Ana Menü
Media Bölümü
Faydalı Linkler
| Özel Eğitim Forumu |
| Özel Eğitim Kulübü |
| Facebook Özel Eğitim Grubu |
| Türkiye Özel Eğitim Derneği |
| Özel Eğitim Makaleleri |
| Site Haritası |
| Hipnoz EÄŸitimi |
|
|
Hipnozun kullanımındaki eÄŸitim programları dünya çapında, ülkeden ülkeye farklılıklar gösterir. Her program, eÄŸitimi ve akreditasyonu arttıracak ve güvenilir saÄŸlık hizmeti arayan kiÅŸilerin uzmanlara olan kamu güvenini güçlendirecek, eÄŸitim standartlarına ulaÅŸmaya çalışır. Pek çok klinisyen, hipnozu karşılaÅŸtıkları en zor rahatsızlıkları tedavi etmede kullanmak için öÄŸrenirken, hipnoz konusunda tam bir yetkinlik zamanla olur ve sonraki ay veya yıllarda da ileri düzey atölye çalışmalarına katılmayı gerektirir. Dahası, önemli bir prensip ÅŸudur ki; hiç kimse, tedavisi için gerekli hipnoz eÄŸitimini almadığı alanda ve hipnoz olmadan rahatça müdahale edilebilen hastaları tedavi etmede hipnozu kullanmamalıdır. EÄŸitimin son bir bölümü de etik kurallara, mesleki ahlaka ve sertifika vermeye ayrılmıştır. Ulusal ya da uluslararası organizasyonlara katılmak gelecekte kiÅŸisel ve mesleki geliÅŸimi saÄŸlayacaktır.Hipnoz araÅŸtırmaları hakkında yapılan tartışmalar ve bunların klinik alandaki uygulamalarındaki güncel çeliÅŸkiler, büyük sorunlar doÄŸurur. Dr. Bloom, anne karnındaki doÄŸum öncesi hayattan ve önceki yaÅŸamdan doÄŸruluÄŸu kanıtlanmamış bazı hatıraların, tam olarak doÄŸru kabul edilmesinin tehlikesini vurgular. GeçmiÅŸe dair ilk çocukluk evresinde gerçekleÅŸen cinsel tacizin açığa çıkarılmış anılarını doÄŸru kabul etme problemleri evrensel bir kaygı konusudur. Böyle bir taciz gerçekten meydana gelmiÅŸ olabileceÄŸi gibi, bu hatıraların, tacizin gerçekten olduÄŸuna yönelik bir belirti olmaktan çok, hipnoz esnasında suni bir durum olarak ortaya çıkma ihtimali de vardır. Klinisyenler için gerçek cinsel taciz bulgularının açığa çıkarılmasında hipnozun kullanımında yardımcı olacak kılavuz bilgiler vardır (Bloom, 1994), ama son analizde belirli somut bir vakada ne ÅŸekilde hareket edileceÄŸine karar vermek tedavi uzmanının kendi kararına kalmıştır.Dr. Linden’in makalesi, hasta ile hipnotik bir baÄŸ kurmanın dört adımlı yolundan bahseder: deÄŸerlendirme, hastanın eÄŸitimi, hipnoza yatkınlığının ölçümü ve hastanın hipnozdan olumlu beklentilerinin ve motivasyonunun arttığı esnada ona kendi kendine hipnozun öÄŸretilmesi. Yazarın belirttiÄŸi gibi, insanlar artık hipnoz hakkında daha bilgili ve konuya geçmiÅŸe olduÄŸundan çok daha açıktır. Dahası, tedavi sürecinin karşılıklı etkileÅŸimine dayanan doÄŸasının ve bunun terapist ile hasta arasındaki iÅŸbirliÄŸi ile daha iyi anlaşılması, hasta seçimindeki kriterleri de deÄŸiÅŸime uÄŸrattı. Vaka incelemeleri araÅŸtırıldığında, hastaların aslında mevcut problem için deÄŸil, tamamen farklı bir sebepten dolayı baÅŸvurdukları ortaya çıktı. Dolayısıyla, teÅŸhis yeteneÄŸi, en az hipnoz yeteneÄŸi kadar önem taşımaktadır.Burada, bilginize, bazı önemli fakat farklılık gösteren birkaç mesele vurgulanabilir. Tıp doktoru olmayan klinisyenlerin hastaya hipnoz kullanarak müdahale etmeden önce hastaya, rahatsızlığı ile ilgili tıbbi bir deÄŸerlendirmenin yapılıp yapılmadığını sorması tavsiye edilir. Hipnoterapiste genellikle sunulanların çoÄŸu, cerrahi ve ilaçla tedavi gerektiren organik sebeplerden kaynaklanabilir. Klinisyen travmanın geçmiÅŸini araÅŸtırırken, hasta da normal psikolojik savunma düzeneklerinden kurtularak yüzeye çıkabilecek, yıpratıcı materyallerle baÅŸa çıkabilecek durumda olmalıdır. Çocukluk dönemine ait fiziksel ve/veya cinsel tacizin araÅŸtırması yapılırken, canlandırılan anıların geçerliliÄŸini gölgeleyecek, yönlendirici ve telkin edici sorulardan kaçınılmalıdır. Tedavide hipnozun kullanılmasına çok az uygun olan bazı klinik ÅŸikayetler listelenmiÅŸ biçimdedir. Adli meseleler klinisyene belirli birtakım zorluklar çıkartabilir. Sonuç olarak, hastanın klinisyene getirmiÅŸ olduÄŸu ÅŸikayetler, klinisyenin kendi uzmanlık sahasının dışında ise hasta baÅŸka bir yere yönlendirilmelidir.Hipnozda anılar ile ilgili olan dördüncü makale, özellikle bastırılmış anılarla ilgili tartışmalar bakımından önemlidir. Yazar anıların karmaşıklığına dair yansız bir yaklaşım geliÅŸtirmeye çabalarken aynı zamanda hasta ile terapist arasındaki etkileÅŸimden doÄŸacak olan karmaşıklıklara da iÅŸaret ediyor. Hipnozun kullanımı anıların doÄŸruluÄŸuna dair bir kesinlik teÅŸkil etmez; hastanın (gerek hipnoz gerekse uyanıklık halindeki) belirli bir derecedeki kendinden emin olma hali, kesin bir hafızanın belirtisi olarak görülmemelidir. Bu bölüm, hafıza ve hipnoz arasındaki iliÅŸkiyi ele alır. Bunu ilk olarak kısaca hem hipnoz, hem de hafızanın doÄŸasını incelemek daha sonra da özel olarak konuyla ilgili iki hafıza olgusunu irdeleyerek yapar ki bunlar, sahte hafıza ve cinsel tacize baÄŸlı bastırılmış anıların geri alınmasıdır.Prof. Sheehan’ın belirttiÄŸi gibi, hipnoz, hatırlanan materyalin yoÄŸunluÄŸunu arttırsa da hatırlanan ÅŸeylerin doÄŸruluÄŸuna dair bir artış söz konusu deÄŸildir. Hatırlanan materyelin doÄŸruluÄŸuna dair bir artış gözlemlenmesi nisbeten nadir bir durumdur. Dahası, klinik veya adli tıp ortamında duygusal anlamda yansız olduÄŸunu beyan edebilecek katılımcı bulmak belki de çok nadirdir. Toplanacak veri, daima bu veriyle ilgili kiÅŸilerin güvenlik ve menfaatlerini etkileyecek genel klinik gerekliliklere saygı göstererek biriktirilmelidir. Hastanın gelecekteki iyiliÄŸi ve suçlama sırasında suçlanan diÄŸerlerinin iyiliÄŸi kaygı yaratır, örneÄŸin, geri alınan anıların anlatımında devreye giren etik ilkelerin katı zorlaması (Bloom,1994).Hipnozun yürütülmesinde göz önünde bulundurulması gereken genel klinik gereklilikler vardır ve bu gereklilikler sadece doÄŸru ilkeler izlendiÄŸinde gerçekleÅŸebilir.Nihayet nörogörüntüleme teknikleri sayesinde, hipnoz sırasında beyin aktivitelerini gözlemleme olanağına kavuÅŸmuÅŸ olduk. Bunlar, beyinde bölgesel kanlanma (rCBF), pozitron emisyon tomografi (PET), tek foton emisyonlu bilgisayarlı tomografi (SPECT) ve iÅŸlevsel manyetik rezonanslı görüntüleme (fMRI) gibi tekniklerdir. Dr. Crawford bu tekniklerin psikolojik ve fizyolojik olgular hakkında nasıl sorular yönelttiÄŸini belirtmektedir. Hipnotik olguların özel olarak kortikal ve alt kortikal iÅŸleyiÅŸle ilgili olduÄŸuna dair kanıtlar vardır. Nörofizyolojik açıdan, hipnoza yüksek yatkınlık gösteren kimseler çoÄŸunlukla hipnotik veya hipnotik olmayan ÅŸartlar altında daha büyük EEG yarıküresel asimetriler gösterir. Beyinle ilgili metabolizma çalışmaları, beynin bazı bölgelerinde hipnoz sırasında artış olduÄŸunu gözlemlemiÅŸtir (referanslar için beÅŸinci makaleyi inceleyiniz). Artan kan dolaşımı ve hızlanan metabolizma, yükselen zihinsel gayret ile iliÅŸkilendirilebilir ve bu veriler hipnozun zihinsel çabanın artmasıyla ilgisi olduÄŸuna iÅŸaret eder. Bu makale aynı zamanda hipnoanaljezi ile ilgili olabilecek opiod ve opiod olmayan nörotransmitter ve modülatörler rolleri hakkında öncü nörofizyolojik araÅŸtırmaları da bildirmektedir. Yazar tarafından gerçekleÅŸtirilen (Crawford, Knebel & Vendemia, 1998) son fMRI araÅŸtırması, talamik, insüler ve diÄŸer beyin aktivitelerindeki deÄŸiÅŸimleri kuÅŸkusuz bulmuÅŸtur. İleriki nörogörüntüleme ve nörokimyasal çalışmalar, hipnotik analjezinin akut ve kronik acıya ne ÅŸekilde etkisi olduÄŸuna dair artan bilgilerimize daha da yoÄŸun bir katkıda bulunacaktır.Teorik baÅŸlığın aksine, Dr. Zeig’in makalesi, Milton Erickson’un öÄŸrencisi olan birine yakışan bir biçimde son derece pratik bir yapı içerir. Erickson, hasta tarafından daha arzu edilir bir davranış geliÅŸtirilmesini teÅŸvik etmek için, trans içinde ve dışında farklı seviyeleri bulunan bir iletiÅŸim biçimi kullanmıştır. İlk adım olarak, terapist, hastanın karşılık verdiÄŸinden emin olmalıdır. Daha sonra terapiyle ilgili deÄŸiÅŸim, hastanın terapistin dolaylı olarak ne dediÄŸini duyma ve yanıtlama yeteneÄŸine baÄŸlıdır. Ayrıca, deÄŸiÅŸim hastanın kendi insiyatifi ile baÅŸladığından daha mükemmel ve kalıcı olacaktır. Tablo 6.1 Erickson’un stratejisini nasıl geliÅŸtirdiÄŸine dair güzel bir açıklama sunmaktadır. En iyi yanıtı almak için terapist, bireylerin aÅŸağıdaki durumlardan birinde beraber çalışıyor olabileceklerini anlamak zorundadır: biri daha üstte, biri daha altta ya da ikisi de eÅŸit. Zeig bu üç farklı durumu belirtmiÅŸtir. Bu hesaplamalar son derece açık olduÄŸu gibi aynı zamanda ilginçtir. Özellikle de ikincil kazanca yol açan esas bütünleyici iliÅŸkiler.Erickson hastanın karşılık veriÅŸ düzeyini arttırmanın gerekli olduÄŸu noktalarda, tekniÄŸini geliÅŸtirmek ve düzenlemek için çalışmıştır. Benzer olarak, telkin süresince hastada içsel deÄŸiÅŸim baÅŸlamadan önce gönderilen mesajları yakalamak için, terapistin belli bir tecrübe sürecine ihtiyacı vardır.Hipnozun belirli klinik uygulamaları bölümü’nün ilk makalesi, günümüzü ilgilendiren ve tartışma konusu olan bir mevzu; travma kurbanlarının hatırlanan anılarıyla ilgilidir. Klinisyenler ÅŸunu bilmelidir ki hastanın daha önce unutmuÅŸ olduÄŸu bir travmayı hatırlamış olmasının klinik bir anlam ve önemi vardır, ancak tacize yönelik anıların hatırlanması bunların gerçekten yaÅŸanmış olduÄŸunu göstermez. Hipnoz kullanarak hafızanın yeniden yapılandırılabileceÄŸi ispat edilmiÅŸtir. (örn., Barnier & McConkey, 1992).ÇocukluÄŸa ait taciz anılarını bildiren hastalarla çalışan klinisyenler, bu durum ile ilgilenirken çocukluk dönemine ait muhtemel bir tacizle ilgilenirken gösterilmesi gereken hassas bir yaklaşım içinde olmalıdırlar (McConkey, 1997). Bununla beraber, böyle yaparken geçerli olan tedavi ve teÅŸhis metotlarına sadık kalmaya ve onları kullanmaya da ihtiyaçları vardır. Klinisyenler, geçmiÅŸteki yanlış kullanımları sebebiyle, hipnoz uygularken, bilimsel temeli olan ve klinik olarak da geçerli olan bir müdahale yöntemi kullanma konusunda titiz ve dikkatli olmalıdır.Hipnoz, anksiyete bozukluklarının tedavisinde yardımcı yöntem olarak kullanılmaya özel olarak elveriÅŸlidir. Hipnoz uygulayıcılarının yüzde 95’i hipnozu anksiyete halinin tedavisinde yardımcı olarak kullanırlar. Zihinde canlandırılmış olaylara gerçeklik kattığı için hipnoz, duyarlılığı azaltmak ve yeniden nüksetmelerle baÅŸa çıkmak için mükemmel bir yardımcı araç olabilecek güçtedir. Hipnotik prosedürleri kullanarak uyanıklıkta azalma saÄŸlanabilir ve rahatlama arttırılabilir. Gerek kendi kendine, gerekse terapist tarafından uygulanan hipnozun, panik hastaların basit fobilerinde ve ayrıca agorafobi tedavisinde olumlu sonuçlar verdiÄŸi kanıtlanmıştır. Frankel ve Orne’nin (1976) belirttiÄŸi gibi korku duyan hastalar, diÄŸerlerinden veya toplumun genelinden daha kolay hipnoz edilebilmektedir. Genel anksiyete durumunun azaltılmasının yanında hipnotik teknikler, kendine saygı hissinin ve öz saygının yeniden kazanılmasında da kullanılabilir.EndiÅŸe halinin tedavisindeki baÅŸarısına ters bir biçimde, yaygın bir kanıya göre hipnoz, depresyon tedavisinde, intihar riskinden dolayı uygun bir araç olarak kabul edilmez. Aslında ümitsizliÄŸin intiharın en önemli göstergesi olduÄŸu göz önünde bulundurulursa, bu deÄŸiÅŸkenin yüksek olduÄŸu hastalarda, hipnoz yöntemini bir tarafa mı bırakacağına yoksa bu ümitsizliÄŸin azaltılması için hipnoz kullanma yoluna mı gideceÄŸine klinisyen kendisi karar verebilir.Daha ciddi depresyonun tedavisi ilaç tedavisi, biliÅŸsel- davranışçı terapi ve psikoterapi dahil olmak üzere, hangi yöntem kullanılırsa kullanılsın tedaviye karşı bir tehdit unsurudur. Hipnozun depresyonda kullanımına dair geliÅŸen geleneksel önyargı, onun tedavisinde baÅŸarısız kalınan daha ciddi depresyona karşı gerçekten iÅŸe yarayıp yaramadığına dair kapsamlı bir araÅŸtırma yapılmasını engellemiÅŸtir. Dokuzuncu makalenin yazarları, hipnoterapinin biliÅŸsel-davranışçı terapinin faydalarını arttırmak üzere kullanılması lehinde ciddi kanıtlar ileri sürerler.Anksiyete – depresyon kuÅŸağını tamamlamak için Spiegel'in onuncu makaledeki anlaşılır ve etraflıca tarif edilmiÅŸ olan TSSB semptomları ve tedavi yaklaşımlarının sunumu, travma sonrası stres bozukluÄŸu kavramının geliÅŸiminde yaÅŸanan zorlukların anlatmasıyla baÅŸlar. Bize öÄŸüt veren bir biçimde, bilgilerimizin doÄŸruluÄŸuna ne kadar inansak da her ÅŸeyin cevabını bilemeyeceÄŸimizi ve bu yüzden karşıt görüÅŸlere açık zihinli bir durumda bulunmamız gerektiÄŸini söyler.Dr. Spiegel, hipnoz ve bölünme durumları ile travma sonrası stres bozukluÄŸu arasındaki örtüÅŸme üzerinde artmakta olan ilgiye dikkat çeker. Özellikle de hipnozun üç ana bileÅŸeni olan içine çekme, bölünme ve telkine yatkınlık (Spiegel, 1994) ile travma sonrası stres bozukluÄŸu (TSSB) semptomlarının kategorileri arsındaki benzerliÄŸe deÄŸinir.TSSB gibi, dönüÅŸüm bozuklukları da hipnoz kullanılarak tedavi edilmeye özellikle uygundur. 1986’da Trillat gereÄŸinden hızlı bir ÅŸekilde sonuca vararak, histerinin artık görülmeyeceÄŸini söylemiÅŸtir. Ancak, dönüÅŸüm bozuklukları hala nörolog, psikiyatrist ve psikoterapistleri ciddi olarak meÅŸgul eden bir durumdur. Dr.Hoogduin ve Dr.Roelofs tarafından yazılmış olan onbirinci makale dönüÅŸüm ve bölünme bozuklukları arasındaki iliÅŸkiyi modern biliÅŸsel psikolojiye ait bakış açısıyla ele alır. Hipnoterapi stratejileri vaka anlatımları ile anlatılır ve tanımlanır. Sonuç olarak dikkate deÄŸer bir oranda hastanın ÅŸikayetlerinin nedeni organik olabileceÄŸi halde (psikolojik) dönüÅŸüm bozukluÄŸu teÅŸhisi konulduÄŸu vurgulanır. Dikkat edilmesi gereken bir diÄŸer not daha düÅŸülmüÅŸtür. Hipnozun kullanıldığı ve beklenen sonuçların alındığı vakalarda, hipnoz tedavinin ana unsuru mudur? Bu alanda kontrol gruplarının olduÄŸu bir araÅŸtırma yapılmasına büyük bir ihtiyaç vardır. Öte yandan, diÄŸer tedavi stratejilerine ait kontrol gruplarıyla yapılan herhangi kapsamlı bir araÅŸtırma da mevcut deÄŸildir. Ama yine de bazı baÅŸarılı ve saÄŸlam ÅŸekilde belgelendirilmiÅŸ vaka araÅŸtırmaları, bölünme bozukluklarının tedavisinde davranış terapisi ve fizyoterapinin oldukça olumlu sonuçlar doÄŸurduÄŸunu göstermektedir.Dr. Murray-Jobsis’in onikinci makalede belirttiÄŸi gibi, çok karmaşık psikoz ve kiÅŸilik bölünme durumlarında, tedavi yöntemi olarak hipnoz metotlarının kullanılmaya baÅŸlaması üzerinden yaklaşık yüzelli sene geçmiÅŸtir. Yapılan deneyler gösterir ki, tedavi edilmesi çok güç psikozu ve kiÅŸilik bozukluÄŸu olan kimseler, hipnotik yatkınlığa sahiptir. Bu yatkınlık güvenle ve üretici bir tarzda tedavi için kullanılabilir. Ağır rahatsızlığı olan hastalarla ilgilenecek olan klinisyenlerin, bu tip kimselere dair tecrübeleri bulunmalı ve aynı zamanda hassas olmaları gerekir. Ayrıca, ruhsal açıdan kırılgan bu tip hastaların hipnozla terapisinde empati büyük bir rol oynar.Psikoz ve kiÅŸilik bozukluÄŸu yaÅŸayan hastalar için hipnoterapinin kavramsal iskeleti, psikanalitik bir sisteme sahiptir. Amaç, hayat tecrübelerini yeniden oluÅŸturmak ve rahatsızlık yaÅŸayan hastanın saÄŸlıklı bir biçimde geliÅŸmesine olanak yaratmaktır. Hemen hemen bütün geleneksel terapi teknikleri bu tip hastaların hipnozla tedavisi için uyarlanabilir.Bölünme trans bozukluÄŸundaki hipnoz kullanımı da katı bir psikanalitik bakış açısından ortaya konur. Tedavi, oto hipnoz teknikleri kullanılarak patolojik trans durumlarının kesilmesi ve bölünmenin yeniden yapılandırılması ile gerçekleÅŸir ve bu sayede hasta, transa kayma eÄŸilimi üzerindeki kontrolü elde edebilir. Hipnozun bölünme bozuklukları ile kullanımını göz önünde bulundurduÄŸumuzda tekrar hipnozun sahte hafıza oluÅŸumuna katkıları konusunda mevcut endiÅŸelerle karşılaşırız. Birincisi, hipnoz acaba bölünmeye dayalı kiÅŸilik bozulmasını daha kötü hale getirebilir mi? İkincisi, bu bozuklukların çoÄŸunun kökünde yatan ÅŸey aslında travma olmayabilir, bu yüzden çocukluk travmalarının hipnoz yoluyla araÅŸtırılması, sonuçları çok uzun sürebilen, bilinçdışında gerçek ve fantezinin yer deÄŸiÅŸmesine neden olabilir. Dr. Kluft, onüçüncü makalede, her bir bakış açısının bu karmaşık çalışma alanına katkısı olduÄŸunu savunur ve bu konudaki mantıklı görüÅŸ, herhangi bir bakış açısının tümüyle veya ısrarlı bir ÅŸekilde dışlanmasını yanlış bulur. ipnozun bu ÅŸekilde kullanımı ile gerçek ve fantezinin yer deÄŸiÅŸtirmesi üzerinde bazı endiÅŸeler olsa da, hastaların bu travması üzerinde çalışarak iyi olma durumuna geçmeleri mümkündür. Zira hedef tarihsel gerçeklerin yerli yerine oturmasından çok, hastanın kendine gelerek iyileÅŸmesidir ve iÅŸin bu tarihi gerçekler kısmı birçok durumda sorun yaratmayacaktır.Bölünme, klinik hastalarda ve saÄŸlıklı kitlelerde, travma karşısında yaygın olarak görülen bir tepkidir. Bu bölüm bölünme bozukluklarında uygulanan klinik tekniklerin ve tedavi yöntemlerinin detaylı analizini yapar. Dr. Kluft yan etkilerin olmadığı durumlarda, travma geçiren birçok hastanın tedavisinde hipnozun mükemmel bir tedavi aracı olduÄŸunu düÅŸünür. Gerek Dr. Torem, gerekse Dr. Vanderlinden anoreksi nervoza ve bulimia durumlarında, hipnozun bir terapi aracı olarak çok az fayda verdiÄŸini belirtirler. Nitekim hipnoterapistler ağırlıklı olarak obezitenin tedavisiyle ilgilenmektedir. Ancak yine de Pierre Janet zamanından bugüne hipnozla yapılan müdahalelerin yeme bozukluÄŸu olan hastalar üzerindeki olumlu etkilerini kaynaklarda defalarca bildirilmiÅŸtir. Klinik kaynaklar, yeme bozukluklarının patolojisine dair çeÅŸitli psikodinamikleri tanımlar. Bu tür bozuklukları olan hastaların birçoÄŸu kendini ümitsiz ve çaresiz hissetmekte, psikolojik yardım almaktan da utanç duymaktadır. Bu durumda egoyu kuvvetlendirecek olan telkinler hipnozla yapılacak tedavi giriÅŸimlerinin önemli bir kısmını oluÅŸturur. Yerine getirmeleri istenen görevler, hastaların mecazi ve gerçek anlamda bir baÅŸarı duygusu hissetmelerini ve bunun yanında kontrol kazanıp yeni seçenekleri deneme gücü kazanmalarına yönelik olarak dizayn edilmelidir. Ego Durumu Terapisi hipnoz kaynaklarında düzenli bir ilgi odağı haline gelmiÅŸtir.Anoreksi nevroza ve bulimia için var olan psikolojik temeller etkili sayılırken, obezite için durum farklıdır. Son zamanlarda ise obezitenin oluÅŸmasında biyolojik ve psikolojik faktörlerin, hastalık doÄŸurucu faktörler olarak beraber etken oldukları ve bu yüzden hipnozun daima çok boyutlu bir yaklaşımın bir parçası olması gerektiÄŸi not edilmiÅŸtir. Dr. Vanderlinden problem hakkında çok pratik, saÄŸduyulu bir gözden geçirme önerir. Böylece, kayda deÄŸer bir grup hasta grubu için kilo vermek ne gerçekçi bir hedeftir, ne de tedavi bu amaca yönelik olarak adapte edilmelidir. Mesela kilo vermeyi amaç edinmek yerine, kendilerini fazla kilolu olarak kabul etmeleri gerekir. Makale yazarının, diÄŸerleriyle birlikte benimsediÄŸi yaklaşım (Vanderlinden, Norré & Vandereycken, 1992) davranışçı, biliÅŸsel ve etkileÅŸimli bileÅŸenleri içermektedir.Tedavilerin büyük bir bölümü yalnızca çabuk kilo vermeye yöneliktir ve hayati önem taşıyan kilo sabitleme ve yeniden nüksetmesini engelleme iÅŸlemini ihmal eder. Hastanın düzenli biçimde cesaretlendirilmesi ile 1-2 yıl süren bir takip süreci, muhtemel bir nüksetme ihtimalini ortadan kaldırır. Cinsel iÅŸlev bozukluÄŸunun tedavisi psikodinamik psikolojik terapi yaklaşımıyla, kısa dönem, yoÄŸun, eklektik bir psikoterapik yaklaşımla, ya da bir biliÅŸsel davranışçı yaklaşım yoluyla yapılabilir ve bunların hepsinde hipnoz desteÄŸi fayda saÄŸlar. Cinsel yetersizliÄŸin giderilmesinde ÅŸaşırtıcı derecede az bir hipnoz uygulaması vardır. Ancak buna raÄŸmen, cinsel ilgi, istek ve davranışlarda, düÅŸünce, hayal ve sembollerin etki ve önemi aşırı vurgulanamaz. Tedavinin asıl amacı ve katkısı, cinsel yetersizliÄŸin oluÅŸumuna katkıda bulunan düÅŸünceleri, çaÄŸrışımları, sembolleri ve imajları deÄŸiÅŸtirmektir. Hipnoz ise tedavide tüm bu biliÅŸsel seviyelerde istenen etkilerin oluÅŸturulması için güçlü bir araçtır.AÄŸrılı durumları ele alan sonraki birkaç bölüm, akut ve kronik aÄŸrı arasındaki farklardan ve bu nedenle onlarla baÅŸ etmede ihtiyaç duyulan deÄŸiÅŸik yöntemlerden bahsetmektedir. Akut aÄŸrı, kaygı azaltma yöntemiyle en iyi kontrol edilirken, kronik aÄŸrılarda kiÅŸinin psikolojik çevresinin de ele alınması stratejisine gerek duyulur. Birçok vakada kronik aÄŸrının kesin organik bir nedeni olmayabilir ancak ikincil kazançlar konusu tipik olarak mevcuttur ve hipnotik stratejilerin baÅŸlangıçta ikincil kazançları tehdit etmeden geliÅŸtirilmesine ihtiyaç vardır. Kaygıyı düÅŸürme anlayışı üzerine kurulu olan hipnotik müdahale, sadece terapisti ve hastayı hayal kırıklığına uÄŸratır ve genellikle de baÅŸarısız olur. Dr.Evans’ın onyedinci makalede belirttiÄŸi gibi kronik aÄŸrı hastalarında baÅŸarılı bir tedavi sonucunun kriterleri, salt aÄŸrı dindirmeden daha karmaşıktır. “Çoklu sonuç deÄŸerlendirmelerinin, depresyon azaltımı, ilaç ve uyuÅŸturucu kullanımı, iyileÅŸtirilmiÅŸ uyku, toplumsal ve ailevi iliÅŸkiler, yaÅŸam kalitesi, hareket kabiliyetinde artma ve aktivite düzeyi ve iÅŸe dönüÅŸ gibi konuları da göz önünde tutması gerekir (s.249). Dr Rose, 18. makalede hastaya olan ilgi ve onun otonomisi konusunda modern yaklaşımlara dayandırılmak sureti ile, aÄŸrılı hastalarını hem hastanın kendi fantezilerini seçerek, hem de hipnoz uygulayıcısıyla karşılıklı/iki yollu bir iletiÅŸim biçimi saÄŸlayarak, kendi kendilerini idare etme konusunda daha yakından ilgilenmeye teÅŸvik ettiÄŸini belirtir. Hastaları tedavi etmek için hipnotik yaklaşımın uygun kullanımının ipuçları, çoÄŸunlukla tam olarak hastaların kendi aÄŸrılarını tanımlamak için kullandığı ifade ve kelimelerde bulunmaktadır. Bir sonraki aÅŸamada hastalara kendi kendilerine uygulayacakları hipnozun öÄŸretilmesi, aÄŸrıların üzerinde bir üstünlük duygusu ve kontrol hissi verir ve bu sayede hastalar terapistten bağımsız hale gelirler. Dr.Rose’un bildirdiÄŸi bir vaka anlatımı, kronik rahatsızlıklar için hipnoterapiste gelen hastaların rahatsızlıklarının organik sebeplere baÄŸlı olabileceÄŸi konusuna dikkat edilmesi gerektiÄŸini tekrarlar. Bu vakada hipnozdan önceki tahkikatlar organik sebebi bulmakta baÅŸarısız olmuÅŸtur. Ciddi yanıkları olan hastanın, zedelenmeden tamamen iyileÅŸene kadar geçen süreçte, psikiyatrik desteÄŸe ihtiyacı vardır (makale 19). Rahatlama seyrek olarak tamamlanmasa bile, opiodlar aÄŸrı dindirme için tedavide bir seçimdir. Hipnoz yardımcı bir ek olabilir ve hipnoz edilebilirlik testinde düÅŸük çıkan hastalar bile esirgenmemelidir.Yanma sonrası ilk 2-4 saatte, hipnoz kızdırıcı tepkiyi azaltır. Sonra, aÄŸrıyı dindirmede yardımcıdır ve özellikle çok acı veren prosedüral acılı hastalardaki aÄŸrının kontrolünde etkilidir. Enfeksiyon mümkün olduÄŸunca azaltılır, bastırılmış iÅŸtah yeniden eski haline getirilebilir ve vücut imgelemesi ile rehabilitasyona aktif katılım desteklenir. Yaralanmış bölgesinin “serin ve rahat” olduÄŸu telkinini kabul eden yanmış bir hastaya müdahale etmek basittir, iyimserdir ve hızla iyileÅŸir.Genel olarak, diÅŸçinin muayenehanesine giren hasta, bir tür transtadır ve diÅŸçinin hastanın muayene ortamında rahat edebilmesi için bu hipnotik durumu kontrol etme imkanı vardır. Hipnotik etkileÅŸim ilk kelime söylenmeden baÅŸlamıştır.Hipnotik stratejilerin uygulandığı, ancak hipnoz kavramlarının vurgulanmadığı, bir baÅŸka alan da, 3-dakikada sigara bırakma etkileÅŸimleridir. Bu, eÄŸer hastanın sigarayı bırakması gerektiÄŸi arzusunun belirtileri varsa, ağızdan muayene ya da kanser taraması sonucunda ortaya çıkabilir.Stereofonik kulaklıkların sayesinde, diÅŸçi, hastanın aÄŸzı ile ilgilenirken, pozitif telkinleri de iletebilir. Hasta kasetlerini hazırlarken, konuÅŸmanın tarzının edilgen halde ve kiÅŸisel zamirlerden uzak olması tavsiye edilir. Dinleyici için sadece fikirleri ve düÅŸünceleri dinlemek güçlendiricidir. Dr. Glazer’in yirminci makalede, Dr. Zeg’in de tavsiye ettiÄŸi üzere, Erickson tedbirli iletiÅŸimini kullandığına dikkat ediniz. Acı, aÄŸrı ya da rahatsızlık gibi kelimelerin hiç kullanılmadığını fark etmek gerekir. Hipnotik durumda beynin kolay olarak “hayır” komutunu kabul etmediÄŸinden, olumlu telkinler vermek daha etkilidir.Kaset hastaya rahatlamanın yanı sıra, kas gerginliklerinden kaynaklanan baÅŸ aÄŸrısını kontrol etme ve istemdışı diÅŸ gıcırdatmayı durdurmayı da öÄŸretir. DiÅŸçi korkusu en sık rastlanan on ÅŸiddetli aÄŸrı arasında, beÅŸinci sırada yer almaktadır. DiÅŸçi fobisi nüfuzunun anlamlı bir oranın hipnotize edilebilir olmasına ve fobiyi geliÅŸtirmedeki aynı hipnotize edilebilirliÄŸin, fobinin üstesinden gelmelerinde etkili bir araç olmasına dair güçlü kanıtlar vardır.Bu bulgulardan anlaşılan, nüfuzun büyük bir çoÄŸunluÄŸunun kayda deÄŸer biçimde telkine açık olmasına diÅŸçilerin dikkat etmesi gerektiÄŸidir. Bu yüzden dikkat, ters tepen hastalara telkin vermeye odaklanmamalıdır. Aksi takdirde tedavi sorunları ve sürekli problemler istemeyerek yaratılabilir.1970’lerde, araÅŸtırmalar, hem klinik yararlılık, hem de çocuklarda kendi kendine hipnoza dayalı psikofizyolojik deÄŸiÅŸiklikler bildirmeye baÅŸlamıştır. Aynı zamanda hipnoz eÄŸitiminin faydaları, kanser gibi kronik hastalıklı çocuklarda, hemofili ve astımda fark edilmiÅŸtir. Kendini yönetmenin baÅŸarılı uygulamaları aÅŸağıdakileri de içerir: çocuÄŸun kendine odaklanması, karar vermesini kontrol etmesi, ve kiÅŸisel imajinasyon yeteneklerini kullanarak çocuÄŸun tercihlerine özel ilgi göstermek.Davranışsal problemler için dolaylı yaklaşımlar kullanılır. Bunlar bir kiÅŸinin davranışlarının tedavisinde normal olarak beklenti içinde olabileceÄŸi, problemi çözme beklentisinden ziyade, problemlerle mücadele gücünü geliÅŸtirmek, anksiyeteyi yatıştırmak, kendi kendine hipnoz yardımıyla benlik deÄŸerini geliÅŸtirmek, olabilir. Astım, migren, enkoprezis, Tourette sendromu, iltihabi bağırsak hastalığı gibi biyo-davranışsal hastalıklarda, psikolojik stresin hastalığı daha da kötüleÅŸtirdiÄŸi iyi bilinmektedir. Kendi kendine hipnozu öÄŸretmek, benlik kontrolü hissini teÅŸvik ettiÄŸi gibi semptomu azaltmak için de bir strateji saÄŸlamaktadır. Klinisyenler çocuk hastalıklarında klinik hipnozun kullanımı ve pediatriye kaynaÅŸtırma konusunda uygun eÄŸitim sahibi olmalıdırlar. Artık biliyoruz ki hipnozun uygun bir ÅŸekilde eÄŸitim almış profesyoneller tarafından kullanımı güvenlidir ve herhangi istenmeyen bir etkiye de sahip deÄŸildir (Kohen & Olness, 1993). Yukarıdaki ÅŸekilde kullanıldığında çocuk saÄŸlığı konusunda hipnoz, çok önemli bir potansiyele sahip olan güçlü bir araçtır. ÖZET Hipnoz geleneksel terapilere bir ilave olmakla birlikte, kronik zayıflatıcı bozuklukların tedavisinde de çok özel bir rolü vardır. Etik standartları korumada ve güvenilir uygulamalarda tanınmış çeÅŸitli dernekler vardır ve bu dernekler akreditasyon ve tartışmalı alanlarda yönergeler sunmaktadır.Bu kitapta, kendi çalışma sahalarında özel bir yeri olan yazarlarımızdan gelen katkılarla, birçok alandan elde ettiÄŸimiz katkılardan dolayı kendimizi ÅŸanslı sayıyoruz. Bu yazarlarımızın raporlarında birkaç uyarı sürekli vurgulanmıştır. Bu uyarılardan bekli de en önemlisi ve üzerinde en fazla fikir birliÄŸi saÄŸlanan; klinisyenin hipnozu, sadece eÄŸitimini aldığı alanda ve hipnozu kullanmadan da rahatlıkla tedavi edebileceÄŸi hastalıklarda kullanmasıdır. Tıp hekimi olmayan hipnoz uygulayıcıları, hipnoterapiste baÅŸvurma sebebi olan birçok yaygın rahatsızlığın organik nedeni olabileceÄŸini ve dolayısıyla cerrahi müdahale veya ilaç tedavisi gerektirebileceÄŸini unutmamalıdırlar. Travmanın geçmiÅŸini hipnozda öÄŸrenirken klinisyen normal psikolojik savunma düzeneklerinden kurtulan bastırılmış duyguların dışa vurumu olgusuyla baÅŸ edebilmelidir. Çocuklukta fiziksel veya psikolojik travma yaÅŸamış olan hastalarla çalışırken aktive olan ve hatırlanan bilgilerin doÄŸruluÄŸuna gölge düÅŸürebilecek soru veya telkinlerden sakınmak gerekir.Hipnoz kullanarak yapılan müdahaleler hem akut hem de kronik aÄŸrılarla baÅŸa çıkma, ilaç kullanım ihtiyacını azaltma ve hayat kalitesini birçok bakımdan yükseltme noktasında özellikle baÅŸarılıdır. Hipnoterapi, yanığı olan hastalarda bağışıklık sisteminin yanıtlarını antibiyotiklere ihtiyaç duymama derecesine kadar etkileyebilir ve kan basıncının kontrolü, sıvıya olan ihtiyacın azaltılmasıyla hayat kurtarıcı rol üstlenebilir. Psikolojik açıdan modern telkin metotları ve özellikle de kendi kendine hipnozun dikkatli kullanımı, benlik saygısını ve hakimiyet duygularını geliÅŸtirebilir. Yazarların kendi yaklaşımları konusunda açık fikirli olmaları ve yeni geliÅŸtirilen “alternatif tıp” teknikleri ile eski usul psikoterapiler de dahil olmak üzere, mümkün olan tüm tekniklerden de istifade etmek istemeleri dikkate deÄŸerdir. Hipnoz, terapist ve hastaya sorunu çözmede yaratıcılıklarını kullanma imkanı sunduÄŸundan, bu durumun hem terapist hem de hasta açısından önemli bir tatmin oluÅŸturduÄŸu açıktır.
|
SEO by AceSEF
En Çok Okunanlar
- Yağmur Adam' filmi İzmir'de gerçek oldu.
- 2 bin 378 özürlü personel alınacak.
- Görme Engelliler Hakkında Kaynak
- Kas Erimesi ve Kas Hastalıkları
- Çocuklarda Gelişim Dönemleri
- Gece Tuvalet EÄŸitimi
- Gebelikte Tarama Testleri
- Kadınlar Adet Döneminde Bambaşka
- Rehber Öğretmenler Özel Eğitimde Yönetici Olamayacak
- Sözleşmeli personel nerden çıktı
- 2010-2-Sözleşmeli Özür Grubu Yerdeğiştirme Sonuçları
- DİSLEKSİ
- Disleksi Öğretmene öneriler
- Hangi ses nasıl çıkar
- 2009-2010 Eğitim öğretm yılı bitti
- Rehabilitasyonda şüheli ölüm
- Sözleşmeli Öğretmenler İçin Boş Pozisyonların İller Bazında Sayısal Dağılımı
- Sözleşmeli Öğretmenlerin Özür Durumuna
- 55 Bin Özürlüye İş
- Otizmin genetiÄŸi











