa Bandura
ve MacDonald, ├žocuklar─▒n ahlak yarg─▒lar─▒n─▒n ya┼č etkenine evre kuramc─▒lar─▒n─▒n
ileri s├╝rd├╝─č├╝nden daha az ba─čl─▒ oldu─čunu deneysel olarak
g├Âsterdiler. Cowan, Turiel, Keasey, Rothman gibi evre kuram─▒na ba─čl─▒
ara┼čt─▒rmac─▒lar ise, ├Âzde ├Â─črenme kuramc─▒lar─▒n─▒n ileri s├╝rd├╝─č├╝nden daha
az de─či┼čim oldu─čunu onlar─▒nkine benzer ara┼čt─▒rmalarla ortaya koydular.
Bu tart─▒┼čmalar ahlak geli┼čimi ├žizgisinin en az─▒ndan d├╝zenli bir
s─▒ra izledi─čini ortaya koymaktad─▒r. Bununla birlikte, toplumsal etkilerin
sonucu olarak, geli┼čim d├╝zeninde ve belirli d├╝zeylere ula┼čma h─▒z─▒nda
bireyler aras─▒nda farkl─▒l─▒klar vard─▒r. Psikanalizciler ise, Piaget ve
Kohlberg’i ele┼čtirmede toplumsal ├Â─črenme kuramc─▒lar─▒ndan de─či┼čik
bir yol izlemi┼člerdir. Psikiyatrist James Gilligan, “ahlakl─▒l─▒─č─▒n ├╝st├╝nde”
├žok daha olgun bir i┼čleyi┼č evresinin oldu─čunu ileri s├╝rmektedir;
bu, bireylerin kendilerini “ahlaki y├╝k├╝ml├╝l├╝─če feda etmeleri”nden
├žok, kar┼č─▒l─▒kl─▒ gereksinmelerini psikolojik a├ž─▒dan anlamalar─▒n─▒ sa─člayan
“sevgi ahlak─▒” (love ethic)’dir.

Ara┼čt─▒rmalar ahlakl─▒l─▒─č─▒n duruma g├Âre ├Âzelle┼čme e─čiliminde oldu─čunu
g├Âstermektedir. ├çocuklar─▒n ├žo─ču belirli durumlarda ├žalmakta,
yalan s├Âylemekte, sahtekarl─▒k yapmakta, di─čerlerinde ise bunlar─▒
yapmamaktad─▒r; b├╝t├╝n ve b├Âl├╝nmez bir vicdan ya da s├╝perego kavram─▒
pek az destek bulmaktad─▒r. Baz─▒ bireyler di─čerlerinden daha tutarl─▒
bir d├╝r├╝stl├╝k, baz─▒lar─▒ da daha tutarl─▒ bir namussuzluk g├Âstermektedir;
ancak tutars─▒zl─▒─č─▒n daha egemen bir e─čilim oldu─ču s├Âylenebilir.
├ľte yandan, ya┼č, zeka ve cinsiyet farkl─▒l─▒─č─▒n─▒n ahlaki davran─▒┼čta ├žok
k├╝├ž├╝k bir pay─▒ oldu─ču, buna kar┼č─▒l─▒k grup yasalar─▒n─▒n ve g├╝d├╝sel etkenlerin
daha ├Ânemli bir rol oynad─▒─č─▒ g├Âr├╝lmektedir. Ayr─▒ca, ara┼čt─▒rmalar,
yeti┼čkinlerin eylemlerinin s├Âzc├╝klerinden daha y├╝ksek sesle
konu┼čtu─čunu ve yeti┼čkin ikiy├╝zl├╝l├╝─č├╝n├╝n varl─▒─č─▒n─▒ ortaya koymaktad─▒r
(Vander Zanden, 1981).

Ahlaki olgunla┼čma, ├žocu─čun kendi vicdan─▒n─▒n buyruklar─▒n─▒ dinlemeye
ba┼člamas─▒yla ortaya ├ž─▒kar. Bu olgunla┼čma, birey g├╝nl├╝k etkinliklerinde
ve ya┼čam─▒n─▒n ├Ârg├╝tlenmesinde kendi yarg─▒s─▒na dayand─▒k├ža
ilerler. Birey, ahlak ilkelerini ├Âz├╝mledi─či ve etkili bir davran─▒┼č
d├╝zenlemesi yaparak eylemde bulundu─ču zaman karakter ortaya ├ž─▒kmaya
ba┼člar. Karakter, ileri bir olgunla┼čman─▒n ve yeti┼čkin ki┼čili─činin temel
ve sonul belirtilerinden biridir. Ahlaki karakter yeti┼čkinin
insanc─▒lla┼čmas─▒na ve kendi yazg─▒s─▒n─▒ denetlemesine katk─▒da bulunur. Bu
a┼čamada birey, Allport’un dedi─či gibi, “Ald─▒─č─▒m karar ya┼čam─▒m─▒n sonras─▒ i├žin
de ge├žerli olmal─▒d─▒r!” bi├žimindc d├╝┼č├╝nmeyi ba┼čar─▒r. Ahlaki olgunla┼čmada
ilerleme, bireyin iyi ve do─čru olan─▒ se├žmesini sa─člayan ├Âzg├╝rl├╝─č├╝n
artmas─▒yla belirlenir. Bu noktada ergen ve yeti┼čkin i├žin ideal ayn─▒d─▒r
(J. Pikunas, 1976).

Geli┼čimsel a├ž─▒dan yeti┼čkinlerin ahlak─▒na egemen olan temel d├╝zey
“geleneksel d├╝zey”dir. Geleneksel d├╝zey, soyut d├╝┼č├╝nme ve rol
alma yetene─činin geli┼čmeye ba┼člad─▒─č─▒ ergenlik d├Âneminde ortaya ├ž─▒kar
ve yeti┼čkinlik boyunca ba┼čl─▒ca d├╝zey olma ├Âzelli─čini korur. Zihinsel
geli┼čim yeti┼čkinlikten ├Ânce tamamland─▒─č─▒na g├Âre, yeti┼čkinlerin ahlaki
yarg─▒ farkl─▒l─▒─č─▒ zihinsel geli┼čimle a├ž─▒klanamaz. Yeti┼čkinlikte g├Âr├╝len
de─či┼čim bilgi ve deneyim birikimine ba─članabilir; ancak bu birikimin
kazan─▒lmas─▒ yeni bir evrenin ortaya ├ž─▒kmas─▒ demek de─čildir. ├ç├╝nk├╝
evreler ancak “nitelik” de─či┼čimiyle ortaya ├ž─▒karlar. ─░┼če girme, evlenme,
cinsel ili┼čki kurma, anababa olma gibi de─či┼čimler ise bireyde
yaln─▒zca “i├žerik” de─či┼čimlerini yans─▒t─▒rlar.

Sonu├ž olarak, yeti┼čkinlikte yeni bir ahlaki d├╝┼č├╝nme yap─▒s─▒ olu┼čmamaktad─▒r.
Ara┼čt─▒rmalar, y├╝ksek evre ├Âzelli─či g├Âsteren b├╝t├╝n yeti┼čkinlerin
bunu daha ergenlik d├Ânemindeyken g├Âstermeye ba┼člad─▒klar─▒n─▒
ortaya koymaktad─▒r. ┼×u halde, ergenlikte gerekli geli┼čim olana─č─▒n─▒
ve ├Âzg├╝rl├╝─č├╝n├╝ bulamayan ki┼čilerin yeti┼čkinlikte daha ileri bir ahlaka
sahip olmalar─▒ s├Âz konusu de─čildir. Yeti┼čkinlikte ortaya ├ž─▒kan de─či┼čimler,
ki┼čilerin daha ├Ânce geli┼čtirmi┼č olduklar─▒ kal─▒plar─▒ daha tutarl─▒
bir bi├žimde kullanmalar─▒ndan kaynaklanmaktad─▒r. Yeti┼čkinlik y─▒llar─▒
daha ├Ânce ula┼č─▒lan en y├╝ksek evrenin tutarl─▒l─▒k kazanmas─▒na olanak
sa─člamaktad─▒r. Ki┼čilik psikolojisi a├ž─▒s─▒ndan yeti┼čkinlikteki ilerleme,
ahlak evresi de─či┼čimi de─čil, ego g├╝├žlenmesi s├╝recidir. Ego g├╝├žlenmesi,
bireyin sahip oldu─ču ahlaki yap─▒lar─▒ ki┼čilik b├╝t├╝nle┼čmesi do─črultusunda
nas─▒l kullanaca─č─▒n─▒ ├Â─črenmesi demektir. Yeti┼čkinlikteki ahlak
geli┼čimi, daha ├Ânce kazan─▒lm─▒┼č ahlak yap─▒lar─▒n─▒n kullan─▒m─▒n─▒n b├╝t├╝nle┼čmesi
ve ya┼čama uygulanmas─▒ olarak nitelendirilebilir.

%d blogcu bunu be─čendi: