hd porno porno hd porno porno

YA┼×LILIK PS─░KOLOJ─░S─░-6 (├ľlme S├╝rec :(

1.991 okundu

4. ├ľlme S├╝reci

“├ľl├╝m” s├Âzc├╝─č├╝ hem bir olay─▒ -├Âlme olay─▒n─▒-, hem de bu olay─▒n
sonucunu g├Âsterir. Klinik ├Âl├╝m ile biyolojik ├Âl├╝m├╝ birbirinden ay─▒rmak
├žok g├╝├žt├╝r. Klinik ├Âl├╝m ya┼čamsal (vital) belirtilerin yok olmas─▒yla
tan─▒mlan─▒r; fakat ya┼čamsal belirtilerin ortadan kalkmas─▒ndan sonra
baz─▒ biyolojik yap─▒lar i┼člevini s├╝rd├╝rmektedir. Ba┼čka bir deyi┼čle, biyolojik
├Âl├╝m bedenin farkl─▒ yap─▒lar─▒na g├Âre de─či┼čiklik g├Âstermektedir.

├ľlme s├╝reci normal olarak birtak─▒m evrelerden ge├žmektedir. E.
K├╝bler-Ross (1969) ├Âlmekte olan 200’den fazla hastayla yapt─▒─č─▒ g├Âr├╝┼čmelere
dayanarak ├Âlme s├╝recinin evrelerini saptam─▒┼čt─▒r. K├╝bler-Ross’a
g├Âre, e─čer ├Âl├╝m aniden olmam─▒┼čsa ve ├Âlmekte olan ki┼či ne olup
bitti─činin fark─▒ndaysa ├Âlme s├╝reci be┼č evreden ge├žmektedir.

(a) Yads─▒ma ve yal─▒tma. Birinci evrede ki┼či ├Âl├╝m├╝n yak─▒n oldu─čunu
yads─▒maktad─▒r. ─░lk tepki “Hay─▒r, ben de─čil, do─čru olamaz!” bi├žiminde
ortaya ├ž─▒kmaktad─▒r. Kimi hastalar bir yanl─▒┼č yap─▒ld─▒─č─▒n─▒
(├Ârne─čin t─▒bbi testlerin ba┼čkas─▒n─▒nkiyle kar─▒┼čt─▒r─▒ld─▒─č─▒n─▒) ileri s├╝rmektedir,
kimileri daha olumlu bir tan─▒ i├žin ba┼čka doktorlara gitmektedir. Bu
yads─▒ma tepkisi beklenmeyen haberin ┼čokuyla ba┼ča├ž─▒kmada sa─čl─▒kl─▒
bir yol olarak g├Âr├╝lebilir. Yads─▒ma k─▒sa vadede tampon i┼člevi g├Ârmekte,
hastan─▒n uzun vadede daha k├Âkl├╝ savunmalar geli┼čtirmesine olanak
sa─člamaktad─▒r. 200 denekten sadece 3’├╝ yads─▒ma tutumunu sonuna kadar
g├Ât├╝rm├╝┼čt├╝r; ├žo─ču, yads─▒man─▒n tampon olma i┼člevi bittikten sonra
onun yerine “k─▒smi kabul” tutumunu ge├žirmi┼čtir.

(b) ├ľfke. ─░kinci tepki “Neden ben?” bi├žiminde ortaya ├ž─▒kmaktad─▒r.
Odak duygu ├Âfke, haset ve k├╝sk├╝nl├╝kt├╝r. Aile i├žin bu ├Âfkeyle
ba┼ča├ž─▒kmak, hastan─▒n bak─▒┼č a├ž─▒s─▒n─▒ anlamak ├žok zordur. ├ľfkeli ki┼činin
mesaj─▒ belki ┼čudur: “Ben ya┼č─▒yorum, bunu unutmay─▒n! Sesimi duyabilirsiniz.
Hen├╝z ├Âlm├╝┼č de─čilim…”

(c) Pazarlrk. Bu evrede Tanr─▒yla, doktorla ya da ba┼čkalar─▒yla
pazarl─▒k ederek ├Âl├╝m├╝ ertelemeye ├žal─▒┼č─▒lmaktad─▒r. Bu evre de hasta
i├žin k─▒sa vadede yard─▒mc─▒ bir evredir. Pazarl─▒k ├Ârnekleri di─čer evreler
kadar a├ž─▒k se├žik de─čildir ve b├╝t├╝n hastalar ├Âl├╝mle bu yolla ba┼ča├ž─▒kmaya
kalk─▒┼čmamaktad─▒r.

(d) Depresyon. Bu evrede ki┼či art─▒k ├Âlmekte oldu─čunu yads─▒yamaz,
├Âfkenin yerini depresyon al─▒r. K├╝bler-Ross “haz─▒rlay─▒c─▒” depresyon
ile “tepkici” depresyonu birbirinden ay─▒rmaktad─▒r. Haz─▒rlay─▒c─▒
depresyon, d├╝nyan─▒n ┼čeylerinden vazge├žmeyi ve d├╝nyadan sonul ayr─▒l─▒┼č─▒
i├žeren “haz─▒rlay─▒c─▒ h├╝z├╝n”le ili┼čkilidir. Hasta sevdi─či her ┼čeyi ve
herkesi b─▒rakma s├╝recine girmi┼čtir. Bir depresyon t├╝r├╝nde hasta sessizdir;
sessiz jestler, kar┼č─▒l─▒kl─▒ duygu ve sevecenlik anlat─▒mlar─▒ hastaya
yard─▒mc─▒ olabilir. Buna kar┼č─▒l─▒k tepkici depresyonda ki┼či baz─▒ m├╝dahaleler
gerektirebilir, destekler isteyebilir.

(e) Kabul etme. Bu son evre ├Âncekilerin en y├╝ksek noktas─▒d─▒r.
Bu evrede hasta yakla┼čan sonunu derin derin d├╝┼č├╝nmektedir. Bu evre
hemen hemen bir duygu bo┼člu─čuyla belirlenir.

K├╝bler-Ross bu evrelerde “umut”u ├Ânemli ve s├╝rekli bir etken
olarak g├Ârmektedir. Yeni bir ila├ž, bir ara┼čt─▒rmada son dakikada bir ba┼čar─▒,
yeni bir tedavi y├Ântemi gibi d├╝┼č├╝nceler hastan─▒n son aylar─▒na ve
haftalar─▒na kadar korudu─ču d├╝┼č├╝ncelerdir. Bu umut sadece iyile┼čme
umudu de─čildir, ayn─▒ zamanda ├Âl├╝m├╝ kabul ederek ├Âlme umududur.
Bu umut, hem ├Âl├╝m├╝ hem de ├Âl├╝m kederini daha insanc─▒l ve anlaml─▒
k─▒lmaktad─▒r.

Psikiyatrist K├╝bler-Ross ├Âl├╝m evreleri kuram─▒n─▒ a─č─▒r derecede
hasta ki┼čilerle yapt─▒─č─▒ g├Âr├╝┼čmelerle geli┼čtirmi┼čtir. Bug├╝n ge├žerlili─či
kalmamakla birlikte, bu kuram, ba┼čka ara┼čt─▒rmac─▒lar─▒ ├Âlmenin psikolojisi
├╝zerinde ├žal─▒┼čmaya sevketmesi bak─▒m─▒ndan yararl─▒ olmu┼čtur. Kastenbaum
(1975), K├╝bler-Ross’un kuram─▒n─▒n ├Âlme s├╝recinin ├žok ├Ânemli
baz─▒ y├Ânlerini ihmal etti─čini ileri s├╝rmektedir. Ki┼čilik, cinsiyet,
geli┼čim d├╝zeyi, ├Âl├╝m ortam─▒ gibi etkenleri mutlaka dikkate almak
gerekmektedir. Kastenbaum’a g├Âre K├╝bler-Ross’un evreleri ├Âlme deneyiminin
├žok dar ve ├Âznel yorumlar─▒d─▒r. Bu evreler abart─▒lm─▒┼č ve bireyin
├Ânceki ya┼čam─▒ndan ve ┼čimdiki ko┼čular─▒ndan yal─▒t─▒lm─▒┼č bi├žimde betimlenmi┼čtir.

:::::::::::::::::

5. ├ľl├╝m├╝ Kar┼č─▒lama

Herkes ├Âl├╝m├╝ ve ├Âlmeyi kabul etmek zorundad─▒r; ├Âl├╝m├╝ ger├žek├ži
bir bi├žimde kabul etmek ki┼činin duygusal olgunla┼čmas─▒n─▒n belirtisidir.
Ancak, insanlar─▒n ├Âl├╝m kar┼č─▒s─▒ndaki bilin├ž d├╝zeylerinin bireyden
bireye farkl─▒l─▒k g├Âsterece─či de a├ž─▒kt─▒r. Duk ├ťniversitesi ara┼čt─▒rmac─▒lar─▒
60-94 ya┼člar─▒ aras─▒ndaki 140 ya┼čl─▒y─▒ incelediler. Ya┼čl─▒lar─▒n % 5’i
├Âl├╝m├╝ hi├žbir zaman d├╝┼č├╝nmedi─čini, % 25’i haftada bir kezden daha az
d├╝┼č├╝nd├╝─č├╝n├╝, % 20’si ├Âl├╝m├╝n haftada bir kez akl─▒na geldi─čini, % 49’u
├Âl├╝m├╝ en az─▒ndan g├╝nde bir kez an─▒msad─▒─č─▒n─▒ belirtiyordu. Ayn─▒ ara┼čt─▒rmada
ya┼čl─▒ ki┼čilerin ├Âl├╝me farkl─▒ anlamlar y├╝kledi─či de bulunmu┼čtur.
Kimileri ├Âl├╝m├╝ bedensel ya┼čam─▒n sona ermesi ve yeni bir ya┼čama,
ba┼čka bir d├╝nyaya ge├ži┼č olarak g├Ârmektedir. Kimileri daha ├Ânce ├Âlm├╝┼č
sevilen bir ki┼čiyle yeniden birle┼čme inanc─▒n─▒ dile getirmektedir.
Her iki grup i├žin de ├Âl├╝m daha iyi bir varolu┼č durumuna ge├ži┼čtir. ├ľl├╝m├╝n
bir ceza oldu─čunu do─črudan dile getirenler ├žok azd─▒r. ├ľl├╝m├╝ bir
“son” olarak g├Ârenler de vard─▒r.

Ki┼či i├žin ├Âl├╝m├╝n anlam─▒, hem ki┼čisel hem sosyo-k├╝lt├╝rel pek ├žok
belirleyiciye ba─čl─▒d─▒r. “├ľl├╝m├╝n anlam─▒” ├Âl├╝m olay─▒n─▒n ya┼čanmas─▒na
ba─čl─▒ de─čildir; ├Âl├╝m olgusu kar┼č─▒s─▒ndaki duygulara ve yorumlara ba─čl─▒d─▒r.
Duke ├ťniversitesi ara┼čt─▒rmas─▒nda deneklerden a┼ča─č─▒daki c├╝mleleri
tamamlamalar─▒ istenmi┼čtir:

– Bir insan ├Âld├╝─č├╝ zaman …

– ├ľl├╝m … dir.

– ├ľld├╝─č├╝m zaman ben …

Yan─▒tlar a┼ča─č─▒da g├Âsterilen kategorilerde toplanmaktad─▒r:

(a) Ya┼čam─▒n s├╝rmesi ya da kesilmesi. A├ž─▒klamalar─▒n ├žo─ču dinsel
inan├žlar─▒ ortaya koymaktad─▒r. ├ľrne─čin, “├ľl├╝m bu d├╝nyadan bir
ba┼čka d├╝nyaya ge├ži┼čtir” ya da “├Âld├╝─č├╝m zaman ruhumun s├╝r├╝p gidece─čini
d├╝┼č├╝n├╝yorum” gibi. Bu a├ž─▒klamalara g├Âre ya┼čam─▒n sonu ├Âb├╝r
d├╝nyaya atlama tahtas─▒d─▒r. Bir ba┼čka yorum da, ├Âlen ki┼činin ba┼čkalar─▒nda
ya┼čamas─▒ bi├žimindedir: “├ľlen bir insan kalanlar─▒n d├╝┼č├╝ncesinde
ve g├Ânl├╝nde ya┼čamay─▒ s├╝rd├╝r├╝r.” Buna kar┼č─▒l─▒k kimileri de
├Âl├╝m├╝, ki┼čili─čin sona ermesi olarak d├╝┼č├╝nmektedirler.

(b) D├╝┼čman olarak ├Âl├╝m. ├ľl├╝m ya┼čam─▒ ve ili┼čkileri kesen, bozan,
sona erdiren bir d├╝┼čman olarak g├Âr├╝lmektedir. ├ľrnek: “├ľl├╝m zalim
bir efendidir”. Yan─▒tlar─▒n ├žo─ču ba─č─▒ml─▒l─▒k, g├╝├žs├╝zl├╝k korkusunu ya
da ├Âl├╝m edimine ba─članan ac─▒ ve eziyet ├žekme duygusunu dile getirmektedir.

(c) Birle┼čme ya da ayr─▒ d├╝┼čme. ├çoklar─▒ ├Âl├╝m├╝ daha ├Ânce ayr─▒l─▒nan
birine kavu┼čma olarak g├Ârmekte, kimileri de sevilen birinden
ayr─▒lma gibi hissetmektedir.

(d) ├ľd├╝l ya da ceza. ├ço─ču ki┼či ├Âl├╝m├╝ daha iyi bir varolu┼č durumuna
ge├ži┼č olarak g├Ârmektedir. ├ľrnek: “Tanr─▒n─▒n mutluluklar─▒na kavu┼čmaya
gidece─čim.” Bu asl─▒nda dinsel inan├žlara ba─čl─▒ bir d├╝┼č├╝ncedir.
├ľl├╝m├╝n ceza anlam─▒na geldi─či genellikle pek az dile getirilmi┼čtir
(Jeffers ve Verwoerdt, 1969).

Ara┼čt─▒rmac─▒lar─▒n ├žo─ču ya┼čl─▒ ki┼čilerin ├žok az bir b├Âl├╝m├╝n├╝n -sadece
% 30- ├Âl├╝m korkusu bildirdikleri konusunda g├Âr├╝┼č birli─či i├žindedir.
Ulusal Ruh Sa─čl─▒─č─▒ Enstit├╝s├╝’n├╝n ara┼čt─▒rmas─▒nda sa─čl─▒kl─▒ ya┼čl─▒
ki┼čilerde ├Âl├╝m korkusu % 30 oran─▒nda bulunmu┼čtur. Ara┼čt─▒rmac─▒lar─▒n,
ya┼člar─▒ 49-92 aras─▒ndaki 200 denek ├╝zerinde uygulad─▒klar─▒ c├╝mle tamamlama
testine g├Âre, ├Âl├╝m korkusu genel n├╝fusta ya┼čl─▒ ki┼čilerde
oldu─čundan daha yayg─▒nd─▒r. Duke ├ťniversitesi’nde yap─▒lan ba┼čka bir
ara┼čt─▒rmada “├ľl├╝mden korkuyor musunuz?” sorusuna ya┼čl─▒ deneklerin
sadece % 10’u olumlu yan─▒t verdiler; deneklerin % 35’i korktu─čunu
reddetti, % 55’i ambivaland─▒ ve soruyu yan─▒tlamakta teredd├╝t etti. Bu
bulgular ├Âl├╝m korkusu sorununun ya┼čl─▒ ki┼čilerde bulunmad─▒─č─▒ anlam─▒na
gelmemektedir. Duke ├ťniversitesi ara┼čt─▒rmas─▒nda bir denek
┼č├Âyle demektedir: “Hay─▒r, ├Âl├╝mden korkmuyorum, bu bana son derece
normal bir s├╝re├ž olarak g├Âr├╝n├╝yor. Ama ├Âl├╝m geldi─činde neler hissedece─činizi
asla bilemezsiniz. Belki pani─če kap─▒labilirim.” Bengston,
Cuellar ve Ragan gen├ž insanlar─▒n 65 ya┼č ve ├╝st├╝ndekilerden daha fazla
├Âl├╝m korkusu ya┼čad─▒klar─▒n─▒ ileri s├╝rmektedir. ─░nsanlar ac─▒ verici, ayr─▒l─▒k
yarat─▒c─▒ hastal─▒klardan daha fazla korkmaktad─▒rlar.

Hinton hastanede ├Âlen ki┼čilerden d├Ârtte birinin y├╝ksek bir kabul
g├Âsterdi─čini s├Âylemektedir; fakat hastal─▒k ve hastahane ko┼čullar─▒ bunda
├Ânemli bir rol oynamaktad─▒r. Hastalar─▒n yakla┼č─▒k yar─▒s─▒ ya┼čam─▒n─▒n
sona ermekte oldu─čunu kabul etmekte (daha ├žok ya┼čl─▒ ki┼čiler), d├Ârtte
biri ac─▒ ├žekti─čini bildirmekte, di─čer d├Ârtte biri ise pek az ┼čey
s├Âylemektedir. Weisman ve Kastenbaum (1968) sadece pek az ya┼čl─▒ ki┼činin
├Âl├╝m korkusundan s├Âz etti─čini, ├Âl├╝m korkusunun daha ├žok akut duygusal
ya da psikiyatrik bozukluk ├žeken ya┼čl─▒larda bulundu─čunu belirtmektedir.
Ya┼čl─▒ ki┼čiler ├Âl├╝m kar┼č─▒s─▒nda tek bi├žimli bir ├Âr├╝nt├╝ de─čil,
├žok ├že┼čitli y├Ânelimler g├Âstermektedirler.

Robert N. Butler’in (1971) “ya┼čam─▒ yeniden g├Âzden ge├žirme”
ad─▒n─▒ verdi─či s├╝re├ž genellikle sessizce ger├žekle┼čtirilmekte ve ki┼čili─čin
yeniden ├Ârg├╝tlenmesinde olumlu bir g├╝├ž yaratmaktad─▒r. Ancak bu baz─▒
durumlarda patolojik d├╝zeyde yo─čun bir su├žluluk, umutsuzluk ve
depresyonun anlat─▒m─▒ da olabilmektedir. Bir insan─▒n ya┼čam─▒n─▒ yeniden
g├Âzden ge├žirmesi de─či┼čik t├╝rden bunal─▒mlara tepki olabilir (├Ârne─čin,
emeklilik, e┼čin ├Âl├╝m├╝, kendi ├Âl├╝m├╝n├╝n yak─▒nl─▒─č─▒ gibi). Butler’e g├Âre
ya┼čam─▒n yeniden g├Âzden ge├žirilmesi, bir bireyin ├Âl├╝me uyumu, ya┼čam─▒n
sonuna do─čru ki┼čilik geli┼čiminin s├╝reklili─či a├ž─▒lar─▒ndan ├žok ├Ânemlidir.

├çe┼čitli ara┼čt─▒rmalar ├Âl├╝mden ├Ânce sistemli psikolojik de─či┼čimlerin
ortaya ├ž─▒kt─▒─č─▒n─▒ bildirmektedir. Bu de─či┼čimler fiziksel hastal─▒klar─▒n
basit bir sonucu de─čildir. Ciddi bi├žimde hasta olan ve sonra iyile┼čen
ki┼čiler ayn─▒ de─či┼čimleri g├Âstermemektedir. Lieberman ve Coplan,
├Âl├╝mlerinden bir y─▒l ya da daha az s├╝re ├Ânce incelenen bireylerin,
├Âl├╝mden ├╝├ž y─▒l ya da daha fazla uzak olanlara oranla daha zay─▒f zihinsel
ba┼čar─▒, daha az i├žg├Âzlem e─čilimi, ki┼čilik testlerinde daha az sald─▒rgan
ve daha fazla uysal benlik imgesi g├Âsterdiklerini bildirmektedir.
Bir y─▒l i├žinde ├Âlenlerin birka├ž y─▒l sonra ├Âlenlere oranla zeka ├Âl├ž├╝mlerinde
d├╝┼č├╝┼č g├Âsterdikleri de bulunmu┼čtur. Psikomotor ba┼čar─▒
testleri, depresyon ├Âl├žekleri ve sa─čl─▒k bildirimleri ├Ânceden kestirim
sa─člayabilmekte ve doktorlar─▒ gelecekteki bozukluklar konusunda
uyarabilmektedir.

Sosyolog Robert Blauner, modern toplumlar─▒n b├╝rokratik d├╝zenlemelerle
├Âl├╝m olay─▒n─▒ denetim alt─▒na ald─▒klar─▒n─▒ belirtmektedir. Amerika’da
daha birka├ž ku┼čak ├Ânce insanlar evlerinde ├Âl├╝yorlard─▒; bug├╝n
ya┼čl─▒lar yurdu ve hastaneler ileri derecede hasta olanlarla ilgilenmekte
ve ├Âl├╝m bunal─▒mlar─▒yla u─čra┼čmakta, cenaze evleri de topra─ča verme
i┼čini ├╝stlenmektedir. Bir├žok insan i├žin gitgide daha yabanc─▒ bir ya┼čant─▒
oldu─čundan ├Âl├╝mle nas─▒l ba┼ča ├ž─▒k─▒laca─č─▒ da gitgide daha az ├Â─črenilmektedir.
Ne ├Âlmekte olan ki┼či, ne de ailesi ve arkada┼člar─▒ ├Âl├╝m ya┼čant─▒s─▒yla
u─čra┼čmay─▒ sa─člayacak anlay─▒┼č ve bilgiye sahiptirler.

Amerika Birle┼čik Devletler’inde, ├Âlen ki┼čilerin % 70’inin son
y─▒llar─▒n─▒ bak─▒mevinde ya da hastanede, ├žo─ču zaman ac─▒ i├žinde ve yaln─▒z
olarak ge├žirdi─či saptanmaktad─▒r. “Onuruyla ├ľlme” hareketinin savunucular─▒
“sald─▒rgan” t─▒bbi bak─▒m─▒n -ya┼čam─▒n ne pahas─▒na olursa olsun
korunmas─▒n─▒n- insanlar─▒ h─▒zl─▒ ve do─čal ├Âl├╝mden al─▒koydu─čunu ─▒srarla
vurgulamaktad─▒rlar. Amerikan halk─▒ i├žinde “sa─čl─▒kl─▒ ├Âlme” istemi
gitgide artmaktad─▒r. Bu g├Âr├╝┼če g├Âre ac─▒dan ve travmadan olabildi─čince
uzak bir ├Âl├╝m yeterli de─čildir; umutsuz bir hastal─▒ktan ac─▒ ├žeken bireyler,
kendi t├╝m ya┼čam ├╝sluplar─▒na uygun d├╝┼čen ve kimlikleriyle
b├╝t├╝nle┼čen (├Ârne─čin romantik bir ├Âl├╝m, kahramanca bir ├Âl├╝m, vb.)
├Âzel bir ayr─▒lma ├╝slubu se├žebilmelidir.

Sudnow kurumlar─▒n sistemli bir ├Ârg├╝tlemeyle ├Âl├╝me yak─▒n olanlar─▒
ve ├Âlenleri nas─▒l gizlediklerine de─činmi┼čtir; Watson ya┼čl─▒ ve hasta
olman─▒n ayn─▒ gizleme s├╝recini ba┼člatt─▒─č─▒n─▒ ortaya koymu┼čtur. Aktif tedavinin
kesilmesi karar─▒ ├žok hasta olanlar ve ├Âl├╝m halindeki hastalar
i├žin al─▒nmaktad─▒r. Ancak, “├žok hasta” ve “├Âl├╝m halinde” kavramlar─▒
ya┼čl─▒larda genellikle birbirine kar─▒┼čmaktad─▒r. Aktif tedavinin kesilmesinin
yan─▒s─▒ra, ki┼čisel ili┼čkiler de birden azalmaktad─▒r; bu da baz─▒ durumlarda
hasta fakat ├Âl├╝mc├╝l olmayan hastalar─▒n tedavisinin kesilmesiyle
sonu├žlanmakta ya da hastalar psikiyatrik hasta olarak s─▒n─▒rl─▒ hastane
k├Â┼čelerine at─▒lmaktad─▒rlar. Oysa Miller’in saptad─▒─č─▒na g├Âre,
“umutsuz” olarak damgalanan ya┼čl─▒ hastalar─▒n dikkatli ve duyarl─▒ bir
bak─▒mla iyile┼čebildikleri g├Âr├╝lmektedir. ─░yile┼čmesi olanakl─▒ hastalar─▒n
toplumsal, duygusal ve teknik bak─▒mdan terkedilmesi ├Âl├╝mle sonu├žlanmaktad─▒r.
├ľlme s├╝recine ili┼čkin evrelerin ele┼čtirisiz kabul edilmesi
de bak─▒m─▒n s├╝rmesini engellemektedir. K├╝bler-Ross’un kuram─▒ deneysel
olarak desteklenmemi┼č, ├╝stelik kuram─▒n bir├žok y├Ântembilimsel ve
kavramsal kusuru oldu─ču bulunmu┼čtur. Kuram─▒n anksiyete azalt─▒c─▒
olarak kullan─▒lmas─▒ sa─čl─▒k personeli aras─▒nda art─▒k ilgi ├žekmemektedir.
Bug├╝n hastane ├žal─▒┼čmalar─▒nda hastalar─▒n bireyselli─či, hasta ailelerinin
haklar─▒ daha fazla vurgulanmaktad─▒r. Hastaneye kald─▒rma ├Âl├╝m korkusunu
artt─▒rabildi─či i├žin aile i├žinde bak─▒m daha fazla desteklenmektedir.

B├╝t├╝n ├Âl├╝mlerin ayn─▒ oranda etkili olmad─▒─č─▒ bilinmektedir. Glaser
ya┼čl─▒lar─▒n ├Âl├╝m├╝n├╝n toplum ├╝zerinde ├žok az bir etkisi oldu─ču sav─▒n─▒
gerontolojiye ilk kez sokan yazard─▒r. Daha yak─▒nlarda Owen, Fulton
ve Markusen, anababa, e┼č ve ├žocuk yitiren yeti┼čkinlerin kederlerini
kar┼č─▒la┼čt─▒rm─▒┼č, ya┼čl─▒ anababa yitiminin daha az keder verici, yerle┼čik
davran─▒┼člarda daha az kesintiye yol a├ž─▒c─▒ ve daha az anlaml─▒ oldu─čunu
bulmu┼čtur. Sanders ya┼čl─▒ anababa yitiminin e┼č ve ├žocuk yitiminden
daha az sars─▒c─▒ oldu─čunu saptam─▒┼čt─▒r. Moss ve Moss, yeti┼čkinin anababa
yitimine daha az tepki g├Âstermesini, yeti┼čkinin ya┼čl─▒ anababan─▒n
potansiyel ├Âl├╝m├╝n├╝ s─▒k s─▒k d├╝┼č├╝nmesine, olay─▒n bir t├╝r provas─▒n─▒ yapmas─▒na
ba─člamaktad─▒r. Ayr─▒ca, ki┼činin ya┼čl─▒ anababas─▒n─▒n ├Âl├╝m├╝n├╝ d├╝┼č├╝nmesi
e┼č ya da ├žocu─čunun ├Âl├╝m├╝n├╝ d├╝┼č├╝nmesinden daha az “tabu”
dur. Bili┼čsel ve duygusal ├Âks├╝zl├╝k d├╝┼č├╝ncesi ├žok ├Ânceden ba┼člar ve
bireyi haz─▒rlar; bu s├╝recin bireyi kendi ├Âl├╝m├╝ne de haz─▒rlad─▒─č─▒ s├Âylenebilir.
B├╝y├╝klerin ├Âl├╝m├╝nden daha az etkilenme ger├že─či, bireyin
kendisini “gen├ž” diye tan─▒mlamas─▒ndan “ya┼čl─▒” diye tan─▒mlamas─▒na
ge├ži┼či etkiler mi sorusu hen├╝z ortadad─▒r. Belki burada, s├Âylenmeyen,
sessizce ge├ži┼čtirilen bir keder vard─▒r: “Ben de ├Âzlenmeyen biri olaca─č─▒m…
Belki kendimi ├Âzlenmemeye al─▒┼čt─▒rmam gerek.”

Yas ├Âl├╝m nedeniyle bir akrabas─▒ndan ya da arkada┼č─▒ndan yoksun
kalan ki┼činin i├žinde bulundu─ču durumdur. Keder, sevilen birinin
├Âl├╝m├╝n├╝n ard─▒ndan duyulan ┼čiddetli ruhsal ac─▒ ve elemi i├žerir. Matem,
bir ki┼činin ├Âl├╝m├╝ne duyulan ac─▒n─▒n belirtilerini ortaya koyma bi├žiminin
toplum taraf─▒ndan d├╝zenlenmesine dayan─▒r.

├ça─čda┼č klinik├žiler ve psikologlar, “Derdini s├Âylemeyen derman
bulamaz!” bi├žimindeki T├╝rk atas├Âz├╝n├╝n dile getirdi─či g├Âr├╝┼č├╝
payla┼čmaktad─▒rlar. Ac─▒l─▒ duygular─▒n hafifletilmesi ve duygusal yard─▒m s├╝reci
├žok ├Ânemlidir. Aile ve arkada┼č deste─čini g├Âren ki┼čiler yas─▒ izleyen fiziksel
ve ruhsal bozukluklar─▒ daha az g├Âstermektedirler. ├ľte yandan,
k├╝lt├╝rel beklentiler, toplumsal de─čerler ve topluluk kurallar─▒ kederin
ya┼čanmas─▒na m├╝dahale etmektedir. Geli┼čmi┼č toplumlarda ├Âlme de t─▒bbi
teknolojiye b─▒rak─▒lm─▒┼čt─▒r ve genellikle evin d─▒┼č─▒nda olmaktad─▒r; matem
ruhsal bir patoloji olarak g├Âr├╝lmektedir. Oysa tanatologlar keder
anlat─▒mlar─▒n─▒ ve matem t├Ârenlerini geride kalanlar i├žin tedavi edici
nitelikte g├Ârmektedirler.

Yas ve keder sevilen birinin ├Âl├╝m├╝n├╝n hemen ard─▒ndan gelen
d├Ânemde ├Ânemli bir etki yaratmaktad─▒r. Geride kalanlar fiziksel ve
ruhsal hastal─▒klara ve ├Âl├╝me kar┼č─▒ daha duyarl─▒ olmaktad─▒rlar. Bu
├Âzellikle ans─▒z─▒n ve beklenmedik bi├žimde gelen yaslar i├žin do─črudur.
Yasl─▒ ki┼čiler, hastal─▒k, kaza, ├Âl├╝m, i┼čsizlik ve di─čer hasar g├Ârm├╝┼č
ya┼čam belirtilerini daha fazla g├Âstermektedirler. On ├╝├ž ay s├╝ren bir izleme
ara┼čt─▒rmas─▒nda ya┼čl─▒ ki┼čilerin % 32’sinin sa─čl─▒k bozukluklar─▒ g├Âsterdikleri
-kontrol grubunda sadece % 2- bulunmu┼čtur. Dul kad─▒nlar
dulluklar─▒n─▒n ilk y─▒l─▒nda ayn─▒ ya┼čtaki dul olmayan kad─▒nlara oranla ├╝├ž
kat daha fazla doktora g├Âr├╝nmekte, yat─▒┼čt─▒r─▒c─▒ ila├žlar─▒ yedi kat daha
fazla kullanmaktad─▒rlar.

Yas i├žindeki yeti┼čkinler tipik olarak birtak─▒m evrelerden ge├žmektedirler.
Birinci evre ┼čok, uyu┼čukluk, yads─▒ma ve inanmama evresidir.
En yo─čun duygu olan ┼čok ve uyu┼čukluk genellikle birka├ž hafta s├╝rmekte,
yads─▒ma ve inanmama ise g├╝nlerce ve hatta aylarca s├╝rebilmektedir.
─░kinci evre ├Âzleme, hasretini ├žekme ve depresyon evresidir.
Genellikle 5-14 g├╝n aras─▒nda doruk noktas─▒na ├ž─▒kmakta, ama daha
uzun s├╝rebilmektedir. Bu evredeki yayg─▒n duygular, a─člama, umut,
ger├žek olmama duygusu, empati, insanlardan uzak durma, ilgi yoklu─ču,
├Âlenin an─▒s─▒na ba─članma, vb.’dir. Di─čer belirtiler ├Âfke, k─▒zg─▒nl─▒k,
korku, uykusuzluk, i┼čtahs─▒zl─▒k vb. olabilir. ├ľlen ki┼čiyi ├╝lk├╝le┼čtirmeye
de yas tutanlarda ├žok rastlanmaktad─▒r. Yas─▒n ├╝├ž├╝nc├╝ evresi sevilen ki┼čiden
kurtulma ve yeni ko┼čullara uyum sa─člamad─▒r. Bu d├Ânemde birey
kaynaklar─▒n─▒ harekete ge├žirir, insanlarla ve etkinliklerle yeniden ilgilenir,
yeni bir denge kurmaya ├žal─▒┼č─▒r. Kimileri i├žin bu evre 6-8 hafta,
kimileri i├žin de aylar hatta y─▒llar s├╝rebilmektedir. D├Ârd├╝nc├╝ evre kimli─čin
yeniden kurulmas─▒ evresidir. Ki┼či yeni ili┼čkiler ger├žekle┼čtirir ve
sevdi─či biriyle yeni roller ├╝stlenir. Geride kalanlar─▒n yakla┼č─▒k yar─▒s─▒ bu
evrede yas ya┼čant─▒s─▒ndan baz─▒ yararlar ya da deneyimler edindiklerini
bildirmektedir.

Dul erkekler konusunda pek az bilgiye sahibiz. 45 ya┼č─▒n ├╝st├╝ndeki
dul erkeklerin ├Âl├╝m oran─▒n─▒n evli erkeklerin oran─▒n─▒n iki kat─▒
oldu─ču, dullar─▒n intihar riskinin de ├žok y├╝ksek oldu─ču bilinmektedir.
46-65 ya┼člar aras─▒ndaki dul erkeklerin yar─▒s─▒ndan fazlas─▒ yeniden
evlenmektedir. Sa─čl─▒kl─▒ dullar g├Ârece daha ├žabuk evlendi─či i├žin, dullar
aras─▒nda y├╝ksek ├Âl├╝m oran─▒ saptayan istatistikler ├Âncelikle daha az
sa─čl─▒kl─▒ dullara uygulanabilir. Dul kad─▒nlara ili┼čkin bilgimiz dul
erkeklerinkinden daha fazlad─▒r. Sosyolog H.Z. Lopata’ya g├Âre, dul kad─▒nlar─▒n
yakla┼č─▒k yar─▒s─▒ tamamen yaln─▒z ya┼čamakta, ├žo─ču da b├Âyle ya┼čamay─▒
ye─člemektedir. Ara┼čt─▒rmalar, dullu─čun uzun s├╝redeki olumsuz
sonu├žlar─▒n─▒n, dul olman─▒n kendisinden ├žok, sosyoekonomik yoksunluklardan
kaynakland─▒─č─▒n─▒ g├Âstermektedir (Vander Zanden, 1981).

%d blogcu bunu be─čendi: