hd porno porno hd porno porno

Logo-Terapi

1.230 okundu

LOGOTERAP─░

Viktor E. Frankl (1905-1997)
Biyografi*
Logoterapi’nin kurucusu olan Viktor Emil Frankl 1905 y─▒l─▒nda Viyana’ da, Yahudi bir ailenin ├žocu─ču olarak d├╝nyaya geldi. ─░lk ve orta├Â─čretim y─▒llar─▒nda t─▒p ve felsefeye ilgi duydu. Almanya’da Hitler’in iktidar─▒ ele ge├žirmesi ile birlikte yay─▒lan fa┼čizm ve Yahudi d├╝┼čmanl─▒─č─▒, Almanlar taraf─▒ndan i┼čgal edilen topraklarda da etkisini ayn─▒ ┼čiddette g├Âsterdi ve Frankl bu geli┼čmelerden yak─▒ndan etkilendi. E┼či, annesi, babas─▒, k─▒z ve erkek karde┼či ile birlikte Frankl, Naziler taraf─▒ndan tutuklanarak, filmlere de konu olan Auschwitz ve Dachau ├Âl├╝m kamplar─▒na g├Ânderildiler. Nazi toplama kamplar─▒nda 1943-1946 y─▒llar─▒ aras─▒nda k─▒z karde┼či d─▒┼č─▒nda b├╝t├╝n aile ├╝yeleri Naziler taraf─▒ndan gaz odalar─▒nda ├Âld├╝r├╝len Frankl, kendi deyi┼čiyle bu cehennemden sa─č ├ž─▒kmay─▒ ba┼čard─▒.
Frankl, insan─▒n d├╝┼č├╝nebilece─či en k├Ât├╝ ko┼čullara bile direnerek ve m├╝cadele ederek, g├Â─č├╝s gerebilece─čini s├Âyler. Freud ve Adler’den sonra “3. Viyana Okulu” olarak adland─▒r─▒lan Logoterapi ekol├╝n├╝, toplama kamp─▒ deneyimlerine dayanarak geli┼čtirdi. ├ça─č─▒m─▒zda insan─▒n en ├Ânemli psikolojik sorununun, ya┼čamda anlams─▒zl─▒k ve varolu┼čsal bo┼čluk oldu─čunu ileri s├╝rmektedir. Eserleri d├╝nya dillerinin bir ├žo─čuna ├ževrildi ve sat─▒┼č rekorlar─▒ k─▒rd─▒. Auschwitz Toplama Kamp─▒’nda tutuklu olarak kald─▒─č─▒ s├╝re i├žinde on binlerce Yahudinin gaz odalar─▒nda ya da i┼čkence ve a─č─▒r ├žal─▒┼čma ┼čartlar─▒ alt─▒nda nas─▒l ├Âld├╝r├╝ld├╝─č├╝n├╝ g├Âzlemledi. ─░nsan─▒n ├Âl├╝m ve ac─▒ kar┼č─▒s─▒nda ald─▒─č─▒ tav─▒r Logoterapi ekol├╝n├╝ geli┼čtirmesinde etkili oldu. Sava┼č sonras─▒nda bir├žok ├╝lkede logoterapi seminerleri verdi ve ├Â─črenci yeti┼čtirdi.

Nazi toplama kamplar─▒nda 1946 y─▒l─▒nda ├Âzg├╝rl├╝─č├╝ne kavu┼čan Frankl, 1946-1970 y─▒llar─▒ aras─▒nda Viyana N├Âroloji Poliklini─či’nde g├Ârev yapt─▒. Bu y─▒llar Frankl’─▒n en ├╝retken oldu─ču y─▒llar olarak nitelendirilmektedir. Kalp rahats─▒zl─▒─č─▒ nedeniyle 1997 y─▒l─▒nda ├Âl├╝nceye kadar otuz civar─▒nda kitap ve onlarca makale yazd─▒. Eserlerinden, “─░nsan─▒n Anlam Aray─▒┼č─▒” ve “Duyulmayan Anlam ├ž─▒─čl─▒─č─▒” isimli kitaplar─▒ T├╝rk├že’ye ├ževrilmi┼čtir.

* Karahan, T., F. & Sardo─čan, M., E. (2004) Psikolojik Dan─▒┼čma ve Psikoterapide Kuramlar. Samsun: Deniz K├╝lt├╝r Yay─▒nlar─▒

1. ─░nsan─▒n Do─čas─▒
Birey ├╝├ž boyutu ya da y├Ân├╝ olan bir b├╝t├╝nl├╝kt├╝r: somatik ya da bedensel, zihinsel (mental) ya da psikolojik ve ruhsal. S├Âz├╝ edilen ilk iki boyut (fiziksel ve zihinsel) kal─▒tsal fakt├Ârleri ve do─ču┼čtan getirilen d├╝rt├╝leri i├žermektedir. Freud, Adler ve Jung psikoanalitik kuramlar─▒nda bu boyutlar─▒n, ├Âzellikle de psikolojik boyutun, anla┼č─▒lmas─▒na ├Ânemli katk─▒da bulunmu┼člard─▒r. Ancak insan─▒n ay─▒rt edici ├Âzelli─či olan ruhsal boyutu ihmal etmi┼člerdir (Patterson ve Watkins, 1996).
Logoterapi ├╝├ž├╝nc├╝ boyut ├╝zerinde durur. Ruhsal boyut, insan─▒ di─čer canl─▒lardan ay─▒ran bu ├╝├ž ├Âzelli─čin ilkidir. Ruhsal boyut fenomonolojik olarak anl─▒k ├Âz fark─▒ndal─▒klarda ortaya ├ž─▒kmakla birlikte kayna─č─▒ ruhsal bilin├žd─▒┼č─▒d─▒r. Vicdan, a┼čk ve estetik bilin├ž ruhsal boyutun ├╝r├╝n├╝d├╝r (Patterson ve Watkins, 1996).

2. Temel Kavramlar
Logoterapi Yunanca ÔÇśanlamÔÇÖ anlam─▒na gelen ÔÇślogosÔÇÖ ve terapi s├Âzc├╝klerinin bile┼čiminden olu┼čmaktad─▒r (Frankl, 1997). Logoterapistin g├Ârevi dan─▒┼čana ya┼čam─▒nda bir anlam ve ama├ž bulmas─▒na yard─▒mc─▒ olmakt─▒r (Ivey, Ivey ve Simek-Downing, 1987). Logoterapi anlam yoluyla terapi anlam─▒na gelmektedir. Bu d├╝┼č├╝nce di─čer terapi y├Ântemlerinin savundu─ču ÔÇťterapi yoluyla anlamÔÇŁ d├╝┼č├╝ncesinin tamamen tersi bir anlay─▒┼ča sahiptir. Logoterapiyi, RogersÔÇÖ─▒n dinleme becerileri ve PerlsÔÇÖin etkileme becerilerinin dengelendi─či bir terapi y├Ântemi olarak tan─▒mlamak m├╝mk├╝nd├╝r (Ivey, Ivey ve Simek-Downing, 1987).
2.1. ─░stek ├ľzg├╝rl├╝─č├╝ (Freedom of will)
Frankl varolu┼čsal terimini ├╝├ž ┼čekilde kullanmaktad─▒r. Birincisi var olman─▒n insana ├Âzg├╝ tarz─▒n─▒, yani varolu┼ču anlatmak i├žin, ikincisi varolu┼čun anlam─▒ i├žin, ├╝├ž├╝nc├╝s├╝ ise ki┼čisel varolu┼čta somut bir anlam bulmaya y├Ânelik aray─▒┼č─▒, yani anlam istemi i├žindir (Frankl, 1997).
─░nsanlar istek ├Âzg├╝rl├╝─č├╝ne sahiptirler. ─░nsanlar kendi ki┼čiliklerini belirlemekte ├Âzg├╝rd├╝rler ve kendilerinden ne yapt─▒klar─▒ndan sorumludurlar (Nelson-Jones, 1995).

2.2. Anlam ─░stemi (Will to meaning)

Ya┼čamda anlam aray─▒┼č─▒, insan davran─▒┼člar─▒n─▒ y├Ânlendiren temel g├╝d├╝d├╝r (Nelson-Jones, 1995). Bu anlam, sadece bireyin kendisi taraf─▒ndan bulunabilir. Bunun yan─▒ s─▒ra insan kendi idealleri ve de─čerleri i├žin ya┼čayabilme ve hatta ├Âlme yetisine de sahiptir (Frankl, 1997).
─░nsan─▒n anlam aray─▒┼č─▒ ÔÇťi├žg├╝d├╝sel d├╝rt├╝lerin ikincil bir ussalla┼čt─▒r─▒lmas─▒ÔÇŁ de─čil ya┼čamdaki temel bir g├╝d├╝d├╝r (Frankl, 1997). Logoterapi, birey taraf─▒ndan gelecekte yerine getirilecek olan anlam ├╝zerinde odaklanmaktad─▒r. ├ľzg├╝rl├╝k, sorumluluk ve sevgi logoterapinin ├╝zerinde durdu─ču ve bireye y├╝kledi─či de─čerler aras─▒nda yer almaktad─▒r. ─░nsan─▒ kurtaran ve yaralar─▒n─▒ saran tek ┼čey sevgidir. ─░nsan ├Âzg├╝rd├╝r, kendi se├žimine dayal─▒ olarak kabul ya da reddedebilir. Logoterapide insan olmak sorumlu olmak demektir (Karahan ve Sardo─čan, 2004).

Frankl, Auschwitz Toplama Kamp─▒’na tutuklu oldu─ču d├Ânemlerde gelece─če y├Ânelik hedefleri ve yerine getirilmesi gereken g├Ârevleri oldu─čunu d├╝┼č├╝nen tutuklular─▒n, ya┼čl─▒ ve g├╝├žs├╝z olmalar─▒na ra─čmen hayatta kalmay─▒ ba┼čarabildiklerini g├Ârm├╝┼čt├╝.Ya┼čl─▒ ve g├╝├žs├╝z tutuklular a├žl─▒k, a┼č─▒r─▒ so─čuk, i┼čkence ve a─č─▒r ├žal─▒┼čma ┼čartlar─▒na mucizevi bir ┼čekilde direnirken, di─čer taraftan gen├ž ve atletik g├Âr├╝n├╝ml├╝ ancak ya┼čama dair hedefleri olmayan tutuklular─▒n kamptaki ┼čartlara dayanamad─▒klar─▒n─▒ intihar ettiklerini veya ├Âld├╝klerini g├Âzlemlemi┼čtir. Frankl’a g├Âre ac─▒ da ya┼čama anlam katan bir durumdur ve e─čer ac─▒dan ka├ž─▒nmak m├╝mk├╝n de─čil ise ac─▒y─▒ ya┼čam─▒n bir par├žas─▒ olarak g├Ârmek, insanlar─▒ intihardan kurtar─▒yordu ve diren├ž kazand─▒r─▒yordu.

2.3. Varolu┼čsal Engellenme (Existential frustration)
FranklÔÇÖa g├Âre insan varolu┼čunun anlam─▒ kadar, insan─▒n ya┼čam─▒nda anlam bulmaya y├Ânelik aray─▒┼č─▒ da insan davran─▒┼č─▒n─▒ etkileyen temel bir g├╝├žt├╝r. ─░nsanlar u─čruna ya┼čayacaklar─▒ bir ama├ž ve anlama ihtiya├ž duyarlar ve insan─▒n bu y├Ândeki ┬áanlam aray─▒┼č─▒ engellendi─činde ÔÇśvarolu┼čsal engellenmeÔÇÖ ortaya ├ž─▒kar ve bu durum nevroza neden olabilir (Frankl, 1997).
Bu tip nevrozlar i├žin Frankl, geleneksel anlamdaki, yani ruhsal k├Âkenli (psikojenik) nevrozlara kar┼č─▒tl─▒k i├žinde, ┬áno├Âjenik nevroz terimini kullanmaktad─▒r (Frankl, 1997). No├Âjenik nevrozlar, varolu┼čsal sorunlardan kaynaklanmakta olup, alt─▒nda anlam aray─▒┼č─▒n─▒n engellenmesi yatmaktad─▒r. Anlam aray─▒┼č─▒n─▒n engellenmesi ayn─▒ zamanda bir ├žat─▒┼čmay─▒ da yaratmaktad─▒r.

2.4. No├Âjenik Nevrozlar
Neojenik Nevrozlar, itkilerle i├žg├╝d├╝ler aras─▒ndaki ├žat─▒┼čmalardan de─čil, daha ├žok varolu┼čsal sorunlardan kaynaklanmaktad─▒r. Bu t├╝r sorunlar aras─▒nda anlam isteminin engellenmesi b├╝y├╝k bir rol oynamaktad─▒r.
FranklÔÇÖa g├Âre her ├žat─▒┼čma zorunluluk gere─či nevrotik de─čildir. Bir ├Âl├ž├╝de ├žat─▒┼čma normal ve sa─čl─▒kl─▒d─▒r. Benzer bir ┼čekilde ac─▒ ├žekmek her zaman i├žin patolojik bir olgu de─čildir, ac─▒ nevrotik bir semptom olmaktan ├žok, ├Âzellikle varolu┼čsal engellenmeden kaynaklan─▒yorsa, insanca bir ba┼čar─▒ da olabilir. Varolu┼čsal engellenme kendi i├žinde patolojik olmad─▒─č─▒ gibi, patojenik de de─čildir. Bir insan─▒n ya┼čam─▒n ya┼čamaya de─čer olu┼čuna ili┼čkin kayg─▒s─▒, hatta umutsuzlu─ču, varolu┼čsal bir bunalt─▒d─▒r. Ama kesinlikle bir ruh hastal─▒─č─▒ de─čildir. B├Âyle bir durumda terapistin g├Ârevi, varolu┼čsal geli┼čim ve geli┼čme krizi boyunca dan─▒┼čana yol g├Âstermektir (Karahan ve Sardo─čan, 2004).
2.5. Ortak Nevrozlar
├ça─č─▒m─▒z kayg─▒ ├ža─č─▒ olarak tan─▒mlamakla birlikte bug├╝n kayg─▒n─▒n ge├žmi┼č zamanlara oranla daha yayg─▒n oldu─ču da kesin de─čildir. Ancak modern insan─▒n belirli baz─▒ ├Âzellikleri vard─▒r ki bunlar nevroza benzemektedir. Bu ├Âzelliklerden ilki II. D├╝nya Sava┼č─▒ ve atom bombas─▒n─▒n geli┼čimi ile ili┼čkili gibi g├Âr├╝nen insanlar─▒n uzun d├Ânem hedeflerinin olmad─▒─č─▒, ya┼čam kar┼č─▒s─▒nda plans─▒z ve g├╝nl├╝k bir tutumdur. ─░kincisi ise insanlar─▒n ya┼čam kar┼č─▒s─▒nda kaderci bir tutum sergilemeleridir. Frankl bu tutumu da II. D├╝nya Sava┼č─▒na ba─člamaktad─▒r. Bu tutum ki┼činin kendi ya┼čam─▒n─▒ planlamas─▒n─▒n imkans─▒z oldu─ču d├╝┼č├╝ncesine dayanmaktad─▒r (Patterson ve Watkins, 1996).
├ť├ž├╝nc├╝ belirti ortak (kolektif) d├╝┼č├╝nmedir. ─░nsanlar bu ┼čekilde kitleler i├žinde kaybolmaktad─▒rlar. D├Ârd├╝nc├╝ belirti ise fanatizmdir. Kolektif d├╝┼č├╝nme e─čilimde olan ki┼či kendi d├╝┼č├╝ncesini yok sayarken fanatik olan kimse di─čer insanlar─▒n d├╝┼č├╝ncelerini yok saymaktad─▒r. Ona g├Âre yaln─▒zca kendi fikri de─čerlidir. Sonu├ž olarak bu d├Ârt belirti insan─▒n sorumluluk korkusu ve ├Âzg├╝rl├╝kten ka├ž─▒┼č─▒na kadar dayanmaktad─▒r (Patterson ve Watkins, 1996).
2.6. No├Â-Dinamikler ve Psikolojik Sa─čl─▒k,
FranklÔÇÖa g├Âre insan─▒n anlam aray─▒┼č─▒ i├žsel denge yerine i├žsel gerilim yaratabilir. Asl─▒nda psikolojik sa─čl─▒─č─▒n vazge├žilmez ├Ânko┼čulu da bu gerilimdir (Frankl, 1997). ─░nsan─▒n, en a─č─▒r kamp ┼čartlar─▒nda bile ya┼čam─▒n─▒ s├╝rd├╝rebilmesi, ya┼čam─▒nda bir anlam oldu─čunu bilmesine ba─čl─▒d─▒r.
Psikolojik sa─čl─▒k, bireyin ula┼čt─▒─č─▒ ile ula┼čmas─▒ gereken aras─▒ndaki ya da bireyin o anda ne oldu─ču ile olmas─▒ gereken aras─▒ndaki gerilime dayal─▒d─▒r. Bu gerilim insan─▒n yap─▒s─▒nda bulunmaktad─▒r. ─░nsan─▒n ger├žekte ihtiya├ž duydu─ču ┼čey, gerilimsiz bir durum de─čil, daha ├žok u─čruna ├žaba g├Âstermeye de─čen bir hedef ve ├Âzg├╝rce se├žilen bir ama├ž i├žin m├╝cadele etmektir. Frankl bu durumu “no├Â-dinamikler” olarak tan─▒mlamaktad─▒r. Yani bir taraf─▒nda y├╝klenecek anlam, di─čer taraf─▒nda anlam─▒ verecek bireyle temsil edildi─či iki kutuplu bir gerilim alan─▒ndaki varolu┼čsal dinamikler olarak a├ž─▒klamaktad─▒r. Bu nedenle terapistler, problemli bireyin ruh sa─čl─▒─č─▒n─▒ g├╝├žlendirmek istediklerinde, ki┼činin kendi ya┼čam─▒nda anlam bulma do─črultusunda belli ├Âl├ž├╝lerde gerilim yaratmal─▒d─▒rlar (Frankl, 1997).
2.7. Varolu┼čsal Bo┼čluk (Existential Vacuum)
Varolu┼čsal bo┼čluk yirminci y├╝zy─▒l ve sonras─▒nda g├Âr├╝len yayg─▒n bir olgudur. Bunun nedeni insanl─▒k tarihinin ba┼člar─▒nda insan─▒n, bir hayvan─▒n davran─▒┼člar─▒n─▒ belirleyen ve g├╝vence alt─▒na alan baz─▒ hayvanca i├žg├╝d├╝lerini kaybetmi┼č olmas─▒d─▒r. Buna ek olarak insan, davran─▒┼člar─▒n─▒ y├Ânlendiren geleneklerin h─▒zla azald─▒─č─▒ son geli┼čme d├Âneminde bir ba┼čka kay─▒pla daha y├╝z y├╝ze gelmi┼čtir. Hi├žbir i├žg├╝d├╝ ona ne yapaca─č─▒n─▒ s├Âyleyemez. Hi├žbir gelenek ona ne yapmas─▒ gerekti─čini s├Âyleyemez; bazen ger├žekte neyi istedi─čini bile bilemez. Bu durumda ya di─čer insanlar─▒n yapt─▒─č─▒ ┼čeyleri yapmay─▒ arzulayacak (komformite) ya da di─čer insanlar─▒n kendisinden yapmas─▒n─▒ istedikleri ┼čeyleri yapacakt─▒r (itaat).

Varolu┼čsal bo┼čluk; can s─▒k─▒nt─▒s─▒, durgunluk ve bo┼čluk duygusu olarak ya┼čan─▒r (Alt─▒nta┼č ve G├╝ltekin, 2003).
Ya┼čamlar─▒nda anlams─▒zl─▒k duygusu a─č─▒r basan bireyler, u─čruna ya┼čamaya de─čer bir anlam bilincinden yoksun kalarak, i├ž d├╝nyalar─▒nda olu┼čan bo┼čluk duygusuna yani varolu┼čsal bo┼člu─ča yakalanm─▒┼člard─▒r.
Yirminci y├╝zy─▒l─▒n ortalar─▒nda ilerleyen otomasyon ve geli┼čen teknolojiyle birlikte insanlar─▒n bo┼č zamanlar─▒nda ciddi bir art─▒┼č olmu┼čtur. ─░nsanlar yeni kazand─▒klar─▒ bu bo┼č zamanlarda ne yapacaklar─▒n─▒ pek bilememektedirler (Frankl, 1997). Frankl, bu konuya “pazar g├╝n├╝ nevrozunu” ├Ârnek vermektedir. Hafta i├žinin yo─čun temposundan s─▒yr─▒lan ve kendi i├ž d├╝nyalar─▒ndaki bo┼člu─ču fark eden bireyler, tatil depresyonu ya┼čamaktad─▒r. Depresyon, sald─▒rganl─▒k, madde ba─č─▒ml─▒l─▒─č─▒ ve intihar gibi olgular─▒n alt─▒nda varolu┼čsal bo┼čluk yatmakta olup, emekli bireylerde ve ya┼čl─▒l─▒k d├Ânemi krizlerinde de bu durum g├Âzlenmektedir.
Ayr─▒ca varolu┼čsal bo┼člu─čun kendini g├Âsterdi─či ├že┼čitli maske ve k─▒l─▒flar da s├Âz konusudur. Bazen engellenen anlam istemi, en ilkel g├╝├ž istemi olan para istemi de dahil olmak ├╝zere, bir g├╝├ž istemi ile temsili bir yoldan dengelenir. Di─čer durumlarda engellenen anlam isteminin yerini haz istemi al─▒r. Varolu┼čsal engellenmenin bir ├žok durumda cinsel dengeleme ile sonu├žlanmas─▒n─▒n nedeni budur. Bu t├╝r durumlarda cinsel libidonun, varolu┼čsal bo┼člukta serpilip yay─▒ld─▒─č─▒n─▒ g├Âzlemleyebiliriz (Frankl, 1997).
2.8. Ya┼čam─▒n Anlam─▒ (Meaning of Life)

Logoterapi, ya┼čamda anlam aray─▒┼č─▒n─▒n insan davran─▒┼člar─▒n─▒ y├Ânlendiren temel bir g├╝d├╝ oldu─ču d├╝┼č├╝ncesine dayanmaktad─▒r. Frankl’a g├Âre ya┼čam─▒n anlam─▒ insandan insana, g├╝nden g├╝ne, saatten saate farkl─▒l─▒k g├Âstermektedir. ├ľnemli olan genelde ya┼čam─▒n anlam─▒ de─čil, daha ├žok belli bir zaman diliminde insan ya┼čam─▒n─▒n ├Âzel anlam─▒d─▒r. Nas─▒l ki, satran├žta “en iyi hamle” diye bir ┼čey yok ise, ayn─▒ ┼čey insan varolu┼ču i├žinde ge├žerlidir. Bireyin, soyut bir anlam aray─▒┼č─▒na girmemesi gerekir (Frankl, 1997). Her bireyin ya┼čam─▒nda ├Âzel bir mesle─či, ├Âzel dostlar─▒, ├Âzel hobileri ve u─čruna m├╝cadele edece─či idealleri bulunmaktad─▒r. Frankl, ya┼čamdaki her durumun insana meydan okudu─čunu ve ├ž├Âz├╝lecek bir dizi sorun ile insan─▒ kar┼č─▒ kar┼č─▒ya b─▒rakt─▒─č─▒n─▒ ileri s├╝rmektedir. Her birey ya┼čam taraf─▒ndan sorgulanmakta ve sorumlu olarak ya┼čama kar┼č─▒l─▒k vermektedir. Bu nedenle logoterapi insan varolu┼čunun ├Âz├╝n├╝ sorumlulukta g├Ârmektedir.

Logoterapi hastan─▒n kendi sorumluluklar─▒n─▒n tam olarak fark─▒na varmas─▒n─▒ sa─člamaya ├žal─▒┼č─▒r; bu nedenle ki┼čiye, neye kar┼č─▒, ne i├žin ya da kime kar┼č─▒ sorumlu oldu─čunu anlamas─▒ se├žene─činin b─▒rak─▒lmas─▒ gerekir. FranklÔÇÖa g├Âre (1997) psikoterapistler aras─▒nda, hastalar─▒na de─čer yarg─▒lar─▒ empoze etmeye en az e─čilimli olanlar logoterapistlerdir. ├ç├╝nk├╝ logoterapide hastan─▒n yarg─▒lama sorumlulu─čunu doktora y├╝klemesine kesinlikle izin verilmez.
Logoterapi ├Â─čretmedi─či gibi vaaz da vermez. Mant─▒k y├╝r├╝tmeden oldu─ču kadar ahlaki de─čerleri canland─▒rmaktan da uzakt─▒r. Logoterapistin rol├╝ bir ressamdan ziyade bir g├Âz uzman─▒n─▒n oynad─▒─č─▒ rold├╝r. Ressam bize d├╝nyay─▒ kendi g├Ârd├╝─č├╝ haliyle aktarmaya ├žal─▒┼č─▒r; g├Âz uzman─▒ ise d├╝nyay─▒ ger├žeke oldu─ču gibi g├Ârmemizi sa─člamaya ├žal─▒┼č─▒r.
FranklÔÇÖa g├Âre ya┼čam─▒n ger├žek anlam─▒ ki┼činin kendi i├žinde ya da kendi ruhunda de─čil, d├╝nyada ke┼čfedilmelidir. Bu temel ├Âzelli─či ÔÇťinsan varolu┼čunun kendini a┼čk─▒nl─▒─č─▒ÔÇŁ olarak adland─▒rmaktad─▒r. Bu, insan olma ger├že─činin, her zaman i├žin, bu ister bir anlam ya da kar┼č─▒la┼čacak bir insan olsun, ki┼činin kendi d─▒┼č─▒ndaki bir ┼čeye ya da birisine y├Âneldi─či anlam─▒na gelmektedir. Ki┼či hizmet edece─či bir davaya ya da sevece─či bir insana kendini adayarak ne kadar ├žok kendini unutursa, o kadar ├žok insan olur ve kendini de o kadar ├žok ger├žekle┼čtirir (Frankl, 1997).

Ya┼čamda anlam her zaman de─či┼čebilir, ancak hi├žbir zaman yok olmamaktad─▒r. Birey ya┼čam─▒n anlam─▒n─▒ ├╝├ž farkl─▒ yoldan bulabilir.
* Bir eser yaratarak ya da bir i┼č yaparak,
* Bir insanla etkile┼čime girerek ya da bir ┼čey ya┼čayarak ve
┬Ě┬á┬á┬á┬á┬á┬á┬á Ka├ž─▒n─▒lmaz olan ac─▒ durumuna kar┼č─▒ bir tav─▒r geli┼čtirerek.
2.9. Sevginin Anlam─▒ (Meaning of love)
Frankl, ya┼čamda anlam bulman─▒n temelinde bireyin sorumluluklar─▒n─▒ almas─▒n─▒ g├Ârmekte, anlam bulman─▒n di─čer yolu olarak sevgiyi g├Âstermektedir. Bir ba┼čka insan─▒n ki┼čili─činin en derinindeki ├žekirde─činden kavraman─▒n tek yolu sevgidir. ┬á─░yilik, do─čruluk, do─čay─▒ sevmek ve insan─▒ sevmek, ya┼čama anlam katan ├Ânemli de─či┼čkenlerdir. Frankl, insan ki┼čili─čini kavraman─▒n tek yolu olarak sevgiyi g├Ârmekte ve insan─▒n sevmedi─či s├╝rece, ba┼čka insanlar─▒n─▒n ├Âz├╝n├╝n fark─▒na yaramayaca─č─▒n─▒ ifade etmektedir. Sevgi yoluyla birey, sevdi─či insan─▒n sahip oldu─ču potansiyelleri g├Ârebilir ve potansiyellerini ger├žekle┼čtirmesine yard─▒mc─▒ olabilir.
Logoterapide sevgi, y├╝celtme anlam─▒nda cinsel d├╝rt├╝lerin ve i├žg├╝d├╝lerin bir yan olgusu olarak yorumlanmaz. Sevgi de cinsellik kadar temel bir olgudur. Normalde cinsellik sevginin bir d─▒┼čavurum bi├žimidir (Frankl, 1997).
2.10. Ac─▒n─▒n Anlam─▒ (Meaning of suffering)

Ya┼čamda anlam bulman─▒n bir ba┼čka yolu ise ka├ž─▒n─▒lmaz olan ac─▒ya kar┼č─▒ bir tav─▒r geli┼čtirmektir. FranklÔÇÖa g├Âre, birey umutsuz bir durumla kar┼č─▒la┼čt─▒─č─▒nda ya da de─či┼čtirilemez bir kaderle y├╝z y├╝ze geldi─činde bile ya┼čamda bir anlam bulabilir. Birey ancak b├Âyle bir durumda, ki┼čisel bir trajediyi ki┼čisel bir zafere d├Ân├╝┼čt├╝rebilir, bu sadece insana’ ├Âzg├╝ bir durumdur. Birey bu durumu de─či┼čtiremeyecek bir noktaya geldi─činde, kendini de─či┼čtirme yoluna gidebilir ve ac─▒y─▒ g├Â─č├╝sleyebilir. Birey de─či┼čmeyen kaderi kar┼č─▒s─▒nda kaderine y├Ânelik tutumunu de─či┼čtirebildi─či anda, ├žekti─či ac─▒da bir anlam bulabilir. ─░nsan─▒n temel u─čra┼č─▒ haz almak ya da ac─▒dan ka├ž─▒nmak de─čil, ya┼čamda bir anlam bulmakt─▒r. Ac─▒n─▒n da bir anlam─▒ vard─▒r.
Ki┼činin kendi i┼čini yapma ya da ya┼čam─▒ndan zevk duyma f─▒rsat─▒ndan mahrum edildi─či durumlar vard─▒r; ancak hi├žbir zaman ortadan kald─▒r─▒lamayacak olan ┼čey, ac─▒n─▒n ka├ž─▒n─▒lmazl─▒─č─▒d─▒r. Cesurca ac─▒ ├žekmeyi kabul edince, ya┼čam da son ana kadar bir anlama sahip olur ve bu anlam─▒ kelimenin tam anlam─▒yla sonuna kadar korur. Ba┼čka bir deyi┼čle ya┼čam─▒n anlam─▒ ko┼čulsuzdur, ├ž├╝nk├╝ ka├ž─▒n─▒lmaz ac─▒n─▒n potansiyel anlam─▒n─▒ bile kapsar.

Frankl ya┼čamda anlam bulmak i├žin ac─▒ ├žekmenin gerekli olmad─▒─č─▒n─▒, ac─▒ya ra─čmen insan─▒n ya┼čam─▒nda anlam bulabilece─čini (ac─▒n─▒n ka├ž─▒n─▒lmaz olmas─▒ ko┼čuluyla) belirtmektedir. E─čer ac─▒ ka├ž─▒n─▒labilir bir durum ise, o zaman ac─▒ya yol a├žan nedenin ortadan kald─▒r─▒lmas─▒ gerekir (Frankl, 1997).

3. Terap├Âtik S├╝re├ž ve Teknikler
Daha ├Ânce de de─činildi─či gibi logoterapistin g├Ârevi dan─▒┼čana ya┼čam─▒nda bir anlam ve ama├ž bulmas─▒nda yard─▒mc─▒ olmakt─▒r. Logoterapistler dan─▒┼čan─▒n nas─▒l bir d├╝nya g├Âr├╝┼č├╝ olu┼čturdu─čunu dikkatlice ke┼čfetmeye ├žal─▒┼č─▒rlar. Bunu ba┼čard─▒ktan sonra dan─▒┼čan─▒ de─či┼čim i├žin desteklemeye niyetli ve haz─▒r olurlar. ─░nsanlar ya┼čamlar─▒nda anlam─▒ farkl─▒ ┼čeylerde bulabilirler. Bir kimse di─čerlerine yard─▒m etmekte, bir di─čeri bir bo┼č zaman etkinli─činde bir ba┼čkas─▒ ise g├╝nbat─▒m─▒n─▒ izlemekte anlam bulabilir. Logoterapinin kendisi i├žin olu┼čturdu─ču zor ve ├Ânemli g├Ârev ise dan─▒┼čanlar─▒ anlam aray─▒┼č─▒na sevk etmektir (Ivey, DÔÇÖAndrea, Ivey & Simek-Morgan, 2002).
Logoterapinin dinleme ile ilgili b├Âl├╝m├╝ RogersÔÇÖ─▒n yakla┼č─▒m─▒na, etkileme ile ilgili b├Âl├╝m├╝ ise PerlsÔÇÖin yakla┼č─▒m─▒na ├žok yak─▒nd─▒r. Daha ├Ânce de belirtildi─či gibi Logoterapiyi, RogersÔÇÖ─▒n dinleme becerileri ve PerlsÔÇÖin etkileme becerilerinin dengelendi─či bir terapi y├Ântemi olarak tan─▒mlamak m├╝mk├╝nd├╝r (Ivey, Ivey ve Simek-Downing, 1987).

FranklÔÇÖ─▒n geli┼čtirdi─či ├╝├ž teknik, -d├╝┼č├╝nce oda─č─▒n─▒ de─či┼čtirme, paradoksik niyet ve tutumlar─▒n de─či┼čtirilmesi- g├╝ncel ve pop├╝ler metodoloji ve ara┼čt─▒rma alanlar─▒d─▒r. FranklÔÇÖ─▒n ÔÇťd├╝┼č├╝nce oda─č─▒n─▒ de─či┼čtirmeÔÇŁ ve ÔÇťtutumlar─▒n de─či┼čtirilmesiÔÇŁ teknikleri ile ilgili kavramlar─▒n─▒n izlerini bili┼čsel-davran─▒┼č├ž─▒, ak─▒lc─▒ duygusal terapilerde ve yap─▒sal/sistemsel aile teorilerinde g├Ârmek m├╝mk├╝nd├╝r. ÔÇťParadoksik niyetÔÇŁ ise Frankl onu ilk olarak 1929ÔÇÖda kullanm─▒┼č olsa da h─▒zl─▒ de─či┼čim i├žin kullan─▒labilecek yeni bir anahtar metottur.
Logoterapi terapi s├╝recinde kullan─▒lan teknikler a├ž─▒s─▒ndan ele al─▒nd─▒─č─▒nda, nevrotik bireylerde s─▒k s─▒k g├Âzlenen “beklentisel kayg─▒” durumunu ba┼člang─▒├ž noktas─▒ olarak ele almaktad─▒r. Bu korku durumunun en tipik ├Âzelli─či, korkunun tam olarak bireyin korktu─ču ┼čeyin olmas─▒na yol a├žmas─▒d─▒r. ├ľrne─čin, topluluk i├žinde konu┼čurken terlemekten veya kekelemekten korkan birey, ger├žekte topluluk i├žinde konu┼čurken terlemeye veya kekelemeye daha yatk─▒n olacakt─▒r. Burada korku, korkulan ┼čeye yol a├žmaktad─▒r.
Di─čer bir bak─▒┼č a├ž─▒s─▒ ise, zoraki bir niyetin, zorla arzulanan ┼čeyi imkans─▒z k─▒lmas─▒d─▒r. Bu a┼č─▒r─▒ niyete, Frankl, “hiper-y├╝ksek-niyet” demektedir. ├ľrne─čin; bir insan mutlu olmak i├žin ne kadar ├žok u─čra┼č─▒rsa, mutsuz olma olas─▒l─▒─č─▒ da o kadar y├╝kselecektir. Burada mutluluk bir sonu├ž ya da yan ├╝r├╝n olmal─▒d─▒r. Mutluluk ama├ž yap─▒ld─▒─č─▒nda yok edilmi┼č olacakt─▒r ya da ula┼č─▒lmas─▒ imkans─▒z duruma gelecektir. Burada a├ž─▒klanan a┼č─▒r─▒ niyete ek olarak, a┼č─▒r─▒ dikkat ya da a┼č─▒r─▒ d├╝┼č├╝nme de patojenik olabilmektedir.
FranklÔÇÖ─▒n ├Â─črencilerinden olan Elisabeth Lukas (1984) dan─▒┼čanlar─▒n geli┼čimine ve daha anlaml─▒ bir ya┼čama do─čru y├Ânelmelerine yard─▒mc─▒ olacak d├Ârt temel teknikten s├Âz etmektedir (Akt., Ivey, DÔÇÖAndrea, Ivey & Simek-Morgan, 2002)

3.1. Tutumlar─▒n Bi├žimlendirilmesi (Modification of Attitudes): Olduk├ža a├ž─▒k olumlu ya┼čam ko┼čullar─▒na ra─čmen dan─▒┼čanlar kendileri ile ilgili olumsuz tutumlara sahip olabilirler. Ya da birey ger├žekten ├žok ciddi sorunlara sahip olabilir ve bu durumda elinden hi├žbir ┼čey gelmiyor olabilir. Her iki durumda da logoterapinin amac─▒ dan─▒┼čan─▒n durumla ilgili d├╝┼č├╝nce bi├žimini de─či┼čtirmektir. Tutumlar─▒n de─či┼čtirilmesi ├žo─čunlukla, dan─▒┼čan─▒n d├╝┼č├╝ncelerinin payla┼č─▒lmas─▒, onunla tart─▒┼č─▒lmas─▒ ve olumlu ├Âneriler gibi do─črudan yollarla ger├žekle┼čtirilir. Ama├ž dan─▒┼čan─▒n durumla ilgili yeni bir bak─▒┼č a├ž─▒s─▒ kazanmas─▒n─▒ sa─člamakt─▒r. Bili┼čsel yakla┼č─▒mlardaki de─či┼čim tekniklerine olduk├ža benzemektedir. Ge├žmi┼č ge├žmi┼čtir ancak ki┼činin ge├žmi┼č hakk─▒ndaki d├╝┼č├╝nce ┼čeklini ona yakla┼č─▒m─▒n─▒ de─či┼čtirebilir. Ge├žmi┼č hakk─▒nda olumsuz bir bi├žimde d├╝┼č├╝nmek ÔÇťge├žmi┼č i├žin bir karar vermektirÔÇŁ. Ge├žmi┼č yorumlamalar─▒n─▒n sorgulanmas─▒n─▒n bir sonucu olarak dan─▒┼čan, gelecek i├žin bir karar verir.

├ľrnek:
Dan─▒┼čman: (Batakl─▒kta ├Âl├╝mden kurtar─▒lan bir dan─▒┼čan─▒n korku ve su├žluluk duygular─▒n─▒ dinledikten sonra ÔÇô ÔÇťNeden ben? – ) Olumlu olan bir ┼čey var m─▒? B├╝t├╝n├╝yle olumsuz bir deneyim gibi g├Âr├╝nd├╝─č├╝ne eminim. Olan bitenle ilgili olumlu g├Ârd├╝─č├╝n├╝z herhangi bir ┼čey var m─▒?
Dan─▒┼čan:Eeee, Asl─▒nda kurtuldu─čumda kendimi iyi hissettim. Korkmu┼čtum, kendimi su├žlu hissediyordum. Ama nihayetinde gelip beni kurtarm─▒┼člard─▒.
Dan─▒┼čman: Yani korkmu┼č olman─▒za ra─čmen yard─▒m alm─▒┼čt─▒n─▒z.
Dan─▒┼čan: Ve biliyor musunuz ne oldu? Beni kurtaran ki┼čilerden biri beni hi├ž sevmedi─čini d├╝┼č├╝nd├╝─č├╝m biriydi.

3.2. Paradoksik (├çeli┼čik) Niyet (Paradoxical Intention): Frankl, paradoksik niyeti 1929′ dan beri kullanmaktad─▒r. Ancak bu tekni─čin terimsel tan─▒m─▒n─▒ 1939’da yay─▒nlam─▒┼čt─▒r. Daha sonra bu teknik geli┼čtirilerek bir metodolojiye d├Ân├╝┼čt├╝r├╝lm├╝┼č ve logoterapi sistemiyle b├╝t├╝nle┼čtirilmi┼čtir. O g├╝nden bu yana giderek artan ├žal─▒┼čmalar, paradoksik niyetin obsesif-komp├╝lsif ve fobik olaylarda etkili bir psikoterapi tekni─či oldu─čunu g├Âstermi┼čtir (Frankl, 1998).

├çeli┼čik niyet ad─▒ verilen logoterapi tekni─či, korkunun, korkulan ┼čeyi yaratt─▒─č─▒ ve a┼č─▒r─▒ niyetin, arzulanan ┼čeyi imkans─▒zla┼čt─▒rd─▒─č─▒ ger├že─čine dayanmaktad─▒r. (Bir ┼čeyden ne kadar ka├ž─▒n─▒rsan─▒z o kadar onun etkisinde kal─▒rs─▒n─▒z; o ka├ž─▒nmak istedi─činiz ┼čeyi ne kadar arzularsan─▒z o kadar da ondan uzakla┼čm─▒┼č olursunuz). Daha a├ž─▒k anla┼č─▒lmas─▒ i├žin basit bir ├Ârnek: “diyelim ki, h─▒├žk─▒r─▒─ča yakaland─▒n─▒z. H─▒├žk─▒rmaya devam etmeye ├žal─▒┼č─▒rsan─▒z, h─▒├žk─▒r─▒k ortadan kalkacakt─▒r!”
Paradoksik niyetin nas─▒l ├žal─▒┼čt─▒─č─▒n─▒ anlamak i├žin beklenti kayg─▒s─▒ denen mekanizmay─▒ ba┼člang─▒├ž noktas─▒ olarak ele almak gerekmektedir. Belli bir semptom, bireyde tekrar ortaya ├ž─▒kabilece─či konusunda bir beklenti yarat─▒r. Ancak korku, her zaman i├žin korkulan ┼čeyi yaratma e─čilimi g├Âsterir. Bu nedenle beklenti kayg─▒s─▒, bireyin olmas─▒ndan korktu─ču ┼čeyi tetikleme e─čilimi g├Âsterir. B├Âylece kendini s├╝rd├╝ren bir k─▒s─▒r d├Âng├╝ olu┼čur. Bir semptom fobiyi uyand─▒r─▒r, kar┼č─▒l─▒k olarak fobi semptomu kam├ž─▒lar ve semptomun yeniden ortaya ├ž─▒kmas─▒ fobiyi peki┼čtirir.

Korkunun bir nesnesi de korkunun kendisidir, dan─▒┼čanlar s─▒k s─▒k “kayg─▒ konusunda kayg─▒dan” s├Âz ederler. Korku korkusu bir ├žok durumda dan─▒┼čan─▒n kayg─▒ n├Âbetlerinin potansiyel sonu├žlar─▒ndan duydu─ču korkudan kaynaklanmaktad─▒r. Birey bu kayg─▒lar nedeniyle d├╝┼čmekten, bay─▒lmaktan ya da kalp krizi ge├žirmekten korkmaktad─▒r.
Korku korkusuna y├Ânelik temel tepki korkudan ka├žmakt─▒r. Birey kayg─▒s─▒n─▒ alevlendiren durumlardan ka├ž─▒nmaya ba┼člar, yani korkusundan ka├žar. Kayg─▒ nevrozlar─▒n─▒n ba┼člang─▒├ž noktas─▒ budur. Fobiler kayg─▒n─▒n y├╝kseldi─či durumlardan ka├žma ├žabas─▒ndan kaynaklanmakta olup, fobinin devam─▒n─▒ sa─člayan ┼čey de, ka├ž─▒nma yoluyla kayg─▒y─▒ azaltma mekanizmas─▒d─▒r. Korku korkusuna tepki olarak korkudan ka├ž─▒┼č, fobik yap─▒y─▒ olu┼čturmaktad─▒r. Fobik bozuklukta bireyin korku korkusunu sergilemesine kar┼č─▒l─▒k, obsesif-komp├╝lsif birey kendinden korkmakta, yani intihar edebilece─činden ya da cinayet i┼čleyebilece─činden korkmaktad─▒r. ├ç├╝nk├╝ bunlar d├╝┼č├╝nce d├╝zeyinde saplant─▒ haline gelmi┼čtir. Obsesif komp├╝lsif birey, obsesyon ve komp├╝lsiyonlar─▒na kar┼č─▒ m├╝cadele etmektedir. Ne kadar ├žok m├╝cadele ederse obsesyon ve komp├╝lsiyonlar da o kadar ├žok g├╝├žlenmektedir. Bask─▒, kar┼č─▒t bir bask─▒ yaratmakta, bu kar┼č─▒t bask─▒ da tekrar bask─▒y─▒ art─▒rmakta ve bir k─▒s─▒r d├Âng├╝ ve bir geri-besleme mekanizmas─▒ olu┼čmaktad─▒r. Bu geri-besleme mekanizmas─▒ nas─▒l k─▒r─▒labilir ve korkular nas─▒l ortadan kald─▒r─▒labilir? ─░┼čte paradoksik (├želi┼čik) niyet tekni─činin i┼člevi burada ortaya ├ž─▒kmaktad─▒r. Dan─▒┼čan fobik belirtiler sergiliyor ise korktu─ču ┼čeyi yapmaya, obsesif-kompulsif belirtiler sergiliyor ise korktu─ču ┼čeyin olmas─▒n─▒ arzulamaya y├Ânlendirilmektedir. B├Âylece dan─▒┼čan─▒n korkular─▒ndan ka├žmas─▒na ya da korkular─▒yla m├╝cadele etmesine son verilmi┼č olur. B├Âylelikle hastal─▒k yaratan (patojenik) korkunun yerini, paradoksik (├želi┼čkili) bir niyet ya da arzu al─▒r, sonu├ž olarak da beklenti kayg─▒s─▒n─▒n k─▒s─▒r d├Âng├╝s├╝ k─▒r─▒lm─▒┼č olur.

Paradoksik niyet tekni─či uygulan─▒rken insana ├Âzg├╝ mizah yetene─čini harekete ge├žirmek ├Ânemlidir. Mizah insana ├Âzg├╝d├╝r ve insandan ba┼čka hi├žbir canl─▒ kahkaha atamaz. ─░nsan kendisiyle e─členme, kendine g├╝lme ve kendi korkular─▒yla dalga ge├žme gibi ├Âzelliklere de sahiptir. Terlemekten korkan bir dan─▒┼čan kendisini izleyenlere terlemenin ger├žekten neye benzedi─čini g├Âstermekten ve giysilerini ─▒slatacak kadar terledi─čini d├╝┼č├╝nmekten zevk alacakt─▒r.
Ki┼či saplant─▒lar─▒yla bo─ču┼čmaktan vazge├žti─či ve bunun yerine saplant─▒lar─▒n─▒ alayc─▒ bir tav─▒rla ele al─▒p, espri konusu yapt─▒─č─▒ anda, k─▒s─▒r d├Âng├╝ kesilmektedir. Birey kendi nevrotik korkular─▒yla alay etmekle kalmayacak, zamanla korkular─▒n─▒ g├Ârmezlikten gelmeye ba┼člayacakt─▒r.
├ľzetlemek gerekirse paradoksik niyet dan─▒┼čandan korkulan ortamlardan ka├ž─▒nmak yerine, davran─▒┼č─▒n─▒n korkulan sonu├žlar─▒n─▒ istekli olarak yaratmaya ├žal─▒┼čmas─▒n─▒ isteyerek, ki┼čiyi korkulan durumla kar┼č─▒ kar┼č─▒ya getirme ┼čeklinde uygulanmaktad─▒r. ├ľrne─čin, yaln─▒z y├╝r├╝d├╝─č├╝ zaman bay─▒lmaktan korkan bir dan─▒┼čandan, yaln─▒z y├╝r├╝yerek bay─▒lmak i├žin ├žaba g├Âstermesi istenebilir. Ki┼či bunu yapamad─▒─č─▒n─▒ anlar ve bu fobik durumla ba┼ča ├ž─▒kabilecek d├╝zeye gelebilir.

Paradoksik niyet tekni─či uyku bozukluklar─▒nda da kullan─▒lmaktad─▒r. Uyuyamama kayg─▒s─▒ uyumaya y├Ânelik a┼č─▒r─▒ bir niyete yol a├žmakta ve bireyin uyumas─▒n─▒ engellemektedir. Bu durumda bireyden, yata─ča yatt─▒─č─▒nda uyumaya ├žal─▒┼čmak yerine yatakta olabildi─čince uyan─▒k kalmaya ├žal─▒┼čmas─▒ istenmektedir. Frankl, paradoksik niyet tekni─činin, her sorunun ├ž├Âz├╝m├╝nde uygun bir teknik olmad─▒─č─▒n─▒, ├Âzellikle altta yatan beklentisel kayg─▒l─▒ durumlar─▒n tedavisinde etkili oldu─čunu vurgulamaktad─▒r.
├çeli┼čik niyet tekni─či genellikle saplantl─▒-zorlanmal─▒ ve fobik olaylarda etkili olmaktad─▒r. Bununla birlikte Frankl bu tekni─čin b├╝t├╝n bu t├╝r problemleri y├╝zde y├╝z ├ž├Âzen sihirli bir de─čnek de olmad─▒─č─▒n─▒ vurgulamaktad─▒r.
├ľrnek: 1
“D├╝n bir s─▒nava girmek gerekiyordu ve s─▒navdan yar─▒m saat ├Ânce, kelimenin tam anlam─▒yla korkudan donup kald─▒─č─▒m─▒ hissettim. Notlar─▒ma bakt─▒m, kafam─▒n i├ži bo┼čalm─▒┼č gibiydi. Uzun s├╝re ├žal─▒┼čt─▒─č─▒m konular bana tamamen yabanc─▒ geliyordu; bu nedenle pani─če kap─▒ld─▒m: “Hi├ž bir ┼čey hat─▒rlam─▒yorum! S─▒nav─▒ ge├žemeyece─čim!” Dakikalar ilerledik├že korkumun artt─▒─č─▒n─▒, notlar─▒m─▒n daha ├žok yabanc─▒ g├Âz├╝kt├╝─č├╝n├╝, terledi─čimi, notlara her bakt─▒─č─▒mda korkumun artt─▒─č─▒n─▒ s├Âylemeye gerek yok!
S─▒navdan be┼č dakika ├Ânce, bu ruh halimin s─▒navda da devam etmesi halinde ba┼čar─▒s─▒zl─▒─č─▒n kesin oldu─čunu biliyordum; sonra sizin paradoksal niyet teorinizi hat─▒rlad─▒m. “Nas─▒l olsa ba┼čar─▒s─▒z olaca─č─▒m i├žin, ba┼čar─▒s─▒z olmak i├žin elimden geleni de yapabilirim!” dedim kendi kendime. “Bu profes├Âre ├Âylesine k├Ât├╝ bir ka─č─▒t verece─čim ki, g├╝nlerce kafas─▒ kar─▒┼čacak! Ka─č─▒d─▒ tam bir laf salatas─▒yla dolduraca─č─▒m ve sorulara kesinlikle ilgisiz cevaplar yazaca─č─▒m! Ona, bir ├Â─črencinin s─▒navda ger├žekten nas─▒l ba┼čar─▒s─▒z olabilece─čini g├Âsterece─čim! Bu, onun meslek hayat─▒nda ald─▒─č─▒ en aptalca ka─č─▒t olacak!”
Bu d├╝┼č├╝ncelerle oyalan─▒rken s─▒nav saati gelmi┼čti ve ben kahkahalarla g├╝l├╝yordum. ─░ster inan, ister inanma, her soru bana ├žok anlaml─▒ gelmi┼čti; rahatlam─▒┼čt─▒m ve garip gelebilir ama, havam m├╝thi┼čti! ─░yi bir not alarak s─▒nav─▒ ge├žtim!”
├ľrnek: 2
“K─▒rk ya┼č─▒nday─▒m ve en az on y─▒ld─▒r bir nevrozdan muzdaripim. Psikiyatrik yard─▒m ald─▒m, ama arad─▒─č─▒m rahatlamay─▒ bulamad─▒m (on sekiz ay terapi g├Ârd├╝m). 1968 y─▒l─▒nda verdi─činiz bir konferanstan sonra, birisinin size u├žak korkusunu nas─▒l yenece─čini sordu─čunu duydum. Benim de b├Âyle bir fobim oldu─ču i├žin dikkatle dinledim. “Parodoksal niyet” tekni─či sand─▒─č─▒m teknikle, ona, u├ža─č─▒n infilak ederek d├╝┼čt├╝─č├╝n├╝ ve kendisini param par├ža oldu─čunu hayal etmesini s├Âylediniz!
Bir ay kadar sonra 4000 km.lik bir yolu u├žmam gerekiyordu ve her zamanki gibi korkuyordum. Ellerim terliyor, kalbim ├žarp─▒yordu; o adama verdi─činiz ├Â─č├╝d├╝ hat─▒rlad─▒m. U├ža─č─▒n infilak etti─čini; bulutlardan a┼ča─č─▒ do─čru s├╝z├╝ld├╝─č├╝m├╝ hayal ettim. Fantezimi bitirmeden, birdenbire, ├žok sakin oldu─čumu ve sonu├žland─▒rd─▒─č─▒m baz─▒ i┼čleri d├╝┼č├╝nd├╝─č├╝m├╝ fark ettim. Fanteziyi bir ka├ž kere daha denedim ve kendimi yerde bir kan birikintisinin i├žinde g├Ârene kadar devam ettim. U├žak indi─činde sakindim, hatta yery├╝z├╝n├╝n ku┼č bak─▒┼č─▒ manzaras─▒ndan zevk alm─▒┼čt─▒m.ÔÇŁ
├ľrnek: 3
“Bir adam gece yata─ča girmeden ├Ânce ├Ân kap─▒y─▒ kontrol etme zorlan─▒m─▒ndan ┼čikayetle toplum ruh sa─čl─▒─č─▒ merkezine gelmi┼čti. ─░ki dakika i├žinde, ├Ân kap─▒y─▒ on kere kontrol etmeye zorland─▒─č─▒ noktaya gelmi┼čti. Bundan kurtulmak i├žin kendine telkin verdi─čini, ama i┼če yaramad─▒─č─▒n─▒ s├Âyl├╝yordu. Ondan, iki dakika i├žinde kap─▒y─▒ ka├ž kere kontrol edebilece─čini g├Ârmesini, yeni bir rekor k─▒rmaya ├žal─▒┼čmas─▒n─▒ istedim! ilk ├Ânce aptalca buldu, ama ├╝├ž g├╝n sonra zorlan─▒m diye bir ┼čey kalmam─▒┼čt─▒.”
├ľrnek: 4
“─░sterik te┼čhisi konan k─▒rk sekiz ya┼č─▒ndaki Bayan N., titreme n├Âbetleri ge├žiriyordu. Bir fincan kahveyi d├Âkmeden tutamayacak kadar fazla titriyordu. Yazam─▒yor, kitab─▒ okuyabilecek kadar sabit tutam─▒yordu. Bir sabah odama geldi; masan─▒n kar┼č─▒ taraf─▒nda oturdu─ču yerde titriyordu. ├çevrede ba┼čka hasta olmad─▒─č─▒ i├žin, paradoksal niyeti ger├žekten mizahi bir tarzda kullanmaya karar verdim.
Dan─▒┼čman: Titreme konusunda benimle yar─▒┼čabilir misiniz Bayan N.?
Dan─▒┼čan: (┼čoke olmu┼č durumda): Ne?
Dan─▒┼čman: Bakal─▒m kim daha h─▒zl─▒ ve daha uzun s├╝re titreyecek?
Dan─▒┼čan: Siz de mi titremekten ┼čikayet├žiniz?
Dan─▒┼čman: Hay─▒r, b├Âyle bir rahats─▒zl─▒─č─▒m yok, ama istersem titreyebilirim.(Titremeye ba┼člad─▒m.)
Dan─▒┼čan: Ah! Daha h─▒zl─▒ titriyorsunuz. (H─▒zlanmaya ├žal─▒┼č─▒yor ve g├╝l├╝ms├╝yor.)
Dan─▒┼čman: Daha h─▒zl─▒, Bayan N., hadi, daha h─▒zl─▒.
Dan─▒┼čan: Yapam─▒yorum. (Yorulmaya ba┼čl─▒yor.) B─▒rakal─▒m. Art─▒k yapamayaca─č─▒m. (Aya─ča kalkt─▒, salona gitti ve kendine bir fincan kahve ald─▒; ve tek damla d├Âkmeden i├žti.)
Dan─▒┼čman: E─členceli de─čil mi?
Daha sonra, ne zaman onu titrerken g├Ârsem, “Hadi Bayan N., gel yar─▒┼čal─▒m”, diye tak─▒l─▒yordum, o da “Tamam. ─░┼če yarad─▒─č─▒ kesin”, diye kar┼č─▒l─▒k veriyordu.”

3.3. D├╝┼č├╝nce Oda─č─▒n─▒ De─či┼čtirme (de-reflection) Tekni─či
Asl─▒nda paradoksal niyet tekni─čine benzer bir tekniktir. Paradoksal niyette as─▒l yap─▒lmas─▒ istenenin tersi istenirken, d├╝┼č├╝nce oda─č─▒n─▒ de─či┼čtirmede as─▒l yap─▒lmas─▒ istenenin d─▒┼č─▒nda ba┼čka bir ┼čey istenir.
Frankl bu tekni─čin dayana─č─▒n─▒ ┼č├Âyle anlatmaktad─▒r. Bir durum niyetin hedefi oldu─čunda, dikkatinde hedefi olur. Frankl bunlara ÔÇťhiper (a┼č─▒r─▒) niyetÔÇŁ ve ÔÇťhiper (a┼č─▒r─▒) d├╝┼č├╝nceÔÇŁ (Bkz. ┼×ekil 1) adlar─▒n─▒ veriyor. Bu iki olgu s├╝rekli birbirini peki┼čtirerek bir d├Âng├╝ olu┼čturur. Bu d├Âng├╝y├╝ k─▒rabilmek i├žin de niyeti yada d├╝┼č├╝nceyi de─či┼čtirmek gerekir. A┼č─▒r─▒ niyet ve a┼č─▒r─▒ d├╝┼č├╝nmeye kar┼č─▒, d├╝┼č├╝nce oda─č─▒n─▒n da─č─▒t─▒lmas─▒ i┼člemi devreye konulmakta ve b├Âylece problem bu uygulamayla a┼č─▒lmaya ├žal─▒┼č─▒lmaktad─▒r. D├╝┼č├╝nce oda─č─▒n─▒ de─či┼čtirme tekni─či, daha ├žok cinsel nevrotik yap─▒da kullan─▒lmaktad─▒r. Cinsel ili┼čkide, cinsel g├╝├ž ve orgazm niyetin hedefi yap─▒ld─▒─č─▒ anda dikkatin de hedefi olmaktad─▒r. B├Âylece bir geri-besleme mekanizmas─▒ olu┼čmaktad─▒r. Birey, g├╝c├╝n├╝ ve orgazm─▒ garantilemek i├žin b├╝t├╝n dikkatini g├╝c├╝ne ve performans─▒na y├Âneltir. Bu d├Âng├╝y├╝ k─▒rmak i├žin, birey g├╝├ž ve orgazm aramak yerine yani kendini g├Âzlemek yerine kendini unutmal─▒d─▒r.
Bireyin hiper d├╝┼č├╝nmesine kar┼č─▒ harekete ge├žmek ve d├╝┼č├╝nce oda─č─▒n─▒ de─či┼čtirerek, haz aray─▒┼č─▒n─▒ veya orgazm─▒ merkez d├╝┼č├╝nce olmaktan ├ž─▒kararak, kendisi olmaya ├žal─▒┼čmas─▒n─▒ sa─člamak gerekmektedir. Bu yakla┼č─▒mla bireyin cinsel haz i├žin m├╝cadele etmesi engellenerek, cinsel ili┼čkide kendisi olmas─▒na yard─▒mc─▒ olunmaktad─▒r. Bireyin dikkati problemi ├╝zerinden ba┼čka bir noktaya ├žekilmekte ve b├Âylece dan─▒┼čan─▒n problemi d├╝┼č├╝nmemesi sa─članmaktad─▒r.

┬á┬á┬á┬á┬á┬á┬á┬á ┼×ekil 1. Hiper Niyet- Hiper D├╝┼č├╝nce
Frankl bu tekni─či iktidars─▒zl─▒k, so─čukluk, ac─▒l─▒ birle┼čme gibi cinsel sorunlarda kullan─▒labilecek bir teknik olarak kullanm─▒┼čt─▒r ve cinsel sorunlar─▒n olu┼čumunu ┼ču ┼čekilde a├ž─▒klamaktad─▒r:
Birey g├╝c├╝n├╝ ve orgazm─▒ garantilemek i├žin kendine ve performans─▒na dikkat eder. Ayn─▒ ├Âl├ž├╝de dikkat e┼čten ve bireyi cinsel y├Ânden uyaracak uyar─▒mlardan uzakla┼č─▒r. Sonu├ž olarak cinsel g├╝├ž azal─▒r. Bu da bireyin dan─▒┼čan─▒n hiper niyetini artt─▒r─▒r ve b├Âylece d├Âng├╝ devam eder gider.
Bu d├Âng├╝y├╝ k─▒rmak i├žin dan─▒┼čan─▒n g├╝├ž ve orgazm─▒ aramak yerine kendi olmal─▒, kendini vermelidir. Birey kendini g├Âzlemek yerine kendini unutmal─▒d─▒r.
├ľrnek:
ÔÇťD├╝┼č├╝nce oda─č─▒n─▒n de─či┼čtirilmesi konusunda verdi─čim bir dersten sonra, kat─▒lanlardan birisi erkek arkada┼č─▒n─▒n iktidars─▒zl─▒k sorunu oldu─čunu dile getirdi ve┬á bu tekni─či erkek arkada┼č─▒na uygulay─▒p uygulayamayaca─č─▒n─▒ sordu.
Erkek arkada┼č─▒na, tedavi g├Ârd├╝─č├╝ i├žin, doktorun kendisine ila├ž verdi─čini ve bira ay s├╝reyle cinsel ili┼čkiden ka├ž─▒nmas─▒n─▒ tembihledi─čini s├Âylemesine karar verdik. Ertesi hafta ├Â─črenci m├╝dahalenin i┼če yarad─▒─č─▒n─▒ bildirdi.ÔÇŁ
3.4. ├çekici Teknik (The Appealing Technique): Lukas yukar─▒da tan─▒mlanan ├╝├ž tekni─čin uygulanabilmesi i├žin dan─▒┼čman─▒n dan─▒┼čan─▒ dikkatlice dinleyip d├╝nyaya bak─▒┼č a├ž─▒s─▒n─▒ anlad─▒ktan sonra, durumun nesnel anlamda ne anlama geldi─čini ke┼čfetmeye ├žal─▒┼čmay─▒ gerektirdi─čini belirtmektedir (Ivey, Ivey ve Simek-Downing, 1987). LukasÔÇÖa g├Âre bu teknik alkol ve uyu┼čturucu tedavisi g├Âren dan─▒┼čanlarda ya da di─čer tekniklerle ula┼č─▒lamayan dan─▒┼čanlarda kullan─▒labilir. Bu teknik Ads─▒z Alkoliklerin (AA) ve baz─▒ uyu┼čturucu tedavi gruplar─▒n─▒n kulland─▒─č─▒ y├Ânteme benzemektedir. Dan─▒┼čman, dan─▒┼čan─▒n durumunun umutsuz olmad─▒─č─▒ d├╝┼č├╝ncesine var─▒r ve dan─▒┼čan─▒n da benzer bir fark─▒ndal─▒─ča sahip olmas─▒n─▒ sa─člar. ├ľrne─čin uyu┼čturucu ba─č─▒ml─▒s─▒ olan bir dan─▒┼čandan ÔÇť├çaresiz de─čilim, kendi kaderimi kontrol edebilir ve y├ÂnlendirebilirimÔÇŁ c├╝mlesini y├╝ksek sesle s├Âylemesi istenilebilir.
Bu teknik, anlay─▒┼čl─▒ ve destekleyici bir dan─▒┼čman e┼čli─činde faydal─▒ olabilir. Psikoanalizin ve davran─▒┼č├ž─▒l─▒─č─▒n ÔÇťsofistikeÔÇŁ tekniklerinden olduk├ža farkl─▒d─▒r. Baz─▒ dan─▒┼čmanlar bu tekni─či kullanmay─▒ utand─▒r─▒c─▒ bulabilmektedirler. ├ç├╝nk├╝ kuramsal anlamda ├žok derin g├Âr├╝nmemektedir. Ancak dan─▒┼čman kendisi inan─▒rsa bu te┼čvik edici tekni─čin baz─▒ dan─▒┼čanlar i├žin i┼če yarad─▒─č─▒n─▒ g├Ârecektir. Benzer teknikler kullanan Ads─▒z Alkolikler ve benzeri gruplar─▒n ba┼čar─▒lar─▒ ortadad─▒r (Ivey, Ivey ve Simek-Downing, 1987).
KAYNAKÇA
1. Alt─▒nta┼č, E., & G├╝ltekin, M. (2003) Psikolojik Dan─▒┼čma Kuramlar─▒. ─░stanbul: Alfa Yay─▒nc─▒l─▒k
2. Frankl, V. E. (1997) ─░nsan─▒n Anlam Aray─▒┼č─▒. Ankara: ├ľteki Yay─▒nevi
3. Frankl, V. E. (1998) Duyulmayan Anlam ├ç─▒─čl─▒─č─▒. Ankara: ├ľteki Yay─▒nevi
4. Ivey, A., E., DÔÇÖAndrea, M., Ivey, M., B. & Simek-Morgan, L. (2002) Counseling and Psychotherapy. Allyn & Bacon
5. Ivey, A., E., Ivey, M., B. & Simek-Downing, L. (1987) Counseling and Psychotherapy. Prentice-Hall, Inc.
6. Karahan, T., F., & Sardo─čan, E., S. (2004) Psikolojik Dan─▒┼čma ve Psikoterapide Kuramlar. Samsun: Deniz K├╝lt├╝r Yay─▒nlar─▒
7. Nelson-Jones, R. (1995) Theory and Practice of Counseling. Redwood Books
8. Patterson, C., H., & Watkins, C., E. (1996) Theories of Psychotherapy. Harper Collins

%d blogcu bunu be─čendi: