Faydali Olmasi Dilegi ile...:
| Psikoloji ve Bireysel Farklılıklar |
|
|
PSİKOLOJİ: İnsanın bilinmeyen yanlarını bilinir kılarken, bilimin yöntemleriyle elde edilen verilerden ve bilimsel yöntemden yararlanır. Psikoloji insanın kendini incelediÄŸi bilim dalıdır. Tüm yaÅŸayan canlıların davranışlarını incelediÄŸinden psikoloji organizmaların davranışlarını inceleyen bilim dalıdır. Psikolojinin amacı insanın davranışlarını anlama, açıklama ve tahmin etmektir. BİLİMSEL YÖNTEM: Temelini bilinmeyenlerin çoÄŸunun ölçülebilir nedenleri olduÄŸundan alır. PSİKOLOJİ ve BİREYSEL FARKLILIKLAR: Bireysel farklılıklar psikolojinin konusu olarak ele alındıktan sonra, insanı anlama amacıyla sistemli ÅŸekilde incelenmeye baÅŸlanmıştır. Bireysel, Bireyler Arası ve Birey İçindeki Farklılıklar: KiÅŸiler birbirine benzemediÄŸi gibi, kiÅŸinin kendi içindeki özellikleri ve davranışları da farklıdır. KiÅŸilerin devimsel, dil, problem çözme, zihinsel süreçler, duygular, öÄŸrenme özellikleri birbirinden farklı olur. Psikolojide önemli baÅŸarımlardan birisi her kiÅŸinin davranışlarındaki deÄŸiÅŸmeye raÄŸmen deÄŸiÅŸmez davranışları (zeka, kaygı, dikkat gibi) belirlemek ve ölçmek için yöntemlerin geliÅŸtirilmiÅŸ olmasıdır. KiÅŸinin kendi içindeki her bir davranışında oluÅŸan farklılaÅŸmanın kaynağı kiÅŸinin beden yapısıyla etkileÅŸtiÄŸi çevredir. KiÅŸinin davranışı karmaşık bir ÅŸekilde etkileÅŸen yapısının bölümleriyle ve onun dışındaki baÄŸlamlarla baÄŸlantılıdır. Sadece bir özelliÄŸiyle diÄŸerlerinden farklı olma olan bireysel farklılık, bir çok özelliÄŸiyle diÄŸerlerinden farklı olma bireyler arası farklılık ve bireyin birçok özelliÄŸinin kendi içindeki farklılıkları bireyin içindeki farklılıktır. BİREYSEL FARKLILIK: İnsanın deÄŸiÅŸmez özelliklerinden sadece birini dikkate alarak kiÅŸinin bir özelliÄŸiyle diÄŸerlerinden farklı olduÄŸunu belirtir. Engelli çocukların engellerine göre sınıflandırılmasında bireysel farklılıklar kavramından yararlanılmıştır. BİREYLER ARASI FARKLILIK: ÇocuÄŸun diÄŸer çocuklardan birçok özelliÄŸinin farklı olduÄŸunu belirtir. BİREYİN İÇİNDEKİ FARKLILIKLAR: ÇocuÄŸun kendi içindeki yeterliliklerini ölçerek ve ölçülen beceri ve yeteneklerini kendi aralarında karşılaÅŸtırarak betimlemedir. ÖZEL GEREKSİNİMLİ ÇOCUK: Bireyler arası farklılıklarına bakıldığında özel gereksinimli çocuk bir çok özelliÄŸiyle normal çocuk gibidir. Ancak bazı özellikleriyle onlardan farklıdır. Özel gereksinimli çocuklar için eÄŸitim programlarının planlanmasında bireyin kendi içindeki farklılıkları göz önüne alınmaya baÅŸlanmıştır. ENGELLİLERİN GELENEKSEL SINIFLANDIRILMASI: Geleneksel sınıflama özel gereksinimli çocukların yetersizliÄŸe göre sınıflandırılmasını önerir. Çocukların yetersizliklerine bakılarak sınıflandırıldığında homojen küme oluÅŸturacağı düÅŸünülür. Ancak görme, iÅŸitme, zihinsel yetersizliklerine göre çocuklar sınıflandırıldığında bu kümeler yetersizlikleri, öÄŸrenmeleri, geliÅŸmeleri bakımından homojen olmaz. ZİHİNSEL SAPMALAR: Zeka ölçeÄŸinde düÅŸük düzeyde performans gösterenlere zihinsel gerilik etiketi, yüksek performans gösterenlere üstün zekalı etiketi verilir. ÜSTÜN ZEKALI ÇOCUK: Normal çocuktan pek çok özellikleriyle farklıdır. GeliÅŸim alanlarında büyümesi farklıdır. Okulda özel düzenlemelerin yapılmasına gerek vardır. ZİHİN ENGELLİ ÇOCUK: Boy, ağırlık, iÅŸitmesi, görmesi normaldir. Ama sosyal, dil, zihinsel bakımdan ortalama akranlarından farklıdır. Okulda akademik, dil, sosyal becerilerin geliÅŸtirilmesine yönelik özel düzenlemelerin yapılmasına gerek vardır. İŞİTME ENGELLİ ÇOCUK: Boy, kilo, görmesi normaldir. Zeka yaşı normal sınırlar içindedir. En düÅŸük puanı iÅŸitme ve dil testlerinden alır. Bu özelliÄŸiyle yaÅŸamak zorundadır. EÄŸitim programındaki düzenlemeler, dil ve iletiÅŸim becerilerini geliÅŸtirmesi ve kendi içindeki farklılıklarını dikkate almayı gerektir. GÖRME ENGELLİ ÇOCUK: Ortalama akranlarından çok az farklılaşır. Hareketlerinde bağımsızlık kazandırmak için bağımsız hareket etme ve akademik alanlarda geliÅŸimi için dinleme becerilerinin kazandırılmasına ve okumayı öÄŸrenmesi için kabartma yazıyla okuma ve yazma becerilerinin kazandırılmasına gereksinimi vardır. az gören olarak etiketlenen çocuk, geliÅŸme örüntüleri bakımından ortalama çocuk gibidir. Okul uygulamalarındaki deÄŸiÅŸiklikler ve öÄŸretim materyallerindeki uyarlamalar kör çocuklar için yapılanlar kadar köklü deÄŸildir. KONUÅžMA ENGELLİ ÇOCUK: Ortalama akranlarından farklı olmadığı gibi geliÅŸim alanlarında da farklılık görülmez. Büyümesinde konuÅŸmasının dışında dikkati çeken farklılıklar gözlenmez. ORTOPEDİK ENGELLİ ÇOCUK: Hareket etme yetenekleri sınırlı olan çocuktur. Okuldaki akademik becerilerde bir gerilik gözlenmez. DiÄŸer çocukların öÄŸrendiÄŸi gibi öÄŸrenir. Beyin zedelenmesinden etkilenerek bacaklarını ve ellerini kullanamayan çocuklarda çoÄŸunun dilleri de etkilenmiÅŸtir. Zihinsel gerilik ve diÄŸer yetersizliklerden de etkilenmiÅŸ olabilir. Bu çocukların geliÅŸimleri ortalama akranlarından önemli ölçüde farklıdır. Özel gereksinimleri için farklı önlem ve düzenlemelerin yapılmasına gereksinim vardır. DAVRANIÅž BOZUKLUÄžU GÖSTEREN ÇOCUK: Saldırganlık, içine kapanıklık, karşı koyma gibi davranışlardır. Bu davranışları gösteren çocukların zeka bölümleri düÅŸük olabileceÄŸi gibi yüksekte olabilir. Bu sınıflama içinde nörotik ve psikotik çocuklar yer alabileceÄŸi gibi daha hafif duygusal sorunu olan çocuklar ve suçlu çocuklar yer alır. Okul programlarında birebir çalışma ÅŸeklinde uyarlamalara ve geri olduÄŸu akademik alanlarda performansına göre öÄŸretim programlarının düzenlenmesine gereksinimi vardır. davranış bozuklukları daha ÅŸiddetli olduÄŸunda özel sınıf düzenlemeleri düÅŸünülebilir. ÖÄžRENME GÜÇLÜÄžÜ GÖSTEREN ÇOCUK: Bu sınıflama bireyin kendi içindeki farklılıklarının ölçülmesiyle ortaya çıkan bir sınıflamadır. Bu sınıflama içine giren çocuklar birbirinden çok farklıdır. Ortak yanları ise büyümeleri sırasında geliÅŸim alanlarında kendi içinde farklılık göstermeleridir. DAVRANIÅž FARKLILIKLARI: Bireysel farklılıkların kaynağı olarak görülen yetersizlikler davranış farklılıklarına yol açabilir ve farklılaÅŸan etkileri olabilir. Yetersizlikten etkilenmiÅŸ yada etkilenmemiÅŸ tüm insanların gösterdiÄŸi davranış ve davranış farklılıklarını açıklamaya ve deÄŸiÅŸtirmeye yönelik kuram ve yaklaşımlar vardır. PSİKANALİTİK GÖRÜÅž: Psikanalitik kurama göre insanın davranışını anlama bilinç dışında kalanların özellikle içsel süreçlerle çözümüyle olasıdır. Freud insanın davranışlarının belirleyicisi olarak gördüÄŸü kiÅŸiliÄŸi, birbiriyle baÄŸlantılı ve iliÅŸki içinde olan id, ego, süperego olarak belirtmiÅŸtir. PSİKANALİTİĞİN TEMEL SAYITLILARI: NEDENSELLİK: Çevremizde olan her ÅŸeyin bir nedeni vardır. TEKNİK MENTAL ENERJİ DEVAMLILIK PRENSİBİ VE TEKRAR DÜRTÜSÜ EKONOMİ PRENSİBİ: Organizma tüm eylemlerini en az, en ucuz, en zahmetsiz ÅŸekilde yapmak ister. Enerji israf edilmez, enerji yok olmaz. Vücuttaki enerji deÄŸiÅŸebilir, birikebilir, baÅŸka alanlara kaydırılabilir. Enerjinin dışa vurumu engellenirse bu enerji baÅŸka kanallar arar. ZEVK HAZ PRENSİBİ: Organizma haz arar. Dengelilik hali organizmayı mutlu kılar. Bir ihtiyaç olduÄŸunda gerginlik oluÅŸur ve organizma bunu örtmeye çalışır. Vücuttaki enerjinin birikmesi, saklanması huzursuzluk doÄŸurur. TOPOGRAFİK KURAM: Bilince gelmeye hazır olay ve olguların olduÄŸu alan BİLİNÇALTI: Bilinçteki algılanan olayların dışındaki olay ve olguların olduÄŸu yer YAPISAL KURAM: İd, ego ve süper ego insan kiÅŸiliÄŸini oluÅŸturur. İD: KiÅŸiliÄŸin temel sistemidir. İd kalıtımla gelen içsel dürtüleri içerir. İçsel dürtülerin, ego ve süper egonun enerji kaynağıdır. İçgüdüleri İçeren ruhsal enerji kaynağı olan haz ilkesine göre davranan benliÄŸimiz. (kiÅŸiliÄŸin biyolojik bölümü). EGO: Varlığı organizmanın gerçek nesnel dünyayla alışveriÅŸe geçme gereksiniminden kaynaklanır. İdi denetleyen kiÅŸiliÄŸi gerçekçi yürütme organı. (kiÅŸiliÄŸin psikoloji bölümü). EGONUN İŞLEVLERİ: Benlik enerjinin boÅŸalması sırasında gösterilecek eylemleri yönetir. Enerjinin boÅŸaltılması için çevredeki hangi nesnelerle iliÅŸki kuracağını seçer. Hangi iç tiplerin ne biçimde doyuma ulaÅŸacağına karar verir. Üst ve alt benlikten gelen istekler için olumlu çözüm yolları bulur. KiÅŸinin ve neslin devamı için alt benliÄŸin enerjisini yönlendirir. SÜPEREGO: Ahlaksal ülkü yada bilinçtir. İçimizdeki yargıç, kusursuz olmaya çalışan egoyu denetleyen üstbenliÄŸimiz. ( kiÅŸiliÄŸin ahlaki bölümü). SÜPEREGONUN İŞLEVİ: İd den gelen içsel tepkileri bastırmaktır. BenliÄŸi gerçekçi amaçlar yerine törel amaçlara yöneltmeye ikna etmeye çalışır. Kusursuz olmaya çabalar. YAÅžAM İÇGÜDÜSÜ: Bireysel yaÅŸamın ve insan ırkını sürekliliÄŸini saÄŸlar. Açlık, susuzluk ve cinsellik bu sınıflamaya girer. YaÅŸam içgüdüsünü çalıştıran enerjiye libido denir. ÖLÜM İÇGÜDÜSÜ: Ölüm İçgüdüsünün önemli bir türevi saldırganlık dürtüsüdür. İnsanın kendini yok etmeye yönelik yıkıcı eÄŸilimlerini yaÅŸam içgüdüleri engeller. GERÇEKLİK İLKESİ: İhtiyaçların giderilmesi için uygun bir nesne buluncaya kadar gerilimin boÅŸalımının ertelenmesi anlamına gelir. Gerçeklik ilkesi ve haz ilkesi birbirini tamamlar. Bazı hallerde organizma o anki haz alanlarından vazgeçip hazzı erteleyebilir. Gelecekte daha uygun alanlardan haz almayı amaçlar. Kısaca haz almak yada acıdan kaçınmak için bireyler daha kısa vadeli çıkarlarını erteleyebilirler. Daha uzun vadeli çıkarlara yönelebilirler. FREUD PSİKOLOJİSİNE ELEÅžTİREL BAKIÅž: TEMEL ELEÅžTİRİ: Freud Psikolojisinin ileri sürdüÄŸü temel sayıtlıların deneylerle araÅŸtırılması imkansızdır. Freud’un insan modelinin bilimsel olmadığı yönünde eleÅŸtiriler vardır. DİĞER ELEÅžTİRİLER: Freud’un psikolojisinde hiç deÄŸinmediÄŸi alanlar vardır. (idrak, algı) İnsan yaÅŸamında çevresel etmenlerin rolü hemen hiç hesaba katılmamıştır. Daha çok biyolojik ve organik etmenlere önem verildiÄŸi görülmektedir. Libidinal enerji kaynağı çok eleÅŸtirilmiÅŸtir. YaÅŸamın ilk yıllarındaki deneyimlerin bütün kiÅŸiliÄŸi etkilediÄŸi düÅŸüncesi eleÅŸtirilmiÅŸtir. Freud’un ileri sürdüÄŸü denge ilkesi ve insan davranışlarının doÄŸadaki yasalara göre iÅŸlediÄŸi temel sayıtlısı, insanı çok fazla mekanik bir varlık olarak ele aldığı eleÅŸtirisine neden olmuÅŸtur. Haz prensibi de eleÅŸtiri almıştır. Hazzın ne olduÄŸu tam olarak anlatılmadığı öne sürülmüÅŸtür. Ölüm içgüdüsünün temel içgüdü olduÄŸunu öne sürmüÅŸtür. Bu da eleÅŸtirilmiÅŸtir. Hem yaÅŸam içgüdüsünün hem ölüm içgüdüsünün çeliÅŸkili olduÄŸu söylenmiÅŸtir. Bilinçdışının varlığı da eleÅŸtirilmiÅŸtir. Bunun kanıtlanamayacağı, bilimsel olmadığı söylenmiÅŸtir. BAZI TEMEL KAVRAMLAR: KAYGI: Benlik tarafından denetim altına alınamayan içten yada dıştan gelen tehdit edici güçler sonucu ortaya çıkan duygudur. GERÇEKLİK KAYGISI: Dış dünyadaki gerçek tehlikelerle karşılaşıldığında duyulan korku ve kaygıdır. NEVROTİK KAYGI: İç tepkilerin denetimini yitirerek cezayla sonuçlanacak davranışlarda bulunma korkusu. TÖREL KAYGI: KiÅŸinin kendi vicdanından korkması. BASTIRMA: Tehdit eden istekleri bilinçten uzaklaÅŸtırarak bilinç altına atıldığı savunma mekanizmasıdır. KARÅžIT TEPKİ GELİŞTİRME: Duygu ve düÅŸünceleri gerçekte olduÄŸunun tam karşıtı gibi algılamadır. YANSITMA: KiÅŸinin kendi duygu ve düÅŸüncelerini baÅŸkasına mal etmesi. CİNSEL GELİŞİM DÖNEMLERİ: ORAL DÖNEM (0-1 YAÅž): Doyum saÄŸlama ağız etrafında odaklanır. Oral dönem çocuÄŸun annesine en çok bağımlı olduÄŸu dönemdir. Bu dönemdeki baÅŸarısızlıklar kiÅŸinin benliÄŸinin geliÅŸmesine raÄŸmen bağımlı olma eÄŸilimi yaÅŸam boyu sürer. ANAL DÖNEM (1-3 YAÅž): Doyum saÄŸlama boÅŸaltma organları etrafında toplanır. Bu dönemdeki baÅŸarısızlıklar çocuÄŸun ileride tutucu, cimri olmasına, dağınık olmasına neden olabilir. FALLİK DÖNEM (3-6 YAÅž): Doyum saÄŸlama cinsel organlar etrafında toplanır. Bu dönemde oidipal karmaÅŸa görülür. LATENT DÖNEM (6-11 YAÅž): ÇocuÄŸun okula baÅŸladığı dönemdir.çocuk önceki dönemleri baÅŸarıyla atlattıysa kendisini aynı cinsteki ebeveynle özdeÅŸleÅŸtirir. GENİTAL DÖNEM (11-18 YAÅž): Ergenlik döneminde çocuÄŸun karşı cinsle ilgilenmeye baÅŸladığı dönemdir. DAVRANIÅžÇI YAKLAÅžIM: İnsan davranışlarından pek çoÄŸunun belli bir ortamda verilen uyaranlara gösterilen tepkilerle öÄŸrenildiÄŸi düÅŸünülür. İnsan davranışları öÄŸrenmeyle kazanılır. Davranışçı yaklaşım insanların gözlenebilen davranışlarını konu edinir. İnsan davranışları uyaranlara verilen tepkilerdir. Davranışçılar içgüdünün incelenemeyeceÄŸini, bilime konu olamayacağını düÅŸünürler. Onlara göre ÅŸartlanma yoluyla öÄŸreniriz. Davranışçılara göre kiÅŸilik alışkanlıkların toplamıdır. Davranış bozuklukları da yanlış öÄŸrenilmiÅŸ davranışlardır. Freud’un aksine davranış deÄŸiÅŸtirme sırasında analiz yapılmaz. Davranışların ortaya çıkmasında hangi pekiÅŸtireçlerin rol aldığı araÅŸtırılır. İlk davranışçı kuramcılar ruhsal olarak kalıtımı kabul etmemekteydiler. Davranışçılara göre koÅŸullanma davranışla, ÅŸartlanma ile oluÅŸur. Davranışçı görüÅŸ pozitivizm olarak bilinen felsefi hareketten etkilenmiÅŸtir. Davranışçı yaklaşımın oluÅŸumunda ikinci önemli katkı Darvin’in çalışmalarıdır. Skınner Operant Åžartlanmayı ortaya çıkarmıştır. Davranışçı görüÅŸ açısından bakan psikologlar: Uyumsuz davranışı belirleme Uyumsuz davranışın öÄŸrenilme süresini öÄŸrenme Uyumsuz davranışı gidermek için öÄŸrenme kuramından yararlanma DAVRANIÅžÇI YAKLAÅžIMIN TEMEL SAYITLILARI: Davranış kiÅŸinin çevresinin ürünüdür. Çevresel etkileÅŸim davranış deÄŸiÅŸtirmek için önemli bir anahtardır. İnsanın kiÅŸiliÄŸi olumlu ve olumsuz davranışların bütünüdür. Bir psikolog doÄŸrudan doÄŸruya açık davranışlarla uÄŸraşır. ÖÄŸrenilmesi ve deÄŸiÅŸtirilmesi gereken davranışların belirlenmesi davranışçı psikologlar için teÅŸhis anlamına gelir. Bu kuramla çalışan psikologların kullandığı teknikler: operant ÅŸartlanma, taklit, ters yönde ÅŸartlandırma, duyarsızlaÅŸma, sistematik ÅŸartlandırma, klasik ve edimsel koÅŸulama, sosyal öÄŸrenme. KLASİK KOÅžULLAMA: Pavlov ve Watson’un örnekleri klasik koÅŸullama olarak bilinir. KoÅŸulsuz uyaranın nötr uyaranla eÅŸlenerek, nötr uyaranın koÅŸullu uyaran özelliÄŸi kazanarak tepkiyi ortaya çıkarması klasik koÅŸullamadır. Davranış terapistleri uyumsuz tepkileri yıkarken, yerlerine olumlu koÅŸullu tepkileri oluÅŸturma üzerinde dururlar. DAVRANIÅžÇILIK: Sadece gözlenebilir davranışların incelenmeye alınması ve bunların öÄŸrenilerek kazanılması davranışçılık olarak bilinir. ÇAÄžRIÅžIMCILIK: ETKİ YASASI: Doyum yaratan herhangi bir eylem ortamı çaÄŸrıştırırsa, eylemin oluÅŸma olasılığı daha önceki oluÅŸma olasılığından daha yüksektir. UYGULAMA YASASI: Belli ortamda yapılan tepki ortamı çaÄŸrıştırırsa o ortam tepkinin oluÅŸumuna zemin hazırlar. EDİMSEL KOÅžULLAMA: Refleksif davranımlardan çok istemli davranışlar olarak bilinen edimlerle ilgilidir. Davranışları uyaranların izleme ve geri çekmelerine baÄŸlı olarak tepkilerin öÄŸrenilmesini saÄŸlayan pekiÅŸtireç ve cezalar edimsel koÅŸullama olarak bilinir. İnsan davranışını deÄŸiÅŸtirmek için pekiÅŸtirme ve ceza ilkelerinin kullanılması, davranış deÄŸiÅŸtirme olarak bilinir. Edimsel koÅŸullama ilkeleri tüm insanlar için geçerlidir. MODELLE ÖÄžRENME: Modelin yapmış olduÄŸu davranışın yada tepkinin gözlenerek yapılmasının öÄŸrenilmesidir. GÜDÜLEME - HAREKETE GEÇİRİCİLER: Davranışçı yaklaşıma göre davranışların oluÅŸumu ve sürmesi büyük ölçüde çevresel olayların harekete geçirdiÄŸi varsayılır. Temel biyolojik arzulardan açlık, susuzluk davranışın temel güdüleyicileridir. OLUMLU PEKİŞTİRME: Davranışı izleyen olay, o davranışın oluÅŸum sıklığını arttırsa davranışın sonucu olan bu izleyen olaya olumlu pekiÅŸtireç, ve bu sürece de olumlu pekiÅŸtirme denir. İnsan davranışlarından pek çoÄŸu olumlu pekiÅŸtirme sonucunda öÄŸrenilmiÅŸtir. OLUMSUZ PEKİŞTİRME: Genellikle hoÅŸa gitmeyen çevresel olayları kaldıran yada ÅŸiddetini azaltan davranışın oluÅŸum sıklığı artar. Bu sürece olumsuz pekiÅŸtirme denir. CEZA: İzledikleri davranışların ileride oluÅŸum sıklığını azaltan sonuçlara itici uyaran bu sürece de ceza denir. Ceza davranışı azaltan sonuçlarla davranışlar arasındaki belli iliÅŸkiyi betimlemek için kullanılan teknik bir kavramdır. SÖNME: Daha önce pekiÅŸtirilen davranış artık pekiÅŸtirilmezse, davranışın oluÅŸum sıklığı azalır. Buna sönme denir. UYARAN KONTROLÜ: Davranış öncesi uyaranla davranış arasındaki iliÅŸkiyi betimler. DİĞER ÖÄžRENME ETKİLERİ: Model olma davranışın nasıl yapıldığının gösterilmesidir. Åžekil verme arzu edilen davranışa yaklaÅŸan davranışın pekiÅŸtirilmesiyle yeni davranışın öÄŸrenilmesi için kullanılır. FARKLI OLMA: Davranışçı yaklaşımı benimseyenler, farklı davranışı, yanlış öÄŸrenilmiÅŸ yada öÄŸrenilmiÅŸ uyumsuz davranış olarak görürler. TANILAMA: Davranışçı görüÅŸü benimseyenlere göre tanılama, problem durumun tüm iliÅŸkili boyutlarının benimsenmesi sürecidir. Problem durumu ile ilgili olarak çevrenin ve çocuÄŸun davranışlarının betimlenmesine gerek vardır. DÜZELTME ARAÇLARI: Tanılama sürecinin son aÅŸaması düzeltme araçlarını listelemedir. İki düzeltme amacı belirtilebilir: Ortamda olumsuz davranışların oluÅŸum sıklığını azaltma Ortamda olumlu davranışların oluÅŸum sıklığını arttırma. DÜZELTME TEKNİKLERİ: Amaç belirlendik sonra amaçların özelliklerine göre düzeltme tekniklerine karar verilir. Davranışsal düzeltme teknikleri doÄŸrudan hedef davranışı arttıracak yada azaltacak ÅŸekilde düzenlenir. ÇEVRENİN DÜZENLENMESİ: Ortam deÄŸiÅŸtirme: Rahatsız edici uyaranı ortadan kaldırma. Uyumlu ortamı destekleyecek ortam hazırlama. ÖÄŸrenciyi uygun olmayan ortamdan uzaklaÅŸtırma. Olumlu pekiÅŸtirme modelleri oluÅŸturma. İZLERLİĞE DAYALI DÜZELTME TEKNİKLERİ: Uygun tepkileri sembolle, bilgi verici dönütle pekiÅŸtirme. Uygun olmayan davranışın pekiÅŸtirecini geri çekerek söndürme. Cezayla uygun olmayan davranışı azaltma. Az yeÄŸlenen etkinliÄŸi çok yeÄŸlenen etkinlikle arttırma. EĞİTİM ORTAMINDA AVANTAJ VE DEZAVANTAJLARI: Davranışçı yaklaşım sınıf ortamında pek çok sorunun çözülmesinde kullanılabilir. Sorunlu davranışın davranış öncesi ve sonrası olaylarla iliÅŸkileri açık ve belirgin olduÄŸu durumlarda yaklaşımı uygulama çok kolaydır. ÇoÄŸu durumda olumsuz davranışı sürdüren pekiÅŸtirmeyi belirlemek güç olabilir. Davranışçı düzeltme teknikleriyle ağır düzeyde sorunları olan çocukların zor ve karmaşık davranışlarıyla oldukça baÅŸarıl olması davranışçı yaklaşımın en önemli baÅŸarılarındandır. BİLİŞSEL PSİKOLOJİ ÖÄŸrenmelerimizin doÄŸrudan doÄŸruya beyin yoluyla olduÄŸunu söyler. Beynin çok baÅŸarılı bir mekanizma olduÄŸunu savunur. Uyaranları önceki deneyimlerimize göre algıladığımızı ve onlara göre yorumladığımızı söyler. Bireyin aktif olduÄŸunu söyler. DAVRANIÅž REPERTUARI: Belli durumlarda nasıl davranacağımız konusunda bizde olan öÄŸrenmelerdir. Uyaran çevremizin geniÅŸliÄŸi bizim daha fazla ÅŸema geliÅŸtirmemizi saÄŸlar. ABC KURAMI: İnsan davranışlarının nasıl deÄŸiÅŸtirilebilmesi gerektiÄŸi ve yapılandırılması konusundaki bilgiler A— Olay B— Olayla ilgili düÅŸünceler / yargılar C— Tepkiler / düÅŸünceler D— B’ye ait düÅŸüncelerin irdelenmesi E— DoÄŸru tepkiler Davranış bozukluklarının arkasında akılcı olmayan davranışlar vardır. İNSANCIL PSİKOLOJİ Fenomonoloji / Görüngü bilim / danışan merkezli davranış diye anılır. Herkesin algıladığı gerçek kendine özgüdür. Herkes kendi fenomonolojik alanına sahiptir. Bu alanı kendine göre algılar. Salt gerçekten bahsedemeyiz. BENLİK: Bireyin ben kimim, neleri yapmalı neleri yapmamalıyım gibi sorulara verdiÄŸi cevaplar doÄŸrultusunda kendine verdiÄŸi roldür. İNSANA BAKIÅž (TEMEL SAYILTILAR): İnsan tek, biricik, kendine özgüdür. İnsan doÄŸuÅŸtan kötü deÄŸildir. İnsan kendini gerçekleÅŸtirmeye eÄŸilimli bir varlıktır. Kendini iyiye yönlendirme içerisindedir. İnsan özgür bir varlıktır. İç güdüleri doÄŸrultusunda tüm davranışlarını tayin eder. Birey bir bütünlük içindedir. Birey mantıklıdır. Bireyin deÄŸiÅŸme arzusu vardır. deÄŸiÅŸime açıktır. Birey kendine has öznel bir dünyaya sahiptir. Birey bu fenomonolojik alanın etkisinde yaÅŸar. KENDİNİ GERÇEKLEÅžTİRME: Bir olgunlaÅŸma sürecidir. Organizmanın sınırlarını tanıması, üretme, probleme dönük yaÅŸama, kendine yeterli olma, çevreden bağımsız olma, demokratik bir kiÅŸilik yapısına sahip olabilme, insanları önyargısız olduÄŸu gibi, olumlu kabul etme, açık olma, insanlıkla özdeÅŸim kurabilme, yaratıcı olmaya çalışma. BEDENSEL FARKLILIKLAR Bir veya birden çok organın iÅŸlevini yerine getirmemesi durumu ortopedik engeldir. RUHSAL DUYGUSAL BOZUKLUK: bedensel rahatsızlıklar kadar kolay anlaşılmaz. Ağır ruhsal bozukluklara psikotik rahatsızlıklar denir. Hastanede bakım gerektirir, toplumla uyumu yoktur. Hastane bakımı gerektirmeyen, zaman zaman ortaya çıkan rahatsızlıklar Nevrotik rahatsızlıklardır. Psikotik rahatsızlıklarda hastalığın seyri baÅŸka hastalıklara kayabilir. BaÅŸtan konan teÅŸhis baÅŸka bir hastalığa çevirebilir. Bedensel rahatsızlıklar iyileÅŸtirilebilir fakat ruhsal bozuklukların tedavisi kesin deÄŸildir.bazılarının tedavisi yoktur. Bedensel rahatsızlıkların ortaya çıkışında belirli mikropların etkisi vardır.ruhsal rahatsızlıkların bir kısmı mineral eksikliÄŸinden kaynaklanabilir. Bazı ruhsal hastalıklarında hiçbir sebebi, virüsü, mikrobu yoktur. Ruhsal bozukluklarda biliÅŸsel sistemler bozulduysa tedavi daha zordur. Psikoterapiler iÅŸe yaramayabilir. Ağır ruhsal hastalıklarda uygulanan metotlardan biri elektro ÅŸoktur. Böylece kiÅŸiye geçmiÅŸi unutturulabilir.bu uygulandığı zaman hasta 2-3 ay hiçbir ÅŸey hatırlamaz. Daha sonra her ÅŸey hatırlanır. Yani düzelme geçicidir. İNSANIN RUHSAL DENGESİNİN BOZULDUÄžU NASIL ANLAÅžILIR? Yemek düzeninin bozulması Uyku düzeninin bozulması Halsizlik BiliÅŸsel sistemlerde bozulma İçe kapanma, sosyal iliÅŸkilerde bozulma YaÅŸama sevincinin azalması İYİ RUH SAÄžLIÄžINA SAHİP OLMAK İÇİN NE YAPILMALI? YaÅŸamı planlayabilme becerisine sahip olma Zaman ve para yönetimini saÄŸlama Örnek olaylardan sonuç çıkarma Kendini bilme YaÅŸanan sevinç ve üzüntülerin içe atılmaması Hayır diyebilmeyi öÄŸrenme HoÅŸa giden faaliyetler yapma Stres kaynaklarından uzaklaÅŸabilme YaÅŸamın doÄŸal akışı sırasında karşılaşılabilecek olaÄŸan dışı durumlara karşı ruhsal bakımdan güçlü olma. CİNSİYET FARKLILIKLARI DOÄžUMDAN İTİBAREN ORTAYA ÇIKAN FARKLILIKLAR: Cinsiyet için farklı renkler seçilir. Oyuncaklar farklıdır. Bazı toplumlarda erkekler daha çok önemsenir. İnce kas becerileri kızlarda daha yoÄŸundur. Erkekler daha çok güç gerektiren iÅŸlerde iyidir. Genel yetenek bakımından kızlar daha duygusal ve estetiklerdir. Erkeklerin matematik iÅŸlerde ve mantıki iÅŸlerde daha yetenekli oldukları düÅŸünülmektedir.kızlar daha çok sözel yetenek gerektiren daha çok konuÅŸmaya dayalı iÅŸlerde beceriklidirler. Mekanik yetenekler erkeklerde daha iyidir.
|
SEO by AceSEF
En Çok Okunanlar
- Çocuklarda Motor Becerileri geliştirme çalışmaları
- Kaybolan zihinsel engelli parmak izinden bulunacak
- Kekeleyen çocuğa nasıl davranmalıyız
- Oral Motor Egzersizler- Yarık Damakta Sesletim Terapisine Etkisi
- Kaybolan zihinsel engelli parmak izinden bulunacak
- 10-16 Mayıs Engelliler Haftası Yaklaşıyor.
- Ada berard aıt eğitim ve danışmanlık merkezinden bir ilk
- Nisan Ayı Otizim Farkındalık Ayı
- ÖSYM 2012 Sınav Takvimi
- Rehabilitasyon Merkezinde Taciz İddiası haberi
- 3 yaşına kadar organik gıda tüketilmeli
- Zihinsel engelliler için memurluk sınavı kursu açıldı
- Ankara için 2012 engelliler yılı
- 8,5 milyon engellimiz var biliyor muyuz!
- Bebeklerin fiziksel ve zihinsel sağlık gelişimleri için dikkat edilmesi gerekenler
- Erken sağlık taraması, 4 bin 600 çocuğu zekâ geriliğinden kurtardı
- Sağlıklı çocuk gelişimde BABA
- Genetik hastalıklar önlenebilir mi
- YaÄŸmur Adam izle
- İstanbul Müftülüğünden Engelliler haftası hutbesi










