OOPS. Your Flash player is missing or outdated.Click here to update your player so you can see this content.

Ana Menü

Faydali Olmasi Dilegi ile...:
Afazi Rehabilitasyonu Yazdır

Afazide dil terapisi performansın zayıf olduÄŸu dil veya biliÅŸ moduna uyaranın bir zorluk hiyerarÅŸisi içinde tanıtılması, beynin uyarılması ve öÄŸrenilenin gerçek yaÅŸama transfer edilmesi ÅŸeklinde gerçekleÅŸir. Terapinin amacı bireyin edinip kaybettiÄŸi dili tedavi ve eÄŸitimle tekrar yapılandırmaya ve düzenlemeye çalışmak, dili klinik bir oda içinde deÄŸil, yaÅŸam içinde onarmak olmalıdır.

Terapi sonunda iyileÅŸme hastanın uyarana gösterdiÄŸi tepki davranışı deÄŸil, günlük yaÅŸam içindeki spontan ve amaçlı sözel ifade kullanımı olmalıdır. O halde, afazi terapisi sadece dil iÅŸlevine sınırlı kalmamalı, afazik hastanın olumlu tutum kazanmasını saÄŸlamalı, moralini arttırmalı, sosyal iliÅŸkilerini saÄŸlamalı, özrüne bir bakış açısı kazandırmalı, iyimserlik, duygusal tutarlılık, ve kabul duygusu geliÅŸtirmeli, bireye özgü hazırlanmalı, geliÅŸime ya da baÅŸarısızlık sinyallerine göre devamlı elden geçirilmeli, sosyal, dilsel, nörolojik gereksinimlere cevap veren yaratıcı bir süreç olmalıdır. Kısaca, afazi terapisi hastanın kiÅŸisel, duygusal, sosyal, ailevi ve mesleki yaÅŸamında felçin getirdiÄŸi hasarın etkilerini azaltabilmektir (Hegde, 1996). Hasta maksimum fiziksel, psikolojik, sosyal, mesleki ve iletiÅŸimsel iÅŸlevlere ulaÅŸtığı zaman sonlandırılabilir.

Yine de bu sürenin çok kısa olacağı söylenemez.

KonuÅŸma terapistinin bu süreç içinde rolü fazladır. Afazi terapisti sorumlu, duyarlı, uzman ve yetkin olmalı, soruna iliÅŸkin verileri doÄŸru analiz edip sentezlemeli, basit ya da kompleks olgularda terapi planlayıp uygulamak için ilgili bilgi, yaklaşım veya modeller yaratmalı, ve yaptığı her uygulama için bir gerekçesi olmalı ve bunu hastasına açıklamalıdır. Terapi programını gerçekçi planlamalı: zaman sınırlılıklarını, , araç-gereç kullanımını, materyallerin varlığını ve özellikle olgu özelliÄŸini göz önünde bulundurmalıdır. Hastanın terapiye uygun olup olmadığı kararı çok önemlidir. EÄŸer hastanın terapiye müdahale edici komplike medikal sorunları varsa hastanın medikal açıdan stabil duruma geçmesinin beklenmesi iyi olur. Hastane çıkışının hemen arkasında beyinde ödem devam ediyor olabilir. Bu ödem azalırken spontan iyileÅŸme de devreye girebilir; bu durumda hasarlanan hücrelerin tekrar onarılıyor olması olasıdır. Bu yüzden yoÄŸun bir terapi programı uygulamadan önce spontan iyileÅŸme dönemi içinde neler olacağını bekleyip görmek iyi bir düÅŸünce olabilir.

EÄŸer terapi programı baÅŸlamışsa, terapinin NASIL verimli, NİÇİN baÅŸarısız olduÄŸunu sık aralarla sorgulamalıdır. ÖÄŸrenmede sorumluluk almalı, hastada uygun tutum ve beceri geliÅŸtirmeyi desteklemeli, baÅŸkalarına yardım etme motivasyonu olmalı, hastası ile karşılıklı iliÅŸkide güven saÄŸlamalı, sabırlı bir yapısı olmalı, mizah duyguları geliÅŸmiÅŸ olmalı, terapisini ilginç ve eÄŸlenceli yapabilmelidir.

Terapi programını çok iyi planlamak ve terapistin çok etkin olması, doÄŸru teÅŸhis, deÄŸerlendirme, terapi önerme, ve planlama baÅŸarılı terapi programlarının garantisi olamaz çünkü bunların dışında pek çok faktör terapinin baÅŸarısını etkileyecektir. ÖrneÄŸin, terapinin ne sürede, hangi yoÄŸunlukta verileceÄŸi, Olumlu sonucun zamana terapiye veya ikisinin etkileÅŸimine baÄŸlı olup olmadığı, Olgu deÄŸiÅŸkenliÄŸi, YaÅŸ faktörü, Afazi Tipi ve ciddiyeti program planmada düÅŸünülmesi gereken özelliklerdir.

UYGULANAN TERAPİNİN ETKİSİ (Programlı ve programsız terapilerin etkisi)

Terapide seçilen yaklaşımın da büyük önemi vardır. Terapideki iletiÅŸimin klinik bir ortam yerine doÄŸal ortamda yürütülmesi tercih edilir. Terapiye katılım ve ailenin desteÄŸi iyileÅŸtirmeyi arttırıcı faktördür. Aslında klinik zeminli terapi yöntemlerinin de iÅŸlevsel etkisi olabileceÄŸi geçmiÅŸ terapi yöntemlerine bir alternatif olarak öne sürülmektedir. “Total Communication” ağır afazik bireyler için iletiÅŸimde sözel kesitsel yönleri augmente eden klinik zeminli bir tekniktir. Bu tür bir terapi hastaya özgü bir karışım terapiyi önermektedir; örneÄŸin, jest-mimik, yazılı, çizili, görsel dilsel ya da dilsel olmayan biçimlerden bir karma hastaya sunulabilir. Bütün bu terapiler bir klinik ortam içinde gerçekleÅŸtirilebilir. Amaç hastaların ortak bir konu veya gönderge üzerinde birleÅŸecekleri bir kesit bulabilmektir. KonuÅŸma, yazı, çizim ve jest-mimiklerin kombine kullanımını öÄŸrenmek afazik kiÅŸiyi bir içerik düzeyinde iletiÅŸimsel sıra almaya katılımını olası kılacaktır; aksi takdirde hepsi konuÅŸma ile bir araya gelemezler.

AraÅŸtırmacılar ne yazık ki, etkin terapi yöntemleri konusunda çeÅŸitli görüÅŸleri savunmuÅŸlardır. ÖrneÄŸin, bazıları etkinliÄŸin cross-modal stimulasyon kullanarak korteksin kendini tekrar düzenlemesini saÄŸlamasıyla ortaya çıkacağını önermiÅŸlerdir (Luria, ) Bu görüÅŸe göre uyaranın alınması ve gerçekleÅŸtirilmesine iliÅŸkin yeni yollar geliÅŸtirilmiÅŸtir. Sonuçta dil ve bellek yeterliliklerinde ciddi geliÅŸmeler gözlenmiÅŸtir. Schuel bu kuramı iÅŸitmeyi eÄŸitmenin iÅŸitsel anlamayı geliÅŸtireceÄŸi görüÅŸü ile desteklemiÅŸtir. Bu yolla iç ses organisazyonu geliÅŸecek, iÅŸitsel anlama da dolayısı ile iyileÅŸecektir.

Temel biliÅŸsel süreçleri önemseyen bir diÄŸer teknik deblocking’tir (Kerns, 1997). de-blocking DiÄŸer modalitelerin kullanımını kolaylaÅŸtırmak amacıyla kullanılan bir korunmuÅŸ iÅŸlev korteksin kendini tekrar düzenlemesini saÄŸlayacaktır görüÅŸünde yola çıkmıştır. Yarıkürelerin özellikleri, örneÄŸin, saÄŸ yarıkürenin daha önce sol yarıkürede olan iÅŸlevlerden bazılarına sahip olduÄŸu varsayımı bu teknik uyumunda bir görüÅŸtür. Melodik Entonasyon Terapisi ve görsel yaratıcılık/ imajlama de-blocking tekniklerinden örneklerdir. 1945lerde ilk olarak Backus tarafından önerilen melodik ezgi terapisi sözcük ve sözcük öbeklerinin hastaya hep aynı ritmik ezgi ile tanıtılmasını öngörmüÅŸtü. Aradan geçen zamanla 1973 yıllarında Albert ve arkadaÅŸları basit sözcük ve kalıp sözcük ezgilerinin tutuk afazilerdeki konuÅŸmayı kolaylaÅŸtırdığını tekrar gündeme getirdiler. Bu kuramın düÅŸüncesi saÄŸ hemisferde korunmuÅŸ bazı iÅŸlevlerin sol hemisfer hasarlı hastalrın iyileÅŸtirilmesinde kullanılabileceÄŸi yönündedir.

Görsel etkinlik terapisi (Visual Action Therapy) hemisferik özelleÅŸtirmenin bir baÅŸka örneÄŸidir ve sistemin tekrar düzenlenmesi ile ilgilidir (Helm and Benson, 1978). Global afazili hastalarda bir terapi yöntemi olarak görsel iletiÅŸimi kullanan bu kuramcılar yaklaşımlarını nesne ve eylemleri tanımlamada kullandıkları el ve kol jestleri ile geliÅŸtirdiler. DoÄŸal olarak bu yöntemde sözel terapi uygulanmamaktadır.

kaynak: MaviÅŸ, İ. Nörojenik Dil ve KonuÅŸma Bozuklukları; ed. OÄŸuz, H., Dursun, E., ve N,Dursun., Tıbbi Rehabilitasyon. Böl.40, 797-809. Nobel Tıp Kitapevleri, İstanbul, 2.baskı, 2004

 

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile


SEO by AceSEF
Siteni Ekle
google-site-verification: google09bd85cd605c77e7.html