OOPS. Your Flash player is missing or outdated.Click here to update your player so you can see this content.

Ana Menü

Faydali Olmasi Dilegi ile...:
GELİŞİM PSİKOLOJİSİ-2 Yazdır


4. GeliÅŸim Psikolojisinde Yöntemler

GeliÅŸim psikolojisi, doÄŸumdan ölüme uzanan yaÅŸam süresinde fiziksel,
zihinsel, duygusal ve toplumsal iÅŸlevlerde ortaya çıkan bütün
deÄŸiÅŸimleri araÅŸtırır. GeliÅŸim araÅŸtırmalarında çeÅŸitli araÅŸtırma
stratejilerinden, yaklaşımlarından, desenlerinden ya da yöntemlerinden söz
edilebilir ve bunlar çeÅŸitli biçimlerde sınıflanabilir.

Aşağıda, herhangi bir sınıflama yapmadan, gelişim psikolojisinde
sıklıkla kullanılan bazı yöntemler açıklanmaktadır.

Deneysel yönteın (experimental method), deneysel varsayımları
neden-sonuç iliÅŸkisinin belirlenmiÅŸ olduÄŸu kontrollü bir durum içinde
sınamaktan ibarettir. İliÅŸkisel yöntem (correlational method), iki ya da
daha fazla etken arasındaki ilişkiyi saptamakla uğraşır. Bu yaklaşımda
hiçbir ÅŸey araÅŸtırmacı tarafından deÄŸiÅŸtirilmez, durum olduÄŸu gibi ölçülür,
denekler aynı koÅŸullar altında gözlemlenir, deÄŸiÅŸkenler arasındaki
iliÅŸki genellikle "korelasyon katsayısı" ile bulunur. Örnek olay
yöntemi (case study method), tek bir deneÄŸin ayrıntılı biçimde incelenmesi
yöntemidir. "Klinik örnek olay incelemesi" bu yöntemin daha
derinliğine bir yoludur. "Tek denekli deneysel araştırma", deneysel
yöntem ile örnek olay yönteminin tek bir bireyin incelenmesinde birleÅŸmesidir.
Bu üç yöntemden herbirinin güçlü ve zayıf yanları vardır;
ancak bilim adamlarının yeÄŸledikleri yöntem deneysel yöntemdir,
çünkü araÅŸtırmacıya neden-sonuç iliÅŸkilerini arayabileceÄŸi kontrollü
bir durum sağlar. Bu kontrollerin olmadığı ilişkisel araştırma ise sadece
deÄŸiÅŸkenler arasındaki iliÅŸkiyi ortaya çıkarabilir, ama neden-sonuç
baÄŸlantısını veremez. Gene de iliÅŸkisel yöntem, üzerinde oynanamayan
koÅŸullarn araÅŸtırılmasında ve doÄŸal çevredeki özelliklerin
ölçülmesinde çok önemlidir. Hem deneysel hem de iliÅŸkisel yöntemler,
bulguların daha geniÅŸ evrene genellenebileceÄŸi temsil edici örneklemler
kullanırlar. Oysa örnek olay yöntemi bir tek denekle ilgili olduÄŸu
için genelleÅŸtirme yapamaz; koÅŸullar diÄŸer yöntemlere uygun olmadığı
zaman örnek olay yöntemi kullanılabilir. Bununla birlikte, Piaget
ve Freud'un kullandığı biçimiyle örnek olay yöntemi önemli kuramlara
yol açmıştır (R.M. Liebert ve R.W.-Nelson, 1981).

Kullanılan yönteme bakılmaksızın pek çok geliÅŸim araÅŸtırması
kesitsel, boylamsal ya da sırasal bir desen örgütleyebilir. Kesitsel desen
(cross-seetional design), farklı yaÅŸ gruplarını seçer ve karşılaÅŸtırır.
Bu yaklaşımda genellikle her denek için bir tek gözlem vardır. GeliÅŸim
değişiklikleri farklı yaşlardan deneklerin incelenmesiyle belirlenir.
Bu yöntemin en büyük avantajı aynı yaÅŸtakilere bir seferde test
verilebilmesidir; en büyük sorunu da, grupların sadece yaÅŸa göre deÄŸil,
doÄŸum yılına göre de farklılaÅŸabilmesi gerçeÄŸini dikkate almamasıdır.
Doğum yılı farklılıkları toplumsal koşullara, eğitim uygulamalarına,
siyasal atmosfere ve başarıyı etkileyen diğer değişkenlere
ilişkin farklılıklarla bağıntılı olabilir. Farklı zamanlarda doğan bireyler
farklı doÄŸum bölüklerine (birth cohorts) mensupturlar. Kesitsel yöntemin
sorunu, yaÅŸ ile doÄŸum bölüÄŸünü birbirine karıştırmasıdır; yaÅŸ
grupları burada farklı doÄŸum bölüklerinden seçilmektedirler.

Boylamsal desen (longitudinal design), aynı doÄŸum bölüÄŸünden
olan bireylerin tekrar tekrar test edilmesi yaklaşımıdır. Boylamsal
araÅŸtırmada aynı denekler deÄŸiÅŸik yaÅŸlarda birkaç kez gözlemlenir, zaman
içindeki davranış deÄŸiÅŸikliÄŸi ya da kararlılığı kaydedilir. Bu tür
araÅŸtırmanın avantajı yaÅŸ deÄŸiÅŸikliklerinin doÄŸum bölüÄŸü farklılıklarıyla
karıştırılmamasıdır; sadece bir bölükten olanlar tümüyle test edilirler.
Gene de, en önemli sorun, eÄŸer ele alınan dönem çok geniÅŸse,
araÅŸtırmanın olanaksız ölçüde çok zaman gerektirmesidir. Bir baÅŸka
sorun, eÄŸer bölük farklılıkları varsa bunların ortaya çıkarılamamasıdır.
Çünkü sadece bir bölük test edilmektedir, sonuçların genellenebilirliÄŸi
kuÅŸkuludur. ÖrneÄŸin, ciddi bir ekonomik çöküntü döneminde büyümüÅŸ
olan bir bölük sadece bu zamana özgü belirli tutumları yansıtabilir;
daha önceki ya da sonraki bölükler için tipik olanı vermez.

Sırasal desen (sequential design), pek çok farklı doÄŸum bölüklerinin
tekrar tekrar test edilmesi yaklaşımıdır. Böylece sırasal araÅŸtırmalar
kesitsel yöntemin temel sorununu (yaşın bölükle karıştırılması
sorununu), her yaÅŸ düzeyinde birden fazla bölüÄŸü ele alarak çözerler;
boylamsal yöntemin genelleÅŸtirme sorununu da aynı yoldan çözerler
(Ph-G. Zimbardo, 1979).

Boylamsal ve kesitsel yöntemler insan geliÅŸimi konusunda gözlem
yapma ve veri toplamanın temel yollarıdır. Araştırmacı, verileri
iliÅŸkisel (correlational) ya da etkensel (factorial) tekniklerle elden
geçirerek, niceliksel olarak deÄŸerlendirilmiÅŸ deÄŸiÅŸkenler arasında varolan
anlamlı ilişkileri keşfedebilir.

AÅŸağıdaki tabloda (Tablo 2) boylamsal ve kesitsel yöntemlerin
karşılaÅŸtırmalı nitelikleri özetlenmektedir.

Tablo 2

Boylamsal ve Kesitsel Yöntemlerin KarşılaÅŸtırılması

BOYLAMSAL YÖNTEM

OLUMLU

İlk çocukluk ile yetiÅŸkin davranışları
arasındaki sürekliliÄŸi belirler.

EÅŸdeÄŸer olmayan örneklemle ilgili sorunları önler.

Büyüme artışlarını ve örüntülerini betimler.

Diğer araştırmalardan daha kesin
biçimde neden-sonuç iliÅŸkisini belirtebilir.

OLUMSUZ

Zaman ve para açısından pahalıdır.

AraÅŸtırma fonları tükenirse önceki
zaman ve para harcamalarını tehlikeye sokar.

Harcamalarla ilgili periyodik yeni
düzenlemeler gerektirir.

Örneklem denek kaybı nedeniyle
giderek yanlı hale gelir.

Araştırmacıların yeniden test vermek
için aynı denekleri sürekli olarak
yeniden bir araya getirmeleri gerekir.

Test dönemleri arasında deneklerin
çevreleri kontrol edilemez.

AraÅŸtırmacıları vaktinden önce bir
araştırma desenine ve kurama bağlı kılar.

KESİTSEL YÖNTEM

OLUMLU

Fazla zaman kaybından korur.

Boylamsal araÅŸtırmaya göre daha
az paraya çıkar.

AraÅŸtırma görevlileri arasında sürekli
ya da uzun vadeli iliÅŸkiyi gerektirmez.

Deneklerin yeniden test vermek
için istenen yaÅŸa gelmelerine kadar
verilerin uzun süre "dondurulması" gerekmez.

OLUMSUZ

Örneklem gruplarında yer alan deÄŸiÅŸimin
yönünü göstermez.

Aynı kronolojik yaşta ama farklı
olgunlaÅŸma yaşında olan çocukları
bir araya yığar. Böyle bir ortalama
alma yolu erinlikteki büyüme atılımıyla
ilgili deÄŸiÅŸimleri gizleyebilir.

İncelenen grupların karşılaştırılabilirliği
her zaman belirsizdir.

GeliÅŸimin sürekliliÄŸini tek bir bireyle
ortaya çıktığı haliyle ihmal eder.

Kaynak: James W. Vander Zanden, Human Development, 1981.

Tablo 3

GeliÅŸim AraÅŸtırmaları Desenleri ve Yöntemleri

Tip: Kesitsel desen

Yöntem: Birçok bölüÄŸü bir seferde gözlemleme

Bulgular: Davranışta yaş farklılıkları

Avantaj: Çabuk ve ucuzdur

Dezavantaj: Farklılıklar geliÅŸimsel deÄŸiÅŸimlerden çok,
bölük deÄŸiÅŸimlerini yansıtabilir.

Tip: Boylamsal desen

Yöntem: Bir bölüÄŸü birçok seferde gözlemleme

Bulgular: Davranışta zaman içindeki deÄŸiÅŸimler

Avantaj: GeliÅŸimsel eÄŸilimleri gösterir. Bireylerdeki
deÄŸiÅŸimleri gösterir.

Dezavantaj: Farklılıklar toplumdaki değişimleri yansıtabilir.
AraÅŸtırmalar uzun süreli ve pahalıdır. Yinelenen uygulamanın
etkisi ve denek kaybı örneklemi bozabilir.

Tip: Sırasal desen

Yöntem: Birçok bölüÄŸü birçok seferde gözlemleme

Bulgular: Davranışta yaşa bağlı değişimler

Avantaj: Yaşın, bölüÄŸün ve toplum deÄŸiÅŸimlerinin
etkilerini ortaya çıkarır

Dezavantaj: AraÅŸtırmalar uzun süreli ve pahalıdır

Kaynak: Hoffman ve ark., 1994

Sözü edilmesi gereken son bir araÅŸtırma yöntemi daha var. AraÅŸtırmacılar,
bütün toplumlara, bazı türden toplumlara ve sadece özel bir
topluma iliÅŸkin kuramlar oluÅŸturmak isterler. İşte, kültürlerarası
yöntem (cross-cultural method) bu yaklaşımın aracıdır. Bu yaklaşımda,
araÅŸtırma birimini bireylerden çok kültürler oluÅŸturur. Genellikle, benzer
bir kültür alanına giren komÅŸu toplumlardan küçük örneklemler
alarak çalışılır. Çocuk yetiÅŸtirme geleneklerine, erinlik törenlerine ya
da anababa olma özelliklerine iliÅŸkin araÅŸtırmalar bu türdendir. KuÅŸkusuz
bu yöntemin de diÄŸerleri gibi bazı sınırlılıkları vardır. Gene de
bu yöntem, bulgularını tüm insanlığa genelleyemeyeceÄŸi konusunda
diÄŸer araÅŸtırmacıları uyarması bakımından özellikle yararlıdır.
YaÅŸam döngüsüne iliÅŸkin yukardaki açıklamalarda "yaÅŸ" bir deÄŸiÅŸim
endeksi olarak ele alınmıştı. Bir araştırma değişkeni olarak yaşın
ortaya koyduÄŸu yöntembilimsel sorunlar ise burada ele alınacaktır.

YaÅŸ kendi başına açıklayıcı bir deÄŸiÅŸken deÄŸildir. Bu nedenle yaÅŸ
değişimleri ve yaş farklılıkları denildiğinde bu bulguların yaşla gelen
deÄŸiÅŸimleri gösterdiÄŸi, ama olası nedenlerini vermediÄŸi bilinmelidir.
ÖrneÄŸin 20 ve 40 yaÅŸlarındaki insanlar arasında tutum ve deÄŸerler açısından
ölçülebilen farklar vardır, ancak bu farkların nedenleri belirgin
değildir. Yaş endeksini aşarak yaşa bağlı değişimleri safdışı etmeye
çalışan araÅŸtırma örnekleri vardır.

Kesitsel araştırmalar yaşın bir zaman noktasındaki kesitine dayanırlar;
farklı yaÅŸlardaki bir örneklem üzerinde çalışılır, bu yolla bulunan
farklılıklara "yaş farklılıkları" denir. Yaş endeksini araştıran
ikinci yaklaşım boylamsal araştırmadır; bu yaklaşımda bir denek grubu
birkaç yıl boyunca periyodik olarak incelenir, bulunan farklılıklar
"yaş değişimleri" olarak adlandırılır. Bu yaklaşım, bireysel farklılıkların
incelenmesinde ve farklı bireylerin yaşla birlikte nasıl değiştiklerini
belirlemede yararlıdır. Ancak boylamsal araştırmaların yetişkin
geliÅŸiminde kullanılmasını sınırlayan üç temel güçlük vardır. Birincisi,
bu araÅŸtırmaların, çok zaman alması ve çok pahalı olmasıdır, geçen
zaman içinde denekleri yeniden bulmak da zor olabilir, buna araÅŸtırmacının
ömrü yetmeyebilir. Yine de boylamsal araÅŸtırmalar kesitsel
araÅŸtırmalardan çoÄŸu zaman daha üstündürler; çünkü bireysel farklılıkları
yansıtırlar ve yaÅŸa baÄŸlı diÄŸer açıklayıcı deÄŸiÅŸkenleri (tıbbi
özgeçmiÅŸ, geçmiÅŸteki yaÅŸantılar, aile geçmiÅŸi vb.) ortaya çıkarabilirler,
bunlar da incelenen özel yaÅŸ deÄŸiÅŸimlerinin nedenlerini belirlemede
yararlı olabilir. İkinci güçlük araÅŸtırmacının yaptığı ölçmelerin
belirli bir yaÅŸta (çocuklukta ya da ergenlikte) uygun olduÄŸu halde,
daha sonraki bir yaşta (yetişkinlik yada ihtiyarlık) uygun olmamasıdır,
çünkü bireyin yaÅŸamındaki önemli olaylar birey yaÅŸam çizgisinde ilerledikçe
deÄŸiÅŸiklik gösterebilir. Üstelik, bilim ilerledikçe de araÅŸtırılan
deÄŸiÅŸkeni ortaya çıkarmak için yeni teknikler bulunabilir ve bunlar
eskilerini geçersiz kılabilir. Üçüncü güçlük, uzun zaman aldığı için
deneklerin ölmesi ya da örneklemden çıkmasıdır. Bu güçlüklerin bir çözümü
"sırasal yaklaşım" olabilir, bu yaklaşımda bir denek grubu gelişimsel
dönüm noktalarının (evlenme, anababa olma, menopoza girme,
emekliye ayrılma...) yer aldığı bir zaman döneminde incelenmektedir.
Bu yolla, araÅŸtırmacıyı ve denekleri uzun süreli bir araÅŸtırmaya
bağlamadan, boylamsal değişimi ve bireysel farklılıkları saptamak
mümkün olabilmektedir.

YetiÅŸkinlik ve yaÅŸlılığa iliÅŸkin verilerin çoÄŸu kesitsel araÅŸtırmalara
dayandığı için, bu yaklaşımın içerdiÄŸi güçlükleri de incelemek
gerekmektedir. Kesitsel bir araÅŸtırmanın kültürel ve tarihsel deÄŸiÅŸimleri
yaÅŸ deÄŸiÅŸiminden ayıramadığı kolayca görülebilir; "yaÅŸ" ile "doÄŸum yılı"
birbirine karışmıştır, birinin sonuçları diÄŸerinden ayırt edilemez,
bu nedenle yaÅŸ farklılıkları gerçekte yaÅŸa baÄŸlı güncel etkenlerden
çok, bireyin doÄŸum yılıyla iliÅŸkili olabilir. "DoÄŸum yılı"na baÄŸlı
etkilere "bölük etkileri" (cohort effects) adı verilmektedir (bir "bölük"
aşağı yukarı aynı zamanda doğmuş bireylerin oluşturduğu bir gruptur).

Boylamsal araÅŸtırmalar ise, doÄŸum yılını sabit tutarak, kültürel-
tarihsel değişimlerin yaş değişimiyle karışmasını engellemek isterler.
Ancak bu araÅŸtırmalar da "yaÅŸ" deÄŸiÅŸkeni ile "ölçüm yılı" deÄŸiÅŸkenini
birbirine karıştırırlar. ÖrneÄŸin, 1960-1980 yılları arasında sigara içmedeki
ani düÅŸüÅŸ yaÅŸla birlikte azalan ciÄŸer kapasitesi ile çakışabilir.

Genellikle boylamsal yaklaşımın kesitsel yaklaşıma yeğlendiği
söylenebilir. Çünkü ölçüm yıllarına baÄŸlı deÄŸiÅŸimlerin etkisi doÄŸum
yılına baÄŸlı olanlara göre daha kolaylıkla denetlenebilir. DoÄŸum yılına
baÄŸlı olarak ortaya çıkan çarpıcı tarihsel-kültürel etkenleri tam olarak
kestirmek ve ölçümlerdeki etkisini saptamak çok daha zordur (D.C.
Kimmel, 1974).

AraÅŸtırma türlerini ve yöntemlerini bir arada incelemekte yarar
var (bk. Tablo 3). Daha önce de belirtildiÄŸi gibi, kesitsel desen, iki ya
da daha fazla yaÅŸ grubunun aynı anda araÅŸtırılması ve sonuçların
karşılaÅŸtırılmasıdır. Bu karşılaÅŸtırma aynı yaÅŸam dönemindeki farklı
bölükler (6 yaşındakiler ile 10 yaşındakiler) arasında ya da farklı
yaÅŸam dönemlerindeki bölükler (18 yaşındakiler ile 60 yaşındakiler)
arasında olabilir. Kesitsel desenin sorunu, yaÅŸla birlikte ortaya çıkan
farklılıkların geliÅŸimsel deÄŸiÅŸim mi, yoksa farklı bölüÄŸün üyesi olmanın
mı sonucu olduÄŸunu belirleyememesidir. Söz gelimi, yetiÅŸkinlerde
ZB puanlarını ele alan kesitsel bir araştırma zekada 40
yaÅŸlarında baÅŸlayan düÅŸüÅŸün olduÄŸunu düÅŸünmemize yol açabilir.
Oysa 1990 yılında 80 yaşında incelenen kişiler 1910'da doğmuşlardı,
20 yaşında incelenenler ise 1970'de. Bölükler arasındaki bu zaman
içinde toplumsal ve kültürel çevreler pek çok bakımdan deÄŸiÅŸmiÅŸtir,
dolayısıyla bu değişimler zihinsel becerilerin gelişimini ve korunmasını
etkilemiÅŸ olabilir. Bu bölük etkisi (cohort effect) sorunu ilgili
bölümlerde yeniden ele alınacaktır.

Boylamsal desen'de aynı bölükten olan insanlar haftalar, aylar,
hatta yıllar boyunca izlenirler. Aynı insanlar kendi kendileriyle
örneÄŸin 8 yaşında ve 20 yaşında karşılaÅŸtırılırlar. Bu durumda bireydeki
deÄŸiÅŸimler açığa çıkar; bölük farklılıkları da araÅŸtırmanın sonuçlarını
etkilemez. Ancak bu araÅŸtırma türünün de kendine özgü sorunları
vardır. Boylamsal araştırmalar gelişimi toplumun havasıyla karıştırabilirler.
Söz gelimi, boylamsal bir araÅŸtırmada deneklerin uyuÅŸturucu
ve alkol kullanımına, 1990'da incelendiklerinde yirmi yıl önce
incelendiklerinden daha az yöneldikleri bulunabilir. Bu deÄŸiÅŸimin
yaÅŸlanmanın mı yoksa toplumun yirmi yıl içinde uyuÅŸturucuyu normal
görmekten tehlikeli bulmaya doÄŸru deÄŸiÅŸmesinin mi sonucu olduÄŸu
belirsizdir. Tarihsel değişimin davranışı etkilediği bilinmektedir.

Yukarıda açıklandığı gibi, araÅŸtırmacılar bu iki araÅŸtırma türünün
sorunlarından kurtulabilmek için ikisini birleÅŸtiren üçüncü bir tür
önermiÅŸlerdir: Sırasal desen. Warner Schaie'nin ZB puanlarının yaÅŸla
birlikte köklü bir biçimde azalmadığını gösteren araÅŸtırması sırasal desenin
en tanınmış örneklerinden biridir. Bu araÅŸtırmada önce iki ya da
daha fazla bölüÄŸe kesitsel bir araÅŸtırmada test verilmiÅŸtir; yıllar sonra
aynı bölüklere boylamsal veri elde etmek üzere yeniden test verilmiÅŸtir;
aynı anda, yeni bir kesitsel araÅŸtırma ilk bölüklerden alınan
yeni gruplar ve yeni bir bölükten alınan bir grup üzerinde önceki
araştırmayı yinelemiştir (Hoffman ve ark., 1994).

 

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile


SEO by AceSEF
Siteni Ekle
google-site-verification: google09bd85cd605c77e7.html